T.C.
İSTANBUL
17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
(DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)
ESAS NO: 2018/556 Esas
KARAR NO: 2022/319
İHBAR OLUNAN: ... SİGORTA A.Ş -Poligon Cad.Buyaka 2 Sitesi No:8 Kule:1, Kat: 0-6 34771 Ümraniye/ İSTANBUL
DAVA: Alacak
DAVA TARİHİ: 28/12/2018
KARAR TARİHİ: 25/05/2022
Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ile İsviçre'de yerleşik üç no.lu davalı ... A.S. arasında iplik alımı, satımı hususunda 90 gün vadeli akreditif ödemeli, CİF satış ile anlaşmaya varıldığını, Davalı ... A.Ş. malları parsiyel halde teslim etmeyi taahhüt ettiğini, davanın anlaşmaya konu malları Kore ve Endonezya'dan temin ettiğini,ipliğin bir bölümünün taşınması için iki no.lu davalı ... Intenational Shipping ... ile bir bölümünün de taşınması için dava dışı başka bir lojistik firması ile anlaştığını, sözleşme kapsamındaki ipliklerin 2018 Nisan ayından itibaren davacıya teslim edilmeye başlanıldığını, davacı bankasınca akreditif bedelinin ödenmesinden sonra mal teslimi konusunda ciddi sorunlar baş gösterdiğini, davacının söz konusu mallarının bir kısmını gecikmeli de olsa sorunsuz teslim aldığını, bir kısmını 1-2 no.lu davaların hapis uygulaması nedeniyle mahkeme marifetiyle teslim alabildiğini, dava konusu bir kısım mallarını ise belini ödediği halde hiç teslim alamadığını, 3 no.lu davalı ... firmasının davacıya düzenlediği iki adet faturaya ilişkin olarak 1-2 no.lu davalı iki adet konşimento düzenlediğini, akreditif bedellerinin ödeneceği ... Bankasına sunulmasını birlikte temin ederek toplam 220.241,55 USD akreditif bedelinin vadesinde banka tarafından satıcı bankasında ödenmesini temin ettiğini,Davacının mallar teslim edilmediği için akreditif bedelinin davalılarca çözülmesine engel olmak istediğini, ... Bankası davalılarca hazırlanarak sunulmuş olan evrakların eksiksiz ve tam olduğunu, ödemeye mecbur bulunduklarını bildirdiğini, ödemenin banka tarafından gerçekleştirildiğini, davalı taşıyan 1-2 no.lu davalı taşıyan malları teslim aldığına dair konşimento asıllarının davacı bankasına ibrazını sağlayarak toplam 2.444 kaplık 220.241,55 USD'lik akreditif bedelinin satıcı ... firmasına ödenmesine neden olduğunu, 2018 Temmuz Ağustos ayları itibariyle davacı bankasınca tüm mal bedellerinin ödendiğini, ödemesi yapılan mallar hakkında davalılara bilgi talebinde bulunulduğunu, davalılarca yükleme bilgisinin verilmediğini, 1-2 no.lu davalının bir kısım iplikleri Ambarlı varış limanı gümrüklü sahasına indirmelerine rağmen davacıya teslimden imtina etmeleri üzerine davacı tarafından hukuki sürecin başlatılmasına ihtiyaç duyulduğunu, zararın azaltılması amacıyla öncelikle 1-2 noldu davalılar tarafından gümrükte bekletilen ve davacıya teslim edilmeyen malların teslim alınması için ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/... Değişik iş sayılı dosyasından dava ikame edildiğini, mahkeme kararı ile davalılar nezdindeki ipliklerin davacıya tesliminin sağlandığını, davaya konu konşimentolardaki ipliklerin teslimin yapılması için davalıya davacı tarafından ... Noterliğinin 20.11.2018 tarih ve ... sayılı ihtamamesinin keşide edildiğini, taşıma konşimentolarına konu malların teslim edilmesini, aksi halde ödenmesine sebebiyet verdikleri mal bedeli olan toplam 220.241,55 USD'nin fiili ödeme tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile ödenmesinin ihtar edildiğini, davalı taşıyan tarafından ihtar hükümlerinin yerine getirilmediğini, davacı tarafından satım alınan ve konşimentoya konu edilerek davalılarca bedelinin serbest bırakılması sağlananan malların esasında hiçbir suretle taşımaya konu edilmediğinin ortaya çıktığını, davalıların ticarete konu edilen malların teslim edilmemesi hususunda davacıya karşı sorumluluğu haksız fiil kapsamında olduğunu, davalıların yasal düzenlemeye aykırı olarak malları teslim almadan konşimento düzenlediğini, düzenlemesini temin ederek davacı bankasına ibrazla satıcı ... A.S.'nin bankasına toplam 220.241,55 USD akreditif bedelinin ödenmesine sebebiyet verdiğini, davacıyı büyük zarara uğrattıklarını belirttiğini, beyan etmiş olmakla, fazlaya ilişkin tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile davanın kabulünü, haksız ve hukuka aykırı eylemlerinden kaynaklı toplam 220,241,55 USD davacının zararının fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası TL karşılığı 1.363.317,22 TL'nin 28.08.2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faiziyle davalılardan müştereken müteselsilen tahsilini, davacının teslim edilmediği için satın almak zorunda kaldığı iplikler nedeniyle uğradığı maddi kaybın tespiti ile bu zarara karşılık şimdilik 10.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, ücret-i vekalet ve yargılama giderlerinin davalılar tahmiline karar verilmesini arz ve talep ettikleri görülmüştür.
Davalı ... San ve Tic A,Ş.'ye ilişkin cevap dilekçesinde özetle: Davacının dilekçesinde belirtildiği üzere davaya konu alım-satım sözleşmesinin tarafı ... firması olduğunu, müvekkili şirket ise diğer davalı ... firmasının Türkiye Tekstil temsilcisi olduğunu, husumet konusu malların alım-satımına aracılık ettiğini, dolayısıyla müvekkil şirket huzurdaki davanın muhatabı olmadığını, müvekkili şirket uzun yıllardır diğer davalı ... şirketin Türkiye'de alım-satımlarına aracılık ettiğini, tarafların arasında bunun ötesinde herhangi bir ilişki bulunmadığını, dosyaya ibraz edilen müvekkil şirket ve ... arasında 18.01.2000 tarihinde imzalanan "ACENTELİK" sözleşmesi ile görüleceği üzere müvekkil şirketin acente olarak hizmet verdiğini, husumet konusu alım satıma ilişkin müvekkil acentelik hizmeti verdiğini , üzerine düşen tüm sorumluluğu eksiksiz ifa ettiğini, müvekkilinin üzerine düşeni ifa etmediğine ilişkin hiçbir iddia yahut delil dosya içerisinde de bulunmadığını, bu nedenle müvekkil şirketin husumet konusu mallar ile ilgili herhangi bir sorumluluk izafe edilmesinin mümkün olmadığını, bunun yanı sıra acente olan müvekkile karşı şirket borcu nedeniyle talepte bulunamayacağını, TTK'nun 119.maddesi uyarınca acentenin aracılıkta bulunduğunu veya akdettiği mukaveleler ile ilgili her türlü ihtar, ihbar veya protesto gibi hakkı koruyan beyanları müvekkili namına yapmaya ve bunları kabule yetkili olduğunu, bunun gibi mukavelelerde çıkacak ihtilaflardan dolayı acente müvekkili namına dava açabileceği gibi kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabileceğini, ancak acentenin sorumluluğunu aynen bir vekilin sorumluluğu gibi olduğundan şirket borçlarından dolayı şahsi sorumluluğunun doğmayacağını, bu nedenle huzurdaki husumetin muhatabının müvekkil şirket olmadığını, dolayısıyla müvekkili şirketin husumet konusu mallar yahut taşımaya ilişkin hiçbir sorumluluğunun olmadığını huzurdaki davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, beyan etmiştir.
Davalı ...'ya izafeten cevaplarında özetle: Davacı ile diğer davalı ... arasında akdedilen sözleşmede ortaya çıkan uyuşmazlıklarda İsviçre Kanunlarının uygulanacağını ve İsviçre Mahkemelerinin yetkili olduğunun düzenlendiğini, huzurdaki davaya konu sözleşmeden kaynaklı uyuşmazlıklar İsviçre Mahkemelerinde, İsviçre Kanunlarına göre çözüme kavuşturulacağını, davanın usulden reddinin gerektiğini, ...'nın üzerine düşen edimi yerine eksiksiz şekilde getirdiğini, ..., davacı ile husumet konusu malların alım-satımı hususunda anlaştığını, malların ise CİF taşıma şekliyle partiler halinde taşınacağını, yine taraflarca kabul edildiğini, husumet konusu mallara ilişkin yüklemeler yapıldığını, malların ilgili limanlara 1 ve 2 nolu davalı şirketler aracılığıyla getirildiğini, dava dilekçesinde davacı malların limana gelmesine rağmen davalı tarafından haksız olarak hapis hakkı uygulandığı için malları teslim alamadıklarını ifade ederek davalı ...'nın sözleşmeye uygun olarak malları getirdiğini tekrar ispatlanmış olduğunu belirttiğini, Davanın ...n ve Tic. A.Ş. açısından husumet nedeniyle usulden reddini, aksi halde davanın ... Ve Tic, A.Ş. açısından esaslan reddini, davanın ... açısından ulusal yetki nedeniyle usulden reddini, aksi halde davanın ... açısından esastan reddini, ücret-i vekalet ve yargılama giderlerinin davacı tahmiline karar verilmesini arz ve talep ettikleri görülmüştür.
Dava; davacının alıcısı olduğu malların teslim edilmemesi nedeni ile söz konusu mallar için ödenen satış bedeli ve ikame ürün alınmasından dolayı ortaya çıkan zararın tahsili istemine ilişkindir. Dava dilekçesinde, satıcı ...'in malların taşınması konusunda ... International ... ile anlaştığını, bu şirketin malları teslim almadığı halde konişmanto düzenlediğini ileri sürerek Davalı ... AS ve ... Tekstil ile birlikte ... ... ve... Tic. Ltd. Şti'ye karşı dava açmış olmakla birlikte, bu davalılar bakımından taraf teşkili ve tahkikat tamamlanmadığından bunlar hakkındaki davanın tefrikine karar verilmiştir.
15/12/2020 tarihli bilirkişi raporunda; Davacı tarafından dava dışı malın satıcısı ... S.A'ya ait 2018 yılına ait muavin kayıtlarının ... nolu ... hesabının alt detayında takip edildiği, davacı adına tanzim edilen ürün alım faturalarının dava dışı şirketin hesabına alacak, dava dışı şirkete mal bedeli karşılığı akteditif bedellerinin ... Bankası yoluyla ödendiği ve ödemelerin borç kaydedildiği, davacının dava dışı satıcı firmadan 31.12.2018 tarihi itibarıyla 1.580.260,80 USD karşılığı 8.313.594,04 TL alacaklı olduğu gözüktüğü, dava dışı ... S.A, tarafından davacı adına tanzim edilen 30.05.2018 tarih ... seri nolu 113.545,15 USD ve ... seri nolu 106.696,40 USD bedelli faturaların davacının yasal defterlerinde yer almadığı ve dava dışı satıcı firmanın hesabına alacak kaydı yapılmadığı, davacının 08.05.2018 ila 28.08.2018 tarihleri arasında 3 Nolu davalı satıcı firma ... S.A'ya akreditif yoluyla ... Bankası / ... hesabından toplam 5.979.202,46 USD ödeme yaptığı, ödenen akreditif karşılığında 4.398.941,66 USD'lik 3 nolu davalı ... S.A'dan mal alımını kayıtlarına yansıttığı ve davacının 31.12.2018 tarihi itibarıyla davalı ... S.A'dan 1.580.260,80 USD alacaklı olduğu, dava dışı ... Bankası yasal defterlerinde ise; davacı tarafından huzurda davaya konu edilen 220.241,55 USD akreditif bedellerinin banka havalesi yoluyla 3.davalı ... A.Ş hesabına ödenmiş olduğu, davacı tarafından yurtiçi piyasasından dava dışı ... Ltd. Şti. firmasından alışı yapılan ürünler ve 3.nolu davalı ... S.A.'dan teslim alınmadığı belirtilen ürünlerin fiyatlarının karşılaştırılması neticesinde; fiyat farkı nedeniyle davacının 21.389,88 USD zarar elde ettiği, davalılardan ... isimli yabancı firmanın asıl taşıyan sıfatını haiz olduğu, dosyada fiili taşıyana dair ayrıntı/konişmento/ordino bulunmadığı, Türkiye'de yerleşik ... Tic. Ltd. Şti.'nin ... firmasının acentesi olduğu ve davaya konu taşıma işinde hizmet vererek ilişkiye dahil olduğux dolayısıyla davacı gönderilenin ... firmasına izafeten ... Tic. Ltd. Şti'ne davayı TTK m. 105 gereği yöneltebileceği, taşıyanın eşyayı fiziken tesellüm etmeden konişmente düzenleyerek ... numaralı faturalara konu bedel kadar ve ayrıca piyasadan iplik temin edilmesi halinde bu bedellerle piyasaya ödenen fark kadar davacının zararına sebebiyet verdiği, bu zararın da toplam 1.580.260,80 USD + 21.389,88 USD = 1.601.650,68USD olduğu, bu nedenle ... firmasının zarardan TTK m. 1178/1 ve TBK m. 112 vd hükümleri nazarında sözleşmeye aykırılıktan sorumlu olacağı, davacının bu hakkının, teorik temelde üçüncü kişi lehine sözleşmelerde lehine hak bahşedilen üçüncü kişi lehtarın vaad edenden tazminat talep hakkına dayandığı, satıcı ... açısından ise, satım sözleşmesinde satılanı teslim borcuna aykırılık açısından İsviçre Hukukunun araştırılması gerektiği; o yüzden her ne kadar satıcının zarardan müteselsil sorumluluğu kanaatinde olunsa da uygulanacak hukuk kaydı gereği araştırılma yapılması gerektiği, davalılardan taşıyan acentesi ... Tic. Ltd ile satıcı acentesi ... A.Ş'nin doğrudan sorumlu tutulmasına yönelik bir TTK acentelik hükümleri manasında kişisel kusurunun tespit olunamadığı, nihayetinde İsviçre hukukuna atıf yapılması sebebiyle satıcı ... hakkında nihai bir kanaat belirtilmeden bu haliyle davalılardan ... International Shipping firmasının dava dilekçesi sebebiyle 10.000 TL'den sorumlu olduğu yönünde görüş bildirilmiştir.
02.03.2022 havale tarihli bilirkişi ek raporunda; Taşıyıcının yükü teslim almadan konişimento düzenlediği böyle bir uygulamadan davacı şirketin bilgisi ve haberi olduğuna dair bir belgenin dosya kapsamında mevcut olmadığını davacınn bu 2018- ... esas dosya kapsamında davalılardan ...'nın konişimetoyu ibrazı ile Banka tarafından ödemesi yapılan 220.241,55 USD tutarında, 73.906,56 Kg miktarında 20/1 cinsi iplik emtiasını teslim alamadığı bu tutarı talep edebileceği, davacının sayın mahkemenizin 2018/431, 2021/555 ve 2018/556 esas sayılı dosyaları ile toplamda 20/1 iplik cinsi emtiadan 122.895,36 kg 30/a iplik cinsi emtiadan 345.008,165 kg mitkarında eksik teslim aldığı teslim alamadığı emtianın tutarının 1.463.354,12 USD olduğu bu dosya kapsamında teslim alamadığı 20/1 cinsi iplik miktarı için aynı cinste satın alınan iplik faturasınını dosya kapsamında mevcut olmaması nedeniyle ikame söz konusu edilemeyeceğinden bundan kaynaklı bir zarar talebinin de olamayacağı, ...'ın belirli bir yer veya bölgede değil tüm dünyada tek temsilci olarak atanması karşısında ... ile ... arasındaki ilişkinin müvekkil-acente ilişkisi olarak değerlendirilemeyeceği ... ve ... şirketleri arasında organik bağ bulunduğuna dair kuuvetli emareler bulunduğu, bedeli tahsil edilen malların davacı alıcıya teslim edilmediğinin tüm dosya kapsamında sabit olması karşsıında bundan ileri gelen zarardan davlaılar ... ve ...'ın müteselsilen sorumlu tutulması gerektiği, ilk bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere dava konuus taşıma bakımından ...'ın akdi dava dışı ZIM'in ise fiili taşıyan sıfatını haiz oldukları, dosya kapsamındaki ... Atlantic ile yapılan tüm yazışmalar ve varış ihbarlarının davalı ... tarafından düzenlenmiş olması karşısında ilk bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere ... 'e dava konusu taşıma sözleşmesi bakımından acente sıfatıyla izafeten husumet yönetilebileceği ancak şahsi kusurunun ispatlanamadığı, davacı zararından avalı taşıyıcının TBK m.112 ve devamı hükümlerine göre sorumlu bulunduğu dava konusu olayda yükün zıyaı hasarı veya geç teslimi söz konusu olmadığından TTK m.1190/1 ve 1186/1 in uygulamayacağı yönünde görüş bildirilmiştir.
Davalı ... yönünden milletlerarası yetki itirazında bulunulmuş ise de, yetki itirazının dayanağı olan sipariş teyidi belgesinde yetkili mahkeme belirtilmediğinden yetki şartının HMK nun 18/2.maddesi gereğince geçersizliği nedeniyle yetki itirazının reddine karar verilmiştir. (Yargıtay 11.HD'nin 28/10/2015 tarihli, 2014/15681 esas, 2015/11244 karar sayılı kararı)
Davacı vekili iddialarında, müvekkili ile davalı ... A.S. arasında iplik alım satımı hususunda 90 gün vadeli akreditif ödemeli, CİF satış ile anlaşmaya varıldığını, ...'in malları parsiyel halde teslim etmeyi taahhüt ettiğini, satıcının düzenlediği; ... nolu 28.08.2018 tarihli kap adedi 1.260 olan 113.545,15 USD bedelli ve ... nolu, 28.08.2018 tarihli, kap adedi 1.184 olan 106.696,40 USD bedelli faturalara karşılık 220.241,55 USD ödendiği halde malların teslim edilmediğini, karşılıksız kalan mal bedeli ile ikame mal alımı için fazladan ödenen tutardan davalıların birlikte sorumlu olduklarını ileri sürmektedir.
Davacının yasal ticari defterleri üzerinde yapılan mali incelemeden, davacının 08.05.2018 ile 28.08.2018 tarihleri arasında davalı satıcı ... .'ya ... Bankası ... Şubesi hesabından akreditif yolu ile toplam 5.979.202,46 USD ödeme yaptığı, bu ödeme karşılığında 4.398.941,66 USD mal alımı yapıldığının defter kayıtlarına yansıtıldığı, dolayısıyla 31.12.2018 tarihi itibari ile davacının davalı ... S.A. 'dan 1.580.260,80 USD alacaklı gözüktüğü saptanmıştır. Eldeki davaya konu edilen 220.241,55 USD'ninde, 28.08.2018 tarihinde davacının ... bankasındaki hesabından akreditif yolu ile davalı ... S.A. 'nın hesabına ödendiği, ancak faturalara konu olan malın davacıya teslim edilmediği alınan bilirkişi raporları ve dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Davacı taraf, işbu dosya ile aynı alım satım ilişkisinden dolayı mahkememizde açılan 2018/..., 2018/... ve 2018/... Esas sayılı dava dosyalarında taşıyanlarca eşya tesellüm edilmeden konşimentoların düzenlendiğini, daha sonrada konişimentolar bankaya ibraz edilerek akreditif yolu ile mal bedelinin tahsil edildiğini ileri sürmektedir. Birinci bilirkişi raporunda, davacının bu uygulamadan haberdar olduğu yönünde değerlendirme yapılmış olsa da; 02.03.2022 tarihli bilirkişi raporunda teknik bilirkişinin yapmış olduğu tespitlerden anlaşıldığı üzere, dava konusu olmayan mal teslimlerinde ki fazla ve eksik teslimlerin miktar olarak olması gereken net ağırlık bilgisi yerine koli/ karton biriminin baz alınmasının hatalı sonuçlar elde edilmesine yol açtığı, ... numaralı konişimento kapsamında kap adedinde fazlalık olduğu ileri sürülse de konişimento muhtevası ürüne ait gümrük giriş beyannamesinin incelenmesinden fatura, konişimento ve beyannamede belirtilen malın net ağırlık bilgisinin aynı olduğunun anlaşıldığı, fatura konusu olan iplik emtiasının değerini belirlemede birim ölçüsünün ağırlık olduğu, her bir iplik makarası, kolisi standart ağırlıkta olmadığından bunların içine konulduğu kolilerinde aynı ağırlıkta olmasının yani homojen olmasının mümkün bulunmadığı, kap sayısının eksik veya fazla olmasının değil toplam ürün ağırlığının faturadan farklı olmasının sorun teşkil edeceği oysa ... numaralı konişimento da ağırlık bazlı bir fark mevcut olmadığından bu konişimento bazında fazla bir mal teslim edilmesinin sözkonusu olmadığı, sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla yapılan bu değerlendirmeden ilk bilirkişi raporunda davacının eşya teslim edilmeden konişimento tanzim edilmesinden haberdar olduğu kanaatine varılmasına yol açan fazla teslim vakasının gerçekte sözkonusu olmadığı, bunun eşyanın net ağırlığı yerine koli sayısının esas alınmasından kaynaklanan bir hesap yanlışlığı olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca davacının bu uygulamadan haberdar olduğunu gösteren başka bir delil de sunulamamıştır. Yine davacı şirket yetkilisi ... tarafından ... ... şirket yetkilisine gönderilen 04.05.2018 tarihli e-posta yazısında "Bizde ki 1237 numaralı konişimento da brüt kilogram 90.846, sizin bize ilettiğiniz ihbarda ise 86.310 kg, kilogramı kontrol etmenizi rica ederim" ifadeleri ile ... ... yetkilisinin cevabi mailinde "Kontrol ettik, yanlışlık var fakat bize bu şekilde bildirildi, konuyu ... şirketi yetkilileri ile görüşün," denilmesi üzerine bu kez aynı kişinin 09.05.2018 tarihli E-posta ile ... şirketi yetkilisine "4 ton fark var, kontrol etmenizi rica ederim" bildiriminde bulunduğu görülmektedir. Yine davacı şirket yetkilisi tarafından davalı ... ... şirketine gönderilen 01.11.2018 tarihli e-posta da ... numara konişimento muhteviyatı konteynerlara ilişkin olarak" yeni gelen iki konteynerin ... numaralı konişimentoyla ilgili olduğunu söylemiştiniz, fakat ... konişimento da kap sayısı 1890, gelen iplik ise 2144 kap. başka konişimento ile ilgili olmasın. Ekte konişimento görüntüsünü bilginize sunarım" ifadeleri yer almaktadır. Sözkonusu e-posta yazışmalarının içeriğine bakıldığında da davacının uygulamadan haberdar olmadığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla dava dosyasında aksi kanıtlanamadığından, taşıyıcı ... ... tarafından eşya tesellüm edilmeden konişimento düzenlendiğinden davacının bilgisinin olmadığı değerlendirilmişitir.
Yine bu taşımalar ile ilgili olarak, ... Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/... numaralı soruşturma dosyasında ... ... A.Ş.'nin yetkilisi olan ...'un ifadesinin alındığı, adı geçen şahsın buradaki ifadesinde " Yurt dışında ki mal ihracatçı firma tarafından bize taşınmak üzere teslim edilmemesine rağmen sanki teslim edilmiş gibi konişimentolar düzenlettirildiği,"'ni beyan ettiği görülmüştür. Yine sözkonusu dosyada ... ... taşıma şirketinin operasyon Müdürü olduğu anlaşılan ... nun da ifadesinde; " ... A.Ş'nin yetkilisi ... ...'ün nasıl konişimento istediğini anlattığını yetki alanı dışında olduğu için firmadan onay alması gerektiğini söylediğini, şirketin genel müdürü Hasan Şafak ile bu hususu görüştüğünü onun kendisine sorun olmayacağını söylediğini bunun üzerine ... A.Ş'nin talimatların göre konişimento düzenlendiğini" beyan etmiştir. Bu ifadelerden davacının satın aldığı ancak kendisine teslim edilmeyen mallar için ... firmasının yetkililerinin talebi üzerine ... ... taşıma şirketi tarafından sanki mallar teslim alınmış gibi konişimentolar düzenlendiği anlaşılmaktadır. Bu yolla tanzim edilen konişimentoların daha sonra ... Bankasına ibraz edilerek davacıya teslimi yapılmayan malların satış bedelinin tahsil edildiği dosya kapsamına göre sabittir.
Dava konusu olayda yük taşıyan tarafından teslim alınmamış olduğundan, taşıyanın sorumluluğu açısından TTK'nın 1178. ve devamı maddelerine uygulanması mümkün değildir. Bu durumda taşıyan tesellüm etmediği eşya için konişmento düzenleyerek mal bedelinin tahsil edilmesine aracılılık etmekten dolayı TBK'da düzenlenen genel hükümlere göre, TBK 112. ve devamı hükümlerine göre davacıya karşı sorumlu olacaktır.
Diğer davalılar açısından bakıldığında Davalı ... vekili, malın alıcısının yurt dışında mukim ... olduğunu, ...'ın ise bu şirketin acenteliğini yaptığını ileri sürerek ... ve ortakları olan diğer davalılar bakımından husumet itirazında bulunmuştur. Buna karşılık davacı taraf ise, bu şirketler arasında gerçek bir acentelik ilişkisinin olmadığını, ...'nın esasen ... ve ortaklarını üçüncü şahıslara karşı sorumluluktan kurtarmak maksadıyla kurulduğunu iddia ettiğinden, davalıların pasif husumet ehliyetlerinin bulunup bulunmadığının tespiti açısından öncelikle ileri sürülen organik bağ ilişkisinin değerlendirilmesi gerekmektedir.
TTK'nın 124. maddesinde, ticaret şirketlerinin tüzel kişiliğe haiz olduğu hükme bağlanmıştır. Bir şirketin, başka bir şirket ya da gerçek kişinin borcundan sorumlu olmamasını sağlayan yegâne husus, tüzel kişiliğe sahip olmasıdır.Bu bakımdan şirketlerin ayrı birer tüzel kişiliği ve hak ve borçları bulunmaktadır. Bir şirketin borcundan kural olarak başka bir şirket sorumlu olmadığı gibi şirketin pay sahipleri de sorumlu değildir. Dolayısıyla şirketler hukukunda hâkim olan ilkeler, malvarlığının ayrılığı ve bağımsızlıktır. Bununla birlikte, bu kuralların istisnaları da mevcut olabilmekteder. "Şirket" kurumunun kötüye kullanıldığı, bir hile aracı olarak işlev gördüğü durumlarda, şirketi bağımsız kılan "tüzel kişiliğin" göz ardı edildiği ortaya çıkmaktadır.
Dürüstlük kuralına aykırı olarak şirket kurumunun alacaklıların zararına olacak şekilde kötüye kullanıldığı durumlarda "tüzel kişiliğin" göz ardı edilmesi hususu, mahkeme kararları ve yargıtay uygulamaları ile ortaya çıkmış olup bu konuda özel bir kanun hükmü bulunmamaktadır. O nedenle de bu kuruma "tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi" denilmektedir. Yine bir şirketin borcundan başka bir şirketin ya da şirket pay sahiplerinin sorumlu tutulduğu durumlar için kullanılan diğer bir kavram ise "organik bağ" kavramıdır. İki şirket arasındaki "organik bağ"dan yola çıkılarak borçlu şirketin tüzel kişiliği göz ardı edilmekte ve ikinci şirket ya da bu şirketin pay sahibi veya yöneticisi olan gerçek kişiler borçtan sorumlu tutulmaktadır. Dolayısıyla "organik bağ" bir anlamda, "tüzel kişilik perdesinin aralanması"nın şartlarını ifade etmektedir.
Organik bağın temelini TMK m. 2 hükmü oluşturmaktadır. Bu bağ ile bir şirketin borçlarından diğer bir şirket sorumlu tutulmaktadır. Dolayısıyla, organik bağ ile birbirinden ayrı birer tüzel kişilik olan şirketlerin birlikte sorumlu tutulması mümkün hale gelmektedir. Organik bağın mevcudiyetinin kabulü için evvela borçlu şirketin, diğer tüzel kişiliği, alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla kullanma niyetinin varlığı aranmaktadır.
Şirketler arasında bu şekilde organik bağın bulunması halinde, birden fazla şirket tek bir şirketmiş gibi kabul edilmektedir. Bu şekilde özellikle iki farklı şirket kurularak birinden yapılan borçlanmaların diğerine aktarılması veya bazı şirketlerin paravan olarak kullanılması şeklindeki kötü niyetli girişimlerden dolayı şirketlerin dâhil oldukları ilişkiler bakımından sorumlu tutulmaları sağlanmaktadır.
Organik bağın varlığı için iki ayrı tüzel kişilik arasında bir şekilde oluşmuş bir ilişkinin mevcudiyeti aranmaktadır. Bu ilişki bazen iktisadî/ekonomik, bazen ticarî bir bağımlılık veya birliktelik , bazen de birlikte hareket olgusu şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Bu durumlar borçlu şirket ile davalı şirket arasında devir ilişkisinin olması, iki şirketin aynı merkezden idare edilmesi, iki şirketin faaliyet alanlarının ve müşteri çevrelerinin aynı olması, ortaklar arasındaki akrabalık ilişkisi, iki şirketin çalışanlarının önemli ölçüde aynı olması, şirketler arasındaki iktisadi bütünlük, tüzel kişi ile ortakların alanlarının, organizasyon ve malvarlıklann birbirine karışması şeklinde olabilmektedir.
Davanın izafeten ... Tekstil’e yöneltildiği şirket olan ...’e ait Şirket Tüzüğü’den Şirketin İsviçre’de kurulu olduğu görülmektedir. “Tüzük” olarak ifade edilen belgenin şirket ana sözleşmesine eş değer olduğu anlaşılmaktadır.) “Ayni Katkı” başlıklı 5. maddesinde ... ...’ün şirketin sermayesine olan katkısına, merkezi Türkiye’de bulunan ... A.Ş.’nin % 49 pay sahipliğine ilişkin bilgilere yer verilmiştir. Bu bilgiler dikkate alındığında, öncelikle davalı taraflar ve .... arasındaki ilişkinin tespit edilebilmesi için adı geçen üç şirkete ait bilgilerin aktarılmasının ve değerlendirilmesinin gerekli olduğu görülmektedir. Dosyaya sunulan ... kayıtlarından ... Tekstil’in iş konusunun “tekstil ürünleri ithalat ve ihracatı” olduğu ve ... A.Ş.’nin iş konusunun “tekstil ürünleri ithalat ve ihracatı” olduğu tespit edilmiştir. Davalı ... Tekstil’e ait ticaret sicili bilgilerinde şirketin 16.04.1998 tarihinde ... ’na kayıt edildiği görülmektedir. ... A.Ş.’nin yönetim kurulu başkanının da ... ... olduğu belirlenmektedir. ... Tekstil’in ve ... A.Ş.’nin adreslerinin aynı ve “ ... Mh. ... Sk ... Tic ... /İstanbul” olduğu da görülmektedir.... ile ... A.Ş.’nin faaliyet konuları, şirket merkezleri (adresleri), yönetim kurulu üyeleri aynıdır. ...’e ait Şirket Tüzüğü’nden ... A.Ş.’nin ...’nin %49’luk hisselerinin sahibi olduğu görülmektedir. %49’luk hisselere karşılık, 1.400 hisse senedi tek hissedar olan ... ...’e verilmiştir. Anonim şirket olarak kurulmuş olan ...’in faaliyet konusu “tekstil ürünleri ithalat ve ihracatı” olarak belirlenmiştir(...’e ait Tüzük’ün 2. ve 3 maddeleri). Dolayısıyla, ... AŞ ile ...'nın faaliyet konuları, şirket adresleri, pay sahipleri, yönetim kurulu üyeleri aynı olduğu görülmektedir.
... AŞ ile ...'nin arasındaki bağlantı, ... AŞ'nin ...'deki paylarının %49'unun sahibi olmasıdır. Dolayısıyla, ... AŞ ile ... arasında bir ticari ilişki mevcut olup, ... AŞ tarafından ... adına faturalar düzenlenmiştir. Bu bakımdan ... AŞ ve ...'nin birbirlerinden bağımsız şirketler olduğunu söylemek mümkün değildir. Bu iki şirket dışardan görünüşleri itibariyle ayrı ayrı tüzel kişilikler olsada ortaklık yapıları itibariyle aralarında sıkı organik bağın olduğu açıktır.
Tüzel kişi, kendini oluşturan kişilerden ve organlarının üyelerinden bağımsız bir kişiliğe sahip olduğu gibi ayrı bir malvarlığına da sahiptir. Tüm tüzel kişiler bakımından kabul gören bu ilkeye "ayrılık ilkesi" denilmektedir. Bununla birlikte bu ana kural, çok istisnaî olarak bertaraf edilebilmekte, mahkemeler tarafından geliştirilmiş tüzel kişilik perdesinin aralanması yöntemine başvurularak bir tüzel kişinin borcundan diğer şirketler sorumlu tutulabilmektedir.
Tüzel kişilik perdesinin kaldırılması ilkesigöre sorumluluğun doğabilmesi için her şeyden önce her iki şirket arasında iktisadi özdeşliğin bulunması gerekir. İktisadi özdeşlik, birbirinden farklı şirketlerin oluşturduğu topluluğun, ekonomik anlamda tek işletme kişiliğini oluşturmasıdır. İşte tüzel kişilik perdesinin kötüye kullanılması hallerinde, birden fazla şirketin oluşturduğu iktisadi bütünlük, hukuki açıdan tek bir işletme kabul edilerek, söz konusu şirketlerin aynı sorumluluk rejimine tâbi tutulması olanaklıdır. Ancak perdenin kaldırılması ilkesince sorumluluk için sadece iktisadi özdeşliğin varlığı yeterli olmayıp, bundan başka sorumluluk hallerinden birinin de varit olması gerekir. Bunlar temel olarak üç tane olup; özkaynak (sermaye) yetersizliği, malvarlıklarının (tüzel kişilik alanlarının) birleşmesi ve yabancı yönetim hallerinden ibarettir. Belirtilen üç halin hepsinin birden gerçekleşmesi şart olmayıp, en azından birinin mevcut olması yeterlidir. Ancak her halükârda iktisadi özdeşliğin varlığı aranmalıdır.
Somut olay bakımından gündeme gelebilecek ihtimaller; üçüncü kişilerle yapılan işlemlerde ortaklık ile pay sahibinin özdeş olarak gösterilmesi veya çapraz olarak perdenin kaldırılmasıdır. Davalı ... AŞ ile ... arasında bir ticari ilişi bulunmaktadır. Bunun yanı sıra ayrıca ... AŞ'nin pay sahiplerinin tamamı ve ... AŞ'nin kendisi ... AŞ'nin pay sahipleri olduğu ve ... AŞ'nin ...'nın %49'luk hisselerinin sahip olduğu tespit edilmiştir. ... AŞ yetkilileri tarafından gönderilen e-postalarda işlemlerin ... S A adına yapılmasının talep edildiği görülmektedir. Bu bağlamda, davacı şirket tarafından faturalar ... adına düzenlenmiştir. Yine, konşimentolarda ... AŞ'nin talebi doğrultusunda gönderici olarak ... gösterilmiştir.
Dosyada mevcut bilirkişi raporu ile mahkememizde açılan aynı taraflar arasındaki benzer mahiyetteki davalar da alınan bilirkişi raporlarında bu konuya ilişkin yapılan değerlendirmelerde, ... ile ...'nın dış görünüşleri itibariyle tek bir şirket görünümü verdiği ve dolayısıyla bu şirketler arasında organik bağın meydana geldiğinin kabul edilebileceği, davalı ... Tekstil ile ... için tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisinin uygulanmasının mümkün olduğu ve birlikte sorumlu tutulabilecekleri yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir.
Davalı ... AŞ, ... ile aralarında acentelik ilişkisinin olduğunu beyan ederek acentelik sözleşmesi fotokopisini delil olarak dosyaya ibraz etmiş ise de; aralarında sıkı organik bağ bulunduğu tespit edilen bu şirketlerin, üçüncü şahıslara karşı acentelik ilişkisi görüntüsü yaratmak amacıyla böyle bir sözleşme düzenledikleri, dolayısıyla acentelik sözleşmenin ... ile ... arasındaki ilişkisinin gerçek hukuki temelini yansıtmadığı kanaatine varılmış olduğundan, davacının karşılıksız kalan mal bedelinden dolayı ... AŞ ve ...'nın diğer davalı ile birlikte davacıya karşı sorumlu olmaları gerektiği değerlendirilmiştir.
Davada mal bedelinin yanı sıra, ikame ürün için fazladan ödendiği ileri sürülen bedelin tahsili de talep edilmiştir. 02.03.2022 tarihli ek raporda bu konuya ilişkin olarak davacı vekilinin ikame mal için sunmuş olduğu faturaların incelenmesi sonucunda emtiaların farklı olduğu (20/1 iplik olması gerekirken 30/1 olduğu), birbirinin yerine ikame edilemeyeceği tespit edildiğinden, sunulan faturaların dava konusu mal yerine ikame edilemeyeceği belirtilmiştir.
Yapılan yargılama, toplanan deliller ile bilirkişi raporlarına göre; davacı alıcıya teslim edilmeyen ürünler nedeniyle, satıcının sözleşme gereği davacı/alıcının bankasından tahsil ettiği mal bedelini iade etmesi gerektiği, satıcı ... ile sıkı organik bağ ilişkisi içerisinde bulunan davalı ...'ında, mal bedelinden dolayı TBK m. 112 ve devamı hükümlerine göre davacıya karşı ... ile birlikte sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır. Davacıya teslim edilmeyen mal bedeli 220.241,55 USD olup dava dilekçesinde bu tutarın ödeme tarihindeki TL karşılığının tahsili talep edilmektedir. Ödemenin 28.08.2018 tarihinde yapıldığı dosya kapsamına göre sabittir. 220.241,55USD nin 28.08.2018 tarihindeki kur üzerinden karşılığı (220.241,55 USD X6.2391= 1.374.109,05TL) 1.374.109,05TL olmakla birlikte, dava dilekçesinde talep edilen meblağ 1.363.317,22 TL olduğundan taleple bağlı kalınarak, 1.363.317,22 TL'nin tahsiline karar vermek gerekmiştir. Davacı teslim edilmeyen mal yerine ikame mal alımından doğan zararının da tahsilini talep etmiş ise de, davacı bu zararını ispatlayamamış olduğundan bu yöndeki talebin reddi gerektiği sonucuna varıldığından, tüm bu değerlendirmelerin neticesinde; davalılar ... ile ... Sanayi ve Tic A.Ş hakkındaki davanın1.363.317,22 TL üzerinden kısmen kabulü ile bu tutarın 28.08.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte bu davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya ÖDENMESİNE, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, diğer davalılar ... ... ve... Tic. Ltd. Şti hakkındaki davanın (bu davalılar bakımından taraf teşkili ve tahkikat tamamlanmadığından) bu dosyadan tefrik edilerek ayrı bir esasa kaydının yapılması yönünde yönünde aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM/Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1-Davalı ... ve Davalı ... hakkında ki davanın bu dosyadan tefrik edilerek ayrı bir esasa kaydının yapılmasına,
2-Diğer davalılar ... ile ... A.Ş. hakkında ki davanın KABULÜ ile 1.363.317,22 TL'nin 28.08.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte bu davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya ÖDENMESİNE,
3 Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harç Tarifesi gereğince tayin olunan 93.128,19 TL karar harcından 23.282,05 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 69.846,14 TL harcın diğer davalılar ... Anonim Şirketi ile ...'ya İzafeten ... Anonim Şirketin'den tahsili ile Hazineye irad kaydına,
4-Davacı taraf vekil ile temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin olunan 80.516,10 TL vekalet ücretinin diğer davalılar ... Anonim Şirketi ile ...'ya İzafeten ... Anonim Şirketin'den tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama gideri olan 23.323,15 TL ilk harç, 379,10 TL posta gideri ile 16.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 39.702,25 TL'nin diğer davalılar ... Anonim Şirketi ile ...'ya İzafeten ... Anonim Şirketin'den tahsili davacıya verilmesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (... Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.25/05/2022
Başkan ...
✍e-imzalıdır.
Üye ... ✍e-imzalıdır.
Üye ... ✍e-imzalıdır.
Katip ... ✍e-imzalıdır.