T.C.
İSTANBUL
16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/777 Esas
KARAR NO : 2025/121
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 18/04/2018
KARAR TARİHİ : 20/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, Türkiye'nin önde gelen şirketlerinden olan ... A.Ş.'nin 25 yıldır CEO'su olarak görev yaptığını ve Holding'e bağlı şirketlerin yönetim kurulunda görevler aldığını, müvekkilinin eski eşi ...'ın tek yetkili ve ortağı olduğu ... A.Ş. unvalı şirketin piyasa yüksek miktarda borcu olduğunu ve bunları ödeyemediğini, müvekkilinin boşanmasının ardından borçlu olduğundan bahisle haciz işlemlerinin uygulandığını, tüm ev eşyalarının muhafaza altına alındığını, icra takip işlemlerine dayanak çekler üzerinde sahtecilik yapılmak suretiyle müvekkilinin aval olarak gösterildiğini beyan ederek; imza inkarına dayalı olarak ...bank ... Şubesine ait 02/05/2018 tarihli ve 155.000,00TL bedelli, 03/05/2018 tarihli ve 160.000,00TL bedelli, 04/05/2018 tarihli ve 165.000,00TL bedelli, 07/05/2018 tarihli ve 160.000,00TL bedelli toplam 640.000,00TL bedelli çekler nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu çeklerin faktronig sözleşmesine istianden ciro yoluyla müvekkiline geçtiğini, ... Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanı ... tarafından hazırlanan özel mütalaada imzaların davacıya ait olduğunun belirlendiğini, davacının keşideci şirket ile ortaklığı olduğunu, alalade avalist olmadığını, aksi halde çekin akıbeti ile ilgili bilgi sahibi olmasının da mümkün olmadığını, ayrıca davacı tarafın topyekun sahtecilik iddiasında bulunmaktan ziyade ayrı ayrı inceleme talep etmekte samimi olmadığını, davacının aval verdiği ve faktoring işlemine konu ettiği farklı dört adet çekin hiçbir itiraza uğramadan ödendiğini ve sahtecilik iddiasının kötüniyetli olduğunu, keşideci şirketin borçlarını ödemediği ve piyasayı dolandırdığının sabit olduğunu, davacı tarafın bu konuda yaptığı suç duyurusunun da failinin meçhul bırakıldığını, verilen tedbir kararının haksız olduğunu, Adli Tıp incelemesi yapılmadan talebin değerlendirilmemesinin gerektiğini, dava konusu çeklerin faturaya istinaden alındığını, müvekkilinin yetkili hamil olduğunu, çeki takip yetkisi bulunduğunu beyan ederek; haksız ve mesnetsiz davanın reddini ve davacı tarafın %20'den az olmamak üzere kötiniyet tazminatı ile sorumlu tutulmasını savunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Mahkememiz tarafından deliller toplanılmış, ilgili belgeler celp edilerek dosya içerisine alınmıştır.
Mahkememizde açılan işbu dava; ...bank ... Şubesine ait 02/05/2018 tarihli ve 155.000,00TL bedelli, 03/05/2018 tarihli ve 160.000,00TL bedelli, 04/05/2018 tarihli ve 165.000,00TL bedelli, 07/05/2018 tarihli ve 160.000,00TL bedelli çeklerin, sahtecilik yapılmak suretiyle müvekkilinin aval olarak gösterildiğinden bahisle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkememizin 2018/366 Esas 2019/869 Karar sayılı 10/10/2019 tarihli kararı ile; " 1-Davanın kabulü ile ...bank ... Şubesine ait 02/05/2018 tarihli ve 155.000,00TL bedelli, 03/05/2018 tarihli ve 160.000,00TL bedelli, 04/05/2018 tarihli ve 165.000,00TL bedelli, 07/05/2018 tarihli ve 160.000,00TL bedelli toplam 640.000,00TL bedelli çekler nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, Teminatın iadesi talebinin kararın kesinleşmesi sonrasında nazara alınmasına, " dair verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmiş olup,
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi 'nin ...Esas ... Karar sayılı ilamı ile; "Sonuç olarak, senet üzerindeki imzanın sahteliğinin mutlak defi olması, dava konu çeklerdeki imzanın davacıya ait olmadığı tespiti, bu sebeple davacının davalıya dava konu çeklerden dolayı borçlu kabul edilemeyeceği, davalı tarafça istinaf dilekçesinde ileri sürülen itirazlarının mutlak defi karşısında sonuca bir etkisinin bulunmadığı, davalının kötü niyetinin kanıtlanamadığı, bu sebeplerle ilk derece mahkemesince verilen kararın esas ve usul yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, her iki taraf vekilinin istinaf talebinin, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine " dair karar vermiştir.
İstabul BAM kararı davalı yanın temyizi üzerine; Yargıtay 11 Hukuk Dairesi ... Esas ... Karar sayılı 18/06/2023 günlü kararı ile;
"Dava, uyuşmazlığa konu çekler nedeniyle borçlu olunmadığının istemine ilişkin olup, İlk Derece Mahkemesince çeklerde yer alan imzaların davacının eli ürünü olmadığının Adli Tıp Kurumu'nun 15.05.2019 tarihli raporu ile sabit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, taraf vekillerinin istinaf başvuruları üzerine Bölge Adliye Mahkemesince Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'nin raporun dosya kapsamına uygun ve teknik yeterliliğe sahip olduğu ve kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçeleriyle istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir. Mahkemece hükme esas alınan 15.05.2019 tarihli Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinin Raporunda inceleme konusu çekler hakkında daha önce 26.03.2019 tarihli rapor düzenlendiği ve söz konusu çekler İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Genel Soruşturma Bürosuna gönderilmiş olması nedeniyle talep edilen hususlarda bir değerlendirme yapılmadığı beyan edilmiştir. Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinin 26.03.2019 tarihli raporda ise imza mukayesesi için gönderilen belgelerin fotokopilerden oluştuğu anlaştığından adli tıp kurumu raporunun bu haliyle hüküm kurmaya elverişli değildir. Bu durumda, imza incelemesi yapılması için dava konusu edilen çeklerin düzenleme tarihlerine yakın tarihli, davacının imzalarını içeren belge asıllarının temin edilerek, Adli Tıp Kurumundan ya da uzman bilirkişiden dava konusu çekler üzerindeki imzanın davacıya ait olup olmadığı konusunda açık, denetime elverişli ve hüküm kurmaya el verişli rapor aldırılması gerekirken, yeterli mukayese imza aslı toplanmadan tanzim edilen bilirkişi raporuna dayalı olarak hüküm kurulması doğru olmadığı" gerekçesi ile Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıdaki gerekçe ile BOZULMASINA, Bozma sebebine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilerek dosyanın mahkememize gönderildiği anlaşılmıştır..
Mahkememizce usulü ve yasaya uygun Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş ve bozma ilamı doğrultusunda ... Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan bulunan 4 adet çek aslı mahkememiz kasasına alındıktan sonra , işbu çek asılları ile beraber dosyadaki bilgi ve belgeler yeniden ATK'ya gönderilerek, çekler üzerinde bulunan davacı ..." içerikli yazı ve sağ tarafında atılı bulunan imzanın ... ın eli ürünü olup olmadığı konusunda rapor alınmış, rapor tanzimi için dosya ATK'na gönderilmiştir.
Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Kurul tarafından hazırlanan raporda özetle; " İnceleme konusu çeklerdeki ''...'' yazıları ve atfen atılı imzalar ile ...'ın mukayese yazı ve imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından, söz konusu yazı ve imzaların mevcut mukayese yazı ve imzalarına kıyasla ...'ın eli ürünü olmadığı" şeklinde mütalaada bulunulduğu görülmüştür.
Ayrıca mahkememiz dosyasına sunulan Grafoloji ve Sahtecilik Uzmanı ... tarafından tanzim edilen 16.04.2018 günlü ve 12.04.2018 günlü raporlarda; dava konusu çeklerdeki avalist imzalarının davacıya ait olmadığı, mevcut olmadığına ilişkin mütalaa ve tespit raporu sunulduğu ve birbirini doğruladığı görülmüştür.
Mahkememizce bozmadan sonra yapılan yargılamada; mahkememizde açılan işbu davada, davacı dava konusu ...bank ... Şubesine ait 02/05/2018 tarihli ve 155.000,00TL bedelli, 03/05/2018 tarihli ve 160.000,00TL bedelli, 04/05/2018 tarihli ve 165.000,00TL bedelli, 07/05/2018 tarihli ve 160.000,00TL bedelli çeklerin üzerinde yer alan " ..." içerikli yazı ve sağ tarafında atılı bulunan imzanın ... ın eli ürünü olmadığı iddiası ile açılan İİK 72 maddesine dayalı menfi tespit davasıdır.
Mahkememiz tarafından alınan ATK raporu ve dosyaya sunulan belgelerde, davacı avalist imzalarının belge asılları üzerinde yapılan inceleme sonucunda davacıya ait olmadığı belirlenmiş olup, yargıtay bozmasında belirtilen eksiklik giderilmiştir.
Ayrıca ... CBS Sahtecilik ve Dolandırıcılık Bürosunun ... soruşturma sayılı dosyasında ATK Grafoloji İnceleme ve İhtisas Dairesince çekler üzerindeki davacıya ait imzaların ... gün ve ... sayılı raporda belirlenmiş olduğu , böylece dava konusu alacağın dayanağı olan çeklerdeki avalist imzalarının davacıya ait olmadığı belirlenmiştir.
Davalı tarafından , ... Üniversitesi Adlı Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı Uzman Grafolog ...'dan alınan bilimsel mütalaanın dava konusu çekler üzerindeki imzaların davacıya ait olduğunun tespit edildiği belirtilerek savcılık tarafından alınan ve imzaların davacının eli ürünü olmadığına ilişkin yukarıdaki 26.03.2019 günlü rapora itiraz edilmiş olduğu ve raporların çelişmesi nedeni ile raporlar arasındaki çelişki giderilmeden karar verilemeyeceği iddia edilmiş ise de; HMK 263 maddesi gereğince uzman görüşü mahkemece serbestçe değerlendirilebileceği gibi , alınan bilirkişi raporunda dahi takdir ve delil niteliğinde bulunduğu belirtilmiş olması dosya içerisine , alınan birden çok raporda dava konusu çeklerdeki avalist imzasının davacıya ait olmadığının belirlenmesi ve dosyamızda yeni alınan rapor dikkate alındığında davalının itirazlarının da karşılanmış olduğu mahkememizce benimsenmiş, kaldı ki iddia edilen çelişki de giderilmiştir.
Senedin ön yüzünde bulunan mutlak defiler , senet hamili olan herkese karşı ileri sürülebilir. Gerek doktrinde , gerekse uygulamada , "imzanın sahte olması , senet metninde sahtekarlık - tahribat yapılmış olması , borçlunun borçlanma ehliyetinin bulunmaması, senette zorunlu şekil koşullarının bulunmaması , keşidecinin imzasının temsilciye ait bulunmaması, " vb.defiler kambiyo senedinin hükümsüzlüğüne yönelik olup, senet metninden ötürü alacaklı olduğunu ileri süren iyi niyetli olsa dahi üçüncü şahıs hamillere karşı da ileri sürülebilen mutlak defilerdendir. Bu nedenle davacı borçlunun, hamil alacaklıya karşı senet metninde imzaya ilişkin iddiası mutlak defi ve mahkemece bu iddia incelenmek zorundadır. Hukuk Genel Kurulu'nun 04.03.2015 gün ve ... Esas ve... Karar sayılı kararı bu doğrultudadır.
Mahkememizce dava konusu uyuşmazlık hakkında sonuç olarak yapılan değerlendirmede; dava konusu çekler üzerindeki avalist imzasının kendisine ait olmadığını iddia eden davacının mutlak defi iddiasını herkese karşı ve davalı ... şirketine karşı ileri sürebileceği tartışmasızdır.
Bu nedenle davacının dava konusu çeklerden dolayı davalı alacaklıya borçlu olmadığı İİK 72 ve 6100 sayılı HMK'nun 200 ve devamı maddeleri gereğince yapılan araştırma ve inceleme sonucunda tespit edilmiş olup, davacının açtığı menfi tespit davasının kabulü koşullarının oluştuğu mahkememizce benimsenmiştir.
Davacı borçlu, davalının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini ileri sürmüş ise de, davalının üçüncü şahıs niteliğinde olup, dava konusu çeklerin kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğuna ilişkin devraldığına dair dosyada davacı yan tarafından bir delil sunulmadığı, bu çekle ile ilgili olarak davacı tarafça yürütülen işlemlerin yasal çerçeve içerisinde hukuka uygun olarak faktoring sözleşmesi hükümleri gereğince şeklen düzenlenmiş kambiyo senedinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan takipte davalının kötü niyetli olduğu kabul edilmesi mümkün değildir. Herkes aksi ispat edilene kadar iyi niyetli kabul edilmesi gerektiğinden davacı yanın kötü niyet tazminatı isteminin reddi gerektiği sonucuna varılarak, aşağıdaki gibi davanın kabulüne ve kötü niyet tazminatı isteminin reddine ilişkin hüküm tesis etmek gerektiği sonucuna varılmıştır.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile, ... 36. İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı ve .. 36. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı icra takiplerine konu dava konusu;
...bank ... Şubesine ait 02/05/2018 tarihli ve 155.000,00TL bedelli, 03/05/2018 tarihli ve 160.000,00TL bedelli, 04/05/2018 tarihli ve 165.000,00TL bedelli, 07/05/2018 tarihli ve 160.000,00TL bedelli toplam 640.000,00TL bedelli çekler nedeniyle DAVACININ DAVALIYA BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE,
2-Teminatın iadesi talebinin HMK m.392/2 uyarınca kararın kesinleşmesi sonrasında değerlendirilmesine,
Davacı yan tarafından talep edilen kötü niyet tazminatı talebinin yukarıdaki gerekçelerle koşulları oluşmadığından reddine
3- Kabul edilen dava değeri üzerinden hesaplanan 43.718,40 TL karar-ilam harcından, davacı tarafça peşin yatırılan 10.929,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 32.788,80 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir KAYDEDİLMESİNE,
4-Dava tam kabul ile sonuçlandığından, davacı tarafça yapılan 1.251,05 TL yargılama giderinin, davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE
5- Davanın tam kabul ile sonuçlanması nedeni ile davalı tarafından yapılan 167,90 TL yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA
6- Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 100.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya ÖDENMESİNE,
7- Dava tam kabul ile sonuçlandığından, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesine YEROLMADIĞINA
8- Taraflarca yatırılan avansların kullanılmayan kısmının, karar kesinleştiğinde, istek halinde ilgili tarafa İADESİNE,
9- Davacı tarafça peşin yatırılan 10.929,60 TL harç ile 35,90 TL başvuru harcı olmak üzere toplam 10.965,50 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE,
Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.20/02/2025
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır