T.C.
İSTANBUL
16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/394 Esas
KARAR NO :2025/404
DAVA:Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ:15/01/2018
KARAR TARİHİ:21/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı Vekili dava dilekçesinde özetle;
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin küçük çocukları ...'in 05.05.2017 tarihinde ...'nun sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı traktörün sağ çamurluğu üzerinde oturarak yolculuk yaptığı sırada bulunduğu yerde dengesini kaybederek yere düşmesi sonucunda meydana gelen trafik kazasında hayatını kaybettiğini, polis memuru tarafından tutulan tutanakta araç sürücüsünün asli kusurlu olduğunun belirtildiğini, ... Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı'nın raporunda da asli kusurlu olduğu kanaatine varıldığını, müvekkillerinin çocuklarını kaybetmiş olması acısı yanında ömür boyu sürecek olan desteğinden de yoksun kaldıklarını, tazminat ödenmesi talebiyle ... Hesabına 26.12.2017 tarihinde başvuru yapıldığını ancak olumlu bir yanıt alınamadığını belirterek müvekkillerinin uğradığı zararın tam ve kesin olarak tespitine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere müvekkili ... için 500,00 TL, ... için 500,00 TL olmak üzere toplam 1.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından başvuru yapılması üzerine, hesaplama yapılması için gerekli belgelerin temininin istendiğini ancak davacı tarafından ilgili belgelerin ibraz edilmediğini, bu nedenle dava şartının yerine getirilmediğini, kaza tarihi itibari ile 01.06.2015 tarihinden sonra gerçekleşmiş kazalar için açılmış olan davalarda Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası
Yeni Genel Şartlarının uygulanması gerektiğini, başvuranlar için maluliyet tazminatı ve ölen kızları için destekten yoksun kalma tazminat hesaplaması yapılmasına karar verilmesi halinde 26.04.2016 tarihinde yürürlüğe giren düzenlemenin göz önünde bulundurulması gerektiğini, yasa gereği bedeni zararlar kapsamında bulunmayan cenaze ve defin, yol, yemek, ulaşım, belge ve raporların temini sırasında yapılacak masraflar ile benzeri masrafların müvkkilince karşılanmasının mümkün olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLER:
Aktüerya Uzmanı bilirkişi ... tarafından hazırlanan 03/03/2025 tarihli bilirkişi ek rapor mahkememiz dosyası arasına alınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Mahkememiz tarafından tarafların delil listesinde gösterdikleri tüm deliller celp ve incelenmiş, mahkemece değerlendirilmiştir.
Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.
Mahkememiz verilen 10/09/2021 tarih ve ...kararı ile;
''Huzurdaki davada uyuşmazlığın; 05/05/2017 tarihinde meydana gelen ölümlü trafik kazası nedeniyle davacı annenin ve babanın destekten yoksun kalıp kalmadıkları, dava ve ıslah dilekçesi kapsamında talep ettikleri destekten yoksun kalma tazminat taleplerinin yerinde olup olmadığı hususunda toplandığı anlaşılmıştır.
Destekten yoksun kalma tazminatı 6098 Sayılı TBK'nın 53. maddesinde düzenlenmiş olup haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kişilerin anılan düzenleme gereğince uğradığı zararın tahsilini talep hakkı bulunmaktadır. Ancak destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilebilmesi için öncelikle ölen ile destekten yoksun kalan arasında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığı gerekmektedir. Esasında destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, düzenli bir yardımı ifade etmektedir. Mevcut olayların olağan akışına göre eğer ölüm vuku bulmasaydı, az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak kimse destek olarak kabul edilmektedir. Huzurdaki davada trafik kazası neticesinde vefat eden ...'in davacıların çocuğu olduğu, ölenin, ölüm meydana gelmeseydi, davacı anne ve babaya destek olacağı açık olduğundan davacı annenin ve babanın desteğini yitirdiği ve zarara uğradığı kabul edilmiştir.
Dava dosyasında bulunan ceza dosyası ve evrakların tetkiki neticesinde; traktör sürücü ...'nun evinin 200 m ilerisinde bulunan tarlada davacılar murisi maktul çocuk...’i ve ...’i eve götürmesi için annesi ...’in ricada bulunduğu, bunun üzerine kendisinin çocukları traktörün sağ çamurluğu üzerine oturttuğunu eve yaklaşık 50 m kala sağa viraja girdiğinde dengesini kaybederek düştüğünü ve kendisinin de olayın aniden olması nedeniyle traktörü durduramadığı, dava dosyasında bulunan 19.09.2017 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda traktör sürücüsü ...’nun yönetimindeki traktörde yolcu taşımaya uygun olmayan çamurluk üzerinde gayri nizami olarak yolcu taşımış olması nedeniyle asli kusurlu olduğu kanaatinin ifade edildiği görülmüştür. Dava dosyasında bulunan belge ve ifadelerin incelenmesi sonucunda traktör sürücüsü ...’nun traktörde yolcu taşımaya uygun olmayan çamurluk üzerinde 2009 doğumlu...’i taşıması ile 2918 sayılı ...’nin Lastik Tekerlekli Tarım Traktörlerinin Karayolunu Kullanmaları ve Yük ve İnsan Taşıması Esasları ile ilgili Madde 131 ile tanımlanan “(…) Tarım ürünlerinin toplanması, yüklenmesi veya boşaltılması amacıyla tarla veya işyerine götürülüp getirmek üzere lastik tekerlekli traktörlerin römork veya yarı römorklarına, oturmaları şartıyla, taşıma sınırının beher tonu için en çok 3 kişi bindirilebilir. Yük üzerinde insan taşınamaz. (…)” hususuna aykırı biçimde emniyetsiz ve güvensiz şekilde yolcu taşıması nedeniyle tamamen ve asli kusurlu olduğu sonucuna varılmıştır.
Diğer yandan davalı yanın müterafik kusura vaki itirazı tetkik edilmiş olup 6098 sayılı TBK'nın 51. maddesinde, Hakimin, tazminatın türü ve kapsamının derecesini, durum ve mevkiinin gereğine ve hatanın ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; 6098 sayılı TBK'nın 52. Mad.de (BK 44. mad.) ise; zarar gören taraf, zarara razı olduğu veya kendisinin eylemi zararın doğmasına ya da zararın artmasına yardım ettiği ve zararı yapan kişinin durum ve mevkiini ağırlaştırdığı takdirde hakimin, zarar ve ziyan tutarını indirebileceği veya zarar ve ziyanı hüküm altına almaktan vazgeçebileceği açıklanmıştır.
Somut olayda, mütevefanın zararın doğmasına veya artmasına davacıların emniyetsiz şekilde yolculuk yapılmasına rıza vermeleri karşısında müterafik kusurunun kabul edilmesi gerektiği kanaati ile tazminattan %20 oranında indirim yapılması gerekmiştir.
Dosya kapsamında kök ve iki ek bilirkişi raporun temin edildiği, birinci ek rapor kapsamında TRH 2010 yönteminin ve %20 müterafik kusur indirimi üzerinden rapor tanzim edildiği, ikinci ek rapor ile PMF yöntemine göre yapılan hesaplama üzerinden davanın ıslah edildiği, yeninden rapor alınmasına yönelik talebin bulunmadığı görülmüştür.
Nitekim Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/2457 esas, 2021/3304 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları 14 Mayıs 2015 gün 29355 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak 01 Haziran 2015 tarihinde yürürlüğe girmiş olup Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ekindeki, sürekli sakatlık tazminatı hesaplamasına dair usullere ilişkin Ek 3 nolu cetvelin 3. maddesinde, "hesaplamalarda ölüm tablosu olarak TRH 2010 tablosu dikkate alınır. Tablonun belirli periyodlarla güncellenmesi halinde tazminat tutarı, kaza tarihi itibariyle güncel versiyona göre hesaplanır" düzenlemesine; 4. maddesinde, "hesaplamalarda,iskonto oranı (teknik faiz), % 1,8 olarak dikkate alınır, iskonto oranı gerekli görülen hallerde Hazine Müsteşarlığı tarafından güncellenir" düzenlemesine; 8. maddesinde ise, "tazminat, ax,n formülü ile hesaplanır. Tazminat hesaplanırken Devre Başı Ödemeli Belirli Süreli Rant formülü esas alınır" düzenlemesine yer verilmiştir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 2918 sayılı KTK.nın 90. maddesinde “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” şeklindeki düzenleme ve zorunlu mali sorumluluk sigortası teminatı kapsamı dışında bulunan hallerin düzenlendiği 92/i maddesindeki “Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler.” şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihinde 2019/40 E-202/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
Anayasa mahkemesinin iptal kararı ile zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatların zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarına göre belirleneceğine dair düzenleme iptal edilmiştir. T.C. Anayasası’nın 153/6. maddesinde, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihinde 2019/40 E-202/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiş olması nedeniyle davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK’nın ve 6098 sayılı TBK’nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekmiştir. Yargıtay'da uygulama birliğinin sağlanması yönünde tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosunun esas alınması için içtihat geliştirildiği ancak hesaplamalarda progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi suretiyle tazminatın hesaplanması gerekmekte olup davacı yanın PMF yaşam tablosuna göre yapılan hesaplama üzerinden yapılan ıslah talebine cevaz verilememiştir. Dosya kapsamında TRH 2010 ve %10 arttırım ve %10 iskonto hesabına yönelik yeniden rapor alınmasına yönelik talep bulunmadığından somut olayda, bilirkişi 1. ek raporunda TRH 2010 yaşam tablosu esas alınarak yapılan hesaplama gereğince davacı annenin maddi zararı 64.133,43-TL, davacı babanın maddi zararı 54.583,01-TL olarak tespit edilmiştir.
Son olarak temerrüt tarihinin tespiti ve faiz türü noktasında inceleme yapılmış olup 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14. maddesi gereğince ihdas edilen ... Hesabı Yönetmeliği'nin 15. maddesi gereğince rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte ihbar edildiği tarihte ... Hesabının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta olup davacının dava tarihinden önce yapmış olduğu başvuru ile birlikte somut olayda davalının 29/12/2017 tarihinde temerrüte düştüğü, işbu tarihten itibaren işleyecek yasal faiz isteminin yerinde olduğu anlaşılmakla; davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
..." şeklinde hüküm tesis edilmiştir.
Mahkememizden verilen 10/09/2021 tarih ve ...karar taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi'nin 15/05/2024 tarih ve 2021/2209 Esas 2024/813 Karar sayılı ilamıyla; ".....
HMK'nun 357/1. maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında, İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar dinlenemez, yeni delillere dayanılamaz. Davalı vekili tarafından yargılama safahatı sürecinde hükme esas aktüerya bilirkişi raporuna karşı itirazında desteğin yaşı ve buna bağlı hesaplamaya ilişkin itiraz ya da talepte bulunmamış ve bu suretle aktüerya raporundaki hesaplama bakımından davacı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gibi HMK'nın 357/1. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddialar ve savunmalar dinlemeyeceğinden tazminat hesabına ilişkin istinaf itirazı değerlendirilmeye alınmamıştır.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/13141 E. ve 2022/6709 K.sayılı kararında açıklandığı üzere "... Hesabı yönünden faizin başlangıç (temerrüt) tarihi belirlenirken, ilgililerce gerekli belgeler de ibraz edilerek ... Hesabı Yönetmeliğinin 9, 14. ve 15. maddelerinde yazılı biçimde fona başvurulduğu halde ödeme yapılmamışsa başvuru tarihinden itibaren ... Hesabı'nın temerrüde düştüğünün kabulü gerekir. Gerekli belgeler ibraz edilmeksizin başvuruda bulunulmuş ya da hiç müracaat edilmemiş ise ... Hesabı'nın temerrüdünden bahsedilemeyeceğinden faiz başlangıcının dava tarihi olarak kabulü gerekir." (Aynı yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/4574 E. ve 2022/16962 K. sayılı kararı).
Somut uyuşmazlıkta başvuru belgelerinden eksik evrak ile başvuru yapıldığı anlaşılmasına göre davalı ... Hesabı'nın temerrüde düşmeyeceğinden faiz başlangıcının dava tarihi olarak kabulü gerekirken yazılı şekilde belirlenmesi doğru olmamıştır.
İlk Derece Mahkemesince dosya kapsamında alınan tüm bilirkişi raporlarının tamamının gerekçeli karara aktarılarak yazılması, gerekçeli karar yazma tekniğine de uygun olmadığı görülmüş eleştiri konusu yapılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davacılar vekili ve davalı vekili vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir...." şeklinde mahkememiz kararı kaldırılmakla dosya mahkememizin 2024/394 esasına kaydedilmiştir.
Dosya.... Hukuk Dairesi ... sayılı ilamında belirtilen eksiklerin tamamlanması hususunda özellikle 1.ek bilirkişi raporunda TRH 2010 yaşam tablosuna göre düzenlenmiş ise de 10/02/2021 tarihli 2.ek rapor tarihindeki asgari ücret üzerinden ve ibranamede ödendiği belirtilen miktarın güncellenmiş tutarı tazminattan indirilmeden hesaplama yapılmadığı belirlemesi ile mahkememiz ve yüksek mahkeme denetimlerine uygun olacak şekilde usuli kazanılmış haklar da gözetilerek BAM ilamında belirtilen eksikleri tamamlamak üzere rapor tanzim edilmesi için bilirkişiye tevdii edilmiştir.
Aktüerya Uzmanı bilirkişi ... tarafından hazırlanan 03/03/2025 tarihli bilirkişi ek raporundan özetle; "..... S O N U Ç: Delillerin ve hukuki durumların takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere;
05.05.2017 tarihinde meydana gelen trafik kazasında;
Davalının %100 kusur oranındaki sorumluluk durumuna göre belirlenen zarardan %20
müterafik kusur indirimi sonucu olayda vefat eden ...’in geride kalan hak
sahiplerinin;
BAM kararından önce en son hesap raporunun düzenlendiği 10.02.2021 tarihine kadar bilinen veriler (asgari ücretler) esas
alınarak yapılan hesaplamaya göre;
a)Davacı Anne...'in destekten
yoksun kalma sebebiyle indirimli bakiye maddi zararının= 125.760,55 TL.
b)Davacı Baba ...'in destekten
yoksun kalma sebebiyle indirimli bakiye maddi zararının= 102.507,43 TL. olduğu,
c)Davacıların maddi zararları toplamının zorunlu trafik sigorta poliçe limiti içinde kaldığı,
D) Her ne kadar başvuru tarihine göre davalı bakımından temerrüdün 10.01.2018 tarihinde
gerçekleştiği belirlenmiş ise de;
BAM kararında başvuru evrakları yeterli görülmeyerek temerrüdün 15.01.2018 dava
tarihinde gerçekleşeceğinin kabul edildiği,
e)Dava dilekçe: (de yasal faiz talebinde bulunulduğu,sonuç ve kanaati ile tarafımdan tanzim olunan işbu EK raporu saygı ile arz ederim. 03.03.2025..." şeklinde ek görüş bildirmiştir.
Huzurdaki davada; davacıların 05/05/2017 tarihinde meydana gelen trafik kazasında çocuklarının ölümü nedeniyle davalı ... hesabından destekten yoksun kalma tazminatı talep ettikleri, mahkememizce davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın istinaf edilmesi üzerine kararın kaldırılmasına esas teşkil eden hususlara ilişkin olarak dosya bilirkişiye tevdii edilerek öncelikle 10/02/2021 tarihli 2.ek rapor tarihindeki asgari ücret üzerinden ve ibranamede ödendiği belirtilen miktarın güncellenmiş tutarı tazminattan indirilmeden hesaplama yapılması doğru olmadığına yönelik tespitleri doğrultusunda her bir davacının maddi tazminattan tenzili gereken tutar güncellenerek 03/03/2025 tarihli aktüer raporunda hesaplanarak bu yöndeki eksiklik tamamlanmıştır. Usuli kazanılmış haklar ve kaldırmaya konu eksikliklerin 03/03/2025 tarihli rapor ile giderildiği, davacı tarafın hazırlanan rapora herhangi bir itirazının bulunmadığı, davalı ... hesabının rapora ilişkin itirazlarının yerinde görülmediği, kaldırma ilamına konu olmayan hususlarda yeniden değerlendirme yapılmasının gerekli olmadığı anlaşılmıştır. Temerrüt tarihi bakımından BAM ilamında belirtildiği üzere davalı ... hesabına başvurusunun yeterli görülmemesi nedeniyle temerrüdün dava tarihi itibariyle kabul edildiği ve davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunması nedeniyle her bir davacı bakımından ayrı ayrı vekalet ücreti hesaplaması yapılarak vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği anlaşılmakla hükme esas alınabilecek yeterlilikte görülen denetime elverişli bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacılar tarafından açılan davanın;
A)Davacı... bakımından DAVANIN KABULÜ ile, Davacı... yararına 124.395,38-TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihi olan 15/01/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
B)Davacı ... bakımından DAVANIN KISMEN KABULÜ ile, Davacı ... yararına 102.507,43-TL destekten yoksun kalma tazminatının 15/01/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya dair istemin reddine,
2-Kabul edilen dava değeri üzerinden hesaplanan 15.499,73 TL karar-ilam harcından, davacı taraflarca peşin yatırılan 35,90 TL ve ıslah harcı olan 830 TL harcın toplam 865,90 TL mahsubu ile bakiye 14.633,83 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydedilmesine, (kaldırma kararı öncesi davalı tarafça bakiye ilam harcı olan 7.243,42 TL davalı tarafça 12.12.2021 tarihinde yatırılmış olup işbu kararda hesaplanan 14.633,80 TL'den mahsubu ile 7.390,41TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına(492 sayılı Harçlar Kanunu m.8 ))
3-Davacı taraflarca yapılan 9.558,55 TL yargılama giderinden davanın kabul oranına göre (% 93,01) hesaplanan 8.890,73 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, kalan kısmın davacılar üzerinde bırakılmasına, (kaldırma kararı öncesi tahsilde tekerrür etmemek üzere )
4-Davalı tarafça yapılan 40 TL yargılama giderinden davanın red oranına göre (% 6,99) hesaplanan 2,79 TL yargılama giderinin davacılardan alınıp davalıya ödenmesine, kalan kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,(kaldırma kararı öncesi tahsilde tekerrür etmemek üzere )
5-Davacı... vekille temsil edildiğinden yürürlükte olan A.A.Ü.T gereği 30.000 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı...'e verilmesine, (kaldırma kararı öncesi tahsilde tekerrür etmemek üzere )
6-Davacı ... temsil edildiğinden yürürlükte olan A.A.Ü.T gereği 30.000 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı ... verilmesine,(kaldırma kararı öncesi tahsilde tekerrür etmemek üzere )
7-Davalı ... Hesabı vekille temsil edildiğinden davanın red miktarına göre 17.043,55 TL vekalet ücretinin davacı ... 'den alınarak davalıya verilmesine,
8-Taraflarca yatırılan avansların kullanılmayan kısmının, karar kesinleştiğinde, istek halinde ilgili tarafa iadesine,
9-Davacı taraflarca peşin yatırılan 35,90 TL ve başvurma harcı 35,90 ve ıslah harcı olan 830 TL toplam 901,80 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, HMK'nın 341/1 ve 345/1. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 21/05/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır