T.C.
İSTANBUL
17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
(DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)
ESAS NO:2022/124 Esas
KARAR NO :2025/669
DAVA:Alacak (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:22/03/2022
KARAR TARİHİ:23/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ile 24.03.2021 tarihinde e-posta yazışmaları ile çarter sözleşmesi akdedildiğini, ... isimli geminin davalıya tahsis edilerek konşimento muhtevası yüklerin Nemrut limanından yüklenerek ... limanına taşındığını, geminin 19.04.2021 tarihinde ... limanına ulaştığını, ... limanında 160 metre üzeri gemilerin yanaşacağı tek rıhtım bulunduğundan gemi sıraya alınarak yanaşmanın 23.05.2021 olacağının davalıya bildirildiğini, 23.05.2021 saat 19:30 da rıhtımın boşalmasıyla geminin yanaşmasına müsaade edilmeyerek ...'den 18 gün sonra gelen Intrepid Eaagle adlı geminin rıhtıma yanaştırıldığını, yapılan araştırmalar neticesinde alıcının hazırlıklarını tamamlamaması ve malları almaya hazır olmaması nedeniyle diğer geminin öne geçirildiğinin anlaşıldığını, 28.05.2021 saat 23:10 da diğer geminin tahliyesinin tamamlanmasıyla ...'nün rıhtıma yanaştığını ve 09.06.2021 tarihinde tahliyesi tamamlanarak geminin ... limanından ayrıldığını, limana varış ile kalkışın toplamda 51 gün sürdüğünü, geminin yanaşması gereken 23.05.2021 saat 19:30 ile yanaştığı 28.05.2021 saat 23:10 arasında 5 gün 3 saat 40 dakikalık bir gecikme zararının bulunduğunu, geminin bir sonraki kira döneminde elde edilebilecek kazancında 5 gün 3 saat 40 dakikalık kayıp meydana geldiğini, ... 76'nın 98.satırının "rıhtımı beklerken kaybedilen süre duruma göre yükleme ve boşaltma süresinden sayılır" şeklinde olduğu beyanları ile geminin alıkonulmasından kaynaklanan gerçek zararın muacceliyet tarihinden itibaren uygulanacak en yüksek ticari faiziyle birlikte fiili ödeme günündeki Türk Lirası karılığı olarak davalıdan tahsilini talep edilmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılamayacağını, sözleşmede demuraj bedelinin 8.000 USD olarak belirlendiğini, daha önce ikame edilen ... E dosyasında ... sayılı 07.01.2022 tarihli karar ile yürürlükte bulunan 805 saayılı tasaya aykırı olarak tanzim olunan sözleşmenin geçersizliğinin hüküm altına alındığını, kararın kesin delil niteliğini haiz olduğunu, geçersizliği ilam ile kesinleşmiş olan bir sözleşmede asıl alacağın da geçersiz olması nedeniyle asıl alacağa bağlı olan feri alacağın da geçersiz hale geleceği ve talep edilemeyeceğini, sözleşme ve eklerinde davacının iddialarının aksine "doğrudan teslim/direct delivery" şartının kararlaştırılmadığını, uygulamada yaygın olarak taşıma konusu demir/çelik ürünlerine konu navlun sözleşmelerinde doğrudan teslim şartının belirlenmediğini, dava dilekçesi 4 nolu ekinde liman işletmesinden davalıya gönderildiği iddia edilen mesajda alıcıların doğrudan teslime hazır bulunmadığının bildirildiği iddia ediliyor ise de e-postanın kimin tarafından gönderildiğinin belli olmadığını, bir an için e-postanın doğru olduğu kabul edilse bile davacının, liman yönetimine sözleşmede doğrudan teslim hükmünün kararlaştırılmadığı yönünde gerekli cevabın verilerek tahliyenin sağlanması gerekirken, aksi yöndeki ihmalkarlığın sorumluluğunun davalıya yüklenemeyeceğini, sözleşmede bulunan liner out klozu uyarınca tahliye masraflarının davacı taşıyana ait olduğunu, bu kloza göre boşaltmanın risk ve giderlerinin davacıya ait olduğunu, gönderilenin eşyanın teslimini talep etmemesinin teslim engeli olarak görülemeyeceği, tahliye acentesinin dahi davacı tarafından belirlendiğini, bunun yanı sıra sözleşmede orijinal konşimentonun tahliye limanına zamanında ulaşmaması durumunda gemiyi bekletmemek adına kiracının malın gümrüklü sahaya tahliye edileceğini teyit ettiğinin belirtildiğini, dava dilekçesi ekinde 1 nolu ekinde yer alan evrakların dava konusu ile tamamen bağımsız bir sözleşmeye ait olduğunu, sözleşme kloz 25'in davacı tarafından hatalı çevrildiği, klozda owner kelimesinin taşıtan değil gemi sahibi anlamına geldiğinden gemi sahibi, boşaltma limanında herhangi bir kısıtlamayı kendileri ortadan kaldırır şeklinde çevrilmesi gerektiğini, faizin dava tarihinden itibaren işleyecek şekilde talep edilmesinin gerektiğini beyanla davanın usulden ve esastan reddi talep edilmiştir.
Mahkememizin 13/12/2022 tarihli ara kararı ile dosyanın bilirkişi heyetine tevdine karar verilmiş olup, bilirkişi heyetinden aldırılan raporda özetle; Söz konusu uyuşmazlık bakımından uygulanacak hukukun Türk hukuku olduğu, 805 sayılı İktisadi Müesseselerde Mecburi Türkçe Kullanılması Hakkında Kanun'un Türkiye dahilindeki sözleşmeleri düzenlendiği, uyuşmazlık konusu sözleşmenin varma limanı İsrail olduğundan 805 sayılı Kanun'un uygulama alanına girmediği, Davalı tarafın kendisine bir husumet yöneltildikten sonra söz konusu sözleşmenin geçersiz olduğunu ileri sürdüğünü, sözleşmenin her iki tarafının da basiretli bir iş adamı şeklinde davranmakla yükümlü olduğunu, davalının sözleşmenin ifasına ilişkin tüm aşamalar tamamlandıktan sonra uyuşmazlık çıkmasının akabinde sözleşmenin geçersiz olduğunu ileri sürmesinin dürüstlük kuralına uymadığı, Tarafların "liner out" klozunu kararlaştırıldığı, bu itibarla taşıyanın tahliye masraflarından sorumlu olduğunu, Davacının varma limanı olan İsrail ... Limanı yetkililerinin, Davalı taşıtanın tahliye hazırlıklarının tamamlamamaları sebebiyle başka bir geminin uyuşmazlık konusu geminin önüne geçirildiğini ileri sürdüğü ancak dosyaya sunulan belgelerin davacının davası bakımından yetersiz olduğu belirtilmiştir.
Mahkememizin 20/06/2023 tarihli celsesinde verilen ara kararı ile dosyanın bilirkişi heyetine tevdine karar verilmiş olup, bilirkişi heyetinden aldırılan raporda özetle; Taraflar arasında yolculuk çarter sözleşmesi kurulduğu, davacı donatan/taşıyanın talep etmiş olduğu "detention ücretinin" ... 76 ya atıfta bulunulmuş olması ve bu sözleşmenin 98 .satırında da "Detention" geminin sebepsiz yere bekletilmesinden doğan zararların talep edilebileceğinin kararlaştırıldığı, varış limanı teamüllerine göre yükün teslimi supalan olarak yapıldığından, alıcıların gerekli ayarlamaları "yapmadığından ve yapamadığından" geminin zaman kaybetmesine ve kaybına neden olduğundan doğan zararlarını "detention ücreti olarak talep edebileceği, geminin yanaşması gereken 23.05.2021 saat 19:30 ile yanaştığı 28.05.2021 saat 23:10 arasında 5 gün 3 saat 40 dakikalık bir Detention-gecikme zararı olduğu, davacının talep etmiş olduğu günlük 18.000 USD detention/alıkoyma bedeli üzerinden hesap edilerek ; 5 gün 3saat 40 dakika x 18.000 USD = 92.750 USD olarak hesaplanmış ise de bu hesaplamayı hangi tarifeye göre yaptığının anlaşılamadığı, taraflar arasındaki sözleşmede günlük 8.000 USD demuraj ücreti belirlendiğine göre hesabın günlük 8.000 USD üzerinden yapılmasının hakaniyete uygun düşeceği, buna göre "Detention" hesabı 41.222,21 USD olarak hesaplandığı, gecikmeye sebebiyet olan engelin sebebinin ne olduğu somut olarak dosyadaki belgelerden tespit edilememekle birlikte, belirtilen tarihte ve limanda bir savaş halinin bulunup bulunmadığı hususunda nihai takdirin Mahkemeye ait olduğu, buna bağlı olarak eğer davacının talebinin yerinde olduğuna kanaat getirilir ise, alacağının 41.222,21 USD'ye takabül ettiği sonuca varılabileceği belirtilmiştir.
Mahkememizin 04/04/2024 tarihli ara kararı ile dosyanın bilirkişi heyetine tevdine karar verilmiş olup, bilirkişi heyetinden aldırılan raporda özetle;Davacı ve davalı şirket vekilleri ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi ile ilgili dava dosyasına herhangi bir beyan dilekçesi sunmadığından tarafların ticari defter ve kayıtlarının mali müşavir bilirkişi üye tarafından incelenemediği, taraflar arasındaki yolculuk çarteri sözleşmesinin geçerli olduğunun kabulü gerektiği, "Liner-out" şartıyla kurulmuş bir navlun sözleşmesinde, varma limanında tahliye masraflarının taşıyan hesabına olduğu; böyle bir sözleşme çerçevesinde, aksi ayrıca kararlaştırılmadıkça taşıyanın tahliye limanında sürastarya ücreti talep hakkı bulunmadığı; ancak "liner-out" ibaresinin tahliye limanında ortaya çıkacak her türlü zararın taşıyanın risk alanında olacağına dair bir şart olarak değerlendirilemeyeceği; taşıyanın hakimiyetinde bulunmayan ve bordadan yükün ayrılması işi dışında kalan diğer sebeplerden ileri gelen zararların ayrıca değerlendirilmesi gerektiği; supalan tahliye (direct delivery) yapılan bir limanda, gönderilenin hakimiyet alanında kalan kamyonların temini ve gümrük çıkış işlerinin yapılmamasından ileri gelen gecikmelerin "liner-out" şartıyla taşıyanın sorumluluk alanına dahil edilmiş olduğunun ileri sürülemeyeceği, ... gemisinin taşıyanın kusurundan kaynaklanmayan ve taşıyanın hakimiyet alanı dışında kalan, supalan tahliye yapılacak taşıtların ve işlemlerinin zamanında yapılmamasından / temin edilmemesinden ileri gelen 5 gün 3 saat ve 40 dakikalık gecikme (5.1528 gün) zararının, alıkoyma (detention) zararı olarak davalı taşıtandan talep edilebileceği, Türkçe karşılığı "alıkoyma" olan "detention" kavramı ile ifade edilmek istenenin, geminin taşıtana izafe edilebilecek nedenlerle gecikmesi, fazladan beklemesi yahut zaman kaybetmesi olduğu; bu durumun yükleme ya da boşaltma süreleriyle bağlantılı olarak ortaya çıkabileceği gibi yükleme ya da boşaltma sürelerinin aşılmasına bağlı olmaksızın da söz konusu olabileceği; nitekim uyuşmazlık konusu olayda, yükleme- boşaltma süreleriyle ilgisi olmaksızın, geminin rıhtıma yanaşma sırasını kaybetmesinden dolayı rıhtıma yanaşmak için beklediği fazladan süreden kaynaklanan zararın tazmininin talep edildiği; miktarı sözleşmede kararlaştırılan sürastarya ücretinden farklı olarak, böyle bir gecikme zararı likit olmadığından taşıyanın gecikme nedeniyle uğradığı zararı ispatlaması gerektiği; 6- Kurulumuzda bulunan uzman bilirkişinin teknik değerlendirmesi çerçevesinde "sürastarya ücreti olarak kararlaştırılan günlük 8.000 USD'yi aşacak şekilde günlük 18.000 USD zarara uğranıldığının ispatlanamamış olması karşısında, gecikme zararının sürastarya ücreti olarak kararlaştırılmış bulunan 8.000 USD üzerinden hesaplanmasının denizcilik uygulamaları çerçevesinde kadri maruf olacağı"; buna göre de zararın 5.1528 gün alıkoyma (detention) süresi X USD/gün 8.000 = 41,222.22 USD olarak hesaplanabileceği belirtilmiştir.
Davacı vekili 26/05/2025 tarihli ıslah dilekçesi ile; müvekkili şirket adına fazlaya ilişkin dava ve talep hakkını saklı tutularak davalı şirket aleyhine açılan alacak davasında Mahkeme tarafından yaptırılan bilirkişi incelemeleri sonucunda, dava dilekçesinde talep edilen 1.000 USD alacağa ek olarak 40.222,22-USD olmak üzere toplam 41.222,22-USD. daha alacak haklarının olduğunu belirtmiş ayrıca ıslah harcını da yatırmıştır.
Dava; yükün tahliye limanında zamanında boşlatılmaması nedeniyle meydana gelen zararın tazmini istemine ilişkindir.
Davacı vekili davalı ile 24.03.2021 tarihinde e-posta yazışmaları ile yolculuk çarter sözleşmesi akdedildiğini, ... isimli gemi ile yüklerin Nemrut limanından yüklenerek ... limanına taşındığını, alıcının hazırlıklarını tamamlamaması ve malları almaya hazır olmaması nedeniyle diğer geminin öne geçirildiğini, geminin yanaşması gereken 23.05.2021 saat 19:30 ile yanaştığı 28.05.2021 saat 23:10 arasında 5 gün 3 saat 40 dakikalık bir gecikme zararının bulunduğu, geminin bir sonraki kira döneminde elde edilebilecek kazancında 5 gün 3 saat 40 dakikalık kayıp meydana geldiğini, geminin alıkonulmasından kaynaklanan gerçek zararın tespit edilmesini ve davalıdan tahsili talep edilmiştir.
Davalı vekili sözleşmede demuraj bedelinin 8.000 Usd olarak belirlendiğini, davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılamayacağını, Mahkememizin ... E dosyasında ... sayılı 07.01.2022 tarihli karar ile yürürlükte bulunan 805 saayılı yasaya aykırı olarak tanzim olunan sözleşmenin geçersizliğinin hüküm altına alındığı, kararın kesin delil niteliğini haiz olduğu, sözleşmede doğrudan teslim hükmünün kararlaştırılmadığını, sorumluluğunun davalıya yüklenemeyeceği, sözleşmede bulunan liner out klozu uyarınca tahliye masraflarının davacı taşıyana ait olduğu, bu kloza göre boşaltmanın risk ve giderlerinin davacıya ait olduğu, gönderilenin eşyanın teslimini talep etmemesinin teslim engeli olarak görülemeyeceğini beyanla davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı vekili davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını ileri sürmüş ise de davacı taraf geminin fazladan beklemesi ve bir sonraki kira döneminde elde edilebilecek gerçek zararın tahsilini talep ettiğinden davanın belirsiz alacak davası olarak açılabileceği değerlendirilmiştir.
Davalı vekili ıslaha karşı beyan dilekçesinde zamanaşımı definde bulunmuştur. TTK 1246. Maddesinde " 1188. madde hükmü saklı kalmak kaydıyla gemi kira sözleşmeleri ile zaman çarteri sözleşmeleri ve navlun sözleşmelerinden veya konişmentodan veya onun düzenlenmesinden doğan bütün alacaklar bir yılda zamanaşımına uğrar. Bu süre alacağın muaccel olması ile işlemeye başlar." düzenlemesi bulunmakta olup tahliyenin 28/05/2021 de başladığı, eldeki belirsiz alacak davasının 22/03/2022 tarihinde bir yıllık süre içinde açıldığı anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöndeki itirazı yerinde görülmemiştir.
Dava dilekçesi ekinde sunulan tam bağlantı özeti (clean fixture ... (Recapitulation) şartlarıyla taraflar arasında bir yolculuk çarteri sözleşmesi kurulduğu ve bu sözleşme tahtında ... isimli geminin davalıya tahsis edilerek konşimento muhtevası yüklerin Nemrut limanından yüklenerek ... limanına taşındığı, ... dışındaki şartlar olarak, standart tip yolculuk çarteri sözleşmesi ... 76 düzenlemelerinin uygulanacağı kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Davacı vekili geminin yanaşması gereken 23.05.2021 saat 19:30 ile yanaştığı 28.05.2021 saat 23:10 arasında 5 gün 3 saat 40 dakikalık bir gecikme zararının bulunduğu, geminin bir sonraki kira döneminde elde edilebilecek kazancında 5 gün 3 saat 40 dakikalık kayıp meydana geldiğini ileri sürerek sürestarya bedelini aşan detention( alıkoyma) zararını talep etmektedir.
Dava konusu gemi varışta hazırlık mektubunu alıcılara göndermiş yükün tahliyeye hazır olduğunu bildirmiştir. Dava dosyasına sunulan ve liman otoritesi tarafından 23.05.2021 tarihinde gemi acentesine gönderilen mailde ;"Üzülerek reddetmek zorunda olduğumuz konuyu içerir mektubun için teşekkürler.Bu konuda, İsrail limanlarındaki yoğunluk İsrail içinde ve dışında taşımacılık yapan tacirler arasında iyi bilinir. 2021'in başlarından beri başlıca İsrail limanlarında gemilerin yanaşm alarındaki bekleme süreleri ciddi şekilde uzadı. Bildiğimiz kadarıyla, bu olağanüstülük İsrail limanları ile sınırlı değil."..." gemisi ile ilgili olarak, 19.05.2021 tarihinde size yazılı olarak bildirdiğimiz üzere, İsrail Tersane Limam'ndaki (ISP) mevcut durum nedeniyle, "..." gemisini sadece doğrudan teslimat bazında boşaltabilecek konumda olacağımızı ve kargo alıcılarının kargoyu gemide doğrudan teslim alacak konumda olmaları ve karşılığında bize teyit etmeleri için düzenlemeler yapmanızı istedik.Şimdiye kadar, boşaltma işlemleri yürütülürken kargonun doğrudan teslim almak durumunda olmak için sizin ve/veya kargo alıcınız tarafından herhangi bir düzenleme yapılmamıştır.Yukarıda belirtilenler açısından, Yukarıdakileri göz önünde bulundurarak, ilk fırsatta doğrudan teslim alabilmek için, özellikle gemideki tüm yüklerin gümrük işlemleri için uygun düzenlemeleri yapm anızı tekrar rica ederiz. Tarafımızca, şartlara bağlı olarak gemiyi bir an önce yanaştırm ak için elimizden gelen gayreti göstereceğiz.Bu mektuptaki hiçbir şey hakkın kabul ve/veya feragati anlamına gelmeyecektir.Saygılarımla,VP Operatörü - Marius Kibac" denilmektedir. Bu mailden açıkça anlaşılacağına göre limandaki yoğunluk nedeni ile tahliye limanı teamülüne göre alıcının gemiden tahliye edilen yükü direct delivery/direk teslim şeklinde yani Supalan olarak teslim alması gerekmektedir. Bununla birlikte dava dosyasında bulunan geminin acentesi tarafından davacı donatana gönderilen diğer bir mailde:" Acente Komar'a göre alıcılar gemi geldiğinden beri hazırdı. Zaten geminin yanaşmasından önce yükleri (release etmeye ) zorladıkları için onlar hakkında ciddi şikayetlerimiz var. İsrail'deki yaygın uygulamada yük yalnızca borda iskelesi tahsis edildiğinde release edilebilir . İki günden beri savaş, ...ve ayaklanmalar yüzünden burada şoför yok. Saygılarımla.... Şirket Müdürü ... Ltd ,.." denildiği görülmektedir.
Dosyaya sunulan yazışmalardan gönderilenin supalan tahliye için liman yetkililerine başvurmaması üzerine, sonradan gelen "..." gemisi yanaştırıldığı ve ... gemisinin bu geminin tahliyesini bitirmesi ve kendi yükü hakkında supalan tahliye işlemlerinin gönderilen tarafından temin edilmesini takiben 28.05.2021 23:10'da yanaştırıldığı, gecikmenin ... gemisinin taşıyanın kusurundan kaynaklanmayan ve taşıyanın hakimiyet alanı dışında kalan supalan tahliye yapılacak taşıtların ve işlemlerinin zamanında yapılmamasından / temin edilmemesinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
Dosyaya sunulan çarter sözleşmesine dayanak ... 76 içeriğinde "detention (alıkoyma/mahrumiyet/gecikme)" kavramı hakkında bir tanımlama yapılmamıştır. ... 76 satır 98'de; astarya (laytime) başlığı altında "Time lost in waiting for berth to count as loading or discharging time, as the case maybe." ifadesi yer almaktadır. Buna göre; somut şartlar dikkate alınarak, yanaşmak için beklerken kaybedilen zaman, yükleme veya tahliye süresi olarak sayılacaktır, denilmektedir. Eldeki davada talep edilen zarar, tahliye süresinin aşımı olan sürastarya hakkında değil, alıkoyma (detention) zararıdır. Geminin günlük kaybının yükleme ve boşaltma sürelerinden ayrı olarak daha fazla olduğu ileri sürüldüğünde bunun ayrıca ispatlanması gerekmektedir. Dosyaya sunulan yolculuk çarteri sözleşmesinde günlük demuraj (sürastarya) ücreti 8.000 usd/gün olarak belirlenmiştir. Davacı yan mail yazışmalarında zararının geminin günlük kaybından daha fazla olduğu ve 18,000 usd olduğunu ileri sürmüş, dava dilekçesinde gerçek zararın bilirkişi incelemesi ile tespit edilmesini talep etmiş ise de dosyaya bu iddiayı ispatlar nitelikte delil sunulmamıştır. Dosyaya sunulan 07/10/2023 ve 07/02/2025 tarihli bilirkişi raporlarında sözleşmede sürestarya ücreti olarak kararlaştırılmış bulunan 8,000 usd üzerinden, alıkoyma zararının hesaplanması denizcilik uygulamaları bakımından kadri maruf olduğu belirtilmiştir. Buna göre 5.1528 gün alıkoyma (detention) süresi x usd/gün 8,000 = usd 41,222.22 alıkoyma zararının oluştuğu kabul edilmiştir.
Davalı vekili sözleşmenin geçersiz olduğunu, Mahkememizin ... E dosyasında ... sayılı 07.01.2022 tarihli kararı ile yürürlükte bulunan 805 saayılı yasaya aykırı olarak tanzim olunan sözleşmenin geçersizliğinin hüküm altına alındığını ileri sürmüş ise de anılan dosyada yazılı şekil şartına bağlı tahkim kaydının geçerliliği bakımından değerlendirme yapılmış olup, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında navlun sözleşmeleri hakkında şekli bir kısıtlama söz konusu olmadığı gibi taşımanın yapıldığı, taraflar arasında bu konuda bir uyuşmazlık bulunmadığı mail yazışmaları ve dosya kapsamı ile sabit olup , eldeki dosyada sözleşmenin geçersizliğini ileri sürmek MK.2 maddesi ile bağdaşmayacağından davalının bu yöndeki itirazları yerinde görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle taraflar arasındaki yolculuk çarteri sözleşmesinin geçerli olduğunun kabulü gerektiği, ... gemisinin taşıyanın kusurundan kaynaklanmayan ve taşıyanın hakimiyet alanı dışında kalan, supalan tahliye yapılacak taşıtların ve işlemlerinin zamanında yapılmamasından / temin edilmemesinden ileri gelen 5 gün 3 saat ve 40 dakikalık gecikme (5.1528 gün) zararının, alıkoyma (detention) zararı olarak davalı taşıtandan talep edilebileceği, sürastarya ücreti olarak kararlaştırılan günlük 8.000 USD'yi aşacak şekilde zararın ispatlanamadığı, gecikme zararının sürastarya ücreti olarak kararlaştırılmış bulunan 8.000 USD üzerinden hesaplanmasının denizcilik uygulamaları çerçevesinde kadri maruf olacağı kabul edilmekle; 5.1528 gün alıkoyma (detention) süresi X USD/gün 8.000 = 41,222.22 USD yönünden davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:
1-Davanın KABULÜ ile 41.222,22 USD alacağın, bu tutar içerisindeki 1.000,00 USD alacağa dava tarihinden itibaren, geriye kalan 40.222,22 USD alacağa ıslah tarihi olan 27/05/2025 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca işleyecek dolar faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
2-Karar harcı olan 108.033,32 TL'den peşin alınan 27.005,84 TL'nin mahsubu ile bakiye 81.027,48 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama gideri olan (346,04 TL ilk harç, 26.752,00 TL Islah Harcı, 136,00 TL posta ücreti ve 30.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam) 57.234,04 TL'nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
4-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Davacı vekili için takdir edilen 233.412,16 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
6-Tarafların dava şartı olan Arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, Arabuluculuk son tutanağından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 1.320,00.-TL Arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
7-Bakiye gider avansının kesinleşmeye müteakip talep halinde taraflara iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.23/09/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır