T.C.
İSTANBUL
17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
(DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)
ESAS NO:2020/435 Esas
KARAR NO:2025/523
DAVA:Alacak (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:04/12/2020
KARAR TARİHİ:19/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ithalat ve ihracat işleriyle uğraştığını, ihracat faaliyeti kapsamında alıcısı ...'a gönderilmek üzere 750 kutu nitril muayene eldiveni cinsi ürünleri taşıma faaliyetinin yürütülmesi için davalılardan 1 nolu ... şirketiyle anlaştığını, dava konusu ürünlerin ... şirketi tarafından teslim alındğını, ... numaralı konşimento uyarınca taşımanın gerçekleşeceği ve davalılardan ... şirketinin donatanı olduğu ... isimli gemiye taşınmasının ardından gemi varış noktası ...'a ulaştığını, ... şirketinin konşimentonun aslını ihtiva etmediği halde konşimentonun serbest bırakılması için gerekli talimatları beklemeden konişmentoyu serbest bıraktığını ve taşımaya konu eşyaları hukuka aykırı bir şekilde teslim ettiğini, bu taşıma sözleşmesinden kaynaklanan zararları için taraflarınca ... 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... sayılı dosyasıyla dava ikame edildiğini ve davanın kabulüne karar verildiğini, dava konusu satışın USD üzerinden yapılması ve faturanın da USD cinsinden kesilmesi durumunda kur farkından kaynaklanan zararın/alacağın talep edilebileceğinin izahtan vares olduğunu, davaya konu talepleri bakımından arabuluculuk dava şartının yerine getirildiğini, arabuluculuk faaliyetinde anlaşamamaya ilişkin son oturum tutanağının dosyaya sunulduğunu, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak davası olarak ikame edilen işbu davada zararlarının kesin ve tam olarak belirlenebilmesinin mümkün olmadığından fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100 USD'nin ödeme tarihindeki kur üzerinden, aksi halde karar tarihindeki kur üzerinden kur farkı alacaklarının hesaplanması suretiyle fatura tarihi olan 04.02.2015 tarihinden itibaren işletilecek en yüksek avans faizi ile davalılardan tahsili ile müvekkiline ödenmesine, Mahkemece belirsiz alacak davasının kabul görmemesi halinde terditli olarak ikame edilen işbu davanın kısmi dava olarak kabulüne, şimdilik 100 USD'nin ödeme tarihindeki kur üzerinden ancak aksi halde karar tarihindeki kur üzerinden kur farkı alacaklarının hesaplanması suretiyle fatura tarihi olan 04.02.2015 tarihinden itibaren işletilecek en yüksek avans faizi ile davalılardan tahsili ile müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın hak düşürücü süre ve zamanaşımı yönünden ret edilmesi gerektiğini, işbu davanın belirsiz alacak davası olarak nitelendirilemeyeceğinden davanın hukuki yarar yokluğundan reddini talep ettiklerini, davacının dava dilekçesine eklediği yargıtay kararlarının işbu davaya emsal olabilmesinin mümkün olmadığını, davacının tarafın talep ettiği kur farkının dayanağı olan faturanın müvekkili şirket adına düzenlenmediğini, faturanın muhatabının yükün alıcısı ... ... firması olduğunu, davacı tarafın işbu davayı açmasının hukuka aykırı olduğunu, bir an için kur farkını talep edebileceği düşünülse dahi talebin muhatabının yükün alıcısı ... ... firması olacağını, müvekkili şirketin işbu taşımada taşıma işleri organizatörü/akdi taşıyan sıfatını haiz olduğunu, Türk Ticaret Kanunu taşıyanın sınırlı sorumluluğu kapsamında davacının taleplerini karşılamak yükümlülüğü bulunmadığını, davacı tarafın ... nolu ara konşimento kapsamında taşıtan sıfatını haiz olduğunu,...’da mukim ... firmasına teslim maksadıyla Kumport Limanı’ndan Beyrut Limanı’na deniz yoluyla taşınacak olan yükün taşıma işinin organize edilmesi için müvekkili şirket ile anlaştığını, müvekkili şirketin taşıma işini diğer davalı ...’a tevdi ettiğini, ... nolu ana konşimento kapsamında yükün boşaltma limanına varmasını sağladığını, davacı tarafın 12.02.2015 tarihinde yükün alıcısı ...’e 43.400,00 USD bedelli satış faturası düzenlediğini, bu fatura kapsamında mal bedelini alamadığını ve alıcı tarafından konşimento ibraz edilmeden yükün alıcısına teslim edildiğini iddia ederek öncelikle İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin... sayılı dosyasında davalılar aleyhine dava açtığını, 12.02.2015 tarihli faturayı esas alarak işbu kur farkı talepli davayı açtığını ve dava dilekçesinde işbu davaya emsal olabilecek nitelikte bulunmayan Yargıtay kararları sunduğunu, davacı tarafın ... Esas sayılı dosyayı kötü niyetli olarak belirsiz alacak davası olarak açtığını, olayın en başından itibaren fatura ve faturaya konu talep davacı tarafından bilinmekte iken ısrarla hem önceki dava hem bu dava da belirsiz alacak davası olarak açılmaya devam edildiğini, bu durumun usul ekonomisine aykırı olduğunu, davacı tarafın daha önce ... Esas sayılı dosyada zaten ıslah hakkını kullandığını, işbu dava ile aynı talep konusunda ikinci bir ıslah hakkı bulunmadığını, kur farkı talebinin hukuka aykırı olduğuna ilişkin itirazları saklı kalmak kaydıyla alıcı tarafından ibraz edilen konşimento neticesinde taşıyan tarafından malın teslimi gerçekleştiğinden taşıyana hiçbir şekilde kusur izafe edilemeyeceğini, malın alıcıya teslim edilmesinin 2 numaralı davalı ... A.Ş tarafından gerçekleştirildiğini, bu nedenle işbu davada sorumlu olabilecek tek tarafın diğer davalı olduğunu, davacı tarafından talep edilen kur farkının TTK. madde 1186 kapsamında taşıyandan talep edilemeyeceğini, usuli itirazları yönünden davanın reddine, mahkeme aksi kanaate ise davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı taraf ile diğer davalı ... arasında akdedilen konşimento içeriği ve ...'da yerleşik olan dava dışı ... firması adına düzenlenen fatura içeriği ile sabit olduğu üzere işbu dava ile ileri sürülen taleplerin müvekkili şirkete yöneltilmesinin mümkün olmadığını, davacı şirketin müvekkili şirket ile herhangi bir taşıma anlaşması bulunmadığını, davacı şirketin müvekkili şirket adına bir fatura düzenlemediğini, davacının muhatabının ...'da yerleşik olan dava dışı ... firması ve malın taşıyıcısı diğer davalı olduğunu, müvekkili şirketin davalı sıfatına itiraz ettiklerini, davanın konusunun kur farkı alacağı olduğunu, kur farkı alacağının talep edilebilmesi için emredici kriterlerin Yargıtay tarafından konulduğunu, müvekkili şirketin bu türden bir davanın davalısı olamayacağını, davanın müvekkili şirket yönünden öncelikle pasif husumet yokluğu nedeniyle reddini talep ettiklerini, davaya konu olayla ilgili konşimento ve faturanın 2015 tarihli olduğunu, zarar doğurduğu iddia edilen davaya konu vakanın 2015 yılında meydana geldiğini, davacı yanın bu olayla ilgili zarar ziyan iddiasını bir davaya konu ettiğini, aynı davada ıslah hakkını da kullanarak davasına konu iddia ve taleplerini güncellediğini ve bu hakların sona erdiğini, 2015 yılında gerçekleşen bir olay için 2016 yılında açılan bir davada talep konusu yapılmayan, ıslah aşamasında talep edilemeyen, aynı olaya, aynı zarara, aynı talebe ilişkin bir iddianın 6 yıl sonra ileri sürülmesinin hukuken kabul edilebilir olmadığını, HMK. 107. madde uyarınca huzurdaki davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, asıl alacak iddiasına ilişkin mahkeme kararı kesinleşmemiş olduğundan bekletici mesele yapılmasını talep ettiklerini, davacının kur farkı alacağı talep etmesinin mümkün olmadığını, kur farkı talebinin hukuki koşulları oluşmadığını, bunun yanı sıra kur farkı alacağının fer'i alacak niteliğinde olduğundan asıl alacağın varlığına kesinleşmeden kur farkı alacağı gibi bir talep için hüküm kurulmasının hukuka uygun olmayacağını, İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi... sayılı dosyasının istinaf sonucunun beklenmesine, hak düşürücü süre ve/veya zamanaşımı nedeniyle davanın reddine, dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine, haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın esastan reddine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava ; Davacı tarafın gönderen olduğu emtianın ... ücreti tahsil edilmediği halde yük alıcısına teslim edilmesi nedeniyle davacının zarar alacağına yönelik mahkememizin ... karar sayılı dosyası nedeniyle kur farkı alacağı iddiası ile açılan belirsiz alacak davası olduğu olmuştur .
Davacı ... tarafından dava dışı alıcı ... adına düzenlenmiş olan ... numaralı, 04/02/2015 tarihli faturadan, davacı ...’in dava dışı ...’e dava konusu ameliyat eldiveni emtiasını “CIF ...” teslim tipi ile ve 42.000,00 USD mal bedeli ile 1.400,00 USD navlun ve sigorta ücreti olmak üzere toplam 43.400,00 USD bedel üzerinden sattığı, ürünlerin bedelleri teslim alınamadan davalılara verilen talimatlara aykırı olarak emtianın alıcısına teslim edildiği ve davacı tarafından davalılar hakkında zararın tahsili talebiyle dava açtığı anlaşılmaktadır. Davacı taraf satış faturasının döviz kuru üzerinden olduğu halde davalılar hakkındaki davasını Türk lirası üzerinden ikame etmiş BK 99 maddesine göre seçimlik hakkını kullanmıştır .
Somut olayda davacı yan seçimlik hakkını Türk lirası olarak kullandığı halde dava tarihi ve paranın davalılardan tahsili tarihi arasındaki kurlardaki olağan dışı artış nedeniyle zarara uğradığını ve kur farkı alacağı doğduğu iddiasındadır . Her ne kadar dava dilekçesinde kur farkı alacağı iddiası bulunsa da hukuki nitelendirme hakime ait olup ihtilafa konu olayda kur farkı alacağı değil munzam zarar hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
Munzam zarar yönünden yapılan incelemede; Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin içtihatlarında munzam zarar ele alınmış, bu bağlamda 818 Borçlar Kanunu'nun 105. maddesinde, alacaklının düçar olduğu zararın geçmiş günler faizinden fazla olduğu surette borçlu kendisine hiç bir kusur isnat edilemiyeceğini ispat etmedikçe bu zararı dahi tazmin ile mükellef olduğu düzenlenmiştir. Yine 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 122. maddesinde alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlunun kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlü olduğu hüküm altına alınmıştır.
Kanun hükümlerinin açık lafzından da anlaşılacağı üzere, munzam zarar; borçlunun temerrütü nedeniyle uğranılmış olan ve temerrüt faizini aşması nedeniyle borçlu tarafından karşılanmayan zarardır. Alacaklı, temerrüt nedeniyle uğradığı ve temerrüt faizini aşan bakiye zararının borçludan tahsilini talep edebilir. Ancak munzam zararın olduğu hususunun alacaklı tarafından ispatlanması gerekir. Diğer bir anlatımla fiilen uğranılan zararın somut veri ve belgelerle tevsik edilmesi gerekir. Zira munzam zarar, alacaklının öz varlığından, ekonomik ve sosyal faaliyetlerinden, toplum içerisindeki statüsünden, başına gelen olaylardan kaynaklanan, somut olgular nedeniyle uğramış olduğu fiili zarardır (HGK'nın 31.10.2007 tarih ve ...E.-... K. İlamı). Soyut anlatımlar, muhtemel kar kayıpları, elde edilmesi tahmin edilen gelir kalemleri munzam zararın ispatı için yeterli değildir. (Yargıtay 17.H.D 21.03.2018 tarih ... E.- ... K.)
Munzam zararın borçlunun temerrüdü nedeniyle uğranılmış olan ve temerrüt faizini aşması nedeniyle borçlu tarafından karşılanmayan zararlar olması, alacaklının temerrüt nedeniyle uğradığı ve temerrüt faizini aşan bakiye zararının borçludan tahsilini talep edebileceği ve munzam zararın olduğu hususunun alacaklı tarafından ispatlanması gerektiğinden Borçlar Kanunu’nun eski 105, yeni 122. maddesinde karşılanması öngörülen, faizi aşan zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri) dışında, davacının durumuna özgü, somut vakıalarla ispatlanması gereken bir durum olduğu, oysa ki somut olayda davacının enflasyonist ortam nedeniyle zararının oluştuğunu iddia ettiği, kendi şahsından kaynaklı zararını ispat edemediği, döviz kuru üzerinden alacağını talep etme hakkı varken Türk Lirası üzerinden alacağını davalılardan talep ettiği anlaşılmış ve davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar harcı olan 615,40 TL'den peşin alınan 54,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 561,00 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davalılar vekilleri için takdir edilen 1.000,00 TL red vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
4-Tarafların dava şartı olan Arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, Arabuluculuk son tutanağından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 1.360,00.-TL Arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
6-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.19/06/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır