T.C.
İSTANBUL
17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
(DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)
ESAS NO:2022/276 Esas
KARAR NO:2023/157
DAVA:İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:22/06/2022
KARAR TARİHİ:11/04/2023
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin deniz taşımacılığı konusunda faaliyette bulunduğunu, bu kapsamda davalıya ait sağlık ürünlerinin ... ve ... numaralı ara konşimentolar tahtında müvekkili tarafından ...'den ...'ya taşındığını, bahse konu taşımalar için müvekkili tarafından davalı adına toplam tutarı 4.800 USD olan iki adet fatura tanzim edildiğini, davalı tarafından müvekkiline 39.363,43 TL (2.833,12 USD) ödeme yapıldığını, müvekkilinin davalıdan 1.966,88 USD alacağının kaldığını, alacağın tahsili için davalı aleyhine... 9. İcra Müdürlüğü'nün ...E. sayılı dosyasından icra takibi yapıldığını, yapılan bu takibe davalı tarafından itiraz edildiğini ve durduğunu, yapılan arabuluculuk görüşmelerinin, anlaşamama ile sonuçlandığını belirterek davanın kabulü ile davalının haksız ve kötü niyetli itirazının iptaline, takibin 1.966,88 USD üzerinden devamına, gerek alacağın likit olması gerekse de davalının haksız ve kötü niyetli itirazı nedeniyle %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı şirkete yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin ödemeleri eksiksiz ve zamanında yaptığını, davacının 1.966,88 USD bakiye kaldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacının dava dilekçesinde belirtiği üzere iş karşılığında toplam 4.800 USD olan iki adet fatura kesildiğini, müvekkili tarafından her iki faturanın karşılığı olarak davacıya toplam 39.363 TL ödeme yapıldığını, müvekkili şirketin söz konusu TL ödemesini seçimlik hakkını kullanmak ve davacıyı mağdur etmemek üzere yaptığını, davacının iddia ettiği gibi bir bakiyenin söz konusu olmadığını, borcun kaynağının arada yaşanan kur farkı olduğunu, geçen zamanda USD kurunun olağanüstü artması sebebiyle davacının kötü niyetli olarak icra takibi ve sonrasında huzurdaki davayı ikame ettiğini belirterek davanın reddine, davacının haksız ve kötü niyetli olması sebebiyle %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
07/11/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacının davalıdan 15.03.2022 takip tarihinde 1.966,88 USD asıl alacağının bulunduğu, bu alacağa, 15.03.2022 takip tarihinden tahsil tarihine kadar 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca kamu bankalarının USD mevduata uyguladıkları yıllık %3 ve değişen oranlarda faiz hesaplanabileceği belirtilmiştir.
Dava, deniz taşıması nedeniyle düzenlenen fatura alacağının tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.
Davacı vekili dava dilekçesinde müvekkili şirketin taşıma işleri organizatörü olarak faaliyet gösterdiğini, davaya konu taşımalar nedeniyle davalı tarafa toplamda 4.800,00 USD bedelli iki adet faturanın düzenlendiğini, davalının bakiye borcu ödemediğini ileri sürmüştür.
Davacı tarafça ...9. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyası ile navlun ücreti açıklamalı faturaların tahsili için davalı aleyhine icra takibi başlatıldığı, yapılan bu takibe davalı tarafından itiraz edildiği ve takibin durduğu, eldeki itirazın iptali davasının hak düşürücü süre içerisinde açıldığı görülmüştür. İlgili takip dosyasının incelenmesinde ; takibin genel haciz yolu ile ilamsız takip olduğu, alacaklısının davacı , borçlusunun davalı olduğu, takip dayanağının ödenmeyen faturalardan bakiye alacak olarak gösterildiği, takip çıkışının fiili ödeme günündeki döviz kuru ve takip tarihinden sonra işleyecek faizi ile birlikte 1.966,88 USD asıl alacak olduğu, takipte yabancı para üzerinden talep edilen alacağın TL cinsinden karşılığının yazılmadığı görülmüştür.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 58. maddesinin 3. fıkrasında; alacağın veya istenen teminatın Türk parasıyla tutarının ve faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı günün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiğinin ve faizinin, takip talebinde belirtilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Yine aynı Kanunun 60. maddesinin birinci fıkrasının birinci bendinde; alacaklının veya vekilinin banka hesap numarası hariç olmak üzere, 58. maddeye göre takip talebine yazılması lazım gelen kayıtların ödeme emrinde bulunması gerektiği belirtilmiştir.
İtirazın iptali davalarında, dava şartlarından birisi de geçerli bir ödeme emri tebliği ve ödeme emrine itirazın bulunması hali olup, somut olayda davacı - alacaklı tarafından düzenlenen takip talebinde yabancı para alacağının tahsilinin istenildiği, takip talebinde ve ödeme emrinde yabancı para alacağının harca esas olmak üzere alacağın TL olarak karşılığının ya da takip tarihindeki kur bilgilerinin gösterilmediği anlaşılmaktadır. İcra müdürlüğünce İİK'nun 58. maddesindeki diğer şartları ihtiva eden bir takip talebinin kendisine verilmesi üzerine İİK nun 60. maddesi muvacehesinde borçluya bir ödeme emri göndermesi gerekir. Ödeme emrinde de borcun harca esas değer adı altında Türk Lirası olarak karşılığının gösterilmesi zorunlu olup, gösterilmemesi kamu düzeni ve devletin hükümranlık haklarının ihlali mahiyetini taşıması nedeni ile resen ödeme emrinin iptali gerekir.(HGK.nun 12/05/1999 tarih ve 1999/12-271 E. -99/ 301 K.sayılı kararı.) Buna göre eldeki itirazın iptali davasına konu edilen ödeme emrinin iptalinin gerektiği ve geçerli bir ödeme emri tebliğinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu açıklamalara göre HMK 114/2. maddesi anlamında özel dava şartı eksikliği bulunduğu, benzer nitelikteki olaya ilişkin olarak İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’ nin 2021/2550 Esas 2022/897 Karar sayılı ilamında da ödeme emrinde belirtilen hukuka aykırılığın kamu düzenine ilişkin olması sebebiyle mahkemece resen gözetilmesi ve takibe yönelik itirazın iptali için açılan davada yasaya uygun takip yapılmadığından bahisle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerektiği belirtilmiş olduğu anlaşıldığından davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:
1-Davanın HMK'nun 114/2 ve 115.maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harç Tarifesi gereğince peşin alınan 351,85 TL den karar harcı olan 179,90 TL nin mahsubu ile fazla alınan 171,95 TL'nin kesinleşmeye müteakip talep halinde davacıya iadesine,
3-Davalı vekili için takdir edilen 9.200,00 TL red vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
4-Tarafların dava şartı olan Arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, Arabuluculuk son tutanağından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 1.320,00.-TL Arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
6-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.11/04/2023
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır