T.C.
İSTANBUL
17. ASLİYE TİCARETMAHKEMESİ
(DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)
ESAS NO:2020/155 Esas
KARAR NO :2026/238
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ:12/05/2020
KARAR TARİHİ:20/05/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...’ın fizyoterapist mesleği ile iştigal etmekte olup kendi işyerini kurmak için çalışmalarda bulunduğu ve seyahat ettiği ... ili dönüşünde 15.05.2018 tarihinde yolcusu olduğu "... ...” isimli davalı ... San. ve Tic, A.Ş.’ye ait diğer davalı ... ... kaptanlığındaki gemi ...'dan İstanbul'a seyir halinde iken ... iskelesine yanaşma manevrası esnasında sahile sert bir şekilde çarparak yanaştığını, bu esnada müvekkili ile birlikte gemi içerisinde bulunan onlarca kişi bu sarsıntıdan dolayı yaralandığını, kaza yapan gemi kaptanı davalı ... ... olup, diğer davalı sigorta şirketi tarafından dava konusu gemi kazası nedeniyle açığa çıkacak maddi ve manevi tazminatlar sigorta poliçesi ile güvence altına alındığını, 15.05.2018 tarihli "Kaptan Raporu” nda "75.05.2018 tarihinde ... iskelesine yanaşma manevrası esnasında gemiyi sahile paralel hale getirirken, geminin aniden atalet kazanması sebebiyle 14:50'de sahile sert şekilde yanaşıldığını, gemi daha sonra emniyetli bir şekilde iskele taraftan sahile yanaştırılıp kapak verildiğini, hemen araç ve yolcu tahliyesine başlanıp yaralı yolculara müdahale edildiğini, 15:25'te yaralı yolcuların tahliyesi bitmiştir denildiği ve da yolcuların yaralandığı ve yaralı yolculara müdahale edildiği rapor edildiğini, söz Konusu kaza sonrasında müvekkilinin olay yerine gelen ambulansla ... üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne sevk edildiğini, bu hastanede “Adli vaka bilgi formu” düzenlenmiş olup olayın meydana geldiği yer olarak ... vapur iskelesi-vapur içi olarak belirtildiğini, adli muayene raporundan da anlaşılacağı üzere sağ kol dirseğinde parçalı kırıklar ve sol elde kırık olduğu tespit edildiği, sağ dirsek ve sağ dize pansuman yapıldığı ve sol bilek alçıya alındığını, sağ dirsek parçalı kırık nedeniyle ameliyat edilmesi bu hastanede önerildiği ancak müvekkilinin İstanbul'da kendisine bakılacak kimse olmaması nedeniyle ameliyat tedavisi için ...'a gitmeyi tercih ettiği, bu nedenle ilk tedavisinin bu şekilde yapıldığını, olay nedeniyle davalı kaptan ve sorumlular aleyhine İstanbul Anadolu ... Ceza Mahkemesi'nin 2019/... esas sayılı ceza davası açıldığını, müvekkilinin ... iline döndükten sonra ... Hastanesinde sağ kol dirseğinden ameliyat olduğunu, buradaki ameliyat ve tedavileri için 19.05.2018 tarihli faturadan anlaşılacağı üzere 1.000.00 TL ödeme yaptığını, müvekkilinin ... Hastanesinde alçıya alınan sol eli yaklaşık 3 ay boyunca alçıda kaldığını, ... Hastanesinde alçıya alınan sağ dirseği de yaklaşık 3 ay boyunca alçıda kaldığını, basit ve zaruri fiziki ihtiyaçlarını desteksiz ve yardımsız yerine getiremediğini, ... ilinde açmak istediği işyeri ile ilgili işlemler yarıda kaldığını ve sürecin uzaması nedeniyle müvekkilinin zorunlu olarak memleketi ...'a yerleşmek zorunda kaldığını, her ne kadar müvekkili tedavi olmuş ise de dizindeki ağrılar halen devam etmekte ve dizini tam bükememekte ve dizinin üstüne oturamadığını, müvekkili tarafından ... İl Sağlık Müdürlüğü ... ... Eğitim ve Araştırma Hastanesinden 27/08/2018 tarihli sağlık kurulu raporu alındığını, rapora göre sağ dirsek fleksilyonu 30 derece, sağ dirsek ekstansiyonu 10 derece, sol el bilek ekstansiyonu 20 derece kısıtlı, sol el bilek fleksiyonu 70 derece kısıtlı olduğunun tespit edildiğini, trafik kazası yönetmeliğine göre özür oranının %11 olarak tespit edildiğini, müvekkilinin fizyoterapist olup, SGK Hizmet döküm cetvelinde yer alan meslek kodu 2264.01 olup meslek kodunun fizyoterapist mesleği olduğu görüldüğünü, fizyoterapistler masa başı iş yapmayıp kendilerine gelen hastaları tedavi etmek amacıyla beden hareketleri ile hastalarıyla birebir etkileşim içinde olup gerekli egzersizleri uygulamak için kas güçlerine ihtiyaç duyduklarını, müvekkilinin kaza sonrası anlatılan uzuvlarında kırıkların olması, kas gücünün büyük kısımda yitirilmiş olması ve oluşan sürekli maluliyet nedeniyle mesleğini yerine getirmekte büyük zorluk yaşadığını, müvekkilinin abisi ...’ın müvekkiline işyeri açmak için 10.000 TL ödeme yaptığının ...Bankası dekontundan görüldüğünü, dekont incelendiğinde işyeri açma için açıklamalı olduğunun görüldüğünü, müvekkilinin kaza öncesi son çalıştığı işyerindeki aylık maaşı brüt 4.684.,00 TL olduğunu, işsiz kaldığı ve %100 malul sayıldığı en az 6 aylık süre içerisinde uğranılan gelir kaybı aylık en az brüt 4.684,00 TL olduğunu, bu nedenle geçici süre iş göremezlik zararının en az 28.104,00 TL olduğunu, geçici iş göremezlik sürecinde brüt asgari ücret tutarında ayrıca bakıcı masraflarının ödenmesi gerektiği yargı içtihatları ile sabit olup, 2018 yılı brüt asgari ücret 2.029,50 TL olup, müvekkilinin tedavisinin sürdüğü ve %100 malul sayıldığı sürede en az 6 aylık bakıcı masrafı 12.177,00 TL olduğunu, uzun süren tedavi sonrasında % 11 maluliyet oranı ile sürekli işgöremezliği bulunduğunu, müvekkilinin uzun süreç nedeniyle ...'a yerleştiğinden Kasım 2018 tarihinde özel bir şirkette kısmi zamanlı olarak çalıştığı, Ağustos 2019 ayında da kendisine ait fizyoterapi merkezi açtığı ve sadece Sağlık Bakanlığı'na hizmet verecek şekilde kurumla özel sözleşme yapmak suretiyle çalışmasına devam ettiğini, bu süreçte aylık geliri 2019 yılında net 7,500,00-TL, 2020 yılında 8,638,50-TL olup sürekli iş göremezlik/maluliyet kazanç kaybı maddi zarar tespitinde dikkate alınması gerektiğini, geçici iş göremezlik zararı olarak %100 malul sayıldığı 6 ay süre içinde en az 28.104 TL olduğunu, geçici işgöremezlik sürecinde zorunlu bakıcı masraflarının yargı içtihatları doğrultusunda 2018 yılı brüt asgari ücret 2.029,50 TL olduğundan müvekkilinin tedavisinin sürdüğü ve %100 malul sayıldığı sürede 6 aylık bakıcı masrafı en az 12.177,00 TL olduğunu, tedavi sürecinde yapmış olduğu muayeneler nedeniyle ödenen ve belgesi temin edilen sağlık masrafları 19.05.2018 tarih ve 1.000-TL fatura, 17.05.2018 tarihli işlem ücret listesi 101,00-TL ve buna dair 21.05.2018 tarihli 89,53TL ve 11,47-TL bedelli faturalar, 05.06.2018 tarihli 20,00-TL bedelli fatura, 09.08.2018 tarihli muhasebe alındısı 200,00-TL, 22.05.2018 tarihli 30,00-TL ve 85,00-TL bedelli fişler, 21.05.2018 tarih ve 54,80-TL fişi, 21.06.2018 tarih ve10,00-TL, 15,00-TL ve 21.07.2018 tarihli 45,00-TL olmak üzere toplam 1.560,80-TL belgesi temine edilen masraflar İle muayene sürecinde taksi ile gidip gelmek zorunda kalması, tedavi için uçakla ...'a dönmesi sonrasında platinlerin çıkarılması ve operasyon için İstanbul'a uçakla gidip dönmesi nedeniyle makul toplam 1.000-TL taksi ve uçak ulaşım yol giderleri olmak üzere tedavi ve yol masrafları 2.560,30-TL olup davalılar tarafından karşılanması gerektiğini, aktif ve pasif dönem yaşam süresine, beden gücü kayıp oranına göre ileride yapılacak bilirkişi incelemesi ile arttırılmak üzere şimdilik kısmi olarak 100,000,00-TL talep ettiklerini beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla maddi tazminat talepleri olarak geçici iş göremezlik kazanç kaybı zararı olarak %100 malul sayıldığı süre için 28.104,00-TL, geçici işgöremezlik sürecinde zorunlu bakıcı masraflarının 6 aylık bakıcı masrafı 12.177,00-TL ile Tedavi sürecinde yapmış olduğu muayeneler nedeniyle ödenen sağlık masrafları 1.560,80-TL ile Muayene sürecinde makul 1.000,00-TL taksi yel giderleri olmak üzere toplam 42.841,80-TL Maddi zararın kaza tarihinden itibaren, sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, maluliyet dolayısıyla sürekli işgöremezlik nedeniyle oluşan kazanç kaybı maddi zararlar nedeniyle ileride yapılacak bilirkişi incelemesi ile arttırılmak üzere şimdilik 100.000 TL maddi tazminat taleplerinin kaza tarihinden itibaren, sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, manevi zararlar dolayısıyla 50.000 TL manevi tazminatın, kaza tarihinden itibaren sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ve vekaletin karşı yana müştereken ve müteselsilen tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili ... Anonim Şirketi “... ...” gemisinin mali mesuliyet sigortacısı olduğunu, davacı tarafın geminin mali mesuliyet sigortacısına doğrudan dava açma hak ve yetkisi bulunmadığını, müvekkilinin iddia konusu deniz taşımasına hiçbir şekilde taraf olmadığını, müvekkilinin, sigortalısı olan gemi donatanının tazminat ödemesi yapmasından önce sigortacıya başvurulması mümkün olmadığını, ... Klüp sigorta poliçelerinde “Pay to be Paid” kuralı olduğunu, sigortalıya yönlendirilmiş tazminat talepleri neticelenmeden sigortacıya başvurulmasının mümkün olmayacağını, ... tarafından ödeme yapılmadan koruma ve tazmin sigortacısı olan müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, müvekkili ... ... Otobüslerinin yıllardır yolcu taşımacılığında hizmet veren bir şirket olduğunu, şirket olarak üzerine düşen bütün yükümlülükler yerine getirilmekte olup yolcuların güvenliği için gerekli bütün önlemler alındığını, davacı tarafından meydana geldiği iddia edilen olayın gerçekleştiği feribotta da yine kaza günü ... İskelesi’ne yanaşma manevrası esnasında, kaptan ... ... tarafından yanaşmaya ilişkin can ve mal güvenliği için gerekli tüm uyarılar ve anonslar yapıldığını, gemi kaptanının ... Deniz Liman Şube Müdürlüğü Suç Önleme ve Soruşturma Büro Amirliği’nde alınan ifadesinde de belirtildiği üzere, ... iskelesine yanaşma manevrasına başlamadan önce yolculara, geminin tüm yanaşma manevrası tamamlanana, kapaklar açılıp araç tahliyesi yapılana dek oturur vaziyette kalmalarına ilişkin anonslar yapıldığını, iskeleye 3-4 metre kala gemi bir anda ileri atalet kazandığını ve buna ilişkin herhangi bir arıza tespit edilemediğini ve geminin baş kısmı iskeleye yasladığını, müvekkili gemi kaptanı ... ...'ın yıllardır ... bünyesinde çalışmakta olan tecrübeli bir kaptan olduğunu, meslek hayatı boyunca hiçbir kazaya karışmamış olması da müvekkili ...’nun çalışan seçiminde dikkat ve özen yükümlüğünü layıkıyla yerine getirdiğinin en önemli kanıtı olup geminin yola, yüke ve sefere elverişli bir gemi olduğunu, yaşanan hadise neticesinde gemi kaptanının alınan ifadesinde de belirtildiği üzere gemiyi iskeleye yaslamadan önce kaptan tarafından yolculara anonslar, ikaz ve uyarılar yapılarak yolcuların can ve mal güvenliğine ilişkin gerekli önlemlerin alındığını, bu uyarılara rağmen davacı yanaşma sırasında ayakta durarak kazanın meydana gelmesine neden olduğunu, davacı tarafından kaptanın talimatlarına uyulmadığı, dolayısıyla davacının kusurlu olduğu ve müvekkili gemi kaptanına atfedilebilecek bir kusur bulunmadığını, müvekkili gemi kaptanı tarafından kanun ve örf adet hukukundan doğan gerekli özen ve dikkat yükümlülüğü eksiksiz bir şekilde yerine getirildiğini, somut olayda işbu zorunluluğun davacı tarafından ihlal edildiğini, kabul anlamına gelmemek kaydı ile hadisenin meydana geldiği feribotta yalnızca kaptanın uyarı ve talimatlarına aykırı hareket ederek yanaşma manevrası bitmeden yerlerinden kalkan yolcular yaralandığını, TTK m 1261 uyarınca da sorumluluk sınırları daraltılmış, denizde taşımaya konu yolcular adına da kanundan doğan dikkat ve özen yükümlülüğü bizzat kanun koyucu tarafından öngörüldüğünden huzurdaki davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, Deniz Araçları Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası genel şartları uyarınca yolcular, taşıma hizmetlerini tanzim için konulmuş usul ve esaslara uymak zorunda olduğunu, kazanın oluşumunda zarar görenin kusuru var ise, bu kusur oranında ödenecek tazminattan indirim yapılabileceğini, bu bağlamda davacı, dava konusu kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu olduğundan kendisine sigorta tarafından ödeme yapılması mümkün olmadığını, davacı tarafından sunulan ... Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 26.08.2018 tarihli 92161512 sayılı sağlık kurulu raporu beklenen iyileşme süresi tamamlanmadan kazadan yaklaşık 2.5 ay sonra tanzim edildiğinden değerlendirmeye alınamayacağını, iş bu nedenleu %11’lik oran kesin oran olmayıp güncel duruma revize edilmesi gerektiğini, kazadan yalnızca 2,5 ay sonra alınan rapor sonucu belirlenen bu oranın ileriki zamanlarda değişeceğini, davacı tarafça dava dilekçesi ile 50.000.-TL manevi tazminat talep edildiğini, davacı tarafça talep edilen işbu manevi tazminat bedeli fahiş olup taraflarınca kabulü mümkün olmadığını beyanla davanın reddine, vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Dava; davacının yolcu olarak bulunduğu deniz otobüsünde meydana gelen kazada yaralanması nedeniyle maddi ve manevi zararlarının davalılardan tahsili istemine ilişkindir. Somut olay,15.05.2018 tarihinde ... Deniz ... San. Ve Tic. A.Ş.'ye ait, Kaptan ... ... kumandasındaki "... ...-1" isimli Arabalı Vapur/Feribotu'nun saat 14:50 sularında ... İskelesi'ne yanaşma manevrası esnasında sert yanaşması sonucu davacı ...'ın düşerek yaralanmasıyla gerçekleşmiştir.
Gemi kaptanı 15.05.2018 tarihinde Suç Önleme ve Soruşturma Büro Amirliği nezdinde alınan ifadesinde; kaptanı olduğu ... ... AŞ'ye ait ... ...- | isimli tekne ile15.05.2018 günü saat 14:00 ...- ... seferini yaptığım esnada seyir esnasında herhangi bir problem yaşanmadığını, ... İskelesi'ne yanaşma manevrası yapmadan önce içeride bulunan yolculara geminin tüm yanaşma manevrası tamamlanana, kapaklar açılıp araç tahliyesi yapılana dek oturur vaziyette kalmalarına ilişkin anonslar yapıldığını, ... İskelesi'ne yanaştığım esnada iskeleye 3- 4 metre kala gemi bir anda ileri yol atalet kazandığını, geminin sert bir şekilde temas edeceğimi anladığı anda yanında bulunan gemi baş mühendisine haber verdiğini, onun tarafından gerekli kontrollerin yapıldığını ancak bir arıza tespit edemediğini, geminin baş kısmını iskeleye sert bir şekilde yasladığını, bu esnada gemicileri yolcuların ve geminin kontrolü için ivedi yönlendirdim. İskelede bulunan personele gerekli bilgilendirmeler yaptığını, ilk kontrolün hemen akabinde yaralanan yolcular için gerekli sağlık ekiplerinin yönlendirilmesi hususunda talepte bulunduğunu, sağlık ekiplerinin müdahalesi ile ayakta tedavisi gerçekleştirilenler ya da hastaneye sevk edilenler olduğunu, beyan etmiştir.
... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 08/04/2021 tarihli duruşmasında ...'ın tanık sıfatıyla alınan beyanında;davacının oğlu olduğunu, kazadan sonra 6 ay evde kendisine baktığını, her türlü ihtiyacını kendisi ve küçük oğlu Kenan'ın karşıladıklarını, bu süre içerisinde çalışmadığını, herhangi bir geliri de olmadığını, kaza nedeni ile iki eli ve sağ ayağının yaralandığını, ihtiyaçlarını tek başına karşılayamadığını, kendi adına ... AVM'nin arkasında tandır üzerine çalışan işyeri olduğunu, bu kaza nedeniyle oğluna bakmak için bu işyerini kapattığını, kaza yapan oğlum ile ilgilenen Kenan ise işyerine abisi ile ilgilendiği için devamlı gidip gelemediği için fazladan işçi çalıştırdığını ifade etmiştir.
... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 08/04/2021 tarihli duruşmasında Kenan İlhan'ın tanık sıfatıyla alınan beyanında; davacı Taner'in abisi olduğunu, kazanın meydana geldiği tarihlerde abisi ile maddi manevi kendisinin ilgilendiğini, annesinin ise yeme içme ve bakımını yaptığını, kaza nedeniyle iki kolu kırık ayağında da yaralanma olduğunu, bu nedenle kendisini idare edemediğini, kazanın olduğu tarihlerde inşaatta çalıştığını, kazanın olduğu tarihlerde ise işten ayrıldığını, hatırladığım kadarıyla kaza nedeniyle 6 ay kadar evde bakımı yapıldığını, her türlü ihtiyacı taraflarından giderildiğini, belirttiği süre içerisinde davacı herhangi bir yerde de çalışmadığını ifade etmiştir.
Tanık ... 27/05/2021 tarihli duruşmada tanık sıfatıyla alınan beyanında; davacının eski çalıştığı iş yerinden iş arkadaşı olduğunu, kaza anında yanında olmadığını, ancak kaza sonrası davacı ... kendisini telefonla arayarak vapurda kaza geçirdiğini ve ... ... Hastanesinde olduğunu söylemesi üzerine diğer tanıkla beraber hastaneye davacının yanına gittiklerini, gittiklerinde sol el bileği ile sağ dirseğe kadar kollarının alçılı bir şekilde beklediğini gördüğünü, ayrıca dizlerinden birinde de yaralanma olduğunu, ancak o an bulunduğu hastanede dizi ile ilgili herhangi bir muayane yapılmamış ancak ameliyat gerektiği kendisine söylendiğini, bunu kendisine ...'ın söylediğini, daha ... ... ve Araştırma Hastanesine davacı ile birlikte gittiklerini, bu hastanede dizi için görüntüleme tetkikleri yapıldığını, bu hastanede de dizdeki yaralanma için ameliyat gerektiğinin söylendiğini, daha sonra davacı ile birlikte kendi evlerine geçtiklerini, ertesi gün davacıyı ...'a gitmek üzere havaalanına götürdüklerini, dizdeki yaralanma nedeni ile yürümesinde sıkıntı olmadığını ancak eklem hareketlerini tam olarak yapamadığını, emin olmadığı bir süre sonrasında ... da davacının geçirdiği operasyonda takılan platinlerin çıkarılması için davacının önceki çalıştığı ... ve Araş. Hastanesinde operasyon yapılması için İstanbul'a dönmesi üzerine platinlerin çıkarılması operasyonunda davacıya refakat ettiğini, ameliyat sonrası doktoru sağ dirsekteki yaralanma nedeni ile hareket kısıtlılığı kalacağını bildirdiğini, sonrasında davacı yine ...'a döndüğünü, bu operasyon nedeni ile kendisi 1 gün hastanede kaldığını, davacının dizindeki yaralanmanın ön çapraz bağlardaki yırtıktan kaynaklandığını bildiğini, ancak operasyon geçirip geçirmediğini bilmediğini, davacı beraber çalıştıkları iş yerinden kendi işini kurmak üzere ayrıldığını, bu nedenle abisinin kendisine 10.000,00 TL gönderdiğini de bildiğini, kaza nedeni ile işgücü kaybı yaşadığı için tüm bu planları sekteye uğradı bu nedenle de psikolojik olarak etkilendiğini bildiğini ifade etmiştir.
Tanık ... beyanında; davacı ile üniversite yıllarından itibaren arkadaşı olduğunu, davacı çalıştığı iş yerinden kendi işini kurmak üzere ayrıldığını, olay günü bana iş yeri açma girişimi ile ilgili olarak yer bakmak için ...'ya gideceğini söylediğini, dönüş gününü bilmediğini ancak işte olduğu esnada kendisini arayarak vapurda yaralandığını ve ... ... Hastanesine gelmesini istediğini, diğer tanıkla iletişime geçerek hastaneye davacının yanına gittiklerini, gittiğimizde Taner'in 2 kolunun da alçıda olduğunu ve pantolonunda yırtıklar ve kanlar olduğunu gördüğünü, oradaki evrak işleri bittiğinde davacıyı daha önce çalıştığı ... ... Eği. Ve Araş. Hastanesine götürdüklerini, burada da gerekli tetkikler yapıldığını, ancak burada ekstra bir şeyler söylendiğini hatırlamadığını, o gece diğer tanık davacıyı misafir ettiğini, 2 kolu da alçıda olduğu için kendi ihtiyaçlarını kendisi karşılayamadığını, bu nedenle ...'a ailesinin yanına gönderdiklerini, tedavi sürecinde de iletişim halinde olduklarını, kendisi kaza nedeni ile 5-6 ay çalışamadığını, bu süreçte bir kaç iş teklifi aldığını bildiğini, ancak dirseğinde ve dizindeki yaralanmadan dolayı bükemediği için iş tekliflerini kabul edemediğini, davacının 5-6 ay çalışamadığını, en son görüştüklerinde de dizinde ve dirseğindeki problemin devam ettiği ve %10 oranında kullanamadığını kendisine söylediğini ifade etmiştir.
Mahkememizce resen seçilen bilirkişi heyetinden alınan 24/02/2024 tarihli bilirkişi raporunda; Davacı yolcu ...'ın % 65 oranında kusurlu bulunduğu, davalı ... San. Ve Tic. A.Ş.'nin % 25 oranında kusurlu olduğu, davalı gemi kaptanı ... ...'ın % 10 oranında kusurlu olduğu, dosya kapsamında yapılan incelemelerde başkaca kusurlu bulunmadığı, sorumluluğa ilişkin olarak davalılardan taşıyan ...'nun yolcu güvenliğini sağlayıcı tedbirleri almakta yetersiz kalması, anons dışında daha etkin ve efektif yöntemler geliştirilmesi gerektiğinden hareket edilerek %25 oranında kusurlu olduğu kanaati teknik bilirkişi tarafından tespit edildiği, buna göre davalılardan ...'nun sorumlu tutulmasının söz konusu olacağı, diğer davalı Türk ... Sigorta A.Ş, taşıyanın sorumluluğunu sigorta ettiği, bu sigortada yolcuların ölüm ve yaralanması da teminat kapsamında yer aldığı, sigortacının sorumluluğu taşıyanın sorumluluğu ve poliçede belirlenen teminat kapsamı ölçüsünde olduğu göz önünde bulundurularak davacı yolcunun uğradığı zarardan taşıyanın sorumlu tutulması halinde sorumluluk sigortacısının da teminat kapsamı dikkate alınarak sorumluluğuna gidilmesi gerektiği, yolcunun uğradığı maddi zararların yanı sıra kapsam dışında tutulmayan manevi zararların da tazmin edilmesinin esas olduğu, teknik değerlendirmede kaptanın kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığı yönünde değerlendirme yapılmış, ancak gerekli tedbirlerin alınmasında donatanı yönlendirmesinde kusurlu bulunduğu tespiti yapılarak zarardan %10 oranında sorumlu olduğu kanaati dile getirilmiş olmakla birlikte, kaptanın sorumluluğunun kusur sorumluluğu olması karşısında somut olayda zararın gerçekleşmesinde kapsamında sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, nihai takdirin mahkemenize ait olduğu, davacı yolcu ...'ın heyetimizce tespit edilmiş olan kusur mütealâsına göre davalılardan müteselsilen ve müştereken talep edebileceği Nihai ve Gerçek Maddi Zararı'nın 898.952.23 TL'den ibaret bulunduğu kanaatine varılmıştır.
28/01/2025 tarihli bilirkişi raporunda; Gemi kazası olayının meydana gelmesi ve davacının yaralanmasında; davalı gemi donatanı/taşıyan, ... San. ve Tic. A.Ş.'nin %75 (yüzde yetmişbeş) oranında, davalı gemi kaptan ... ...'ın %15 (yüzde onbeş) oranında, davacı / yolcu ...'ın %10 (yüzde on) oranında kusurlu oldukları kanaatlerine varılmıştır.
10/07/2025 tarihli bilirkişi raporunda; Olayın meydana gelmesinde; Seçenek 1 için; Davacının %65 kusurlu olduğu, Seçenek 2 için; Davacının kusursuz olduğu,15.05.2018 tarihinde meydana gelen Deniz kazası sonucu; davacı yolcu ...'ın heyetçe tespit edilmiş olan kusur mütealâsına göre davalılardan müteselsilen ve müştereken talep edebileceği Nihai ve Gerçek Maddi Zararı'nın; seçenek 1 için; 1.436.362,74 TL den ibaret bulunduğu, seçenek 2 için; 4.103.893,53 TL den ibaret bulunduğu kanaatine varılmıştır.
13/12/2025 tarihli bilirkişi raporunda; 15/05/2018 tarihinde meydana gelen deniz kazası sonucu, davacı yolcu ...'ın heyetçe tespit edilmiş olan kusur müteallasına göre; Seçenek 1 davacının kusursuz olması durumu, Seçenek 2 davacının %10 kusurlu olması durumu, Seçenek 3 davacının %65 kusurlu olması durumu olduğu, davalılardan müteselsilen ve müştereken talep edebileceği Nihai ve Gerçek Maddi Zararının; Seçenek 1 için; 4.103.893,53 TL, Seçenek 2 için; 3.693.504,18 TL, Seçenek 3 için; 1.436.362,74 TL'den ibaret bulunduğu kanaatine varılmıştır.
24/02/2026 tarihli bilirkişi raporunda; 15.05.2018 tarihinde meydana gelen Deniz kazası sonucu; davacı yolcu ...'ın heyetçe tespit edilmiş olan kusur mütealâsına göre davalılardan müteselsilen ve müştereken talep edebileceği Nihai ve Gerçek Maddi Zararı'nın; Seçenek 1 davacının kusursuz olması durumu, Seçenek 2 davacının %10 kusurlu olması durumu, Seçenek 3 davacının %65 kusurlu olması durumu olduğu, seçenek 1 için; 5.294.305.71 TL den ibaret bulunduğu, seçenek 2 için; 4.764.875,14 TL den ibaret bulunduğu, seçenek 3 için; 1.853.007,00 TL den ibaret bulunduğu kanaatine varılmıştır.
İstanbul Anadolu ... Ceza Mahkemesi'nin 2021/... esas sayılı dosyasına sunulan İstanbul Anadolu Adli Tıp Şube Müdürlüğü'nün 29/12/2021 tarihli raporunda; Sol el bilek skafoid kemiği kırığına neden olan yaralanmasının kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durum olmadığı, kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı, vücuttaki kemik kırıklarının ... fonksiyonlarına etkisi Hafif (1), Orta (2-3) ve Ağır (4-5-6) olarak sınıflandırıldığında, şahısta saptanan kırığın ... fonksiyonlarını orta (2) derecede etkileyecek nitelikte olduğu kanaatine varılmıştır.
İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2.Üst Kurulu'nun 15/02/2023 tarihli raporunda; ... hakkında düzenlenmiş adli ve tıbbi belgelerde bildirilen veriler İkinci Üst Kurulca tekrar değerlendirildiğinde; ... oğlu, 1988 doğumlu ...'ın 15/05/2018 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanması sebebiyle; 03/08/2013 tarih ve 28727 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği ile bu yönetmelik kapsamında yer almayan bölüm, cetvel ve listeler için 11/10/2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kullanılarak ve mesleği bildirilmemekle Grup 1 kabul olunarak buna göre davacıTaner İlhan'ın %18 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, iyileşme (iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 4 (dört) aya kadar uzayabileceği, kişinin başka birisinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığı, ancak iyileşme süresi içerisinde 1 (bir) ay boyunca başka birisinin yardımına ihtiyaç duyabileceği oy birliği ile mütalaa olunmuştur.
Davacı vekili tarafından dosyaya sunulan 05/03/2026 tarihli talep artırım dilekçesi ile; maluliyet dolayısıyla işgöremezlik nedeni ile oluşan kazanç kaybına ilişkin maddi tazminat talebini 4.465.230,74 TL yükseltmek suretiyle 4.745.230,74 TL ye çıkardığını belirtmiş olup, netice itibarıyla geçici iş göremezlik, bakıcı masrafı, tedavi masrafı ile yol masrafı olmak üzere oplam 42.841,80 TL maddi tazminat, 4.745.230,74 TL maluliyet nedeni ile kazanç kaybına ilişkin maddi tazminat ve 50.000 TL manevi tazminat talep ettiğini belirterek aynı tarihte ıslah harcını yatırdığı görülmüştür.
Davalılar vekillerince dosyaya sunulan 26/03/2026 tarihli ıslaha yönelik itiraz dilekçesi ile birlikte, davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararının bulunmadığı belirtilerek aynı zamanda bu nedenle Borçlar Kanunun 72 maddesi uyarınca ıslah tarihi itibarı ile tazminat taleplerinin zamanaşımına uğradığı ileri sürülmüşse de; esasen teknik olarak davacı tarafından sunulan dilekçe ıslah mahiyetinde olmayıp bedel artırım dilekçesidir. Zira; davacı vekili tarafından dosyaya ibraz edilen dava dilekçesinde, maluliyete dayalı işgücü kaybı kaynaklı maddi tazminat talebinin, talebin mahiyeti uyarınca HMK 107 maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak açıldığı belirlidir. Bu nedenle; dava tarihi itibarı ile alacağın tamamı bakımından zamanaşımı süresinin kesildiği kabul edilerek davalılar vekillerinin zamanaşımı itirazı yerinde görülmemiştir.
Dosyaya ibraz ve celp edilen uyuşmazlık konusu hadiseye ilişkin kayıt ve tutanaklar incelendiğinde; ... ... iskelesine yanaşma manevrası yapan ‘... ..." gemisinin rıhtıma 20-25 metre civarı mesafede problem yaşadığı ve sonuç olarak rıhtıma sertçe yaslayarak durduğu, çarpma sonucu makinelerin stop ettiği, geminin sahile halat vererek, yanaşması gereken yerin 20 metri sağ tarafına bağlandığı, daha sonra makinenin tekrar çalıştırılarak normal rampasına yanaştırılarak kapak açılıp tahliye yapıldığı, tüm bu olaylar esnasında ise; vapurda bulunan bir kısım yolcu ile birlikte davacı ...'ın düşmek sureti ile yaralandığı anlaşılmıştır.
Dava dilekçesinde bildirilen davacının tedavi gördüğü, ... Üniversitesi Hastanesi, ... Sağlık Bilimleri Üniversite Hastanesi, ... ... Hastanesi, ... ... Hastanesi ile ... ... Araştırma Hastanesi tedavi kayıtları dosyaya celp edilmiş olup, mahkememizin 27/05/2022 tarihli ara kararı üzerine davacının ATK'ya sevki ile düzenlenen ATK raporunda, davacının sağ kol dirsekte kırık, sol skafoid kemikte kırık sekeli, sağ lateral menisküs yırtığı bulunduğu ve %18.0 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, iyileşme (iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 4 aya kadar uzayabileceği, kişinin başka birisinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığı, ancak iyileşme süresi içerisinde 1 ay boyunca başka birisinin yardımına ihtiyaç duyabileceğinin tespit edilmiştir.
Dava konusu olay bakımından tarafların kusur durumlarıyla ilgili alınan 24/02/2024 tarihli bilirkişi raporunda, Davacı yolcu ...'ın % 65 oranında kusurlu bulunduğu, davalı ... ... Otobüslerinin % 25 oranında kusurlu olduğu, davalı gemi kaptanı ... ...'ın % 10 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiş olup, taraf vekillerinin rapora yönelik itirazlarının karşılanması için mahkememizce yeniden rapor alınması yoluna gidilmiş olup, 28/01/2025 tarihli bilirkişi raporunda ise; dosyada mevcut video kaydının incelenmesiyle daha önceki İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’nın 2018/19019 Soruşturma raporunda sunulan bilirkişi raporunda da tespit edildiği gibi geminin ivmelenmeye başladığı an ile çarptığı an arasında yaklaşık 14 saniye geçtiği, bu arada geminin ortalama 3 ila 3,5 Knot (yaklaşık 6 Km/s) hız yaptığı, buna göre, aradaki mesafe; 6000 x 14:3600=23,3 m olarak hesap edildiği, geminin rıhtıma yaslama süratinin çok yüksek olduğu ve bu süratte rıhtıma yaslayan bir gemide ayakta bulunan yolcuların etkilenmesi kaçınılmaz bir durum olduğu açıklanmış ve neticede davalı gemi donatanı/taşıyan, ... San. ve Tic. A.Ş.'nin %75 oranında, Davalı gemi kaptan ... ...'ın %15 oranında, davacı / yolcu ...'ın ise %10 oranında kusurlu oldukları kanaati belirtilmiştir.
Dava konusu olay sonrasında ... gemisi ... teknik ekibi, ...
Başkanlığı, ..., ... sigorta yetkilileri tarafından yapılan incelemeler sonucu tekne kısmı ve ... marka pervane sisteminin ... kontrol sistemlerinin ileri/geri manevraları, geminin kendi etrafında dönüşüne dair manevraları yapılarak her şeyin normal sınırlar içinde olduğu gözlemlenmiş ve deneme seyrini müteakip geminin pervane ve makine sistemlerinin devrede olduğu gözlemlenmiş, deneme seyrinde de herhangi bir olumsuzluk yaşanmadığından geminin seyrine engel olabilecek herhangi bir kusur gözlemlenmediği için 15/05/2018 tarihinde rapor düzenlendiği anlaşılmıştır. Bu durumda geminin aniden hız kazanması söz konusu rapor doğrultusunda teknik olarak tam açıklanamamıştır. Diğer yandan konunun gemi manevrası kontrolü bir kumanda kolunun hassaslığı ve anlık takılma, anlık güç kesintilerinin neden olacağı arızalar olasılığı altında değerlendirilmesi gerektiği bilirkişiler tarafından açıklanmış olup, mahkememizce alınan önceki bilirkişi raporunda olayın nedeni "geminin 'hareket kumanda sisteminde' tespit edilemeyen, anlık bir arızaya bağlanmıştır.
Gemiyi bu şekilde ani etkileyebilecek hiçbir doğal etken ve ortamın da mevcut olmadığı, ne rüzgârın hamle yapması ne akıntı ve ne de yakından hızlı bir teknenin geçmesi gibi gemiye ani ivmelendirme kazandıracak bir hadisenin dosya kapsamında tespit edilemediği bilirkişiler tarafından açıklanarak; geminin ivmelenmesi ve bu esnada sancak tarafına doğru dönmesi tamamen geminin baş ve kıç pervane sistemlerinin kullanılması sonucu gerçekleştiği, sadece geminin makine, tahrik sistemi, manevra kontrol sistemlerinde sonradan yapılan kontroller ve testlerde teknik bir arızanın olmadığı tespitine dayanarak bu defa meydana gelen kazanın insan hatası sonucu yani kaptan hatası sonucu olduğunun da somut olarak tespit edilemediği belirtilmiştir. Bununla birlikte her ne kadar uyuşmazlık konusu hadiseye teknik bir arızanın yahut kaptan hatasının sebebiyet verip vermediği net olarak tespit edilememiş olsa da; dava konusu geminin rıhtıma yüksek hızda yanaştığı sabit olup, böyle bir durumda, yolcuların ve gemide çalışanların da zarar görmesi ihtimali bulunmaktadır. Öncelikle davalı donatanın, bu gibi durumlara meydan verilmeyecek şekilde teknik donanımları tam güvenli ve uygun halde tutması gerektiği, bu bağlamda, tüm cihazların ya da aparatların günlük, haftalık, aylık ve büyük kontrolleri özenle yetkin teknik kişilere yaptırılması ve de bunların da mutlaka raporlanması gerektiği, eğer amaca uygun biçimde bahsi geçen hususların gereği yapılmış olsaydı, bu konudaki belirsizliğin de ortadan kalkacağı, yine, donatanın risksiz bir ortam oluşturulması için yanaşma sürecinde uygun ve daha sık aralıklarla anonslar yapılmasını, gerekmesi durumunda yolcuların güvenli konuma geçmeleri için doğrudan gözetleme denetleme yapacak güvenlik elemanı istihdam etmesi ve de bunların işyeri uygulaması haline getirilmesi gerektiği bilirkişiler tarafından belirtilmiştir. Bu gibi durumlara meydan vermeyecek önlemlerin alınması aynı zamanda iş sağlığı ve güvenliği önlemlidir. Davalı donatan/taşıyan ... Sanayi ve Tic. A. Ş.’nin işyerinde veya yaptırdığı işlerin tüm süreçlerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 49, 71 ve 417 laddeleri ile İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü 4. Maddesi ile İş Ekipmanlarının Kullanımında Sağlık ve Güvenlik Şartları yönetmeliği 5, 6 ve 7 maddelerinde belirtilen hususlara riayet etmesi gerekmektedir. Bahsi geçen tüm bu sebeplerle, davalı donatan/taşıyanın olayın meydana gelmesinde TTK 1256/1 maddesi uyarınca sorumlu olduğu kabul edilmiştir.
Dosyada yapılan inceleme sonucu kazanın, kaptanın kusuru ile oluştuğunu gösterir somut bir delil bulunmamakla birlikte; TTK 1088. maddesi uyarınca uyarınca; kaptan bütün işlerinde tedbirli bir kaptan gibi hareket etmek zorundadır. Donatan/taşıyan tarafından makine kumanda kolunun hassas joystick benzeri bir yapıda olması ve nadiren de olsa anlık arıza göstermesi veya diğer gemi aksamındaki bir eksiklik ve yolcuların güvenliği hakkında yukarıda bahsedilen önleyici tedbirlerin öngörülememiş ve alınmamış olması, kaptanın tüm sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Kaptanın yolcuların ayakta beklememeleri ve merdivenlerde durmamaları hususunda daha etkin anons uyarısı yapması ve kendisinin bu hususta personel görevlendirmesinin mümkün olduğu da bilirkişiler tarafından açıklanmış olup, bu kapsamda davalı kaptanın da kaza ve neticesindeki yaralanma bakımından sorumluluğu bulunduğu kabul edilmiştir. Bu itibarla davalılardan gemi kaptanı TTK m. 1089/1 uyarınca kendi kusuruyla davacının yaralanmasına sebebiyet vermekten dolayı davacının maruz kaldığı zarardan sorumludur.
Her ne kadar uyarı levhaları ve
yapılan anonsların uygulamada herhangi bir etkinliğinin olmadığından yukarıda detaylı olarak bahsedilmiş olunmakla birlikte, sağduyulu ve mantıklı davranış sergilemesi gereken bir kişinin, kendi bedeninin yararı gereği, zarara uğramamak veyahut zararın artmasını önlemek adına bu olayda kaçınması gereken hal; geminin manevraları sırasında ayakta durmamaktır. Bunun aksine davacı yolcu dikkatsiz ve özensiz davranarak, diğer bir kısım yolcularla ayakta durmuş ihmalkâr davranmıştır. Bu kapsamda davacı yolcunun da kaza ve neticesindeki yaralanma bakımından müterafik kusuru bulunduğu kabul edilmiştir.
Dosyaya celp edilen ve gemi kaptanı ile başmühendisin uyuşmazlık konusu kaza nedeni ile yargılandıkları .... Asliye Ceza Mahkemesi ... sayılı (... Ceza Mahkemesi 2019/... Esas sayılı ) dosyası incelendiğinde, dosya kapsamında alınan kusur durumunu gösterir 27/12/2023 tarihli ATK raporunda da, gemi kaptanınını asli kusurlu, yolcuların ise tali kusurlu oldukları tespit edilmiş olup, bu kapsamda mahkememizce aldırılan 24/02/2024 tarihli bilirkişi raporuna yönelik itirazların değerlendirildiği, 28/01/2025 tarihli bilirkişi raporunda belirlenen kusur durumlarının benzer mahiyette olduğu görülmüş olup; mahkemece birbiri ile uyumlu olan bu rapor hükümde esas alınmıştır.
Kusur durumlarının tespiti akabinde, davacının işgücü kaybı ve sair tazminat taleplerinin değerlendirilmesi bakımından aktüerya hesabı yapılmak üzere dosya hesap uzmanı bilirkişiye tevdi edilmiş olup, davacı vekili tarafından dosyaya ibraz edilen davacının icra ettiği danışmanlık hizmeti karşılığında elde etmiş olduğu aylık kazançlara ilişkin belgeler üzerinden yapılan hesaplama neticesinde (asgari ücret üzerinde davacı kazancı bulunduğu belgelendirilmiş olduğundan) ; ATK raporuna göre tespit olunan 4 aylık geçici iş göremezlik sebepli maddi tazminat talebi 17.236,81 TL, 1 aylık bakıcı gideri maddi tazminat talebi 2.029,50 TL, dosyaya celp edilen hastane tedavi giderleri 1.560,80 TL, tedavi için yapılan ulaşım giderleri 1.000,00 TL olarak hesap edilmiş ve 43 yıl 8 aylık maluliyet kaynaklı maddi tazminat talebi ise bilirkişi tarafından Yargıtay yerleşik içtihatları uyarınca yapılan hesaplama neticesinde 5.272.478,60 TL olarak tespit edilmiştir.
Davacı tarafından, 05/03/2026 tarihli ıslah dilekçesi ile birlikte yalnızca, dava dilekçesinde 100.000,00 TL olarak talep edilen maluliyet kaynaklı maddi tazminat talebi 4.645.230,74 TL ıslah edilerek bu talebi 4.745.230,74 TL ye artırılmış bununla birlikte dava dilekçesinde de talep edilen geçici iş göremezlik, bakıcı masrafı, tedavi masrafı ile yol masrafı olmak üzere oplam 42.841,80 TL maddi tazminat da dava konusu edilerek nihai dava değeri 4.788.072,54 TL maddi tazminat ile 50.000 TL manevi tazminat talebi olarak dosyaya iletilmiştir. Yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı hali ile davacının uyuşmazlık konusu olayda %10 oranında kusuru olduğunun kabulü ile, davacının 4 aylık geçici iş göremezlik sebepli maddi tazminat talebi 15.513,13 TL, 1 aylık bakıcı gideri maddi tazminat talebi1.826,55 TL, dosyaya celp edilen hastane tedavi giderleri 1.404,72 TL, tedavi için yapılan ulaşım giderleri 900,00 TL olarak hesap edilmiş ve 43 yıl 8 aylık maluliyet kaynaklı maddi zararının 4.745.230,74 TL olduğu alınan bilirkişi raporuyla tespit edilmiştir.
Davacı ... A. Ş. uyuşmazlık konusu hadisenin yaşandığı “... ...” gemisinin mali mesuliyet sigortacısı olduğu anlaşılmakla birlikte davacı tarafından eldeki dava açılmadan evvel 27/09/2018 tarihinde başvuru yapıldığına dair başvuru evrakı ile davalı sigorta şirketinin davacıya ilettiği cevabı gösterir e- posta yazışmaları dosyaya ibraz edilmiştir. Bu bilgiler ışığında,TTK 1427 madde yollaması ve TTK 1446 maddesi uyarınca yapılan 27/09/2018 tarihli başvurunun üzerinden geçen 45 günlük sürenin akabinde 12/11/2018 tarihinde davalı sigorta şirketinin temerrüde düşüğü kabul edilmiştir. Dosyaya sunulan sigorta poliçesinde her bir yolcu tazminat talebinde talep başına 1.000 USD muafiyet uygulanacağının kararlaştırıldığı görülmüştür. Bu nedenle uyuşmazlık konusu olan kazanın yaşandığı 15/05/2018 tarihli Merkez Bankası kur bilgilerine göre tespit olunun 4,4090 TL kur bilgisi ile hesap edilen 4.409 TL nin tenzili ile hesap edilen ( 4.764.875,14 TL - 4.409,00 TL = 4.760.466,14 TL ) 4.760.466,14 TL maddi tazminat talebi bakımından davalı sigorta şirketinin diğer davalılar ile birlikte Borçlar Kanunun 61 maddesi uyarınca müteselsilen sorumlu olduğu kabul edilmiştir.
Diğer davalılar bakımından yapılan yargılama neticesinde ise, yukarıda açıklandığı hali ile, bu davalıların %90 oranında uyuşmazlık konusu hadise bakımından kusurlu oldukları kabulü ile toplam 4.764.875,14 TL maddi tazminat talebi bakımından uyuşmazlık konusu kaza tarihi olan 15/05/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte sorumlu oldukları mahkemece kabul edilmiştir.
Borçlar Kanunu'nun 56 maddesinde bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda olayın özellikleri göz önüne alınarak zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verilebileceği hükmü düzenlenmiş olup, davacı ...'ın yaralanmasının boyutu, maluliyet oranı gözetilerek yaşadığı acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla davacının sosyal ve ekonomik durumu, olayın meydana geliş şekli, davalıların kusur durumları gözönüne alınarak hak ve nesafet kuralları çerçevesinde davacı için takdiren 25.000 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
Yapılan tüm bu değerlendirmelerin neticesinde; davacı ...'ın maddi tazminat taleplerinin ıslah edilen tutarlar üzerinden kısmen kabulü ile; 4.764.875,14 TL'nin 15.05.2018 olan olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı ... Anonim Şirketi bu tutarın 4.760.466,14 TL'si ve 4.760.466,14 TL'ye 12.11.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizden sorumlu olmak üzere, davalılardan müteselsilen tahsil edilerek davacıya ödenmesine ve 25.000 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 15.05.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ... A. Ş. dışındaki diğer davalılardan müteselsilen tahsil edilerek davacıya ödenmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM/Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile;
4.764.875,14 TL'nin 15.05.2018 olan olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı ... ANONİM ŞİRKETİ bu tutarın 4.760.466,14 TL'si ve 4.760.466,14 TL'ye 12.11.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizden sorumlu olmak üzere, davalılardan müteselsilen tahsil edilerek davacıya ÖDENMESİNE, -Fazlaya ilişkin maddi tazminat talebinin REDDİNE, 2-25.000 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 15.05.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ... ANONİM ŞİRKETİ dışındaki diğer davalılardan müteselsilen tahsil edilerek davacıya ÖDENMESİNE, -Fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin REDDİNE, 3-Karar harcı olan 327.196,37 TL'den peşin alınan 16.524,66 TL'nin (ıslah dahil) mahsubu ile bakiye 310.671,71 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, (Bu miktarın tamamından 2 nolu davalı 310.384,23.-TL sinden diğer davalılar sorumlu olmak kaydı ile)
Davacının peşin olarak yatırdığı 327.196,37 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 4- Davacı taraf vekil ile temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin olunan 638.136,26 TL (maddi tazminat talebi yönünden -bu miktarın 637.545,78.-TL sinden sigorta şirketi dışındaki diğer davalılar sorumlu olmak kaydı ile), 25.000 TL (manevi tazminat yönünden) vekalet ücretinin davalılardan dan tahsili ile davacıya verilmesine, 5- Davalı vekil ile temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince tayin olunan 23.197,40 TL (maddi tazminat yönünden ), 25.000 TL (manevi tazminat yönünden ) vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan yargılama gideri olan 54,40 TL başvurma harcı, 39.000 TL bilirkişi ücreti, 1.076,50 TL posta gideri olmak üzere toplam 40.130,90 TL yargılama giderinin davanın kabul ve reddi oranına göre hesaplanan 39.731,11 TL'sinin davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, 7- Tarafların dava şartı olan Arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, Arabuluculuk son tutanağından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 1.360,00.-TL nin Arabuluculuk ücretinin kabul ve red oranı üzerinden hesaplanan 1.346,45-TL sinin davalılardan, 13.55.-TL sinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 8- Taraflarca yatırılan gider avansı bakiyesinin karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dair, hazır olan taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 20/05/2026 Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ....
¸e-imzalıdır
Full & Egal Universal Law Academy