T.C.
İSTANBUL
17. ASLİYE TİCARETMAHKEMESİ
(DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)
ESAS NO:... Esas
KARAR NO:2022/551
DAVA:İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:27/12/2018
KARAR TARİHİ:28/09/2022
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin deniz taşımacılığı alanında faaliyet gösterdiğini, davacı alacaklı, davalıya ihraç veya ithal ettiği mallarının deniz taşımacılığı hizmetlerini verdiğini, taraflar arasındaki ticari ilişki gereği aralarında cari hesapları bulunduğunu, alacak ağırlıklı olarak deniz taşımacılığı kaynaklı navlun ve demuraj alacağından oluştuğunu, faturaların davalı borçluya tebliğ edildiğini, davalı yanca faturalara herhangi bir itiraz da bulunmadığını, davalı şirketin deniz taşımacılığından kaynaklı borcu hala mevcut olduğunu, cari hesapta ve faturaların bir kısmında alacak Euro olarak düzenlendiğini, ancak icra takibi aynı anda hem USD hem de Euro olarak hazırlanamayacağından 15.600 Euro alacağın USD olarak talep edildiğini, yapılan görüşmelerden sonuç elde edilemeyince, .... İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı yan icra takibine de haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini beyanla .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına yapılan haksız ve kötü niyetli itirazın iptaline, takibin devamına, haksız ve kötü niyetli itiraz nedeniyle davalı aleyhine %20’den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davalı şirket üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafça müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını, kendi hazırladıkları hiçbir gerekçesi olmayan fatura hazırlanmış olup, müvekkilinden kendi yaptıkları hatanın bedelini talep ettiklerini, imzanın kesinlikle müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin nakliye firmasıyla taşıma için anlaştığını, ancak nakliye firması kendi hatasından dolayı malı yüklerken konteynera gereğinden fazla yük yüklediğini, bundan dolayı da ceza aldığını, davacı taraf kendi sorumsuzluklarından doğan zararı müvekkilinden talep ettiğini, müvekkilinin konteynera yüklenen malın ücretini de ödemiş olup, işbu davacı tarafın sorumsuzluğundan dolayı, konteynera gereğinden fazla üst üste yük yüklenmesinden dolayı yurt dışına gönderilen mal, davacı tarafın kendi yükümlülüğünden doğan zarardan dolayı kestiği faturadan dolayı alıcı taraf yüklenen malı çekemediğini, müvekkilinin zarara uğramış olup, işbu davacı tarafın sorumluluğunu yerine getirmemesinden dolayı yüklenen malın ödemesini müvekkilinin yaptığını, burada aksine alacaklı olan tarafın müvekkili olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava; Deniz taşımasından kaynaklanan navlun ve demuraja ilişkin cari hesap alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali davasıdır. Dava konusu olan ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinden davacının 67.112,10 USD deniz navlunu ve demuraj alacağı ile 18.408,00 USD demuraj alacağından oluşan toplam 85.520,10 USD alacağın takip tarihinden itibaren işleyecek yıllık dolar faizi ile birlikte davalıdan tahsili için 14/09/2018 tarihinde ilamsız icra takibi başlattığı, takibe itiraz ile davanın İİK 67.Maddesine göre süresinde olduğu anlaşılmıştır.
Davacı taraf iddialarında; yüklenmiş istiflenmiş ve kapalı şekilde teslim edilen konteynerler liman sahasına alındıktan sonra konteynerlerde tonaj aşımı olduğunun tespit edilmesi üzerine fiili taşıyanın yükü gemiye kabul etmediğini, bu nedenle 02/02/2018 ve 03.02.2018 tarihinde liman sahasına getirilen konteynerlerin ancak 14/02/2018 tarihinde limandan çıkış yapabildiğini, bu nedenle gemi tarafının demuraj, ardiye ve ihracat masraflarının ödenmesini talep ettiğini, taşıma gerçekleştirildikten sonra, alıcının malı çekmediğini, bu sebeple geriye kalan navlun bedeli ile varma limanında oluşan demuraj ücretlerinin gönderilenden tahsil edilemediğini, sonuçta fiili taşıyanın bu ücretleri davacıdan tahsil ettiğini ileri sürerek bakiye navlun alacağı ile fiili taşıyana ödenen ücretlerin davalıdan tahsilini talep etmektedir.
Davalı vekil ise, fiili taşıyanın kestiği demuraj faturalarından dolayı alıcının malı çekemediğini, müvekkilinin ilk navlun ödemesini yaptığını, ikinci navlun ödemesinin ise yükün teslim aşamasında alıcı tarafından ödenmesi gerektiğini, bu nedenle icra takibinin ve davanın haksız olduğunu, savunmaktadır.
15/12/2020 tarihli bilirkişi raporunda; Davacının usulüne uygun yasal defterlerinde, davacının davalıdan 14.09.2018 icra takip tarihi itibarıyla aşağıda belirtilen fatura bedellerinden bakiye 15.600 Euro ve 67.112,10 USD karşılığı 544.720,92 TL alacaklı gözüktüğü, davalının 2018 yılı yasal defterlerinde davacıya ait herhangi işlem kaydına rastlanılmadığı, ayrıca davalı şirketin heyetimize sunulan 2018/Ocak, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos ve Aralık aylarına ilişkin Ba (Mal/hizmet alım bildirim) formlarının tetkikinde de, davacı tarafından davalı adına düzenlenmiş herhangi mal/hizmet alımına ilişkin bildirimin davalının bağlı bulunduğu ... Vergi Dairesi'ne yapılmamış olduğu, davalının, davacı asıl taşıyanın navlun sözleşmesinde akidi asıl taşıtan olduğuna dair dosyada açık bir ispat vasıtasına rastlanmadığı ve fakat davalı vekilinin davaya cevap dilekçesinde taraflar arasında taşıma sözleşmesini olduğunu ikrar ettiği, bu ikrar ve dosyada mevcut davacı asıl taşıyan dava dışı fiili taşıyan arasındaki hukuki ilişki nazara alındığında davalının davaya konu taşıma işlerinde asıl taşıtan olduğunun düşünüldüğü, somut olayda eşyanın gönderilen tarafından Türk Ticaret Kanununun 1203. Maddesi dahilinde tesliminin talep edilmediği için asıl taşıtanın taşıma işinden doğan navlun, masraf, demuraj vb taleplerin yegane muhatabı olacağı, dosyada sadece davacı ile tiili taşıyan arasında (alt taşıma sözleşmesi) mevcut faturaların ve bunun davalıya rücuunun söz konusu olduğu; bu faturalardaki alacak kalemlerinin hukuka uygunluğu konusunda tek başına faturadan yorum yapılamayacağı, nihayetinde davacının kendisine yansıtılan taşıma ücret ve masraflarını kendi akidi davalı asıl taşıtana yansıttığı ve davasında haklı kabul edilebileceği; davalı vekili tarafından iddia edildiği üzere aksine bir gecikme/zararın asıl taşıyanın kusuruyla oluştuğunun davalı tarafından ispat edilmesi gerektiği, ancak dosyada böyle bir bilgiye erişilemediği yönünde görüş bildirilmiştir.
29/09/2021 tarihli bilirkişi raporunda; Dava konusu taşıma işinin gerçekleştİrilmesinde asıl-alt navlun ilişkisinin söz konusu olduğu, davacının akdi taşıyan davalının ise alt taşıtan sıfatlarına sahip olduğu, eşyanın teslimi varma limanında gönderilen tarafından talep edilmemiş ve teslim alınmamış olduğundan taraflar arasındaki navlun sözleşmesinden kaynaklanan alacakların davalı taşıtandan talep edilebileceği, dosya kapsamındaki delillerle demuraj hesabının yapılması mümkün olmadığından iddia olunan miktarda demurajın davalıdan talep edilip edilemeyeceğinin Mahkemenin takdirinde olduğu, eğer oluşmuşsa davalının demuraj alacağından sorumlu tutulabileceği, eşyanın imhasına dair bedelden davalının sorumlu olması gerektiği, taraflar arasındaki navlun sözleşmesi gereği navlun alacağından davalının sorumlu olduğu, fiili taşıyana ödenen liman masrafı ve ekipman uyuşmazlık bedelinden de davalının sorumlu tutulabileceği kanaatine varılmıştır.
10/05/2022 tarihli bilirkişi ek raporunda; Bilirkişi Kök Raporu'nda sunulan görüşlerin değiştirilmesini gerektiren bir hususun söz konusu olmadığı, görevlendirme ara kararında değerlendirilmesi istenen TTK hükümleri bakımırıdan TTK m. 1168'den kaynaklanan taşıyan yükümlülüğünün yerine getirildiğinin kabul edilebileceği, TTK m. 1174 bakımından ise dosyaya sunuları deliller ile kesin bir sonuca varılamadığı kanaatine varılmıştır.
Davacı vekili dava dilekçesinde alacağın cari hesaptan kaynaklandığını ileri sürülmüş olup aşamalarda sunulan dilekçelerde ki beyanlardan, dava ve takibe konu alacağın 14.02.2018 tarihli konişimento tahtında dava dışı ...'ye ait olan ... gemisi ile Mersin'den ...'ya taşınan 6 konteyner dolusu soğan yükünden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Tarafların beyanları ve dosyaya sunulan belgelerden davacının akdi taşıyan sıfatıyla davalıya karşı taşımayı üstlendiği, fiili taşımanın ise ... tarafından yerine getirildiği, görülmektedir.
Davacı şirketin incelenen ticari defterlerinden 08/01/2018 tarihli 2.100,00 USD bedelli navlun faturası, 02/04/2018 tarihli demuraj faturası, deniz navlunu ve masraflara ilişkin 63.962,10 USD bedelli fatura, 31.05.2018 tarihli deniz navlununa ilişkin 3.150,00 USD bedelli fatura, demuraja ilişkin 31.08.2018 tarihli 15.600,00 EURO bedelli fatura, 30.09.2018 tarihli kur farkına ilişkin 123.070,17 TL bedelli ve 31.12.2018 tarihli 64.027,42 USD bedelli faturaların defterlerde kayıtlı olduğu, faturaların, ...den ...'ye yapılan soğan yükünün taşınmasına ilişkin olup 2.100,00 USD bedelli navlun faturasının ... Bankasından gelen havale ile 11.01.2018 tarihinde ödendiği,17.12.2020 tarihli bilirkişi raporunda tespit edilmiştir.
Dosyaya sunulan ... faturalarının incelenmesinden, dava konusu soğan yüküne ilişkin ..., ..., ..., ..., ... ve ... numaralı 6 adet konteyner yükü için 15.02.2018 tarihli 2.748,00 USD bedelli 15.02.2018 tarihli 10.770,00 USD bedelli, 11.07.2018 tarihli 15.600,00 Euro bedelli ve 12.12.2018 tarihli 64.027,42 USD bedelli faturalar düzenlendiği belirlidir.
Dosyaya sunulan ödeme dekontlarından, davacının fiili taşıyan ...'e ... Bankası ... Şubesinden 25/09/2018 tarihinde 15.600,00 Euro, ... ... hesabından da 25/01/2019 tarihinde 120.000,00 USD ödeme yaptığı tespit edilmiştir. Davacının fiili taşıyana yaptığı bu ödemeler dava konusu demuraj ve taşıma masraflarına ilişkindir.
Buna karşın davacı bu ödemelerden daha önce, 14/09/2018 tarihinde davalı aleyhine icra takibi başlatılmıştır. Oysaki davacının fiili taşıyana ödediği demuraj ve diğer taşıma masraflarından dolayı davalı taşıtan aleyhine takip yapabilmesi için muacceliyet ilkesi gereğince ödemelerin takip tarihinden önce yapılmış olması gerekmektedir. Ancak davacının ...'ye yaptığı ödemeler 25/09/2018 ve 25/01/2019 tarihlidir. Dolayısıyla icra takip tarihi itibari ile bu ödemeler nedeni ile davalıdan muaccel bir alacağı bulunmamaktadır. Bu durumda davacı dava konusu icra takibinde ancak aradaki navlun sözleşmesi gereğince ödenmemiş navlun alacağını talep edebilecektir.
Davacının 08/01/2018 tarihli 2.100,00 USD bedelli ilk navlun faturasının ... Bankasından yapılan havale ile ödendiği kendi defterlerde kayıtlıdır. 31/05/2018 tarihli 3.150,00 USD bedelli navlun faturasına ilişkin bir ödeme kaydı tespit edilememiştir. Davalı vekili dava konusu altı konteyner soğan yüküne ilişkin navlunun ikinci kısmının ödenmediğini, navlunun alıcıdan tahsil edilmesi gerektiğini, beyan etmiştir. Bu beyana göre 3150 USD navlun ücretinin ödenmediği sabit hale gelmiştir. Gönderilenin navlun ve demurajdan sorumlu tutulabilmesi için konişimento da bu yönde açıkça bir kaydın yer alması ve konişimentoyu ibraz ederek yükün teslimini taşıyandan talep etmesi gerekmektedir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ancak TTK'nın 1202.maddesine göre gönderilen navlun ve demurajın borçlusu olacaktır. Dava dosyasında malın alıcı tarafından çekilmediği tarafların beyanı ve dosya kapsamına göre sabittir. Bu durumda ödenmeyen navlun ücretinin sorumlusu davacı taşıtan olacaktır.
Davacının ticari defter kayıtlarına göre davalıdan 3.150,00 USD navlun alacağının bulunduğu tespit edildiğinden icra takibinde istenebilecek navlun alacağının 3150,00 USD olduğu kabul edilmiştir. Davacının fiili taşıyana ödediği demuraj ücreti ile diğer masrafları icra dosyasında tahsil edilebilmesi için davacının fiili taşıyana ödeme yaptığını ispat etmesi ve ödemelerinde icra takip tarihinden önce yapılmış olması muacceliyet açısından gereklidir. Yukarıda açıklandığı üzere davacı icra takibine konu ettiği demuraj ücreti ile masrafları takip tarihinden sonra fiili taşıyana ödemiş olduğundan alacağın muaccel olduğu söylenmeyecektir. Davacının defterlerinde kayıtlı olan diğer bir alacak kalemi kur farkına ilişkindir. Ticari ilişki içerisinde kur farkı istenebilmesi için bu konuda taraflar arasında yazılı bir sözleşme ya da teamül haline gelmiş uygulamanın bulunması şarttır. Davacı taraf kur farkı uygulaması konusunda taraflar arasında yapılmış yazılı bir belge sunamadığı gibi ticari defterlerinden de kur farkı uygulaması olduğu tespit edilemediğinden cari hesap alacağı içerisinde yer alan kur farkı alacağının istenemeyeceği değerlendirilmiştir. Sonuçta açıklanan tüm bu nedenlerle; davalının 3.150,00 USD navlun alacağına yönelik takibe itirazının haksız olduğu kanaatine varılmış olduğundan bu tutar üzerinden davanın KISMEN KABULÜ ile 3.150,00 USD alacağın takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre işleyecek yıllık dolar faizi ile birlikte davalıdan tahsili için icra takibinin devamına, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, kabul edilen alacak belirli ve likit olduğundan takdirden %20 oranı üzerinden hesap edilen 3.834,11 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, red edilen kısım yönünden davalının kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM/Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile davalının .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra takibine itirazının KISMEN İPTALİ ile 3.150,00 USD alacağın takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre işleyecek yıllık dolar faizi ile birlikte davalıdan tahsili için icra takibinin devamına, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
2-Takdirden %20 oranı üzerinden hesap edilen 3.834,11 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, davalının kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE,
3-Peşin alınan 5.001,28 TL harçtan, karar harcı olan 1.380,50 TL'nin mahsubu ile fazla alınan 3.620,78 TL'nin kesinleşmeye müteakip talep halinde davacıya iadesine,
1.380,50 TL karar harcının davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
4- Davacı taraf vekil ile temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin olunan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5- Davalı vekil ile temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince tayin olunan 76.130,80 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan yargılama gideri olan 35,90 TL başvurma harcı, 360,90 TL posta gideri, 13.000,00 TL bilirkişi gideri olmak üzere toplam 13.396,80 TL yargılama giderinin davanın kabul ve reddi oranına göre hesaplanan 493,45 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
7- Taraflarca yatırılan gider avansı bakiyesinin karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.28/09/2022
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır