T.C.
İSTANBUL
17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
(DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)
ESAS NO:2017/127 Esas
KARAR NO:2021/470
DAVA:İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:30/03/2017
KARAR TARİHİ:07/12/2021
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... Ltd.nin ... ... mukim, gemi makinesi ve yedek parçalan satışı yapan, bu makinelere ilişkin tamir, bakım ve tutum hizmeti veren bir şirket olduğunu, davacı şirket tarafından, davalının işleteni olduğu ...İMO Numaralı "..." isimili gemiye 7.000,00.-USD tutarında danışmanlık ve mühendislik hizmeti verildiğini, bu hizmete ilişkin olarak 02.06.2015 tarihinde fatura tanzim edildiğini, davacı şirket tarafından yapılan tüm ihtarlara rağmen anılı miktarın davalı şirket tarafından ödenmediğini, davacı adına, bahse konu alacağın tahsil amacıyla, 08.12.2016 tarihinde 7.000.00ABD Doları bedelin tahsili için, .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası nezdinde ilamsız takip başlatıldığını, ... tarafından, 23.01.2017 tarihinde, işbu İlamsız icra takibe itiraz edildiğini, ...'nin itirazı ile anılan icra takibi durduğunu beyanla, fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava haklarının saklı kalması kaydı ile davalının .... icra Müdürlüğünün .../... E. sayılı dosyasına yapılan itirazının iptali ile takibin devamına, alacağın %20 oranında icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin icra takibine konu edilen bir borcu olmadığından takibe itiraz edilerek takibin durdurulduğunu, davacı şirketin dava konusu sözleşmeye/borca taraf olduğunu kabul etmemekle birlikte, davacı tarafından ... isimli gemiye verildiği iddia edilen hizmetlere dair talep edilen ücret ile piyasa fiyatları arasında fahiş fiyat farkı bulunduğunu, ...-M isimli geminin fatura tarihindeki sahibi ... ... Co. Ltd. isimli şirketin veya faturanın asıl borçlusu olan ... and ... Ltd. isimli şirketin bu faturaya itiraz etmemiş olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Borçlar Kanunu madde 28, "Bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa, bu oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirildiği takdirde, zarar gören, durumun özelliğine göre ya sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebileceğini" hükmünün açık olduğunu, davacı alacaklı ile borçlu ... and ... Ltd. arasında kurutan sözleşmede ödemenin ABD Doları üzerinden ödeneceğini, Fatura tarihi olan 02.06.2015'te, 1 ABD Dolarının 2,6729-TL iken takip tarihinde I ABD Dolan 3,6536TL olduğunu, döviz kurunda öngörülemeyen bu dalgalanma sonucunda borcun %37 oranında arttığının görüleceğini, bu durumun TBK'nın 138. Maddesi tahtında değerlendirilmesi gerektiğini, Türk Borçlar Kanunu'nun 138 Maddesine göre Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirir ve borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa borçlu, hakimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahip olduğunu, sürekli edimli sözleşmelerde borçlu, kural olarak dönme hakkının yerine fesih hakkını kullandığını, bu madde hükmünün yabancı para borçlarında da uygulandığını" Borçlar Kanunun ilgili maddesinin olaya uygulanması halinde olayda borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkan öngörülemeyen olağanüstü bir durum bulunduğunu ve borçludan ifanın istenmesinin dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değişmiş olduğunu, borçlu hakimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme hakkının olduğunu beyanla işbu itirazın iptali davasının dava şatı yokluğundan reddine, davanın husumet yokluğundan reddine, davanın her halükarda esastan reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20 'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, davalının işleteni olduğu beyanı ile "... M" isimli gemiye verilen danışmanlık ve mühendislik hizmet bedelinin tahsili amacıyla yapılan takibe yönelik itirazın iptali davası olup, uyuşmazlığın, davacının MÖHUK 48 maddesi kapsamında yabancılık teminatı yatırma yükümlülüğü bulunup bulunmadığı, davacı tarafından verilen hizmet bedelinin miktarının tespiti ile davalı şirketin bundan sorumlu olup olmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
.... İcra Müdürlüğünün 2016/... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; Alacaklı .... tarafından borçlu ... ... Tic. A.Ş. aleyhine 08/12/2016 tarihinde toplam 7.319,32USD (25.193,83TL) 'nin tahsili için ilamsız icra takibi yapılmış olduğu, borçluya ödeme emrinin 16/01/2017 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu vekilinin 23/01/2017 tarihli itiraz dilekçesi ile takibin durduğu, iş bu davanın 30/03/2017 tarihinde İİK Md. 67 uyarınca 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce resen seçilen bilirkişiler ... ve ... tarafından tanzim edilen 06/03/2018 tarihli raporda, Davalı yan vekili tarafından İncelemeye sunulan 2015 yılına ait ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu kanaatine varıldığı, Davalı yanın İncelenen 2015 yılı ticari defterlerinde takibe konu 02.06.2015 tarihli ... nolu 7.000,00 USD tutarlı faturanın kayıtlı olmadığı, takip tarihi itibariyle davalı yanın davacı yana borçlu olmadığı, Teknik Yönden Yapılan İncelemelerde; Dava konusu faturaya ait hizmetin, "... ... A.ş" tarafından talep edildiği, davalı firmanın "işleten" olduğu, geminin teknik idaresinden sorumlu olduğu, verilen hizmete ait her aşamada yazışmalarda yer aldığı, inceleme raporunun davalı tarafından talep edildiği, hizmetin mahiyeti (ana makinenin yatak kontrollerinin 02.04-02.08.2015 tarihleri arasında yapıldığı) de dikkate alındığında fatura tutarının 7.000,00 Usd olarak makul olduğu, Faturanın davalı kayıtlarında yer almıyor olması sebebinin, faturanın Nevis'te mukim "... and ... Ltd." adlı firmaya kesilmiş olması ve işleten kayıtlarında yer almıyor olmasının teamüller dahilinde olduğu, her ne kadar geminin teknik idaresinden sorumlu davalı işleten tarafından talep yapılmış olsa da, faturanın gemi maliki ve/veya bare boat (çıplak gemi) kiracısına kesilmesinin normal olduğu, Dava konusu geminin ana makinesinde meydana gelmiş olan olay ve krank değişimi sonrasında, tekne ve makine sigortacısından hasarı tazmin etme durumunun olabileceğinin değerlendirildiği, dava konusu gemi tekne ve makine sigortacısının davalıdan öğrenilerek, sigortacıya "dava konusu hasara ait ödemenin davalı işleten "...Ticaret A.Ş." ne ve/veya maliki "... ... Co Ltd"ne ve/veya bare boat kiracısı olduğu tahmin edilen "... and ... Ltd." ne yapılıp yapılmadığının ve ... numaralı faturanın hasar tazminat ödemesi içinde yer alıp almadığının sorulması Sayın Mahkemenin takdirinde olduğuna ilişkin görüş ve tespitlerini bildirmişlerdir.
Tarafların beyan ve itirazları üzerine dosya bilirkişi kuruluna yeniden tevdi edilmiştir. Bilirkişi kurulu tarafından tanzim edilen 30/05/2018 tarihli ek raporda, kök rapordaki görüş ve tespitlerini yinelemişlerdir.
Tarafların beyan ve itirazları doğrultusunda bilirkişi heyetine ... da dahil edilerek dosya bilirkişi kuruluna yeniden tevdi edilmiştir. Bilirkişi kurulu tarafından tanzim edilen 03/07/2019 tarihli raporda, Davacı çalışanlarınca ... - M gemisine verilen hizmetin karşılığı olarak davacı tarafça faturalandırılıp talep edilen 7.000 USD bedelin makul ve kadri marufunda bulunduğu yönündeki tespit ve değerlendirmelerini ve kök rapordaki tespit ve kanaatlerini bildirmişlerdir.
Davalı tarafından sunulan sözleşmeler ve tüm dosya kapsamı üzerinde inceleme yapılarak davalının pasif husumet itirazları değerlendirilmek üzer dosya Mahkememizce resen seçilen bilirkişi ...'ya tevdi edilmiştir. Bilirkişi tarafından tanzim olunan 08/07/2021 tarihli raporda, davalının dava konusu tamir ücretinin borçlusu olduğu ve bu sıfatla pasif husumet ehliyetinin bulunduğu huşunun ispatlanamadığı, ..., ... ... Co. Ltd. ve ... şirketleri arasında organik bir bağ bulunup bulunmadığını değerlendirmek hususunda takdirin münhasıran Sayın Mahkeme'ye ait olduğuna ilişkin görüş ve kanaatlerini bildirmiştir.
Dosya kapsamında uyuşmazlığa konu ... M isimli gemiyi davacı tarafça danışmanlık ve mühendisilik hizmeti verildiği hususu sabit olup esasen bu konuda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Dosya kapsamında alınan muhasip raporları da bunu doğrulamaktadır. Uyuşmazlığa konu olan ve gemi için verilen hizmetin, dosyaya sunulan e posta yazışmalarına göre davalı tarafça talep edildiği hususunda da bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Dosya kapsamında ortaya konulması gereken esas uyuşmazlık verilen hizmet karşılığı düzenlenen fatura ve davaya konu alacak nedeni ile davalının hukuken sorumluluğu bir başka deyişle pasif husumet ehliyeti bulunup bulunmadığı hususudur.
Dosyaya sunulan ... kayıtmarı üzerinde yapılan inceleme neticesinde, davaya konu ... M isimli geminin 01/03/2016 tarihinde isim değişikliği ile ... ismini aldığı, uyuşmazlığa konu fatura tarihi olan 02/06/2015 tarihinde ve geminin ... yöneticisinin ...Ticaret AŞ olduğu ve gemi sahibinin ise ... ... ... Ltd olduğu anlaşılmaktadır. Bu kapsamda davalı savunmalarında yer alan ve ... sistemine göre davalının ... ... olduğuna ilişkin gemi yönetim sözleşmesinin sunulması için davalı vekiline süre verilmiş olup, davalı vekilince sözleşme dosyaya ibraz edilmiştir. Sözleşmenin dosyaya ibrazı hususunda davacı vekilinin, süresi içerisinde sunulmayan delilin sunulmasına muvafakatları bulunmadığı ve bu delilin hükme esas alınmamasına ilişkin itirazı bulunmakla birlikte, davalının cevap dilekçesinden itibaren ileri sürdüğü Pasif husumet itirazı ile pasif husumet ehliyetinin HMK 114 maddesi kapsamında dava şartlarından olduğu ve HMK 115 maddesi gereği dava şartlarının davanın her aşamasında mahkemece resen araştırılması gerekliliği göz önüne alınarak davacı vekilinin itirazı yerinde görülmemiştir.
Davacının 19/02/2019 havale tarihli dilekçesi ekinde sunduğu ... kayıtlarına göre 22/06/2013-16/03/2016 tarihleri arasında dava konusu geminin maliki, dosyaya sunulan gemi yönetimi sözleşmesinde de yazılı olduğu gibi, dava dışı ... ... Ltd. şirketidir. 16/03/2016'dan itibaren malik, dava dışı ... ... olarak görünmektedir. 22/06/2013 tarihinden itibaren, gerek dava dışı ... gerekse davalı ... gemi yöneticisi/ticari yönetici olarak görünmektedir. 06/04/2016 tarihinden itibaren ise davalı ... yöneticisi olarak görünmektedir. Buna göre dosyada bulunan ... kayıtlarında davalı ... gemi maliki olarak görünmemektedir. Davacının 19/02/2019 havale tarihli dilekçesi ekinde sunduğu "... .com" web adresinden alınmış bilgilere göre malik ... olarak görünmekte ise de, hangi tarihten itibaren geminin mülkiyetinin ...'ye geçtiği, dolayısıyla dava konusu tamir işleminin yapıldığı tarihte malikin kim olduğu anlaşılamamaktadır. Davalının tamir işleminin yapıldığı sırada geminin maliki olduğunu ispatlayan başka bir belge de davacı tarafça sunulmamıştır.
TTK 1061/2 maddesi uyarınca, kendisinin olmayan bir gemiyi menfaat sağlamak amacıyla suda kendi adına bizzat veya kaptan aracılığıyla kullanan kişi, üçüncü kişilerle olan ilişkilerinde donatan sayılır. Bu kişi işleten (gemi işletme müteahhidi) olarak adlandırılmaktadır. Davalının gemiyi kendi adına işlettiğini, dolayısıyla işleten sıfatını haiz olduğunu ortaya koyan bir belge dosyaya sunulmamıştır. ... kayıtlarında geçen "ticari yönetici" ise işletenden farklı bir kavramdır. Şöyle ki, gemi yönetimi sözleşmesinde tarafların hak ve borçlan gemi yönetimi sözleşmesinin hükümleri çerçevesinde belirlenir. Gemi yöneticisinin edimi, donatanın yönetimini kendisine bıraktığı geminin, verimli ve kaliteli biçimde işletilmesi ve güvenli seyrinin sağlanmasıdır. Gemi yöneticisine sözleşme ile yüklenen edimler yeknesaklık göstermeyip, sözleşmeden sözleşmeye farklılaşır. Gemi yönetimi kavramı, geminin teknik, ticari ve personel yönetimi alanlarını kapsayan bir üst kavramdır. Sözleşme ile yöneticiye bu alanlardan biri veya birkaçının yönetimi bırakılabilir. Geminin ticari yönetimi kapsamına geminin kullanılacağı sözleşmelerin akdedilmesi ile planlama yapılması; gelirlerin hesaplanması ile donatanın hesabına geçirilmesi; acente tayini; geminin denetimine ilişkin tedbirlerin alınması vb. hususlar girer. Ancak ticari yönetimin üstlenilmesi, geminin kendi adına işletilmesi değildir. Nitekim yönetici, üçüncü kişilerle navlun sözleşmesi akdederken temsilci olarak hareket etmektedir (bkz.: Zehra Şeker Öğüz, Gemi Yönetimi Sözleşmesi, 2013, s. 87). Bu kapsamda davalı vekilince dosyaya sunulan ...'nun standart gemi yönetimi sözleşmesi olan ... 2009 formundan, dava dışı gemi maliki ... Ltd. ile davalı arasında 18/08/2014 tarihinde bir gemi yönetimi sözleşmesi akdedildiği anlaşılmaktadır. Ancak bu sözleşme uyarınca geminin teknik yönetimi ile personel yönetimi davalıya bırakılmışsa da ticari yönetiminin bırakılmadığı Bölüm 1/ 6,7 ve 8 maddelerinden anlaşılmaktadır. ... kayıtları ile sunulan sözleşme arasındaki bu uyumsuzluk dava konusu uyuşmazlık bakımından mahkemece sözleşme esas alınmıştır. Zira bilirkişi tarafından beliritldiği üzere, geminin ticari yönetimi yöneticiye bırakılmış olsun olmasın, yönetici işleten sıfatını haiz olmaz.
Dosyaya sunulan gemi yönetim standart sözleşmenin 2. Bölüm'ünde, 3. ve 8 a maddelerinde gemi yöneticisinin malik adına ve hesabına onun temsilcisi sıfatıyla hareket edeceği belirtilmiştir. Ancak gemi yönetimi sözleşmesinin bir hükmünün, sözleşmeye taraf olmayan bir kişiye karşı ileri sürülmesi mümkün olmadığından, anılan hükümlere rağmen yöneticinin kendi adına hareket etmesi durumunda üçüncü kişiye karşı şahsen borç altma girmesi söz konusu olabilir. Bu nedenle dava konusu uyuşmazlık bakımından davalının kendi adına hareket edip etmediğinin ayrıca incelenmesi gerekmektedir. Davacı tarafından dosyaya sunulan ... numaralı ve 02/06/2015 tarihli fatura, "... and ... Ltd. adına (issued for), ...Tic. A.Ş. eliyle (c/o)" kaydını havidir. ... ... sıfatı dosya içeriğinden anlaşılamamaktadır. Sayın ... ve Sayın ... tarafından sunulan ilk bilirkişi raporunda çıplak gemi kiracısı olabileceği ifade edilmiştir. Aynı faturada sipariş veren "..." olarak gösterilmiştir. Dosyaya sunulan gemi yönetimi sözleşmesinde malike ilişkin bilgilerin yer aldığı kısımda "MIO: ..." kaydı yer almaktadır. Gerek gemi yönetimi sözleşmesinde bu kişinin malike dair bilgiler kısmında anılmasından, gerekse dosyada yer alan e-posta yazışmalarından, ...'ın davalı şirketin değil, dava dışı ... şirketinin çalışanı olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim dosyada bulunan ve davacı tarafından dava konusu tamir işlemine ilişkin olarak düzenlenmiş olan 09/04/2015 tarihli fiyat teklifi ...'a hitaben düzenlenmiş olup "...'ın dikkatine" kaydını içermektedir.
Dosya içeriğinde tamir hizmetine ilişkin olarak davalının davacı ile gemi malikini/işletenini temsilen gemi yöneticisi sıfatıyla değil de, kendi adına sözleşme akdettiğini, dolayısıyla şahsen borç altına girdiğini ortaya koyan başka bir belge yer almamaktadır. Açıklanan nedenlerle ve gemiye verilen tamir hizmeti bedeli için dava dışı ... ... adına fatura düzenlenmiş olması ile davalının faturada yalnızca "c/o" - "eliyle" kaydıyla yer alması karşısında, ...'nin dava konusu tamir ücreti alacağının borçlusu olarak değerlendirilemeyeceği kanaatine ulaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davalının gemi maliki yahut işleteni sıfatıyla dava konusu tamir ücreti alacağının borçlusu olduğu ve bu sıfatla pasif husumet ehliyetini haiz bulunduğu hususunun ispatlanamadığı kanaatine ulaşılmıştır.
Davacı vekilince her ne kadar, davalı ..., dava dışı gemi yeni maliki ... ve dava dışı gemi eski maliki ... Ltd arasında organik bağ bulunduğu ve bu nedenle de davalının pasif husumet ehliyetini haiz olduğu belirtilmişse de, fatura tarihi itibarı ile yukarıda anılı bulunan 3 şirketin ticaret sicil adreslerinin farklı olduğu anlaşılmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 22/09/2021 tarihli, 2017/(22)9-3109 E. Ve 2021/1075 K numaralı kararında açıklandığı hali ile, organik bağ kavramında bir tüzel kişinin borçlarından bir başka tüzel kişinin sorumluluğuna gidilmektedir. Bu hâliyle organik bağ kavramının da kaynağını TMK’nin 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı oluşturmaktadır (Öztek/Memiş, s. 210). Ancak organik bağ kavramı, tüzel kişilik perdesinin aralanmasına göre daha geniş bir anlama sahip olsa da organik bağın varlığı, tek başına tüzel kişilik perdesinin aralanmasını gerektirmemektedir. Başka bir deyişle şirketler arasında organik bağ tespit edilse dâhi tüzel kişilik perdesinin aralanması ve alacağın perdenin arkasındakinden de istenebilmesi için sırf alacaklıdan mal kaçırmak ve onu zarara uğratmak amacıyla kötü niyetli işlemler yapıldığının da somut verilerle ispatlanması gerekmektedir. Şirketler arasında ortakların akraba olması tek başına organik bağ veya tüzel kişilik perdesinin kaldırılması için yeterli değildir veya şirketlerin aynı faaliyeti yürütüyor olması organik bağ için yeterli değildir (Baycık, G.: İşverenin Tespitinde Birlikte İstihdam ve Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması Kurumları, İş Uyuşmazlıklarında Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemeleri Kararları Değerlendirme Toplantısı (Seminer Bolu/Abant – 06 Nisan 2019), Türkiye İnşaat Sanayicileri İşveren Sendikası, Ankara 2019, s. 20). Şirketler arasında organik bağ olup olmadığı; şirketlerin adreslerinin aynı olması, ortaklık yapılarının ve yönetim kurullarının benzer olması veya temsilcilerinin aynı olması, faaliyet alanları, hisse devirleri, muvazaalı işlemler gibi hususlar ve somut olayın özellikleri de gözetilerek tespit edilebilir. Ancak tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanmasında her iki şirketin faaliyet alanı, ortaklık yapısı, ortakları gibi konularda öyle büyük ve derin bir kesişme vardır ki; bu şirketlerle iş yapan kişiler nezdinde iktisadi bir bütünlük içerisinde tek bir şirketle iş yapılıyor algısı oluşmaktadır. Ayrıca üçüncü kişiler nezdinde uyandırılan bu algı neticesinde, ticaret yaparken güçlü bir yapıya sahip görüntüsü oluşturularak, şirketlerden birinin borca batırılması ya da içinin boşaltılıp iş alanının diğerine kaydırılması işlemleri tipik bir hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilmelidir. Bu karar ışığından dosya kapsamındaki uyuşmazlık değerlendirildiğinde; uyuşmazlığa konu faturanın bizzat davacı tarafından ... Logistics adına fatura düzenlenmiş olması ile davalının faturada yalnızca "c/o"-"eliyle" kaydı ie yer alması hususları ile ... kayıtları bir arada değerlendirildiğinde, HGK kararında bahsedilen, perdenin alacağın arkasındakinden de istenebilmesi için sırf alacaklıdan mal kaçırmak ve onu zarara uğratmak amacıyla kötü niyetli işlemler yapıldığının da somut verilerle ispatlanması gerektiği, şartının yerine getirilmediği anlaşıldığından davacı vekilinin beyanları yerinde görülmemiş ve davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeni ile reddine dair karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:
1-Davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harç Tarifesi gereğince peşin alınan 330,72TL den karar harcı olan 59,30TL nin mahsubu ile fazla alınan 271,42TL'nin kesinleşmeye müteakip talep halinde davacıya İADESİNE,
3-Davalı yargı gider toplamı olan 2.520,60TL'nin ( 20,60TL posta gideri ve 2.500,00TL bilirkişi ücreti olmak üzere) davacıdan alınıp davalıya ödenmesine, bakiye giderin davalı üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Davalı vekili için takdir edilen 5.100,00TL red vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya VERİLMESİNE,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,
6-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara İADESİNE,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf nezdinde temyizi kabil olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 07/12/2021
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır