T.C.
İSTANBUL
16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/672 Esas
KARAR NO :2025/139
DAVA:Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:20/10/2023
KARAR TARİHİ:26/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... ile müvekkili ... arasında imzalanan 04.08.2022 tarihli Çalışma Taahhütnamesi uyarınca davalı ...'un, müvekkili ...'un sahibi ve yetkilisi olduğu "..." adresinde faaliyet gösteren "..." isimli inşaat şirketinde inşaat işçisi olarak çalışmayı kabul ettiğini, davalının çalışma taahhütnamesinde, Fransa' da Şirkette çalışabilmesi için çalışma vizesi alındıktan sonraki 5 yıllık süreçte Şirkette çalışmayı herhangi bir sebepten ötürü sonlandırdıktan sonra Fransa'da başka bir şirkette çalışmayacağını aksi halde Şirketin onun için yapmış olduğu masraflara karşılık Şirket'e 50.000 EUR tazminat ödeyeceğini gayrikabili rücu olarak kabul, beyan ve taahhüt ettiğini, müvekkilinin iş bu taahhütname uyarınca davalının Türkiye'den Fransa'ya gidebilmesi için çalışma vizesinin alınması hususunda tüm masraflarını karşılayarak yükümlülüğünü yerine getirdiğini; ancak davalının ise müvekkiline ait şirkette çalışmaya başladıktan 4,5 ay sonra müvekkiline ve şirkete herhangi bir bilgi vermeden ortadan kaybolduğunu ve işe gelmeyi bıraktığını, müvekkilinin davalının bu eylemleri nedeniyle maddi ve manevi olarak büyük zarara uğradığını beyanla davalı tarafından imzalanan yazılı çalışma taahhütnamesi ihlalinden doğan cezai şart alacağından 25.000,00 EUR'nun temerrüt tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca işleyecek faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İş Mahkemelerinin, Asliye Ticaret Mahkemelerine göre iş sözleşmesinden kaynaklı uyuşmazlıklarda ihtisas mahkemesi olup rekabetten kaynaklı cezai şart tazminat alacaklarında da İş Mahkemeleri görevli olduğunu, müvekkili aleyhine açılan bu davayı kabul etmemekle birlikte gerekçelerle bu davada İş Mahkemesi görevli olup yetkili mahkemenin ise davalının yerleşim yeri mahkemesi olduğunu, müvekkili işçi ... ile davacı İşveren ... arasında belirsiz süreli hizmet ilişkisi kurulduğunu, belirsiz süreli iş sözleşmesinin yazılı olarak yapılmak zorunda olmadığını, Sözlü şekilde de kurulabildiğini, ancak sözleşmenin yazılı şekilde yapılması, tarafların sorumluluk ve haklarının tespiti ile ispat açısından kolaylık sağladığını, sözleşmenin düzenlendiği yer yada tarafların imzasının sözleşmede bulunmadığını, baştan geçersiz bir sözleşme olup bu sözleşmeye dayanılarak açılan davaların reddi gerektiğini, davacının müşteri çevresini tanıması ve onlarla iletişime geçmesinin mümkün gözükmediğini, Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olması için bütün bu koşulların bir arada olması gerektiğini, davaya konu sözleşmenin bunların hiçbirisini taşımadığını, bu nedenle müvekkili aleyhine açılmış bu haksız davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLER:
İşyeri kayıtları ve noter yeminli tercümeleri mahkememiz dosyası arasına alınmıştır.
Maaş bordroları ve çalışma taahhütnamesi mahkememiz dosyası arasına alınmıştır.
Bildirilen Davalı Tanığı Savaş Celep ve davacı tanığı Galip Erdem, tanık olarak dinlenilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Mahkememiz tarafından tarafların delil listesinde gösterdikleri tüm deliller celp ve incelenmiş, mahkemece değerlendirilmiştir.
Dava; taraflar arasında düzenlenen iş akdi sonucu belirlenen rekabet yasağına ilişkin hükümlere davalının uymaması nedeniyle davacının 04.08.2022 tarihli çalışma taahhütnamesinin ihlalinden kaynaklanan cezai şart istemine ilişkindir.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Dava, işveren ile işçi arasında imzalanan rekabet yasağı sözleşmesine aykırılık sebebiyle cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir. Davacı vekili, davalının müvekkili ile arasında imzalanan 04/08/2022 tarihli belirsiz iş sözleşmesi gereğince, davalının, müvekkilinin Fransa'da çalışması için çalışma vizesi alındığını, çalışmasını 5 yıllık süre içerisinde herhangi bir sebeple sonlandırması halinde Fransa'da başka bir şirkette çalışamayacağını, taahhüt ettiğini aksi takdirde 50.000-EURO cezai şart bedelini ödemeyi kabul ettiğini sonrasında ise taahhüdüne uymayarak işi bıraktığını ve Fransa'da başka bir şirkette çalışmaya başladığını ifade ederek tazminat talebinde bulunduğu, davalı tarafın ise iş sözleşmesinde yer alan rekabet yasağı kurallarının geçersiz olduğunu, davalının rekabet yasağı kurallarını ihlal etmediğini ifade ederek davanın reddini talep etmiştir. taraflar arasındaki uyuşmazlık düzenlenen iş akdi sonucu belirlenen rekabet yasağına ilişkin hükümlere davalının uymaması nedeniyle davacının 04.08.2022 tarihli çalışma taahhütnamesinin rekabet yasağına ilişkin hükmün ve cezai şartın geçerli olup olmadığı, davacının tazminat talep edip edemeyeceği noktalarına ilişkindir.
Taraflar arasında imzalanan 04/08/2022 tarihli çalışma taahhütnamesinde davalının ''Türkiye'den Fransa'ya gelmem için çalışma vizemin alınması hususunda tüm masrafları Şirket yüklenmiştir. Fransa'da Şirket'te çalışabilmem için çalışma vizem alındıktan sonraki 5 yıllık süreçte Şirket'te çalışmayı herhangi bir sebepten ötürü sonlandırıldıktan sonra Fransa'da başka bir şirkette çalışmayacağımı, aksi halde Şirket'in benim için yapmış olduğu masraflara karşılık, Şirket'e 50.000 EUR tazminat ödeyeceğimi gayrikabili rücu olarak kabul, beyan ve taahhüt ediyorum'' düzenlemesinin yer almakla birlikte davalı işçi lehine öngörülmüş bulunan bir cezai şart ise bulunmamaktadır. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle, taraflar arasındaki düzenlenmiş olan iş bu hükmün geçerli olup olmadığının tespit edilmesi gerekmektedir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın Çalışma ve Sözleşme Hürriyeti başlığı altında düzenlenen 48. ve devamı maddelerinde herkesin dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetine sahip olduğu anayasal teminat altına alınmıştır. TBK.'nın 445/1.maddesinde ise, " Rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğine hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde, yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz " düzenlemesi bulunmaktadır. Sözleşmenin tarafları, sözleşme özgürlüğü ilkesi çerçevesinde sözleşmenin konusunu belirlemede özgür iseler de bu özgürlüğün sınırsız ve sonsuz olduğu söylenemez. Sözleşmede öngörülen rekabet yasağı; ancak işçinin iktisadi geleceğinin hakkaniyete muhalif olarak tehlikeye girmesini menedecek surette zaman, yer ve işin nevi noktasından hal icabına göre münasip bir hudut dahilinde şart edilmiş ise geçerlidir. Hizmet akdine konulan cezai şart bazı durumlarda batıl olabilir. Özellikle cezai şartın kanunun emredici hükümlerine aykırı olması, kişilik haklarına aykırı olması, şekil kurallarına uyulmaması, kanuna, ahlaka ve adaba aykırılık, başlangıçtaki objektif imkânsızlık ya da taraflardan birinin ayırt etme gücünden yoksun bulunması olarak sayılabilir (GÜNAY, a.g.e., s. 132). Bu anlamda cezai şartın geçerli olabilmesi için her iki taraf için de geçerli olacak şekilde düzenlenmesi doğru olanıdır. Yalnızca işçiyi bağlayan aynı durumda işveren için geçerli olmayacak bir cezai şartın geçerli olması düşünülemez.
Cezai şartın tek taraflı olarak işçi aleyhine yükümlülük doğuracak biçimde kararlaştırılması halinde hüküm doğurmayacağına yönelik düzenleme 818 sayılı Borçlar Kanunu’nda açıkça yer almamış olmasına karşın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 420. maddesi ile açıkça geçersizlik hali düzenleme altına alınmıştır. Esasen bu durum 818 sayılı Borçlar Kanunu’nda düzenlenmemiş olsa da, Yargıtay uygulaması ile yalnızca işçi aleyhine sonuç doğuracak yöndeki cezai şartın geçerli olmadığı yerleşmiş durumda idi. Hizmet akdinde işçi ile işveren arasındaki hiyerarşi ve müzakere gücü açısından mevcut güç dengesizliği de dikkate almadığında söz konusu ettiğimiz nitelikteki cezai şartın geçerli kabul edilmemelidir. (HGK'nın 16/03/2016 tarih ve 2014/13-1013 Esas, 2016/318 Karar)
Somut olayda taraflar arasında hüküm altına alınan cezai şartın geçerli olabilmesi için her iki taraf için de geçerli olacak şekilde düzenlenmesi gerektiği ancak davacı işveren buna benzer ya da başka şekilde herhangi bir edim yükümlülüğü altına girmediği, bu bakımdan tek taraflı özellikle işçi aleyhine cezai şart öngören hizmet akdinde söz konusu cezai şarta ilişkin hükmün sonuç doğurmayacağı yani geçerli kabul edilemeyeceği, Yargıtay uygulaması ile yerleşik hale gelmiş olduğu da dikkate alındığında davanın tarafları arasında yapılmış olan hizmet akdindeki cezai şart hükmüne ilişkin maddenin geçerli olmadığı anlaşılmaktadır. Cezai şartın tek taraflı olarak işçi aleyhine yükümlülük doğuracak biçimde kararlaştırılması halinde hüküm doğurmayacağına yönelik düzenleme 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 420. maddesi ile açıkça düzenleme altına alınmıştır. Nitekim iş sözleşmesi içeriği incelendiğinde işveren aleyhine hiç bir cezai şarta yer verilmediği görülmektedir. Örneğin iş sözleşmesinin feshinin ardından işverenin işçiyi kötülemeyeceğine, işçinin yeni işverenine ulaşarak işçi hakkında olumsuz söylem vs gibi faaliyetler içerisine girmeyeceğine dair bir cezai şarta rastlanmamıştır. Cezai şarta ilişkin kısmı sadece işçi aleyhine düzenlendiğinden geçersiz olduğu ve geçersiz olan cezai şart taahhüdüne dayalı olarak tazminat talep edilemeyeceği anlaşılmakla davanın reddine dair karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 12.660,84 TL harçtan, alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının düşümü sonucu başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
Kalan 12.045,44 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 115.206,25 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya ödenmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta hüküm kurulmasına yer olmadığına,
6-Taraflarca yatırılan avansların kullanılmayan kısmının, karar kesinleştiğinde, istek halinde ilgili tarafa iadesine,
7-Devletçe karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, HMK'nın 341/1 ve 345/1. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 26/02/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır