T.C.
İSTANBUL
17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
(DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)
ESAS NO:2016/119 Esas
KARAR NO:2022/477
DAVA:Tazminat (Kaptanın Yetki Ve Sorumluluğundan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:14/03/2016
KARAR TARİHİ:19/07/2022
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Kaptanın Yetki Ve Sorumluluğundan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Malta bayraklı ... ...isimli geminin donatanı olduğunu, davalıların gemide 1. Zabit ve Kaptan olarak çalıştıklarını, ... limanında davalıların kusur ve eylemleri ve görevlerini gereği gibi yerine getirmemeleri sonucunda geminin limanda durmakta olan ......isimli gemiyle çatıştığını, müvekkili şirketin bu çatışma, sonucunda zarara uğradığını, ...isimli geminin 24.03.2014 tarihinde ... limanında yükü yüklediğini ve Bangladeş'in ... limanına doğru yola çıktığım, geminin 04.04.2014 tarihinde ...'a vardığını, 19.04.2014 tarihine kadar burada yüklerini boşalttığını, 19.04.2014 tarihinde limandan ayrıldığını ancak kalkış manevraları sırasında M/V ... isimli gemiyle çatıştığını, olay sonrasında geminin gövdesi ve pervanesinde hasar meydana geldiğini, klas kuruluşunun tavsiyesi üzerine geminin geçici onarımlarının ... limanında yapılıp 08.05.2014 tarihinde tamamlanarak, tam onarımlarının yapılması için Singapur'a doğru yola çıktığını, geminin 15.05.2014 tarihinde Singapur'da Jurong tersanesine girdiğini ve tamir işlemlerinin ancak 23.06.2014 tarihinde tamamlanarak geminin tersaneden ayrıldığını, davalı personelin kusur ve ihmalleri sonucu oluşan bu çatma nedeniyle müvekkili şirketin maddi yönden yüksek meblağda zarara uğradığını, çatmanın meydana geldiği Bangladeş'in ... limanı hakkında geminin ...Sigortacısı tarafından çatmaları önlemek adına gönderilen tavsiye yazısının kaptan ve 1. zabitin de bilgisi dahilinde bulunduğunu, anılan yazıda ... limanında akıntının fazla olduğu, bahar aylarında ise Özellikle daha fazla olduğunun belirtildiğini ve gemilere demir atılmış vaziyette seyir etmeleri, güvertede personelin sürekli hazır vaziyette bekletilmesinin tavsiye edildiğini, davalıların bu hususlara uymayarak çatışmanın meydana gelmesinde kusurlu davrandıklarını, davalılardan ...'nııülpzenlediği 19.04.2014 tarihli 1. Zabit raporunda, çatma esnasında görevi başında olmadığını, zabitan salonunda olduğunu açıkça belirttiğini, diğer davalı ... tarafından düzenlenen 19.04.2014 tarihli kaptan kaza raporunda da davalının kusurunun açık olduğunu, kaptanın geminin sevk ve yönetimiyle görevli ve bundan dolayı sorumlu olan kişi olduğunu, TTK m. 1088 ve m.1089 hükümleri gereği kaptanın sorumlu bulunduğunu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 1979/5684 E. ve 1980/134 K. sayılı 17.01.1980 tarihli kararında da kaptanın sorumluluğu bulunduğunun açıkça belirtildiğini, müvekkili şirketin zararlarının; Çatma sebebiyle gemide meydana gelen hasan gidermek için yapılan masraflar, Çatma sebebiyle M/V ... isimli gemide meydana gelen basan gidermek için yapılan masraflar ve geminin tamirde bulunduğu 19.04.2014-23.06.2014 tarihleri arasında çalışamaması sebebiyle kar kaybının olduğunu, zararların bir kısmının sigorta şirketi tarafından ödendiğini, ancak büyük bir kısmının muafiyet dışında kalması sebebiyle müvekkili tarafından tazmin edildiğini, asılan miktarların tam hesaplanmasının teknik incelemeyi gerektirdiğini, anılan zarar miktarının kendileri tarafından hesaplanması mümkün olmadığından, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını, çatma sonucu müvekkilinin gemisinde 1.284.456,00 USD hasar meydana geldiğini, bunun bir kısiminin geminin sigortacısı ... Şirketi tarafından karşılandığını, kalanının muafiyet hükümleri uyarınca karşılanmadığını, müvekkili gemisinin çatıştığı diğer gemi olan M/V ... isimli gemide de hasar meydana geldiğini, müvekkilinin bu geminin donatanlarıyla 02.05.2014 tarihinde sulh protokolü imzaladığını, sulh protokolü gereği ödenmesi gereken bedelin bir kısmının geminin klüp sigortacısı The ... .... tarafından ödendiğini ancak muafiyet hükümlerince kalan bedelin müvekkili tarafından ödendiğini, müvekkili gemisinin onarımlarının 19.04.2014 tarihinden 23.06.2014 tarihine devam etmesi nedeniyle 68 gün çalışamadığını ve gelir kaybına uğradığını, ancak bu zararm belli olmadığını mahkemece gerekli görülmesi halinde limandan gelir araştırılması yapılması ve müvekkilinden emsal çarter parti sözleşmelerinin celbine karar verilmesini talep ettiklerini belirterek, davalılardan şimdilik 11.000,00 USD'nin olay tarihinden itibaren başlayacak yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tazminini talep ve dava etmiştir.
1No'lu davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Usule İlişkin olarak teminat gösterme mecburiyeti, görev itirazı, yetki itirazı ve zaman aşımı itirazlarında bulunduktan sonra esasa ilişkin olarak, işbu davanın, müvekkilinin maaş alacaklarının ödemeyen yabancı tüzel kişiliğe sahip bir şirketin, karşısında zayıf konumda bulunan gemi adamına karşı anayasal dilekçe verme ve dava açma hakkım kötü niyetli olarak kullanarak yıldırma ve diz çöktürme gayreti olduğunu, davacının müvekkilinin maaş alacaklarını ödemediğini, bu nedenle.... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile açılan davanın halen derdest bulunduğunu, müvekkilinin davacının kar/zarar ortağı olmadığını, müvekkilinin kardan pay almadığı düşünülürse zarardan da sorumlu olmaması gerektiğini, deniz taşımacılığının belirli riskleri ihtiva eden, kar ve zarar dengeleri de bu riskleri hesaba katılarak belirlenen binlerce yıllık geçmişe sahip bir sistem olduğunu, hal böyle iken basiretli bir tacir gibi sigorta kapsamını beliiiemeyen, ilgili yük alacaklısı vb üçüncü kişiler ile sözleşmelerini poliçelerini sağlıklı düzenlemeyen bir şirketin zarar etme bahanesi ile personelden talepte bulunmasının gerçeklikle bağdaşmayan bir durum olduğunu, Borçlar Kanununun 400. maddesinin işçinin sorumluluğunun belirlenmesinde, işin tehlikeli olup olmamasının kriter olarak dikkate alındığını, davacının iddia ettiği alacak kalemlerinin kurgusal bir düzlemde maddi ve hukuki gerçekliklerden uzak olarak talep edildiğini, esasen davacıma beyan ettiği zararların hiçbirinin oluşmadığını, davacının iddia ettiği zararları somut olarak ortaya koymakla mükellef bulunduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
2 No'lu davalı ... vekili cevap dilekçesinde, Dava Şartlarına ve Usule ilişkin olarak yetki itirazında bulunduktan sonra esasa ilişkin olarak, kanunda kaptanın görevleri ile ilgili olarak 1090 ve müteakip maddelerinde yer alan bütün görevlerin müvekkili tarafindan eksiksiz yerine getirildiğini, dava dilekçesinde atıf yapılan Yargıtay kararının kaptanın şahsi kusuru olup olmadığının her olayın özel şartlan içinde değerlendirilmesi gerektiğini ifade ettiğini, kazamn olduğu ... limanının nehir deltası üzerinde kurulmuş, dünyanın en tehlikeli ve son derece emniyetsiz limanlarından biri olduğunu, 1981-2103 yıllan arasında limanda 789 adet kaza olduğunu, söz konusu bu limanda gemilerin liman deltasına demirlettirilerek demirde tahliye edildiklerini, delta olması nedeniyle yumuşak çamur niteliği taşıyan dip yapısına sahip limanda, gemilerin sekiz dokuz kilitle demir atmalarına rağmen sürekli olarak demir taradıklarını ve zaman zaman başka gemiye sürüklenerek çatmamak için demirlerini alarak demir yerini değiştirdiklerini, liman içinde herhangi bir emniyetli gemi yolunun kaza tarihinde bulunmadığını, gemilerin gelişi güzel demirlediğini, kılavuz kaptan zorunluluğu da bulunmadığını, daha sonra zorunlu tutulan kılavuzluk uygulamasının da yetersiz kaldığını, seyir esnasında hava koşulları ve akıntı durumunun ise bava durumu raporlarında öngörülenin çok üstünde aniden arttığını, davacı armatörün de limanın tehlikelerinden haberdar olduğunu, riskleri bu kadar yüksek olan limanda davacının ticari sebeplerle bu şekilde hareket etmesinin sonuçlarına kaptanın katlanmasını beklemenin hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini, risk derecesi yüksek limanlara giriş ve çıkış öncesi şirket ile gemi arasında risk değerlendirmesi yapılması gerekirken bunun sadece müvekkili gemi kaptanı tarafından yapıldığını, kazanın tahliye sonrası gerçekleştiği, kaza öncesinde müvekkilinin talimatıyla her iki demirin fiında edecek şekilde atılmaya hazırlandığını, müvekkilinin kılavuz kaptan almadan gemiyi 05.04.2014 tarihinde sabah saat 03.00 sularında kaldırarak, bütün gelgit ve akıntı hesaplarını yaparak, en yüksek su zamanında gemiyi yüklü bir biçimde limana getirdiğini, sirkülerdeki tavsiyelere uygun hareket ettiğini, davacının müvekkiline sadece demir atılı vaziyette seyretmesi gerekirken, seyretmediği için kusurlu olduğu iddiasıyla dava açtığını, gemiler demir atılı vaziyette seyredemeyeceği için davanın reddi gerekeceğini, kazaya asıl sebebiyet verenin, emniyetli seyir yapan geminin geçişine engel olan küçük bir koster olduğunu, geminin geçişini engelleyen ve 3 dakika geç dönmeye sebebiyet veren bu teknenin, iskele tarafından geçer geçmez dönmeye başladığım, müvekkilinin radanndaki görüntiye istinaden, rahat bir şekilde geçeceğini düşünerek rotasını iskeleye aldığını, ancak akıntı nedeniyle çatışılan geminin balbına temas ettiğini, limanın kazaya sebebiyet veren gemiyi uyannadığım, davacı donatanın bu koster aleyhine TTK 1286/II'de yer alan ve tüm dünya uygulamasında da görülen hükmi çatma hükümlerine dayanarak herhangi bir talep yapmadığını ve zararın tazmini yoluna gidilmediğini, müvekkilinin can ve mal emniyetini gözettiğini, kaza incelemelerinin sigorta şirketlerince de yapıldığım ve kusuru bulunan 3. şahıslara zararın rücu edilebildiğini, bu olayda be sigorta şirketlerinin dahi müvekkiline bir kusur izafe etmediğini, taraflar arasındaki sözleşmede, işçinin kusuru ile işvereni zarara uğratması halinde işverenin sözleşmeyi fesih hakkı bulunduğunu, Deniz İş Kanununa göre 6 iş günü içerisinde müvekkilinin iş aktini feshetmediğini, bu nedenle davacının Deniz İş Kanunu uyarınca müvekkiline karşı fesih yoluna gidemediği gibi, bu olay nedeniyle de tazminat davası açamayacağını, müvekkilinin kazadan 44 gün sonra sözleşme süresinin dolması sebebiyle ayrıldığını, hasar ve tazminat talebinin aşın olduğunu, davacının zararım bilmesi gerektiğini, davacı donatanın düşük sigorta primi ödeyerek, düşük sigorta limitiyle sigorta yapıp, sonra risk gerçekleştiğinde, sigortanın kapsamadığı zararın faturasını alelade bir çalışan olan kaptana yüklemesinin hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini, geminin kaza esnasında kirada bulunmadığım, herhangi bir charter sözleşmesi veya navlun sözleşmesi yapılmadığını, bu nedenle davacının gelir kaybından söz edilemeyeceğini belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
Dava; ... Imo nolu Malta bayraklı M/V ...isimli gemini ... isimli gemi ile çatışması sonucu meydana gelen hasar ve masraf nedeni ile geminin tamirde bulunduğu 19/04/2014 - 23/06/2014 tarihleri arasında çalışmamasından dolayı kar kaybı ve çatma nedeni ile Shariar Jhan gemisinde meydana gelen hasar masraflarına ilişkindir.
Mahkememizce bilirkişi Taşıma Uzmanı ..., Uzakyol Kaptanı ... ile Gemi İnşa ve Makine Müh. ...'dan aldırılan raporda özetle; Somut olayda iş sözleşmesiyle daha sıkı ilişkili bir hukukun olup olmadığının tespiti bakımından tarafların vatandaşlığı tek başına belirleyici olmadığı, sözleşmeye ilişkin diğer unsurlara da bakılması gerektiği, davacı Malta'da mukim bir şirket olduğu, davalılar Türkiye'de mukim Türk vatandaşları olduğu, Her iki iş sözleşmesinde yani ... ve ... ile ... ...&... Ltd. arasında yapılan iş sözleşmelerinde tarafların imzalan ve ... Ltd.'nin mührü olmakla beraber sözleşmenin yapıldığı yer yazılmadığı, davalıların işi esas alındığından işin ifa yeri açısından sabit bir yerin olmadığı, işin gemide ifa edildiği görüldüğü, kaza, ... ... Limanı'nda meydana geldiği, gemi kısmen burada ve ardından Singapur'da tamir gördüğü, eğer ...... ... ... Ltd. şirketinin kurucuları Türk vatandaşı ise, şirketin muhasebe kayıtları Türkiye'de tutuluyorsa, yönetim kurulu toplantıları Türkiye'de yapılıyorsa, geminin sevk ve idaresine ilişkin talimatlar Türkiye'den veriliyorsa o zaman sözleşmeyle en sıkı bağlantılı hukuk olarak Türk hukukunun uygulanması gündeme gelebileceği, ancak ibraz edilen dosyada bu hususlarda bilgi ve belge olmadığı, Bu şartlar altında iş sözleşmesiyle daha sıkı ilişkili bir hukuktan da söz edilemeyecektir. Böyle bir durumda uygulanacak hukukun belirlenmesinde MOHUK'un 27. maddesinde yer alan kanunlar ihtilafı kuralı yetersiz kalmış ve bu maddeden hareketle somut olay açısından hangi devletin hukukunun uygulanması gerektiği sorusuna cevap verilemediği, böyle bir durumda milletlerarası özel hukukta "norm eksikliğinden, diğer bir ifadeyle kanun boşluğundan söz edildiği, norm eksikliği halinde mahkeme kendisini kanun koyucu yerine koyacak ve böyle bir durumda kanunkoyucu nasıl bir kanunlar ihtilafı koyacaktıysa bu kurala göre uygulanacak hukuku tespit edeceği, takdiri mahkemeye ait olmakla beraber, söz konusu kanun boşluğunun "sözleşmeyle en sıkı ilişkili hukukun tespit edilememesi halinde lex fori yani Türk hukuku" uygulanır şeklinde bir kanunlar ihtilafı kuralı ile doldurulacağı ve bu durumda Türk hukukunun uygulanması gerektiği belirtmiştir.
Mahkememizce aldırılan 2.bilirkişi raporunda özetle; 2 no'Iu Davalı ...'in gemi kaptanı sıfotıyla dava konusu çatmada kusurlu olduğu, 1 no'lu Davalı 1 .Zabit ...'mn dava konusu çatmada bir kusurunun bulunmadığı, kusurlu gemi kaptanı 2 nolu davalının TTK m. 1089 gereğince davacının uğradığı zarardan sorumluluğunun bulunduğu; talep edilecek zararın tespitinin gerektiği belirtilmiştir.
Taraf vekillerinin rapora beyan ve itirazları doğrultusunda bilirkişi bilirkişi Taşıma Uzmanı ..., Uzakyol Kaptanı ... ile Gemi İnşa ve Makine Müh. ...'dan ek rapor aldırılmasına karar verilmiş olup, aldırılan ek raporda özetle; 2 no'lu Davalı ...'in gemi kaptanı sıfatıyla dava konusu çatmada kusurlu olduğu, 1 no'lu Davalı 1 .Zabit ...'nın dava konusu çatmada bir kusurunun bulunmadığı, kusurlu gemi kaptanı 2 nolu davalının TTK m. 1089 gereğince davacının uğradığı zarardan sorumluluğunun bulunduğu; talep edilecek zararın raporun tespitinin gerektiği, dosya üzerinde yeniden yapılan değerlendirme ve taraf itirazları dikkate alındığında Bilirkişi (Kök) Raporu'nda ulaşılan kanaatlerin değiştirilmesini gerektiren herhangi bir hususun söz konusu olmadığı belirtilmiştir.
Taraf vekillerinin rapora karşı beyan ve itirazları doğrultusunda bilirkişi Taşıma Uzmanı ..., Uzakyol Kaptanı ... ile Gemi İnşa ve Makine Müh. ...'dan aldırılan yen raporda özetle; 2 no'lu Davalı ...'in gemi kaptanı sıfatıyla dava konusu çatmada sorumlu ve kusurlu olduğu, 1 no'lu Davalı 1. Zabit ...'nın herhangi bir sorumluluğunun ve kusurunun bulunmadığı, buna bağlı olarak 2 no'lu Davalı ... ... dav ava konu zararlardan sorumlu olacağı, ancak 1 no'lu Davalı 1 .Zabit ...'nın ise dava konusu çalmada bir kusurunun bulunmadığından bahisle talep konusu zarardan sorumlu olmayacağı belirtilmiştir.
Taraf vekillerinin rapora karşı beyan ve itirazları doğrultusunda bilirkişi Taşıma Uzmanı ..., Uzakyol Kaptanı ... ile Gemi İnşa ve Makine Müh. ...'dan aldırılan ek raporda özetle; 2 no'lu Davalı ...'in gemi kaptanı sıfatıyla dava konusu çatmada sorumlu ve kusurlu olduğu, 1 no'lu Davalı l. Zabit ...'nın herhangi bir sorumluluğunun ve kusurunun bulunmadığı, buna bağlı olarak 2 no'lu Davalı ...'in davaya konu zararlardan sorumlu olacağı, ancak l no'lu Davalı l.Zabit ...'nın ise dava konusu çatmada bir kusurunun bulunmadığından bahisle talep konusu zarardan sorumlu olmayacağı belirtilmiştir.
Dava; davacı donatana ait ...gemisi ile M/V ... isimli gemi arasında meydana gelen çatma nedeniyle meydana gelen zararların davalılardan rücuen tahsili isteğine ilişkindir.
Davacı taraf ... 1imanında 19.04.2014 tarihinde yerel saat ile 1830 "A" demir bölgesinden hareket eden ... isimli geminin demirli halde bekleyen M/V ... isimli gemi ile çatışması ve çatma sonunda ... ... isimli geminin gövdesi ve pervanesinde meydana gelen hasar ve kar kaybı nedeniyle sigortacı tarafından ödenmeyen bedelin tazminini talep etmektedir.
Dava yabancılık unsuru içerdiğinden uygulanacak hukukun tespiti bakımından alınan bilirkişi raporunda olay tarihinde taraflar arasında iş sözleşmesi bulunduğu, uygulanacak hukukun bu kapsamda belirlenmesi gerektiği, MÖHUK'un 27. maddesinin (4). fıkrasında, iş sözleşmesinin daha sıkı ilişkili olduğu bir hukukun tespit edilmesi halinde (2). ve (3). fıkralarda belirtilen hukukun değil daha sıkı ilişkili olan hukukun uygulanacağı, olayda iş sözleşmesiyle daha sıkı ilişkili bir hukuktan söz edilemeyeceği, bu durumda uygulanacak hukukun belirlenmesinde MOHUK'un 27. maddesinde yer alan kanunlar ihtilafı kuralının yetersiz kaldığı Türk Hukukunun uygulanabileceği belirtilmiş, Mahkememizin 25/09/2018 tarihli ara kararı ile Türk Hukukunun uygulanmasına karar verilmiştir.
Dosyaya sunulan 05/12/2018 tarihli bilirkişi raporunda; Kaptan raporuna göre dava konusu çatmanın temel sebebi olarak geminin kuvvetli akıntı nedeniyle diğer gemi üzerine sürüklendiği ve sonucunda çatmanın gerçekleştiği, Akıntının gemi üzerindeki tesiri gerek seyreden gerek manevra yapan bir gemi için döndürücü, hızlandırıcı, yavaşlatıcı veya düşürücü bir rol oynar ve düşük yol ile hareket eden gemide akıntı daha etkileyici olur. Bu durumda gerek dümen ile gerekli rota değişimleri gerekse makine ile sürat artırılarak gani dümeni üzerindeki pervane etkinsi artırarak etkin bir manevra yapılmalı aka takdirde emniyetli bir hızla hareket edilerek gerekiyorsa makineler tornistan çalıştırılarak aynı zamanda her iki demir kullanılarak çatışmadan kaçınmak için gemi uygun mesafede durdurulması gerektiği, Gerekli rota değişimleri zamanında yapılmaz ise Kemere doğrultusunda akıntı etkisinde kalan bir gemi hem rotasından sapma meyli göstereceği , hem de düşme açısı dediğimiz akıntı kuvvetine bağlı olarak belirgin bir açısal değerle rotasından uzaklaşacağı, manevra sırasında geminin sürati düştükçe düşme açısının büyüklüğüde doğru orantılı olarak artacağı, geminin sevk ve idaresi esnasında gerekli manevranın etkinliği açısından çevre ile geminin hareketlerini iyi gözlemlemek gerektiği , mevcut ortam, koşullar ve geminin hareketlerini doğru ve hassas olarak değerlendirmek ve bir sonraki hareketi planlamak için gemide var olan ve kullanılan tüm elektronik cihazlar ve seyir yardımcılarıyla yapılan manevranın etkinliğini kontrol etmek gerektiği, kuvvetle yürütülen tekne konumunda olan ...isimli geminin; tehlikenin oluşmaya başlamasından çatma anına kadar olan zaman zarfında; Uluslararasi Denizde Çatışmayı Önleme Tüzüğü'nün (COLREG) UDÇÖT Kural 2 (a) ile Kural 8 (a) paragraflarım ihlal etmiş olduğu ve bu nedenlerle, 2 no'lu Davalı ... ... gemi kaptanı sıfatıyla dava konusu çatmada sorumlu ve kusurlu olduğu, Geminin ISM prosedürleri kapsamında manevrası esnasında gerek köprü üstünde gerekse baş ve kıç üstünde manevra ile ilgili ekipler oluşturulması gerektiği, ve ekiplerin tam, etkin biçimde köprüüstüyle iletişiminin sağlanması gerektiği 2 no'hı davalı ...'nm 1.Zabit olarak görev yaptığı, geminin demir alma manevrası esnasında baş üstündeki görevi başında olduğu anlaşılmakta olup aynı zamanda gemi kaptanı raporundaki "1830 da demir neta biçimde göze alındı. 1832 İt Her iki demir gözden fundaya hazır hale getirildi ve baş tarafta bir kişi emervensl olarak bırakıldı." beyanıyla örtüşür şekilde 1 nolu davalı 1. Zabitin, 2 nolu davalı Kaptanın emri ve bilgisi dahilinde baş üstündeki görevini tamamlayarak köprü üstüne geldiği, sonrasında köprü (İst ündeki görevini 2. Zabife devrederek yemek için köprü üstünden zabıtan salonuna indiği, dava konusu çatma olayına ilişkin 1 no'lu Davalı l.Zabit ...'nın herhangi bir sorumluluğunun ve kusurunun bulunmadığı belirtilmiştir. Taraf vekillerinin itirazları doğrultusunda aldırılan ek rapor ve yeni bilirkişi heyetinden aldırılan 13/10/2020 bilirkişi raporunun da aynı doğrultuda olduğu görülmüştür. Mahkememizce davaya konu hasar raporunu tercümesi ve Anadolu Sigorta hasar dosyasının celbi sonrası aldırılan 27/05/2022 tarihli bilirkişi raporunda da kusur değerlendirmesinin kaptan raporundaki beyanlara göre yapıldığı,geminin sabit adım pervaneye sahip olmasının keze sebebi olmadığı, diğer geminin demirli halde bulunması nedeniyle kusurunun bulunmadığını, kaptan raporunda belirtilen küçük geminin çatmaya neden olmadığı, çatmanın davalı gemi kaptanının kural ihlali yapması nedeniyle meydana geldiği ve kaptanın tam kusurlu ve sorumlu olduğu belirtilmiştir. Buna göre TTK 1288 maddesi kapsamında kusurlu çatmanın meydana geldiği görülmektedir. TTK m. 1088 gereğince, kaptan bütün işlerinde özellikle ifâsı kendisine düşen sözleşmelerin yerine getirilmesinde tedbirli bir kaptan gibi hareket etmek zorundadır. Kaptanın anılan özen yükümlülüğünün ihlalinden kaynaklanan sorumluluğu TTK m. 1089'da düzenlenmiştir. Hükme göre, kaptan, kusuruyla yol açtığı zararlardan, özellikle Kanunda belirtilen görevlerini yapmamasından doğacak zararlardan gemi ve eşya ile ilgili herkese karşı sorumlu olacağından, dava konusu çatmanın meydana gelmesinde geminin sevk ve idaresinde gerekli özeni göstermemesi sebebiyle kusurlu olduğu tespit edildiğinden, gemi kaptanı ... in meydana gelen zararlardan dolayı davacı donatana karşı sorumlu olduğu değerlendirilmiştir.
Davacı vekili çatma sonucunda geminin pervanesinde ve gövdesinde hasarlar meydana geldiğini, hasar toplamının 1.284,456,00 USD olduğunu, bu tutarın bir kısmının geminin sigortacısı ... Şirketi tarafından karşılandığını, geriye kalan kısmın sigorta poliçesinde yer alan muafiyet hükümleri uyarınca karşılanmadığını belirterek bu bedeli , ... gemisinde meydana gelen hasar nedeniyle kulüp sigortası tarafından ödenmeyen kısmı ve geminin çalışmaması nedeniyle kar kaybına talep etmiş olup , hasar onarımlarının tamamlanması sonrasında, hasarla ilgili hazırlanan dispeç raporunda hasara ilişkin masraflar toplamı 1.091.168 USD olarak hesaplandığğı, bu tutardan 100.000 USD muafiyet tenzil edilerek, kalan tazminat tutarının 02.12.2014 tarihli tazminat makbuzu ve ibraname mukabilinde davacıya ödendiği, bu kapsamda tekne & makine sigortacısı tarafından ödenmeyen kısmın 100.000 Usd olduğu, davacı ile diğer geminin donatanı arasında 2 Mayıs 2014 tarihli bir anlaşma imzalandığı ve ... gemisinde meydana gelen zararlar için 250.000 USD üzerinden sulh olunduğu, davacının ...sigortacısı olan ... tarafından bu bedelin diğer tarafa ödendiği, 40.000 Usd bedelli muafiyet tutarının da davacı taralından ...'a ödendiği görülmektedir. Bilirkişi raporunda talep edilen hasar bedelinin kadri maruf olduğu belirtilmiş olup taleple bağlı kalınarak 10.000,00 USD nin olay tarihinden itibaren işleyecek faizi ile kusuru ile çatmaya neden olan gemi kaptanı ... ten tahsiline , davacı vekilinin kar kaybı iddiası uygun delillerle ispatlanamadığından bu yönden davanın reddine, 2 nolu davalının çatmada kusurunun bulunmadığı tespit edilmiş olmakla bu davalı yönünden davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
1-Davalı ... yönünden açılan davanın KISMEN KABULÜ ile 10.000 USD'nin olay tarihi olan 19/04/2014 tarihinden itibaren kamu bankalarının aynı yabancı para türünde 1 yıl süreli mevduata uyguladıkları en yüksek faiz oranı üzerinden işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
-Fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Davalı ... yönünden açılan davanın REDDİNE,
3-Karar harcı olan 1.967,32 TL'den peşin alınan 539,14 TL'nin mahsubu ile bakiye 1.428,18 TL harcın davalı ...'ten tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davacının peşin olarak yatırdığı 539,14 TL harcın davalı ...'ten tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Davacı yargı gider toplamı olan 9.835,49 TL'nin ( 29,20 TL başvurma harcı, 456,29 TL posta gideri ve 9.350,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere) davanın kabul ve reddi oranına göre hesaplanan 8.940,46 TL'sinin davalı ...'ten alınıp davacıya ödenmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı ...'in yargı gider toplamı olan 5,8 TL'nin davanın kabul ve reddi oranına göre hesaplanan 0,58 TL'sinin davacıdan alınıp davalıya ödenmesine, bakiye giderin davalı üzerinde bırakılmasına,
7-Davacı için takdir edilen 5.100,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
8-Davalı ... vekili için takdir edilen 2.880,00 TL red vekalet ücretinin davacıdan alınıp işbu davalıya verilmesine,
9-Davalı ... vekili için takdir edilen 5.100,00 TL red vekalet ücretinin davacıdan alınıp işbu davalıya verilmesine,
10-Bakiye gider avansının kesinleşmeye müteakip talep halinde taraflara iadesine
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.19/07/2022
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır