T.C.
İSTANBUL
16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/413 Esas
KARAR NO: 2024/658
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 29/12/2015
KARAR TARİHİ: 22/10/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı yan arasında ticari iş ilişkisi kurulduğunu, enjektör test ürününün klinik çalışmalarını konu alan 31/10/2013 tarihli Klinik Çalışma Sözleşmesi akdedildiğini, sözleşmenin yürürlük tarihinden itibaren 35 hafta sonunda tamamlanıp raporun müvekkili şirkete sunulması gerekirken, müvekkilinin müteaddit sözlü uyarıları ve 101 hafta geçmesine rağmen davalı yanın yükümlülüğünü yerine getirmediğini, sözleşmenin 5.maddesi uyarınca gecikme nedenlerini müvekkili şirkete bildirmesi gerekirken bu bildirim yükümlülüğüne de uymadığını ve müvekkil şirketin ağır zarara uğradığını, Sağlık Bakanlığı nezdinde zor durumda kaldığını, sözleşmede öngörülen sürenin yaklaşık 3 katı süre geçmesine ve defalarca uyarılara rağmen davalı yanın sözleşmenin 2.maddesi gereğince klinik çalışmanın başlatılması için gerekli olan etik kurul onayını dahi almayarak, edimini hiç ifa etmeyerek temerrüde düştüğünden süre verilmesine gerek bulunmaması nedeniyle müvekkil şirket tarafından keşide edilen ihtarname ile sözleşmenin feshedildiği bildirilerek ... kodlu araştırma nedeniyle ödenen 27.300 Euro+KDV ile ... kodlu araştırma nedeniyle ödenen 13.300 Euro+KDV olmak üzere toplam 40.600 Euro+KDV'nin ödeme tarihi olan 14/01/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte Euro para birimi olarak veya ödeme günündeki TCMB Euro kurunun TL karşılığı tutarının 7 gün içinde müvekkili şirkete ödenmesinin istenildiğini, davalı şirketin cevabi ihtarnamesi ile maddi ve hukuki dayanağı olmayan nedenler ileri sürerek ödemeleri iadeye yanaşmadığını, davalı şirket cevabi ihtarnamesinde sözleşmeye istinaden yükümlülüklerini yerine getirdiğini ileri sürmüşse de klinik çalışmaların başlanması için ön koşul mahiyetindeki sözleşmenin 2. maddesinde ve ekinde taahhüt edilen T.C. Sağlık Bakanlığı Etik Kurul Onayı'nı dahi almadığını ve hiçbir klinik çalışma yapılmadığını, bunun üzerine müvekkil şirket tarafından ... İcra Müdürlüğü'nün 2015/... Esas sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, ancak davalı yan herhangi bir borcu bulunmadığından bahisle icra takibine itiraz ettiğini ve takibin durdurulduğunu belirterek, itirazın iptalini ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirket ile müvekkil şirket arasındaki sözleşmenin mahiyeti; bir işçi işveren benzeri bağımlılık ilişkisi olmaması nedeniyle hizmet sözleşmesinden, müvekkili şirketin bir sonuç taahhüt etmemesi nedeniyle eser sözleşmesinden ayrıştığını, klinik araştırma yapılmasının bu araştırma ile kesin bir sonuç taahhüdünde bulunulduğu anlamını taşımadığını, müvekkili bu araştırma sonucunda belirli aşamalardan geçtikten sonra bir rapor hazırladığından ve bu raporun davacı şirket lehine olumlu olarak sunulacağına dair bir sonuç taahhüdü olmadığından taraflar arasındaki mevcut ilişkinin bir vekalet ilişkisi olduğunu, davacı şirket dava konusu uyuşmazlığı müvekkil şirketin sözleşmeden doğan yükümlülüklerini gereği gibi yerine getirmemiş olmasına dayandırmakta ise de; iddiaların gereçeği yansıtmadığını, davacı şirket araştırmaların toplam 35 haftada tamamlanması gerekirken müvekkili şirketin kusuru sebebiyle 101 hafta sürdüğünü ve müvekkil şirketin buna rağmen yükümlülüğünü yerine getirmediğini iddia etmekte ise de taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 11.maddesinde davacı şirketin sözleşmeden doğan ödeme yükümlülüğünü fatura tarihinden itibaren 10 gün içinde yerine getirmekle mükellef olduğunun düzenlendiğini, sözleşme ekinde yer alan ödeme planında, her iki çalışma içinde ilk ödemelerin sözleşmenin imzalanmasından sonra yapılması gerektiğini, müvekkil şirketin sözleşmeye istinaden ilk ödeme için düzenlediği 12/11/2013 tarihli fatura bedelinin, davacı şirket tarafından 10 gün içinde ödenmesi gerekirken, 14/01/2014 tarihinde havale yolu ile ödendiğini, dikkat edileceği üzere başlangıçta sözleşmeye aykırı davranarak peşinen 9 haftalık gecikmeye bizzat davacının sebebiyet verdiğini, ödemenin yapılmasının ardından ise davacı taraftan istenilmesine rağmen doküman listesinin verilmediğini, sorulan sorulara yanıt verilmediğini, numune ürün miktarı konusunda bilgi verilmediği, davacının sorulara cevap vermeksizin numuneleri 18/04/2014 tarihinde gönderdiğini, davacı şirket yetkilisinin 08/07/2014 tarihinde ise 120 adet araştırma ürününü değiştirmek üzere geri istediğini, değiştirmek istediği ürünleri ise 15/10/2014 tarihinde müvekkiline ulaştırdığını, ifade edilen uzamaların tamamının davacı taraftan kaynaklandığını, müvekkilinin Etik Kurulu onayını aldığını, üzerine düşen tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, müvekkilinin Etik Kurulu onayını müteakiben ödenecek bedele de hak kazandığını, davacı taraftan alacaklı olduğu ancak bu bedelin ödenmediğini beyan ederek, davanın reddi ile kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
TAHKİKAT, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava; İtirazın iptali istemine ilişkindir.
.... İcra Müdürlüğü'nün 2015/... E. sayılı dosyasında; davacı tarafından 47.908,00 Euro asıl alacak (40.300,00 Euro + KDV) ve 2.559,57 Euro işlemiş faiz (14/01/2014-26/10/2015 arası yıllık %3) olmak üzere toplam 50.467,47 Euro tutarında alacağın, takip tarihinden fiili ödeme tarihine kadar Euro alacak için işleyecek yıllık %3 Euro mevduata Kamu Bankalarınca fiilen uygulanan azami yıllık faiz ve değişen oranlardaki faizi ve fiili ödeme günündeki döviz alış kuru üzerinden tahsil talebiyle 28/10/2015 tarihinde davalı ... Tic. Ltd. Şti. ve ... hakkında başlatılan icra takibine ilişkin ödeme emrinin borçlulara 12/11/2015 tarihinde tebliğ edildiği, borçlular tarafından icra takibine 16/11/2015 tarihinde itiraz edildiği, davanın İİK'nın 67.maddesi uyarınca 1 yıllık yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Dosya kapsamına BAM kaldırma kararı önce alınan 13/03/2017 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacının davalılara borcunun bulunup bulunmadığı konusunda yapmış olduğu değerlendirme neticesinde; taraflar arasındaki sözleşmenin salt bir vekalet sözleşmesi değil, araştırma sonucunun bir rapor halinde sunulması sonucunun taahhüdü nedeniyle eser sözleşmesi olarak nitelendirilebileceğini, davalının ifada gecikmesine davacının sebebiyet verdiğini, dolayısıyla borcun ifasında gecikme olmadığını ve bu durumda da borçlu temerrüdünün gerçekleşmeyeceğini, Bakanlıktan araştırma için onay alınamamasımn borçlunun kusuru olmadan ifanın imkansızlaşması olarak değerlendirileceğini, bununla birlikte, alacaklının hukuka aykırı olarak verildiği düşünülen onay vermeme kararının iptali için İdare Mahkemesine dava açmamasının sorumluluğunun davacı tarafta olacağını, bu imkansızlıkta alacaklının da kusurlu olabileceğini, bu açıdan takdirin Mahkememize ait olduğunu, ilk ihlimalde davalının almış olduğu edimi iyi niyetli, zenginleşmenin iade hükümleri çerçevesinde sebepsiz, zenginleşme kurallarına göre iade etmesi gerektiğini, ikinci ihtimalde de gereği gibi yerine getirdiği ifaya hazırlık sürecindeki çalışmaları sebebiyle ödeme planında hak kazandığı ödemeleri iade etmekle sorumlu olamayacağını, bu ihtimalde göz önünde bulundurularak, davalının ifaya hazırlık süreci sözleşme çerçevesinde değerlendirilerek tespitler sonucu, davacının davalıya 1700 Euro + KDV'lik bir fark meblağını ek olarak ödemesi gerektiğini, davacı'nın yaptığı toplam ödeme: 40600 Euro+KDV, davalı'nın, davacı'ya iade etmesi gereken tutar: 13300 Euro +KDV, davalının hak kazandığı ancak davacı'nın ödemediği tutar: 15000 Euro+ KDV, davacı'nın davalıya ödemesi gereken fark tutarı: 1700 Euro + KDV olduğunu mütalaa etmiştir.
Dosya kapsamına alınan 22/09/2017 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; Davacının davalılara borcunun bulunup bulunmadığı konusunda yapmış olduğu incleme neticesinde; taraflar arasındaki sözleşmenin salt bir vekalet sözleşmesi olmadığını, araştırma sonucunun bir rapor halinde sunulması sonucunun taahhüdü nedeniyle eser sözleşmesi olarak nitelendirilebileceğini, davalının ifada gecikmesine davacının sebebiyet verdiğini, dolayısıyla borcun ifasında gecikme olmadığını ve bu durumda da borçlu temerrüdünün gerçekleşmeyeceğini, Bakanlıktan araştırma için onay alınamamasımn borçlunun kusuru olmadan ifanın imkansızlaşması olarak değerlendirileceğini, bununla birlikte, alacaklının hukuka aykırı olarak verildiği düşünülen onay vermeme kararının iptali için İdare Mahkemesine dava açmamasının sorumluluğunun davacı tarafta olacağını, bu imkansızlıkta alacaklının da kusurlu olabileceğini, bu açıdan takdirin Mahkememize ait olduğunu, ilk ihlimalde davalının almış olduğu edimi iyi niyetli, zenginleşmenin iade hükümleri çerçevesinde sebepsiz, zenginleşme kurallarına göre iade etmesi gerektiğini, ikinci ihtimalde de gereği gibi yerine getirdiği ifaya hazırlık sürecindeki çalışmaları sebebiyle ödeme planında hak kazandığı ödemeleri iade etmekle sorumlu olamayacağını, bu ihtimalde göz önünde bulundurularak, davalının ifaya hazırlık süreci sözleşme çerçevesinde değerlendirilerek tespitler sonucu, davacının davalıya 1700 Euro + KDV'lik bir fark meblağını ek olarak ödemesi gerektiğini, davalının hak ettiği ödeme tutarı toplamı 27.300 Euro+ KDV +15.000 Euro+KDV= 42.300 Euro+KDV olduğunu, davacının yaptığı toplam ödeme tutarı 13.300 Euro+ KDV+ 27.300 Euro+ KDV=40.600 Euro+KDV, davalının hak ettiği ancak ödemesini alamadığı tutar 42.300 Euro-40.600 Euro=1.700 Euro+KDV olduğunu mütalaa etmiştir.
Dosya kapsamına alınan 30/11/2018 tarihli bilirkişi 2.ek raporunda özetle; Taraflar arasındaki sözleşmenin salt bir vekalet sözleşmesi değil, araştırma sonucunun bir rapor halinde sunulması sonucunun taahhüdü nedeniyle eser sözleşmesi olarak nitelendirilebileceğini, davalının ifada gecikmesine davacının sebebiyet verdiğini, dolayısıyla borcun ifasında gecikme olmadığını ve bu durumda da borçlu temerrüdünün gerçekleşmeyeceğini, Bakanlıktan araştırma için onay alınamamasının borçlunun kusuru olmadan ifanın imkansızlaşması olarak değerlendirileceğini; bununla birlikte, alacaklının hukuka aykırı olarak verildiği düşünülen onay vermeme kararının iptali için İdare Mahkemesine dava açmamasının sorumluluğunun davacı tarafta olacağı anlaşılmakla, bu imkansızlıkta alacaklının da kusurlu olabileceğini, bu açıdan takdirin Mahkememize ait olduğunu, ilk ihtimalde davalının almış olduğu edimi iyi niyetli, zenginleşmenin iade hükümleri çerçevesinde sebepsiz zenginleşme kurallarına göre iade etmesi gerektiğini, ikinci ihtimalde de gereği gibi yerine getirdiği ifaya hazırlık sürecindeki çalışmaları sebebiyle ödeme planında hak kazandığı ödemeleri iade etmekle sorumlu olamayacağını, bu ihtimalde göz önünde bulundurularak, davalının ifaya hazırlık süreci sözleşme çerçevesinde değerlendirilerek aşağıdaki tespitler sonucu, davacının davalıya 1.700 Euro + KDV'lik bir fark meblağını ek olarak ödemesi gerektiğini,
Kök raporda;
Davacı'nın yaptığı toplam ödeme: 40600 Euro + KDV,
Davalı'nın, Davacı'ya iade etmesi gereken tutar: 13300 Euro + KDV
Davalı'nın hak kazandığı ancak Davacı'nın ödemediği tutar: 15000 Euro + KDV
Davacı'nın Davalı'ya ödemesi gereken fark tutarı: 1700 Euro + KDV
Ek raporda:
Davacı'nm Davalı'ya 1700 Euro + KDV'lik bir fark meblağını ek olarak ödemesi gerektiğini,
Davalı'nın Hak Ettiği Ödeme Tutarı Toplamı : 27.300 Euro + KDV + 15.000 Euro + KDV = 42.300 Euro + KDV'dir.
Davacı'nm Yaptığı Toplam Ödeme Tutarı : 13.300 Euro + KDV + 27.300 Euro + KDV = 40.600 Euro + KDV
Davalı'nın Hak Ettiği Ancak Ödemesini Alamadığı Tutar: 42.300 Euro - 40.600 Euro = 1.700 Euro + KDV olduğunu, davacının ek rapora ilişkin itirazları değerlendirildiğinde, ayrıntı ve gerekçeleriyle değerlendirilen ek ve kök raporlarında herhangi bir görüş değişikliğine gidilmediğini, tarafça dile getirilen kanaatin aynı şekilde korunduğunu mütalaa etmiştir.
Dosya kapsamına alınan 09/05/2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle; İlaç sektörü açısından davalının hazırlık sürecinde aksamaya sebebiyet verdiğini, edimlerini sözleşmede belirtilen sürelerde yerine getirmediğini ve çok geciktiği Kurum onayı öncesinde yapılan ürün değişiminin çalışma takviminde gecikmeye sebep olmayacağını; başvurunun usulünde bir sorun olmadığını, Bakanlık tarafından çalışma ile ilgili gerekçe talep edildiğini, sunulan gerekçe Bakanlık tarafından uygun bulunmadığı için başvurunun reddedildiğini, Bakanlık'ın yönetmeliğe uygun sürede cevabını vermiş olduğunu, ancak Bakanlık'ın bu red cevabına ek olarak "gerekçe" sunması gerekirken bu gerekçenin sunulmamış olduğunu ve Yönetmelik hükümlerine göre, Bakanlığın red kararı üzerine bu itirazı ve itirazın reddi üzerine ilgili davayı açmayı destekleyici yapacak olsa da her iki aşamada da sözleşmeli araştırma kuruluşunun (davalı) ona yardımcı olmakla yükümlü olduğunu, davalının bu yükümü yerine getirmediğini, buna göre Mahkememizce belirtilen çalışma takvimindeki ilk başlangıç anının, sözleşmenin yürürlüğe girmesi anı olduğu ve davalının gecikmesinin davacıdan da kaynaklanmadığının kanaatinde ise, 11.11.2013 tarihinden itibaren (KC-13-0009 için) 18. haftanın, (... için) 35. haftanın dolmasıyla birlikte belirli vade dolmuş olacağından, TBK md. 117 gereğince, ihtara gerek kalmaksızın borçlu davalının temerrüde düşmüş olacağını, Mahkememizce, çalışma takvimindeki ilk başlangıç anının, sözleşmenin yürürlüğe girmesi anı olmadığı veya vadenin başlangıç anının tarafların anlaşmasıyla değiştirilmiş olduğunu ve davalının gecikmesinin davacının ürün değişikliği talimatından kaynaklandığının kanaatinde ise, borçlu temerrüdünün şartlarının gerçekleşmemiş olacağını, eğer davalının borçlu temerrüdüne düştüğünü, borcun ifasının sonradan imkansızlaştığını, davalının borcun ifasının imkansız olmasından dolayı sorumlu olduğunu, Bakanlık nezdindeki itiraz sürecinde gerekli işbirliğini yapmaktan kaçınması sebebiyle özen borcuna aykırı davrandığı kanaatine varılması durumunda davacının karşı edimi ifa etmekten kaçınabileceğini, Mahkememizce, borçlunun temerrüde düşmediğini, ifa imkânsızlığından ne davacının ne de davalının sorumlu olmadığını, Bakanlıktan araştırma için onay alınamamasının borçlunun kusuru olmadan ifanın imkansızlaşması kanaatinde ise, TBK md.136 gereği sebepsiz zenginleşme kuralları uygulanarak; borç ilişkisi tasfiye ilişkisine dönüşeceği ve daha önce ifa edilmiş edimlerin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iade edileceğini, Mahkememizce Bakanlık kararı sonrası süreçte alacaklının hukuka aykırı olarak verildiği düşünülen onay vermeme kararının iptali için İdare Mahkemesine dava açmamasının sorumluluğunun davacı tarafta olacağını ve bu imkansızlıkta alacaklının da kusurlu olabileceğini, davalının gereği gibi yerine getirdiğini, ifaya hazırlık sürecindeki çalışmaları sebebiyle ödeme planında hak kazandığı ödemeleri iade etmekte sorumlu olamayacağını, bu ihtimalde, ayrıntıları bu raporun D bölümünde açıklandığı üzere, davacının davalıya 1700 Euro+ KDV'lik bir fark meblağını ek olarak ödemesi gerektiğini mütalaa etmiştir.
Mahkememizin 2015/... esas ve 2019/... karar sayılı kararında Davanın REDDİNE, Dair verilen kararın istinaf edildiği, istinaf istemi üzerine ... BAM ... H.D 'nin 2020/... esas ve 2023/... karar nolu ilamı ile'' Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin ekinde yer alan ödeme planı uyarınca; ... no.lu çalışma için; "Çalışma sözleşmesinin onaylanması sonrasında %10'u olan 27.300,00 Euro+KDV", ... no.lu çalışma için; "1-Çalışma sözleşmesinin onaylanması sonrasında %10'u olan 13.300,00 Euro+KDV" şeklinde ödemeler davacı tarafından yapılmıştır. Ancak bu bedeller ödeme planı uyarınca "avans" niteliğinde olup, çalışma sözleşmesinin imzalanması ile davalının bu bedellere hak kazanacağını göstermemektedir. Nitekim gerek bilirkişi raporlarında gerekse mahkeme kararında davalının ... için herhangi bir çalışması bulunmadığından, bu bedelin davacıya iadesi gerektiği açıklanmıştır. Eğer "Çalışma sözleşmesinin onaylanması" sonrasında bu bedellere hak kazanılacak olsa idi, bu durumda davalının ... için ödenen bedele de hak kazanması gerekirdi. Bu noktada bilirkişi heyetinin ve mahkemenin hatalı değerlendirmesi ise davalının ... no.lu çalışma için hem "Çalışma sözleşmesinin onaylanması sonrasında %10'u olan 27.300,00 Euro+KDV" bedele hak kazandığı, hem de ... no.lu çalışma yönünden "EK-1'in 4.sayfasında yer alan 1.3, 1.4, 1.5 ve 1.6 alt basamaklarını tamamladığı" gerekçesiyle mezkür sayfada belirtilen basamaklar için tarafların anlaştıkları ve sağdaki sütunda belirtilen meblağlar toplamı 15.000,00 Euro + KDV'lik meblağa hak kazandığı tespitidir.
Zira ödeme takviminde belirtilen "Çalışma sözleşmesinin onaylanması sonrasında %10'u olan 27.300,00 Euro+KDV" bedel, EK-1'in 4.sayfasında ayrıntıları belirtilen ve toplamı 273.000,00 Euro (KDV hariç) olan bedele dahildir. Yani davalının ... no.lu çalışma için EK-1'in 4.sayfasında yer alan 1.3, 1.4, 1.5 ve 1.6 alt basamaklarını tamamladığı tespit edilmekle hak kazanacağı bedel 15.000,00 Euro + KDV'dir ve bu miktarın avans niteliğinde ödenen 27.300,00 Euro+KDV'den düşümü yapılarak geri kalan bedele hak kazanamadığının tespiti gerekirken hatalı değerlendirme yapıldığı açıktır.
Bu durumda davalıya yapılan 27.300,00 Euro + 13.300,00 Euro = 40.600,00 Euro ödemeden, davalının hak ettiği 15.000,00 Euro'nun düşümü ile bakiye 25.600,00 Euro'nun davacıya iadesi gerektiği anlaşılmaktadır.
Davacı tarafından icra takibin başlatılmadan evvel ödenen bedellerin iadesi talebiyle ... Noterliğinden 02/10/2015 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarname keşide edilerek, 40.600 Euro + KDV'nin ödeme tarihi olan 14/01/2014 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte 7 gün içerisinde ödenmesi talep edilmiştir. Ancak ihtarnamenin davalı tarafa hangi tarihte tebliğ edildiğine dair dosyada bir kayıt bulunmamaktadır. Mahkemece ihtarnamenin tebliğ evrakı getirtilerek temmerrüt tarihinin belirlenmesi gerekmektedir. İcra takibi Euro üzerinden başlatılmış ayrıca işlemiş faiz talep edilmiştir. Ancak yine dosya kapsamında işlemiş faiz talebinin hesaplanmasına yarar bir veri bulunmamaktadır. Mahkemece temerrüt tarihi tespit edildikten sonra kamu bankalarına müzekkere yazılarak temerrüt tarihinden icra takibindeki faiz talep tarihi olan 26/10/2015 tarihine kadar Euro cinsi bir yıllık mevduata uygulanan en yüksek faiz oranları sorularak işlemiş faiz miktarı hesap edilmeli ve 25.600,00 Euro + KDV asıl alacak miktarı ile hesap edilecek işlemiş faizle birlikte oluşan alacak yönünden takibin devamına yönelik karar verilmelidir. "gerekçesi ile kaldırılarak Mahkememize tevzi olmuş, 2023/413 esasına kaydı yapılmış ve yargılamaya mahkememizce devam olunmuştur.
Mahkememizce, kaldırma kararı üzerine temerrüt tarihinin tespiti amacıyla davacı yana, davalıya gönderilen ödeme ihtarının tebliğ belgesi istenildiği, sunulan belge kapsamına göre ihtarname ile davalı yana tanınan süre sonunda davalının 16.10.2015 tarihinde temerrüde düştüğü tespit edilmiştir.
Tespit edilen temerrüt tarihinden itibaren icra takibindeki faiz talep tarihi olan 26/10/2015 tarihine kadar Euro cinsi bir yıllık mevduata uygulanan en yüksek faiz oranları kamu bankalarından sorularak cevapları dosya kapsamına alınmıştır.
Bilirkişiler ... ve ... tarafından düzenlenen 09/09/2024 tarihli bilirkişi anılı raporunda özetle;
''..Nihai takdiri Sayın Mahkemenize ait olmak üzere;
Dava konusu ... İcra Müdürlüğü 2015/... e. Sayılı icra takibinde;
47.908- EUR Asıl alacak (40.600-EUR+KDV)
2.559,47-EUR İşlemiş Faiz
50.467,47-EUR Toplam alacak talep edilmiş olduğu,
Davacı şirket tarafından keşide edilen ... Noterliği'nin 02/10/2015 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalı şirkete; " 31/10/2013 tarihinde imzalanan sözleşmeye konu edimlerin zamanında yerine getirilmemesi nedeniyle sözleşmenin feshedildiği, ... kodlu araştırma nedeniyle ödenen 27.300.-EUR + KDV ile ... kodlu araştırma nedeniyle ödenen 13.300-EUR + KDV olmak üzere toplam 40.600-EUR + KDV tutarının ödeme tarihi olan 14/01/2014 tarihinden itibaren işleyecek devlet bankalarının vadeli EUR mevduat hesabına uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte EUR olarak veya ödeme günündeki TCMB EUR kurunun TL karşılığı tutarının ödeme tarihi olan 14/01/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlike 7 gün içinde ödenmesi " ihtar edilmiş olduğu,
İhtarnamenin tebliğ mazbatasında ; davalı şirkete 08/10/2015 tarihinde tebliğ edilmiş olduğu, buna göre davalı şirketin temerrüt tarihinin 16/10/2015 tarihi olduğu,
... BAM ... HD 2020/... E. 2023/... K. Sayılı 17/05/2023 tarihli kararında ; ".. Bu durumda davalıya yapılan 27.300,00-EUR + 13.300,00-EUR = 40.600,00-EUR ödemeden , davalının hak ettiği 15.000,00-EUR'nun düşümü ile bakiye 25.600,-EUR'nun davacıya iadesi gerektiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece temerrüt tarihi tespit edildikten sonra kamu bankalarına müzekkere yazılarak temerrüt tarihinden icra takibindeki faiz talep tarihi olan 26/10/2015 tarihine kadar Euro cinsi bir yıllık mevduata uygulanan en yüksek faiz oranları sorularak işlemiş faiz miktarı hesap edilmeli ve 25.600,00-Euro + KDV asıl alacak miktarı ile hesap edilecek işlemiş faizle birlikte oluşan alacak yönünden takibin devamına yönelik karar verilmelidir." değerlendirmelerinin yer aldığı,
Davacı alacağına , ... tarafnıdan bir yıllık EUR mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı olan %2,15 oranı ile hesaplama yapılacağının tespit edildiği,
Rapor içerisinde yapılan hesaplama neticesinde; davacının takip tarihi itibarıyla davalıdan , 30.208-EUR asıl alacak ile 19,57-EUR işlemiş faiz olmak üzere toplam 30.227,57-EUR alacak talep edebileceği,
Sonuç ve kanaatine varılmıştır. "şeklinde mütalaada bulunmuşlardır.
Davacı; taraflar arasında imzalanan sözleşmenin eser sözleşmesi olup davalının ediminin sözleşmede belirtilen sürelerde sonuç raporu düzenlemekten ibaret olduğunu, sözleşme uyarınca davalıya avans niteliğinde bedel ödendiği halde edimin sözleşmede öngörülen süre ve koşullarda yerine getirilmediğini, sözleşmede belirlenen sürenin 3 katı süre geçmesine rağmen davalının klinik çalışmaların başlaması için gerekli Etik Kurulu raporunu dahi almadığını, edimini ifa etmediğini, hiçbir yükümlülüğünü yerine getirmediğini, bu nedenlerle sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini iddia ederek, ödemiş olduğu bedelin iadesi için başlattığı icra takibine vaki itirazın iptalini talep etmektedir.
Davalı ise, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin vekalet sözleşmesi olduğunu, müvekkilinin yükümlülüğünün klinik araştırma sonunda rapor düzenlemek olup raporun davacı lehine olumlu sonuçlanacağına dair bir taahhüdünün olmadığını, sözleşme konusu çalışmalara davalıdan kaynaklanan nedenlerle geç başlandığını, bu nedenle süre aşımının müvekkilinin kusurundan kaynaklanmadığını, sözleşme konusu edimlerin yerine getirildiğini savunmaktadır.
İhtilaf, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin niteliği, davalının ödenen bedellere hak kazanıp kazanmadığı ve bu bağlamda davacı tarafça başlatılan takibin haklı olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.
Davalı, sözleşme konusu işin hazırlık çalışmaları nedeniyle vekil olarak hareket etmiş ise de sonuç itibariyle ... ve ... no.lu testlerin gruplara uygulanması, analiz yapılması, veri toplanması, değerlendirme yapılması ve sonuç raporun düzenlenmesi, karşılığında ise davacı tarafça bedel ödenmesi şeklinde edimler içeren sözleşmenin eser sözleşmesi mahiyetinde olduğu açıktır.
Sözleşme tarihi 11/11/2013 olup, davalı tarafından ihtilafa konu fatura 12/11/2013 tarihinde düzenlenmiş ve davacı tarafından 14/01/2014 tarihinde ödeme yapılmıştır. Davalı tarafça sözleşme konusu işin yapılması için talep edilen bilgi ve belgelere yönelik taraflar arasında 27/01/2014, 17/02/2014, 25/02/2014, 27/02/2014 tarihlerinde yazışmalar yapılmış, davacı 08/07/2014 tarihinde test değişikliği talebinde bulunmuş, yeni testler 15/10/2014 tarihinde gönderilmiştir. Protokol tarihi 13/02/2015 olup, Etik Kurula başvuru yapıldıktan sonra Etik Kurul Kararı 06/03/2015 tarihinde verilmiştir. Davalı tarafça 26/03/2015 tarihinde ...'na başvuru yapılmış, 01/06/2015 tarihli Kurum yazısıyla araştırmada kullanılacak ... 'ın ülkemizde ruhsatlı olduğu görüldüğünden, Faz 1 çalışma için yapılan başvurunun gerekçesinin detaylı olarak açıklanmasından sonra başvurunun değerlendirileceği yönünde davalı tarafa yanıt verilmiş, 05/06/2015 tarihinde davalı tarafça sponsor firmanın ilgili ürünü Avrupa Birliği ülkelerinde de ruhsatlandırmak üzere Avrupa İlaç Kurumu'na başvurmayı planladığı yönünde yanıt verilmiş, bunun üzerine Kurum tarafından 02/07/2015 tarihinde gerekçenin uygun bulunmadığı belirtilerek başvuru reddedilmiş, davalı tarafça aynı tarihte e-mail ile davacıya bildirilmiştir. Kurum kararına karşı itiraz ileri sürülmediği gibi dava da açılmadığından taraflar arasındaki süreç bu evreden ileriye gitmemiştir. Ancak bu tarihe kadar davacı tarafça, süre aşımı ileri sürülerek davalı tarafa bir bildirim yapılmadığı da açıktır.
TBK'nın 485.maddesinde "Eserin tamamlanması, işsahibi ile ilgili beklenmedik olay dolayısıyla imkânsızlaşırsa yüklenici, yaptığı işin değerini ve bu değere girmeyen giderlerini isteyebilir." hükmü yer almaktadır. Davalı tarafından ... no.lu çalışma için Etik Kurul Kararını aldıktan sonra ...'na yapmış olduğu başvurunun usulünde bir sorun bulunmadığı her iki bilirkişi raporu ile belirlenmiştir. ... tarafından yapılan inceleme neticesinde, davalı tarafça yapılan çalışmalar yönünden değil, davacıya ait " ... " yönünden başvuru gerekçesinin açıklanması istenilmiş, davalı tarafından gerekli yanıt verilmiş ancak Kurum tarafından gerekçelendirilmeksizin sadece "uygun bulunmadığı" belirtilerek başvuru reddedilmiştir. Ret kararı ise aynı gün davacıya bildirilmiştir. Bilirkişi raporunda da yer verilen yönetmelik hükümlerine göre ret kararına karşı idari yargıda davanın, davacı tarafça açılması gerekmektedir. Ancak davacı bu karara karşı dava yoluna gitmemiştir. Bu durumda, eserin tamamlanmasının davalıdan kaynaklanmayan bir sebeple imkansızlaştığı anlaşılmaktadır. Nitekim taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 19.maddesinde de "Bir taraf diğer tarafa karşı yükümlülüklerin karşılanmasındaki ...merkezi veya yerel makamların işlemleri gibi kontrolü dışındaki hallerde veya bunların benzerlerinde sorumlu olmayacaktır." hükmüne yer verilmiştir. Yapılan açıklamalar çerçevesinde, davalının bu aşamaya kadar yaptığı edimlerinin karşılığını alması gerektiği kanaatine varılmıştır.
Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin ekinde yer alan ödeme planı uyarınca; ... no.lu çalışma için; "Çalışma sözleşmesinin onaylanması sonrasında %10'u olan 27.300,00 Euro+KDV", ... no.lu çalışma için; "1-Çalışma sözleşmesinin onaylanması sonrasında %10'u olan 13.300,00 Euro+KDV" şeklinde ödemeler davacı tarafından yapılmıştır. Ancak bu bedeller ödeme planı uyarınca "avans" niteliğinde olup, çalışma sözleşmesinin imzalanması ile davalının bu bedellere hak kazanacağını göstermemektedir. Nitekim gerek bilirkişi raporlarında gerekse mahkeme kararında davalının ... için herhangi bir çalışması bulunmadığından, bu bedelin davacıya iadesi gerektiği açıklanmıştır. Eğer "Çalışma sözleşmesinin onaylanması" sonrasında bu bedellere hak kazanılacak olsa idi, bu durumda davalının ... için ödenen bedele de hak kazanması gerekirdi. Bu noktada bilirkişi heyetinin ve mahkemenin hatalı değerlendirmesi ise davalının ... no.lu çalışma için hem "Çalışma sözleşmesinin onaylanması sonrasında %10'u olan 27.300,00 Euro+KDV" bedele hak kazandığı, hem de ... no.lu çalışma yönünden "EK-1'in 4.sayfasında yer alan 1.3, 1.4, 1.5 ve 1.6 alt basamaklarını tamamladığı" gerekçesiyle mezkür sayfada belirtilen basamaklar için tarafların anlaştıkları ve sağdaki sütunda belirtilen meblağlar toplamı 15.000,00 Euro + KDV'lik meblağa hak kazandığı tespitidir.
Zira ödeme takviminde belirtilen "Çalışma sözleşmesinin onaylanması sonrasında %10'u olan 27.300,00 Euro+KDV" bedel, EK-1'in 4.sayfasında ayrıntıları belirtilen ve toplamı 273.000,00 Euro (KDV hariç) olan bedele dahildir. Yani davalının ... no.lu çalışma için EK-1'in 4.sayfasında yer alan 1.3, 1.4, 1.5 ve 1.6 alt basamaklarını tamamladığı tespit edilmekle hak kazanacağı bedel 15.000,00 Euro + KDV'dir ve bu miktarın avans niteliğinde ödenen 27.300,00 Euro+KDV'den düşümü yapılarak geri kalan bedele hak kazanamadığının tespiti gerekmiştir.
Bu durumda davalıya yapılan 27.300,00 Euro + 13.300,00 Euro = 40.600,00 Euro ödemeden, davalının hak ettiği 15.000,00 Euro'nun düşümü ile bakiye 25.600,00 Euro'nun davacıya iadesi gerektiği anlaşılmaktadır.
Davacı yanın işlemiş faiz talebi yönünden alınan 09.09.2024 tarihli raporda 19,57 EURO talep edebileceği hesaplanmış olup davacı yan bu rapor uyarınca karar verilmesini talep etmiştir. Davalı taraf ise davanın esası hakkında iade şartlarının oluşmadığını iddia ederek itiraz etmiş ise de BAM kaldırma kararında davacı yana iadesi gereken tutarın var olduğunun ve miktarının kesin nitelikli karar ile tespit edilmiş olması nedeniyle itirazlara yönelik ayrı bir inceleme yapılmayarak davanın kısmen kabulüne dair karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile,
... İcra Müdürlüğünün 2015/... takip sayılı dosyasında, takip tarihi itibari ile davacının davalıdan KDV dahil 30.208-EURO asıl alacak, 19,57-EURO işlemiş faiz olmak üzere toplam 30.227,57 EURO alacaklı olduğunun tespiti ile bu miktara vaki itirazının iptaline, takibin diğer kayıt ve şartlarla aynen devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine,
Sözleşmenin gereği gibi ifa edilip edilmediği, tarafların kusur durumu ve buna bağlı olarak alacağın varlığı ve miktarı ancak yargılama ile anlaşılmakla şartları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine,
2-Kabul edilen dava değeri üzerinden hesaplanan 6.612,87-TL karar-ilam harcından, davacı tarafça peşin yatırılan 1.930,81-TL harcın mahsubu ile bakiye 4.682,06-TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydedilmesine,
3-Davacı tarafça yapılan 11.195,80-TL yargılama giderinden davanın kabul oranına göre hesaplanan 6.706,28-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı taraf yargılama gideri yapmadığından bu hususta bir karar verilmesine yerolmadığına,
5-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya ödenmesine,
6-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden, reddedilen talep üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve taktir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
7-Taraflarca yatırılan avansların kullanılmayan kısmının, karar kesinleştiğinde, istek halinde ilgili tarafa iadesine,
8-Davacı tarafça yatırılan 1.930,81-TL peşin ve 27,70-TL başvuru harcı olmak üzere toplam 1.958,51-TL nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere istinaf dilekçesi sunulmak suretiyle ... Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 22/10/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır