T.C.
İSTANBUL
16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/570 Esas
KARAR NO:2025/789
DAVA:Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin)
DAVA TARİHİ:05/08/2025
KARAR TARİHİ:20/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirkette pay sahibi olduğunu, ...şirketinin diğer pay sahiplerinin, salt müvekkilinin pay sahipliği haklarını kullanmasını engellemek, kar payı ödememek, azınlık haklarının kullanımını engellemek gibi işlemlerle müvekkilinin sahip olduğu ... Şirketini ...bünyesinde pasif bir duruma sokma gayesi içerisinde olduğunu, müvekkilinin davalı ...nezdindeki hisselerinin TTK mevzuatı kapsamında haksız yere düşürülmesi ve şirket değerlemesi üzerinden müvekkiline hiçbir şekilde bu hisse değerlerinin karşılığının verilmemesinin de işbu davaya konu haklı sebep olgusunu oluşturduğundan müvekkilinin ...nezdindeki hissesinin % 12,89 olması gerektiğinden bahisle TTK madde 531 kapsamında şartlarının sağlandığının kabulü gerektiği, davalı şirketin feshine yada müvekkilinin çıkarılmasına karar verilmesi için haklı sebep mevcut olup kanunen gerekli şartların oluştuğunu, müvekkili ile diğer pay sahipleri arasındaki husumet ve kişisel sebepler ortalığı çekilemez bir hale getirdiğini, ...AŞ nin kitle fonlamasından gelen yatırımı amacı doğrultusunda kullanmadığını, müvekkilinin yönetici olduğu döneme ilişkin faaliyet raporları incelendiğinde şirketin ivmesinin yukarı gittiği ancak yöneticilik görevinden ayrıldığı tarih sonrası şirketin zarar etmeye başladığı ve kötü yönetildiğinin görüleceğini, ...AŞ organlarının TTK hükümlerine uygun çalışmadığını, azınlık hakkına halel getirdiğini, ... ... AŞ ile yapılan birleşme sürecinin incelenmesi gerektiğini, müvekkiline kar payının ödenmediğini, fesih yerine çıkma kararı da verilebileceğini, davalı şirketin yönetimi için kayyım atanmasını talep ettiklerini, bu taleplerinin kabul görmemesi halinde ise denetim kayyımı atanmasını talep ettiklerini, şirketin genel kurul, yönetim kurulu , pay gibi ticari defter ve kayıtlarda muvazaalı ve usulsüz işlem yapılabileceğinden bunlara derhal el konularak mahkeme veya kayyum gözetiminde işlem yapılması için ihtiyati tedbir kararı verilmesini, TTK madde 531 gereği şirketin feshine karar verilmesi halinde şirket tasfiye sürecine gireceğinden tasfiye memuru atanmasını talep etmiştir.
CEVAP;
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dilekçesi incelendiğinde Şirket'in feshini, TTK md. 531 çerçevesinde yargı kararları ile belirlenen haklı sebeplerden çok duygusal motivasyonlar ile talep ettiği anlaşıldığını, davacının dilekçede devamlı surette kendisine belli şartlar dikte edildiğini, birleşme ve sermaye artırımlarına onay vermek zorunda bırakıldığını, şirketteki hisselerinin seyreltildiğini iddia etmekte ise de bu işlemlere ilişkin gerçekleştirilen genel kurul toplantılarında alınan kararlara karşı olumsuz oy kullanmadığını, muhalefet şerhi bırakmadığını, şirket yönetim kurulu üyelerinin ibrası, ... ... ile gerçekleştirilecek birleşmeye ilişkin birleşme raporu ve birleşme sözleşmesinin onaylanması gündemi ile gerçekleştirilen 05.12.2024 tarihli olağan genel kurul toplantısında da alınan tüm kararlara olumlu oy verdiğini, huzurdaki davada adeta feveran ederek anlattığı “hisselerinin seyreltilmesi” iddiasına karşın, ... şirketi ile gerçekleştirilecek birleşme sonrası meydana gelecek pay sahipliği yapısını gösterir 15.10.2024 tarihli Birleşme Sözleşmesi'nin onaylanmasına ilişkin 5 numaralı karara olumlu oy verdiğini, ...hisselerinin ... tarafından para karşılığında satıldığını, aslında 965 oranındaki hissenin kendisine ait olduğunu iddia eden davacı, bu iddiasına dayalı olarak da bugüne kadar herhangi bir aksiyon almadığını, dava ikame etmediğini, birleşme işlemlerine karşı herhangi bir dava açmayan, bu suretle huzurdaki davayı açmak için birincil şart olan Şirket sermayesinin % 10'una dahi sahip olmadığı anlaşılan davacının, salt dilekçesindeki soyut iddialarına binaen Mahkemenizce nasıl Şirket'e denetim kayyumu atanması yönünde ihtiyati tedbir kararı verildiğinin anlaşılamadığını, davacının huzurdaki davayı ikame etmek yönünden aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, davanın aktif husumet ehliyeti sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiği yönünde hüküm olduğunu, bu doğrultuda sayın Mahkemenizce 07.08.2025 tarihli, Müvekkil Şirket'e denetim kayyumu atanmasına yönelik ihtiyati tedbir kararının derhal kaldırılması ve davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle esastan reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının, TTK md. 531 uyarınca fesih davası açmak için sahip olması gereken sermayenin onda biri nisbetinde şirket hissesi bulunmadığını, mahkemenizce davanın aktif husumet yokluğu sebebiyle esastan reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının Şirket'te mevcut 718.475,44-TL itibari değerde hissesi bulunduğunu, şirket pay sahipliği yapısı çerçevesinde pay sahipliği oranı % 4,29 olduğunu, davacının, TTK md. 531'de yer alan “kapalı şirketlerde sermayenin en az onda birine sahip olmak” şartını sağlamak amacıyla iki iddia ileri sürdüğünü, bunlardan ilkinin ... ... ile birleşme öncesi % 7,89 pay oranına sahip olması, ikincisi ise ... yöneticilerine bilabedel devredilmesi gereken % 10 oranındaki Şirket hissesinin % 5'inin kendisine ait olduğu iddiası olduğunu, ...ile ... ...'in birleşmesinin, 02.01.2025 tarihli, 11241 sayılı Türkiye Ticaret Gazetesi'nde yayımlanarak tamamlandığını, öte yandan davacı, ...tarafından ...'ın devralınması sürecinde ... yöneticilerine bilabedel % 10 hisse devredileceğinin kararlaştırıldığını ancak bu hisselerin ... tarafından para karşılığında satıldığını, 05 hissenin aslında kendisine ait olduğunu iddia ettiğini, ancak davacının bu anlaşmaya ilişkin pay sahipleri sözleşmesi ve sair herhangi bir yazılı delil sunamadığını, % 5 hissesinin ... yöneticilerine, vekalet vermeksizin yahut bizzat hisse devir sözleşmesi imzalanmaksızın nasıl devredildiğine bir açıklama getiremediğini, davacının, devralmanın gerçekleştiği 2017 yılından bu yana hisse devir bedelinin tazmini yahut hisse devrinin iptali ve kendi adına tescili amacıyla dava ikame etmediği göz önüne alındığında bu iddianın da gerçeği yansıtmadığını, davacı tarafından aktif husumet ehliyeti yaratmak adına ileri sürüldüğü anlaşıldığını, şirkete denetim kayyumu atanması koşullarının oluşmadığını beyanla Mahkemenizce Müvekkil Şirket'e denetim kayyumu atanmasına yönelik 07.08.2025 tarihli ihtiyati tedbir kararına itirazlarının kabulü ile HMK md. 389 ve 390/1I'de yer alan şartları sağlamayan tedbirin kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Mahkememiz tarafından deliller toplanılmış, ilgili belgeler celp edilerek dosya içerisine alınmıştır.
Mahkememizde açılan işbu dava; davacının mahkememizde açtığı davanın, davalı şirketin ortağı sıfatıyla haklı sebeple TTK m.531 gereğince davalı şirketin fesih ve tasfiyesi istemine ilişkin olup, davacının işbu davayı açma hak ve yetkisininin (aktif husumet ehliyetinin) bulunup bulunmadığının tespiti, davayı açma yetkisi var ise haklı sebeple fesih ve tasfiye koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesi ya da yerine davacının ortaklıktan çıkmasına karar verilip verilemeyeceğinin belirlenmesi ve davalı şirkete yönetim veyahutta denetim kayyımı atanma koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesi hususlarının tespiti istemine ilişkindir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.638 "Şirket sözleşmesi, ortaklara şirketten çıkma hakkını tanıyabilir, bu hakkın kullanılmasını belirli şartlara bağlayabilir. Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir." hükmü ile ortaklıktan çıkma ve çıkarılma şartları düzenlenmiştir.
Eldeki davanın taleplerinden biri davacının, davalı şirketin ortağı sıfatıyla haklı sebeple TTK m.531 gereğince davalı şirketin fesih ve tasfiyesi istemine ilişkin istemi olduğu, TTK m.531 hükmü olan "Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir." gereği fesih ve tasfiye isteminde bulunabilme hususu azlık oyunun %10'u üzerinde olanların fesih ve tasfiye talebinde bulunabileceği, davalı şirket (devralan) ile ... ... ve Tekn. A.Ş (devrolunan) arasındaki birleşme sözleşmesinden anlaşılacağı gibi birleşeme sonrası davacının yeni oluşan hisse oranının %4,30 olduğu, somut olayda davacının fesih ve tasfiye istenen şirkette %4,30 oyunun olduğu, böylelikle yasanın aradığı azlık oyu şartının sağlanmadığı, her ne kadar davacı haiz olduğu sıfatı ile açmış olduğu iş bu davada fesih ve tasfiye talebinde bulunamayacağı nazara alınarak 6102 sayılı TTK m.531 gereği davacının davasının reddine karar vermek gerekmiştir.
Yine davacının açtığı fesih ve tasfiye davasında aynı zamanda anonim şirket ortaklığından çıkarılmasına ilişkin talebinin incelenmesinde ise; kanunda anonim şirket ortaklığından çıkmaya ilişkin herhangi bir yasal düzenleme olmadığı gibi anonim şirketteki çıkmanın da ancak ve ancak hisse devri ile yapılabileceği, dolayısıyla davacının bu yönde bir talepte bulunmasında aktif husumet eksikliğinin meydana geldiği, tüm bu hususlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde ise davacının anonim şirket ortaklığından çıkma talebinin yasal düzenlemede yeri olmadığı ve anonim şirket ortaklığından ayılmasının ancak ve ancak hisse devri ile olabileceği, böylelikle davacının iş bu ortaklıktan çıkma talebi ile ilgili olarak 6100 sayılı HMK m.114/1-d tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunmasını zorunlu kıldığı, ancak davacının bunu karşılayacak taraf ehliyeti olmadığından davasının reddine karar vermek gerekmiştir.
Tüm dava bir bütün olarak ele alındığında ise; davacı ...'ın davalı ...aleyhine açtığı fesih, tasfiye ve davalı şirket ortaklığından çıkarılmasına talebine ilişkin davanın; davacının davalı şirketteki hissesinin TTK m.531 maddesinde belirtilen 1/10 oranının altında olduğu, bu nedenle azınlık haklarını kullanma hakkının bulunmaması sebebiyle, açılan fesih ve tasfiye davasının aktif husumet yönünden anonim şirket ortaklığından çıkarılmasına ilişkin talebin anonim şirketlerde ortağın, ortaklıktan çıkmasına ilişkin yasal bir düzenleme bulunmadığı ancak hisselerin devri yoluyla ortaklıktan çıkma koşulları oluşmadığı benimsenmekle ortaklıktan çıkma talebinin reddine, davacı, davalı şirket mal varlığının korunması için yönetim ya da denetim kayyımı atanmasını talep etmiş ise de, asıl davanın reddedilmiş olması, şirketin yönetim kurulunun bulunması, denetim kayyımı atanmasına ilişkin istemin dayanağı olayların sorumluluk davalarına konu edilebileceği dikkate alınarak; yönetim kayyımı atanması talebinin reddine, mahkememizin 2025/570 Esas ve 07/08/2025 günlü denetim kayyımı atanması kararının değişen yeni durum ve koşullar dikkate alınarak, itirazın kabulü ile ihtiyati tedbir talebinin kaldırılmasına, denetim kayyımı atanmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasının Ticaret Sicil Müdürlüğüne bildirilmesine ve ticaret sicilde tescil ve ilanına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı ...'ın davalı ...aleyhine açtığı fesih, tasfiye ve davalı şirket ortaklığından çıkarılmasına talebine ilişkin davanın;
a-Davacının davalı şirketteki hissesinin TTK m.531 maddesinde belirtilen 1/10 oranının altında olduğu, bu nedenle azınlık haklarını kullanma hakkının bulunmaması sebebiyle,
b-Açılan fesih ve tasfiye davasının aktif husumet yönünden anonim şirket ortaklığından çıkarılmasına ilişkin talebin anonim şirketlerde ortağın, ortaklıktan çıkmasına ilişkin yasal bir düzenleme bulunmadığı ancak hisselerin devri yoluyla ortaklıktan çıkma koşulları oluşmadığı benimsenmekle ortaklıktan çıkma talebinin REDDİNE,
2-Davacı, davalı şirket mal varlığının korunması için yönetim ya da denetim kayyımı atanmasını talep etmiş ise de,
Asıl davanın reddedilmiş olması, şirketin yönetim kurulunun bulunması, denetim kayyımı atanmasına ilişkin istemin dayanağı olayların sorumluluk davalarına konu edilebileceği dikkate alınarak;
a-Yönetim kayyımı atanması talebinin REDDİNE,
b-Mahkememizin 2025/570 Esas ve 07/08/2025 günlü denetim kayyımı atanması kararının değişen yeni durum ve koşullar dikkate alınarak, itirazın kabulü ile ihtiyati tedbir talebinin KALDIRILMASINA,
Denetim kayyımı atanmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasının Ticaret Sicil Müdürlüğüne bildirilmesine ve ticaret sicilde TESCİL VE İLANINA,
3-492 sayılı Harçlar Kanunu gereği alınan harç yeterli olduğundan ayrıca harç alınmasına yer olmadığına,
4-Davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri olmadığından bu hususta karar tayinine yer olmadığına,
6-Davalı vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte olan AAÜT gereği 45.000,00 TL maktu ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Tarafların HMK 333.maddesi gereğince yatırdığı gider avansından kullanılmayan tutarın karar kesinleştiğinde davacı tarafa verilmesine,
Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.20/11/2025
Başkan ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Katip ...
e-imza