T.C.
İSTANBUL
16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/102 Esas
KARAR NO:2025/343
DAVA:İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:10/02/2025
KARAR TARİHİ:02/05/2025
Mahkememizin yukarıda esas numarası yazılı dosyasının mahkememizde yapılan
yargılaması sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;
.... İcra Dairesi 2024/... E. Sayılı dosyada, müvekkilinin işyerine ... İcra Dairesi... Talimat sayılı dosya ile fiziki hacize gelindiğini, haciz mahallindeki davalı vekili tarafından müvekkiline, toplam 1.117.344,99 TL'lik borç için 400.000,00 TL ödeme yaparlarsa, haciz mahallinden ayrılacakları ve müvekkil bakımından alacaktan feragat edeceklerine dair teklifte bulunduğunu, Ticari itibarı bir zedelenen müvekkilinin, hacizin daha fazla uzamaması ve önemli ölçüde indirim yapılması sebebiyle bu teklifi kabul ettiğini, bunun üzerine taraflar arasında, davalı vekilinin yanında getirdiği ve matbu yazıların olduğu kağıt üzerinde protokol düzenlendiğini, bu protokol ve yapılan ödemeye ilişkin dekont aldıklarını, müvekkilinin bu ödemeyi ihtirazi dava konusu icra takibinde düzenlenen haciz tutanağında, icra memuru bu ihtirazi kayıttan bahsetmemişse de, davalı taraf, haciz mahalline iki dosya için geldiğini, dosyalardan biri bu davanın konusu, .... İcra Dairesi 2024/... E. sayılı dosya, diğeri ise bir başka davanın konusu, .... İcra Dairesi 2024/... E. sayılı dosya olduğunu, .... İcra Dairesi 2024/... E. sayılı dosyanın haciz tutanağında müvekkilinin ihtirazi kaydının mevcudiyetinden bahsedilmiş olduğunu, müvekkili bu davanın konusu , .... İcra Dairesi 2024/... E. Sayılı dosyada da iradesinin aynı yönde olduğu kabul edilmesi gerektiğini, müvekkili yetkilisi ...'nun rahatsızlığından yararlanarak, ardı ardına haciz ihbarnameleri gönderdiğini, takip dosyasında haksız yere müvekkili borçlu konuma getirmesini, davalı tarafın oldukça kötü niyetli olarak hareket ettiği konusunda da taraflarına endişe verdiklerini, Dava şartı olan zorunlu arabuluculuk görüşmelerinde anlaşamadıklarını, İstirdat davasının yasal koşullarının oluştuğunu, icra tehdidi altında zoraki olarak yapılan ödemenin müvekkiline geri ödenmesi gerektiğini, ödenen 400.000,00 TL için ödeme tarihi olan 03.01.2025 tarihinden itibaren, tacirler arasında uygulanan reeskont avans faizinin işletilmesini ve davalı taraftan tahsil edilerek müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalıya dava dilekçesi usulüne göre tebliğ edilmiş olup henüz cevap dilekçesi sunmamıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; İİK 89/3. ve İİK 89/5. maddesine dayalı ödenen bedelin iadesi talebinden ibarettir.
Davacı vekilinin 25/04/2025 tarihli beyan dilekçe ile; davanın taraflarca 3. Kişi tarafından açılan istirdat davası olup icra takip dosyası bakımından 3. Kişi olan müvekkil ile takip alacaklısı davalı arasında doğrudan bir ticari ilişkin bulunmadığından uyuşmazlığı çözmekle görevli mahkemenin genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu beyan ederek görevsizlik kararı verilmesini talep ettiği anlaşıldı.
6102 sayılı TTK'nın 4. maddesinde, mutlak ticari davaların yanısıra "Her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır." hükmü ile nispi ticari davaya ilişkin de düzenleme yapılmış olup, buna göre tarafların her ikisinin de tacir olması ve uyuşmazlık konusu işin tarafların ticari işletmesi ile ilgili olması gerekir.
İİK'nın 89/3. maddesinin, üçüncü cümlesi, "..İkinci ihbarnameye süresi içinde itiraz etmeyen ve zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemeyen veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmeyen üçüncü şahsa onbeş gün içinde parayı icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı teslim etmesi yahut bu süre içinde menfi tespit davası açması, aksi takdirde zimmetinde sayılan borcu ödemeye veya yedinde sayılan malı teslime zorlanacağı bildirilir. Bu bildirimi alan üçüncü şahıs, icra takibinin yapıldığı veya yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinde süresi içinde menfi tespit davası açtığına dair belgeyi bildirimin yapıldığı tarihten itibaren yirmi gün içinde ilgili icra dairesine teslim ettiği takdirde, hakkında yürütülen cebri icra işlemleri menfi tespit davası sonunda verilen kararın kesinleşmesine kadar durur..." hükmünü içermektedir. Bu hükümde belirtilen mahkemenin hangi mahkeme olduğu konusunda bir açıklık bulunmamakla birlikte İİK'nın 235/1. maddesindeki gibi kayıt kabul ve 154/3. maddesindeki gibi iflas davaları için Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu yolundaki açık bir düzenleme bulunmadığından bu mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun kabulü gerekir. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 12.04.2016 tarih ve 3568 E., 6425 K. ve 17.12.2015 tarih ve 7065 E., 17162 K., sayılı ilamları da bu yöndedir.)
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/5228 Esas, 2023/6468 Karar sayılı 06.11.2023 tarihli Bölge Adliye Mahkemeleri Hukuk Dairelerinin Kesin Nitelikteki Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesine ilişkin kararında ''2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrasına istinaden gönderilen haciz ihbarnamesi nedeniyle ihbarnameye muhatap olan üçüncü kişi tarafından açılan menfi tespit davasında görevli mahkemenin; davanın tarafları arasında doğrudanbir ilişki bulunmaması ve uyuşmazlığın takip hukukundan kaynaklanması nedeniyle Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna, tarafların tacir olmasının veya temel ilişkinin ticari nitelikte bulunmasının veyahut borcun temelini oluşturan senedin kambiyo senedi niteliğinde olmasının mahkemenin görevinin belirlenmesinde bir etkisinin bulunmadığına, yukarıda belirtilen Bölge Adliye Mahkemeleri arasındaki uyuşmazlığın bu şekilde giderilmesine, 06.11.2023 tarihinde 5235 sayılı Kanun’un 35 inci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.'' şeklinde karar verildiği görülmüştür.
Yapılan açıklamalar doğrultusunda mahkememizce yapılan incelemede; taraflar arasında doğrudan bir ticari ilişki bulunmadığı gibi uyuşmazlık davalı alacaklı tarafından başlatılan icra takibinde, davacıya borçlu olduğu gerekçesiyle çıkarılan haciz ihbarnamelerine itiraz edilememesi nedeniyle yedinde sayılan borçtan dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti istenmektedir. 01.10.2011 tarihinden sonra açılan menfi tespit davaları için görevli mahkeme, HMK'nın 2. maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesidir. (Prof. Dr. Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, sh:476) Bu durumda, İİK'nın 89/3. maddesine dayalı olarak açılan davada, yukarıda yer verilen Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/5228 Esas, 2023/6468 Karar sayılı 06.11.2023 tarihli kararında da açıkça belirtildiği gibi Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu anlaşıldığından, HMK'nın 114/(1)-c ve 115/(2). maddeleri uyarınca mahkememizin görevine ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğu anlaşılmakla, davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Dosya görev açısından incelendi.
H Ü K Ü M : Gerekçesi açıklandığı üzere;
1-Mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan DAVANIN USULDEN REDDİNE,
2-Kararın istinaf yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesine müteakip bu tarihten itibaren istinaf yoluna başvurulması ve istinaf talebinin reddinin kesinleşmesine müteakip iki haftalık süre içinde talep halinde dosyanın görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, süresi içinde gönderilme başvurusunun olmaması halinde davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğine,
3-HMK nın 331. Maddesi uyarınca harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,
4-Dosyanın kanuni süresi içinde gönderilmemesi durumunda talep halinde yargılama gideri ve vekalet ücretinin mahkememizce karara bağlanmasına,
Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize verilecek ya da gönderilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 02/05/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır