T.C.
İSTANBUL
16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2026/372 Esas
KARAR NO :2026/371
DAVA:İtirazın İptali
DAVA TARİHİ:28/04/2026
KARAR TARİHİ:30/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili Mahkememize sunmuş olduğu 28/04/2026 tarihli dava dilekçesi ile; müvekkili ... A.Ş. sigortalısı ... lehine ... plakalı araca ilişkin .../0 numaralı KASKO sigorta poliçesini düzenlediğini, poliçenin 27.07.2025 - 27.07.2026 tarihleri arasında geçerli olup, sigortalının aracında meydana gelebilecek zararları poliçe teminatı kapsamında karşıladığını, 30.08.2025 günü, davalı yanın maliki olduğu araç ile sigortalı araca arasında davaya konu olay meydana geldiğini, dava dışı ...’nin sevk ve idaresindeki aracın iş makinasıyla gerçekleştirdiği çalışmalar esnasında, beton aracının borusunun patlaması sonucu meydana gelen olay neticesinde sigortalıya ait aracın tavan kısmında hasar oluştuğunu, kazadan sonra düzenlenmiş görgü ve tespit tutanağı kazaya ilişkin olay yeri fotoğrafları incelendiğinde, kazanın oluşumunda davalı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğu, sigortalı araç sürücüsünün ise kusursuz olduğunun açık olduğunu, işbu kaza sonucu sigortalı araçta meydana gelmiş olan hasarların kasko poliçesi kapsamında müvekkili sigorta şirketi tarafından karşılandığını, müvekkili şirketin şirket sigortalı araçta meydana gelmiş olan hasar nedeniyle 68.772,86 TL tutarında tazminat ödemesi gerçekleştirdiğini, müvekkili sigorta şirketinin Türk Ticaret Kanunu’nun 1472. maddesi gereği sigortalısına ödeme yapmasıyla birlikte onun yerine geçerek, kazaya sebebiyet veren davalıya karşı rücu hakkını kazandığını, bu hüküm uyarınca sigorta şirketinin zarardan sorumlu üçüncü kişilere karşı sigortalının sahip olduğu tüm haklara halef olduğunu, işbu halefiyet ilişkisi kapsamında müvekkili şirket nezdinde açılmış olan rücu alacağına ilişkin dosyanın .... İcra Dairesi - 2026/... E. Sayılı dosyası ile ilamsız icra takibine konu edildiğini, icra dosyasında ödeme emrinin tebliği ile davalı borçlunun haksız ve mesnetten yoksun sebeplerle takibe itiraz etmiş olup itiraz akabinde icra dairesi tarafından takip durdurulduğunu, davalının itirazının haksız olup icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek davanın kabulüne, davalı borçlunun .... İcra Dairesinin 2026/... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu haksız ve mesnetsiz itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın likit ve belirlenebilir olduğundan, itirazında haksız ve kötüniyetli olan davalı aleyhine asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, Kasko Sigorta Poliçesi kapsamında sigortalı için yapılan ödemenin zarar sorumlusundan rücu'en tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
.... İcra Dairesi'nin 2026/... Esas sayılı takip dosyası Uyap sistemi üzerinden çıkarılarak incelenmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 2.maddesinin 1.fıkrası gereğince malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça Asliye Hukuk Mahkemesidir. Yine 2.maddenin 2. Fıkrası uyarınca HMK'a ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, Asliye Hukuk Mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir. Göreve ilişkin bu genel düzenlemeler yanında bazı kanunlarda belirli kişiler arasında çakın uyuşmazlıklara veya belli bir çeşit uyuşmazlıklara bakmak üzere kurulmuş özel olarak görevli mahkemeler de belirlenmiştir. Bu anlamda uyuşmazlıkla ilgili olması bakımından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde ticari davalar ve ticari nitelikteki çekişmesiz işlerin Ticaret Mahkemesinin görev alanına girdiği, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 73.maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davaların Tüketici Mahkemesinin görevine girdiği, düzenlenmiştir.
Ticari davalar TTK'nın 4/1.maddesinde tanımlanmıştır. Ticari davalar mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1.maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kuralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için tarafların tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1.bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davlardır. TTK'nın 4/1.maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan e iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK'nın 19/2.madesi uyarınca taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Sigortacının halefiyete dayalı olarak açacağı rücuen tazminat davasında, görevli mahkemenin belirlenmesi konusunda; 22/03/1944 tarih, 37 Esas, 9 Karar sayılı (03/07/1944 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan) Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında "sigortacının halefiyete dayalı açtığı davanın aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkında dayanan rücu davası için de söz konusudur" ilkesi benimsenmiştir. Buna göre, sigortacının halefiyete dayalı olarak açtığı davada, davanın nitelendirmesi yapılırken, davacının sigortalısı ile zarara neden olduğu iddia edilen arasındaki hukuki ilişkiye bakılması gerekmektedir.
Davaya konu olayda; davacı sigorta şirketi, sigortalısı gerçek kişiye halef olarak (sigortalı araç hususi araçtır) açmış olduğu davada görevli mahkeme, sigortalı ile davalı arasındaki ilişkiye göre belirlenecektir. Davacının halef olduğu sigortalısı gerçek kişi ile davalı şirket arasındaki ilişki haksız fiile dayalı olup, yukarıda yapılan açıklamalar gereğince dava nispi ya da mutlak ticari dava da olmadığından ve bu durumda görevli mahkeme genel görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olacağından Mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (Emsal: İstanbul BAM 8. Hukuk Dairesi 2025/2272 Esas 2025/1759 Karar)
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince görev dava şartı noksanlığından DAVANIN USULDEN REDDİNE,
2-HMK'nın 2. maddesi gereğince MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE, görevli Mahkemenin ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ OLDUĞUNA, HMK'nun 20. Maddesindeki yasal şartlar yerine getirildiğinde dosyanın görevli İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE,
3-HMK 20.maddesi uyarınca süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak karar kesinleşmişse kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık kesin süre içerisinde taraflardan birinin Mahkememize başvurarak dosyanın görevli Mahkemeye gönderilmesini talep etmesi aksi takdirde Mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARINA,
4-Yargılama giderlerinin HMK'nın 331/2 maddesi uyarınca görevsizlik kararından sonra davaya devam edecek olan İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesince hükmedilmesine, görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmez ise talep halinde yargılama giderleri hakkında Mahkememizce karar verilmesine,
Dair, HMK. 138 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 30/04/2026
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır
Full & Egal Universal Law Academy