T.C.
İSTANBUL
17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
(DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)
ESAS NO:2021/511 Esas
KARAR NO:2023/277
DAVA:İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:09/08/2021
KARAR TARİHİ:22/06/2023
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ağaç bazlı panel sektöründe faaliyet gösterdiğini, satışı yapılan ürünlerin taşınmasının ihale ile belirlendiğini, satışı yapılan ve davaya konu edilen ürünlerinin taşınmasının ihalesini davalı ...’in kazandığını, ... tarafından Ağustos 2020'de yapılan sevkiyatlarda limana varış yapan konteynerlerin müşterilerine geç teslim edildiğini, ...’in sevkiyatındaki aksaklıklar sonucunda toplam 28.250 GBP’lik masrafın 14.702 GBP'lik kısmı için ... tarafından armatörden indirim alındığını, kalan 13.548 GBP'lik tutar için ... firması ile yapılacak olan taşımalarda belirli tutarlarda (konteyner başı 50/100 GBP tutarında) düşüm yapılarak, 13.548 GBP'lik tutarın eritilmesi kararı alındığını, müvekkili şirketin ... firmasının sorumlu olduğu zarar sebebiyle kendilerinin teklifi üzerine dostane çerçevede bu ortak çözüm yolunu kabul ettiğini, ... tarafından sebebiyet verilen ve ...’in sorumluluğunda olan zararın ileriki taşımalarda peyderpey kesinti yapılmak suretiyle eritilmesinin kararlaştırıldığını, borcun ... firmasının kabul ve ikrarında olduğunu, kabul ettiği ve ödeme taahhüdünde bulunduğu hatta ödeme planı çıkarılan borcunu ödememek için müvekkilinin ihalelerine katılmayarak iş almamaya başladığını ve müvekkili adına taşıma yapmayı bıraktığını, bu sebepten dolayı borcu eritmesinin mümkün olmadığını, müvekkili tarafından borca ilişkin olarak ... firması adına 24.03.2021 tarihli “sevkiyat masrafı yansıtma” içerikli fatura Düzenlendiğini, KEP üzerinden gönderilen faturanın ... tarafından 01.04.2021 tarihinde noter ihtarnamesi ile iade edildiğini, alacağın tahsili için müvekkili tarafından ... aleyhine ... İcra Müdürlüğü’nün .../... Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi yapıldığını, yapılan bu
takibe davalı tarafından itiraz edildiğini, yapılan arabuluculuk görüşmelerinden anlaşma sağlanamadığını belirterek borcu sabit ve kabul etmiş durumda olan ...’in, ... İcra Müdürlüğü’nün .../... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu haksız ve kötü niyetli itirazın iptaline, takibin fiili ödeme tarihindeki döviz alış kuru üzerinden devlet bankalarının GBP için açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte tahsili için devamına, ... yönünden %20’den aşağı olmamak kaydıyla tüm koşulları oluşmuş durumda olan icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından davacı tarafa farklı konşimentolar tahtında taşıma hizmeti verildiğini, taşımalara ilişkin olarak tanzim edilen Konşimentoların dava dışı ... ... tarafından tanzim edildiğini, konşimentoların ön ve arka yüzünde yer alan şartların dikkate alınması gerektiğini, taşınan yüklerin alıcısına hasarsız bir şekilde teslim edildiğini, müvekkili şirketin işbu davada pasif husumet ehliyetinin olmadığını, davaya konu deniz taşımasından kaynaklı taleplerin hak düşürücü süreye ve zaman aşımına maruz Kaldığını, dava dilekçesinde iddia olunan hususlarda müvekkili şirketin hiçbir sorumluluğunun bulunmadığını, davacının tüm iddialarından ...’nın sorumlu olduğunu, ...’nin pandemi ve siber saldırı nedeniyle yükleri zamanında teslim edemediğini, davacı tarafından TTK. 1185/5 uyarınca süresi içerisinde bir ihbarın taşıyana ve müvekkili şirkete yapılmadığını, Müvekkilinin müşterisi ile ihtilaf içerisinde olmamak için olayın sulhen çözülmesi saikiyle hareket ettiğini, sorumluluğunu ikrar etmediğini, davacının taleplerinin asıl muhatabının taşıyan ... ... olduğunu, davacının müvekkili adına tanzim ettiği faturanın niteliğinin sevkiyat masrafı yansıtması olduğunu, bu talebin açıklanmaya muhtaç olduğunu, müvekkilinin taşıyan sıfatının bulunmadığını, taşıyanın sorumluluğunda TTK. 1186 hükmünün uygulanacağını, icra inkar tazminatına hükmedilmesi talebinin reddi gerektiğini belirterek davanın usuli itirazları yönünden reddine, bu taleplerinin kabul görmemesi halinde ise haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan ve delil yetersizliğinden reddine, davanın reddi halinde takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, davanın ... S.A.’ya ihbarına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkememizde açılan işbu davanın .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 03/11/2021 tarih, 2021/... Esas 2021/... karar sayılı görevsizlik kararı ile geldiği anlaşılmıştır.Dava, taraflar arasındaki taşıma ilişkisi kapsamında geç teslim nedeniyle oluşan ve davalının kabulünde olduğu belirtilen alacağın tahsili talebiyle başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali davası olup, uyuşmazlığın davalı vekilinin milletlerarası yetki itirazının yerinde olup olmadığı, tarafların husumet ehliyetlerine haiz olup olmadıkları, davanın hak düşürücü süre ile zamanaşımı süre içerisinde açılıp açılmadığı, alacağın davalı yanca kabul edildiği beyanının yerinde olup olmadığı, davaya konu gecikme nedeniyle davalının kusur ve sorumluluğunun bulunup bulunmadığı ve tüm bunlara göre davacı tarafça talep edilebilecek zarar miktarının tespiti hususlarında toplandığı anlaşılmıştır.
... İcra Müdürlüğü’nün 2021/... Esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine 08/06/2021 tarihinde icra takibine başlandığı, ödeme emrinin davalı borçluya tebliği üzerine davalı borçlunun 11/06/2021 tarihli borca itiraz dilekçesi ile takibin durduğu ve eldeki davanın da 09/08/2021 tarihinde İİK 67 maddesi gereğince yasal 1 yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce resen seçilen bilirkişiler Serbest Mali Müşavir ..., Uzakyol Kaptanı ... ve Deniz Ticareti Hukuku Uzmanı ... tarafından tanzim edilen 17/05/2023 havale tarihli raporda özetle; davalı ...’in dava konusu taşıma bakımından taşıyan sıfatını haiz olduğu, bilirkişi heyetinde bulunan uzman bilirkişinin teknik değerlendirmesi neticesinde yükün ordinosunun veya yükün alıcıya geç teslim edildiğine dair bir durumun tespit edilemediği kanaatine ulaştığı, ancak davalının 02.09.2021 tarihli cevap dilekçesinde limandaki sıkışıklık nedeniyle konteynerlerin alıcısına geç teslim edildiğini beyan etmesi karşısında geç teslim
hususunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmadığı, uyuşmazlığın eşyanın geç tesliminde davalının kusurlu olup olmadığına ilişkin bulunduğu, dosyaya sunulan e-posta yazışmalarından, tarafların geminin varma limanına ulaşmasıyla birlikte başlayan teslim sürecinde sürekli irtibat halinde oldukları ve gecikmeyle ilgili olarak yazıştıkları anlaşıldığından TTK madde 1185/5 uyarınca bir ihbara gerek bulunmadığı, davalının gecikmenin durumun gereklerine göre karantina sınırlamalarından ileri gelmesinin muhtemel olduğunu ortaya koyup koyamadığı hususunda takdirin münhasıran mahkemeye ait olduğu, mahkeme ilk bakışta ispat kuralları uyarınca gecikmenin muhtemelen karantina sınırlamalarından ileri gelmiş olduğunun ortaya konulduğu kanaatine ulaşırsa, taşıyandan tazminat talep eden yükle ilgilinin TTK madde 1182 uyarınca taşıyan lehine oluşan karineleri çürütmesinin ve taşıyanın kusurunu ispatlamasının gerekeceği, davacının geç teslimle uygun illiyet bağı içinde zarara uğradığını ve bunun miktarını ispatlayamadığı, davacının talebinin geç teslim nedeniyle uğradığı zararın tazmini olmayıp, fiili taşıyana yapılan bir takım ödemelerin iadesinden ibaret olduğu, ancak bu bedellerin haksız şekilde tahsil edildiği ve bu nedenle iadesinin gerektiği hususunun ispatlanmadığı, ayrıca iade talebinin ödemenin yapıldığı fiili taşıyana değil akdi taşıyana yöneltildiği, davacının davalı şirket yetkilisi ...’nın 11.12.2020 tarihli e-postası ile ödemenin davalı tarafından yapılacağının kabul edildiğini ve miktar üzerinde uzlaşıldığını ileri sürdüğü, anılan e-postanın borç ikrarı olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususunda ise takdirin münhasıran mahkemeye ait olduğu kanaatine varıldığı belirtilmiştir.
Davalı vekilince davaya konu taşımaların yapıldığı konşimentolarda bulunan yetki kaydı nedeni ile milletlerarası yetki itirazında bulunulmuşsa da, davalının Türkiyede mukim bir Türk şirketi olması nedeni ile ikametgah mahkemesinde kendisini daha iyi savunabilecek olan davalının yetki itirazının MK’nun 2.maddesi gereğince reddine karar vermek gerekmiştir.
Dosyaya, dava konusu taşımalara ilişkin olarak ibraz edilen davacı ... ... firması tarafından yapılan ihaleye ilişkin kayıtlar, taraflar arasındaki e posta yazışmaları ile konşimentolar incelendiğinde; davalının dava konusu taşımaları üstlendiği bu bakımdan davacıya karşı taşıtan sıfatı ile uyuşmazlık bakımından pasif husumet ehliyetini haiz olduğu ancak taşıma işinin ise fiilen ihbar olunan ... tarafından gerçekleştirildiği anlaşılmıştır. Davacının ise taşımaya konu yüklerin satıcısı ve konşimento kayıtlarına göre göndereni olduğu anlaşılmış, muhasip incelemesi neticesinde ise, davaya konu edilen ve dava dışı yük alıcısı tarafından dava dışı fiili taşıyana ödendiği belirtilen demuraj bedellerini, dava dışı alıcıdan olan alacaklarından düşmek sureti ile cari hesabından mahsup ederek ödediği tespit olunmakla, davacının da aktif husumet ehliyetini haiz olduğu kabul edilmiştir.
İhbar olunan vekilince dosyaya kazandırılan dava konusu konteyner hareket bilgilerine göre;
... nolu konşimento tahtında taşınan yüklerin 21.Ağustos 2020 tarihinde gemiye yüklendiği, 03.09.2020 tarihinde gemiden tahliye edildiği, 13.10.2020 tarihinde ise alıcısı
tarafından tahliye limanında teslim alındığı,... nolu konşimento tahtında taşınan yüklerin 12.09.2020 tarihinde gemiye yüklendiği, 27.09.2020 tarihinde gemiden tahliye edildiği, 28.09.2020 tarihinde ise alıcısı tarafından tahliye limanında teslim alındığı,... nolu konşimento tahtında taşınan yüklerin 21.Ağustos 2020 tarihinde gemiye yüklendiği, 03.09.2020 tarihinde gemiden tahliye edildiği, 22-24 ve 25 Eylül 2020 tarihlerinde alıcısı tarafından tahliye limanında teslim alındığı, ... nolu konşimento tahtında taşınan yüklerin 12.09.2020 tarihinde gemiye yüklendiği, 27.09.2020 tarihinde gemiden tahliye edildiği, 28.09.2020 tarihinde ise alıcısı tarafından tahliye limanında teslim alındığı, anlaşılmıştır. Bu kapsamda her ne kadar davalı vekilince TTK 1188 ve 1246 maddeleri gereği davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığına ilişkin itirazı bulunmaktaysa da, icra takip tarihi olan 08/06/2021 tarihi itibarı ile hak düşürücü süre ile zamanaşımı itirazlarının yerinde olmadığı mahkemece kabul edilmiştir.
TTK 1185 maddesi gereğince eşyanın teslimindeki gecikmenin, gönderilen tarafından onun kendisine teslimi tarihinden itibaren aralıksız olarak hesaplanacak altmış gün içinde taşıyana yazılı olarak bildirilmedikçe gecikme nedeni ile tazminat ödenmeyeceği düzenlenmiş olamakla, dosyada bulunan taraflar arasındaki e posta yazışmalarından özellikle 15 Eylül 2020 tarihli yazışma ile gecikme durumu ile ilgili yazışmaların bulunduğu, tarafların gecikme ile ilgili irtibatta bulundukları dikkate alındığında dava konusu uyuşmazlık bakımındanTTK 1185 maddesi gereği ayrıca bir ihbar aranmaması gerektiği ve davacının gecikmeye dayalı zararları bakımından talep hakkının ihbar yokluğu nedeni ile engellenmemesi gerektiği mahkemece kabul edilmiştir.
Davalı vekilinin cevap dilekçesi ile ihbar olunan vekilinin ihbara cevap dilekçelerinde, deniz taşıması ayağında gecikmenin yaşanmadığı, geminin olması gereken tarihte limana ulaştığı ancak COVİD 19 pandemisi nedeni ile alınan tedbirler nedeni ile limanda yaşanan sıkışıklık nedeni ile alınan önlemlerden dolayı limandaki operasyonel sebeplerle alıcının malı tesliminde gecikme yaşandığını belirtmiş olup, davacı vekilince bu savunmalara karşı itirazda bulunulmamış ve aksine herhangi bir delil de dosyaya sunulmamıştır. TTK 1182 maddesinde taşıyanın kusursuzluk ve uygun illiyet bağı karinelerinden yararlandığı haller düzenlenmiş olup, TTK1182-1/b fıkrasında karantina sınırlamalarının da bu hallerden olduğu belirtilmiştir. Dava konusu eşyaların varma limanına ulaştığı ve teslim alındığı tarihler olan Eylül-Ekim 2020 tarihleri pandeminin tüm dünyada en etkili olarak hissedildiği dönemler olduğu ve gecikme yaşandığı belirtilen sürelerin en fazla 30 gün olduğu da dikkate alındığında, TTK 1182/3 maddesi gereği varma limanında yaşandığı, dosya kapsamında sabit olan gecikmenin, karantina sınırlamaları nedeni ile oluştuğu mahkemece muhtemel kabul edilmiş olup, ilgili yasa maddesi gereği, davacının bu karinenin aksi olarak gecikmeye bizzat davalının kusuru ile sebebiyet verdiğini ispatlaması gerekmektedir. Ancak yukarıda da belirtildiği üzere davacı tarafından, gecikmeye, davalının kusuru ile sebep olduğuna ilişkin olarak dosyaya herhangi bir delil sunulmamıştır. Bu nedenle gecikmenin davalının kusuru sebebi ile sorumluluğu altında oluştuğu hususu mahkemece kabul edilmemiştir. Bununla birlikte davacı vekilince aynı zamanda, dava konusu borcun davalı yanca ikrar edildiği belirtilerek bu nedene dayalı olarak da talepte bulunulmuşsa da, davacının buna dayanak olarak ileri sürmüş olduğu 11 Aralık 2020 tarihli e posta "Aşağıdaki tabloya göre ... tutardan ... indirim alındı. Geriye ... tutar kaldı. UK işlerinizde ... düşerek, diğer bölgelerden de ... düşerek bu tutarı eritebiliriz. Onayınıza istinaden diğer bölgelere de bilgi aktarıyor olacağız. Yeni gelen servisler olacak ve bunlar üzerinden sizlere teklif rakamlarımızı iletiyor olacağız. Bu ay sonuna kadar elinizde olacağını düşünüyoruz. " şeklinde olup, bu e posta ile taraflar arasındaki taşıma ilişkisinin devam edeceği inancı ile karşılıklı olarak bir görüşme gerçekleştiği, davalı tarafından da ilişkinin devamı inancı ve bir bakıma şartı ile mahsuplaşma yolu ile bu bedelin ödeneceğinin söylendiği, bu hali ile açık ve kesin bir borç ikrarının bulunmadığı mahkemece kabul edilmiştir. Her ne kadar davacı vekilince devam eden süreçte davalının bilerek ve kasten davacının ihalelerine girmeyerek borcun tahsilini engellediği ileri sürülmüşse de, dava dilekçesi ekinde bildirdiği delil listesinde buna ilişkin herhangi bir delile dayanmamış ve buna dair dosyaya herhangi bir belge ibraz etmemiş olup, davalının kötü niyet ile davacının taşıma ihalelerine girmediğine ilişkin mahkemede yeterli kanaat oluşmamıştır.
Tüm bunlara ek olarak, dava konusu talep gecikmeye dayalı bir zarar tazmini talebinden ziyade, varma limanında oluşan ve malın alıcısı tarafından herhangi bir ihtirazı kayıt konulmaksızın (buna dair davacının bir iddiası yahut delili dosyada bulunmadığından), demuraj bedelleri de ödenmek sureti ile teslim alınan emtialara ilişkin olarak, alıcıya geri ödenen demuraj bedelinin davalıdan rücuen tahsili istemine ilişkin olup; TTK 1203 maddesi gereğince gönderilen eşyayı teslim almakla birlikte teslime ve taşımaya ilişkin tüm borçlardan sorumlu hale gelip TTK 1205 maddesi gereğince de eşyanın teslimi halinde taşıyanın gönderilenden istenebilecek bedelleri taşıtandan isteyemeyeceği düzenlenmiştir. Buna göre davacının esasen ödemekle yükümlü bulunmadığı demuraj bedellerin dava dıyı alıcıya, alıcı ile kendi aralarındaki ticari ilişki çerçevesinde ticari bir tercih olarak yapmış olduğu ödemenin rücuen davalıdan tahsilini istemesisin de hukuken mümkün olmadığı değerlendirilmiştir. Buna göre bilirkişi raporunda da açıklandığı hali ile talep konusu bedelin gecikmeye dayalı bir zarar olmadığı ve davacının hukuken sorumlu olmadığı bir bedel nedeni ile davalıya rücu hakkının da bulunmadığı mahkemece kabul edilmiştir.
Açıklanan tüm bu nedenlerle, dava konusu gecikmeye davalının sebep olduğu hususunun dosya kapsamında davacı tarafından ispat edilememiş olması, dava konusu talebin gecikmeye dayalı bir zarar kalemi olarak değerledirilmemesi, talep konusu ile gecikme arasında uygun illiyet bağının bulunmaması, davacı vekilinin beyanının aksine davalının açık ve kesin bir borç ikrarının bulunmaması hususları bir aada değerlendirilerek neticede davanın reddine dair aşağıdaki hali ile karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harç Tarifesi gereğince peşin alınan 2.001,15 TL den karar harcı olan 179,90 TL nin mahsubu ile fazla alınan 1.821,25 TL'nin kesinleşmeye müteakip talep halinde davacıya iadesine,
3-Davalı vekili için takdir edilen 25.853,81 TL red vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
4-Tarafların dava şartı olan Arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, Arabuluculuk son tutanağından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 1.320,00.-TL Arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
6-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf nezdinde temyizi kabil olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.22/06/2023
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır