T.C.
İSTANBUL
17. ASLİYE TİCARETMAHKEMESİ
(DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)
ESAS NO: 2015/463 Esas
KARAR NO: 2019/443
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 15/03/2013
KARAR TARİHİ: 23/10/2019
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinden ...'nin eşi ..., ... ve ...'nın babası... ve ...'ın oğlu ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'in kardeşi olan ...'ın 11/01/2013 tarihinde saat 14:00 sularında davalı ... Büyükşehir Belediye Başkanlığının iştirak şirketi olan diğer davalı ...A.Ş'nin taşıyan olduğu Kadıköy Beşiktaş seferini yapan ... isimli yolcu vapuruna bindiğini, saat 14:30 sularında geminin... İskelesine yanaşmasına müteakiben yolcuların tahliyesi amacıyla iskeledeki görevliler tarafından ıslak ve kaygan basit bir tahta iskele kızağının gemiye doğru atıldığını, müteveffa ...'ın da gemiden iskeleye geçmek üzere kendisinden önce inen onlarca yolcu gibi seyyar iskele kızağına doğru hareket ettiğini, iskele kızağına basar basmaz ise ayağının kaydığını, kızağın iki ucundan ve ortasından tutturulmuş olan ve personelin kızağı tutup gemiye sürmesi için kullanılan demir çubuğun altından gemi ile iskele arasındaki boşluktan suya düştüğünü, ...'ın denize düştüğünü farkeden diğer yolcuların güverte ve iskele görevlilerini uyardıklarını, bunun üzerine görevlilerce ...'ın denizden çıkarılması amacıyla ilkel yöntemlerle müdahale edilmeye çalışıldığını, müdahale sırasında geminin iskele ile bağlantısını sağlayan halatların çözüldüğünü, geminin iskeleden uzaklaşmasının sağlanmaya çalışıldığını, bu arada denizde su yüzünde sağ olarak duran müteveffaya gemi ile iskeleyi bağlayan halatın uzatıldığını, ...'ın bu halata tutunduğunu, halat çözme eylemi ile geminin iskeleden uzaklaşmasının sağlandığını, gemi ile iskele arasında yeterli boşluk bulunmasına rağmen hiç gerekmediği halde gemi kaptanı tarafından geminin motorlarının çalıştırılıp, kuvvetli bir anafor ve su sirkülasyonunun meydana gelmesine neden olunduğunu, bunun etkisiyle ...'ın halata daha fazla tutunamayarak akıntıda sürüklenmeye başladığını, neticede iskelenin altına sürüklenerek hayatını kaybettiğini, olayda başta kaptan olmak üzere gemi personelinin ve iskele görevlilerinin pervasızca, lakayıtça ve umursamazca davranışları sebebiyle deniz suyunun şiddetli akıntısına kapılan ...'ın hızla gözden kaybolduğunu, daha sonra olay mahalline gelen dalgıçlar tarafından müteveffanın cesedinin iskele altında bulunduğunu, ... ile davalı taşıyan arasındaki ilişkinin deniz yoluyla yolcu taşıma sözleşmesi ilişkisi olduğunu, taşıyanın sözleşmedeki asli yükümlülüğünün yolcuyu varacağı yere sağ ve salim olarak ulaştırmak olduğunu, ancak somut olayda davalı taşıyanın bu yükümlülüğünü yerine getirmediğini, yolcuların gemiyi güven içerisinde terk etmeleri için gerekli şartların sağlanmadığı gibi eğitimsiz ve birbiriyle iletişim sağlayamayan personelin kurtarma faaliyetleri sonucu yolcunun ölümüne sebep olunduğunu, davalı taşıyanın TTK'nun 1256 ve devamı maddeleri gereğince yolcunun gemi kazası nedeniyle ölmesi halinde doğan zararlardan sorumlu olduğunu, ...'ın ölümünden dolayı müvekkillerinin destekten yoksun kalma ve manevi zararlarının meydana geldiğini, davalı taşıyanın TTK'nun 1267.maddesinde tanımlanan pervasızca davranışlarla merhumun ölümüne sebebiyet verdiğini, bu nedenle sorumluluk sınırlarından da yararlanamayacağını, ...'ın olayda herhangi bir kusurunun bulunmadığını, gemi kamerasının kaydetmiş olduğu görüntülerle bu durumun sabit olduğunu, yolcuların gemiden tahliyesini basit tahtadan yapılmış iskele kızakları marifetiyle gerçekleştirildiğini, iskele kızaklarının yan tarafında korunaksız boşluklar bırakıldığını, yolcuların bu boşluklardan inmelerine görevlilerin herhangi bir müdahalesinin olmadığını, ...'ın da iskele kızağına adım atar atmaz yağmur nedeniyle ıslak ve kaygan olan kızağın üzerinde kızağı uçlarından ve ortasından tutturulmuş olan demir çubuğa çarpıp demir çubuğun altındaki boşluktan denize düştüğünü, ... suyun akıntısına kapıldıktan sonra sadece bir tane can simidini ip dahi bağlanmadan gelişigüzel şekilde denize atıldığını, gemide ve iskelede bulunması gereken kurtarma halatı, merdivenli halat ve kakıcın olmadığını, şayet bu araçlar hazır bulundurulup, etkin bir şekilde kullanılmış olsalar idi merhumun kurtarılmasının mümkün olacağını, ayrıca bütün bu olumsuzlukların yanısıra gemi ve iskele personelinin köprü üstü / kaptan köşkü ile anlık iletişimini sağlayan teknik ekipmanın da bulunmadığını, bu nedenle iletişim sağlanmasında güçlükler yaşandığını, iletişimsizlik neticesinde geminin motorlarının kurtarma faaliyeti açısından hiçbir gereği yokken çalıştırılıp, kuvvetli bir anafor oluşturularak merhumun akıntıya kapılmasına neden olunduğunu, ... akıntıya kapıldıktan sonra gemi ve iskelede kurtarma eğitimi almış dalgıç ve benzeri personel bulunmadığından uzun süre Kıyı Emniyeti dalgıçlarının olay yerine gelmesinin beklendiğini, ... 'ın akıntının etkisiyle sürüklendiği iskelenin alt kısımlarının da mevzuatta öngörülen ölçülerde olmadığını, iskele alt kısmı ile su arasında bir kişinin nefes alıp, hayatta kalmasını sağlayacak ölçüde bir boşluk bulunması gerekirken iskelenin bu kurala aykırı inşa edildiğini, olayın toplumda bir infiale neden olduğunu, ...'ın ölümüyle birlikte müvekkillerinin onun desteğinden mahrum kaldıklarını ileri sürerek müvekkilerinin destekten yoksun kalma tazminat hakları yönünden şimdilik merhumun eşi... için 22.500,00 TL maddi, 150.000,00 TL manevi; kızı ... için 17.500,00 TL maddi, 125.000,00 TL manevi; kızı ... için 15.000,00 TL maddi, 125.000,00 TL manevi; kızı ... için 10.000,00 TL maddi, 125.000,00 TL manevi; babası ... ve annesi... için 5.000,00 er TL maddi, 75.000,00 er TL manevi; kardeşleri ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... için ayrı ayrı 50.000,00 er TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek en yüksek reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... Belediye Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; olayda asli sorumlunun diğer davalı ... A.Ş olup, müvekkili belediyenin herhangi bir eylem, işlem ve sorumluluğunun sözkonusu olmadığını, bu nedenle müvekkili belediyeye husumet yöneltilemeyeceğini, hizmet kusuru olduğunun kabul edilmesi halinde de tam yargı davalarının görülüp çözüme bağlandığı İdare Mahkemelerinin görevli olduğunu, maddi tazminat hakkı sadece mirasçılar için geçerli olduğundan mirasçılık sıfatına haiz olmayan diğer davacıların taraf ve dava ehliyetlerinin bulunmadığını, kazanın meydana gelmesinde ...'ın asli kusurlu olduğunu, yapılan anonslar ve tabelalarına rağmen vapurdan inmek isterken iskelenin tahsis etmiş olduğu sürme iskeleyi kullanmayarak vapur ile iskele arasına düştüğünü, bu nedenle olayın kendi dikkatsizliğinden kaynaklandığını, ... vapuru personelinin olaydan sonra emniyetle ilk yardım kurallarına uyarak şahsı kurtarmaya çalıştıklarını, kaza meydana geldikten sonra bütün önlemlerin alınmasına, tüm gerekli manevra hareketlerinin kaptan ve personel tarafından yerine getirilmesine rağmen yolcunun kurtarılamadığını, talep edilen tazminat tutarlarının fahiş olduğunu, maddi tazminata hükmedilebilmesi için uğranılan zararın ispat edilmesi gerektiğini, manevi tazminat koşullarının oluşmadığını, Yargıtay kararlarına göre tazminatın zenginleşmeye yönelik olmaması gerektiğini, manevi tazminat konusunda takdirin tamamen Hakime ait olmakla birlikte takdir hakkının da hak ve mesafete uygun şekilde kullanılması gerektiğini savunarak davanın iş bölümü, görev, husumet ve esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; kazanın temel nedeninin müteveffanın yolcular için tahsis edilmiş sürme iskeleyi kullanmadan boşluktan sahil kısmına geçiş yapmak istemesinden kaynaklandığını, ... 'ın gemiden ayrılırken aceleci davranarak gemiyi iskelenin mevcut olmadığı yoldan terketmeye çalıştığını, böylelikle emniyet bilinciyle hareket etmediğini, müveveffanın TTK'nun 1251.maddesinde hükme bağlanan kaptan talimatlarına uyma kuralını da ihlal ettiğini, ikaz anonslarında yolcuların vapurdan ayrılma esnasında sürme iskeleleri kullanmaları gerektiğinin söylendiğini, bir kaptan talimatı olan bu ikaza uymayan ...'ın kusurlu olduğunu, iskele ve vapur personelinin ... 'ı kurtarmak için bütün gayreti gösterdiklerini, müteveffanın sudan çıkarılması için kendisine halat uzatıldığını, can simidi atıldığını ancak ...'ın hiç beklenmedik bir anda denize düşmesi, denizin çok soğuk olması hasebiyle kuvvetle muhtemel bir şok yaşayarak hayatını kaybettiğini, destekten yoksun kalma tazminat talepleri yönünden müteveffanın eşi...'a kazadan sonra dul maaşı veya ... tarafından maaş bağlanıp bağlanmadığının araştırılması gerektiğini, ayrıca ...'dan davacı yakınlarına herhangi bir miras kalıp kalmadığının da araştırılması gerektiğini, anne babanın şahsi durum ve koşullarının tazminat hesabında gözönünde tutulması gerektiğini, talep edilen manevi tazminat tutarlarının da fahiş olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Dava; davalı Büyükşehir Başkanlığının iştiraki olan ... AŞ'nin taşıyanı olduğu Kadıköy Beşiktaş seferini yapan ... isimli gemide yolcu olarak bulunan ...'ın gemiyi terkederken gemi ile iskele arasındaki boşluktan suya düşmesi sonucu yaşamını yitirmesi nedeniyle kazalının hak sahipleri olan davacıların destekten yoksun kalma tazminatı ile manevi tazminat istemine ilişkin olup, taraflararasındaki uyuşmazlık olayın hangi tarafın kusuruyla meydana geldiği, müterafik kusur sözkonusu ise kusur oranlarının nekadar olduğu, davacıların destekten yoksun kalma tazminatı talep etme koşullarının oluşup oluşmadığı ile istenebilecek maddi ve manevi tazminat tutarlarına ilişkindir.
Dava konusu olay nedeniyle İstanbul ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası üzerinden gemi kaptanı ... ile gemi personeli ...ve ... hakkında kamu davası açıldığı anlaşılmış olup, ceza dosyası örneğinin celbedilip incelenmesinden, olayda müteveffa ...'ın asli kusurlu, gemi kaptanı ...'ın tali kusurlu, diğer sanıkları ...ve ...'ın da olayda kusurlarının bulunmadığından bahisle sanık ...'ın 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, CMK'nun 231.maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, diğer sanıklar ...ve ...'ın beraatlerine karar verilerek kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının .... soruşturma nolu ... sayılı kararında da, olayda kusurlu görülmeyen ... AŞ ile ... Büyükşehir Belediye Başkanlığının bu işle ilgili yetkilileri hakkında CMK'nun 172.maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilerek işbu karara yapılan itirazın İstanbul ...Sulh Ceza Hakimliğinin ... D İş sayılı kararıyla reddedildiği görülmüştür.
Davacıların murisi ... 'ın ölümüne neden olan olayda kusur oranlarının tespiti ve istenebilecek destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanması konusunda mahkememiz tarafından tayin edilen bilirkişilerin düzenlediği 20/12/2016 tarihli bilirkişi raporunda; kazalı ... 'ın geminin iskeleye yanaşması üzerine gemi ile iskele arasına atılmış bulunan seyyar geçiş iskelesi yerine iskelenin yan tarafından (geminin orta kısmına yakın olan tarafından) iskeleye geçmeye çalışırken aradaki genişçe kalan boşluk kısmından (bir insanın rahat sığacağı genişlik) iskele ile gemi arasına düştüğü, işyeri ve işletme sahiplerinin işyerinden veya işletmeden kaynaklanacak tüm tehlikelere karşı gerekli önlemleri almakla yükümlü oldukları, kazalının düştüğü kısmın sabit iskele ile gemi arasında bir yer olduğu, düşme sırasında burada bir insanın rahatça sığabileceği bir genişlik bulunduğu, yolcu gemilerinin veya şehir hatları vapurlarının yanaştığı tüm iskelelerde bu gibi boşluklara meydan verilmemesi gerektiği, uygun hidrolik nitelikli ve de gemi ile irtibatlı korkuluklu iskeleler kullanılarak sabit iskeleye geçişin tam güvenli hale getirilmesi gerektiği, somut olay sırasında bu şekilde teknik nitelikli bir güvenlik donanımının olmadığı, ya da bu kısmın tam güvenli hale getirilmediğinin anlaşıldığı, olayın ağırlıklı nedeninin bu hususta toplandığı, yine kazalı yolcunun denize düşmesi akabinde yapılan faaliyetlerin de sağlık ve güvenliği baz alır nitelikte olmadığı, oysa ki böyle durumlarda nasıl hareket edilmesi gerektiğinin önceden belirlenmesi uygun tatbikatlarla çalışanlarca içselleştirilmesinin sağlanması gerektiği, çalışanların birbirinden kopuk hareketleri, hiyerarşik düzeni yansıtmayan tavırları, gemi kaptanının olay sırasında tornistan yapması gibi hususların işletme tarafından gemi personelinde emniyet bilincinin yeterli hale getirilmemiş olduğunu gösterdiği, oysa ki ... Kanunu gereğince işletmenin tüm çalışanlarını eğitmesi ve de iş sağlığı ve güvenliği bilinci vererek emniyet bilincini yerleştirmekle yükümlü olduğu, bir takım belgelerin çalışanlara imzalatılmasının eğitimin yeterli olduğu anlamına gelmediği, eğitimin çalışana pozitif, doğru davranış kazandırmak olduğu gözönünde tutularak tüm çalışanların buna göre eğitilmesi gerektiği, şayet bahsedilen bilinç gemi kaptanı ve diğer gemi adamlarında oluşturulmuş olsa idi kurtarma faaliyetlerini buna göre yönlendirilerek hızlı biçimde hiyerarşi içerisinde kazalının ortaya çıkan bu durumdan zarar görmeden kurtarılmasının mümkün olabileceği, ayrıca iskelede düşenin rahat bir şekilde yukarıya çıkabileceği uygun mesafelerde çıkış merdivenlerinin de bulunması gerektiği, tüm bu nedenlerle davalı işletme sahibinin olayın meydana gelmesinde birinci derecede kusurlu olduğu kanaatine varıldığı, gemi kaptanının olay sırasında TTK'nun 1088.maddesine aykırı hareket ettiğini, yolcunun denize düşmesi üzerine özenle kurtarma faaliyetlerini yönetmesi, geminin halat gevşetilerek açılmasının akabinde, tornistan yapmaması ve de denizdeki anaforu çoğaltmaması gerektiği halde kaptanın yaptığı tornistan ile kazalının halatı bıraktığının dosyaya sunulan CD'lerden anlaşıldığı, şayet kaptanın güvenliği esas alacak biçimde veya kazalının zarar görmeden kurtulması için kendine düşeni tam olarak yerine getirmiş olsa veya tornistan yapmamış olsaydı ölüm olayının önüne geçilebileceği, bu nedenle gemi kaptanının olayın meydana gelmesinde az da olsa üçüncü derecede kusurlu olduğu, kaptanın kusurundan dolayı donatan / işverenin de sorumlu bulunduğu, kazalı ...'ın da olay sırasında gemi iskeleye yanaştığında gemi ile iskele arasına atılmış bulunan seyyar iskeleden geçiş yapmayarak iskelenin yan tarafından, oluşan boşluk kısmından atlayarak geçmeye çalışarak kendi can emniyetini ve can güvenliğini riske koymakla olayın meydana gelmesinde ikinci derecede kusurlu görüldüğü, bu değerlendirmeler neticesinde davalıların % 75 oranında, gemi kaptanının % 5 oranında, kazalı ...'ın da % 20 oranında kusurlu olduğu kanaatine varıldığı, dava dilekçesinde müteveffanın ...Adi Ortaklığı işyerinde aylık 1.946,00 TL net maaşla çalıştığının beyan edildiği,... İş Sendikası tarafından bildirilen ortalama emsal aylık ücretin dava dilekçesinde bildirilen ücretin üstünde olması nedeniyle müteveffanın kaza tarihi itibariyle ele geçen net ücretinin 1.946,00 TL olarak kabul edilip, hesaplamaya esas alındığı, Yargıtay içtihatlarında kabul edilen muhtemel yaşam süreleri ile ilgili PMF tablosuna göre yapılan değerlendirme sonucunda davacı eş...'ın destekten yoksun kalma zararının 316.058,91 TL, kızı ...'ın nihai ve gerçek maddi zararının 23.969,83 TL, kızı ...'ın zararının 57.893,54 TL, baba ...'ın destekten yoksun kalma zararının 21.804,93 TL, anne...'ın destek zararının 37.675,67 TL olarak tespit edildiği, müteveffa ... olayda % 20 oranında kusurlu görüldüğünden kusur indirimi sonucunda davacı eş... için 252.847,13 TL, ... için 19.175,86 TL, ... için 46.314,83 TL, ... için 17.443,94 TL,... için de 30.140,54 TL maddi zarar tespitinde bulunulduğu belirtilmiştir.
15/08/2017 tarihli ek raporda da, kök rapordan sonra yasal asgari ücrette meydana gelen değişiklik ve artış ile paylaştırma ile ilgili Yargıtay içtihatındaki değişiklik gözönüne alınarak yapılan değerlendirme neticesinde % 20 kusur indiriminden sonra davacının eşi... için 259.035,00 TL, kızı ... için 17.100,46 TL, ... için 41.324,54 TL, baba ... için 31.634,91 TL, anne... için 56.506,93 TL maddi tazminat hesabının yapıldığı belirtilmiştir.
İstanbul ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında düzenlenen 12/05/2014 tarihli bilirkişi raporunda, müteveffa ...'ın kendi kararı ve iradesi ile sürme iskeleyi kullanmadan gemiden ayrılırken yaşanan kazada dikkatsiz ve tedbirsiz hareket etmesi nedeniyle asli kusurlu olduğu, kaptan ...'ın ise kurtarma çalışmaları esnasında gemi makinalarını tornistan çalıştırarak kazazedenin pervane sularına kapılmasına neden olduğu, ehil bir kaptan gibi davranmadığı ve sonuçlarını iyi tahlil edip acil durum operasyonunu iyi yönetemediği nedeniyle tali kusurlu olduğu, diğer gemi personeli Zeki ...ve ...'ın eksik eğitimleri nedeniyle bilinçli bir kurtarma yapamamış olsalar da iyi niyetle olaya müdahil olup, kurtarma yardım yapmaya çalıştıklarından olayla ilgili kusurlu bulunmadıkları yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir.
Olaydaki kusur oranı ile ilgili olarak mahkememiz tarafından alınan bilirkişi raporu ile ceza mahkemesinin kararına esas aldığı rapor arasında mübayenet görüldüğünden, mübayenetin giderilmesi, kusur oranlarının yeniden değerlendirilmesi konusunda ek rapor alınması cihetine gidilmiştir. Bu amaçla düzenlenen 19/06/2019 tarihli ek raporda, Yargıtay tarafından belirlenen prensipler çerçevesinde özenle maddi olgunun aynı alınmış olduğu, kusur oranlarında ise değişiklik olduğu, kusurlar belirlenirken kesinleşmiş ceza ilamının da gözönünde tutulduğu, 31/07/2017 tarihli birinci ek raporun üçüncü sayfasında kusur yönünde değerlendirme yapılarak toplam sekiz madde halinde gerekçe bir kez daha vurgulanarak mübayenetin giderildiği, ceza mahkemesindeki kusur oranına neden iştirak edilmediğinin geniş bir şekilde ifade edildiği, bu nedenle gerek kök raporda gerekse 31/07/2017 tarihli ek rapordaki kusur değerlendirmesine ilişkin görüş ve kanaatlerini aynen muhafaza ettikleri belirtilmiştir.
Yapılan yargılama, toplanan deliller ve bilirkişi raporlarına göre, müteveffa ...'ın 11/01/2013 tarihinde davalı ... Belediye Başkanlığının iştirak şirketi olan davalı ... AŞ'nin taşıyan olduğu Kadıköy Beşiktaş seferini yapan ... isimli yolcu vapuruna bindiği, geminin Beşiktaş iskelesine yanaşmasından sonra ...'ın gemi ile iskele arasına atılmış bulunan seyyar geçiş iskelesi yerine sözkonusu iskelenin yan tarafından (geminin orta kısmına yakın olan tarafından) iskeleye geçmeye çalışırken aradaki genişçe boşluk kısmından iskele ile gemi arasına düşmesi sonucu yaşamını yitirdiği dosya kapsamına göre belirli olup, işyeri ve işletme sahiplerinin tüm tehlikelere karşı gerekli önlemleri alma yükümlülüğü bulunduğundan yolcu gemileri ile şehir hatları vapurlarının yanaştığı iskelelerde yolcular için tehlike yaratabilecek hususlarda gerekli önlemlerin alınması gerekmektedir. Bu kapsamda somut olayda, yolcu vapurundan yolcuların iskeleye tahliyesi için uygun hidrolik nitelikli ve gemi ile irtibatlı korkuluklu iskeleler kullanılarak sabit iskeleye geçişin tam güvenli şekilde sağlanması gerektiği halde bahsedilen şekilde teknik nitelikli bir güvenlik donanımının olmadığı anlaşılmaktadır. ...'ın denize düşmesinden sonra yapılan kurtarma faaliyeti sırasında da acil müdahale ve güvenlik esaslarına uyulmadığı anlaşılmaktadır. Zira bilirkişi raporunda gemi mürettebatının veya çalışanlarının acil müdahale durumlarında nasıl hareket edileceğinin önceden belirlenmesi, bu kapsamda verilecek eğitimlerin uygun tatbikat senaryoları dahilinde periyodik olarak yaptırılarak gemi ve iskele çalışanlarınca bu usullerin içselleştirilmesinin sağlanması gerektiği halde somut olayda kurtarma faaliyetlerinin sağlıklı ve güvenliği baz alır nitelikte yapılmadığı belirtilmiştir. Kurtarma faaliyeti sırasında çalışanların birbirinden kopuk hareketleri, hiyerarşi düzeni yansıtmayan tavırları ile gemi kaptanının tornistan yapması gibi hususlar işletme tarafından çalışanlarda emniyet bilincinin yeterli hale getirilmediğini göstermektedir. Oysa ki, İş Sağlığı ve İş Güvenliği Kanunu gereğince ...'nun tüm çalışanlarının bu kapsamda eğitilmesi, iş sağlığı ve iş güvenliği bilinci verilerek emniyet bilincini geliştirmesi gerektiği halde bu yükümlülüğün yerine getirilmediği sonucuna varılmaktadır. Kaptanın ve diğer görevlilerin belirtilen hususlarda gerekli eğitimleri alıp, gerekli emniyet bilincini kazanmış olsalar idi kurtarma faaliyetinin doğru şekilde yapılarak kazalının denize düştükten sonra da kurtarılabileceği değerlendirilmiştir. Ayrıca, iskelelerde denize düşenin rahat bir şekilde yukarıya çıkabileceği uygun mesafelerde çıkış merdivenleri bulunması gerektiği halde işletme sahibinin bu yönde de gerekli tedbiri almadığı anlaşılmaktadır.
TTK'nun 1088.maddesine göre gemi kaptanının, tedbirli bir kaptan gibi hareket etme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu kapsamda somut olay açısından gemi kaptanının kazalının denize düşmesi üzerine özenli bir şekilde kurtarma faaliyetlerini yönetmesi, geminin halat gevşetilerek açılması sonrasında tornistan yapmaması ve de denizdeki anaforu çoğaltmaması gerektiği halde kaptanın hatalı şekilde tornistan yaparak kazalının tutunduğu halatı bırakmasına sebebiyet verdiği, dolasıyla kaptanın güvenliği esas alacak biçimde kazalının zarar görmeden denizden çıkarılması için kendisine düşen yükümlülüğü yerine getirmemekle kusurlu olduğu kabul edilmiştir.
Öte yandan, TTK'nun 1251.maddesinde yolcunun, kaptanın gemide düzeni sağlanmasına yönelik tüm talimatlarına uymak zorunda olduğu hükmü düzenlendiğinden, ...'ın olay sırasında kaptanın talimatlarına uyma yükümlülüğü bulunduğu halde gemi iskeleye yanaştığında gemi ile iskele arasına atılmış bulunan seyyar iskeleden geçmek yerine seyyar iskelenin yan tarafında oluşan boşluk kısmından atlayarak geçiş yapmaya çalışmakla kaptanın talimatına uymadığı, kendi can güvenliğini riske attığı değerlendirilmiştir.
Sözkonusu maddi olgular çerçevesinde, mahkememiz tarafından tayin edilen bilirkişiler tarafından davalı... Büyükşehir Belediyesi ile ... AŞ'nin olayın meydana gelmesinde % 75 oranında, gemi kaptanının % 5 oranında, kazalı ...'ın da % 20 oranında kusurlu oldukları değerlendirilmiştir. Ceza yargılamasında alınan bilirkişi raporunda, ayni maddi olgulardan dolayı kusur oranlarının tespitinde farklı bir sonuca varılarak, mahkeme tarafından sanıklar hakkında tayin edilen ceza yönünden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. BK'nun 74.maddesine göre ceza mahkemesi tarafından verilen kararın hukuk hakimini bağlaması için kararın maddi olgu yönüyle kesinleşmiş olması gerekmektedir. Y.H.G.K.'nın 01/02/2012 tarihli 2011-19/639 esas, 2012/30 karar sayılı ilamı ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmiş bir ceza hükmü olmadığından hukuk hakimini bağlamayacağı kabul edilmiştir. Bu durumda, dava konusu uyuşmazlık yönünden kesinleşmiş bir ceza mahkemesi kararı bulunmamakla birlikte ceza dosyasında alınan raporda kusur oranları yönünden farklılık meydana geldiğinden bu yöndeki mübayenetin giderilmesi noktasında bilirkişi heyetinden ek rapor alınması cihetine gidilmiş, ek raporda somut olayın ayrıntılı şekilde değerlendirilmesi neticesinde davalıların % 75 oranında, gemi kaptanının da % 5 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiş olduğundan sözkonusu kusur oranlarının hükme esas alınması gerektiği kabul edilmiştir. TTK'nun 1256.maddesi 5.fıkra b bendine göre taşıyanın kusuru, taşıyanın adamlarının görevlerini yerine getirdikleri sırada işledikleri kusuru da kapsayacağından davalıların kendi kusurlarının yanısıra gemi kaptanının kusurundan da sorumlu oldukları, buna göre tazminat hesabında davacılar açısından esas alınması gereken kusur oranlarının % 80 olduğu kabul edilmiştir.
Davalıların sorumlulukları BK'nun 49.maddesi ile TTK'nun 1256.maddesinden kaynaklanmaktadır. Anılan yasa maddelerine göre davalılar yolcunun ölümünden dolayı hak sahiplerine karşı sorumludur. Bu kapsamda, müteveffa ...'ın ölümünden dolayı olay tarihinde 18 yaşını tamamlamış olan kızı ... dışındaki çocukları ile eşinin, ayrıca koşulları oluşması halinde ölenin anne ve babasının desteklerini kaybetmekten dolayı tazminat haklarının doğduğu kabul edilmiştir. Hükme esas alınan 31/07/2017 tarihli ek raporda davacı eş...'ın gerçek maddi zararının 323.793,75 TL, ölenin kızı ...'ın zararı 21.375,57 TL, kızı ...'ın zararı 51.655,68 TL olarak belirlenmiş olup, davalılara atfedilen % 80 kusur oranına göre davacı...'a 259.035,00 TL, ...'a 17.100,46 TL ve ...'a 41.324,54 TL tutarında destekten yoksun kalma tazminatın ödenmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Davacının anne babası tarafından maddi tazminat talebinde bulunulmuş ise de, ... Emniyet Müdürlüğünün düzenlemiş olduğu 13/03/2019 tarihli cevabi yazı ekindeki tutanaktan ... ile...'ın kendilerine ait olan konutta ikamet ettikleri, yaşlılık aylığı aldıkları, aile bireylerinden maddi destek almadıkları tespit edilmiş olup, dosyada yer alan TAKBİS kayıtlarından da ... üzerine kayıtlı çok sayıda taşınmazın olduğu tespit edilmiştir. Bu durumda ölenin anne babası olan davacıların, çocuklarından destek almadan yaşamlarını idame ettirecek maddi imkanlara sahip oldukları, ölenden başka destek olabilecek başka reşit çocuklarının da bulunduğu gözönüne alınarak davacı... ile ... yönünden destekten yoksun kalma tazminatı ödenmesi için gerekli koşulların oluşmadığı değerlendirilmiştir.
BK'nun 56/2.maddesinde ölüm halinde ölenin yakınlarına manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebileceği hükmü düzenlenmiş olup, kazalı ...'ın ölümünden dolayı eşi, çocukları, anne-babası ve kardeşleri olan davacıların yaşadıkları acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla tarafların sosyal ve ekonomik durumları, olayın meydana geliş şekli, davalıların kusur durumları gözönüne alınarak hak ve nesafet kuralları çerçevesinde davacı... için takdir edilen 40.000,00 TL, ..., ... ve ... için ayrı ayrı takdir edilen 30.000,00 er TL, ... ile... için ayrı ayrı takdir edilen 20.000,00 er TL ile davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ...e ve ... için ayrı ayrı takdir edilen 10.000,00 er TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği kanaatine varılmakla, yapılan tüm bu değerlendirmeler neticesinde; davacılar ..., ... ve...'ın maddi tazminat taleplerinin reddine, davacı..., ... ve ...'ın maddi tazminat taleplerinin ıslah edilen tutarlar üzerinden kabulü ile... için 259.035,00 TL, ... için 17.100,46 TL, ... için 41.324,54 TL maddi tazminatın 11/01/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacılara ödenmesine, tüm davacıların manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile davacı... için takdir edilen 40.000,00 TL, ..., ... ve ... için ayrı ayrı takdir edilen 30.000,00 er TL, ... ile... için ayrı ayrı takdir edilen 20.000,00 er TL ile davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ...e ve ... için ayrı ayrı takdir edilen 10.000,00 er TL manevi tazminatın 11/01/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacılara ödenmesi yönünde aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM/Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1-Davacılar ..., ... ve...'ın maddi tazminat taleplerinin REDDİNE,
2-Davacı..., ... ve ...'ın maddi tazminat taleplerinin ıslah edilen tutarlar üzerinden KABULÜ ile... için 259.035,00 TL, ... için 17.100,46 TL, ... için 41.324,54 TL maddi tazminatın 11/01/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacılara ödenmesine,
3-Tüm davacıların manevi tazminat taleplerinin KISMEN KABULÜ ile davacı... için takdir edilen 40.000,00 TL, ..., ... ve ... için ayrı ayrı takdir edilen 30.000,00 er TL, ... ile... için ayrı ayrı takdir edilen 20.000,00 er TL ile davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ...e ve ... için ayrı ayrı takdir edilen 10.000,00 er TL manevi tazminatın 11/01/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacılara ödenmesine, davacıların fazlaya ilişkin taleplerinin reddine,
4-Karar harcı olan 38.080,09 TL'den peşin alınan ıslah dahil 4.886,25.-TL nin mahsubu ile bakiye 33.193,84 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4.886,25.-TL peşin harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine,
5-Davacılar tarafı vekil ile temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin olunan maddi tazminat yönünden 24.997,60 TL, manevi tazminat yönünden 20.350 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine,
6-Davalılar vekil ile temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince tayin olunan maddi tazminat yönünden 9.801,42 TL, manevi tazminat yönünden 20.350 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılara verilmesine,
7-Davacılar tarafından yapılan yargılama gideri olan 24,30 TL başvurma harcı, 730,15 TL posta gideri, 3.200 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.954,45 TL yargılama giderinin davanın kabul ve reddi oranına göre hesaplanan 1.540,92 TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara ödenmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına,
8-Davalı ... Başkanlığı tarafından yapılan yargılama gideri olan 2.375 TL bilirkişi ücretinin davanın kabul ve reddi oranına göre hesaplanan 1.449,53 TL'sinin davacılardan alınarak işbu davalıya ödenmesine, bakiye giderin bu davalı üzerinde bırakılmasına,
9-Davalı ... A.Ş tarafından yapılan yargılama gideri olan 5.375 TL bilirkişi ücreti, 75 TL posta gideri olmak üzere toplam 5.450 TL'nin davanın kabul ve reddi oranına göre hesaplanan 3.326,30 TL'sinin davacılardan alınarak işbu davalıya ödenmesine, bakiye giderin bu davalı üzerinde bırakılmasına,
10-Taraflarca yatırılan gider avansı bakiyesinin karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Başkan
¸e-imzalıdır
Üye
¸e-imzalıdır
Üye
¸e-imzalıdır
Katip
¸e-imzalıdır