T.C.
İSTANBUL
17. ASLİYE TİCARETMAHKEMESİ
(DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)
ESAS NO: 2018/555 Esas
KARAR NO: 2022/234
DAVA: Alacak
DAVA TARİHİ: 28/12/2018
KARAR TARİHİ: 20/04/2022
Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile İsviçre’ de yerleşik davalı ... A.S firması arasında iplik alım satımı hususunda, 90 gün vadeli akreditif ödemeli, CİF satış anlaşmaya varıldığını, davalı ... firması, Kore ve Endonezya’dan temin edeceğini bildirdiği anlaşmaya konu bu malları parsiyel halde teslim etmeyi taahhüt ettiğini ve parsiyel teslime konu 1.835.000 kg (+%10 opsiyonlu) ipliğin bir bölümünün taşınması için davalı ... ... A.Ş ile bir bölümünün de dava dışı başka bir lojistik firmasıyla anlaştığını, sözleşme kapsamındaki ipliklerin 2018 Nisan ayından itibaren müvekkili şirkete teslim edilmeye başlandığını, söz konusu mallarının bir kısmının sorunsuz teslim alındığını, bir kısmını davalı ... hukuka aykırı hapis uygulaması nedeniyle mahkeme marifetiyle teslim alabildiğini, dava konusu bir kısım mallarını ise bedelini ödediği halde hiç teslim alamadığını, davalı ... firmasının müvekkiline düzenlediği 5 adet faturaya ilişkin olarak, davalı ... ... firmasının 5 adet konşimentosunu düzenlediğini, akreditif bedellerinin ödeneceği ... Bankasına sunulmasını birlikte temin ederek toplam 1.136.659,92 USD akreditif bedelinin vadesinde banka tarafından, satıcı bankasına ödenmesini temin ettiğini, 2018 Temmuz-Ağustos ayları itibariyle müvekkili bankasınca tüm mal bedelleri ödendiğini, davalı ... ... firması tarafından gümrükte bekletilen ve müvekkiline teslim edilmeyen malların teslim alınabilmesi için ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/... ve 2018/... d.iş sayılı dosyalarından dava ikame edildiğini, talepleri doğrulrusunda verilen mahkeme kararıyla davalı nezdindeki ipliklerin müvekkiline teslimi sağlandığını, gümrüklü sahada bekletilen malların mahkeme ilamı ile alınmasını takiben bu kez, davaya konu konşimentolardaki ipliklerin tesliminin yapılması için son kez davalıya ... Noterliğinin 20/11/2018 tarih ... sayılı ihtarnamesi keşide edilerek, taşıma konişmentolarına konu malların teslim edilmesi aksi halde ödenmesine sebebiyet verdikleri mal bedeli olan toplam 1.136.659,92 USD nin fiili ödeme tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte ödenmesi ihtar edildiğini, ancak davalı taşıyan tarafından ihtar hükümleri yerine getirilmediğini, davalıların yasal düzenlemeye aykırı olarak malları teslim almadan konşimento düzenlediği ve/veya düzenlenmesini temin ederek müvekkili şirket bankası olan ... Bankasına ibrazla, satıcı ... A.S.'nin bankasına toplam 1.136.659,92 USD akreditif bedelinin ödenmesine sebebiyet verdiklerini beyanla fazlaya ilişkin tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile davanın kabulü ile 1.136.659,92 USD davacı müvekkilinin zararının, fiili ödeme tarihlerinden (145.986,62 USD'ye 19.07.2018 tarihinden, 174.824,70 USD'ye 23.07.2018 tarihinden, 174.824,70 USD'ye 25.07.2018 tarihinden, 349.649,40 USD'ye 25.07.2018 tarihinden, 291.374,50 USD'ye 2.8.2018 tarihinden) itibaren yabancı mevduata uygulanacak en yüksek mevduat faiziyle birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline, müvekkilinin teslim edilmediği için yeniden satın almak zorunda kaldığı ipliklerden ötürü uğradığı maddi kaybın tespiti ile bu zarara karşılık şimdilik 10.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline, tüm yargılama giderleri ve ücreti vekâletin davalılara yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... A.S'ye izafeten ... Sanayi ve Ticaret A.Ş ve ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili ... Şirketi yönünden; davaya konu alım-satım sözleşmesinin tarafı ... firması olduğunu, müvekkili şirketin ise diğer davalı ... firmasının Türkiye tekstil temsilcisi olup husumet konusu malların alım-satımına aracılık ettiğini, müvekkilinin davanın muhatabı olmadığını, müvekkili şirketin uzun yıllardır diğer davalı ... şirketin Türkiye'de alım-satımlarına aracılık ettiğini, müvekkili şirketin acente olarak hizmet verdiğini, üzerine düşen tüm sorumluluğu eksiksiz ifa ettiğini, ...'ya izafeten cevaben; davacı şirket ile diğer davalı ... arasında akdedilen sözleşmede ortaya çıkan uyuşmazlıklarda İsviçre Kanunlarının uygulanacağı ve İsviçre Mahkemelerinin yetkili olduğu düzenlendiğini, bu kapsamda ...'nın davacı şirket ile husumet konusu malların alım-satımı hususunda anlaştığını, işbu malların ise CIF taşıma şekliyle partiler halinde taşınacağı yine taraflarca kabul edildiğini, davalı ... üzerine düşen edimi eksiksiz olarak yerine getirdiğini, davacı taraf malların limana gelmesine rağmen davalı tarafından haksız olarak hapis hakkı uygulandığı için malları teslim alamadıklarını ifade ederek davalı ...'nın sözleşmeye uygun olarak malları getirdiği tekrar ispatlandığını beyanla davanın ... San ve Tic. A.Ş açısından husumet nedeniyle usulden reddine, aksi halde esastan reddine, davanın ... açısından ulusal yetki nedeniyle usulden reddine, aksi halde davanın ... açısından esastan reddine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... ... Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin 1986 yılından bu yana taşıma işi organizasyonu işiyle iştigal eden anonim şirketi olduğunu, davacının tekstil işiyle iştigal eden, dolayısıyla ipliği üretimde kullanan yada bunu üçüncü kişilere pazarlayan bir ticaret şirketi olduğunu, diğer davalıların ise ipliğin yurt dışından ithalatında aracılık eden ticaret şirketleri olduğunu, bu şirketlerin hakim ortağı ve temsilcisi aynı kişi olan ... ... olduğunu, davacı uygun fiyata ithal etmek istediği ipliği temin ederken, krediden yararlanmak istediğini, bu suretle diğer davalılar ile anlaşarak müvekkili şirketin bilgisi ve oluru olmaksızın onun bir çalışanını bir şekilde ikna ederek hayata geçirdiğini, davacı tarafından müvekkili aleyhine açılan işbu dava ile ... ATM'nin 2018/... ve 2021/... esas sayılı dava dosyaları ile birlikte incelendiğinde, davacının iplik ithalatı konusunda diğer davalıların aracılığına başvurduğu ve davacı ile diğer davalılar arasında partiler halinde 1835 tonluk (+%10 opsiyonlu) bir iplik satın alımına yönelik bir CIF satım sözleşmesi yapıldığını, ipliklerin siparişe ve satıma konu edildiğinde daha diğer davalılar tarafından tedarik edilmediğini, satıma konu ipliğin tedariki için nakde ihtiyaç bulunduğunu, diğer davalıların daha davacının ithal etmek istediği ipliği tedarik etmediğinden ve ancak nakde bağlı tedarik edebileceklerinden akreditif yoluyla iplik bedelinin önceden ödenebilmesine imkan sağlamak üzere önceden düzenlenmiş bir sözde konişmentoya gereksinim duyduklarını, müvekkili şirket uygulamasına tamamen aykırı ve hukuku ihlal edecek şekilde müvekkili şirketin konişmentoları daha taşıma konusu iplik tesellüm edilmeden düzenlediğini, diğer davalıların tedarik edeceği ipliklerin ancak bir kısımın taşıması işi bu sözde konişmentolar ile müvekkili şirket tarafından sözde üstlenilmiş olup, geriye kalan ipliğin taşınması dava dışı bir başka taşıma işi organizatörüne bırakıldığını, bu şirketin konişmentolarının da daha eşya tesellüm edilmeden düzenlenmiş olduğunun düşünüldüğünü, konişmentolar sayesinde diğer davalıların akreditif yoluyla iplik bedelini önceden bankadan tahsil edebildiğini, konişmentolar daha eşya teslim alınmadan düzenlendiğinden gerçekte taşınmak üzere teslim alınan ve davacıya teslim edilen senet üzerinde yazılı eşya miktarında tutarsızlık ortaya çıktığını, bu tutarsızlıkların 2018/... ve 2018/... esas sayılı dava dosyalarına konu konişmentolar dikkate alındığında açıkça göründüğünü, müvekkili şirket ile davacı arasındaki e-posta yazışmalarında da görüleceği üzere davacıya 05/03/2018 tarihli ve ... nolu ilk konişmento tahtında taşınmak üzere diğer davalılar tarafından tamamlanmış ancak konişmento konusu mal iki parti halinde farklı tarihlerde iki ayrı gemi ile taşındığını, davacının gümrükten eşyasını mevzuata aykırı olarak çekebildiğini, benzeri kullanımın 18/04/2018 tarihli ve ... nolu konişmentoya konu eşya için de söz konusu olduğunu, davacının ... nolu konişmentoya konu ipliğin 4 ton eksik geldiğini müvekkili şirket çalışanına iletmesi üzerine müvekkili şirketin kendisine bildirilip fiilen teslim edilen eşyanını 4 ton eksik olduğunu ve konunun davalılar nezdinde takip edilmesi gerektiği davacıya iletildiğini, davacının da davalılar ile iletişime geçerek meselenin aralarında çözüme ulaştırıldığını, davacı ile davalılar arasındaki uyuşmazlığın, diğer davalıların akreditif yoluyla parasını aldığı ipliğin bir kısmını davacıya ulaştırmaktan kaçınmasından kaynaklandığını, 2018 yılı Temmuz ayındaki akreditif ödemesinden önce davacı bankaya başvurularak malların teslim alınmadan konişmentonun düzenlenmiş olması dolayısıyla ödemenin yapılmamasını istediğini, bankanın ise bu talebi reddettiğini, iplik bedeli olan 1.136.659,92 ABD tutarı davacının bilgisi dahilinde eşya taşınmak üzere teslim alınmadığı bilinerek herhangi bir yargı yoluna başvurulmaksızın diğer davalılara ödenebildiğini, bir an için müvekkili şirketin teslim almadan konişmento düzenlemiş olması dolayısıyla sorumlu olduğu kabul edilecek olunsa dahi davacının eşya taşıyanca teslim alınmadan düzenlenmiş konişmentolardan haberdar olması dolayısıyla zararına sebebiyet veren banka ödemesini engellemekte gerekli yargı yollarına başvurmaktaki ihmali ölçüsünde bu sorumluluktan tamamen yada kısmen kurtulacağı unutulmamasını beyanla davacı tarafından müvekkili aleyhine ikame olunan ... ATM'nin 2018/... esas ve 2018/... esas sayılı davaların işbu dava dosyası tahtında birleştirilmesine, davanın reddine ve yargılama giderleriyle vekalet ücretinin davacı uhdesinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dosyada alınan 15/12/2020 tarihli 1.Bilirkişi raporunda; Davacının 2018-2019 yılına ait e-defterlerinin açılış ve kapanış beratlarının yasal süresi içerisinde alındığını, davacının 2 nolu davalı satıcı firmadan 31.12.2018 tarihi itibarıyla 1,580.260,80 USD karşılığı 8.313.594,04 TL. alacaklı olduğu görüldüğünü, davacı 2759-11, 2759-13, 2759-14, 2759-15 ve 2759-16 seri nolu fatura karşılığı satın alınan ürünler için salıcı ...'ya akreditif yoluyla 1,136.659,92 USD'nin ödendiğini, fakat malların teslim alınmadığını ve davalıların bu malın bedelini tanzim ile sorumlu olduğunu belirterek; bu mal bedeline karşılık ... Bankası vasıtasıyla 28.08.2018 tarihinde ödenen 1.136.659,92 USD'nin ödeme tarihinden itibaren faizi ile tahsilini talep ettiğini, davacının e-defter kayıtlarında; söz konusu 5 adet faturanın kayıtlarda yer almadığı ve ve 2.nolu davalı şatıcı firmanın hesabına alacak kaydı yapılmadığının tespit edildiğini, dava dışı bankanın 2018 yılına ait e-defterlerinin açılış ve kapanış beratlarının yasal süresi içerisinde alınmış olduğunun, dolaysıyla dava dışı bankanın ticari defterlerinin sahibi lehine delil niteliği taşıdığı kanaatine varıldığını, davacının ... Şubesinde yer alan ... nolu hesabından 2.nolu davalı İhracatçı ...'nın banka hesabına 19.07.2018 tarihinde 145.986,62 USD, 23.07.2018 tarihinde 174.824,70 USD, 25.07.2018 tarihinde 524.474,10 USD ve 02.08.2018 - tarihinde 291.374,50 USD olmak üzere toplam mal bedeli karşılığı 1.136.659,92 USD akreditif bedelinin ödendiğinin görüldüğünü, davacı şirketin davaya konu edilen akreditif tutarlarının banka havalesi yoluyla 2.davalı ... A.Ş hesabına ödenmiş olduğunun gözüktüğünü, davacı tarafından yurtiçi piyasasından dava dışı ... A.Ş, ... Ltd. Şti. ve ... San. Ve Tic, Ltd. Şti.'den alımı yapılan ürünler ve 2.nolu davalı ... A.Ş.'den teslim alınmadığı belirtilen ürünlerin fiyatlarının karşılaştırılması neticesinde; fiyat farkı nedeniyle davacının 135.995,76 USD zarar elde ettiği hesap edildiğini, satım sözleşmesindeki CIF terimine binaen multimodal taşıma sözleşmesinin davalı satıcı ... ile davalı taşıyan ... ... arasında kurulduğu; davacının satım sözleşmesinde alıcı, taşıma sözleşmesinde konişmento hamili/gönderilen olduğu; dosyaya konu davalı konişmentoları gereği bunlara tekabül eden fatura bedellerinin satıcıya ödendiği; dilekçelerde bahsi geçen eşyanın tesellümünden imtina ve gerekçelerinin tespit edilemediği; ilgili diğer dosya olan 2018/... E. sayılı (birleşen) dosyada davacının house ve master konişmentodaki uyumsuzluklara rağmen bilerek fazla ürün tesellüm ettiği bu hususun davacının söz konusu ilişkinin geneli açısından eşya tesellüm edilmeksizin konişmento düzenlenmesi durumuna vakıf olduğunu gösterdiği; davalı ... ... tarafından eksikliği iddia olunandan fazlasıyla teslim gerçekleştiğinin ordinolarla ortaya konduğu; aksine bir ispat faaliyeti davacı tarafından gerçekleştirilmediği; bu sebeple davacımın gerek taşıyan ... ... A.Ş'ye gerek satıcı ...'ya gerekse kişisel kusuru tespit dahi edilemeyen satıcı acentesi ... A.Ş.'ye başvuramayacağı; mahkemece aksi kanaatte ise, asıl taşıma sözleşmesini özensiz davranışıyla ihlal eden taşıyan mevcut olduğundan, ilk olarak davalı taşıyanın zarardan TTK m. 1178/1 ve TBK m. 112 vd hükümleri nazarında sözleşmeye aykırılıktan sorumlu olacağı; davacının bu hakkının, teorik temelde üçüncü kişi lehine sözleşmelerde lehine hak bahşedilen üçüncü kişi lehtarın vaad edenden tazminat talep hakkına dayandığı; yoksa olayda tipik bir eşyanın zıyaından söz edilemeyeceği, zira tarafların tesellüm edilmeden konişmento düzenlediğini ikrar ettikleri; ayrıca taşıyanın sorumluluğu sınırlandırma hakkının mevcut olmadığı, zarara TTK manasında pervasız davranışıyla neden olduğunun açık olduğu; mahkemece bu görüşün savunulması halinde satıcının teslim borcuna aykırı davranışı mevzu bahis olacağından zarardan satıcı ...'nın müteselsilen taşıyanla birlikte sorumlu kabul edilmesi gerektiği; ancak sonuca etki etmeyecek olması ayrı bir mevzu olsa da satıcı ... açısından iİse satım sözleşmesinde satılanı teslim borcuna aykırlık açısından İsviçre Hukukunun araştırılması gerektiği, davalılardan ... A.Ş.'nin satıcı acentesi olduğu ve doğrudan acenteye başvuruyu gerektirecek bir kusurunun tespit edilemediği; dolayısıyla davada sorumlu tutulamayacağı; Davacının zararının mali inceleme kısmında besaplandığı üzere; 1.136.659,92 USD akreditif bedellerinin banka havalesi + bedeli ödenmesine rağmen teslim alınmadığı belirtilen ürünlerin fiyatlarının karşılaştırılması neticesinde; davacının fiyat farkı nedeniyle 135.995,76 USD zarar olmak üzere toplam 1.272,655,68 USD olduğu; nihayetinde dava dilekçesine konu talep sebebiyle davalı taşıyan ... ... AŞ ve satıcı ...'nın şimdilik 10.000TL'den sorumlu olduğu yönünde kanaat bildirilmiştir.
02/03/2022 havale tarihli 2. Bilirkişi raporunda; Taşıyıcı tarafından eşya tesellüm edilmeden konişmento düzenlendiği; bunun sonucunda satıcının sözleşme kapsamında düzenlediği fatura muhtevası ürünlerin alıcıya teslim edilmediği; fatura ve onlarla eşleşen konişmento muhtevası 1.136.659,92 USD tutarının tazmininin gerektiği; davacının ikame için sunmuş olduğu faturaların incelenmesi sonucu emtianın farklı olduğu (20/1 iplik olması gerekirken 30/1 olduğu) tespit edildiğinden sunulan faturaların ikame ürüne ait olamayacağı, emtianın bedeli tahsil edildiği halde alıcısına gönderilmemesinden kaynaklanan zarardan, aralarında organik bağ bulunduğu yönünde kuvvetli emareler bulunan davalılar ... ve ...'ın müteselsilen sorumlu tutulması gerektiği, kurulumuzda bulunan uzman bilirkişi tarafından, ilk bilirkişi raporunda davacının durumdan haberdar olduğu kanaatine varılmasına yol açan fazla teslim vakıasının gerçekte söz konusu olmadığı; bunun net ağırlık yerine koli sayısının esas alınmasından kaynaklanan bir hesap yanlışlığı olduğunun ortaya konması ve davacının uygulamadan haberdar olduğuna yönelik başkaca bir belge sunulmaması karşısında, davacı zararından, davalı taşıyıcının TBK m. 112 ve devamı hükümlerine göre sorumlu bulunduğu; dava konusu olayda yükün zıyaı, hasarı veya geç teslimi söz konusu olmadığından TTK m. 1190/1 ve 1186/1'in uygulanamayacağı, davacının 1.136.659,92 USD alacağına, ödeme tarihinden, 145.986.62 USD ye 19.07.2018 tarihinden, 174.824.70 USD ye 23.07.2018 tarihinden, 174.824.70 USD ye 25.07.2018 tarihinden, 349.649.40 USD ye 25.07.2018 tarihinden, 291.374.50 USD ye 02.08.2018 tarihinden itibaren 28.12.2018 dava tarihine kadar 65.463,75 USD işlemiş faiz talebinde bulunabileceğine ilişkin görüş ve kanaat bildirilmiştir.
Dava; davacının alıcısı olduğu malların teslim edilmemesi nedeni ile söz konusu mallar için ödenen satış bedeli ve ikame ürün alınmasından dolayı ortaya çıkan zararın tahsili istemine ilişkindir.
Davalı ... yönünden milletlerarası yetki itirazında bulunulmuş ise de, yetki itirazının dayanağı olan sipariş teyidi belgesinde yetkili mahkeme belirtilmediğinden yetki şartının HMK nun 18/2.maddesi gereğince geçersizliği nedeniyle yetki itirazının reddine karar verilmiştir. (Yargıtay 11.HD'nin 28/10/2015 tarihli, 2014/15681 esas, 2015/11244 karar sayılı kararı)
Davacı vekili tarafından, davacının satın aldığı mallar için 2759-11, 2759-13, 2759-14, 2759-15 ve 2759-16 seri nolu faturalar düzenlendiği, faturalara karşılık olarak ...'nın hesabına 1.136.659,92 USD ödeme yapıldığı halde malların teslim edilmediğini, karşılıksız kalan mal bedeli ile ikame mal alımı için fazladan ödenen tutardan davalıların birlikte sorumlu olduklarını ileri sürmektedir.
Satım sözleşmesindeki CIF teslim kaydına göre taşıma sözleşmesinin satıcı ... ile davalı ... ... arasında yapıldığı, davacının malın alıcısı olup konişimentoya gönderilen olarak kayıtlandırıldığı görülmektedir.
Davacının yasal ticari defterleri üzerinde yapılan mali incelemeden, davacının 08.05.2018 ile 28.08.2018 tarihleri arasında davalı satıcı ...'ya ... Bankası ... Şubesi hesabından akreditif yolu ile toplam 5.979.202,46 USD ödeme yaptığı, bu ödeme karşılığında 4.398.941,66 USD mal alımı yapıldığının defter kayıtlarına yansıtıldığı, dolayısıyla 31.12.2018 tarihi itibari ile davacının davalı ... 'dan 1.580.260,80 USD alacaklı gözüktüğü saptanmıştır. Eldeki davaya konu edilen 1.136.659,92 USD'nin banka havalesi yolu ile davacı tarafından davalı ... 'nın hesabına ödendiği ... Bankası kayıtları ile sabit olmuştur.
Davacı taraf, işbu dosya ile aynı alım satım ilişkisinden dolayı mahkememizde açılan 2018/..., 2018/... ve 2018/... Esas sayılı dava dosyalarında taşıyanlarca eşya tesellüm edilmeden konşimentoların düzenlendiğini, daha sonrada konişimentolar bankaya ibraz edilerek akreditif yolu ile mal bedelinin tahsil edildiğini ileri sürmektedir. Birinci bilirkişi raporunda, davacının bu uygulamadan haberdar olduğu yönünde değerlendirme yapılmış olsa da; 02.03.2022 tarihli bilirkişi raporunda teknik bilirkişinin yapmış olduğu tespitlerden anlaşıldığı üzere, dava konusu olmayan mal teslimlerinde ki fazla ve eksik teslimlerin miktar olarak olması gereken net ağırlık bilgisi yerine koli/ karton biriminin baz alınmasının hatalı sonuçlar elde edilmesine yol açtığı, ... numaralı konişimento kapsamında kap adedinde fazlalık olduğu ileri sürülse de konişimento muhtevası ürüne ait gümrük giriş beyannamesinin incelenmesinden fatura, konişimento ve beyannamede belirtilen malın net ağırlık bilgisinin aynı olduğunun anlaşıldığı, fatura konusu olan iplik emtiasının değerini belirlemede birim ölçüsünün ağırlık olduğu, her bir iplik makarası, kolisi standart ağırlıkta olmadığından bunların içine konulduğu kolilerinde aynı ağırlıkta olmasının yani homojen olmasının mümkün bulunmadığı, kap sayısının eksik veya fazla olmasının değil toplam ürün ağırlığının faturadan farklı olmasının sorun teşkil edeceği oysa ... numaralı konişimento da ağırlık bazlı bir fark mevcut olmadığından bu konişimento bazında fazla bir mal teslim edilmesinin sözkonusu olmadığı, sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla yapılan bu değerlendirmeden ilk bilirkişi raporunda davacının eşya teslim edilmeden konişimento tanzim edilmesinden haberdar olduğu kanaatine varılmasına yol açan fazla teslim vakasının gerçekte sözkonusu olmadığı, bunun eşyanın net ağırlığı yerine koli sayısının esas alınmasından kaynaklanan bir hesap yanlışlığı olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca davacının bu uygulamadan haberdar olduğunu gösteren başka bir delil de sunulamamıştır. Yine davacı şirket yetkilisi ... tarafından ... ... şirket yetkilisine gönderilen 04.05.2018 tarihli e-posta yazısında "Bizde ki 1237 numaralı konişimento da brüt kilogram 90.846, sizin bize ilettiğiniz ihbarda ise 86.310 kg, kilogramı kontrol etmenizi rica ederim" ifadeleri ile ... ... yetkilisinin cevabi mailinde "Kontrol ettik, yanlışlık var fakat bize bu şekilde bildirildi, konuyu ... şirketi yetkilileri ile görüşün," denilmesi üzerine bu kez aynı kişinin 09.05.2018 tarihli E-posta ile ... şirketi yetkilisine "4 ton fark var, kontrol etmenizi rica ederim" bildiriminde bulunduğu görülmektedir. Yine davacı şirket yetkilisi tarafından davalı ... ... şirketine gönderilen 01.11.2018 tarihli e-posta da ... numara konişimento muhteviyatı konteynerlara ilişkin olarak" yeni gelen iki konteynerin ... numaralı konişimentoyla ilgili olduğunu söylemiştiniz, fakat ... konişimento da kap sayısı ... , gelen iplik ise 2144 kap. başka konişimento ile ilgili olmasın. Ekte konişimento görüntüsünü bilginize sunarım" ifadeleri yer almaktadır. Sözkonusu e-posta yazışmalarının içeriğine bakıldığında da davacının uygulamadan haberdar olmadığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla dava dosyasında aksi kanıtlanamadığından, taşıyıcı ... ... tarafından eşya tesellüm edilmeden konişimento düzenlendiğinden davacının bilgisinin olmadığı değerlendirilmişitir.
Yine bu taşımalar ile ilgili olarak, ... Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/... numaralı soruşturma dosyasında ... ... A.Ş.'nin yetkilisi olan ... ...'un ifadesinin alındığı, adı geçen şahsın buradaki ifadesinde " Yurt dışında ki mal ihracatçı firma tarafından bize taşınmak üzere teslim edilmemesine rağmen sanki teslim edilmiş gibi konişimentolar düzenlettirildiği,"'ni beyan ettiği görülmüştür. Yine sözkonusu dosyada ... ... taşıma şirketinin operasyon Müdürü olduğu anlaşılan Serap Bekiroğlunun da ifadesinde; " ... A.Ş'nin yetkilisi ... ...'ün nasıl konişimento istediğini anlattığını yetki alanı dışında olduğu için firmadan onay alması gerektiğini söylediğini, şirketin genel müdürü ... ile bu hususu görüştüğünü onun kendisine sorun olmayacağını söylediğini bunun üzerine ... A.Ş'nin talimatların göre konişimento düzenlendiğini" beyan etmiştir. Bu ifadelerden davacının satın aldığı ancak kendisine teslim edilmeyen mallar için ... firmasının yetkililerinin talebi üzerine ... ... taşıma şirketi tarafından sanki mallar teslim alınmış gibi konişimentolar düzenlendiği anlaşılmaktadır. Bu yolla tanzim edilen konişimentoların daha sonra ... Bankasına ibraz edilerek davacıya teslimi yapılmayan malların satış bedelinin tahsil edildiği dosya kapsamına göre sabittir.
Dava konusu olayda yük taşıyan tarafından teslim alınmamış olduğundan, taşıyanın sorumluluğu açısından TTK'nın 1178. ve devamı maddelerine uygulanması mümkün değildir. Bu durumda taşıyan tesellüm etmediği eşya için konişmento düzenleyerek mal bedelinin tahsil edilmesine aracılılık etmekten dolayı TBK'da düzenlenen genel hükümlere göre, TBK 112. ve devamı hükümlerine göre davacıya karşı sorumlu olacaktır.
Diğer davalılar açısından bakıldığında Davalı ... vekili, malın alıcısının yurt dışında mukim ... olduğunu, ...'ın ise bu şirketin acenteliğini yaptığını ileri sürerek ... ve ortakları olan diğer davalılar bakımından husumet itirazında bulunmuştur. Buna karşılık davacı taraf ise, bu şirketler arasında gerçek bir acentelik ilişkisinin olmadığını, ...'nın esasen ... ve ortaklarını üçüncü şahıslara karşı sorumluluktan kurtarmak maksadıyla kurulduğunu iddia ettiğinden, davalıların pasif husumet ehliyetlerinin bulunup bulunmadığının tespiti açısından öncelikle ileri sürülen organik bağ ilişkisinin değerlendirilmesi gerekmektedir.
TTK'nın 124. maddesinde, ticaret şirketlerinin tüzel kişiliğe haiz olduğu hükme bağlanmıştır. Bir şirketin, başka bir şirket ya da gerçek kişinin borcundan sorumlu olmamasını sağlayan yegâne husus, tüzel kişiliğe sahip olmasıdır.Bu bakımdan şirketlerin ayrı birer tüzel kişiliği ve hak ve borçları bulunmaktadır. Bir şirketin borcundan kural olarak başka bir şirket sorumlu olmadığı gibi şirketin pay sahipleri de sorumlu değildir. Dolayısıyla şirketler hukukunda hâkim olan ilkeler, malvarlığının ayrılığı ve bağımsızlıktır. Bununla birlikte, bu kuralların istisnaları da mevcut olabilmekteder. "Şirket" kurumunun kötüye kullanıldığı, bir hile aracı olarak işlev gördüğü durumlarda, şirketi bağımsız kılan "tüzel kişiliğin" göz ardı edildiği ortaya çıkmaktadır.
Dürüstlük kuralına aykırı olarak şirket kurumunun alacaklıların zararına olacak şekilde kötüye kullanıldığı durumlarda "tüzel kişiliğin" göz ardı edilmesi hususu, mahkeme kararları ve yargıtay uygulamaları ile ortaya çıkmış olup bu konuda özel bir kanun hükmü bulunmamaktadır. O nedenle de bu kuruma "tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi" denilmektedir. Yine bir şirketin borcundan başka bir şirketin ya da şirket pay sahiplerinin sorumlu tutulduğu durumlar için kullanılan diğer bir kavram ise "organik bağ" kavramıdır. İki şirket arasındaki "organik bağ"dan yola çıkılarak borçlu şirketin tüzel kişiliği göz ardı edilmekte ve ikinci şirket ya da bu şirketin pay sahibi veya yöneticisi olan gerçek kişiler borçtan sorumlu tutulmaktadır. Dolayısıyla "organik bağ" bir anlamda, "tüzel kişilik perdesinin aralanması"nın şartlarını ifade etmektedir.
Organik bağın temelini TMK m. 2 hükmü oluşturmaktadır. Bu bağ ile bir şirketin borçlarından diğer bir şirket sorumlu tutulmaktadır. Dolayısıyla, organik bağ ile birbirinden ayrı birer tüzel kişilik olan şirketlerin birlikte sorumlu tutulması mümkün hale gelmektedir. Organik bağın mevcudiyetinin kabulü için evvela borçlu şirketin, diğer tüzel kişiliği, alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla kullanma niyetinin varlığı aranmaktadır.
Şirketler arasında bu şekilde organik bağın bulunması halinde, birden fazla şirket tek bir şirketmiş gibi kabul edilmektedir. Bu şekilde özellikle iki farklı şirket kurularak birinden yapılan borçlanmaların diğerine aktarılması veya bazı şirketlerin paravan olarak kullanılması şeklindeki kötü niyetli girişimlerden dolayı şirketlerin dâhil oldukları ilişkiler bakımından sorumlu tutulmaları sağlanmaktadır.
Organik bağın varlığı için iki ayrı tüzel kişilik arasında bir şekilde oluşmuş bir ilişkinin mevcudiyeti aranmaktadır. Bu ilişki bazen iktisadî/ekonomik, bazen ticarî bir bağımlılık veya birliktelik , bazen de birlikte hareket olgusu şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Bu durumlar borçlu şirket ile davalı şirket arasında devir ilişkisinin olması, iki şirketin aynı merkezden idare edilmesi, iki şirketin faaliyet alanlarının ve müşteri çevrelerinin aynı olması, ortaklar arasındaki akrabalık ilişkisi, iki şirketin çalışanlarının önemli ölçüde aynı olması, şirketler arasındaki iktisadi bütünlük, tüzel kişi ile ortakların alanlarının, organizasyon ve malvarlıklann birbirine karışması şeklinde olabilmektedir.
Davanın izafeten ...’e yöneltildiği şirket olan ...’e ait Şirket Tüzüğü’den Şirketin İsviçre’de kurulu olduğu görülmektedir. “Tüzük” olarak ifade edilen belgenin şirket ana sözleşmesine eş değer olduğu anlaşılmaktadır.) “Ayni Katkı” başlıklı 5. maddesinde ... ...’ün şirketin sermayesine olan katkısına, merkezi Türkiye’de bulunan ... ... A.Ş.’nin (kısaca “... A.Ş.) % 49 pay sahipliğine ilişkin bilgilere yer verilmiştir. Bu bilgiler dikkate alındığında, öncelikle davalı taraflar ve .... arasındaki ilişkinin tespit edilebilmesi için adı geçen üç şirkete ait bilgilerin aktarılmasının ve değerlendirilmesinin gerekli olduğu görülmektedir. Dosyaya sunulan ... kayıtlarından ...’in iş konusunun “tekstil ürünleri ithalat ve ihracatı” olduğu ve ... A.Ş.’nin iş konusunun “tekstil ürünleri ithalat ve ihracatı” olduğu tespit edilmiştir. Davalı ...’e ait ticaret sicili bilgilerinde şirketin 16.04.1998 tarihinde ...’na kayıt edildiği görülmektedir. ... A.Ş.’nin yönetim kurulu başkanının da ... ... olduğu belirlenmektedir. ...’in ve ... A.Ş.’nin adreslerinin aynı ve “ ... Mh. ... Sk ... /İstanbul” olduğu da görülmektedir.... ile ... A.Ş.’nin faaliyet konuları, şirket merkezleri (adresleri), yönetim kurulu üyeleri aynıdır. ...’e ait Şirket Tüzüğü’nden ... A.Ş.’nin ...’nin %49’luk hisselerinin sahibi olduğu görülmektedir. %49’luk hisselere karşılık, 1.400 hisse senedi tek hissedar olan ... ’e verilmiştir. Anonim şirket olarak kurulmuş olan ...’in faaliyet konusu “tekstil ürünleri ithalat ve ihracatı” olarak belirlenmiştir [...’e ait Tüzük’ün 2. ve 3 maddeleri]. Dolayısıyla, ... AŞ ile ...'nın faaliyet konuları, şirket merkezleri (adresleri), pay sahipleri, yönetim kurulu üyeleri aynı olduğu görülmektedir.
... AŞ ile ...'nin arasındaki bağlantı, ... AŞ'nin ...'deki paylarının %49'unun sahibi olmasıdır. Dolayısıyla, ... AŞ ile ... arasında bir ticari ilişki mevcut olup, ... AŞ tarafından ... adına faturalar düzenlenmiştir. Bu bakımdan ... AŞ ve ...'nin birbirlerinden bağımsız şirketler olduğunu söylemek mümkün değildir. Bu iki şirket dışardan görünüşleri itibariyle ayrı ayrı tüzel kişilikler olsada ortaklık yapıları itibariyle aralarında sıkı organik bağın olduğu açıktır.
Tüzel kişi, kendini oluşturan kişilerden ve organlarının üyelerinden bağımsız bir kişiliğe sahip olduğu gibi ayrı bir malvarlığına da sahiptir. Tüm tüzel kişiler bakımından kabul gören bu ilkeye "ayrılık ilkesi" denilmektedir. Bununla birlikte bu ana kural, çok istisnaî olarak bertaraf edilebilmekte, mahkemeler tarafından geliştirilmiş tüzel kişilik perdesinin aralanması yöntemine başvurularak bir tüzel kişinin borcundan diğer şirketler sorumlu tutulabilmektedir.
Tüzel kişilik perdesinin kaldırılması ilkesigöre sorumluluğun doğabilmesi için her şeyden önce her iki şirket arasında iktisadi özdeşliğin bulunması gerekir. İktisadi özdeşlik, birbirinden farklı şirketlerin oluşturduğu topluluğun, ekonomik anlamda tek işletme kişiliğini oluşturmasıdır. İşte tüzel kişilik perdesinin kötüye kullanılması hallerinde, birden fazla şirketin oluşturduğu iktisadi bütünlük, hukuki açıdan tek bir işletme kabul edilerek, söz konusu şirketlerin aynı sorumluluk rejimine tâbi tutulması olanaklıdır. Ancak perdenin kaldırılması ilkesince sorumluluk için sadece iktisadi özdeşliğin varlığı yeterli olmayıp, bundan başka sorumluluk hallerinden birinin de varit olması gerekir. Bunlar temel olarak üç tane olup; özkaynak (sermaye) yetersizliği, malvarlıklarının (tüzel kişilik alanlarının) birleşmesi ve yabancı yönetim hallerinden ibarettir. Belirtilen üç halin hepsinin birden gerçekleşmesi şart olmayıp, en azından birinin mevcut olması yeterlidir. Ancak her halükârda iktisadi özdeşliğin varlığı aranmalıdır.
Somut olay bakımından gündeme gelebilecek ihtimaller; üçüncü kişilerle yapılan işlemlerde ortaklık ile pay sahibinin özdeş olarak gösterilmesi veya çapraz olarak perdenin kaldırılmasıdır. Davalı ... AŞ ile ... arasında bir ticari ilişi bulunmaktadır. Bunun yanı sıra ayrıca ... AŞ'nin pay sahiplerinin tamamı ve ... AŞ'nin kendisi ... AŞ'nin pay sahipleri olduğu ve ... AŞ'nin ...'nın %49'luk hisselerinin sahip olduğu tespit edilmiştir. ... AŞ yetkilileri tarafından gönderilen e-postalarda işlemlerin ... S A adına yapılmasının talep edildiği görülmektedir. Bu bağlamda, davacı şirket tarafından faturalar ... adına düzenlenmiştir. Yine, konşimentolarda ... AŞ'nin talebi doğrultusunda gönderici olarak ... gösterilmiştir.
Dosyada alınan Bilirkişi raporu ile mahkememizde benzer mahiyette açılan davalar bakımından alınan raporlarda bu konuya ilişkin yapılan değerlendirmelerde, ... ile ...'nın dış görünüşleri itibariyle tek bir şirket görünümü verdiği ve dolayısıyla bu şirketler arasında organik bağın meydana geldiğinin kabul edilebileceği, davalı ... ile ... için tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisinin uygulanmasının mümkün olduğu ve birlikte sorumlu tutulabilecekleri yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir.
Davalı ... AŞ, ... ile aralarında acentelik ilişkisinin olduğunu beyan ederek acentelik sözleşmesi fotokopisini delil olarak dosyaya ibraz etmiş ise de; aralarında sıkı organik bağ bulunduğu tespit edilen bu şirketlerin, üçüncü şahıslara karşı acentelik ilişkisi görüntüsü yaratmak amacıyla böyle bir sözleşme düzenledikleri, dolayısıyla acentelik sözleşmenin ... ile ... arasındaki ilişkisinin gerçek hukuki temelini yansıtmadığı kanaatine varılmış olduğundan, davacının karşılıksız kalan mal bedelinden dolayı ... AŞ ve ...'nın diğer davalı ile birlikte davacıya karşı sorumlu olmaları gerektiği değerlendirilmiştir.
Davada mal bedelinin yanı sıra, ikame ürün için fazladan ödendiği ileri sürülen bedelin tahsili de talep edilmiştir. 02.03.2022 tarihli ek raporda bu konuya ilişkin olarak davacı vekilinin ikame mal için sunmuş olduğu faturaların incelenmesi sonucunda emtiaların farklı olduğu (20/1 iplik olması gerekirken 30/1 olduğu) tespit edildiğinden, sunulan faturaların ikame ürüne ait olamayacağı belirtilmiştir.
Yapılan yargılama, toplanan deliller ile bilirkişi raporlarına göre; davacı alıcıya teslim edilmeyen ürünler nedeniyle, satıcının sözleşme gereği davacı/alıcının bankasından tahsil ettiği 1.36.659,92 USD tutarındaki mal bedelini iade etmesi gerektiği, satıcı ... ile sıkı organik bağ ilişkisi içerisinde bulunan ...'ın mal bedelinden dolayı TBK m. 112 ve devamı hükümlerine göre davacıya karşı birlikte sorumlu oldukları, davalı taşıyıcının da dosyaya sunulan konşimentolara göre kendisine teslim edilen ürünleri alıcısına teslim etmemesi nedeniyle diğer davalılar ile birlikte müteselsilen sorumlu olduğu kanaatine varılmıştır. Davacı teslim edilmeyen mal yerine ikame mal alımından doğan zararının tahsilini talep etmiş ise de, davacı iddia ettiği bu zararını ispatlayamamıştır. Tüm bu değerlendirmelerin neticesinde; Davanın 1.136.659,92 USD üzerinden davanın kısmen kabulü ile bu tutarın ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya ÖDENMESİNE, fazlaya ilişkin talebin REDDİ yönünde aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM/Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE; 1.136.659,92 USD'nin 145.986,62 USD'ye 19.07.2018 tarihinden, 174.824,70 USD'ye 23.07.2018 tarihinden, 174.824,70 USD'ye 25.07.2018 tarihinden, 349.649,40 USD'ye 25.07.2018 tarihinden, 291.374,50 USD'ye 02.08.2018 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/A maddesi gereğince yıllık dolar faizi yürütülmek suretiyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya ÖDENMESİNE,
-Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
2- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harç Tarifesi gereğince tayin olunan 412.016,69 TL harçtan 102.782,90 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 309.233,79 TL harcın davalılardan tahsili ile Hazineye irad kaydına,
3- Davacı taraf vekil ile temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin olunan 148.940,72 TL vekalet ücretinin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,
4- Davacı tarafından yapılan yargılama gideri olan 102.824,00 TL ilk harç, 16.000,00 TL bilirkişi raporu, 361,60 TL posta gideri olmak üzere toplam 119.185,60 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya ödenmesine,
5- Taraflarca yatırılan gider avansı bakiyesinin karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (... Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.20/04/2022
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır