T.C.
İSTANBUL
17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
(DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)
ESAS NO: 2020/391
KARAR NO: 2022/30
DAVA: Alacak (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 03/11/2020
KARAR TARİHİ: 01/02/2022
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 233 sayılı KHK ile kurulmuş bir Kamu iktisadi Kuruluşu olduğunu, Türk Boğazlarında ve yetkilendirildiği diğer Deniz Sahalarında, Ana Statüsündeki hizmetler ile Kılavuzluk ve Römorkaj hizmeti verdiğini, uluslararası örf ve adete göre römorkaj hizmetinin römorkörün personeli ile birlikte hizmet alana kiralanması şeklinde yürütülmekte olduğunu, hizmet süreci içinde römorkörde meydana gelen ya da römorkör tarafından hizmet verilen gemi ya da 3. Kişilere verilen tüm hasarlardan, talep sahibi/kiralayanın sorumlu tutulduğunu, Kılavuzluk ve Römorkaj Hizmet Tarifesinin 1.4.3 maddesinde, hizmet talep edenlerin sorumlu tutulacağını, tarifede hüküm bulunmayan hallerde, Büyük Britanya Standart Römorkör ve Diğer Hizmetler Şartları ( ... ) geçerlidir “ şeklinde hüküm bulunduğunu, tarife hükümlerinin diğer hükümlerini de römorkörün hizmet alan gemiye kiralanması esasına göre düzenlendiğini, davalı tarafından imzalanarak müvekkiline teslim edilen Deniz Vasıtaları Kiralama Sözleşmesinin Özel Şartlar başlığı altındaki 2.maddesinde, “... kiracı kira süresince tarifenin değişecek hükümler de dahil olmak üzere, bütün hükümlerini ve ücretlerini kabul eder ...“ hükmünün bulunduğunu, 7.maddesinde, “...kiracının, kiralanan deniz vasıtasının kullanılması sırasında 3. şahıslara ve araçlara yapacağı her türlü zarar ve ziyanın, kiralanan deniz vasıtalarının uğrayacakları ve kuruluşça tespit edilecek hasar ve zarar bedelinin ...protesto çekilmesine veya hüküm alınmasına gerek olmaksızın itirazsız ödemeyi kabul ve taahhüt eder ... hükmünün bulunduğunu, 11.maddesinde, kiracının , ... 'a uymayı kabul ve taahhüt eder “ hükmünün bulunduğunu, hizmet süresince römorkörde veya römorkörce hizmet verilen gemi veya 3.kişilere verilen tüm hasarlardan talep sahihinin sorumlu olduğunu, ... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. donatanlığına ait ve acenteliğini davalı ... Ltd. Şti. nin yapmış olduğu Türk bayraklı ... isimli römorkörün,(IMO NO: ... ) 21.02.2020 tarihinde yedeğinde ... isimli duba olduğu halde, İstanbul Boğazından geçiş yaptığı sırada, ... isimli dubanın halatının koparak sürüklenmesi üzerine, müvekkili kuruluş tarafından dubaya halat verilerek dubanın ... gemisine teslim edildiğini, verilen hizmet sırasında müvekkiline ait Kurtarma 2 isimli römorkörün kusuru olmaksızın 40 mm. lik 30 metre, 60mm.lik 30 metre ve 20 metre boyutlarındaki kopma dayanımı yüksek halatların koparak zayi olduğunu, durumun 22.02.2020 tarihinde gemi kaptanına ve acenteye protesto mektubu çekilerek ihbar olduğunu, halatın fiyatının Kaya Ropes firmasından alınan fiyat teklifinden, kuruluş zararının 60.000 TL+ KDV olduğu sonucuna ulaşıldığını, halat bedelinin ödenmesi için 26.02.2020 tarihli yazı ile davalı acenteye bildirildiğini ancak ödeme yapılmadığını beyanla; kopma dayanımı yüksek halatların zarar görmesi nedeniyle doğan 64.800,00 TL nin olay tarihi olan 21/02/2020 tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının sunduğu sözleşmede imzasının bulunmadığı nedenle, sözleşmenin geçersiz olduğunu, sözleşmenin hasarın oluştuğu hizmete ait olmadığını, davacının müvekkili tarafından talep edilen işi yaparken zarara uğramadığını, müvekkilinin davacıdan, Türkeli demir sahasında bulunan dubayı yedekleyerek Büyükdere'ye getirmesi yönünde hiçbir talebi bulunmadığını, imzalanan sözleşmenin, İstanbul Boğazında yetkinin davacıda olduğu nedenle, ... Römorkörünün ... Dubasını İstanbul Boğazından, kuzey-güney yönlü geçişine refakat edilmesi amacıyla davacı ile matbu olan sözleşmeyi 19.02.2020 tarihinde imzaladığını, bu sözleşmenin, müvekkilinin davacı tarafa, 19.02.2020 tarihinde, İstanbul Liman Başkanlığı sorumluluğunda düzenlenen komisyon raporu ile birlikte davacı tahakkuk müdürlüğüne verdiği dilekçe ile planlanan refakat hizmetine ilişkin sözleşme olduğunu, davacıdan talep edilen hizmetin, acentesi olduğu Römorkörün yine acentesi olduğu dubayı, İstanbul Boğazından çekişi sırasında, davacıya ait römorkörün refakati ile sınırlı olduğunu, davacının verdiği hizmeti uygun ekipmanla yapmadığını, 60 mm lik halatların iki kez koptuğunu, bu halatların çürük olduğunu, 20 ve 30 m halatların kısa olduğunu, kısa halatların da daha önce kopmuş oldukları için kısa olabileceğini, halatların bedelinin fahiş olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir.
Dava; taraflar arasındaki römorkör hizmetinden doğan, hizmetin ifası esnasında davacıya ait halatların zarar görmesinden kaynaklı hasarın tazmini talepli alacak davası olup, uyuşmazlığın taraflar arasındaki hizmetin ifası hususunda bir anlaşma bulunup bulunmadığı, hasar nedeni ile davalının kusur ve sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, hasar bedelinin kadri maruf olup olmadığı ve varsa davacının talep edebileceği hasar tazminatının tespiti hususlarında toplandığı anlaşılmıştır.
06/09/2021 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacı kurum tarafından davalıya römorkaj hizmeti verildiğini, dava konusu olayda davacı kurumun herhangi bir kusurunun bulunmadığının, meydana gelen halat kopma masraflarına deniz koşullarının sebep olduğunun, çeki ücretine dahil edilmeyen ekstra masraftan davalı şirketin sorumlu olduğunun ... Römorkörünün hizmeti ile davalı dubanın, muhtemel bir deniz tehlikesi altından kurtulduğunun, davacı kurum tarafından talep edilen 60.000.00 TL 4.800 TL KDV= 64.800.00 TL tazmin bedelinin kadri maruf bulunduğunun tespit edildiğini beyan etmişlerdir.
27/12/2021 havale tarihli ek bilirkişi raporunda özetle; Olay tarihindeki hava dunumu, rüzgar ve deniz gücünün tek başına bölgedeki halat kopması gibi sorunları yaratabilecek güç olduğu belirtilerek yapılan inceleme ve değerlendirmeler neticesinde mahkemenin takdirinde olmak üzere kök raporlarındaki görüşlerini aynen muhafaza ettiklerini beyan etmişlerdir.
Dosya kapsamındaki uyuşmazlığa esas olan taraflar arasındaki ilişki, davalının acenteliğini yaptığı ... isimli dubanın İstanbul Boğazından geçişinin ilgili yönetmelik kapsamında refakat römorkör eşliğinde yapılması zorunluluğu nedeni ile davacı ile 19/02/2020 tarihli İstanbul Boğazından Kuzey-Güney yönlü geçişe refakat sözleşmesine dayanmaktadır. Ancak her ne kadar davalı yanca taraflar arasında yalnızca refakat sözleşmesi bulunduğundan bahisle römorkör hizmetine ilişkin sözleşme bulunmadığı dolayısı ile de dava konusu hasarın müvekkiline verilen sözleşme konusu hizmet esnasında oluşmadığı savunmasında bulunulmuşsa da; dosyada düzenlenen bilirkişi raporlarında da belirtildiği hali ile, davacının ... adlı römorkör ile davalının acenteliğini yaptığı ... isimli dubaya römokör hizmetinin verildiği hususu mahkemece de kabul edilmiştir. Zira dosyada mevcut rapor ve celp edilen kayıtlara göre, ... isimli dubanın boğaz geçişi esnasında halatının kopması üzerine davacı tarafından dubaya halat verilerek müdahale edildiği ve hasarın da bu esnada meydana geldiği sabittir. Davalı vekili her ne kadar müvekilinin, uyuşmazlığa konu dubanın acenteliğini yaptığını beyan etmekteyse de Refakat sözleşmesi davalı ile davacı arasında imzalanmış olduğundan,, davalının uyuşmazlık bakımından pasif husumet ehliyeti bulunduğu mahkemece kabul edilmiştir.
Dosyada alınan bilirkişi raporlarında da belirtildiği üzere davacı kuruluş 233 sayılı KHK hükümlerine göre ve ticari esaslara göre faaliyet göstermektedir.
... Kılavuzluk, Römorkaj ve Diğer Hizmetler Tarifesi, Sorumluluk başlıklı 4/1 maddesinde "... Kiralanan deniz vasıtasında kiralama süresi içerisinde meydana gelebilecek her türlü kayıp, hasar ve sair zararın sorumluluğu kiralayana aittir" şeklinde düzenleme bulunmaktadır. Kılavuzluk, Römorkaj ve Diğer Hizmetler Tarifesi 1/4-3 maddesinde ise; "Donatan, gemi kaptanı acenteler ile bunların temsilcileri veva namlarına hareket edenlerin, yürürlükteki mevzuat ve bu tarifede belirtilen usul ve esaslara uymamalarından veya kusurlu hareketlerinden doğacak her türlü sorumluluk kendilerine aittir. Hizmet talep ve takip eden acenteler kaptan ile bunların temsilcileri veya namlarına hareket edenler tarife gereği tahakkuk edecek tüm ücretleri ödeme hususunda, donatanla birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludurlar." düzenlemesi mevcut olmakla ve bu tarifede hüküm bulunmayan hallerde Büyük Britanya ( U.K.) Standart Römorkaj ve Diğer Hizmetler ( Standart Conditions for Towage and Other Services) şartları- hükümleri uygulanacağı belirtilmiştir.
Birleşik Krallık Römorkaj ve Diğer Hizmetler İçin Standart Koşulları 3.maddede; -Römorkaj sırasında veya römorkaj dışında herhangi bir hizmetin verilmesi esnasında römorkörün veya yardımcı geminin kaptanı ve mürettebatının kiracının yardımcıları olarak addedileceği, 4.a.ii maddesinde; Römorkaj sırasında römorkör sahibinin "Römorkör sahibi, çalışanları veya acentelerinin herhangi bir zamandaki ihmallerinden, geminin arızasından, ekipmanlarından, halatlardan, yakıt yetersizliğinden v.d. sorumlu olmayacağı, 4.b maddesinde; Römorkaj sırasında kiracının, römorkör veya römorkör sahibinin herhangi bir malının zarar veya hasarını kapsayacak şekilde bu zarar veya hasar römorkör sahibinin, çalışanlarının ya da acentesinin ihmali nedeniyle oluşsa bile niteliği her ne olursa olsun herhangi bir talep ve herhangi bir zarar veya hasar bakımından ve bunlara karşı römorkör sahibine sorumlu olacak, ödeme yapacak ve onu tazmin edeceği, 4.c.i.maddesinde; yukarıdaki 4.a.ii ve 4.b hükümlerinin, ispat yükü kiracıya ait olmak şartıyla, römorkaj hizmetinin başladığı anda, römorkörün denize elverişli olması yükümlülüğü ile ilgili makul ölçüde özen ve ihtimamın gösterilmemesinin nedeninin römorkör sahibinin kendi kusurundan kaynaklanmış olduğu hallerde geçerli olmayacağı, hükmünün yer aldığı anlaşılmıştır. Davacı vekili ise alacak talebine dayanak olarak bu düzenlemeleri göstermektedir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesincee verilen 25/04/2019 tarih, 2018/889 E., 2019/578 sayılı ilamı ile Bölge Adlie Mahkemesi ilamında da belirtilen Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 11/07/2018 tarihli 2016/8059 E. 2018/5032 K. Sayılı ilamı ile, römorkör hizmetinin, bir vekalet ilişkisi olarak değerlendirilmesi gerektiğinden bahsedilmiştir Eldeki olayda davacı hizmeti veren vekil davalı ise hizmeti alan müvekkil konumundadır. Davaya konu Römorkaj hizmetinin hukuku niteliği Türk Borçlar Kanunu'nun 502 maddesi tanımı gereği iş görme kapsamında olup vekalet sözleşmesi niteliğindedir. TBK vekalet sözleşmelerinde vekalet verenin borçlarını düzenleyen 510 maddesi 2. fıkrası ile vekalet verenin kusuru bulunmadığını ispat ederek tazmin sorumluluğundan kurtulabileceği düzenlenmiştir. Yukarıda anılan ve davacı dayanağını oluşturan düzenlemeler ise vekalet sözleşmesinin özel şartları gibi değerlendirildiğinde ise eldeki dosyada uyuşmazlık, vekalet sözleşmelerinde, vekalet verenin tazminat sorumluluğunun sorumluluk anlaşması ile genişletilip genişletilemeyeceği noktasındadır.
Türk Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu sorumluluk anlaşmalarına ilişkin herhangi bir hüküm barındırmamakla birlikte esasen sözleşme özgürlüğü ilkesi gereği bu anlaşmalar geçerlidir. Sorumsuzluk anlaşmasının aksine borçlunun sorumluluğunu kanuni sınırlardan daha ileri bir şekilde tayin edilmesi mümkündür. Kanun koyucu sorumluluk anlaşmaları bakımından sınırlayıcı bir düzenleme getirmemiştir. Ancak sorumsuzluk anlaşmalarında alacaklı aleyhine hakkaniyete aykırı sonuçlar ortaya çıktığı gibi, sorumluluk anlaşmaları ile de borçlu aleyhine adaletsiz durumlar ortaya çıkabilir. Bu nedenle tüm hukuki işlemler hakkında geçerli olan genel sınırlayıcı kuralların sorumluluk anlaşmalarında da uygulanması gereği tartışmasızdır. Bu açıdan Borçlar Kanunu'nun gabine ilişkin 28. Maddesi ile Medeni Kanunu'nun dürüstlük ve iyiniyete ilişkin 2. Maddesi sınırlayıcı düzenlemelerdir. Ayrıca sorumsuzluk anlaşmalarına ilişkin Türk Borçlar Kanunu 115. Maddesi ise kıyas yolu ile sorumluluk anlaşmalarına uygulandığında, hiç kusur olmamasına rağmen doğacak zararlardan sorumluluğun kabul edildiği anlaşmalar geçersiz sayılmalıdır.
Eldeki olayda davacı hizmeti veren vekil davalı ise hizmeti alan müvekkil konumundadır ve davaya konu zararın oluşumunda davalının herhangi bir kusurunun bulunmadığı dosyada alınan bilirkişi raporundaki teknik açıklamalar ile sabittir. Her ne kadar bilirkişi raporlarında sonuç olarak davalının sorumluluğu bulunduğundan bahsedilmişse de; bu konuda hukuki yorum mahkemeye ait olmakla, bilirkişi raporu esasen teknik açıklamaları doğrultusunda halat kopması hadisesinde, davalının kusurunun bulunmadığı tespitleri bakımından esas alınmıştır. Davacı ise zarar nedeniyle, her halde davalının sorumlu olduğunu aralarındaki sorumluluk anlaşmasına dayandırmaktadır. Davaya konu olayda; davacının römorkaj hizmetini resmi makamlar tarafından kendisine verilen izin ile yaptığı düşünüldüğünde, Türk Borçlar Kanunu 115. Maddesi gündeme gelecek ve yukarıda bahsedildiği şekilde anılan madde olaya uygulandığında, mahkemece davalının halat kopması nedeni ile sorumluluğunu ağırlaştıran, kusursuz sorumluluk öngören sözleşme hükümleri geçersiz kabul edilmiş ve davalının halat kopmasında kusuru bulunmaması nedeniyle hasar nedeniyle de sorumluluğu bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; davacıya ait romörkör halatının kopmasında davalının herhangi bir kusuru bulunmadığından zararın tazmini noktasında davalının sorumluluğu bulunmadığı, aksini öngören sorumluluk anlaşması hükümlerinin ise geçersiz olduğu kanaatine varılarak davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harç Tarifesi gereğince peşin alınan 1.106,63 TL den karar harcı olan 80,70 TL nin mahsubu ile fazla alınan 1.025,93 TL'nin kesinleşmeye müteakip talep halinde davacıya iadesine,
3-Davalı yargı gider toplamı olan 24,20 TL posta gideri ve 900,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 924,20 TL nin davacıdan alınıp davalıya ödenmesine, bakiye giderin davalı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı vekili için takdir edilen 9.224,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
5-Tarafların dava şartı olan Arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, Arabuluculuk son tutanağından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 1.320,00.-TL Arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
7-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde ... Mahkemesine istinaf nezdinde temyizi kabil olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 01/02/2022
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır