T.C.
İSTANBUL
17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
(DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)
ESAS NO: 2020/407
KARAR NO: 2022/144
DAVA: İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 11/11/2020
KARAR TARİHİ: 24/03/2022
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dava dışı müvekkil sigortalısı ... San. ve Tic.'ye ait röle emtiasının taşıma sırasında oluşabilecek rizikolara karşı Nakliyat Emtia Sigorta Poliçesi ve Abonman Sözleşmesi ile müvekkili tarafından teminat altına alındığını, 785,966 kg brüt ağırlığındaki 131 kap ve 8.328 adet röle emtiasının ... numaralı konşimento tahtında Çin'den Türkiye'ye taşınmak üzere "... " gemisine hasarsız bir şekilde yüklendiğini, alıcı firmanın adresinde tahliye işlemleri sırasında söz konusu emtianın yer aldığı ... numaralı konteyner kapakları açıldığında 704 adet röle emtianın ıslanarak hasar gördüğünün tespit edildiğini, yapılan exspertiz incelemesinde; hasarın konteynerin tavanındaki delik nedeni ile emtialara su sirayet etmesi neticesinde meydana geldiğinin belirtildiğini, düzenlenen raporda, hasar gören emtianın elektronik malzeme olduğunu, bu sebeple kullanılmasının mümkün olmadığının tespit edildiğini ve meydana gelen hasarın fark edilmesi akabinde, sigortalı şirket tarafından 2 numaralı davalıya dava konusu hasara ilişkin olarak hasar ihbarı yaptığını, 1 no'lu davalının konşimentoyu düzenlemek ve taşıma işlemini fiilen gerçekleştirmek suretiyle somut olaya konu taşımada TTK m.1191 gereğince "füili taşıyan" olarak hareket ettiğini, 2 no'lu davalı tarafından ise navlun faturası düzenlenerek navlun ücretinin bizzat tahsil edildiğini, bu sebeple 2 no'lu davalının TTK md. 1138 ve Yargıtay içtihatları gereğince somut olaya konu taşımada "akdi taşıyan" olarak hareket etmiş olduğundan sorumluluğunun söz konusu olduğunu, bu nedenle hasarsız bir şekilde gemiye yüklenen emtianın taşıma sırasında hasar görmesi sebebiyle oluşan zarardan her iki davalının da taşıyan sıfatıyla müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, müvekkilinin hasar nedeniyle sigortalısının uğradığı zarar ve ziyanı tazmin etmiş olup, 6102 Sayılı TTK 1472. Maddesine göre hukuken sigortalının haklarına halef olduğunu ve "kanuni halef" sıfatını kazandığını, taşıyanın hem kendisinden beklenen dikkat ve özeni göstermediğini, hem de hasarın eşyanın kendi hakimiyetinde bulunduğu sırada meydana geldiğini, dolayısıyla TTK md. 1178 uyarınca taşıyanın sorumluluğunun söz konusu olduğunu, Görüleceği üzere, tüm bu nedenlerle borçlular aleyhine ... İcra Müdürlüğü'nün 2019/... E. sayılı dosyası ile başlattıkları takibe davalılar tarafından itiraz edildiğini ve takibin durduğunu beyanla; itirazın iptali ile takibin devamına, %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının davaya konu taşımanın ... numaralı konişmento tahtında gerçekleştirildiğini, bununla birlikte davacı tarafın konşimentonun araka yüzünü dosyaya sunmaktan imtina ettiklerini, davacı ilgili konşimentonun arka sayfasında yazan yetki şartını açıkça görmezden geldiğini, ... tarafından düzenlenen ... numaralı konşimentonun arka sayfasında 14. maddede “İşbu konşimento ile kanıtlanan veya konşimentoda yer alan ya da başka bir şekilde Hizmetler sebebiyle veya Mallara ilişkin olarak yapılan bir sözleşme, İngiltere yasalarına tabi olacak ve bu yasalara göre yorumlanacaktır. İşbu konşimento kapsamında ya da başka bir şekilde Hizmetler sebebiyle veya Mallara ilişkin olarak Taşıyıcıya karşı yapılan herhangi bir hak talebi, münhasıran Tacirin işbu belge ile gayri kabili rücu olarak yargı yetkisine başvurduğu İngiltere mahkemeleri tarafından karara bağlanacaktır.” şeklinde açıkça yetki şartı getirilmiş olup; konşimentodan kaynaklanan uyuşmazlıklarda İngiltere Mahkemeleri’nin yetkili olduğunu ve uygulanacak hukukun da İngiliz Hukuku olduğunun açıkça belirlendiğini, burada yer alan yetki hükmünün alacaklı sigortacının sigortalısını bağlayacağı gibi, halefiyet ilkesi uyarınca alacaklı sigorta şirketini de bağlayacağını, söz konusu taşımada davacının sigortalısı ... A.Ş.’nin gönderilen, ... LTD’nin ise gönderici olduğunun emtianın Çin’den Türkiye’ye taşınması sırasında hasara uğraması nedeniyle zarara uğradığını iddia eden sigortalısına ödeme yapan sigortacının öncelikle işbu davada aktif husumet ehliyetinin var olması gerektiğini ancak bu hususun var olmadığının dosya kapsamındaki delillerle sabit olduğunu, sigortalı ... A.Ş.’nin davalılara karşı herhangi bir alacak hakkı olması için öncelikle sigortalının dava konusu taşımadan zarar görmesi gerektiğini, taşıma sırasında emtianın hasara uğradığı iddia edildiğine göre bu zarardan sigortalının zarar görmesi için satışın gerçekleşmiş olmasını ve sigortalının dava dışı satıcıya mal bedelin ödemiş olması gerektiğini, ancak hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek üzere, davacı tarafından dosyaya sunulan deliller arasında satıcı tarafından düzenlenen fatura bulunmasına rağmen davacının sigortalısının mal bedelini ödemiş olduğuna dair bir ödeme dekontu yer almadığını, eğer sigortalı mal bedelini dava dışı satıcıya ödemediyse bu durumda hasara katlanma yükümlülüğünün sigortalıda olmayacağı için davacının da geçerli bir sigorta tazminatı ödemesi yaptığından söz edilemeyeceğinden sigorta şirketinin rücu hakkı bulunmayacağını, davacı tarafın her ne kadar huzurdaki davaya konu deniz taşıması nedeniyle meydana geldiği iddia olunan hasardan müvekkili şirketin sorumlu olduğunu iddia etmişse de TTK md. 1188’e göre, hiçbir şekilde müvekkili şirketin taşıyan sıfatını ve sorumluluğu kabul anlamına gelmemekle birlikte, taşıyana karşı açılacak her türlü istem hakkının bir yıl içinde yargı yoluna başvurulmadığı takdirde düşeceğinin düzenlendiğini bu nedenle huzurdaki davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesini, müvekkili şirketin huzurdaki davaya konu taşımada taşıma işleri komisyoncusu olarak hareket ettiğini, davaya konu taşımada taşıma taahhüdünde bulunmadığını, eşyayı taşımayı değil, taşıtmayı asıl edim olarak üstlendiği için taşıyan olarak kabul görmesi mümkün olmadığından meydana geldiği iddia olunan hasardan dolayı sorumlu tutulmasının da mümkün olmadığını, huzurdaki davaya konu taşımada taşıtan konteynerin yüke uygunluğunu kontrol etmediyse, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte tavanı delik bir konteyneri işbu taşıma için uygun görmüş ve reddetmemişse taşıtanın konteyneri bu haliyle kabul ettiğinin ortada olduğunu, bu sebepten dolayı taşıma sırasında herhangi bir hasar oluşmuşsa bundan müvekkili şirketin sorumlu tutulmasının beklenemeyeceğini, konteynerin müvekkili şirket tarafından tahsis edilmediği gibi konteynerin iç ve dış denetimi ile hasarlı olup olmadığının denetiminin müvekkil şirketin yükümlülüğünde olmadığını, davacı tarafından dosyaya sunulmuş olan ekspertiz raporunu kabul anlamına gelmemekle birlikte TTK md.1185’in ikinci fıkrasında zıya veya hasarın meydana geldiği iddia olunan eşyada yapılacak olan incelemenin tarafların katılımıyla veya yetkili makam tarafından yapılmış olmasını aramış olmasına rağmen davacı tarafça dosyaya sunulmuş olan ekspertiz raporunun davacının sigortalısının tek taraflı sözlü beyanına göre ve yine emtianın davacının sigortalısının uhdesinde iken inceleme yapılmış olup raporun usul ve yasaya uygun olarak tanzim edilmediğini, dava konusu taşıma kapsamında emtianın 15.01.2019 tarihinde alıcısı tarafından teslim alınmış olup davacının sigortalısı yükün ziya veya hasarına ilişkin olarak müvekkili şirkete 24.01.2019 tarihinde hasar bildiriminde bulunulmuş olup, müvekkili şirkete yasal süresi içerisinde hukuken geçerli bir hasar ihbarının yapılmadığını beyanla; Davanın aktif ve pasif husumetten reddine, esastan reddine ve davacının %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Dava, davacı sigortalısına ait emtiaların davalı sorumluluğunda deniz taşıması esnasında hasarlandığı iddiası ile sigortalıya ödenen hasar tazminatının rücuen davalılardan tahsili talebi ile başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali davası olup, uyuşmazlığın konusunun; davalının milletlerarası yetki itirazının yerinde olup olmadığı, tarafların aktif ve pasif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığı, sigorta sözleşmesinin geçerli olup olmadığı, geçerli bir sözleşme uyarınca ödemenin yapılıp yapılmadığı, hasara ilişkin süresinde ve geçerli bir ihbarın bulunup bulunmadığı ve hasarın deniz taşıması esnasında meydana gelip gelmediği, hasarda davalının sorumlu olup olmadığı ve hasarın miktarının tespiti noktasında toplandığı görülmüştür.
... İcra Müdürlüğü'nün 2019/... Esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklı tarafından davalı borçlular aleyhine 12/12/2019 tarihinde takibe başlandığı, ödeme emrinin davalı borçlulara 10/01/2020 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlular vekilince aynı tarihli borca itiraz dilekçeleri üzerine takibin durduğu ve eldeki davanın da 11/11/2020 tarihinde İİK 67 maddesi gereğince yasal 1 yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
29/12/2021 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle; Spesifik konşimento düzenlenmemesinin davacının aktif husumet ehliyetini ortadan kaldırmadığını, yerleşik Yargıtay içtihatları doğrultusunda sigortacının alacağı temlik alan sıfatıyla dava açma hakkına sahip olduğunu, 1 numaralı davalı ...' ın taşıyan sıfatına sahip olduğunu, dava dışı ... un fiili taşıyan olduğunu, 2 numaralı Davalı ... ... AŞ'nin ... tarafından düzenlenen konşimentoda “ For the release of goods apply to” yüklerin teslim edilmesi bakımından müracaat edilecek kişi olarak yer aldığını, ... tarafından düzenlenen konşimentoda, forwarding agent olarak ... Ltd ... yer aldığını, konşimentoda yer alan yetki klozunun kanuni halef ve/ veya temlik alan sıfatına sahip sigortacıyı bağlayacağını, taşıyanın yük hasarından konteynerin yüke elverişli olmaması sebebiyle TTK m. 1141 hükmü uyarınca sorumlu olduğunu, maddi zararının ödeme tarihi itibariyle faizsiz ana para olarak 21.745,24 TL olduğunu beyan etmişlerdir.
Davalılar vekilince konşimentoda bulunan yetki kaydına istinaden milletlerarası yetki itirazında bulunulmuş oyduğundan öncelikle bu hususun incelenmesi gerekmiştir. Dosyaya sunulan ... numaralı konşimento kayıtları incelendiğinde, yetki kaydında İngiltere Mahkemeleri'nin yetkili bulunduğunun belirtildiği görülmüştür. Yargıtay 11 Hukuk Dairesinin 2015/7244 esas 2016/1657 karar sayılı ve 2014/... esas 2015/... karar sayılı kararlarında da ifade edildiği üzere yetki anlaşmasıyla yetkilendirilen yabancı Devlet Mahkemesinin HMK 17 ve 18.maddelerindeki düzenlemeye paralel olarak "belirli" olması şartının MÖHUK madde 47 açısındanda aranması gerekeceği seçilen mahkemenin belirli olduğunun kabulü için yetkili kılınan mahkemenin ismen zikredilmiş olması gerekeceği, dolayısıyla davaya bakmaya İNGİLTERE Mahkemelerinin yetkiil olduğu şeklindeki yetki kaydının belirli olma kriterini taşımadığı anlaşılmakla davalılar vekilinin milletlerarası yetki itirazının reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalılar vekilince davanın TTK 1188 maddesi gereğince 1 yıllık hak düşürücü sürede açılmadığı itirazında bulunulmuşsa da; hasaralı olduğu belirtilen emtianın teslim tarihi 17/01/2019 olup, davacı tarafından davalılar aleyhine icra takibine 12/12/2019 tarihinde başlandığı dikkate alındığında, icra takibi ile kesilen süre nedeni ile davanın hak düşürücü süre içerisinde açıldığı mahkemece kabul edilmiştir.
Dava halefiyete istinaden açılmış olmakla, davacının TTK 1472 maddesi gereğince halef sıfatını ve hali ile aktif husumet ehliyetini kazanabilmesi için, geçerli bir sigorta sözleşmesinin kurulmuş olması, sigortacının himaye kapsamında yer alan riziko sebebiyle meydana gelen zararları ödemiş olması ve zarardan sorumlu üçüncü bir kişinin bulunması gereklidir. Dosya içerisinde bulunan ... numaralı, 28/12/2018 tanzim tarihli Nakliyat Emtea Abonman Sigorta Poliçesi'nden, davacı sigorta şirketi ile dava dışı sigortalı ... AŞ arasında abonman sigorta sözleşmesi imzalandığı ancak, spesifik bir sigorta sözleşmesinin dosyaya sunulmadığı anlaşılmıştır. Bu konuya ilişkin Yargıtay içtihatlarında nakliyat abonman poliçesi olmasına rağmen taşıma işine ilişkin özel bir sigorta poliçesi düzenlenmemiş olması ihtimalinde “geçerli bir sigorta sözleşmesinin mevcut olması” koşulunun gerçekleşmediği gerekçesi ile sigortacının kanuni halef sıfatına sahip olmadığı ancak “temlikname” adı altında sigortalının gerçekleşen hasardan doğan talep ve dava haklarının sigortacıya temlik edilmesi halinde, sigortacının alacağın temliki (TBK m. 183 vd.) hükümleri çerçevesinde ödemiş olduğu sigorta tazminatını akdi halef sıfatıyla sorumlu kişiden talep edebileceği kabul edilmektedir. (Yargıtay 11. HD 2014/2560 E, 2014/8105 K ve 30.4.2014 tarihli kararı) Yargıtayın yerleşik içtihatları dikkate alınarak dava konusu taşımaya ilişkin özel bir sigorta poliçesi düzenlenmediğinden “geçerli bir sigorta sözleşmesinin mevcudiyeti” şartı gerçekleşmediği için sigortacının kanuni halef sıfatına sahip olmadığı düşünülse de, davacı sigorta şirketinin “Hasar Tazminat Makbuzu ve İbraname” başlıklı belge ile sigortalı ... A.Ş.'nin hasardan kaynaklı her türlü dava ve talep haklarını temlik alması sebebiyle, 12/03/2019 tarihli ödeme belgesi ile birlikte, akdi halef sıfatı ile aktif husumet ehliyetini haiz olduğu mahkemece kabul edilmiştir.
Dosyaya sunulu konişmento örnekleri incelendiğinde 1 numaralı davalı ...' ın taşıyan sıfatını ve pasif husumet ehliyetini haiz olduğu anlaşılmıştır. 2 numaralı Davalı ... AŞ' nin 1 numaralı davalı ... tarafından düzenlenen konişmentoda yüklerin teslim edilmesi bakımından müracaat edilecek kişi olarak yer aldığı, anlaşılmıştır. Bununla birlikte dosyaya davacı delilleri arasında sunulan navlun faturasının 2 numaralı davalı tarafından düzenlendiği anlaşılmıştır. Bu kapsamda, TTK 921 maddesi gereğince 2 numaralı davalının da pasif husumet ehliyetini haiz olduğu mahkemece kabul edilmiştir.
TTK 1185 maddesi gereği zıya veya hasarın haricen belli olması durumunda en geç eşyanın gönderilene teslimi sırasında, haricen belli olmaması halindeyse eşyanın gönderilene teslimi tarihinden itibaren aralıksız olarak hesaplanacak üç gün içinde taşıyana ihbar edilmesi gerekmektedir. Dosya kapsamında celp edilen Gümrük kayıtlarına göre emtiaların dava dışı sigortalıya 17/01/2019 tarihinde teslim edilmiş, hasar ise 22/01/2019 tarihinde tespit edilerek ekspertiz talebinde bulunulmuş, davalılara ise hasar ihbarının 24/01/2019 tarihinde yapıldığı anlaşılmıştır. Bu kapsamda hasar ihbarının TTK 1185 maddesi gereğince süresinde yapılmadığı kabul edilmiştir. İhbar yükümlülüğünün yerine getirilmemesi halinde eşyanın konişmentoda yazılı olduğu şekilde teslim edildiği ve herhangi bir zıya veya hasar söz konusu ise bunun taşıyanın sorumlu olmadığı bir sebepten ileri geldiği yönünde iki karine doğmakta olup, eldeki dosyada davacının bu iki karinenin aksini ispat ederek davalıların sorumluluğunu ispatlaması gerekmektedir.
Taşımanın gerçekleştirildiği ... numaralı konşimento kayıtları incelendiğinde taşımanın ... şeklinde yapılmadığı, emtiaların tamamının tek bir konteynere yüklenerek taşınmadığı, parsiyel bir yükleme yapıldığı anlaşılmıştır. Konşimentoda " ... " kaydı da bulunmamaktadır. Bununla birlikte konşimento üzerinde yükleme öncesi düşülmüş bir hasar kaydı da görünmemektedir. Buna göre davaya konu emtiaların gemiye hasarsız yüklendiği mahkemece kabul edilmiştir. Davaya konu hasarın taşımanın yapıldığı konteynerde bulunan delik nedeniyle emtiaların ıslanması şeklide gerçekleştiği hususu dosya kapsamında sabittir. Bu kapsamda, davaya konu hasar nedeni ile davalıların sorumluluğunun bulunduğu ve emtiaların gemiye hasarsız yüklendiği kabulü karşısında, hasarın davalılar sorumluluğunda meydana geldiği hususunun davacı tarafça ispat olunduğu kabul edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle davanın kabulüne ancak alacak likit kabul edilmediğinden Şartları oluşmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine dair aşağıdaki hali ile karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:
1-Davanın KABULÜ ile ... İcra Müdürlüğünün 2019/... Esas sayılı icra takip dosyasının yetki itirazının İPTALİNE, takibin 21.745,24 TL asıl alacak bakımından DEVAMINA, asıl alacağa icra takip tarihinden itibaren ticari faiz uygulanmasına,
-Şartları oluşmadığından icra inkar tazminatı talebinin REDDİNE,
2-Karar harcı olan 1.485,41 TL'den peşin alınan 262,63 TL'nin mahsubu ile bakiye 1.222,78 TL harcın davalılardan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama gideri olan (324,83 TL ilk harç 107,60 TL posta ücreti ve 3.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam) 3.432,43 TL'nin davalılardan alınıp davacıya verilmesine,
4-Davacı vekili için takdir edilen 5.100,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınıp davacıya verilmesine,
5-Tarafların dava şartı olan Arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, Arabuluculuk son tutanağından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 1.320,00.-TL Arabuluculuk ücretinin davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına,
6-Bakiye gider avansının kesinleşmeye müteakip talep halinde taraflara iadesine,
Dair,Taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde ... Mahkemesine istinaf nezdinde temyizi kabil olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.14/04/2022
Katip ...
✍e-imzalıdır.
Hakim ...
✍e-imzalıdır.