T.C.
İSTANBUL
16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/197 Esas
KARAR NO:2025/373
DAVA:Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:17/03/2025
KARAR TARİHİ:09/05/2025
Mahkememizin yukarıda esas numarası yazılı dosyasının mahkememizde yapılan
yargılaması sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;
Davalı yan ile müvekkili arasında doğal gaz abonelik sözleşmesinin mevcut olduğunu, bu sözleşme kapsamında ... sözleşme hesabı, ... tüketim noktası numaralı müvekkiline doğal gaz verildiğini, bu sözleşme kapsamında müvekkili aleyhine sırasıyla 02.12.2024 son ödeme tarihli 423.221,00 TL'lik, 10.02.2025 son ödeme tarihli 71.303,00 TL'lik ve 24.02.2025 son ödeme tarihli 75.696,00 TL bedelli haksız ve hukuka aykırı şekilde faturalar düzenlendiğini, davacı müvekkili düzenlenen bu faturalara itiraz etmek istediğini ancak davalı yan itiraz hakkının olmadığını ancak borcu taksitlendirebileceklerini beyan ettiklerini, bununla beraber müvekkiline doğal gaz faturasının neden bu kadar yüksek bir bedel ile düzenlendiği de izah edilmediğini, somut olayda müvekkilinin taraflar arasındaki sözleşme kapsamında düzenlenen diğer faturaları incelendiğinde de görülecektir ki davacı müvekkilinin herhangi bir kapasite aşımı veya haksız kullanım yapması da mümkün olmadığını, müvekkilinin kuru boya sektöründe iş yapmakta olduğunu üretim yapan bir işletmeyi olduğunu, ilgili adreste bulunan makinelerin üretim kapasiteleri de doğal gaz kullanım kapasitelerinin belli olduğunu, bunun üzerinde veya altında makinelerin çalışması mümkün olmadığını ilgili makinelerin kapasiteleri üzerinde doğal gaz tüketimi de mümkün olmadığını, yapılacak bilirkişi incelemesinde de bu durumun ortaya çıkacağını, bu yüzden dosyanın bilirkişilere tevdiini, ihtiyati tedbir talepleri bulunduğunu, davalı şirket uhdesinde davacı müvekkilinin imzasının olduğu sözleşmeler ve müvekkili aleyhine tahakkuk edildiğini faturaların tamamının dosyaya celbini, davalı şirket tarafından hukuka aykırı olarak tahakkuk ettirildiğini faturaların şu an için 1000,00 TL tutarı için borçlu olmadıklarının tespitini, menfi tespit davalarının kabulünü, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
CEVAP :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;
Davacı menfi tespiti 1.000,00-TL üzerinden talep ettiğini, menfi tespit davası genel hükümlere tabi olup kısmi olarak açılamayacağını, davaya konu fatura miktarının belli olduğunu, dolayısıyla davacının faturanın tamamı üzerinden menfi tespit talep ettiğini dava harcını bu miktar üzerinden yatırması gerektiğini, davacının kısmi menfi tespit talebinde hukuki yarar bulunmadığını, kötü niyetli hareket ettiğini, davacı şirket tarafından doğalgaz sözleşmesinde onaylanan projeye, proje dışı cihazlar eklenmek suretiyle tesisata müdahale edilmiş olduğunu, doğal gaz sayacında kapasite aşımı yapıldığını epdk mevzuatı doğrultusunda fatura tahakkuk ettirildiğini, davacının tedbir talebinin reddini, davacının davasının husumet nedeniyle reddini, davacıya eksik harcı tamamlattırılmasını, davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretimizin davacı üzerine yüklenmesine karar verilmesini talep etmişlerdir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; abonelik sözleşmesine dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.
6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115. maddeleri gereğince görev hususu kamu düzenine ilişkin dava şartlarından olmakla mahkememizce davanın her aşamasında re'sen nazara alınması gerektiğinden dava dosyası öncelikle bu noktada incelenmiştir.
TTK'nın 4 ve 5. maddeleri ile ticari davaların;'' Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; a) Bu Kanunda, b) Türk Medeni Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ila 969 uncu maddelerinde, c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ila 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ila 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ila 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ila 554, havale hakkındaki 555 ila 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ila 580 inci maddelerinde, d) Fikri mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır.'' şeklinde tanımlandığı görülmüştür. Anılı kanuni düzenlemeye göre, bir uyuşmazlığın ticari dava sayılması için TTK 4/1.maddesine göre her iki tarafında tacir olması ve ticari işletmeleri ilgili hususlardan doğması, yahut tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın "a-f" bentlerinde sayılan hususlardan doğmasının gerektiği açıktır.
Yukarıda açıklanan hususlarda yapılan incelemede; huzurdaki davanın 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesinin "a-f" bentlerinde sayılan mutlak ticari davalardan olmadığı görülmüştür. Mahkememizin görevli olup olmadığının anlaşılması için ise TTK 4/1. maddesi gereği davanın nispi dava niteliğinde olup olmadığının tespiti gereklidir. Bunun için her iki tarafın tacir olması ve uyuşmazlığın tarafların ticari işletmesi ile ilgili olması kriterinin bulunması gerekmektedir. Bu kapsamda davacı yönünden ... Vergi Dairesi'ne yazılan müzekkereye "Mükellefin işletme esasına göre defterlerini tuttuğu, VUK 177 sınırları altında kaldığı" ve İstanbul Ticaret Sicil Müd.'ne yazılan müzekkereye "davacının gerçek kişi işletme kaydı bulunamadığı" şeklinde yanıt verildiği anlaşılmıştır. Yapılan incelemeler sonrası davalı tacir olmakla birlikte davacının tacir olmadığı ve eldeki davanın nispi ticari dava da olmadığı, davacının tüketici sıfatı bulunmadığı tespit edilmiş olup işbu dava için genel mahkeme sıfatıyla asliye hukuk mahkemelerinin görevli olduğu anlaşılmıştır.
Açıklanan tüm bu nedenlerle davanın, HMK'nun 115/2. maddesi uyarınca aynı Kanunun 114/l-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine ve Asliye Hukuk Mahkemesine görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
Dosya görev açısından incelendi.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan DAVANIN USULDEN REDDİNE,
2-Kararın istinaf yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesine müteakip bu tarihten itibaren istinaf yoluna başvurulması ve istinaf talebinin reddinin kesinleşmesine müteakip iki haftalık süre içinde talep halinde dosyanın görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, süresi içinde gönderilme başvurusunun olmaması halinde davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğine,
3-HMK nın 331. Maddesi uyarınca harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,
4-Dosyanın kanuni süresi içinde gönderilmemesi durumunda talep halinde yargılama gideri ve vekalet ücretinin mahkememizce karara bağlanmasına,
Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize verilecek ya da gönderilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/05/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır