T.C.
İSTANBUL
17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
(DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)
ESAS NO: 2021/160 Esas
KARAR NO: 2024/289
DAVA: Tazminat
DAVA TARİHİ: 16/09/2020
KARAR TARİHİ: 02/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Gemi İpoteğinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların murisi ... T.C. Kimlik Numaralı ve 05.09.1950 doğumlu ...'in 21.06.2019 tarihinde davalı şirkete ait ...arasında çalışan ... adlı vapura ... durağından binmesine rağmen cesedi ... sahili açıklarında bulunarak vefat ettiğini, müteveffanın vefat tarihi itibariyle 69 yaşında olduğunu, müteveffadan geriye beraber yaşadığı eşi 02.02.1959 doğumlu ... (60 yaşında), 22.01.1983 doğumlu kızı ... ve 23.08.1988 doğumlu oğlu ...'in kaldığını, konuyla ilgili olarak müteveffa ...'in herhangi bir psikolojik sorunu ve dolayısıyla intihar eğilimi olmadığını, müteveffanın hiç kimseye veya kuruma borcu olmadığını, eşiyle, çocuklarıyla ve komşularıyla da arasının gayet iyi olduğunu, müteveffanın herhangi bir hasmının bulunmadığını, müteveffanın ... Tersanesinden 10 yıl önce emekli olduğunu ve ...'da ikamet eden biri olması hasebiyle toplu taşıma ve deniz toplu taşıma araçları kurallarına riayet eden ve bunu bilen biri olduğunu, müteveffanın cesedinin davalı şirkete ait ... iskelesine 100 metre yakında bulunduğunu, davalı şirket yolcuların denize düşme ihtimaline binaen yolcu vapurunda gerekli güvenlik önlemlerini almadığını, personelini bu konuda eğitmediğini ve bilgilendirmediğini, ayrıca tüm bunlara rağmen vapurda yeterli güvenlik kamerası bulundurmayarak ve mevcut güvenlik kameralarında da yeterli gün sayısında kayıt almadığını, huzurdaki dosyada tam kusurlu olduğunu, davacılardan müteffanın eşi müvekkili ...'in müteveffa ile beraber yaşamakta olduğunu ve onun maddi desteğine muhtaç olduğunu, ...'ın ev hanımı olduğunu ve eşini kaybettikten sonra geçim sıkıntısına düştüğünü, davacının herhangi bir geliri bulunmadığını, davacının 60 yaşında olduğunu, evlenme imkanını da bulunmadığını, müteveffa ile davacı müvekkilinin 37 yıllık evli olduklarını, müvekkilinin ... eşinin davalı şirketin kusuru nedeniyle vefat etmesi üzerine maddi destekten yoksun kaldığını, müteveffanın bu şekilde vefatı tüm davacıları acıya boğduğunu ve ruhsal sıkıntılara sebep olduğunu beyanla davacı ... yönünden şimdilik 1.000 TL destekten yoksun kalma tazminatının (21.06.2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz oranı ile birlikte), davacı ... yönünden 50.000 TL, davacı ... yönünden 50.000 TL, davacı ... yönünden 100.000 TL manevi tazminatın (Tüm davacılar için 21.06.2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz oranı ile birlikte), yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı şirketten alınarak davacı müvekkillerine verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Mahkemenin görevsiz olduğunu, görevli Mahkemenin ... 17 Asliye Ticaret Mahkemesi (Denizcilik İhtisas Mahkemesi) olduğunu, TTK 1270 maddesi ve TBK 72 maddesi gereğince davacıların taleplerinin zamanaşımına uğradığını, TTK 1248 maddesi uyarınca müvekkili şirket "taşıyan" olarak görülse bile 02/05/2019 tarihli sözleşme kapsamında dava konusu yolcu taşıma işinin "Gemiyi İşleten" ve "Fiili Taşıyan" sıfatlarıyla .... firması tarafından gerçekleştirildiğini, dava konusu hadisenin gerçekleşmesinde müvekkili şirketin hiçbir kusurunun bulunmadığını, bu nedenle hukuken tazminat sorumluluğunun doğmayacağını, müvekkilinin hadiseye ilişkin bir fiili ile dava konusu zarar arasında nedensellik bağı dahi bulunmadığından müvekkilinin hukuki sorumluluğunun bulunmadığını, soruşturma dosyasında dava konusu hadisenin müteveffanın kendi kusuru ile sebep olduğunun tespit edildiğini, davanın ...'ne ihbarını talep ettiklerini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizde çılan işbu davanın ... 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 12/03/2021 tarih, ...esas ve... sayılı görevsizlik kararı ile geldiği anlaşılmıştır.
Dava, davanın zamaşımına uğrayıp uğramadığı, eksik harcın bulunup bulunmadığı, davacılar murisinin 21/06/2019 tarihinde vefatı nedeniyle davalının mesuliyetinin bulunup bulunmadığı, murisin ölümünde davalı şirketin ve varsa 3.kişilerin kusur oranlarının ne olduğu, davacılar lehine destekten yoksun kalma tazminatı ile manevi tazminata hükmedilip hükmedilmeyeceği, hüküm verilecek ise miktarının ne olacağı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Tanık ... bilgi ve görgüsüne başvurulmak üzere ... 1 Asliye Hukuk Mahkemesine talimat yazılmış olup, 20/12/2021 tarihli talimat duruşmasında "Davacı ... 'te benim yanımda çalışıyor. Benim kuruyemiş dükkanım vardır. Davacı yıllardır yanımda çalıştığı için dükkanı onun üzerine yaptım. Davacıların murisi olan babalarının vefat ettiği gün ben ...'daydım. Davacı ... durumu haber almış, beni aradı. Ben de hemen olay yerine gittim. Davacıların babası oturdukları yer olan ...'a yakın bir iskeleden vapura binmiş, vapur ...'a doğru giderken nasıl olduğunu bilmediğim bir şekilde vapurdan düşmüş. Vapurda olaya ilişkin herhangi bir kamera kaydı yok. Vapurdan düştüğünde de görüp yardım eden olmamış. Ben gittiğimde kendisini yere yatırmışlardı. Vücudu şişmiş vaziyetteydi. Ben gittiğimde vefat etmişti. Daha sonra polis ekibiyle beraber ... hastanesine gittik. Sanırım iskeleye 150-200 metre mesafede uzaklıkta vapurdan düşmüş. Sahilde yol boyunca yürüyenler denizin içindeyken görmüşler. Ancak şahsen kimlerin gördüğünü bilmiyorum. Yoldan geçen vatandaşlar görmüş. Ancak vapurun içinden gören olmamış. Benim bilgim bundan ibarettir" beyanında bulunmuş beyanını imzası ile tasdik etmiştir.
Mahkememiz 20/01/2022 tarihli duruşmasında davalı tanığı ...'ın bilgi ve görgüsüne başvurulmuş olup, tanık "ben Şehir Hatları Vapuru nda 2013 yılından beri gemi hareket sorumlusu olarak çalışmaktayım, dava konusu olayla ilgili herhangi bir bulunmamaktadır, ..., ... hattı ... Tarafından ...'a mil başı olarak kiralanmaktadır, tüm sorumluluk ... dadır, fiili taşıyan ...'dur, tanıklık ücreti istemiyorum" beyanında bulunmuş beyanını imzası ile tasdik etmiştir.
Mahkememiz 17/05/2022 tarihli duruşmasında tanık ...'ın bilgi ve görgüsüne başvurulmuş olup, tanık "ben müteveffa ... in komşusuyum, oradan tanıyorum kendisini, nerede çalıştığını bilmiyorum, 2 tane çocuğu vardır, bir kız erkek, kızın ismi ... oğlunun adın ..., ailesi ile ilgileniyordu, herhangi bir sağlık sorunu ve ruhsal sağlık sorunu da yoktu, ailesini bakıyordu, emekli olduktan sonra çalışmıyordu, müteveffanın eşinin vefatından önce müteveffa eşini hastaneye getirip götürüyordu, ... ın eşi vefat ettikten sonra hastanaye ben getirip götürdüm, eşinin vefatı sebebi ile ruhsal problemler yaşadı, ... Hanım tek yaşamaktadır, benim tüm bildiklerim bundan ibarettir, tanıklık ücreti istemiyorum " beyanında bulunmuş beyanını imzası ile tasdik etmiştir.
Mahkememiz 17/05/2022 tarihli duruşmasında tanık ...'in bilgi ve görgüsüne başvurulmuş olup, tanık " ben ... nin damadıyım, 2010 yılında kızı ile evlendik, müteveffa olan kayınpederimin hiç bir ruhsal ve sağlık sorunu yoktu, evinin geçimini kendisi sağlıyordu, ben evlenmeden önce emekliydi, emekli maaşı ve biraz da birikmişi vardı diye biliyorum, bununla geçimini sağlıyorlardı, kayınpederim, kayınvalidemi hastaneye getirip götürürdü, kayınpederimin vefatı sonrasında kayınvalidem ve eşim ruhsal sağlık sıkıntıları yaşadı, bu süreçte sürekli hastaneye gidip geldi, kayınpederimin ölümünün sebebinin tüm aydınlatılmaması ailemizi yaralamıştır, bu sebeple de kayınvalidem ve eşim manevi olarak sıkıntı çekmektedirler, kayınpederimin benim bildiğim kadarı ile bir hastalığı yoktu, düzenli olarak kullandığı bir ilaç olup olmadığını bilmiyorum, kayınpederim içine kapanık birisi değildi, haftada birkaç defa dışarı çıkardı, ben aynı evde yaşamadığımız için bu konuda tam bir bilgim yoktur, sosyal ilişkileri de bildiğim kadarı ile iyiydi, Benim tüm bildiklerim bunlardır, tanıklık ücreti istemiyorum " beyanında bulunmuş beyanını imzası ile tasdik etmiştir.
Mahkememizce resen seçilen bilirkişiler ..., ..., ... ve ... tarafından tanzim edilen 30/11/2022 tarihli raporda; Savcılık soruşturma dosyasının ve kamera kayıtlarının da dava dosyasında mevcut olmayışı nedeniyle kusur yönünden değerlendirmenin sağlıklı olarak yapılamadığı, ancak ... Cumhuriyet Başsavcılığı ... Soruşturma Dosyası ... Sayılı Kararı dikkate alındığında, mütevaffanın ölümüne, davalı tarafının ve/vaya ihbar olunanın kusuru ile sebep olunduğu hususunun da davacılar tarafından ortaya konulamadığı, Davacı ...'in nihai ve gerçek maddi zararının 309.517,77 TL olduğuna ilişkin görüşlerini bildirmişlerdir.
Tarafların beyan ve itirazları değerlendirilmek üzere bilirkişi heyetine ...'in dahli ile bilirkişilerden yeniden rapor alınmıştır. Bilirkişi kurulu tarafından tanzim edilen 14/06/2023 tarihli raporda; a)Davalı kuruluşun (... sanayi ve Ticaret A. Ş.) kusursuz olduğu, İşletici firmanın (...) % 60 (Y. Atmış) oranında kusurlu olduğu, Yolcu konumunda bulunan kazalı ...'in ise % 40 (Y. Kırk) oranında kusurlu olduğu, Nörolojik durumun düşmeye etkisi açısından: Bilinen arteriyel Hipertansiyon, hiperlipidemi-hiperkolesterolemi, Diyabetes Mellutus ve Miyalji rahatsızlıkları olan ve multifarmasi ( çok fazla ) ilaç kullandığı anlaşılan kazalı yolcu ...'in Müteveffanın kullandığı ilaçlar ve müteveffanın otopsi raporunda belirtilen ilaçlar birlikte değerlendirilerek, müteveffanın o günkü kullanmış olduğu ilaçlarının; ... gibi tansiyon ilacı, antidiyabetik ilaç, kolesterol düşürücü ve romatizmal ağrı kesiciler olduğu, etanol- metanol , antidepressan -anksiyolitik vs gibi sistematik uyuşturucu veya uyaran madde saptanmadığı; Kullanılan ilaçlardan diklofenak tb in sersemlik hali yaptığı, diltiazem tb in baş dönmesi yapabildiği , atorvastatin tb in halsizlik yapabileceği , ilaçlara bağlı baş dönmesi , halsizlik bitkinlik nedeni ile düşme olasılığının varsayımsal bir olasılık olduğu , kesin olarak bilinmediği fakat mümkün olabileceği, evvelinden baş dönmesi tanısı aldığı ve ilaç olarak sefal fort tb başlandığı ama otopsi raporunda baş dönmesi tedavisinde kullanılan herhangi bir ilaca rastlanmadığı; Müteveffa ya 18.04.2019 tarihinde yaygın anksiyete tanısı ile atarax tb verildiği; ilacın devamını kullanıp kullanmadığının bilinmediği, ayrıca otopsi raporuna bakıldığında anksiyete bozukluğu ile ilgili herhangi bir ilaç kullanmadığının anlaşıldığı; kanda anksiyolitik yada antidepressan ilaç bulunmamasının bireyde hastalığın bulunmadığı anlamına da gelmediği ; nitekim diyabetes mellutus hastalarının sık anksiyete rahatsızlığı yaşadıklarının bilindiği; müteveffanın psikolojik sorunlar yaşayıp yaşamadığının kesin kanıtlarının dosya içerisinde olmadığı, yaygın anksiyete tanısının toplumda sık ve yaygın olduğu ; sıradan insanların dahi yaşamlarının bir döneminde hafiften ağıra anksiyete rahatsızlığından muzdarip olabileceği, sadece tanı ile intihar eğilimi arasında bir illiyet bağının kurulamayacağı; müteveffanın psikolojik durumunun intihara meyille olduğunun dosyada somut verilerinin olmadığına ilişkin görüşlerini bildirmişlerdir.
Tarafların beyan ve itirazları değerlendirilmek üzere dosya bilirkişi kuruluna yeniden tevdi edilmiştir. Bilirkişi kurulu tarafından tanzim edilen 03/04/2024 tarihli ek raporda; Müteveffanın Arteriyel Hipertansiyon , hiperlipidemi-hiperkolesterolemi, Diyabetes Mellutus ve Miyalji rahatsızlıklarının olduğu multifarmasi ( çok fazla ) ilaç kullandığı , otopside kanda ve idrar değerlendirmesine göre ; müteveffanın o günkü kullanmış olduğu ilaçlarının ; glifix tb, etol tb, Metformin tb , Diltizem tb, Ator tb , diklofenac tb gibi tansiyon ilacı, antidiyabetik ilaç , kolesterol düşürücü ve romatizmal ağrı kesiciler olduğu ,otopside kanında ve idrarda etanol- metanol ( alkol-uyuşturucu) , antidepressan -anksiyolitik vs gibi sistematik uyuşturucu veya uyaran madde saptanmadığı , kök raporda belirtildiği gibi ilaçlara bağlı baş dönmesi , halsizlik bitkinlik nedeni ile düşme olasılığının yada şahsın intihar ettiği olasılığının varsayımsal olduğu bu nedenle dosya içerisindeki somut delillerin müteveffanın ilaçlara bağlı düştüğünü ve/veya psikolojik durumunun intihara meyille olduğunu kanıtlamadığından kök rapordaki tıbbi mütaala kanaati aynen geçerlidir. Davacı ...'in talep edebileceği maddi zararının 783.251,80 TL olduğu, Önceki raporda hesaplanan maddi zararı tutarı ile işbu ek raporda hesaplanan maddi zarar tutarı arasındaki farkın asgari ücret artışlarından kaynaklandığı bu nedenle maddi zarar hesabı yönünden raporlar arasında çelişkiden bahsedilemeyeceğine ilişkin görüşlerini bildirmişlerdir.
Davacılar vekili 28/11/2023 tarihli Değer Artırım Dilekçesi ile dava konusu edilen destekten yoksun kalmak tazminatı talebini 265.713,24.TL artırarak 266.713,24.TL olarak belirlemiştir.
Davacılar vekili 20/05/2024 tarihli İkinci Değer Artırım Dilekçesi ile dava konusu edilen destekten yoksun kalmak tazminatı talebini 203.237,84.TL artırarak 469.951,08.TL olarak belirlemiştir.
Dava; davalı ... iştiraki olan ...AŞ'nin taşıyanı olduğu ... seferini yapan ... isimli vapurda yolcu olarak bulunan ...'in vapura ... binmesine rağmen cesedinin ... sahili açıklarında bulunduğu, müteveffanın son olarak ... iskelesine yürürken görüntülendiği, 02.09.2019 tarihli otopsi raporunda müteveffanın suda boğulma sonucu vefat ettiğinin tespit edildiği, kazalının hak sahipleri olan davacıların destekten yoksun kalma tazminatı ile manevi tazminat istemine ilişkin olup, taraflararasındaki uyuşmazlık olayın hangi tarafın kusuruyla meydana geldiği, müterafik kusur sözkonusu ise kusur oranlarının ne kadar olduğu, davacıların destekten yoksun kalma tazminatı talep etme koşullarının oluşup oluşmadığı ile istenebilecek maddi ve manevi tazminat tutarlarına ilişkindir.
Dosyaya sunulan ... A.Ş.'nin kuruluş sözleşmesi ve denizde yolcu taşıma konusundaki işletme ve intifa hakkı ihale şartnamesine göre, ... taşıma konusunda vereceği hizmeti özel hukuk sözleşmesi ile ... Ticaret A.Ş.'ye bıraktığı, ... yöneltilen davanın çözüm yerinin adli yargı olduğundan mahkememiz görevli kabul edilmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde zamanaşımı definde bulunmuştur. Dava TTK 1247. Maddesi ve devamında düzenlenen deniz yoluyla yolcu aşıma sözleşmesine dayanmaktadır. Zamanaşımını düzenleyen TTK 1270. Maddesinde ; “ Yolcunun ölümünden ve bedensel zararından ilgilisi lehine doğan bütün tazminat istemleri on yılda zamanaşımına uğrar.” Düzenlemesi bulunmaktadır. Olayın 21/06/2019 tarihinde meydana geldiği, davanın 16/09/2020 tarihinde açıldığı anlaşıldığından davalı vekilinin zamanaşımı defi yerinde görülmemiştir
Dosya kapsamında toplanan deliller ile bilirkişi raporlarına sonuç olarak, davalının sorumluluğunun BK'nun 49.maddesi ile TTK'nun 1256.maddesinden kaynaklandığı TTK 1256’da; "(1) Taşıyan, yolcunun gemi kazası yüzünden ölmesi veya yaralanmasından doğan zarardan sorumludur. Taşıyanın sorumluluğu, zarar gören yolcu başına her bir gemi kazası için 250.000 Özel Çekme Hakkı ile sınırlıdır. Şu kadar ki, kazanın savaş, terör, iç savaş, isyan veya istisnai nitelikte, kaçınılamaz ve engellenmesi mümkün olmayan nitelikteki bir doğa olayından veya tamamıyla bir üçüncü kişinin onu meydana getirmek kastıyla gerçekleştirdiği bir fiil veya ihmalinden kaynaklandığını ispatlayan taşıyan, sorumluluktan kurtulur. Taşıyan kusurlu ise, yolcunun yukarıdaki miktarı aşan zararından da sorumlu olur; kusurlu olmadığını ispat yükü taşıyana aittir." (2) Taşıyan, yolcunun, gemi kazasından kaynaklanmayan ölüm ve yaralanmasının sebep olduğu zarardan, bu zarara yol açan kazanın meydana gelmesinde kusuru varsa sorumlu olur. Kusuru ispat yükü davacıya aittir". Düzenlemesi bulunmaktadır. Somut olayda müteveffa vefat etmiş olup olay gemi kazası olarak değerlendirilemeyeceğinden davalının sorumluluğu TTK 1256/2 maddesi uyarınca kusur sorumluluğudur. Bu durumda davacının ölüm olayının meydana gelmesinde davalının sorumluluğunu ispatlanması gerekmektedir.
Somut olaya ilişkin olarak ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma esas, ... karar numaralı 02.12.2019 tarihli kararı ile; elde edilen kamera görüntülerinden ölen ... in olay tarihinde evinden tek başına sokakta yürüdüğü, ... iskelesine doğru yürüdüğü, ... iskelesindeki turnikelerden geçtiği, vapura bindiği, vapurun hareket ettiği, vapurun Karaköy iskelesine yanaştığında inen yolcular arasında müteveffanın bulunmadığı, otopsi raporunda suda boğulma sonucu vefat ettiğinin tespit edildiği, müteveffanın ölümünde herhangi bir kişiye atfedilebilecek bir kusur bulunmadığından kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verilmiştir.
Dosyaya sunulu mahkememizce aldırılan 30.11.2022 tarihli bilirkişi raporunda; ölüm olayının gerçekleşmesinde davalının kusurunun tespit edilemediğinin belirtildiği, 10.06.2023 tarihli bilirkişi raporunda;kamera kayıtları uyarınca mütevefaanın en son vapurun arka kısmında ortada ayakta iken geriye baktığının görüntelendiği, mütevefaanın ayakta hiç bir yere tutunmadan seyahat ederken ani sarsıntı sebebiyle düşmüş olabileceği, bunun aksine ilişkin dosyaya yansır herhangi bir delilin bulunmadığı, vapurun denize açılan kısmında uygun yükseklikte korkuluk bulunması gerektiği, söz konusu vapurda korkuluk bulunmaması sebbeiyle ihbar olunan ... un 1. Derecede %60 oranında kusurlu olduğu, davalının kusursuz olduğu, müteveffanın ise ayakta herhangi bir yere tutunmadan durması sebebiyle %40 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, her ne kadar davalı tarafça müteveffanın Arteriyel Hipertansiyon, hiperlipidemi-hiperkolesterolemi, Diyabetes Mellutus ve Miyalji rahatsızlıklarının olduğu multifarmasi ( çok fazla ) ilaç kullandığı, bu sebeple müteveffanın baş dönmesi ve halsizlik sonucu kendiliğinden düştüğü, müvekkilinin kusurunun bulunmadığı itirazında bulunmuş ise de otopside kan ve idrar tahlilleri sonucu da müteveffanın o gün , glifix tb, etol tb, Metformin tb , Diltizem tb, Ator tb , diklofenac tb gibi tansiyon ilacı, antidiyabetik ilaç, kolesterol düşürücü ve romatizmal ağrı kesicileri kulanmış olabileceği, müteveffanın baş dönmesini engelleyici ilaç kullandığına ilişkin herhangi bir kalıntının olmadığı, otopside kanında ve idrarda etanol- metanol ( alkol-uyuşturucu), antidepressan -anksiyolitik vs gibi sistematik uyuşturucu veya uyaran madde saptanmadığı, ilaçlara bağlı baş dönmesi , halsizlik bitkinlik nedeni ile düşme olasılığının yada şahsın intihar ettiği olasılığının varsayımsal olduğu bu nedenle dosya içerisindeki somut delillerin müteveffanın ilaçlara bağlı düştüğünü ve/veya psikolojik durumunun intihara meyille olduğunu kanıtlamadığından davalı taşıyanın %60 kusurunun bulunduğu, müteveffanın ise %40 kusurlu bulunduğunun belirtildiği, otopsi raporu, müteveffanın kullandığı ilaçlar ve mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunun bir bütün olarak değerlendirilmesi sonucu , müteveffanın intihar ettiği ya da baş dönmesi sebebiyle vefat ettiğine ilişkin bir delil bulunmaması sebebiyle müteveffanın vapurda korkuluk bulunmaması sebbeiyle vefat ettiği kabul edilmiş, davalı taşıyanın %60 ,müteveffanın ise ayakta herhangi bir yere tutunmadan durması sebebiyle %40 kusurlu olduğu kabul edilmiştir.
Müteveffa...'in vukuatlı nüfus kayıt örneğinden davacı ...'ın eşi olarak gözüktüğü, diğer davacıların ise çocukları olduğu, davacı...'ın müteveffa ile birlikte yaşadığı ve maddi desteğine muhtaç olduğu, davacı ...'ın maddi tazminat talebi için koşulları oluştuğu, olayın meydana gelmesinde müteveffa %40 kusurlu olduğundan belirlenen maddi tazminattan müteveffaya atfedilen %40'luk kusur oranı üzerinden indirim yapılması gerektiği, diğer davacılar ... ve ...'ın müteveffanın çocukları, ...'ın da eş olması sebebiyle aktif husumet ehliyetlerinin bulunduğu anlaşılmıştır.
Müteveffanın olay tarihinde 69 yaşında olup, müteveffa aktif devresini tamamlamış durumdadır. Müteveffa ve hak sahiplerinin muhtemel bakiye ömrü TRH-2010 yaşam tablosuna göre aktüerya bilirkişince belirlenmiştir. Hak sahibi davacı eş hesap tarihinde 64 yaşında olup, AYİM araştırmalarında 64 yaşında dul bir kadının yeniden evlenme şansı bulunmamakta, buna göre hesaplanan maddi tazminat miktarından yeniden evlenme şansı indirimi yapılmamış, SGK ... Sosyal Güvenlik Merkezinin ... tarihli müzekkere cevabında davacı eşe bağlanan gelirin ölüm aylığı olduğu ve rücuya tabi olmadığı belirtilmekle rücuya tabi ödemeler hususunda indirime yer bulunmadığı, davacı ...'a maddi tazminat ödemesi yapıldığına dair dosyada belge olmadığından ödeme tenziline yer verilmeyerek ilk bilirkişi raporunda maddi zarar 309.517,77 TL, 2.bilirkişi raporunda 266.713,24 TL hesaplanmış, davacılar vekilince 28.11.2023 tarihli dilekçe ile dava değeri artırılarak 266.713,24 TL yükseltilmiş, 01.04.2024 tarihli bilirkişi raporunda asgari ücret miktarının güncellenmesi ile maddi zarar 469.951,08 TL yükseltilmiş, davacılar vekilince 20.05.2024 tarihli dilekçe ile dava değeri 469.951,08 TYL ye yükseltilmiş ve mahkememizce de bu miktar üzerinden davacı ... için destekten yoksun kalma tazminatının kabulüne karar verilmiş.
Davalı her ne kadar davacının 2. Kez ıslah yapamayacağını belirtmişse de; davacının dava dilekçesinde davasını HMK 107 kapsamında belirsiz alacak davası olarak açtığı, 28/11/2023 tarihli değer artırım dilekçesiyle dava değerini belirli hale getirdiği , HMK 'nın 107/2 (Değişik:22/7/2020-7251/7 md.) maddesinde; "Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır." hükmü dikkate alınarak davacının 20.05.2024 tarihli 2.talep artırım dilekçesi ıslah dilekçesi olarak adlandırılarak 2.talep artırım dilekçesi üzerinden davanın kabulüne karar verilmiştir.
TBK'nın 56/2 .maddesinde ağır bedensel zarar veya ölüm halinde zarar görenin veya ölenin yakınlarına manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebileceği hükmü düzenlenmiş olup müteveffa ...'in vefatından dolayı davacı eşi ve çocuklarının büyük elem ve üzüntü yaşamaları nedeniyle davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne karar verilmiş, davacı eş ... için 60.000TL, çocuklar içinde 30.000'er TL manevi tazminata hükmetmek gerektiği kanaatine varılarak neticeten aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
1-Davacı ...’in maddi tazminat davasının 20/05/2024 tarihli ıslah talebi üzerinden KABULÜ ile ... için 469.951,08 TL maddi tazminatın 21/06/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek, davacıya ÖDENMESİNE,
2-Tüm davacıların manevi tazminat taleplerinin KISMEN KABULÜ ile davacı ... için takdir edilen 60.000,00 TL, ... ve ... için ayrı ayrı takdir edilen 30.000,00 er TL manevi tazminatın 21/06/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek davacılara ÖDENMESİNE, davacıların fazlaya ilişkin taleplerinin REDDİNE,
3-Maddi ve Manevi Tazminat davalarında karar harcı olan 40.299,55TL'den peşin alınan 54,40.TL, 684,00.TL tamamlama harcı, 2.732,00.TL ıslah harcı, 907,55.TL tamamlama harcının mahsubu ile bakiye 35.921,60.TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye İRAD KAYDINA,
4-Davacılar yargı gider toplamı olan 15.342,95.TL'nin ( 54,40TL başvurma harcı, 788,55TL posta gideri ve 14.500,00.TL bilirkişi ücreti olmak üzere) maddi tazminat davasının kabul ve manevi tazminat davasının kabul ve reddi oranına göre hesaplanan 15.250,00.TL'sinin davalıdan alınıp davacılara ödenmesine, bakiye giderin davacılar üzerinde BIRAKILMASINA,
5-Maddi tazminat davasında davacılar vekili için takdir edilen 71.793,15.TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacılara VERİLMESİNE,
6-Manevi tazminat davasında davacılar vekili için takdir edilen 17.900,00.TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacılara VERİLMESİNE,
7-Manevi tazminat davasında davalı vekili için takdir edilen 17.900,00.TL vekalet ücretinin davacılardan alınıp davalıya VERİLMESİNE,
8-Bakiye gider avansının kesinleşmeye müteakip talep halinde taraflara İADESİNE,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf nezdinde temyizi kabil olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 02/07/2024
Katip
e-imzalıdır
Hakim
e-imzalıdır