T.C.
İSTANBUL
16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2026/212 Esas
KARAR NO:2026/353
DAVA:Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:11/03/2026
KARAR TARİHİ:28/04/2026
Mahkememizin yukarıda esas numarası yazılı dosyasının mahkememizde yapılan
yargılaması sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından ... San. Ve Tic. Ltd.Şti. Şirketinden 15.04.2025 tarihli sözleşmede belirtildiği üzere 250.000,00- TL ödenmesi koşulu ile " ... Cihazı" satın alındığını, müvekkili tarafından satış bedelinin tamamı ... San. Ve Tic. Ltd.Şti.'ne banka yolu ile ödendiğini, müvekkilinin ... ilinde zayıflama merkezi işlettiğini ve vergi mükellefi olduğunu, satın almış olduğu cihazdan dolayı reklam kampanyası yaptığını, müşteri portföyü oluşturmaya başladığını, müvekkili tarafından satın alınan "... Cihazı" 2025 yılı Mayıs ayında müvekkiline teslim edildiğini, makine kurulumunun ilgili firma teknik servisi tarafından müvekkilinin iş yeri adresinde yapıldığını, makinenin kurulduktan sonra devamlı arıza yaptığını, bu sebeple randevuların iptal edildiğini ve para iadelerinin yapıldığını, cihazın tamir ve bakımının yapıldığı belirtilerek müvekkili iş yerine tekrar 15 Eylül 2025 tarihinde getirilen cihazın ... bey isimli teknik personel tarafından yeniden kurulduğunu, ancak 1 ( bir ) saat sonra cihazın zincirinin koptuğunu, cihazın tamir için İzmir'e götürüldüğünü, ancak müvekkiline iade edilmediği gibi paranın da kendisine iade edilmediğini, bu sebeple karşı tarafa ihtar çekildiğini, müvekkilinin bu cihazdan ticari kazanç sağlayamadığını beyanla davanın kabulü ile, müvekkili tarafından davalı şirketten 2025 yılı Mayıs ayında 250.000,00-TL bedelle satın alınan ... Cihazı bedeli olarak ödenen 250.000,00-TL'nin ve cihazın arızalı olmasından kaynaklı iş yapamama nedeniyle uğranılan 100.000,00-TL maddi zarar ile toplam 350.000,00-TL'nin 31.10.2025 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalıya usulüne uygun tebligat yapılmış, ancak davaya karşı cevap dilekçesi sunulmadığı anlaşılmıştır.
DELİLLER:
Mahkememizce davacı yönünden Vergi Dairesi ve Ticaret Sicil Müdürlüğüne müzekkere yazılarak tacir araştırması yapılmıştır.
GEREKÇE:
Dava, davacının davalıdan satın aldığı ... cihazı bedelinin iadesi ve cihazın arızalı olmasından kaynaklı iş yapmasına engel olması nedeniyle uğranılan maddi zararın tahsili istemine ilişkindir.
6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115 maddeleri gereğince görev hususu; kamu düzenine ilişkin dava şartlarından olmakla; mahkememizce davanın her aşamasında resen nazara alınması gerektiğinden dava dosyası öncelikle görev noktasında incelenmiştir.
TTK'nın 4 ve 5. maddeleri ile ticari davaların; '' Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; a) Bu Kanunda, b) Türk Medeni Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ila 969 uncu maddelerinde, c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ila 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ila 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ila 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ila 554, havale hakkındaki 555 ila 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ila 580 inci maddelerinde, d) Fikri mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır.'' şeklinde tanımlandığı görülmüştür. Anılı kanuni düzenlemeye göre, bir uyuşmazlığın ticari dava sayılması için TTK 4/1.maddesine göre her iki tarafında tacir olması ve ticari işletmeleri ilgili hususlardan doğması, yahut tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın “a-f” bentlerinde sayılan hususlardan doğmasının gerektiği açıktır.
19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile 6762 sayılı TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.
Anılı kanuni düzenlemeler ve içtihatlar ışığında somut olaya bakıldığında; davanın alacak istemine ilişkin olduğu ve mutlak ticari dava olmadığı, nispi ticari dava olup olmadığının irdelenmesi sonrası davacının tacir sayılıp sayılamayacağının tespiti ile görevli mahkemenin belirlenmesi yoluna gidilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Ticaret Sicil Müdürlüğünden gelen müzekkere cevabında davacının gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığı, Vergi Dairesinden gelen cevapta ise davacının mükellefiyet kaydının 25/09/2023 tarihi itibariyle terk olduğu, mükellefin ikinci sınıf tüccar olduğu ve işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu mahkememize bildirilmiş olmakla , davacının tacir olmadığı anlaşılmıştır. Bu hali ile eldeki davanın nispi ticari dava da olmadığı tespit edilmiş olup işu dava için genel mahkeme sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu anlaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle uyuşmazlığın HMK'nın 2. maddesi uyarınca genel hükümlere göre Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği anlaşılmakla HMK'nın 115/2. maddesi uyarınca aynı Kanunun 114/l-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilerek hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan DAVANIN USULDEN REDDİNE,
2-Kararın istinaf yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesine müteakip bu tarihten itibaren istinaf yoluna başvurulması ve istinaf talebinin reddinin kesinleşmesine müteakip iki haftalık süre içinde talep halinde dosyanın görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, süresi içinde gönderilme başvurusunun olmaması halinde davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğine,
3-HMK nın 331. Maddesi uyarınca harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,
4-Dosyanın kanuni süresi içinde gönderilmemesi durumunda talep halinde yargılama gideri ve vekalet ücretinin mahkememizce karara bağlanmasına,
Dair, tarafların yokluğunda verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere istinaf dilekçesi sunulmak suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda karar verildi. 28/04/2026
Katip ...
Hakim ...
Full & Egal Universal Law Academy