T.C.
İSTANBUL
16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/759 Esas
KARAR NO:2025/747
DAVA:Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ:13/12/2024
KARAR TARİHİ:06/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketin en büyük paya sahip ortağı olduğunu, yıllarca davalı şirketin yönetim kurulu başkanlığını yaptığını, davalı şirketin 09/01/2017 tarih / 08 nolu yevmiye maddesi uyarınca dava dışı vefat eden ... davalı şirkette bulunan alacağını şirketin diğer ortaklarına eşit olarak paylaştırdığını, bu karar gereği müvekkilinin 19.778.364,11 TL alacağının şirket defterine işlendiğini, müvekkili ...'ın Yönetim Kurulu Başkanı olduğu dönemde borçlara ilişkin şirket ortaklarına eşit şekilde her bir ortağa 3.083.386,51 (...'a 2 eşit paya bölünerek ) Türk Lirası veya Döviz olarak ödeme yapıldığını, Yönetim Kurulu kararınca 02/01/2020 tarihinde toplam 2.200.000,00 Türk Lirası ödeme eşit olarak dağıtıldığını, işbu dönem içerisinde ortakların borçlarına ilişkin hiçbir ödeme yapılmadığını, 2020 tarihinde yapılan ödemenin, 2019 Mayıs ayında yapılan ödemenin, Genel Kurul kararına istinaden yapıldığını, 2020 yılında yapılan ödemenin 2019 yılı 6 ve 9 aylık mali tablolarına göre oluşmuş olan ve daha önce de karara bağlanan ödemeler olduğunu, işbu ödemenin 2020 Ocak ayında yapıldığını, müvekkilinin yönetim kurulu başkanı olduğu dönemde ortakların alacak ödemelerinde, ortakların talebine istinaden bazı ortaklara döviz cinsinden ödemeler yapıldığını, müvekkilinin 2020 Ocak ayından itibaren ticari defterlerde kayıtlı alacağından hiçbir ödeme almadığını, müvekkilinin söz konusu alacağının 2017 yılında doğduğunu ve büyük bir değer kaybına uğradığını beyanla 1.600.000 TL bedelli alacak davalarının kabulüne, müvekkilinin alacağının geçen süre zarfında uğramış olduğu enflasyon/döviz kuru karşısındaki değer kaybının tespiti ile bu bedelin belirlenmesi ve bu zararın alacağının üzerine eklenerek davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının “Yönetim Kurulu kararınca 02.01.2020 tarihinde toplam 2.200.000,00-TL ödemenin eşit olarak dağıtıldığını, işbu dönem içerisinde ortakların borçlarına ilişkin hiçbir ödeme yapılmadığını” ileri sürdüğünü, “Ortakların borçları” ile ifade edilmek istenen ortakların alacakları iddiasının, hem ödeme alındığı, hem ödeme alınmadığı yönünde bilgi içeren işbu beyandaki çelişkinin giderilmesini istediklerini, davacının alacak iddiasının hukuki dayanağını ortaya koymadan haksız talepler ileri sürdüğünü, davacının Müvekkili Şirket’in borçlu olduğunu ileri sürdüğü 1.600.000,00-TL ana paraya ilişkin olarak ödeme vadesi dahi belirtmeksizin zararı bulunduğunu iddia ettiğini, ancak davacının hiçbir alacağının bulunmadığını, davacının“uğramış olduğu değer kaybını” na ilişkin talebinin de hangi hukuki sebebe dayandığını açıklamadıklarını, müvekkil şirket hissedarı olan dava dışı müteveffa ...’ın terekesinin, davacı ile birlikte müvekkili şirketin diğer hissedarlarına miras yolu ile intikal ettiğini, davacı’nın ileri sürdüğü alacak paylaştırmasının söz konusu olmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Mahkememiz tarafından deliller toplanılmış, ilgili belgeler celp edilerek dosya içerisine alınmıştır.
Mahkememizde açılan işbu dava; davacı ...'ın davalı ... İlt. Turz.... A.Ş.'nin ortağı ve yönetim kurulu başkanı olarak görev yaptığı dönemde davalı şirketten alacaklı dava dışı vefat eden ...'ın davalı şirkette bulunan alacağını diğer şirket ortakları ile davacıya eşit olarak paylaştırıldığı, davacının hissesine 19.778.364,11 TL isabet ettiği, davacının yönetim kurulu başkanı olduğu dönemde 2019 yılında yönetim kurulu kararına dayanarak diğer oranlara TL ve döviz cinsinden 2019 yılının 6. Ve 9. Aylık tablolarına göre ödemelerin 2020 Ocak ayında yapıldığı, bu hususun özel denetçi ve bilirkişi raporları ile sabit olduğunu, 2020 Ocak ayından itibaren davacı alacağının davalı şirket defterlerine de Türk Lirası olarak kayıtlı olduğunu bu nedenle enflasyon ve kur artışı ile alacağını değer kaybına uğradığını belirterek davacının dava şirketten alacağının TEFE-TÜFE-ÜFE oranları banka vadeli mevduat faiz oranları döviz kurları, devlet tahvil faiz oranları işçi ücretlerini ve diğer yatırım araçları ile ilgili gelen bilgilerin resmi kurumlardan tespit edilerek davacının uğradığı değer kaybının belirlenmesi gerektiği iddia edilerek davacının davalı ticaret defter ve kayıtlarında olan alacağa, bu zarar ile alacağın uğramış olduğu değer kaybının tespiti ve davalı şirketten tahsiline karar verilmesi istemine ilişkindir.
Davalı vekilinin 2. cevap dilekçesi ile yetki ilk itirazında bulunması ve yetkili mahkemelerin ... Mahkemeleri olarak belirtilmesi üzerine işbu itiraz HMK'nın 117. maddesi uyarınca dava şartlarından sonra inceleme konusu yapılmıştır.
Davacı vekilince, davalının yetki itirazını kabul etmediği beyan edilerek, yetki itirazının reddini talep ettiği anlaşılmıştır.
Davacının davalı şirkette en büyük pay sahibi olduğunu belirttiği, ... 8 ATM'nin ... Esas sayılı dosyasında davalı şirket ve davalı beyanına göre % 32 pay sahibi görünmesine rağmen esasen %77,5 paya sahip olduğunu, bunun mahkeme kararı ile tespit edildiği ancak kararın henüz kesinleşmediği, davalı şirketin Ticaret Sicil kayıtları ile şirket merkezinin ... olduğu dosya kapsamı ile sabittir.
Somut olaya uygulanması gereken mahkemelerin yetkisine ilişkin kanuni düzenlemelerden olan HMK'nın 6/1. maddesi; "(1) Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir." şeklinde düzenlenmiş olup HMK'nın 19. maddesinde belirlenen süre ve yöntemle yetkisizlik itirazında bulunulmaz ise davanın açıldığı mahkemenin yetkili hale geleceği, Kanun'un 19/2. maddesinin; "Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz." hükmünü içerdiği, yine HMK'nın 17. maddesinde; "Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır." ve HMK'nın 14/2 maddesinin; "Özel hukuk tüzel kişilerinin, ortaklık veya üyelik ilişkileriyle sınırlı olmak kaydıyla, bir ortağına veya üyesine karşı veya bir ortağın yahut üyenin bu sıfatla diğerlerine karşı açacakları davalar için, ilgili tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir." hükmüne yer verildiği anlaşılmıştır.
Davacının davalı şirketin ortağı olup davalı şirketten genel kurul ve yönetim kurulu kararına göre oluşmuş olan alacağını diğer ortaklara yapılan ödemelerin döviz cinsinden yapıldığı ve aradan geçen zamanla orantılı olarak alacağın enflasyon ve kur farkları nedeniyle değerin azaldığı iddiası ile açılan alacak ve tazminat davası olup davacı ile davalı, davacı ortak arasındaki ilişkiden kaynaklı davaların, şirket merkezinin ...'da bulunması ve şirketle davacı ortak arasında meydana gelen hukuki uyuşmazlıktan kaynaklanması sebebiyle dava konusu uyuşmazlığın çözümünde ... ATM'nin yetkili olduğu mahkememizce benimsenmiştir.
Bu nedenlerle mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; anılı kanuni düzenlemeler ve gerekçeler ışığında somut olaya bakıldığında; davalı şirketin merkezinin ... olduğu, bu nedenle 6100 sayılı HMK'nun 14/2.maddesi uyarınca davalı şirketin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi yetkili olmakla, davalı tarafın yetki itirazının kabulüyle, mahkememizin YETKİSİZLİĞİNE dair karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;.
1-6100 sayılı HMK'nun 14/2.maddesi uyarınca davalı şirketin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi yetkili olmakla, davalı tarafın yetki itirazının kabulüyle, mahkememizin YETKİSİZLİĞİNE,
Kararın istinaf yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesini müteakip, bu tarihten itibaren istinaf yoluna başvurulması ve istinaf talebinin reddi kesinleşmesine müteakip iki haftalık kesin süre içinde talep halinde dosyanın ... NÖBETÇİ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
2-Mahkememizin yetkisizlik kararına konu talepler yönünden HMK'nın 331. Maddesi gereğince harç ve yargılama giderlerinin yetkili mahkemede DEĞERLENDİRİLMESİNE,
3-Dosyanın yasal süresi içinde gönderilmemesi durumunda talep halinde yargılama giderleri ve vekalet ücretinin mahkememizce karara BAĞLANMASINA,
Dair tarafların yüzüne karşı, verilen kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde İSTANBUL BAM ilgili dairesinden istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 06/11/2025
Başkan ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Katip ...
e-imza