T.C.
İSTANBUL
17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
(DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)
ESAS NO:2019/199 Esas
KARAR NO:2022/554
DAVA:Alacak (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:24/10/2017
KARAR TARİHİ:28/09/2022
Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı arasında 01.05.2017 tarihli "Gemi ile Ambalajlı Soda Taşıması Sözleşmesi" ile "Gemi ile Varna ... Limanından Tekirdağ ve Dilovası Limanlarına Dökme Soda Taşıma Sözleşmesi" olmak üzre iki adet sözleşme akdedildiğini, taraflar arasında yaklaşık 9 yıl önce ticari ilişkinin başladığını, yenilenen 01.05.2017 tarihli sözleşmeler kapsamında devam ettiğini, davalı ....Noterliğinin 13.10.2017 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesini gönderdiğini talep edilen zaman ve esvafta gemi temin edilmemesi gerekçeleri ile sözleşmeleri tek taraflı olarak fesih ettiğini, sözleşme teminatının cezai şart olarak irat kaydedileceği ile doğduğunu ve doğacak zararların tahsil edileceğini müvekkile bildirildiğini, davalının göndermiş olduğu bu ihtarnameye karşı ... 37. Noterliğinin 20.10.2017 ve ... sayılı ihtarnamesi gönderildiğini, sözleşmenin feshinin haksız olduğunu, haksız fesih nedeni ile müvekkil şirketin uğramış olduğu ve uğrayacağı zararları talep haklarının saklı tuttuklarının davalıya bildirildiğini, cevap ihtarnamesi içeriğinde genel olarak da yer aldığı davalının 13.10.2017 tarihli ihtarnamesi ile feshe dayanak yaptığı gerekçeler yerinde olmadığı gibi fesihin de haklı olmadığını, davalı tarafın sözleşmeyi haksız olarak fesih ettiğini, her şeyden önce fesih ihbarından önce feshe gerekçe yapılan edimler veya akde aykırılıklar konusunda müvekkili temerrüde düşürülmediğini, akde aykırılığın giderilmesi için süre verilmediğini, konu ile ilgili TBK 117,123,125 maddelerinde akde aykırılık nedeni ile davalının sözleşmenin fesih hakkını kullanabilmesi için, borcun muaccel olması, muaccel borcun ifası için süre vermesi ve verilen süre içinde borcun ifa edilmediğini veya akde aykırılığın giderilmemiş olması gerektiğini, TBK'nun söz konusu maddeleri yanında yapılan sözleşmelerin 13.6 maddesi ile de akde aykırılık halinde sözleşmenin feshinde nasıl bir yol takip edileceği düzenlendiğine aykırı olduğunu, sözleşmenin 13.6 maddesine göre davalının fesih edebilmesi veya kati teminatı nakde çevirebilmesi için, öncelikle yazılı ihbar yolu ile akde aykırılığın bildirilmesi akde aykırılığın giderilmesi için süre vermiş olması ve verilen süre içinde akde aykırılığın giderilmemiş olması gerektiğini, davalının fesih ihtarnamesinde feshe dayanak yapmış olduğu hususlarla ilgili olarak herhangi bir bildirimde bulunmadığını ve doğrudan sözleşmeyi tek taraflı olarak fesih edildiğinin bildirdiğini, feshin hem yasal hemde sözleşme hükümlerine göre haksız ve usulsüz olduğunu, sözleşmelerin 12.maddesinde cezai şartlar düzenlenmesinin yapıldığını, dava konusu sözleşmelerin ifasına yönelik olarak kiralamaları yapılan ve taşımalarda kullanılan hiçbir gemi armatörü veya acentesine müvekkilin ödenmemiş bir borcunun mevcut olmadığını, davalının yapmış olduğu feshin haksız olduğunu, taraflar arasında sözleşme ilişkisi süresince son dönemlerde bir takım sorunlar yaşandığını, ancak bu sorunların davalının sözleşmeye uygun davranmaması ve taahhütlerine riayet etmemiş olmasından kaynaklandığını, davalının uyarılara rağmen bu konuda bir çözüm üretmediğini, buna bağlı olarak bir sonraki gemi ihtiyacının karşılanması için piyasadan talepte bulunulduğunda müvekkil normal olmayan navlun talepleri ile karşı karşıya kaldığını, davanın sözleşmelerdeki 15.5 madde ile Uyuşmazlık halinde İstanbul Anadolu Mahkemelerinin yetkili olacağına yönelik yetki düzenlenmesi gözetilerek İstanbul 17.Asliye Ticaret Mahkemesinde açılma zorunluluğunun hasıl olduğunu, davalının fesih ettiğinin bildirdiği sözleşmelerin teminatı olarak müvekkil tarafından davalıya 3 adet teminat mektubu verildiğini, davalı tarafça sözleşme teminatı olarak aldığı mektupları ceza-i şart olarak irat kaydedeceğinin bildirdiğini, teminat mektuplarının nakde çevrildiği taktirde müvekkilinin ödeme güçlüğü içine düşeceğini, teminat mektuplarının dava sonuna kadar tedbir kararı verilmesinin hasıl olduğunu, beyan etmekle sözleşme teminatı mektuplarının dava sonuna kadar nakde çevrilmemesine yönelik tedbir kararı verilmesini, davanın kabulünü, davacının ....Noterliğinin 13.10.2017 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile yapmış olduğu feshin haksız olduğunun tespitini, teminat mektuplarının müvekkile iadesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Taraflar arasında sözleşmelere uygun şekilde davacının zamanında ve gereken nitelikte gemi sağlanmaması sebebiyle zor durumda kalındığını ve ihracatlarının gecikerek ticari itibarının zedelendiğini sözleşmelerinin 15.4 maddeleri gereğince sözleşmelerin tek taraflı feshedildiğini ve teminatların irat kaydedileceğinin bildirildiğini, davanın haksız olduğu Varna/... limanında Tekirdağ ve Dilovası limanlarında yapılacak taşıma için taşıma programı ve gemi temini talebi için davacıya elektronik posta gönderildiğini daha sonra revize gemi talebi için yeni bir elektronik posta gönderildiğini ancak davacı tarafça bu mesajlara yanıt verilmediğini bunun üzerine hatırlatma postaları gönderildiğini ve davacının hatırlatma postaları üzerine 10.07.2017 tarihinde yanıt vererek tahliye ile ilgili sorunlar olması sebebiyle gemi bulunmadığının bildirdiği kendisinin aynı gün davacıya yanıt vererek bunun bir gerekçe olmadığını ilettiğini ve gemi temini talep ettiğini, aksi halde kendisinin davacı adına gemi tutacağını bildirdiği benzer bir durumun Eylül 2017 tarihli soda taşıması bakımından da yaşandığı bu taşıma için davacı tarafça gemi tutulmaması sonucunda kendisi tarafından davacının nam ve hesabına gemi tutulduğunu ve durumun davacıya bildirildiğini ... ... taşıması için de davacınınn elektronik posta yazışmaları yoluyla yapılan talep ve güncellemelere rağmen gemi temin edemediğini bu taşıma bakımından da davacının nam ve hesabına gemi temin edildiğini ve kendisien bildirildiği aynı durumun Ekim 2017 'de gerçekleşen taşımada da söz konusu olduğunu, Ekim 2017 tarihli ... taşıması için de davacı ile iletişime geçildiğini davacıya bildirilen gemi temin tarihinin davacı tarafından kabul edilmediğini ve davacının gemi temin edilmemesi sebebiyle uğranılan prestij kaybı hususunda uyarıldığını TBK m 117 gereğince davacının temerrüdünün gerçekleşmiş olduğunun taraflar arasındaki sözleşmenin 10.2 hükmü gereğince sevkiyatların davalı tarafından davacıya bildirileceğinin ve belirlenen günde gemi temin edilememesi halinde davacının temerrüde düşmüş olacağının kabul edildiğini TBK m.124/1 gereğince fesih süresinin verilmesine lüzum bulunmadığını, davacının taşıma programlarına uymadığının açık olduğunu ve ihtara lüzum olmaksızın temerrüde düştüğünü, taşımaların belirlenen tarihlerde yapılmasının esaslı nitelik taşıdığını ve başka bir tarihte yapılmasında davalının yararının bulunmadığını bu nedenlerle taraflar arasındaki sözleşmelerin süre verilmeksizin feshedilmesinin mümkün olduğunu taraflar arasındaki sözleşmenin 15.4 hükmü gereğince davalının sözleşmeleri fesih hakkının doğduğunu ve yine aynı hüküm gereğince teminat mektuplarının nakde çevrilmesi için mahkemenin kararına ihtiyaç bulunmadığını teminat mektuplarının sözleşmenin kısmen veya tamamen yerine getirilmemesi halinde ilk yazılı talepte paraya çevrilecek nitelikte olduğunun sözleşmelerde öncelikle cezai şart uygulanıp ardından sözleşmenin feshedilebileceğine dair bir hüküm bulunmadığını bu sebeple sözleşmelerin 12.maddesinin tatbikinin mümkün olmadığını davalıdan kaynaklanan sorunların giderilmemiş olması sebebiyle mevcut durumun ortaya çıktığı yönündeki davacı iddialarının yerinde olmadığının savunmasında bulunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava; Taraflar arasındaki taşıma sözleşmesinin davalı tarafından feshinin haksız olduğunun tespiti ile sözleşme gereğince verilen teminat mektubunun iadesi istemine ilişkin olmakla uyuşmazlığın; fesih ihtarnamesinde ileri sürülen fesih gerekçelerinin gerçekleşip gerçekleşmediği buna göre davalının sözleşmeyi feshinin haklı hukuki nedenlere dayanıp dayanmadığı hususlarında toplandığı anlaşılmıştır.
Dava konusu uyuşmazlık davacı taşıyan ile davalı taşıtan arasında akdedilen 01/05/2017 tarihli iki ayrı sözleşmenin davalı yanca feshedilmesine ilişkin olup, taraflar arasındaki sözleşmeler gemi ile ambalajlı soda ataşıma sözleşmesi ile gemi ile dökme soda taşıma sözleşmeleridir. Davacı konu sözleşmelerde taşıtan davalı yan ise taşıyan konumundadır. Sözleşmelerde taşınacak yükün, yükleme ve boşaltma limanlarının değişik olması ve ödenecek ücretler ile bazı küçük farklar dışında hükümler bağlamında bir farklılık bulunmamaktadır. Sözleşmenin 3.maddesine göre, sözleşme 1 yıllık olup 01/05/2018 tarihinde sona erecektir. Ancak taraf vekillerinin beyanlarından anlaşıldığı hali ile taraflar arasındaki ilişki yaklaşık 9 senedir devam etmekte olup 01/05/2017 olan fesih tarihine kadar sözleşmelerin yenilendiği ve ilişkinin yenilenen sözleşmeler kapsamında devam ettiği anlaşılmaktadır.
Davalı taşıtan tarafından 13/10/2017 tarihli .... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile tüm uyarılara rağmen istenen zaman ve evsafta gemi temin edilmemesi ve ödemesi davacıya yapılan navlunların zamanında ilgili gemi armatörlerine veya acentelerine ödenmemesinin davalıyı zor durumda bırakması ve itibarının zedelenmesine yol açtığı gerekçeleri ile sözleşmeleri 15/4 madde hükmüne dayanarak ifa için süre tayin etmeksizin doğudan sözleşmenin feshedildiği anlaşılmıştır. Sözleşmelerin 15/4 maddesi;
" Taşıyanın iş bu sözleşmeye aykırı hareketi sözleşmenin ihlali niteliğinde olup taşıtan böyle bir halde sözleşmeyi tek taraflı feshe yetkili olduğu gibi taşıyanın teminatını nakde çevirerek irat kaydeder. Taşıtan ayrıca sözleşmenin feshi sebebi ile oluşabilecek fiyat farkı ve sair zararların taşıyandan talep eder" şeklinde düzenlemiştir.
Davalının sözleşmeyi feshi iki sebebe dayanmakta olup bunlardan ilki tüm uyarılara rağmen istenen zaman ve evsafta gemi temin edilmemesi, ikincisi ise ödemesi davacıya yapılan navlunların zamanında ilgili gemi armatörlerine veya acentelerine ödenmemesinin davalıyı zor durumda bırakması ve itibarının zedelenmesine yol açmasıdır. Davalı vekilince dosyaya davacıya yapılan navlunların zamanında ilgili gemi armatörlerine veya acentelerine ödenmemesi iddiası bakımından somut ve hükme esas alınabilir deliller sunulmamış olduğundan, bu iddia bakımından sözleşmenin haklı feshi sebeplerinin oluştuğu yönünde mahkemede kanaat uyanmamıştır. Bu durumda diğer fesih nedeni olan istenen zaman ve evsafta gemi temin etme yükümlülüğünün yerine getirilip getirilmediği saptanmalıdır.
Davalı vekilince cevap dilekçesinde; TBK 117/2 maddesi " Borcun ifa edileceği gün birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirilde bulunmak sureti ile belirlenmişse bugünün geçmesiyle. .... borçlu temerrüde deşmeş sayılır" hükmü ile taraflar arasındaki sözleşmenin 10/2 maddesindeki sevkiyat detaylarının davalı taşıtan tarafından davacı taşıyana bildirileceğinin öngörülmüş olması gerekçeleri ile başkaca bir ihtara gerek olmaksızın davacının temerrüde düşürüldüğü savunulmuştur. Ayrıca davalı tarafça TBK 124 maddesi düzenlemesi kapsamında borçlunun içinde bulunduğu durumdan veya tutumundan süre verilmesinin etkisiz olacağı anlaşılıyorsa, TBK 124/2 gereği borcun ifasının alacaklı için bir yararının kalmaması ve TBK 124/3 gereği ifanın alacaklı belirli bir zamanda veya belirli bir süre içinde gerçekleşmemesi üzerine ifanın artık kabul edilmeyeceği sözleşmeden anlaşılıyorsa sözleşmenin feshi için süre verilmesine gerek bulunmadığı da ileri sürülmüştür.
Davacı vekili ise buna karşılık olarak, sözleşmenin 7. maddesi ile hüküm altına alınan hali ile taahhüt edilen süre ve miktarlarda tahliye hız ve mitarına uyulmamasından kaynaklı olarak gemi temininde gecikmeler yaşandığı ileri sürülmüştür.
Dosyaya taraf vekillerince sunulan e-posta yazışmaları incelenmiş olup, davaya konu olan sözleşmenin feshine dayanak olarak taraflar arasında aşağıdaki yazışmaların yapılmış olduğu anlaşılmıştır.
14 Temmuz 2017 tarihli postada davalı taşıtan davacı taşıyana, taşıyan tarafından belirlenen geminin önceki seferlerinde taşımış olduğu yük sebebiyle taşımaya uygun olmadığını ve bu hususun sözleşmede hüküm altına alınan esaslara göre geminin reddedilmesini haklı kıldığını bildirerek yeni bir gemi belirlenmesini talep etmiştir. Ancak bu konuda davacı vekilince dosyaya sunulan yazışmalar ile ... 37. Noterliği 31/07/2017 tarihli ... yevmiye numralı ihtarnamesi incelendiğinde, davacı tarafça temin edilen geminin davalı yanca kabul edilmediği görülmüş olmakla davalının gemiyi reddetmesinin ise red gerekçelerine göre yerinde olmadığı zira temin edilen geminin sözleşme hükümlerine göre taşınan son beş yüke ilişkin istenilen kriterleri karşıladığı anlaşılmıştır.
18 Temmuz 2017, 20 Temmuz 2017, 27 Temmuz 2017 tarihli elektronik postalarla da gemi belirlenmesinde yaşanan aksaklıklara ilişkin hususların görüşüldüğü, bazı gemilerin belirlenmemesi sebebiyle bekleme sürelerinin değiştirildiği ve cam fabrikalarının stoklarında riskli bir sürece girildiğinin taşıyana haber verildiği görülmektedir.
9 Ağustos 2017 tarihinde taşıtanın taşıyana 07-08.08 tarihiyle talep edilen dökme yük için gemi belirlenmemiş olması sebebiyle, 09.08.2017 tarihi 13.00'e kadar gemi belirlenmezse bizzat gemi tutmak için işlemlere başlanacağını bildirdiği görülmektedir. Aynı husus 10 Ağustos 2017 tarihli elektronik postada verilen süre yenilenerek tekrarlanmıştır. Aynı tarihli ve birkaç saat öncesinde gönderilen elektronik postada da davalıya 07-08.08 yükleme tarihi kaçırıldığı için Ağustos ayında talep edilen yeni yükleme tarihleri bildirilmiştir.
14 Eylül2017 tarihli elektronik postada taşıtan tarafından 05 Eylül tarihinde 15-16 Eylül yükleme tarihli gemi belirlenmesi talep edilmiş olmasına rağmen geminin belirlenmediği ve 15 Eylül tarihine kadar bu durumun devam etmesi halinde taşıyanın nam ve hesabına gemi tutulacağı taşıyana bildirilmiştir.
27 Eylül 2017 tarihli postada ise 28/30 Eylül yüklemeli talep edilen taşıma için gemi belirlenmemesi sebebiyle 28 Eylül'e kadar gemi belirlenmezse taşıyan nam ve hesabına taşıtan tarafından gemi belirleneceği bildirilmiştir. 10 Ekim 2017 tarihli elektronik postada davalı taşıtan taşıyandan daha önce talep ettiği gemi belirlemesinin 12 Ekim tarihine kadar yapılmaması halinde taşıyanın nam ve hesabına gemi tutulacağını bildirmiştir. Bu postanın ardından yapılan yazışmalarda belirlenebilecek geminin yükleme tarihinin geç olması sebebiyle taraflar arasında uyuşmazlık yaşandığı, taşıyan tarafından belirlenebilen geminin yükleme tarihinin geç olması sebebiyle ek depo maliyetlerinin doğacağının taşıyana bildirildiği, gemi belirlemelerinde yaşanan olumsuzların taşıtanın prestijini olumsuz etkilediğinin de iletildiği, uygun geminin belirlenmesi için 16 Ekim'e kadar süre verildiği ve aksi halde taşıyanın nam ve hesabına taşıtan tarafından gemi tutulacağının da iletildiği görülmektedir.
20 Eylül 2017 tarihli yazışmada davalı taşıtan “... Limanı Sözleşmesi”ne göre gemi belirlenmemiş olduğu için kendisi tarafından taşıyan nam ve hesabına gemi tutulmuş olduğunu ve tüm masrafların taşıyana rücu edileceğini taşıyana bildirmiştir. 21 Eylül 2017 tarihli postada ise taşıtan “Varna/Dilovası Sözleşmesi”ne göre taşıyan tarafından gemi belirlenmemiş olması sebebiyle başka bir firmadan taşıyanın nam ve hesabına gemi tutulmuş olduğunu ve masrafların taşıyana rücu edileceğini taşıyana iletmiştir.
Geç tahliye sebebiyle gemi belirlenmesinde güçlük yaşandığı hususu, davacı tarafından davalıya ilk olarak 25.04.2017 tarihli e posta ile bildirilmiş, ardından 10.07.2017 tarihli e posta ile tahliyelerdeki gecikme sebebi ile donatanların kendileri ile çalışmak istemedikleri davalıya iletilmiştir. 13 Eylül 2017 tarihli elektronik postada da, taşıyan tarafından taşıtana bu husus bildirilmiş ve bu hususun çözülmesi için toplantı da talep edilmiştir. Kaldı ki dosyada dinlenen tanık beyanlarından anlaşıldığı hali ile taraflar arasında tahliyelerde yaşanan gecikmeler nedeni ile toplantı gerçekleştirildiği bunun akabinde ise davalı yanca davacıya gönderilen 4 Ekim 2017 tarihli e posta ile tahliye limanının değiştirildiğinin bildirildiği görülmüştür. Ayrıca davacı vekilince dosyaya 20/12/2017 tarihli beyan dilekçesi ekinde sunulan 2017 yılı Mayıs-Eylül ayları arasında gerçekleştirilen 8 ayrı taşımaya ilişkin tahliye raporları incelendiğinde, davalı taşıtan tarafından taraflar arasındaki sözleşmenin 7. Maddesinde düzenlenen hız ve miktarlarda tahliyenin gerçekleştirilmediği anlaşılmıştır. Kaldı ki davalı vekilince dosyaya sunulan 11/01/2018 tarihli beyan dilekçesinde tahliyelerde yaşanan gecikmeler nedeni ile armatörlere demuraj bedellerinin ödendiği savunulmakla, tahliyelerde yaşanan gecikmeler kabul edilmiştir.
Bunlara göre, davalı taşıtanın gemi temini taleplerine ilişkin olarak davacı yanca gemi temin edilemediği durumlar bulunduğu, bu durumda ise taraflar arasındaki sözleşmenin 12/3 maddesi gereği davalı taşıtan tarafından davacı taşıyan nam ve hesabına gemi bağlantısı kurulduğu ve oluşan navlun farkının davacı taşıyana rücu edildiği uyuşmazlık konusu değildir. Bu noktada tespiti gereken husus ise, gemi temininde yaşanan gecikmelerin neden kaynaklandığı ile bu durumun davalıya sözleşmeyi derhal feshi hakkı verip vermediğidir.
Davalı vekilinin savunmaları yukarıda açıklandığı hali ile TBK 117 maddesi ile TBK 124 maddesine dayanmaktadır. Duruşmada dinlenen tanıkların beyanları ile yukarıda açıklanan elektonik posta yazışmalarının içerikleri birlikte değerlendirildiğinde, davalı taşıtan tarafından sözleşmede öngörülen hız ve sürelerde tahliyelerin gerçekleştirilmemesi, tahliye işlemlerin yaşanan uzun gecikmeler nedeniyle armatörlerin yeni seferler bakımından taşıma yapmaya yanaşmaması kaynaklı olarak davacı taşıtan tarafından gemi temin edilemediği dosya kapsamına göre sabit hale gelmiştir. Bu durumda sözleşme hükümlerine esasen ilk olarak uymayarak davacı taşıyanın sözleşme hükümlerini uygulama noktasında sıkıntı yaşamasına sebep olan esas unsur davalı taşıtan nezdinde gerçekleşmiştir. Bununla birlikte davalı taşıyanın kendi faaliyet alanında meydana gelen aksaklıklar ile ilgili olarak davacı taşıtanın toplantı talebini kabul ettiği tanık beyanları ile sabit olup akabinde davaya konu sözleşmenin feshinden yaklaşık olarak 9 gün önce tahliye limanını değiştirerek taraflar arasındaki sözleşmenin ayakta tutulmasına yönelik iradesini ortaya koyduğu anlaşılmaktadır. Bu aşamadan sonra da 9-13 Ekim 2017 tarihleri arasında yapılan yazışmalara göre davacı taşıtan tarafından temin edilen gemiler davalı taşıyan tarafından kabul edildiği ancak geminin davacı taşıtanın talep ettiği tarihten daha geç bir tarihte hazır bulunacağının davacı taşıtan tarafından bildirilmesi üzerine, davalı taşıtanın davacıya 13 Ekim 2017 16.38 tarihli e postası ile 16 Ekim tarihine kadar yeni gemi teminine ilişkin süre verdiği ancak bu süreyi beklemeden aynı tarihte sözleşmeyi feshettiğini bildirdiği görülmektedir. Bu şekilde tahliye limanı değişikliği sonrası henüz davacı taşıyan tarafından belirtilen yeni tahliye limanına herhangi bir taşıma ve tahliye gerçekleşmeden ve davalı taşıyan tarafından davacıya verilen yeni termin tarihi de beklenmeden sözleşmenin feshedildiği anlaşılmaktadır. Buna göre davalı vekilinin TBK 124 maddesi kapsamında, zaman unsurunun sözleşmenin esasını teşkil ettiği ve taşımanın ifasında müvekkili bakımından bir yararının kalmadığı ve ifanın artık kabul edilemeyeceği savunmasına itibar edilmesi mümkün gözükmemektedir. Zira davalı taşıtan 13 ekim 2017 tarihli e postası ile sözleşmeyi ayakta tutmaya ilişkin iradesini davacı taşıyana yeni bir termin vererek ortaya koymuş durumdadır. Ayrıca davacı taşıyan tarafından temin edilen ... gemisi ile, sözleşmenin 13/10/2017 tarihinde feshi sonrasında, 14/10/2017tarihinde Varna Limanı'nda hazır bulunduğu ve 18/10/2017 tarihinde ise davalı taşıyana ait yükler ile Varna Limanı'ndan ayrıldığı, davacı tarafından organize edilen gemi ile davalı yüklerinin taşımasının yapıldığı da dosyaya sunulan belgelerden anlaşılmaktadır. Buna göre sözleşme hükümlerinin davacı taşıyan tarafından ihlali neticesinde sözleşmeye devamın davalı taşıtan nezdinde çekilmez hale geldiğinden bahsetmek mümkün değildir. Bu kapsamda davalı vekilinin savunmalarının aksine TBK 124 maddesi gereği, davacı taşıyana süre verilmesini gerektirmeyen hiç bir durumun uyuşmazlık bakımından oluşmadığı mahkemece kabul edilmiştir. Öte yandan TBK 117 maddesi kapsamında, davacı taşıyana gemi temini için 16 Ekim tarihine kadar süre verilmiş iken bu süre beklenmeden yapılan feshin hukuken haklı bir fesih olmadığı da mahkemece kabul edilmiştir. Her ne kadar dosyada alınan bilirkişi raporlarında, davacı taşıyanın gemi temininde gecikmesi nedeni ile davalının sözleşmeyi feshinin haklı olduğu yönünde kanaat bildirilmişse de , bilirkişiler tarafından, davalı taşıtanın tahliyeye ilişkin sözleşme hükümlerine uymamasına dair davacı beyanları, davalı taşıyanın fesih tarihi olan 13/10/2017 tarihli e postaları ile fesih sonrası gerçekleştirilen taşımaya ilişkin belgelerin, kanaatlerine esas olmak üzere irdelenmediği görülmekle bilirkişi raporunda belirtilen nihai kanaat mahkememizce benimsenmemiştir.
Açıklanan tüm bu nedenlerle, davalı taşıtan tarafından TBK hükümleri gereğince davacının temerrüde düşürülmesi için gerekli ihtarlar ve süreler verilmeden sözleşmenin fesih edilmiş olması, ileri sürülen fesih nedenlerinin gerçekleşmediği kanaatine varılması nedeniyle, bu kanaat ışığında yapılan feshin haksız olduğunun kabulü ile, davacı tarafından davalıya verilen ... Bankası ... ... Şubesi'nin 14/07/2017 tarihli ...-... nolu 71.750,00 USD bedelli, ... ... ... Şubesi'nin 28/04/2017 tarihli ... nolu 58.087,80 USD bedelli, ... ... ... Şubesi'nin 12/07/2017 tarihli ... nolu 60.000,00 USD bedelli teminat mektuplarının davacıya iadesine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM/Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1-Davanın KABULÜ ile davalının dava konusu sözleşmeyi feshinin haksız olduğunun tespitine,
2-Dava konusu ... Bankası ... ... Şubesi'nin 14/07/2017 tarihli ...-... nolu 71.750,00 USD bedelli, ... ... ... Şubesi'nin 28/04/2017 tarihli ... nolu 58.087,80 USD bedelli, ... ... ... Şubesi'nin 12/07/2017 tarihli ... nolu 60.000,00 USD bedelli teminat mektuplarının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harç Tarifesi gereğince tayin olunan 60.580,46 TL karar harcından 11.903,17 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 48.677,29 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına,
4-Davacı taraf vekil ile temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin olunan 78.670,93 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama gideri olan 11.939,17 TL ilk harç, 147,20 TL posta gideri ile 18.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 30.586,37 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Taraflarca yatırılan gider avansı bakiyesinin karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 28/09/2022
Başkan ... ✍e-imzalıdır.
Üye ... ✍e-imzalıdır.
Üye ... ✍e-imzalıdır.
Katip ... ✍e-imzalıdır.