T.C.
İSTANBUL
17. ASLİYE TİCARETMAHKEMESİ
(DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)
ESAS NO:2018/138 Esas
KARAR NO :2025/450
DAVA:Tazminat (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:13/07/2016
KARAR TARİHİ:04/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ...'in ithal ettiği emtianin bedelini peşin ödeyerek satın aldığını, eşyanın 29.06.2011 tarihinde ... Gümrük Müdürlüğü'ne bağlı ambara boşaltıldığını, konişmentosu ile birlikte 04.07.2011 tarihli beyanname verilip, gümrük vergilerinin ödendiğini, tüm lokal masrafları ödediğini, Denizcilik Müsteşarlığı'nın talimatı gereği, ... limanının yük teslim talimat formu talep ile malın tesliminin talep edildiğini, malın teslimi için .... Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde ... E. sayılı davanın açıldığını, davalı taşıyanın rehin hakkı olduğunu ve talimat gereği olduğu gerekçesiyle davanın 05.02.2013 tarihinde reddedildiğini, navlunun peşin ödendiğini, rehne dair mahkeme kararı bulunmadığını, var ise hakkın kötüye kullanıldığını, davalı taşıyanın hapis hakkı ile malın teslimine ve dolayısıyla maldan yararlanılmasına engel olduğunu, Denizcilik Müsteşarlığı'nın 17.05.2011 tarihli ve 14765 sayılı talimatı ile ilgili Danıştay 10. Dairesi'nde açılan davanın temyiz sürecinde olduğunu, konişmentoyu ibraz edene malın teslimi gerektiğini, 12.04.2013 tarihinde noter kanalıyla hükümsüz kalan konişmentonun ihtirazi kayıt ile davalı ...'ya gönderildiğini, ancak ...'nın fatura kesmeden icra takibi başlattığını, yine konteyner ile malı teslim etmeden boşaltıp kendisinin olmayan malı tasfiyeye bıraktığını, demuraj talebinde de bulunduğunu, malların yatık hale geldiğini, zarara uğradığını, kendisine ait yükün tesellümüne yasal düzenlemelere aykırı biçimde haksız olarak engel olunduğunu, iddia ederek “emtia bedeli olan 196.288,15 USD'nin T.C. Merkez Bankası'nın 12.07.2016 tarihindeki efektif satış kuru (2.8980-TL) üzerinden hesaplanan karşılığı 568.843,0587-TL ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla yargılama sırasında hesaplanacak kar mahrumiyetinin maddi tazminat olmak üzere 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre teslimin muaccel olduğu 11.07.2011 tarihinden itibaren bankalarca uygulanan 1 yıllık faizi ile birlikte aynen, aynen tahsilinin mümkün olmaması halinde fiili ödeme günündeki merkez bankası döviz satış kuru üzerinden 11.07.2011 tarihinden itibaren işleyen reeskont faizi ile birlikte, 200.000,00-TL manevi tazminatın 11.07.2011 tarihinden itibaren işleyen faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşımayla ilgili olarak düzenlenen konişmentodaki yetki şartı nedeniyle Marsilya Mahkemelerinin yetkili olduğunu, uygulanacak hukukunda Marsilya ve Fransız hukuku olduğunu, konişmentoda taşıyan ve acentesine karşı açılacak her türlü davanın 1 yılık hak düşürücü süreye tabi olduğunun düzenlendiğini, yük 29.06.2011 tarihinde gemiden tahliye edildiğinden dava tarihi itibariyle hak düşürücü sürenin geçmiş olduğunu, bu nedenlerle öncelikle dasının süre yönünden reddi gerektiğini, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılan ... E. Sayılı davanın 05.02.2013 tarihinde ... K. sayı ile reddedildiğini, açılan bu davada da talebin aynı olduğunu, eşyanın 29.06.2011 tarihinde gemiden tahliye edildiğini, davacının 17.05.2011 tarih ve 14765 sayılı talimat uyarınca zorunlu olan yük teslim talimat formunu teslim almaktan imtina ettiğini, bu halde davacının orijinal konişmentoyu 12.04.2013 tarihinde davalıya ulaştırdığını, 38.556 USD ve demuraj ve 712,80 USD lokal masraflar ve yük üzerindeki hapis hakkı nedeniyle yükü teslim almadığını, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılan ... E. sayılı dosyada kararın verilmesi akabinde.... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasında yük üzerindeki rehin hapis hakkının itiraz üzerine .... İcra Müdürlüğü'nde ... E. sayı ile çıkarılan ödeme emrine de itiraz edildiğini ve .... Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde ...E. sayılı dava açıldığını, davacının mahkemenin belirleyeceği bedeli depo ederek yükü teslim hakkını kullanmadığını, Deniz Ticareti Genel Müdürlüğü'nün 17.05.2011 tarih ve ... sayılı talimatı çerçevesinde değerlendirme yapılması gerektiği” savunmasında bulunarak “davanın reddine karar verilmesini” talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu işlem bakımından müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, aynı konuda Danıştay 10. Dairesinin 2011/9380 Esas ve 2015/4632 Karar sayılı dosyasında açılan davanın reddine karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, davanın dayanaksız olduğunu, davacının iddia ettiği zararlar bakımından idarenin herhangi bir kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını savunarak reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece seçilen bilirkişi heyetinin düzenlediği 20/02/2019 tarihli 1.bilirkişi raporunda özetle; Gümrük Mevzuatına göre eşyanın tarifeye bağlı veya tarife dışı kontrollerden geçtikten sonra vergilerin ödenerek 11.07.2011 tarih ve ... sayılı ambar çıkış fişinin tanzim edildiğini, gümrük işlemlerinin bitirildiğini, eşyanın serbest dolaşıma girdiğini yük teslim talimat formu' aranmasının mevzuata aykırılık teşkil etmediğini, Bunun TTK'da düzenlenen yükü teslim hakkının kullanılmasına herhangi bir aykırılık oluşturmadığını, dosyadaki mevcut bilgi ve belgeler ışığı altında, davaya konu 304 kalite paslanmaz çelik malzemelerde, limanda geçen süre ve denize yakın atmosferik ortam sebebiyle (şayet özel stoklama önlemleri alınmadıysa) korrozyonun oluşacağı, malzemenin kullanımının mümkün olmadığını, eşyanın teslimi prosedürüne ilişkin olarak talimata uygun hareket edilmesi söz konusu olduğunu, hukuka aykırı ve kusurlu bir fiili olduğu ispatlanamayan davalıların, meydana gelen zarardan sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, sayın mahkeme aksi kanaatle ise, kurulca bulunan uzman bilirkişi malzemelerin kullanımının mümkün olmadığı görüşünde olduğundan, mal bedelinin talep edilebileceğini; faiz konusunda takdirin münhasıran Sayın Mahkeme'ye ait olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır.
Mahkememizce seçilen 2. bilirkişi heyetinin düzenlediği 04.05.2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle; teknik değerlendirmede eşyanın durumuna ilişkin verilen bilgilerin sonucunda emtianın tek tek incelemesinin yapılarak kullanım durumunun belirlenmesinin çok masraflı olacağını, hasarın gerçek değerinin bu şekilde tespitinin mümkün görülmediğini, emtianın sovtaj ihtimalinin çok yüksek olacağını, emtianın gözle incelenmek suretiyle değerlendirilmesinin uygun olacağını, dava konusu konteynerler için uygulanacak tarifeye göre demuraj bedelinin 38.568 USD olduğunu, eşyanın konişmento ibraz edilmeden ve ordino düzenlenmeden tesliminin mümkün olmaması sebebiyle teslimin gerçekleşmediği hususunun ilgili Yargıtay kararları ile kesin hüküm haline geldiğini, buna göre davalı idarenin eşyanın teslim edilmemesinde kusurunun bulunmadığını, davalı taşıyanın eşya üzerinde kullanabileceği hapis hakkının davacı gönderilene karşı sahip olduğu alacak miktarı ile sınırlı olduğunu, eşyanın bedeli hapis hakkının dayanağı olan alacaktan fazla olduğundan davalı taşıyanın alacağını aşan kısım için kullandığı hapis hakkının haksız olduğunu ve TTK m. 1203 f.3 hükmüne aykırılık teşkil ettiğini, davalı taşıyanın haksız kullanılan oranda hapis hakkının kullanımının doğurduğu davacı gönderilenin eşyanın serbest kalması sahip olduğu imkanlardan faydalanmadığını, her ne kadar gönderilenin bu yönde bir yükümlülüğü bulunmasa da takdir sayın mahkemeye ait olmak üzere bu durumun meydana gelen zararı arttıran bir hal olarak değerlendirilebileceği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
2. Bilirkişi heyetinden alınan 03.05.2021 tarihli ek raporda özetle; eşyanın varma limanma ulaştıktan sonra konişmentonun taşıyana ibraz edilmemesi sebebiyle (12.04.2013 tarihine kadar) tesliminden kaçınılmış olduğunu, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ... Karar sayılı kararı ile tespit edildiğinden ve dosyada aksini ortaya koyan bir delil bulunmadığından söz konusu karara göre değerlendirmeler yapılmış olduğunu, bu değerlendirmelerin değiştirilmesini gerekli kılan bir itirazın bulunmadığını, davalı idarenin uygulaması her ne kadar hukuka aykırı bulunsa da davacının zararı ile davalı idarenin uygulaması arasında nedensellik bağı bulunmadığından davalı ...'nın sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, eşyanın tamamı üzerinde hapis hakkının uygulanmamış olduğunu, hakkın uygulandığı tarihteki döviz kuru dikkate alındığında alacak ile eşya değeri arasında ortaya çıkan farkın sebebinin dosyadan anlaşılamadığını ve Sayın Mahkemenin takdirinde olduğunu, hapis hakkı eşyanın tamamı üzerinde kullanılmış olmadığından haksız kullanıldığından bahsedilemeyeceği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Dava; davacı ...'in yurt dışından satın aldığı, emtiaların gemi ile Çin'den ... Limanına taşınıp gemiden tahliye edildikten sonra, davalılar tarafından yükün tesellümüne engel olunması nedeniyle teslim alınamayan yük için emtia bedeli, kar kaybı ve manevi zararın davalılardan tahsili istemine ilişkindir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde konşimentodaki yetki şartına dayanarak Marsilya Mahkemelerinin yetkili olduğundan bahisle yetki itirazında bulunmuştur. Dosyaya örneği sunulan 01.06.2011 tarihli ... nolu konşimentoda, "Shipper / Yükleten" Jıangsu Hongcheng Staınless Products Co Ltd, "gönderilenin" Özikmeks Sanayi Ürünleri Tic Ltd Şti., yükün ..., ... nolu iki adet konteyner içerisinde paslanmaz çelik türü emtia olarak tanımlandığı görülmektedir. Konşimentoya göre gönderilen konumunda olan davacı konişmentoyu taşıyana ibraz ederek yükü teslim aldığı anda ancak konişmento hükümleri ile bağlı hale gelecektir. Dosya kapsamına göre yük davacı tarafından teslim alınmamış olduğundan konşimentodaki yetki şartının davacıyı bağlamayacağı değerlendirilerek bu doğrultuda yetki itirazının reddine karar verilmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, dava tarihi itibariyle e-TTK m. 1067 ve TTK m.1188'de ön görülen 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, ayrıca e-TTK m.1259 - TTK m. 1246'da düzenlenen zamanaşımı sürelerinin de dava tarihi itibariyle dolduğunu ileri sürerek, davanın zaman aşımı itirazında bulunmuştur. TTK'nun 1188 (e TTK m. 1259) maddesindeki hak düşürücü süre yükün hasar, ziya ve geç tesliminden kaynaklanan tazminat hakları için düzenlenmiştir. Eldeki dosyaya konu uyuşmazlık ise gönderilen/yük ilgilisi davacı tarafından taşıyana konşimento aslı ibraz edilmediğinden yükün teslim edilmemesine ilişkindir. Bu durumda TTK'nun 1188. maddesinin eldeki uyuşmazlık bakımından uygulama yeri bulunmamaktadır. Diğer yandan davacı iddialarını haksız fiil hükümlerine dayandırdığından TTK'nun 1246.maddesinde düzenlenen zamanaşımı süresinin de somut uyuşmazlığa uygulanması söz konusu olamayacaktır.
TBK m. 72/f.1'e göre haksız fiil hükümlerine dayanan talepler iki yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Eldeki dosyaya konu dava ....ATM'nin ... Esas sayılı dosyasındaki karar düzeltme talebinin reddine ilişkin Yargıtay ilamının davacıya tebliğinden itibaren 1 yıllık süre içerisinde açılmıştır. O halde dava tarihi itibariyle TBK'nun 72. Maddesindeki zamanaşımı süresi geçmemiş olduğundan davalının zamanaşımı itirazı yerinde görülmeyerek davanın esastan incelenmesine geçilmiştir.
Dava konusu eşyanın satışına ilişkin 15.04.2011 ve 20.04.2011 tarihli fatura kayıtlarından satışın CFR/ İstanbul teslim şekli ile yapıldığı anlaşılmaktadır. CFR satım şeklinde navlun sözleşmesi kurma ve navlun ödeme borcu satıcı üzerindedir. Konşimento üzerindeki "..." kaydı navlunun peşin ödendiğini göstermektedir. Bununla birlikte konişmentoda eşyanın konteynerden boşaltılarak konteynerlerin boş olarak iade edilmemesinden kaynaklanan masrafların gönderilene ait olduğu kararlaştırıldığından davacı gönderilenin demuraj ücretinden sorumlu tutulması mümkündür.
Somut taşımaya konu yük 01.06.2011 tarihli ... nolu konşimentoda, konşimento tahtında gemi ile taşındıktan sonra, 29.06.2011 tarihinde ... Limanında gemiden tahliye edilmiştir. Yükün alıcısı konumundaki davacı ...'in başvurusu üzerine ... Gümrük Müdürlüğünde gümrük işlemlerinin tamamlanmış olduğu anlaşılmaktadır. Davalı ...'nin 27.06.2011 tarihinde ... Gümrük Müdürlüğü ... Liman İşletmesi Müdürlüğüne göndermiş olduğu yazı ile, ...'nin henüz tüm alacaklarını tahsil etmemiş olduğu alacaklarının tahsil edilinceye kadar yük üzerine kanuni rehin ve hapis haklarının bulunduğu, ayrıca kendilerine orijinal konşimento ibraz edilmeden yükün teslimine muvafakat etmediklerini bildirmiştir. Davacı yükü teslim almak için ... Liman İşletmesi Müdürlüğüne müracaat ettiğinde ilgili birim tarafından, ... Deniz Ticareti Genel Müdürlüğünün talimatı gereği Yük Teslim Talimat Formu'nun ibraz edilmeden yükün teslim edilemeyeceği davacıya bildirilmiştir.
Böylelikle yükün davacıya teslimi gerçekleşmediğinden, davacı ... ....ATM'nin ... Esas sayılı dosyası üzerinden T.C. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı/ ... Gümrük Müdürlüğü ile ... ... Tic A.Ş. aleyhine açtığı davada, gümrük beyannamesi düzenlenen eşyanın tarafına teslimi, bunun mümkün olmaması halinde eşyanın bedelinin faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. ....ATM'nin verdiği 05.02.2013 tarihli karar ile; taşıyan ...'nin ... Gümrük Müdürlüğü ve ... Liman İşletmesine gönderdiği yazıda, yük üzerinde hapis hakkı kullandıklarının bildirildiği, bunun yanı sıra davacının Yük Teslim ve Talimat Formunu alıp ... Liman Hizmetleri yetkililerine teslim etmediği nedeniyle yükün kendisine teslim edilmediği, ... Liman Hizmetlerinin Denizcilik Müsteşarlığının vermiş olduğu yetkiler ve talimat doğrultusunda hareket ettiğinden bu kurumun 17.05.2011 tarihli 14765 sayılı talimatı doğrultusunda eşyanın teslim edilmemesinden sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davalılar hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir.
İş bu karara ilişkin temyiz talebinin incelendiği Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2013/14637 E. ve 2014/16096 K. Sayılı, 21.10.2014 tarihli ilamında; "Denizcilik Müsteşarlığı’nın vermiş olduğu yetki ile liman işletmeciliği ve geçici depolama işi gören davalı şirketin yine aynı idarenin 17.05.2011 tarihli talimatları doğrultusunda yükün teslimi için yük teslim talimat belgesi istemesi gerektiği, bu nedenle yapılan işlemde davalı şirketin bir sorumluluğunun bulunmadığı, diğer davalının ise gümrük işlemleri tamamlanan emtia için gerekli ambar çıkış fişi düzenleyerek davacıya teslim etmesi nedeniyle emtianın davacıya teslim edilmemesinde bir sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığına" karar verilmiş olup, ... sayılı Yargıtay ilamı ile de davacının Karar düzeltme talebinin reddine karar verilmiştir.
Yukarıda açıklanan Yargıtay ilamlarında, uyuşmazlığın özü konişmentonun sunulmaması sebebiyle yük teslim talimat formunun düzenlenmemiş olmasına bağlanarak ilk derece mahkemesinin kararı bu gerekçe ile onanmıştır. Buna göre, söz konusu Yargıtay kararlarında teslimin gerçekleşmemiş olması taşıyanın 27.06.2011 tarihli yazısı gereği eşya üzerinde bu tarih itibariyle hapis hakkının kullanılmış olmasına değil, taşıyana konişmento sunularak yük teslim talimat formunun alınmamış ve idari makama sunulmamış olmasına dayandırılmış olup konişmentonun taşıyana ibraz edilememesi halinde gönderilenin eşyayı teslim alamayacağı esası üzerinden karar verilmiştir.
Bu durumda dosya kapsamındaki tüm belgeler incelendiğinde, ... gemisinin varma limanına ulaştığı tarih itibariyle eşyanın teslim edilmemesinin konişmentonun ibraz edilmemesine dayandığı hususunda bir kesin hüküm oluştuğu kabul edilmelidir. Öyleyse konişmento aslı taşıyana ibraz edilene kadar yükün teslim edilmemesinin nedeni davalı ...'nin 27.06.2011 tarihli yazısı değil, konişmentonun ibrazıyla Yük Teslim Talimat Formu'nun taşıyandan alınmaması ve ilgili makama sunulmaması olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır.
Eşyanın teslimini talep eden yük ilgilisi TTK m. 1236 (e.TTK m. 1107) gereğince konşimento aslını taşıyana ibraz etmekle yükümlüdür. Eşya taşıyan tarafından ancak konişmentonun ibrazı karşılığında ve konişmento üzerinde hak sahibi görünen kişiye teslim edilir. Eşyanın, konişmentonun taşıyana veya acentesine teslimi karşılığında düzenlenip verilecek bir yük teslim talimat formu ile teslim alınmasına ilişkin Genelge, araya liman idaresinin ve gümrük idaresinin girdiği hallerde taşıyanın yükü hak sahibine teslim yükümlülüğünün yerine getirebilmesi ve alacaklarıhı tahsil edebilmesini teminen getirilmiş bir düzenlemedir. Dolayısıyla anılan yasal düzenlemeler karşısında konşimento aslı ibraz edilmeden yükün tesliminin istenmesi taşıyandan beklenen bir durum değildir. O halde davalı ...'nin 2011 tarihinde gümrük işlemlerinin tamamlanmasından ardından konişmento aslının kendisine ibraz edilmemesinden dolayı yükü teslimden kaçınmasında hukuka aykırılık bulunmadığı değerlendirilmiştir.
Davalı taşıyanın acentesi ... Deniz Acenteliğinin davacı ..., ... ... A.Ş.'ye gönderdiği yazıdan, konşimento aslının 12.04.2013 tarihinde ... tarafından taşıyanın acentesine ibraz edildiği anlaşılmaktadır. Sözkonusu yazıda davalı ... ... konşimento aslının kendilerine ulaştığını kabul ederek hesaplarına göre, demuraj ve lokal masraflarının taşıyan tarafından ödenmediği ve bu bedellerin 15.04.2013 tarihinde davacı ...'ten talep edildiği, bu alacakları nedeniyle konşimento hükümleri ve TTK'nun ilgili maddelerine göre eşya üzerine hapis hakkını kullandıkları bildirilmiştir.
... tarafından, yükün tahliye edildiği 29.06.2011 tarihinden konşimentonun orjinalinin ibraz edilerek yükün tesliminin talep edildiği 15.04.2013 tarihine kadar toplam 38.556 USD konteyner demuraj alacağı ve 712,80 USD lokal masraf alacağı nedeniyle yük üzerinde kanuni rehin ve hapis hakkını kullanarak, ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında TTK 1398/f.1'nde yer alan hüküm gereğince, İİK'nın 270 ve devamı maddeleri uyarınca hapis hakkının uygulanması ve 15 günlük yasal süre içerisinde taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatılmış olduğu anlaşılmaktadır. Davalı ...'in icra dairesinin yetkisine itirazı üzerine icra dosyası ... İcra Müdürlüğüne gönderilmiş, ....İcra Müdürlüğünün ... Esasına kaydı yapıldıktan sonra davalı ...'e ödeme emri tebliğ edilmiştir. ...'in 2. ödeme emrine itirazı üzerine itirazın iptali için ....ATM'nin ... sayılı dosyasında itirazın iptali davası açılmıştır. Anılan mahkemenin 24.12.2018 tarihli kararı ile 38.556,00 USD konteyner demuraj ücreti ile 712,80 USD lokal masrafların davalı ...'den tahsiline karar verilmiş olup, iş bu karar İstinaf ve Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiştir. Böylelikle davalı ...,'nin mahkeme kararı ile kesinleşen 38.556,00 USD demuraj alacağı ile 712,80 USD lokal masraflar bakımından yük üzerinde TTK m.1201'den kaynaklanan hapis hakkını kullanmakta haklı olduğu sabit hale gelmiştir. Taşıyan bu hakkını ancak TTK 1201/f.3 gereğince alacağını teminat altına alacak miktardaki eşya üzerinde kullanabilecektir. Dolayısıyla alacağı aşan miktarda eşya üzerinde hapis hakkının uygulanması hukuka aykırı olacaktır.
....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosya örneği ile davalı ... vekilinin yapmış olduğu açıklamalardan, davalının....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasındaki hapis hakkı talep dilekçesinde alacak miktarının 38.556,00 USD konteyner demuraj bedel ive 712,80 USD lokal masraf olmak üzere toplam 39.268,80 USD olarak bildirildiği anlaşılmaktadır. Davalı vekilinin 28.05.2025 tarihli dilekçesi ekinde dosyaya sunulan hapis hakkı defter tutanağı incelendiğinde, 54.000 TL'yi karşılayacak yük üzerinde hapis hakkı uygulandığı ve tutanakta kaç parça eşya üzerinde hapis hakkı uygulandığının da yazılı olduğu görülmüştür. Hapis hakkının uygulandığı 16.04.2013 tarihinde USD efektif satış kuruna göre 1 USD = 1.7981 TL olup ...'nin toplam 39.268,80 USD olan alacağı o günkü kur üzerinden 70.609,23 TL 'ye tekabül etmektedir. Dolayısıyla 2 adet konteyner içeriği emtianın faturalarına yansıtılan bedelleri dikkate alındığında, eşyanın tamamı üzerinde hapis hakkının kullanılmadığı, davalının 39.268,80 Usd tutarındaki alacağı 70.609,00 TL'ye karşılık geldiği halde daha düşük bir tutar olan 54.000 TL'ye karşılık gelen eşya üzerinde hapis hakkının uygulandığı anlaşılmıştır. Davacı, kalan yükü TTK'nın 1202/f.3 gereğince teslim alma hak ve yetkisine sahip olduğu halde gerek icra marifetiyle gerekse mahkemeden bu yönde bir talepte bulunmamıştır. Davacının kullanabileceği başka bir yol ise TTK'nun 1202 maddesine göre (e-TTK m. 1078) mahkemeden teminat karşılığında yükün kendisine teslimini talep etmektir. Davacı daha başlangıçta, yükün gemiden tahliyesinden itibaren TTK m.1202'den kaynaklanan hakkını kullanarak mahkemeye müracaat edebilecekken bu yönde bir talebi olmamıştır. Sonuç itibariyle davacı gönderilenin eşyanın serbest kalması konusunda sahip olduğu tüm bu imkanlardan faydalanmamış olduğundan, hapis hakkının uygulandığı bir kısım dışında geri kalan yük için davalı ...'ye kusur ve sorumluluk yüklenemeyeceği kanaatine varılmış olduğundan, davacının davalı ...'den olan tazminat talebinin reddi gerektiği değerlendirilmiştir.
Dosya kapsamına göre, gönderilenin emtiayı fiilen teslim alabilmesi için Yük Teslim Talimat Formu'nu ibraz etmesini gerekle kılan düzenleme Deniz Ticareti Genel Müdürlüğünün 17.05.2011 tarihli ve 14765 sayılı Genelgesidir. Dava konusu uyuşmazlıkta gümrük işlemleri tamamlandıktan sonra davacının yükün kendisine teslimi konusunda davalı idareye yaptığı başvurusu bu genelge doğrultusunda Yük Teslim Talimat Formu ibraz edilmediği gerekçesiyle reddedilmiştir.
Davacı ... ....ATM'de dava açtığı tarihte aynı zamanda Danıştay'a dava açarak, Deniz Ticareti Genel Müdürlüğünün 17.05.2011 tarihli ve 14765 sayılı Genelge / talimatının iptalini talep etmiştir. Söz konusu dava ile ilgili dosyaya celb edilen karar örnekleri incelendiğinde, Danıştay 10.Dairesinin 2011/9380 Esas ve 2015/4632 Karar sayılı 27.10.2015 tarihli kararı ile; dava konusu işlemde kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, iş bu karar davacı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yaptığı temyiz incelemesi neticesinde, davalı idarenin Yük Teslim Talimat Formunu gerekli kılarak yetki alanı dışında düzenleme yaptığı ve bu düzenlemenin hukuka aykırı olduğuna karar verildiği, söz konusu karara karşı yapılan karar düzeltme talebinin 02.06.2020 tarihinde reddedildiği görülmektedir.
Danıştay İdari Dava Daireleri kurulunun ... sayılı kararı ile Deniz Ticareti Genel Müdürlüğünün 17.05.2011 tarihli ve 14765 sayılı Genelgeyle yetki alanı dışında düzenleme yaptığı ve bu düzenlemenin hukuka aykırı olduğu kabul edilmiş olsa da dava konusu eşyanın davacı tarafından kendisine teslimi talep edildiği tarihte sözkonusu genelge yürürlüktedir. Zira 17.05.2011 tarihli Genelge iptal edilmedikçe geçerliliğini devam ettirecektir. Danıştay İdari Dava Dairelerinin ilgili kararı ile Genelge geçmişe etkili olarak yürürlükten kalkmış değildir. Kaldı ki söz konusu karar ile sadece hukuka aykırılık tespiti yapılmış olup genelgenin iptali yönünde bir karar ittihaz edilmemiştir. Liman işletmesi de bu genelge doğrultusunda hareket ederek Yük Teslim Talimat Formu ibraz edilmeden yükü teslim etmekten kaçınmış olduğundan olay tarihinde yürürlükte olan Genelge doğrultusunda hareket eden davalı idarenin mevcut uygulamasında hukuka aykırı bir yön bulunmadığı değerlendirilmiştir.
Yukarıda yapılan tüm değerlendirmelerin neticesinde; davacının yükü teslim alamamaktan kaynaklanan zararını davalı ... SA ve davalı idareden isteyemeyeceği kanaatine varılmış olduğundan bu davalılar hakkındaki davanın esastan reddine, diğer davalı ... ... A.Ş. taşıyanın tahliye limanı acentesi olup TTK m. 105/f.2 hükmü gereğince kendisine doğrudan dava yöneltilemeyeceğinden, bu davalı hakkında asaleten açılan davanın da pasif husumet yokluğundan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM/Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1-Davalılar ... SA ve T.C ... hakkında açılan davanın esastan REDDİNE, davalı ... ... A.Ş. hakkında asaleten açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harç Tarifesi gereğince peşin alınan 13.129,92 TL den karar harcı olan 615,40 TL nin mahsubu ile fazla alınan 12.514,52 TL'nin kesinleşmeye müteakip talep halinde davacıya iadesine,
3-Davalı ... Sa' Ya İzafeten Ve Kendisine Asaleten ... ... A.ş. yargı gider toplamı olan 4.569,00 TL'nin (69.50 TL posta gideri ve 4.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere) davacıdan alınıp davalıya ödenmesine, bakiye giderin davalı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalılar ... SA ve T.C ... vekili için takdir edilen 119.326,45 TL red vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
5-Davalı ... ... A.Ş vekili için takdir edilen 30.000,00 TL red vekalet ücretinin davacıdan alınıp bu davalıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
7-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 04/06/2025
Başkan ...
✍e-imzalıdır.
Üye ...
✍e-imzalıdır.
Üye ...
✍e-imzalıdır.
Katip ...
✍e-imzalıdır.