T.C.
İSTANBUL
16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/473 Esas
KARAR NO: 2025/535
DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ: 15/08/2024
KARAR TARİHİ: 10/07/2025
İstanbul 27. SHM'nin 2024/917 esas ve 2025/359 karar sayılı görevsizlik kararı sonrası Mahkememizin yukarıda esas numarası yazılı dosyasının yapılan yargılaması sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili sigorta şirketi nezdinde dava dışı ...'a ait... Mah.,... Sk., No:6, ...Apt., No:1 .../İstanbul adresinde bulunan taşınmaz için ...Sigorta Poliçesi düzenlendiğini, 22/06/2022 tarihinde gerçekleşen ve İski'nin tesisat onarımını yaptığı temiz su borusu tesisatının patlaması sonucu sigortalı taşınmaza su basması sonucu dava dışı sigortalının taşınmazında zarar meydana geldiğini, işbu zararın müvekkili şirket tarafından sigorta kapsamında karşılandığını, davala tarafa kusuru nedeniyle sigortalısının halefi olan müvekkili şirkete ödeme yapması için başvurulduğunu, davalı tarafın ödeme yapmaması üzerinde icra takibi başlatıldığını, ancak davalının haksız olarak takibe itiraz ettiğini, evi su basması sonucu kapı kasası ve duvar boyasında hasar olduğunun öğrenildiğini, yapılan incelemeler sonucunda hesaplanan 8.350,00-TL hasar tazminatının müvekkili şirket tarafından dava dışı sigortalıya ödendiğini, tüm bu nedenlerle davanın kabulü ile haksız itirazın iptali ile takibin devamını, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini arz ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili idarenin, tüzel kişiliği haiz bir kamu kuruluşu olduğunu, dava konusu eylemin hizmet kusuru niteliğinde olduğundan görevli mahkemenin idare mahkemeleri olduğunu, yargı yolu ve görev itirazlarının kabulü ile yargı yolunun idari yargı yolu olduğunun tespitini, yargı yolunun hatalı olduğunun tespiti halinde görevsizlik kararı verilmesini, müvekkili idare elemanlarınca yerinde yapılan tespitte izolasyon olmadığı anlaşılan perde duvarından binaya bir miktar su sirayet ettiğinin anlaşıldığını, binada ayrıca Mekanik Tesisat bakımından bodrum katta rögar ve drenaj sisteminin bulunmadığını, olası su baskınlarına karşı muhtemel zararları önleyecek veya azaltacak önlemlerin alınmamış olduğunu, bodrum katta herhangi bir sebeple birikebilecek suyun dışarı atılması için rögar, pompa vb. Bir sistemin kurulu olmadığının, iş yerinde hasar oluşmasından anlaşıldığını, işbu davada müvekkiline husumet yöneltilmesinin hukuka aykırı olduğunu, idare aleyhine hüküm kurulmaması gerektiğini, meydana gelen zararlardan yeterli tedbir almayan ve kusurlu olan davacı tarafın sigortalısnın sorumlu olacağını, müvekkili idare açısından illiyet bağının kesildiğini, tüm bu nedenlerle haksız ve mesnetsiz usul ve esasa aykırı davanın reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini arz ve talep etmiştir.
TAHKİKAT, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava, dava dışı sigortalıya ödendiği beyan edilen hasar bedelinin rücuen tahsili istemiyle başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115 maddeleri gereğince görev hususu; kamu düzenine ilişkin dava şartlarından olmakla; mahkememizce davanın her aşamasında resen nazara alınması gerektiğinden dava dosyası öncelikle görev noktasında incelenmiştir.
TTK'nın 4 ve 5. maddeleri ile ticari davaların; '' Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; a) Bu Kanunda, b) Türk Medeni Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ila 969 uncu maddelerinde, c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ila 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ila 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ila 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ila 554, havale hakkındaki 555 ila 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ila 580 inci maddelerinde, d) Fikri mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır.'' şeklinde tanımlandığı görülmüştür. Anılı kanuni düzenlemeye göre, bir uyuşmazlığın ticari dava sayılması için TTK 4/1.maddesine göre her iki tarafın da tacir olması ve ticari işletmeleri ilgili hususlardan doğması, yahut tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın “a-f” bentlerinde sayılan hususlardan doğmasının gerektiği açıktır.
6102 sayılı TTK'nın "Halefiyet" başlıklı 1481. maddesi uyarınca sigortacı, sigorta tazminatını ödedikten sonra hukuken sigortalısının yerine geçer. Bu bir kanuni halefiyettir. Sigortalının, gerçekleşen zararın tazmininden sorumlu olanlara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel tutarında sigortacıya ait olur. 22/03/1944 tarih 37/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında, bu noktada ilişkinin "Halefiyet" ilişkisi olduğu ve sigortacının, açacağı davanın, sigorta poliçesinden doğan bir dava olmayıp, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibi olduğu açıklanmıştır.
Davacı tarafından halefiyete dayanılarak açılan eldeki davanın, açıklandığı üzere sigorta poliçesinden doğmadığı, zira halefiyete dayalı olarak açılması nedeniyle işbu davanın, dava dışı sigortalı şahsın, davalı tarafa haksız fiilden kaynaklı olarak açtığı dava gibi değerlendirilmesi gerektiği, bu halde dava dışı sigortalı ... ile davalı...arasında bir sigorta ilişkisinin bulunmadığı ve bu sebeple davanın TTK'da sayılan mutlak ticari davalardan olmadığı, yine davacının sigortalısının gerçek kişi olduğu, poliçenin incelenmesinde yerin kullanım tarzının apartman dairesi, ikamet tipinin sürekli ikametgah, poliçenin yuvam sigorta poliçesi olduğu, o halde yapılan sigorta işleminin ticari bir amaçla yapıldığının kabul edilemeyeceği, davacının tacir olduğu yönünde bir iddia ve delilin sunulmadığı, nitekim davacı tarafça ilk olarak davanın Sulh Hukuk Mahkemesinde açılmış olduğu, uyuşmazlığın hasar bedeline dayandığı ve davacı bakımından ticari işletme ile ilgili bir husustan doğmadığı, bu sebeple eldeki davanın nispi ticari dava sayılamayacağı, bu nedenlerle Mahkememizin görevsiz olduğu, görevli Mahkemenin, dava konusu talebin niteliği itibariyle haksız fiile dayanmakla Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmakla HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca Mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda yazılı gerekçe ile;
1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, HMK 114/1-c ve HMK 115/2 md. uyarınca davanın usulden reddine,
2-HMK'nın 20/1 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık hak düşürücü süre içerisinde taraflarca mahkememize başvurularak talep edilmesi halinde dava dosyasının görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, aksi takdirde mahkememizce ek karar ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine,
3-HMK'nın 331/2 maddesi uyarınca yargılama gideri, harç ve vekalet ücreti hususlarında görevli mahkemece karar verilmesine, mahkememizce ek karar ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde yargılama gideri, harç ve vekalet ücreti hususunda da karar verilmesine,
Dair, taraf vekillerinin yokluğunda , gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere istinaf dilekçesi sunulmak suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere dosya üzerinden verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.10/07/2025
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır