T.C.
İSTANBUL
17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
(DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)
ESAS NO:2021/217 Esas
KARAR NO:2022/231
DAVA:İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:26/05/2021
KARAR TARİHİ:19/04/2022
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı sigortalısı ... Dış Tic. A. Ş.'ye ait bisküvi emtiasının ...-1 numaralı konteyner ile, ... numaralı konşimento tahtında, ... gemisi ile Türkiye'den Almanya'ya taşındığını, alıca firmaya teslimi sırasında yapılan kontrollerde, emtianın taşındığı konteynerin delik ve yırtık olması sebebiyle, emtianın ıslanarak hasarlandığının fark edildiğini, alıcı tarafından hasar tutanağı düzenlendiğini, eksperlerce konteyner üzerinde üst köşede birleşim noktasında ve üst orta kısımda bulunan yırtık/deliklerden yağmur/deniz suyu girmesi sebebi ile emtianın ıslandığının tespit edildiğini, davalı tarafın dava konusu konşimento ve navlun faturası düzenleyerek ve navlun ücretini bizzat tahsil ederek fiili ve akdi taşıyan olduğunu, hasarsız olarak gemiye yüklenen emtianın taşıma sırasında zarar görmesi sebebi ile davalının oluşan zarardan sorumlu olduğunu, dava dışı sigortalının uğradığı bu zararı tazmin ederek sigortalısının haklarına halef olduğunu ifade ederek, davalı tarafından yapılan itirazın iptali ve takibin devamını talep etmektedir.
Davalı taraf cevap dilekçesinde özetle; mal faturasına göre sigortalının mal bedelini tam ve eksiksiz tahsil ettiğini, iddia edilen ıslaklığın nev'ine göre, yağmur suyundan ileri gelen hasarın, emtia nakliyat sigortaları genel şartları uyarınca sigorta kuvertürü dışında olduğunu, taşıyana süresinde hasar ihbarı yapılmadığını, buna göre yükün alıcısına teslim edildiğinin kabul edildiğini, hasarlı olduğu iddia edilen yük üzerinde her iki tarafın iştiraki ile yapılmış tespit bulunmadığını, taşınan kolilerin ıslandığı iddiası ile koliler içinde bulunan yükün tam zayi olduğunun varsayılmasının mümkün olmadığını, zarara ilişkin tam ve net tespit yapılmadığını, iddia olunan hasarın ne zaman ne şekilde ve nasıl meydana geldiğinin belli olmadığını, mücbir sebep nedeniyle ileri gelen zararın taşıyanlar lehine sorumsuzluk oluşturduğunu, taşımaya ilişkin konşimentoda bulunan kayıtlara göre taşıyanın konteyner içindeki yükün durumunu bilmediğini ifade ederek, davacının davasının reddini talep etmektedir.
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda özetle;130 Kg bisküvi emtiasının ıslanarak güvenli gıda olma özelliğini yitirdiği, Hasar Bedelinin 130 koli bisküvi emtiası için fatura koli bedeli olan 7,91 Euro üzerinden; 130 koli x 7,91 Euro = 1.028,30 Euro olarak hesap edildiği, sovtaj ve muafiyet tenzilinin bulunmadığı, davacı ... Sigortanın poliçe hükümleri uyarınca himaye sağlama yükümlülüğü %45 olarak belirlendiğinden davacı sigortacı tarafından sigortalısına yapılan ödemenin ise 208,23 Euro olduğu, hasarın yük davalı taşıyanın zilyetliğinde iken meydana geldiği, dava konusu hasarın neden olduğu ıslaklığın konteynerde tespit edilen ve fotoğraflarla tespit edilen delik/yırtık nedeni ile meydana geldiği ve dolayısıyla konteynerin elverişsiz olduğu, elverişsizlik teşkil eden yırtığın gözle görülebilir nitelikte olduğu, bu sebeple başlangıçtaki elverişsizliğin değil sonradan oluştuğunun kabulünün yerinde olacağı ihbarın TTK 'nun 1185/l.maddesinde öngörülen sürede ihbarın yapılmadığı, bu durumda TTK'nun 1185/4.maddesine göre hasarın taşıyanın sorumlu olmadığı bir sebepten ileri geldiği konusunda davalı lehine karine oluştuğu, davalının sorumluluğuna gidilebilmesi için yükteki hasarın taşıyanın/taşıyıcının sorumluluk sahasında iken ve taşıyıcının ya da adamlarının kusur ve ihmalinden meydana geldiğinin davacı tarafça ispatlanması gerekliliği ortaya çıktığı, sörvey raporuna göre hasarın konteyner tavanında bulunan delikten kaynaklanan ıslanma sonucu meydana geldiğinin sabit olduğu, ancak konteynerin teslim alındığı tarihte alıcı tarafından fiziki muayenesinin yapılıp, delik olup olmadığının tespit edilmediğinin de dikkate alınması gerektiği, davacı delileri arasında 11.2.2020 tarihli hasar tutanağı yer almakla birlikte bu bildirimin taşıyana yöneltilip yöneltilmediği ve taşıyanın temsilcisi/adamı tarafından bu tutanağın düzenlenmesine iştirak edildiği de anlaşılamadığından taşıyanın meydana gelen zararlardan sorumlu olmadığına yönelik karine doğduğu belirtilmiştir.
Dava; nakliyat sigorta poliçesi kapsamında sigortalıya ödenen hasar bedelinin rücu edilmesi için başlatılan icra takibine itirazın iptali davasıdır.
Dava dışı sigortalı ... A.Ş. tarafından satışı yapılan bisküvi emtiasının ... sayılı konişmento tahtında Mersin Limanından Trieste Limanına sevkedildiği, emtianın nakliyat rizikolarına karşı nakliyat emtia sigorta poliçesi ile sigortalandığı, varma yerinde emtianın hasarlı olduğunun tespit edildiği, ekspertiz incelemesi sonucunda tespit edilen hasar bedelinin davacı tarafça dava dışı sigortalısına ödendiği ve bu bedelin rücuan tahsilini talep ettiği görülmüştür.
Dosyaya sunulan konişmentoya göre davalının fiili taşıyan konumunda olduğu, buna göre pasif husumet ehliyetinin bulunduğu anlaşılmıştır.
Dosyaya sunulan mal faturasına göre davaya konu emtianın DDU teslim şekline satışının yapıldığı, buna göre, zarar risklerinin satıcı üzerinde olduğu, davanın halefiyete istinaden açıldığı, buna göre davacının aktif husumet ehliyetinin bulunduğu anlaşılmıştır.
TTK 1188. maddesinde göre kısmi hasar ve geç teslim halinde taşıyana karşı açılacak davanın eşyanın teslim edildiği tarihten itibaren 1 yıl içinde açılmaması halinde hakkın düşeceği belirtilmiştir. Rücu hakkının ise teslim tarihinden itibaren 1 yıllık süreye malın teslim tarihinden itibaren işlemeye başlamakla birlikte hak sahibine ödeme yaptıktan sonra 90 günlük ek sürede kullanılması gerekmektedir. Somut olayda emtianın 11/02/2020 tarihinde tesliminin gerçekleştiği, hasar bedeline ilişkin ödemenin 17/03/2020 tarihinde yapıldığı, icra takibinin ise 16/06/2020 tarihinde başlatıldığı, bu durumda davanın hak düşürücü süre içerisinde açıldığı görülmüştür.
Davacı taraf yük hasarının deniz taşıması sırasında davalı tarafın sorumluluğunda meydana geldiği iddiasında olup, TTK 1185. Maddesinde "Zıya veya hasarın en geç eşyanın gönderilene teslimi sırasında taşıyana yazılı olarak bildirilmesi şarttır. Zıya veya hasar haricen belli değilse, bildirimin eşyanın gönderilene teslimi tarihinden itibaren aralıksız olarak hesaplanacak üç gün içinde gönderilmesi yeterlidir, Eşyanın zıya veya hasarı ne bildirilmiş ne de tespit ettirilmiş olursa, taşıyanın eşyayı denizde taşıma senedinde yazılı olduğu gibi teslim ettiği ve eğer eşyada bir zıya veya hasarın meydana geldiği belirlenirse, bu zararın taşıyanın sorumlu olmadığı bir sebepten ileri geldiği kabul olunur. Şu kadar ki, bu karinelerin aksi ispat olunabilir." düzenlemesi bulunmaktadır. Süresinde hasar ihbarının yapılmadığı anlaşıldığından hasarın taşıyanın sorumluluğunda meydana geldiğinin davacı tarafça ispatlanması gerekmektedir. Ekspertiz raporunda hasar nedeninin; konteynerda oluşan delikten su girmesi nedeniyle oluştuğunun belirtildiği, bilirkişi raporunda ise konteynerın teslim alındığı tarihte tutanak düzenlenmemiş olması nedeniyle taşıyanın sorumlu olmadığının belirtildiği görülmüştür. Dosyada hasarının denizyolu taşıması sırasında meydana geldiğine dair başkaca delil bulunmadığından dava konusu hasardan davalı tarafın sorumluluğun bulunduğu uygun delilerle ispatlanamadığından davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar harcı olan 80,70 TL'den peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 21,40 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3-Davalı vekili için takdir edilen 2.149,86 TL red vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
4-Tarafların dava şartı olan Arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, Arabuluculuk son tutanağından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 1.320,00.-TL Arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
6-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kesin olarak verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.19/04/2022
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır