T.C.
İSTANBUL
17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
(DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)
ESAS NO: 2019/116 Esas
KARAR NO: 2022/182
DAVA: Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ: 19/04/2019
KARAR TARİHİ: 06/04/2022
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...i A.Ş.'nin 1969 yılında sanayide kullanılan ... ihtiyacını karşılamak amacı ile kurulan çok eski bir geçmişe sahip köklü bir şirket olduğunu, müvekkilinin ürettiği ağır ve hafif ..., sodyum bikarbonat ve sodyum sülfat ürünleri ile başta cam sanayi olmak üzere deterjan, kimyasal madde üretimi, kağıt, tekstil gıda ve hayvan yemi sektörlerine de hizmet verdiğini, Türk sanayisinin ... ihtiyacını karşılamanın yanı sıra yurt dışında da 80 ülkeye ... ihracatını yaptığını, ülkeye büyük meblağlarda döviz kazandırdığını, müvekkil şirketin Türkiye'de kurulu fabrikalarının yanı sıra Bosna Hersek Cumhuriyeti ve Bulgaristan'da bulunan fabrika ve işletmelerinde yılda 2.2. milyon ton ... üretimi yaptığını, ve bu üretim miktarıyla Avrupa'nın en büyük 4.Dünyanın .... üreticisi konumunda olduğunu, müvekkilinin aynı zamanda hissedarı olan Şişecam'a üretimde kullanmak üzere ... satışı yaptığını, müvekkili şirket yurt dışında bulunan fabrikalarında üretilen sodanın Türkiye'ye taşınması amacı ile davalı ... AŞ. ile 01.05.2017 tarihinde gemi ile Varna/... Limanı'ndan Tekirdağ ve Dilovası Limanlarına Dökme ... Taşıması Sözleşmesi, 01.05.2017 tarihinde Gemi ile Ambalajlı ... Taşıması sözleşmesi imzaladığını, davalının müvekkilinin şirket tarafından yapılan tüm uyarılara rağmen "İSTENEN ZAMAN ve EVSAFTA GEMİ TEMİN ETMEMİŞ" ve bunu çeşitli gerekçelerle rutin haline getirdiğini, bu durum müvekkili şirketi zor durumda bıraktığını, ihracatlarını zamanında gerçekleştirmemesine ve üçüncü şahıslarla olan satım sözleşmelerinin ihlaline sebebiyet verdiğini, ve ticari itibarınının zedelediğini, bu kapsamda da müvekkilinin belirtilen iki sözleşmeyi sözleşmelerin 15.4 maddeleri uyarınca ... Noterliği'nin 13.10.2017 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile haklı nedenle sona erdirdiğini, ... ... ..., ... , ... ... ..., A.Ş. ve Sisecam ... ... arasında 31.12.1997 tarihinde imzalı ... Külü Ürün Alım Sözleşmesi ve akabinde imzalanan Tadil Protokollerinin ekli olduğunu, bu sözleşemelerin kapsamında müvekkil şirketin 2017 yılı Temmuz, Ağustos ve Eylül dönemi için almayı taahhüt ettiğini, tutarda ... külü alımını, davalının gemi temin edememesi nedeni ile yerine getirememediğini, alımını yapamadığını, 8.476 ton ... külü için tedarikçisi ... ...'ye ceza ödemek durumunda kaldığını, ... Kül Ürün Alım Sözleşmesi kapsamında tayin edilmiş olduğunu, denetim firması olan Deloitte'ın raporu ekli olduğunu müvekkili şirket ekli raporda yer alması üzerine alımı yapılamayan her ton için 17,9 euro olmak üzere toplam 8.476 ton alımını yapamadığı ... külü için 8.476 ton X 17,9 - Euro = 151.720,40 Euro ödemek zorunda kaldığını, müvekkilinin davalının gemi temin etmemesinden kaynaklı ödemek durumunda kaldığı ceza faturalarının ekli olduğunu, müvekkilin ekli ceza faturaları ile 9.276 ton ... külü alımı yapamadığı için ceza ödemek durumunda kaldığını, 8.476 tonluk kısmı davalıdan kaynaklandığını, bunun dışında kalan 2800 ton ise...'dan Gürcistan topluluk içi fabrikasına yapılacak sevkiyatı karşılıklı anlaşmayla ötelenmesi nedeniyle çekilmeyen miktara ilişkin olduğunu, dava konusu dışında olduğunu, müvekkil şirketin bu konuda taşımacılık hizmetini davalı ile imzaladığı, belirtilen sözleşmeler kapsamında temin etmemekte iken, bahse konu cezaya konu ... külü alımının yapılamamasının nedeninin, davalının gereği gibi temin etmemiş olduğunu, ifade edilen her iki sözleşmenin, müvekkil şirket tarafından haklı nedenle sona erdirildiğini, TTK ve TBK'nun ilgili hükümleri çerçevesinde ... Lojistik'in sözleşmelere ve ticari örf ve adete aykırı davranışları nedeniyle müvekkil şirketin zarara uğradığını, müvekkil anılan tutarın tahsili amacı ile arabulucuya başvurduğunu, 20.03.2019 tarihinde yapılan arabuluculuk toplantısında süreç anlaşmama ile sona erdiğini, müvekkilin davalının gemi temin edememesi nedeni ile ... Külü Alım Sözleşmesi kapsamında almaya taahhüt ettiğini, ... külü alımını Temmuz,Ağustos, Eylül 2017 döneminde gerçekleştiremediğinin açık olduğunun ortada olduğunu, müvekkil şirketin ... Sözleşmesi'nin tedarikçisi ... ...'ye davalının haksız eylemi nedeni ile ceza tutarı ödemek zorunda kaldığını, huzurdaki dava ile bu ceza tutarının dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalı taraftan tahsilini talep zorunluluğunun hasıl olduğunu, davalı ... Lojistik'in Sözleşmeler'e ve ticari hayatın gereklerine aykırı şekilde hareket etmesi nedeniyle, Müvekkil Şirket'in 2017 yılı üçüncü çeyrek ( Temmuz, Ağustos, Eylül ) dönemi için alım yapamadığı 8.476 ton ... için ... ...'ye ödemek zorunda kaldığını, 151.720,40 Euro miktarlı ceza tutarlarının davalı ... Lojistik'ten tahsilini, anılan tutarın 3095 sayılı kanunun 4/A maddesi uyarınca dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasını, her türlü hak saklı kalmak kaydıyla talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 6012 S.Ticaret Kanu'nun 1246.maddesinde Gemi Kira Sözleşmeleri ile Zaman Çarteri sözleşmeleri ve navlun sözleşmelerinden veya konişimentodan veya onun düzenlenmesinden doğan alacakların bir yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, 01.05.2017 tarihli iki adet sözleşmelerin TTK'nun Deniz Ticaret başlığı altında yapılan düzenlemelere tabi bir navlun sözleşmesi olduğunu, bu dava ile davacı, söz konusu sözleşme hükümlerince gemi temin edemediği nedeni ile 3.Kişiye ödenen tazminatı rücuen talep ettiğini, bu talebin TTK'nun 1246.maddesinde düzenlenen bir yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu, davacının 2017 yılı Temmuz,Ağustos ve Eylül döneminde gerçekleşen zararlarını talep ettiğini, tazminatı doğuran eylem tarihleri ile davanın açıldığı tarihi arasında 2 yıla yakın bir zamanın geçtiğini, bu nedenle davacı taleplerinin zamanaşımına uğradığını, zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacının 01.05.2017 tarihli sözleşmelerinin haklı olarak fesih ettiğini iddia ettiğini, davacı tarafından yapılan bu feshin haksız olduğunu ve bunun tespiti istemi ile müvekkil ... Lojistik tarafından ... ATM'nin 2017/... Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, bu dava da ... .ATM'nin görevli olduğuna karar verildiğini, davanın halen derdest olduğunu, dolayısı ile davacının haklı fesih iddiası yönünden söz konusu dava sonucunun beklenmesi gerektiğini, davacının ... ... ..., ... A.Ş. arasında 31.12.1997 tarihli sözleşme imzalandığından bahsedildiğini, bahsi geçen bu şirketlerle müvekkil ... A.Ş. arasında herhangi bir sözleşme ilişkisinin mevcut olmadığını, beyanda davacı ... A.Ş'nin de sözleşmelerin tarafı olmadığının anlaşıldığını, şirketler arasında akdedildiği iddia edilen sözleşmelerin dosyaya ibraz edilemediğini ve taraflarına tebliğ edilemediğinden içeriği hakkında bir değerlendirme yapılamadığını, bu sözleşmelere taraf olmayan müvekkilin ve davacının bu sözleşmelere bağlı bir sorumluluğunun olamayacağının açık olduğunu, dolayısı ile söz konusu sözleşmelere bağlı olarak dava dışı 3. Kişinin zararının bu sözleşmelerin tarafı olmayan davacı tarafından müvekkile rücu edilmesinin de mümkün olmadığını, 01.05.2017 tarihli davacı ... A.Ş. İle müvekkil ... A.ş. Arasında akdedildiğini, bu sözleşmelerden görüleceği üzere müvekkil ... A.Ş.'nin taşınacak yük miktarına ilişkin ay bazında bir taahhüdü mevcut olmadığını, sözleşmelerde miktar Ton/yıl esası ile belirlendiğini ve bu miktarın %20 oranında taşıtan tarafından artırılıp eksiltilebileceğinin düzenlendiğini, Keza Ton/Yıl esası ile belirlenen yük miktarı için taşıtanın kesin bir taahhüdünün olmadığının da ayrıca sözleşmede açıkça belirlendiğini, sözleşme sürecinde yapılan ve yapılacak taşımalara ilişkin planlama Davacı-... A.Ş. tarafından yapıldığını ve müvekkile bildirildiğini, müvekkil ... Lojistik 2017 yılı Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarında davacı tarafından yapılan planlamaya göre 9 adet gemi tahsis ederek talep edilen taşımaları yaptığını, dolayısı ile davacının 2017 yılı Temmuz,Ağustos ve Eylül aylarında gemi temin edilemediğini ve bu nedenle bir miktar emtianın göndericiden teslim alınamadığını ve bu sebeple göndericiye tazminat ödendiği gibi bir iddianın da müvekkile karşı ileri sürülmesinin yerinde olmadığını, sözleşmenin " Cezai Şartlar" başlıklı 12.maddesinde, taşıyanın kendisinden talep edilen zamanda gemi temin edememesi halinde Taşıtan- ... A.Ş.'nin kendisinin gemi temin edeceğini ve aradaki navlun farkı için taşıyana - ... A.Ş'ne rücu edeceğinin düzenlendiğini, taşıyanın Konçellonun son gününe kadar gemi temin etmesi durumunda buna sözleşme hükümlerinin uygulanamayacağının da sözleşme hükmü olduğunu, sözleşmeye göre müvekkilin gemi tahsis edemediği hallerde davacı- ... A.Ş.'nin müvekkil nam ve hesabına gemi tahsis etme hakkının mevcut olduğunu, Davacı ... A.Ş bu hakkı kullanacağını da müvekkile mail yolu ile gönderdiğini her gemi talebinde " talep edilen tarihe kadar gemi temin edilemediğinde nam ve hesabına gemi temin edilecek, aradaki navlun farkı rücu edileceğini," notunu düşmekle gösterdiğini, davacının ... Lojistik'in talep edildiği tarihte gemi temin etmediğini, bu nedenle kendisinin gemi tahsis etmek zorunda kaldığı iddiasıyla uğramış olduğu zararların tazmini istemi ile açmış olduğu davaların mevcut olduğunu, bu davaların ... ATM'nin 2018/... Esas ve 2019/... Esas ile derdest olduğunu, kısaca taşımalar için müvekkil nam ve hesabına gemi tahsis hakkı olan ve bu hakkı kullanacağını her talebinde davacı beyan ettiğini, bir taraftan ...'ın tahsis etmediği taşımalar için ... nam ve hesabına gemi tahsisi yaptığını, bundan dolayı zarara uğradığı iddiasıyla bu zararın tahsili için ... ATM'nin 2018/... Esas sayılı dosyası ile müvekkile aleyhine dava açan davacının diğer taraftan talep edilen tarihlerden gemi tahsisi yapmadığını, yapılmayan taşımalar nedeni ile alınamayan yükler için ödemek zorunda kalınan bedelin rücuen müvekkilden talep edilmesinin yerinde olmadığını, taraflar sözleşmenin davacı tarafından haksız olarak fesih edilmesinden sonra karşılıklı davalar açıldığını, davacı tarafından açılan bu davalarda birbiri ile çelişen iddialar ve taleplerin bulunduğunu, diğer davalarda olduğu gibi bu davadaki davacı taleplerini de yerinde olmadığını davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafından bildirilen ancak dosyaya ibraz edilmeyen ve taraflarına tebliğ edilmeyen delil ve eklere karşı bunlardan doğacak itirazların saklı kalmak kaydı ile davaya cevap verdiklerini beyan ile usuli eksikliklerin tamamlanmasını ve zamanaşımı itirazının karar bağlanarak davanın zamanaşımı yönünden reddini, haksız ve mesnetsiz davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini karar verilmesini talep etmiştir.
14.12.2020 Tarihli Bilirkişi Raporunda özetle; TTK m. 1246’ya göre, eşyanın hasara, zıyaa uğraması veya geç tesliminden taşıyanın sorumluluğuna dayanan tazminat taleplerine ilişkin TTK m. 1188 hükmü saklı olmak üzere, navlun sözleşmesinden doğan bütün alacakların bir yılda zamanaşımına uğrayacağı, şu halde, dava konusu tazminat talebinin tabi olduğu zamanaşımı süresinin tazminat alacağının doğduğu tarihten itibaren işlemeye başlayacağı kabul edilmesi gerektiği, davaya konu edilen ve dava dışı satıcı ... ’a yapılan ödemeleri ispatlayan dekontların 25.01.2018 tarihli olduğu, bu dekontların 26.584,00 ve 4.188,00 Euro tutarlı ödemelere ilişkin olduğu, ... Bankası tarafından düzenlenen 03.01.2018 ve 21.12.2017 tarihli iki ayrı belge daha sunulduğu, bu belgelerden yalnızca 03.01.2018 tarihli olanında 147.731,00 tutarlı ödemeye ilişkin “off balance premium for quarter 3/2017” ifadesinin yer aldığı, söz konusu ödemelerin yapılmasından sonra kar kaybı şeklinde zarar doğduğundan, zamanaşımı bu andan itibaren başlayacağı, davacı 13 Ekim 2017’de ... nolu belge ile Davalı’ya sözleşmeyi feshettiğini ve zararlarının tazminini talep ettiklerini belirtmiş olduğu, bu bakımdan davanın 19.04.2019 tarihinde açılmış olduğu dikkate alınırsa TTK m. 1246 gereği dava konusu tazminat talebinin zamanaşımına uğramış olduğu, aksi halde söz konusu belgeler ile davacının uğradığı zararın ve ödemelerin yapılmış olduğunun ortaya konulduğunun kabul edilmesi durumunda bu bedellerin navlun sözleşmesini ihlal eden davalı taşıyandan talep edilmesi mümkün olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Kök Rapora karşı itirazların değerlendirildiği 18.03.2022 tarihli Er raporda ise yapılan açıklamalarda ise Kök Raporda varılan kanaatlerin değiştirilmesini gerektiren bir hususun bulunmadığı belirtilmiştir.
Davacı vekili tarafından dosyaya sunulan Uzman Görüşünde özetle; Somut olayda, taraflar arasında taşıma Sözleşmeleri akdedilmiş olup, bu Sözleşmelere göre de davalının sözleşmelere uygun gemi temin ederek, dökme sodayı yine sözleşmelere uygun bir şekilde taşıma yükümlülüğünün bulunduğu, tarafına verilen bilgiler uyarınca davalının, gemi teminini dahi gerçekleştirmediği, bunun ani bir edim olduğu hususunda kuşku bulunmadığı, dolayısıyla, davacının sözleşmeleri sona erdirmesi geleceğe yönelik bir “fesih "değil, geçmişe yönelik bir “dönme ”olarak değerlendirilebileceği, TTK'nın 1246. maddesinde her ne kadar “bütün alacaklar” ifadesi kullanılmışsa da, söz konusu edilenin sözleşmeden doğan alacaklar olduğu, oysa sözleşmeden dönme halinde, sözleşme hiç kurulmamış varsayıldığı için, talep edilen alacak sözleşmeden doğan bir alacak değil, kanunun açık düzenlemesinden doğan bir alacak olarak kabul edilebileceği, bu tip bir alacağın da, genel hükümler uyarınca 10 yıllık zamanaşımına tabi olması gerektiğine dair görüş beyan edilmiştir.
Dava; davacı taşıtan ile davalı taşıyan arasında kurulmuş olan navlun sözleşmesi hükümlerine uygun şekilde gemi tahsis edilmemesi nedeniyle ortaya çıktığı iddia olunan zararın tahsili istemine ilişkindir. Davalı vekili cevap dilekçesinde zaman aşımı def'inde bulunmuş olduğundan, uyuşmazlığın esastan incelenmesine geçilmeden önce davanın zaman aşımı süresi içerisinde açılıp açılmadığı değerlendirilmelidir. Davacı taraf uygulanacak zaman aşımı süresinin TBK' da düzenlenen on yıllık genel zamanaşımı süresi olduğunu iddia ederken, davalı vekili ise davanın navlun sözleşmesinden kaynaklanması nedeni ile TTK'nın 1246. Maddesindeki bir yıllık zaman aşımı süresine tabi olduğunu ileri sürmektedir. Dolayısıyla taraflar arasında bu konudaki uyuşmazlık zaman aşımı süresinin hangi yasa hükmüne göre belirleneceğine ilişkindir.
Davacı taraf iddiasında özetle, davalı ... AŞ. ile 01.05.2017 tarihinde Varna/... Limanı'ndan Tekirdağ ve Dilovası Limanlarına Dökme ... Taşıması Sözleşmesi, 01.05.2017 tarihinde Ambalajlı ... Taşıması sözleşmesi imzaladığını, müvekkili şirket tarafından yapılan tüm uyarılara rağmen davalının istenen zaman ve evsafta gemi temin etmediğini, bunu çeşitli gerekçelerle rutin haline getirdiğini, bu durumun ihracatların zamanında gerçekleştirmemesine ve üçüncü şahıslarla olan satım sözleşmelerinin ihlaline sebebiyet verdiğini, müvekkil şirketin 2017 yılı Temmuz, Ağustos ve Eylül dönemi için almayı taahhüt ettiğini, tutarda ... külü alımını, davalının gemi temin edememesi nedeni ile yerine getirememediğini, alımını yapamadığını, 8.476 ton ... külü için tedarikçisi ... ...'ye ceza ödemek durumunda kaldığını ileri sürerek, ödenen ceza bedelinin davalıdan tahsilini talep etmektedir.
Navlun sözleşmelerine ilişkin hükümler TTK'nın 1138 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. TTK'nın 1246. maddesinde “Zamanaşımı” başlığı ile düzenleme yapılarak hükümde; eşyanın hasara, zıyaa uğraması veya geç tesliminden taşıyanın sorumluluğuna dayanan tazminat taleplerine ilişkin TTK m. 1188 hükmü saklı olmak üzere, gemi kira sözleşmeleri ile zaman çarteri sözleşmeleri ve navlun sözleşmelerinden veya konişmentodan veya onun düzenlenmesinden doğan bütün alacakların bir yılda zamanaşımına uğrayacağı , bu sürenin alacağın muaccel olmasıyla başlayacağı" kabul edilmiştir. Ancak hükümde navlun sözleşmesinden doğan taleplerin TTK hükümlerine dayanması gerektiği şartına yer verilmemiştir.
Taşıyana TTK’nın Deniz Ticareti Kitabı’nda düzenlenmemiş hallere dayalı olarak tazminat talebi yöneltilmesi mümkündür. Bu durumda sorumluluk esasları bakımından ilgili genel hükümlerin uygulanacağı muhakkaktır. Bununla birlikte talebin TTK hükümlerine dayanması gerektiği yönünde bir ifadeye yer vermeyen TTK'nın 1246. maddesinin navlun sözleşmesinden doğan her talep bakımından uygulama alanına sahip olduğu açıktır.
TTK m. 1246'da “bütün alacaklar” vurgusu yapılarak, navlun sözleşmesi tahtında ortaya çıkan tüm uyuşmazlıklar için bir düzenleme getirmenin amaçlandığı görülmektedir. Bilirkişi raporlarında da belirtiği üzere bu tür bir yeknesak uygulama, ticari hayatta hukuki güvenliği sağlamak için zorunludur. TTK m. 1246’nın saklı tuttuğu tek hüküm TTK m.1188’dir. Anılan düzenleme de zıya ve hasar için yine 1 yıllık (hak düşürücü süre) belirlenmiştir. Dolayısıyla TTK’nın deniz ticareti sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıkların kısa süre içinde çözülmesini arzu ettiği açıktır.
2017 yılının 3. çeyreğinde yapılan taşımalara ilişkin konişmentolar dosyaya sunulmuş olup, 06.07.2017,14.07.2017, 29.07.2017, 03.08.2017 17.08.2017, 22.08.2017, 04.09.2017ve 18.10.2017 düzenlenme tarihli konişmentolar tahtında ... yükünün taşındığı görülmektedir. Dolayısıyla taraflar arasındaki navlun sözleşmesinin uygulandığı sabittir. Daha sonra davacının ... Noterliği aracılığıyla davalıya gönderdiği 12.10.2017 tarihli ihtarname ile; "süresinde ödenen navlunların armatörlere aktarılmaması, süresinde gemi belirlenmemesi nedeniyle ticari itibarının zedelendiğini" gerekçe göstererek sözleşmeyi fesih ettiği görülmektedir. Dolayısıyla feshin sözleşmeye aykırılık olgularına dayandırıldığı belirlidir. Dava dosyasında talep edilen tazminat talebi sözleşmeye aykırılık hukuki nedenine dayanmaktadır. Bu nedenle taraflar arasındaki taşıma ilişkisinde sözleşmeden dönülmesi yada sözleşmenin uygulanmaması söz konusu değildir.
Sözleşmeye aykırılık halinde, her sözleşme için (özel bir düzenleme olmadıkça) BK m. 112 uygulama alanı bulabilir. Bu madde zamanaşımını düzenlememektedir. Navlun sözleşmesinde borca aykırılıkta, TBK'nın 112. maddesi, sözleşmesel sorumlulukta kusurun ispatı ve zararın hesaplanması gibi konularda devreye girecektir. TBK'nın 112. maddesinin sorumluluğun temeli olması, TTK m. 1246’nın açıkça “navlun sözleşmesinden doğan bütün alacaklar bir yılda zamanaşımına uğrar” şeklindeki düzenlemesini değiştirmeyecektir. Açıklanan nedenlerle dava konusu uyuşmazlık açısından uygulanması gereken zamanaşamı süresi TTK'nın 1246. Maddesine göre bir yıl olup bu süre alacağın muaccel olmasıyla başlayacaktır.
Davaya konu edilen ve dava dışı satıcı ... ’a yapılan ödemeleri ispatlayan dekontların 03.01.2018, 21.12.2017 ve 25.01.2018 tarihli olduğu görülmektedir. Söz konusu ödemelerin yapılmasından sonra kar kaybı şeklinde zarar doğduğundan, zamanaşımı bu andan itibaren başlayacaktır. Davacı 12.10.2017 tarihli ihtarname ile sözleşmeyi feshettiğini ve zararlarının tazminini talep ettiklerini bildirmiş olsada, söz konusu ihtarda tazminatın talep edileceğinin ifade edilmiş olması zamanaşımını kesen bir sebep değildir. Dava 19.04.2019 tarihinde açılmış olduğundan dava konusu tazminat talebi TTK m. 1246'ya göre dava tarihi itibariyle zamanaşımına uğramış olmakla, bu kanaat ışığında davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM/Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1-Davanın zamanaşımı nedeniyle REDDİNE,
2- Peşin alınan 16.964.94 TL harçtan, karar harcı olan 80,70 TL'nin mahsubu ile fazla alınan 16.884,24 TL'nin kesinleşmeye müteakip talep halinde davacıya iadesine,
3- Davalı vekil ile temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince tayin olunan 66.720,42 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Tarafların dava şartı olan Arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, Arabuluculuk son tutanağından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 1.320,00.-TL Arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
6-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu ... Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.06/04/2022
Başkan ... Üye ... Üye ... Üye ...
e-imzalıdır. e-imzalıdır. e-imzalıdır. e-imzalıdır.