T.C.
İSTANBUL
17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
(DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)
ESAS NO: 2020/264
KARAR NO: 2022/40
DAVA: İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 01/09/2020
KARAR TARİHİ: 03/02/2022
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı şirketin toplam ağırlığı 3.230 metrik ton olan 159 adet rulo sacın İskenderun Limanı'ndan İzmit Limanı'na taşınması için e-posta yolu ile bağlama notu (recap) üzerinde mutabakata vardıklarını, 11.08.2017 tarihinde navlun sözleşmesinin akdedildiğini, 18.08.2017 tarihinde yükün Türk Bayraklı ... gemisine yüklendiğini ve akabinde gemi kaptanının konşimento düzenlediğini, yapılan kontrollerde denize, yüke ve yola elverişli bulunan geminin 18.08.2017 tarihinde saat 14.00 sularında çıkış yaparak İskenderun Limanı'ndan ayrıldığını, ancak kısa bir süre sonra makine dairesinden su almaya başladığını, kaptanın mürettebatı ile derhal gerekli önlemleri aldığını, su girişine kavale, dalgıç pompa ve hidrofor gibi yöntemlerle müdahalede bulunulduğunu, ancak suyun gemi içinde yükselişinin önlenemediğini, bunun üzerine yardım talebinde bulunulduğunu ve geminin yükleme limanına geri dönmek zorunda kaldığını, bunların ardından müvekkilinin hak kazanmış olduğu navluna ait faturayı davalıya gönderdiğini, fakat davalı tarafından faturaya ne bir itiraz ne de bir ödeme yapılmadığını, 13.06.2019 tarihinde ... Noterliği'nden faturanın 7 gün içerisinde ödenmesi için borçluya ihtarname gönderildiğini, borcun ödenmemesi üzerine borçlu aleyhine ... İcra Müdürlüğü nezdinde 2019/... Esas sayılı dosya ile icra takibi başlatıldığını, borçlunun itirazı ile icra takibinin durdurulduğunu, arabuluculuk yolunda da anlaşma sağlanamadığından huzurdaki davanın ikame edildiğini, müvekkili şirket ile davalı borçlu arasında sözleşme gereği navlun doğduğunu, tarafların “... Charter Party” sözleşmesindeki esasların uygulanacağını öngördüklerini ve bunun tarafları bağlayıcı kıldığını, bunun da e-posta yolu ile navlun sözleşmesi kurulmasının doktrinde tartışmasız kabul edildiğini ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ilamlarından alınan kesitlerle kanıtlandığını, navlunun muacceliyeti için ...'te iki seçenek öngörüldüğünü, buna göre navlunun ya yükleme limanında yükleme ile ya da boşaltma limanında muaccel olacağını, bağımsız olarak da navlun bedelinin ödenmesi için son bir gün kararlaştırılacağını, ...'ün II. Bölümü 4. klozunda ödemenin peşinen yahut teslimde gerçekleştirilmesinin kararlaştırılması ile belirlendiğini, tarafların ... ile akdettikleri sözleşmede navlunun teslimde muaccel olacağını kararlaştırmadıklarını, navlunun yüklemeden itibaren 3 gün içerisinde ödeneceğini kararlaştırdıklarını, ancak muaccel borçların ödenmesinin mümkün olması itibariyle tarafların ... hükümleri çerçevesinde navlunun peşinen ödeneceğini kararlaştırdıklarını, navlun yükleme limanında muaccel olur hususu ortada olduğundan, yükleme limanında yükün gemiye yüklenmesiyle birlikte müvekkilinin navluna hak kazandığını, geminin elverişliliğine ilişkin tüm sörvey ve kontrollerin eksiksiz biçimde yapıldığını, Türk Ticaret Kanunu'nun 1141.maddesinde taşıyanın gemiyi denize, yola ve yüke elverişli halde bulundurma yükümlülüğünün düzenlendiğini, buna göre müvekkilinin geminin tüm kontrollerini aksatmadan yerine getirdiğini, yapılan sörveylerde geminin yapısı, su geçirmez bölme ve denge yeterliliği, mukavemet ve su geçirmezliğinin test edildiğini, kapıların, lumbozların, açma kapama sisteminin, gemi dış kaplamaları, postaları, kemereleri vb. yapısal kısımlarda deformasyon olup olmadığını, sac ölçümü kontrollerinin eksiksiz yapıldığını, şaft, pervane, liner kontrolleri vb. tüm gemi sistemleri kontrol edilerek geminin denize elverişli ve sefere uygun bulunduğunu, gemilerin Teknik Yönetmeliği uyarınca tekne, makine, genel donanım, can kurtarma, yangından korunma ve söndürme durumu, seyir techizat ve haberleşme sistemi, sağlık koşulları, seyir emniyeti konularının İdare tarafından denetlenmekte olduğunu, ... gemisinin bu denetimlerden başarıyla geçtiğini ve denize elverişlilik belgesi almaya hak kazandığını ve sefere çıktığında denize elverişli halde olduğunu, geminin denize elverişli halde limandan ayrıldıktan 3saat sonra makine dairesinden su alıp limana geri dönmek zorunda kaldığını, arızanın seferden önce taşıyan ve idare tarafından yapılan kontrol ve sörveylerde ortaya çıkmadığını, dolayısıyla müvekkilinin TTK 1141/2 hükmü gereğince mesul tutulamayacağını, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2014/14790 E. ve 2015/3413 sayılı ilamı ve eski TTK m.1061'in bu hususu destekler nitelikte olduğunu, geminin keşfine imkan bulunmadığı bir arıza nedeniyle seferine devam edemediğini, arızanın müvekkilin kastı yahut ihmali nedeniyle gerçekleşmediğini, TTK m.1179 uyarınca müvekkilinin sorumluluğunun gündeme gelmeyeceğini, bu hususun 18.08.2017 tarihli kaptan raporuyla sabit olduğunu, davalının müvekkili şirkete navlun borcunu ifa etmediğini, müvekkilinin 20.10.2017 tarihinde navlun alacağını davalıya fatura ettiğini, davalının navlun borcunu ödemediği gibi faturaya da TTK m.21/2 de kendisine tanınan süre içinde itiraz etmediğini, bu tarihten itibaren TTK m.21/2 gereği, davalı tarafın faturaya itiraz etme süresinin başladığını, davalının bu süre içinde (8 gün) faturaya ve/veya fatura içeriğine itiraz etmediğini, 28.10.2017 tarihinde davalının faturaya itiraz hakkının düştüğünü ve faturanın içeriğini kabul ettiğini, söz konusu navlunun tarafların mutabık olduğu navlun sözleşmesi ve TTK hükümleri uyarınca muaccel halde olduğunu, müvekkili tarafından düzenlenen faturanın davalı tarafça zımnen kabul edildiğini, ancak davalı tarafın tüm ikaz ve ihtarlara rağmen navlun borcunu ödemediğini, hal böyle olunca müvekkili tarafından ... İcra Müdürlüğü'nün 2019/... E. Sayılı dosyası nezdinde takip başlatıldığını, ancak borçlunun itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek, davalı borçlunun haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli itirazının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının navlun talebinde bulunduğunu, TTK m.1246/1'de navlun sözleşmelerinden doğan bütün alacakların bir yılda zaman aşımına uğrayacağının düzenlendiğini, zamanaşımının alacağın muaccel hale gelmesiyle birlikte işlemeye başlayacağını, yükleme tarihinin 18.08.2017 olduğunu, yükleme limanına geri dönmenin aynı gün olduğunu, davacının icra takip tarihinin Ağustos 2019 olduğunu, bu tarih itibariyle zamanaşımı süresinin dolduğunu, yetki itirazında bulunduklarını, İstanbul Mahkemelerinin yetkisiz olduğunu, ... İcra Daireleri ve Dörtyol Mahkemelerinin yetkili mahkemeler olduğunu, taraflar arasında navlun sözleşmesi bulunmadığını, davacı tarafın e-posta yolu ile bağlama notu üzerinde mutabakata varıldığını ve 11.08.2017 tarihinde Navlun Sözleşmesi imzalandığı demişse de imzalanmış bir navlun sözleşmesi bulunmadığını, dava dilekçesi ekinde navlun sözleşmesini sunamadığını, dava konusu olayda davacı taşıyanın sorumluluğunun mevcut olduğunu, ... gemisinin limandan ayrıldıktan sadece 9 mil sonra SOS verdiğini, akabinde yükleme limanına geri çekildiğini, Denizde Can ve Mal Koruma Hakkında Kanunun 1. maddesinde denize elverişlilik kapsamında tüm ticaret gemilerinin, tekne, makine, can, kurtarma, yangından korunma ve söndürme, seyir emniyeti vb. tüm gemi donanımlarının “normal deniz tehlikelerine karşı koyabilecek durumda” halini ifade eder şeklinde tanımlandığını, geminin denize elverişliliğinin TTK 932. maddesinde “tamamıyla anormal tehlikeler hariç tehlikelere karşı koyabilecek bir gemi denize elverişli sayılır” şeklinde olduğunu, ... gemisinin karşılaştığı tehlikenin anormal bir tehlike olmadığını, olay günü hava ve denizin normal olduğunu, bu yüzden navlun talep edilemeyeceğini, ... güvenlik sistemi kurulmamış olan gemilerde taşıyanın sorumluluktan kurtulamayacağını, taşıyanın sorumluluğunu sınırlandıran veya daraltan hükümlerin TTK uyarınca geçersiz olduğunu, tüm defi ve itirazlarının kabul edilmemesi halinde, mesafe navlunu uygulanması gerektiğini, TTK m. 1210 uyarınca geminin aldığı mesafe, riziko ve katlanılan zahmete göre mesafe navlununun hesaplanması gerektiğini, bu kabul edilse bile zamanaşımı süresinin dolduğunu, bağlama notunu, tüm itirazlarını tekrar ettiklerini, bu itirazları kabul edilmese dahi davanın bağlama notundaki tahkim şartı sebebiyle reddi gerektiğini, tahkim şartının dava şartı olduğunu, davanın HMK ya göre basit usulde görülecek olduğunu, dava dilekçesinde ayrı bir dilekçe ile delillerin sunulacağı belirtilmişse de hukuken buna imkan olmadığını, HMK 318. Maddesine göre tüm delillerin dava dilekçesinde bildirilmesi ve ekinde sunulmasının esas olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava; taraflar arasındaki deniz taşıma ilişkisinden kaynaklanan navlun alacağının tahsili talebi ile başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali davası olup, Uyuşmazlığın konusunun; icra dairesinin yetkili olup olmadığı, davanın zamanaaşımı süresinde açılıp açılmadığı, taşımaya konu geminin arızası nedeni ile davacının navluna hak kazanıp kazanmadığı ve buna göre varsa davacı alacağının miktarının tespiti hususlarında toplandığı anlaşılmıştır.
... İcra Müdürlüğü'nün 2019/... Esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinde; davalı borçlu aleyhine 08/08/2019 tarihide takibe başladığı, ödeme emrinin davlı borçluya 21/08/2019 tarihinde tebliği sonrası davalının 02/09/2019 tarihli borca itirazı üzerine takibin durduğu ve eldeki davanın da 01/09/2020 tarihinde İİK 67 maddesi uyarınca yasal 1 yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
08/12/2021 havale bilirkişi raporunda özetle; Dosya içeriğinde yer alan belgelerin incelenmesi ve navlun sözleşmesinin TTK uyarınca geçerlilik şekil şartına tabi olmadığı göz önünde bulundurulduğunda taraflar arasında navlun sözleşmesinin kurulduğunu, navlun alacağına ilişkin talebin TTK m. 1246 hükmü uyarınca alacağın muaccel olmasından itibaren 1 yılda zamanaşımına uğrayacağını, dava konusu olayda, geminin yükleme limanından ayrılması ve geminin su almaya başlamasının 18.8.2017 tarihinde gerçekleştiğini, icra takibinin Ağustos 2019 da başlatıldığını, yükün varma limanına ulaşmadığını, taşımanın yapılamadığı dikkate alındığında, geminin yükleme limanına geri döndüğü tarihte navlun alacağının muaccel olması gerektiğini, bu esastan yola çıkıldığında alacağın zamanaşımına uğradığı neticesine ulaşılmasının mümkün olduğunu, dosya içeriğinde yer alan belgeler üzerinden yapılan teknik değerlendirmede geminin elverişli olduğu neticesine ulaşıldığını, alacağın zamanaşımına uğramadığı hususunda kanaate ulaşılması halinde, yükün varma limanına ulaşamadığını, alıcısına teslim edilmediğini, yükleme limanına geri geldiğini, yükün durumu dikkate alınarak kararlaştırılan navlunun %10 a kadar bir navlun ücretinin taşıyana ödenmesinin uygun olacağını beyan etmişlerdir.
Davacının talebi navlun sözleşmesinden doğan navlun alacağına ilişkindir. Navlun sözleşmesinin kurulmasının bir geçerlilik şartına tabi olmadığıdır. Taraflar arasında görüşmelerin yürütüldüğü, yükün gemiye yüklenilerek taşınmaya başlandığı ve taşımaya ilişkin olarak konişmento düzenlendiği hususunda bir çekişme bulunmamaktadır. Bütün bu olgular bir arada değerlendirildiğinde taraflar arasında navlun sözleşmesinin kurulduğu mahkemece kabul edilmiştir.
Davalı vekilince zamanaşımı defisi ileri sürüldüğünden öncelikle bu hususun incelenmesi gerekmiştir. Navlun alacağına ilişkin zamanaşımı süresi TTK 1246 maddesinde düzenlenmiş olup, ilgili hüküm "1188 inci madde hükmü saklı kalmak kaydı yla, gemi kira sözleşmeleri ile zaman çarteri sözleşmeleri ve navlun sözleşmelerinden veya konişmentodan veya onun düzenlenmesinden doğan bütün alacaklar bir yılda zamanaşımına uğrar. Bu süre, alacağın muaccel olması yla işlemeye başlar." şeklinde düzenlenmiştir.
Davaya konu hadisede ; 18/08/2017 tarihinde yükün ... gemisine yüklendiği ve akabinde gemi kaptanının konşimento düzenlediği, 18/08/2017 tarihinde saat 14.00 sularında geminin çıkış yaparak İskenderun Limanı'ndan ayrıldığı, ancak kısa bir süre sonra makine dairesinden su almaya başladığı, bunun üzerine yardım talebinde bulunulduğu ve geminin yükleme limanına geri dönmek zorunda kaldığı anlaşılmaktadır. Diğer bir anlatımla, yük aynı gün yükleme limanına geri dönmüştür. Navlun sözleşmesi gemi varma limanına ulaşamadan yükleme limanına geri dönmek suretiyle sona ermiştir. Diğer bir anlatımla, navlun sözleşmesi varma limanında yükle ilgiliye yükün teslimi gerçekleşmeden geminin yükleme limanına geri dönmesi ile sona ermiş, davacı taşıyan navlun sözleşmesi ile üstlendiği yükü taşıyarak ilgiliye teslim borcunu ifa edememiştir. Zira davacının da belirttiği gibi gemi su almaya başlayarak yükleme limanına geri dönmek zorunda kalmıştır. Navlun ücreti, taşıyanın yükü deniz yoluyla taşıyarak ilgilisine teslimi karşılığında ödenen ücrettir. Farkı bir ifadeyle , taşıyanın yükün kararlaştırıldığı şekilde taşıması ve ilgiliye teslimi karşılığında navlun ücreti ödenmektedir. Dava konusu olayda yükün kararlaştırıldığı şekilde taşınmadığı, varma limanında ilgilisine teslim edilmediği açıktır. Bu sebeple, navlun alacağının muaccel olması bakımından olası boşaltma tarihinin değil, yükün yükleme limanına geri döndüğü tarihin esas alınması gerektiği mahkemece kabul edilmiştir. Yükün 18/08/2017 tarihinde yükleme limanına geri döndüğü ve navlun alacağına ilişkin alacağın 1 yılda zamanaşımına uğraycağı göz önünde bulundurulduğunda alacağın zamanaşımı süresi içerisinde ileri sürülmediği, icra takibinin başladığı 08/08/2019 tarihinde zamanaşımı süresinin geçtiği kabul edilmiştir. Zira davacı vekili de dava dilekçesi ile borcun ya yükleme limanında yükleme ile ya da boşaltma limanında muaccel olacağını belirterek, taraflar arasındaki navlun sözleşmesi gereği ... hükümlerinin uygulanacağını ve buna göre taraflarca navlunun peşin ödeneceği kararlaştırıldığından, navlunun yükleme limanında muaccel olduğu hususunun ortada olduğunu bizzat açıklamıştır.
Açıklanan nedenlerle alacağın muaccel olduğu 18/08/2017 tarihinden itibaren TTK 1246 maddesi gereğince 1 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde talep edilmeyen alacak bakımından davanın zamanaşımı nedeniyle usulden reddine ilişkin aşağıdaki hali ile karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:
1-Davanın zamanaşımı nedeniyle usulden REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harç Tarifesi gereğince peşin alınan 3.488,38 TL den karar harcı olan 80,70 TL nin mahsubu ile fazla alınan 3.407,68 TL'nin kesinleşmeye müteakip talep halinde davacıya iadesine,
3-Davalı vekili için takdir edilen 24.101,49 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
4-Tarafların dava şartı olan Arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, Arabuluculuk son tutanağından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 1.320,00.-TL Arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
6-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde ... Mahkemesine istinaf nezdinde temyizi kabil olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.03/02/2022
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır