T.C.
İSTANBUL
17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2021/212 Esas
KARAR NO: 2024/301
DAVA: Alacak (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 05/04/2019
KARAR TARİHİ: 09/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili firmanın ... firmasından emtia satın aldığını, 14.02.2018 tarihinde ...'den yola çıkan ürünlerin 14.03.2018 tarihinde ... Limanı'na giriş yaptığını, ... Gümrük Müdürlüğü'nün ... tarihli ve ... sayılı serbest dolaşıma giriş beyannamesi ile ithalatı gerçekleştirilmek üzere beyanı verilen 27 kap 648 rulo ... marka rulo kılçık ve 15 kap rulo kılçık makinası olan toplam 42 kap ticari tanımlı eşyanın göndericiden alıcıya teslimine kadar tüm işlemleri davalı firmanın üstlendiğini, davalı firmaca müvekkili firmaya teslimi gereken ithale konu rulo kılçık ve rulo kılçık makinası olarak toplam 42 kap ticari tanımlı eşya yerine basiretli tacir olarak davranılmaması ve gerekli dikkat ve özen yükümlülüğünüze aykırı davranılmış olması sebebiyle yanlış yüklemeden kaynaklı olarak müvekkili davacı firmaya teslim için Taklit Mücevherci Eşyası olarak tanımlanan başkaca bir eşyanın yüklemesinin yapıldığını, ... Gümrük İdaresince eşyanın fiziki muayenesini gerçekleştiren muayene memurunca tespit edildiğini, işbu sebeple müvekkili firmanın ... Gümrük Müdürlüğü'nce tanzim edilmiş 103.839,00 TL + KDV ve gümrük vergileri ve para cezalarını ödemek durumunda kaldığını, işbu cezanın ödenmesi ve diğer zararlarının karşılanması gerektiğinin davalı firmaya ... 3. Noterliği'nce ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile bildirildiğini, sadece ceza ödemesinin davalı şirketçe müvekkili firmaya ödendiğini, bu nedenlerle öncelikle faturaya bağlı olarak ithal edilen malı eline ulaşmayan davacı müvekkilin fatura alacağı olan 9.216,80 USD’nin ve bu bedele ticari temerrüt uygulanarak davalıdan alınarak davacıya verilmesine, sonrasında ise ithal ettiği emtianın eline ulaşmaması nedeniyle ticari yaşantısını devam ettirmek için yapılan masrafların ve kaybedilen kârın bilirkişice hesaplanmasına ve yapılacak hesaplama sonrasında arttırma ve eksiltme hakkımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL ticari kar kaybının ticari temerrüt faizi uygulanarak tazminine, sonrasında da davalı firmanın sebep olduğu karışıklık nedeniyle ticari ismi lekelenen ve ticari yaşamda güveni sarsılan davacının bu kaybını engellemek amacıyla 30.000,00 TL manevi tazminata yasal faizi ile karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu taşımaya ilişkin konşimentonun arka yüzü tercümesi incelendiğinde davacının Türk Mahkemeleri'nde dava açamayacağını, konşimento yoluyla kanıtlanan sözleşme ... İdaresi Bölgesi yasalarına tabi olduğunu, herhangi bir talep veya uyuşmazlık halinde münhasıran ...Özel İdaresi Bölgesi mahkemesinin yetkili olduğunu, davanın öncelikle ...'da açılması gerektiğini, yetki açısından davanın reddi gerektiğini, davacının taleplerinin zaman aşımına uğradığını, bu nedenle reddi gerektiğini, müvekkili firmanın üzerine düşen tüm edimi yerine getirdiğini, taşımanın sonlanmasından ve hatanın fark edilmesinden sonra dahi bedelsiz edimlerine devam ettiğini ve basiretli bir tacir gibi davacının zararını da ödediğinden taraflarca bir ibra protokolü imzalandığını, müvekkili şirketin davacıya taahhüt ettiği taşıma süresi veya sorumluluğu bulunmadığını, müvekkili şirketin davacının taşıma işlemlerini iyi niyet ile yürüttüğünü, meydana gelen yanlışlıkla ilgili iyi niyet göstererek taşıma ve masrafları kendisine iade ettiği gibi taşımaları da ücretsiz gerçekleştirdiğini, gümrük vergilerini de müvekkili şirketin ödediğini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla dava konusu taşıma olan konşimento numarası ..., 42 kap 681 kg 1,452 cbm yükleme için 26/04/2018 tarihinde 1.077,70 TL (265,00 USD) kestikleri navlun faturasının tamamına iade faturası kesen davacıya bu bedelin iade edildiğini, 26/04/2018 tarihinde 143,964 TL (35,40 - ordino bedelinin iade edildiğini, 07/05/2018 tarihinde 366,00 TL davacının gümrükçüsüne ödediği gümrükleme giderini müvekkili şirkete yansıttığını ve müvekkili şirket tarafından ödeme yapıldığını, 14/09/2018 tarihinde 77.879,25 TL gümrük cezası için davacının fatura kestiğini ve müvekkili şirket tarafından ödeme yapıldığını, 14/09/2019 tarihinde 5.900,00 TL protokol gereği müvekkili şirket tarafından fatura karşılığı ödeme yapıldığını, ... numaralı konşimento ile davacıya bedelsiz taşıma yapılarak aynı vasıftaki malların iyi niyet karşılığı getirtildiğini, 171 kap 1719 kgs 13,152 cbm yüke ilişkin 685,55 USD taşıma bedeli alınmadığını, bu nedenle 15.276,91 TL ve 2.803,00 TL olmak üzere oplam 18.080,80 TL takas mahsup iddiaları bulunduğunu, davayı ihbar hakları saklı kalmak kaydıyla maddi olgular, hukuki çerçeve ve sunulan delillerle yetkisiz yerde açılan ve zaman aşımına uğrayan davanın usul açısından reddi aksi halde haksız ve mesnetsiz açılan davanın esas açısından reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
... 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/10/2020 tarih,... Esas ve ... Karar sayılı görevsizlik kararı verildiği; davacı vekilinin 16/12/2020 havale tarihli istinaf başvuru dilekçesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi 18/03/2021 tarih ve 2021/361 Esas 2021/338 Karar sayılı ilamıyla istinaf başvurusunun esastan reddine deir kararı doğrultusunda ...5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce dosyanın mahkememize gönderildiği ve yukarıdaki esasa kaydının yapıldığı anlaşılmıştır.
Dava; taraflar arasındaki taşıma anlaşması uyarınca davacıya ait 27 kap rulo kılçık ve 15 kap rulo kılçık makinesi olan toplam 42 kap ticari eşyanın taşınması sonrasında ... Gümrük Müdürlüğü'nde yapılan kontroller sırasında bir kısım emtianın yanlış taşınması nedeni ile oluşan zararlardan mal bedelinin ve kar kaybına ilişkin zararın davalıdan tahsili istemine ilişkin alacak davası olup; uyuşmazlığın; yanlış emtianın taşınması nedeni ile davalının sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, taraflar arasındaki protokol uyarınca davacının emtia satım bedeli ile kar kaybının talep edip edemeyeceği, davacının manevi tazminat talebinin yerinde olup olmadığı, davalı tarafından taraflar arasındaki ibraname kapsamında yapılan ödemeler nedeni ile davalı vekilinin takas defi talebinde yasal koşulların oluşup oluşmadığı ve neticede varsa davacı alacak miktarının tespitit hususlarında toplandığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce resen seçilen bilirkişiler Serbest Mali Müşavir ..., Uzakyol Kaptanı ... ve Taşıma Uzmanı ... tarafından tanzim edilen 03/11/2022 havale tarihli raporda özetle; incelenen yasal ticari defterlerin HMK 222. maddesine göre delil olarak kabul edilebileceği, ticari kar kaybından bahsedebilmek için bazı şartların mevcut olup olmadığını değerlendirmek gerektiği, ancak ilgili stok için müşteriler tarafından talep edilip de satışı yapılamayan bir bilgi ve belgenin davacı tarafından ortaya konmadığı hususları dikkate alındığında ilgili stok için davacı nezdinde bir kar kaybı oluştuğunun kabulünün mümkün olmadığı, bu durumun uyuşmazlığa konu edilmiş tüm emtia için geçerli olduğu, davacının davasını ispat edemediği, satış kaybına uğradığını ispatlanması halinde kar kaybı olarak değerlendirilebilecek olan tutarın 15 adetten fazla olamayacağı, davacının mal bedelinin ödenmesi talebiyle ilgili olarak davalının, davacıya yapılan ödemelerden takas mahsup talebinin takdirinin Mahkemeye ait olduğu, davacı ile davalı arasında 14.09.2019 tarihli bir protokol yapıldığı ve bu protokolün taraflarca usulüne uygun bir şekilde düzenlenmiş olduğundan geçerli olduğu, tarafların borç ve alacaklarını ortadan kaldıran bu ibra sözleşmesi sebebiyle davanın konusuz kaldığı, davalının söz konusu zarar bakımından davacı tarafından ibra edildiği belirtilmiştir.
Mahkememizce resen seçilen bilirkişiler Serbest Mali Müşavir ..., Uzakyol Kaptanı ... ve Taşıma Uzmanı ... tarafından tanzim edilen 03/08/2023 havale tarihli ek raporda özetle; davacı tarafından talep edilen kâr kaybına ilişkin oluşabilecek tüm gider ve zararlarının karşılandığı, buna rağmen davacı tarafından talep edilen kar kaybına ilişkin yapmış oldukları tespit ve değerlendirmelerde davacının stok, satış, sipariş hareketlerine göre herhangi bir kar kaybına uğramadığı, davacının davasını ispat edemediği, böyle bir alacak davasında ispat hususunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na tabi olduğunu, dava alacak davası olduğundan böyle bir davada ispat yükü borçlunun borcunu ifa etmediğini iddia eden alacaklı tarafa ait olduğu, başka bir deyişle alacaklının yani davacının iddia ettiği vakıayı somut uyuşmazlık bakımından zararının bulunduğunu ispat etmesi gerektiği, mali incelemeyle tespit edildiği üzere davacı böyle bir zarara uğradığını ispat edemediği, Mahkeme eğer herhangi bir zarar olduğuna kanaat getirdiği takdirde davalının bu kapsamda kusur ve sorumluluğunun olup olmadığının ayrıca değerlendirilmesi gerektiği, kök raporda belirtildiği üzere uyuşmazlık konusu olayların sonunda davalı ile davacı arasında bir protokol yapılmış ve bu protokol taraflarca usulüne uygun bir şekilde düzenlenmiş olduğundan geçerli olduğu, bu protokolde tarafların birbirlerini her türlü alacak ve borçtan karşılıklı ibra ettiği öngörüldüğü, her ne kadar davacı bu protokolün vergi cezası ve mahrece ilişkin olsa dahi davacı tarafın bir tacir olarak karşı tarafı her türlü alacak ve borçtan karşılıklı ibra ettiği hükmünü kabul etmiş ve altına imza attığı, bu hükmün vergi cezası ve mahrece ilişkin olması halinde yalnızca vergi cezası ve mahrece ilişkin ibra edildiğinin öngörülmesi gerektiği, tarafların basiretli tacir olarak yaptıkları bu ibra sözleşmesi ile bağlı ve ibra sözleşmesi geçerli olduğu, davalının dava konusu borç bakımından ibra edildiği, davacı tarafından kök rapora yapılan itirazlar ile ekinde sunulan belgelerin tamamı kök raporda detaylı olarak açıklandığı, kök raporda yer alan tespit ve değerlendirmeler sonucunda varmış oldukları kanaatlerinde bir değişme olmadığı belirtilmiştir.
Mahkememizce resen seçilen bilirkişiler Serbest Mali Müşavir ..., Uzakyol Kaptanı ... ve Taşıma Uzmanı ... tarafından tanzim edilen 10/06/2024 havale tarihli raporda özetle; davacının... firmasından satın almış olduğu 9.216,80 USD bedelli emtianın ... Limanı'nda ...'e gidecek olan başka bir yük ile karıştırılarak ...’e gidecek olan yükün sehven Türkiye’ye, Türkiye’ye taşınacak olan davacıya ait yüklerin ise ...’e taşındığı, davalı tarafından tüm taşıma masrafları kendisine ait olmak üzere ...’e taşınması gereken ancak sehven ...’ye taşınan yüklerin tüm masrafları davalıya ait olmak üzere mahrecine iade edildiği, Türkiye’ye taşınması gereken ancak sehven ...’e taşınan davacıya ait yüklerin Türkiye’ye getirilemediği, yanlış taşımadan kaynaklanan tüm giderler ile gümrüklerde oluşan vergi ve cezaların davalı tarafından karşılandığı, ayrıca taraflar arasında imzalanan protokol ile ... tarafından ...'e konu yüklemeden doğan ticari ve her türlü zararının tazmini için 5.000,00 TL + KDV olmak üzere 5.900,00 TL ödeme yaptığı görüldüğü, davacı talepleri arasında; taşıma konuşu eşyanın fatura bedeli, eşyanın eline ulaşmaması nedeniyle yapılan masraflar ve kâr kaybı talep edildiği, protokolde de eşya ile ilgili cezaların ve yapılacak işlere ilişkin masrafların, ayrıca her türlü zarar için 5.000,00 TL’nin ödeneceği düzenlendiği, 31.10.2022 tarihli raporda gerekçeli olarak ortaya konulduğu üzere davacının, kâr kaybına ilişkin taleplerinin ispatlanamamış olduğu söylenmesi gerektiği, fatura bedeli bakımından davalı 05.12.2022 tarihli beyan dilekçesinde, davalı tarafından davacıya ödenen toplam 89.274,54 TL’nin, mal bedelinin (fatura tutarının) dolar karşılığı olan 52.535,76 TL’den fazla olduğunu belirtildiği, ancak 89.274,54 TL ödemenin içeriğine bakıldığında en yüksek tutar olan 77.879,25 TL’nin gümrük cezası bedeli olduğu görüldüğü, toplam tutara dahil edilen diğer kalemlerin de protokolden önceye ait olduğu ya da protokolde yer alan kalemlerden olduğu görüldüğü, bu durumda takdiri Mahkemeye ait olmak üzere davalının fatura bedelinden sorumlu olduğu, mahsup iddiasının yerinde olmadığı sonucuna varıldığı, davacının kâr kaybına ilişkin taleplerinin ispatlanamamış olduğu, davalının fatura bedelinden sorumlu olduğu, mahsup iddiasının yerinde olmadığı belirtilmiştir.
Davalı vekili tarafından davaya konu taşımaya ilişkin düzenlenen konşimentoda bulunan yetki kaydı nedeni ile milletlerarası yetki itirazında bulunulmuşsa da; davalının Türk şirketi olması nedeniyle Türk mahkemeleri önünde kendisini daha iyi savunacak konumda iken, yabancı bir mahkemenin yetkili olduğunun ileri sürülmesi, MK 2'ye aykırılık teşkil edeceğinden bu nedenle de yetki itirazının reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı vekili tarafından yine davaya konu taşımaya ilişkin düzenlenen konşimentoda bulunan zamanaşımı süresine ilişkin kayıt uyarınca zamanaşımı definde bulunulmuşsa da; taraflar arasında bir taşıma ilişkisi bulunmakla TTK 1246 maddesi ile TTK 1188 maddeleri uyarınca dava konusu uyuşmazlık bakımından 1 yıllık hak düşürücü süre ile zamanaşımının öngörüldüğü anlaşılmakla birlikte, taraflar arasında eşyanın yanlış taşınması nedeni ile oluşan zararların karşılanması bakımından düzenlenen 14/09/2018 tarihli Protokol tarihi dikkate alındığında - zira taraflar arasında zararın karşılanması bakımından sulh görüşmelerinin devam ettiği ve nihayetinde bir protokol düzenlendiği dosya kapsamından anlaşılmakla bu süreç içerisinde sürelerin işlemeyeceği mahkemece değerlendirilmiş olup- arabuluculuk sürecinin başlatıldığı 19/02/2019 tarihi ve davanın açıldığı 05/04/2019 tarihi itibarı ile yasal sürelerin henüz dolmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin zamanaşımı itirazının reddine karar vermek gerekmiştir.
Dosyaya davalı vekili tarafından ibraz edilen ve takas mahsup talebine dayanak olan 14/09/2018 tarihli Protokol incelendiğinde; protokolün ilk maddesi uyarınca taraflarca ithalat ve taşıma konusu olan emtialarla ilgili olarak emtianın vergi cezalarının ödenmesi ve mahrecinin yapılması konusunda belirtilen protokolün imzalandığı belirtilerek diğer maddelerin düzenlediği anlaşılmıştır.
Dosya kapsamında, davacının, dava dışı ...firmasından satın almış olduğu 9.216,80 Usd bedelli emtianın ... limanında, ... gidecek olan başka bir yük ile karıştırılarak ...’e gidecek olan yükün sehven Türkiye’ye, Türkiye’ ye taşınacak olan davacıya ait yüklerin ise ...’e taşındığı, davalı tarafından tüm taşıma masrafları kendisine ait olmak üzere ...’e taşınması gereken ancak, sehven Türkiye’ye taşınan yüklerin, tüm masrafları davalıya ait olmak üzere mahrecine iade edildiği, Türkiye’ye taşınması gereken ancak, sehven ...’e taşınan davacıya ait yüklerin Türkiye’ye getirilemediği, yanlış taşımadan kaynaklanan tüm giderler ile gümrüklerde oluşan vergi ve cezaların davalı tarafından karşılandığı, ayrıca taraflar arasında imzalanan protokol ile ... tarafından, Caz Etikete, konu yüklemeden doğan ticari ve her türlü zararının tazmini için 5.000 TL +KDV olmak üzere 5.900 TL ödeme yapıldığı bu hali ile karışıklığa kimin sebebiyet verdiğinden bağımsız olarak yüklerin davacıya teslimi şartı ile davalının sorumluluğu üstlendiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Dosya kapsamında uyuşmazlık, taraflar arasında imzalanan protokol uyarınca davacının mahreci gerçekleştirilemeyen emtialarını teslim alamaması nedeni ile emtia satım bedeli ile bundan kaynaklı olarak kar kaybı talep edip edemeyeceği ile davalının taraflar arasındaki protokol uyarınca yapmış olduğu ödemeleri takas mahsup yolu ile iadesini isteyip isteyemeyeceği hususlarında toplanmaktadır. Davalı vekilinin bir diğer savunması ise taraflar arasındaki protokol uyarınca, davacıya teslim edilemeyen aynı emtianın bedelsiz olarak taşınması nedeni ile esasen davacının bir zararının bulunmadığına ilişkin olmakla dosyaya davacı tarafından ibraz edilen bedelsiz taşımaya ilişkin taşıma evrakları, bu taşımaya konu emtia satım faturaları ve bu emtia satım bedellerinin davacı tarafından ödendiğine dair tespitler ile dosyaya bu taşımayla ilgili olarak celp edilen gümrük kayıtları incelendiğinde, davalı tarafından bedelsiz taşımasının yapıldığı belirtilen emtiaların davaya konu emtialardan farklı nitelikte olduğu ve bu emtiaların davacı tarafından yeniden ödeme yapılarak satın alındığı, yalnızca protokol uyarınca taşımasının davalı tarafından bedelsiz yapılmış olduğu anlaşılmıştır.
Davaya konu eşyaların mahrec işlemlerinin yapılamadığı ve bu nedenle de protokol uyarınca davacının bedelini ödediği ticari defter kayıtları ile sabit olan eşyalarını teslim alamadığı tartışmasızdır. Davalı vekilince her ne kadar mahrec işlemlerinin yerine getirilememesi bakımından davacının sorumlu olduğu ve davacının eylemleri nedeni ile eşyaların davacıya teslim edilemediği savunulmuşsa da cevap dilekçesinde bu husustan bahsedilmediği gibi, davacının hangi eylemleri ile eşyaların mahreç işlemlerinin yapılamadığı da somut olarak ortaya konulamamıştır. Davalı vekilince dosyaya ibraz edilen 01/02/2022 tarihli beyan dilekçesi ile, davacıya ait olan ve yanlış yükleme nedeni ile ...'e giden eşyaların mahreç işleminin ancak ... de bulunan dava dışı mal alıcısı tarafından yapılabileceği belirtilerek dava dışı alıcının bu işlemleri yapmaması nedeni ile davaya konu edilen eşyaların Türkiye'ye gönderilemediği açıklanmıştır. Bu durumda davaya konu eşyaların protokol uyarınca davacıya teslim edilememesi bakımından davacının herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı mahkemece kabul edilmiştir.
Gelinen aşamada, taraflar arasında her ne kadar bir ibra protokolü bulunmaktaysa da, yukarıda açıklandığı hali ile bu protokolün lk maddesi uyarınca taraflarca ithalat ve taşıma konusu olan emtialarla ilgili olarak emtianın vergi cezalarının ödenmesi ve mahrecinin yapılması çerçevesinde imza edildiği sabit olmakla, neticede davacı tarafından eşyaların teslim alınamamış olması nedeni ile davacının davaya konu emtia satım bedeli olan 9.216,80 USD'yi davalı dan talep edebileceği mahkemece kabul edilmiştir. Zira protokol ilk maddesinde de açıkça ifade edildiği hali ile tüm maddeler eşyaların davacıya teslimi inancı ve kabulü ile düzenlenmiştir. Davalı vekili tarafından her ne kadar bilirkişi raporu ile tespit edildiği hali ile davaya konu taşıma nedeni ile yapılan 89.274,54 TL masrafın her halde emtia satım bedeli olan 9.216,80 USD karşılığı olan 52.535,76 TL den yüksek olması nedeni ile takas mahsup talebi bulunulmuşsa da; yapılan bu ödemelerin eşyaların teslimi dışında protokol uyarınca davalı tarafından kabul edilen, gümrük cezası, taraflarca kararlaştırılan tazminat bedeli, dava konusu taşımaya ilişkin tahsil edilen navlun bedelinin iadesi, davaya konu eşya için yapılan gümrük masraflarına ilişkin olarak yapıldığı anlaşılmıştır. Bu nedenle davalının takas mahsup talebi taraflarca imza edilen protokol uyarınca yerinde görülmemiştir.
Davacının bir diğer alacak kalemi ise kar kaybı istemine ilişkin olup, bu hususta mahkemece tayin edilen günde ticari defter kayıtlarının incelemeye esas olmak üzere ibraz edilmemesi nedeni ile tespit yapılamamış olmakla birlikte, davalının takas mahsup itirazının reddi gerekçesinde de belirtildiği hali ile tarafların eşyaların davacıya teslimi halinde, davalı tarafından ödenecek 5.000 TL tazminat ödenmesi halinde birbirlerini her türlü alacak ve borçtan karşılıklı ibra etmiş olmaları nedeni ile mahkemece yerinde görülmemiştir. Davacı tarafından manevi tazminat talebinde bulunulmuşsa da açıklandığı hali ile davacının davalıyı her türlü alacak ve borçtan ibra etmiş olması nedeni ile bu talebi de mahkemece yerinde görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacının davaya konu eşyalarını teslim alamaması bakımından herhangi bir kusur ve sorumluluğunun bulunmadığı, taraflarca imza edilen protokolün eşyaların davacıya teslimi kabulü doğrultusunda düzenlendiği, netice itibarı ile bedelinin davacı tarafından ödendiği sabit olan eşyaların davacıya teslim edilememiş olması nedenleri ve açıklanan gerekçeler ile neticede eşya satım bedeli bakımından davanın kısmen kabulü ile sair taleplerinin reddine dair aşağıdaki hali ile karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile 9.216,80 USD'nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/A maddesi uyarınca işleyecek USD faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya dair kâr kaybına ilişkin tazminat ile manevi tazminat taleplerinin reddine,
-Davalı vekilinin takas mahsup talebinin reddine,
2-Karar harcı olan 3.541,56 TL'den peşin alınan 1.414,80 TL'nin mahsubu ile bakiye 2.126,76 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacının peşin olarak yatırdığı 1.414,80 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Davacı yargı gider toplamı olan 17.174,40 TL'nin (44,40 TL başvurma harcı, 630,00 TL posta gideri ve 16.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere) davanın kabul ve reddi oranına göre hesaplanan 10.747,73 TL'sinin davalıdan alınıp davacıya ödenmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davacı için takdir edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
6-Davalı vekili için takdir edilen 17.900,00 TL red vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
7-Tarafların dava şartı olan Arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, Arabuluculuk son tutanağından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 1.320,00.-TL nin Arabuluculuk ücretinin kabul ve red oranı üzerinden hesaplanan 826,05-TL sinin davalıdan, 469,95-TL sinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
8-Bakiye gider avansının kesinleşmeye müteakip talep halinde taraflara iadesine
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf nezdinde temyizi kabil olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.09/07/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır