T.C.
İSTANBUL
17. ASLİYE TİCARETMAHKEMESİ
(DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)
ESAS NO:2022/344 Esas
KARAR NO :2025/794
DAVA:Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ:11/08/2022
KARAR TARİHİ:18/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde ve özetle; müvekkili küçük ...'un, annesi ... ve ablası ... eşliğinde 04.04.2014 tarihinde saat 16.30 civarında ...'nden Üsküdara gitmek için ... ... Vapur İskelesinde ... isimli yolcu motoruna binerken, iskele ile vapur arasındaki boşluktan denize düşerek hayati tehlike geçirecek şekilde yaralandığını, olay tarihinde küçük ...'in 1 yaşında olduğunu, iskeleden motora taşınması sırasında annesi ...'nın ittiği bebek arabasında bulunduğunu, ceza yargılamasındaki bilirkişi raporlarına da yansıdığı şekilde davalıların kusuru neticesinde bebek arabasından kayarak denize düştüğünü ve 15 dk suda kaldığını, dalgıçlar tarafından büyük güçlükle iskele altından çıkarıldığını, Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenmiş olan rapor ile diğer sağlık raporlarına bakıldığında, olay yerinden ambulans ile hastaneye taşınan ...'in exduhul olduğunu, kalp atımının ve solunumunun bulunmadığını, ölümle burun buruna gelen küçüğün acil müdahale ile hayata döndüğünün anlaşıldığını, olaydan sonra 2.5 ayı aşkın süre yoğun bakım ünitesinde, sonrasında da 4.5 ay serviste tedavi gördüğünü, ancak yapılan tedavilere rağmen müvekkilinin %99 oranında malul kaldığını, müvekkilinin bugün itibariyle 9 yaşında olduğunu halen yatağa bağlı ve bakıma muhtaç olarak yaşamakta olduğunu, iyileşmesinin sağlık raporları ile de sabit olduğu üzere imkansız olduğunu, olayın oluşu deliller arasında yer alan kamera kayıtlarında net olarak görüldüğü gibi, ceza yargılaması dosyasındaki ifadelere de yansımış ve hatta uzun süre çok sayıda yazılı ve görsel medyada haber olarak verildiğini, 27.03.2013 doğumlu davacı ...'un 1 yaşındayken yaşadığı dava konusu olay nedeniyle uğramış olduğu beden gücü kayıp oranı ve maluliyet durumunun; ...Tıp Fakültesi Özürlü Sağlık Kurulu’nun 02.10.2014 Tarih ve ... Nolu Raporunda "Özür Durumuna Göre Tüm Vücut Fonksiyon Kaybı Oranı % 99 (Doksandokuz)" olduğunu, .... ... Fakültesi Özürlü Sağlık Kurulu’nun 08.09.2016 Tarih ve ... Nolu raporunda "Özür Durumuna Göre Tüm Vücut Fonksiyon Kaybı Oranı % 100 (Yüzde Yüz)" olarak belirlendiğini, olayın oluş tarihinden bugüne kadar davacılardan anne ve baba, küçük ...'in tedavisi için gerekli olan özeni gösterdiğini, raporlarda belirtilen şekilde fizyoterapi ve konuşma terapisi alması için çocuklarını başta .... ... Fakültesi Hastanesi olmak üzere birçok hastaneye götürdüklerini, ancak, davacı ...'un beden gücü kayıp oranında %1den fazla bir azalma görülmediğini, dava konusu olay sonrası sorumlular hakkında başlatılan kovuşturma neticesinde sanıklar ... (İskele Hareket Amiri), ... (İskele Amiri), ... (İskele Memuru), ... (Motor Kaptanı), ... (Tekne Güverte Sorumlusu) .... Asliye Ceza Mahkemesinin ... E. ... K. Sayılı ilamı ile Taksirle Yaralama suçundan cezalandırılmalarına karar verildiğini, işbu karar İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin 2019/4857 E. 2020/1013 K. Sayılı ilamı ile 25.03.2020 tarihinde kesinleştiğini, Ceza dosyası incelendiğinde karar gerekçesinde ve kusurun tespitine ilişkin bilirkişi raporunda davalı Kaptan ...'nın müvekkili ...'in iyileşmesi imkansız şekilde yaralanmasına sebebiyet veren olayda Asli Kusurlu kabul edildiğini, ayrıca davalı taşıyanların ve çalışanlarının/adamlarının kusurlu kabul edildiklerinin görüleceğini, TTK hükümleri uyarınca taşıyanın ve kaptanın yolcunun yolculuk sırasında herhangi bir zarara uğramaması için tedbirli bir taşıyandan ve tedbirli bir kaptandan beklenen tüm özeni göstermesi, geminin denize ve yola elverişliliğini sağlaması, kazaları önleyecek tüm emniyet tedbirlerini alması gerektiğini, deliller içerisinde yer alan Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Kaza İnceleme Kurulu tarafından dava konusu olaya ilişkin olarak hazırlanan kaza raporunda davalı taşıyanların, kaptanın ve adamlarının kusurlu olduğu açıkça belirtildiğini, davalılar ... ... İnşaat Ticaret Limited Şti., ... ... San. ve Tic. A.Ş, ve ... ve ... Taşıyan/Fiili Taşıyan/Taşıyan Yardımcısı sıfatı ile yolcu müvekkili ...'in yaralanması ve neticesinde doğan maluliyet sebebi ile tüm müvekkilleri için doğan maddi ve manevi zararın giderilmesinden müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, UBAK raporundaki işbu kanaat ve açıklama davalı ... Kooperatifi ile birlikte Gemi Donatanı/İşleteninin ve gemi kaptanının da kazanın meydana gelmesinde ağır kusurlu olduğununu gösterdiğini, kazanın hemen akabinde davalılarca yolcu indirme-bindirmenin emniyetli bir şekilde yapılması için yolcu motorlarına monte adilen korkuluklu hidrolik rampa sistemi zamanında yapılmış olsaydı müvekkili bu maluliyeti ve mağduriyetin yaşamayacağını, davalılardan ... Sigorta AŞ. kendisine yapmış oldukları başvuru neticesinde poliçe limitleriyle sorumlu olduklarını beyan ile sadece 200.000 TL. ödeme yaptığını, bakiye 200.000 TL.'yi ve yapılan kısmi ödemeye ilişkin vekalet ücretini ödemediğini, bu sebeple müvekkillerin zararı davalı sigorta şirketi tarafından da giderilmediğini, müvekkilinin maluliyeti sebebi ile fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak davası kapsamında şimdilik 10.000,00 TL maluliyet tazminatı ile yol, tedavi ve bakım giderinden doğan maddi tazminat talepleri bulunduğunu, Ulaştırma Bakanlığı tarafından kaza sonrasında yapılan incelemeler sonucunda hazırlanan raporda ve ceza mahkemesinde yargılama aşamasında bilirkişilerce yapılan keşif sonrasında hazırlanan bilirkişi raporunda davalıların asli derecede ve ağır kusurlu bulunduğunu, davalıların sebep oldukları zararı gidermeye, müvekkili küçüğün tedavi ve bakım masraflarına yönelik zararı kısmen ya da tamamen tazmin etmeye yönelik hiçbir girişimde bulunmadıklarını, ailenin ekonomik durumunun elverişli olmaması nedeniyle fizik tedavi ve rehabilitasyon masraflarına katkı yapılması talebi de olumlu karşılanmadığını, beyanla öncelikle davalılardan kaptan ... tarafından sevk ve idare olunan ve olaya sebebiyet veren, donatanı davalı ... ... İnşaat Ticaret Limited. Şti. ve İşleteni Davalı ... ... San.ve Tic. A.ş. Ve sigorta ettireni ... olan ... isimli Türk Bayraklı ... IMO nolu yolcu motorunun ve davalı taşıyanlar adına kayıtlı başkaca deniz aracı ve/veya motorlu taşıt veya taşınmaz bulunması halinde bu malvarlıklarının 3. şahıslara rızaen veya cebren veya cebri icra yolu ile devir ve temlikini önlemeye yönelik olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini, yargılama neticesinde fazlaya ilişkin dava ve talep hakkı saklı kalmak üzere dava konusu olayda bedensel zarara uğrayan ... için maluliyet tazminatı, tedavi giderleri, ilaç giderleri, yol giderleri, bakıcı-yardımcı giderleri, bez giderleri, tedavi ve bakıma yönelik araç-gereç giderleri ile ilerde doğması muhtemel her türlü tedavi ve ameliyat, araç, gereç, protez vb. gideri, ilaç, yol ve sair giderleri karşılamak üzere belirsiz alacak davası kapsamında gerçek zararın toplam tutarının bilirkişi heyetince yapılacak inceleme ve hesaplamadan sonra ortaya çıkacak olması sebebi ile şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilmesini, sigorta şirketi yönünden zorunlu mali mesuliyet sigortası kapsamında (poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydıyla) yetersiz ödemeye ilişkin bakiye 200.000 TL. maddi tazminatın, yapılan eksik-kısmi ödemeye ilişkin vekalet ücreti ile birlikte tahsil edilmesini, müvekkillerinin manevi acısının maddiyatla telafisi imkansız olmakla birlikte, küçük ...'in ve annesi ile babasının ve kardeşlerinin yaşı, ailenin yaşadığı geçim sıkıntısı, sosyal hayatta yaşadıkları zorluklar ve ekonomik durumları dikkate alınarak mağdur ... için 5.000.000,00 TL manevi tazminat, baba ... için 1.000.000,00 TL manevi tazminat, anne ... için 1.000.000,00 TL manevi tazminat, kardeş ... için 500.000,00 TL manevi tazminat, kardeş ... için 500.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizden az olmamak kaydı ile mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalılardan (... ... İnşaat Ticaret Limited Şti., ... ... San. ve Tic. A.ş., Ve ... ve ...) müştereken ve müteselsilen tahsilini, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davalılara tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; dava tarihi itibari ile zamanaşımı süresi dolduğundan davanın bu nedenle reddedilmesi gerektiğini, olaydan sonra davacı yanın müvekkili şirkete yaptığı başvuru neticesi yapılan araştırma doğrultusunda müvekkili şirket nezdinde düzenli ... nolu denizyolu yolcu taşımacılığı sigorta poliçesi kapsamında poliçe azami teminat limiti olan 200.000,00-TL ödenmiş olduğunu, bu şekilde müvekkilinin tüm hukuki sorumluluğunu yerine getirdiğini, poliçe teminat limitini aşan zararlar yönünden sorumluluğu bulunmadığını, davacı yanın bakiye 200.000,00-TL ve vekalet ücreti talebi haksız olduğunu sürekli sakatlık teminatı müvekkili şirketçe tüketildiğini, tedavi gideri teminatına ilişkin ise müvekkili şirkete herhangi bir tedavi masrafına ilişkin belge sunulmadığını, haksız olarak açılan davanın esastan reddine karar verilmesi gerektiğini, her ne kadar müvekkili şirketin poliçe teminat limitini tüketmiş olması nedeni ile dava konusu taleplerden herhangi bir sorumluluğu bulunmasa da davacı yanın müvekkili şirketten kaza tarihinden işleyen faiz talebinin de haksız olduğunu, sigorta şirketlerinin haksız fiil sorumluları olmayıp sigortalısı ile arasında düzenli poliçe/akit/sözleşme uyarınca sözleşmesel bir sorumluluk söz konusu olduğunu, müvekkili şirketin faiz ve diğer feriler yönünden sorumlu olabilmesi için sigorta şirketi yönünden temerrüt oluşması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydı ile dava konusu talepler herhangi bir ticari iş olmayıp en yüksek mevduat faizi talebi haksız olduğunu, dava konusu talepler haksız fiil nedeni ile tazminat talebine dayanmakta olup uygulanacak faiz türlü yasal faiz olduğunu, bu hususun bir yansıması olarak müvekkili ... Sigorta A.Ş.’nin davacı yanca iddia ve talep olunan tazminattan sorumluluğunun bulunmadığını, zira olay nedeniyle sigorta şirketinin varsa sorumluluğu kusur ve poliçe limitleri ile sınırlı olduğunu, mezkur kazanın oluşumunda sigortalının kusuru bulunmadığından müvekkili şirketin de sorumluluğu bulunmadığını beyanla, sonuçta davanın reddi ile vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı yana tahmiline karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; 04.04.2014 tarihinde kooperatifi üyesi bulunan donatanı ... ... İnşaat Ticaret Limitet Şirketi olan ve kaptan ... idaresindeki tekne ile ... ... iskelesine bağlı olup yolcu olurken elim kaza vuku bulduğunu, olayın başında kooperatif yetkililerince tedavinin Kadıköy de kendi nezaretleri altında yapılması önerildiği halde oturduklara yere uzak olduğundan bahisle kabul görmediği gibi uzlaşma sırasında önerilen bedel davacı tarafından kabul edilmediğini, olay tarihinde Üsküdar’a gitmek üzere iskeleye gelen anne ... biri çocuk arabasında ikisi yanındaki çocukla tekneye binmeye kalktığı sırada içinde bir yaşında bulunan çocuğunun arabasını kaldırıp gemi görevlisine uzattığı sırada dengesini kaybetmesi üzerine arabada bulunan çocuk arabanın kuşağının bağlı bulunmaması nedeniyle denize düşmüş denize atlayan gemi personeli ve diğer personelin çabası ile denizden çıkarılmasına rağmen küçük çocukta cismani hasar kaldığını, kazanın oluşumunda anne ... birinci derecede kusurlu olduğunun dikkate alınmadığını, mevcut iddianameye ve alınan ilk rapora rağmen dava, ... Asliye Ceza Mahkemesinde aleyhinde şikayetçi olmadığından bahisle anne ... dışında diğer sanıklar hakkında açıldığını, İddianame de yer aldığı gibi birinci derecede kusurlu bulunan anne ...’un kusur durumunun dikkate alınması yönündeki ısrarlarının bilirkişi tarafından dikkate alınmadığını verilen rapor çerçevesinde ... İskele amiri ... asli, iskele memuru ... ve ... tali kusurlu olarak ceza aldığını, ceza mahkemesinin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararının hukuk hakimini bağlamayacağını, müvekkilinin işleten sıfatıyla sorumlu kılınarak açılan davada, istihdam edilen iskele sorumlusu ... ve memurlar ... ve Mustafa Fettahoğluna atfedilen ceza dosyasından belirlenen kusur oranları kazada birinci derecede kusurlu bulunan annenin durumu ve kazanın oluş şekli incelendiğinde gerçekçi olmadığını, diğer davalı ...'ya ait sigortadan davacıya ödeme yapıldığını. ... iskelesinin inme ve binmeye musait olmadığı dile getirilmiş olmasına ragmen 2014 yılı itibarı geçerli kabul edilen teknik konuma göre yapıldığını, Davacı tarafından talep edilen mevduat faizinin yasal olmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesi ile ücreti vekalet ve masrafın davacıya yüklenilmesi arz ve talep etmiştir.
Davalı ... ... A.Ş. cevap dilekçesinde özetle; 04.04.2014 tarihinde ... kooperatifinin, İstanbul Büyükşehir belediyesinden kiraladığı iskelede, kooperatiflerinin üyesi bulunan ... ... İnşaat Tic. Limitet Şirketinin donatanı olduğu ve kaptan ... idaresindeki tekne ile ... ... iskelesine bağlı yolcu olurken elim kaza vuku bulduğunu.Olayın tarafları, İskeleyi kiralayan ve iskele elemanlarını istihdam eden kooperatif , yolcuyu alan ... ... İnşaat Limited Şirketinin donatanı olduğu kaptan ... yönetiminde ... gemisi olduğunu, olayda davalı olarak gösterilen ... ve Ticaret A.Ş. alakası bulunmadığını.... A.Ş. olarak adlandırılan şirket Turizm ve Uluslar arası yolcu taşıma mevzuatı çerçevesinde turistik amaçlı yolcu ile ... adaları arasında uluslar arası yolcu ve yük taşıma amacıyla faaliyet gösterdiğini.... A.Ş. eski adı İstanbul ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi ve sicil numarası ... iken , 24.10.2007 de Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayınlanan değişiklikle ismi ... ve Ticaret A.Ş. olarak değiştiğini., amaç ve iştigal konusu ise kuruluş gazetesi olan Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinin 18.05.2004 tarih ve 585 sayılı gazetesinde yayınlandığını beyanla, ceza dosyasında adı geçen sanıkların beyanlarından da anlaşılacağı gibi dava konusu olay ile alakası bulunmayan müvekkilinin şirketin husumet yönünden itirazının kabulü ile bu yönden davanın reddi ile mahkeme masraf ve ücreti vekaletin karşı tarafa yüklenilmesi arz ve talep etmiştir.
Davalı ... ... Denizcilik Tur. İnş. Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının tazminat talepleri zamanaşımına uğradığından davanın reddi gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte talep edilen alacaklarn zamanaşımına uğradığını, davacının taleplerinin zamanaşımına uğramış olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı taraf dava dilekçesinde, müvekkili şirkete ait olan ... isimli Türk Bayraklı ... IMO nolu Yolcu Motorunun 3. şahıslara rızaen veya cebren veya cebri icra yolu ile devir ve temlikini önlemeye yönelik olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini ve bu kararın liman sicil kayıtlarına şerh edilmesini talep ettiklerini, davacının ihtiyati tedbir taleplerinin reddi gerektiğini, kanun maddesinde de açıkça belirtildiği üzere ihtiyati tedbir kararının uyuşmazlık konusu hakkında verilmesinin mümkün olduğun, davada ihtiyati tedbirin şartları oluşmadığını, bu nedenle müvekkile ait olan ... isimli Türk Bayraklı ... IMO nolu Yolcu Motoru üzereni konulan ihtiyati tedbirin kaldırılmasını talep ettiklerini, dava konusu talepler bakımından mevduata uygulanan en yüksek banka faizi talep edilmesinin mümkün olmadığını, olayın meydana gelmesinde müvekkillerinin herhangi bir kusur ve sorumluluğu bulunmadığını, davaya konu elim kaza tamamen davacılar ile davalılar ... ve ... ... San. ve Tic. Aş.'nin dikkatsiz ve özensiz hareketleri neticesinde meydana geldiğini. Annenin gözetiminde bulunan davacı ..., bebek arabasından kayarak denize düştüğünü. Müvekkilinin, kaptan köşkünde bulunmakta olduğunu, kazanın meydana gelmesine herhangi bir kusuru bulunmadığını, zira müvekkilinin, gerekli tüm önlemleri aldığını. Hayatın olağan akışı içerisinde iskelede görevli personeller tarafından son uyarılar yapılmadan, deniz taşıtının kara ile irtibatı kesilmeden hareket etmesi mümkün olmadığını. davacı küçük denizden kurtarılana kadar müvekkilinin idaresinde bulunan geminin hareket ettirilmediğini, gemi personelinin derhal denize atladığını, yardım çağrıldığını, can simitleri atıldığını, gerekli önlemler alındığını, deniz polisi ve deneyimli dalgıç ekiplerine haber verildiğini, davacıların, yaşanılan elim kazaya müvekkili sebep olmuş gibi gösterme çabalarını ise hayretle karşıladıklarını belirttiklerini, olayın meydana gelmesinde müvekkillerinin herhangi bir kusur ve sorumluluğu bulunmadığını, aksine davacı anne ile birlikte müşterek ve müteselsil olarak sorumlu olduğunu, bu nedenle öncelikle gerekli araştırmalar yapılmalı, gerektiğinde keşif ve alınacak bilirkişi raporu ile davalıların kusur ve sorumlulukları tespit edilmesi gerektiğini, davacıların talep ettiği tazminat miktarları fahiş olduğunu, talep edilen miktarlar, davacıların zenginleşmesine sebep olduğunu beyanla, usule ilişkin açıklamalar doğrultusunda davanın reddini, mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddi ile müvekkili adına kayıtlı gemiye konan ihtiyati tedbirin kaldırılmasını, dava ile ilgili her türlü yargılama gideri, harç, masraf ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce resen seçilen bilirkişi heyetinin düzenlediği 24/09/2024 tarihli Bilirkişi raporunda özetle; ...'un geçirmiş olduğu kaza nedeniyle maluliyette %100 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı ve sürekli bakıma muhtaç durumda olduğunu, ... ... İnşaat Tic. Ltd. Şti. ile ... yolcu motoru Kaptanı ...'nın birinci derecede, %60 oranında kusurlu olduğunu, ... ile ... ... San. ve Tic. A.Ş.'nin ikinci derecede %30 oranında müştereken kusurlu olduğu, Anne ...'un incü derece %10 oranında kusurlu olduğunu, davalı ...'nun, ... gemisinin donatanı olduğunu, dolayısıyla da dava konusu yolcu taşıması bakımından fiili taşıyan sıfatını haiz bulunduğunu, davalı ...'in, şehir içinde belirli hatlarda tarifeli seferler düzenlediğini, dava konusu yolcu taşıma sözleşmesi bakımından akdi taşıyan sıfatını haiz olduğunu, dosyada mevcut belgelerden, dava konusu yolcu taşıması ve gerçekleşen kaza bakımından farklı bir tüzel kişiliğe sahip diğer davalı ... A.Ş.'nin rolü ve sıfatının anlaşılamadığını, diğer davalı ...'nın geminin kaptanı olduğunu, kaza anında da geminin, ...'nın sevk ve idaresinde bulunduğunu, sayın mahkeme tarafından kurulca bulunan uzman bilirkişinin teknik değerlendirmesi neticesinde kusurun ispatlandığı kanaatine varılırsa, açıklanan hususlar çerçevesinde davalılar (akdi taşıyan) ... ile (fiili taşıyan / donatan) ...'nun meydana gelen zarardan müteselsilen sorumlu bulundukları; diğer davalı ...'nın da, kaptan sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu olduğu; farklı bir tüzel kişiliği haiz olan diğer davalı ... A.Ş.'nin dava konusu yolcu taşıması ve gerçekleşen kaza bakımından rolü ve sıfatı dosya içeriğinden belirlenemediğinden sorumluluğuna ilişkin bir değerlendirme de yapılamadığını, davalıların tümünden tahsil edilebilecek tazminatın toplamının, faiz alacakları ve yargılama giderleri hariç, 400.000 ÖÇH ile sınırlı bulunduğunu, davacı vekili dava dilekçesinde; yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmekte olduğunu, davalı sigorta şirketi müştereken ve müteselsilen sorumlu olmakla birlikte poliçe limiti ile sorumlu olduğunu, dava açılmadan önce poliçe limitine kadar ödeme yapmış olduğundan davacı ...'un davalı ... Sigorta A.Ş. den talep edebileceği bir tutar olmadığını, diğer davalılardan müştereken ve müteselsilen talep edebileceğini nihai ve gerçek maddi zararı'nın 40.982,489,94 TL den ibaret bulunduğunun kanaatine varılmıştır.
Aynı Bilirkişi heyetince tanzim edilen 04.07.2025 tarihli Ek raporda özetle; dosyaya, kusur değerlendirmesinde bir değişikliğe gidecek yeni bir delil, bilgi ve belgenin sunulmamış olduğunu, bu nedenle kök raporda yapılan kusur değerlendirmelerinde bir değişiklik olmadığını, ilk raporun düzenlenmesinden sonra dosyaya sunulan belge ve bilgiler çerçevesinde, davalılar ... ve... Kooperatifi ile ... ... A.Ş. Bakımından adres ortaklığı; faaliyet alanı ortaklığı ve şirket yetkilililerinin aynı veya benzer kişilerden oluşması kriterlerinin sağlandığını, bu nedenlerle ve takdir sayın mahkeme'ye ait olmak üzere her iki tüzel kişilik arasında organik bağ bulunduğunu, 4.7.2025 tarihi itibarıyla 1 ÖÇH'nin, 54.6643 TL'ye karşılık geldiğini, buna göre sorumluluğun üst sınırı olarak belirtilen 400.000 ÖÇH'nin, 218.657.200.000 TL'ye karşılık geldiğini, ilk raporda uzman bilirkişinin, “davalılardan müştereken ve müteselsilen talep edebilecek nihai ve gerçek maddi zararı 40.982,489,94 TL” olarak hesapladığını, işbu ek raporda yapılan nihai hesaplamaya göre ise davacıların talep edebileceği toplam tutarın “48.742,478,68 “ olarak hesaplandığını, bu miktarın, görüldüğü üzere, sorumluluk üst sınırının bir hayli altında kaldığını, bu itibarla TTK m. 1267 hükmüne ilişkin değerlendirmenin teorik bir mahiyet arz ettiğini, kaptanın yolcu binişleri tamamlanmadan halatı çözmesi ve el kitabındaki prosedüre aykırı şekilde yolcu binişlerine nezaret için tek bir gemi adamı görevlendirmesinin pervasızca davranış teşkil ettiğini, bu durumun, kaptanın sınırlı sorumluluktan yararlanma hakkının kaybına yol açtığını, taşıyanın sınırlı sorumluluktan yararlanma hakkını kaybetmesi için ise, şahsi kastı veya şahsi pervasızca davranışının arandığını, olayda böyle bir durumun varlığının ispatlanmadığını, diğer itirazlar yönünden, ilk raporlarında varılan kanaatleri değiştirilmesi gerektiren bir husus tespit edilmediğini, davacı vekili dava dilekçesinde;yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ettiğini, davalı sigorta şirketi müştereken ve müteselsilen sorumlu olmakla birlikte poliçe limiti ile sorumlu olduğunu, dava açılmadan önce poliçe limitine kadar ödeme yapmış olduğundan davacı ...'un davalı ... Sigorta A.Ş. den talep edebileceği bir tutar olmadığını diğer davalılardan müştereken ve müteselsilen talep edebileceğini nihai ve gerçek maddi zararı'nın 48.742,478,68 TL den ibaret bulunduğunu, sonuç ve kanaatine varılmıştır.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2014/... nolu dosyasında alınan 24.06.2015 tarihli Bilirkişi Raporunda özetle: ... İskelesi sorumluları veya denetimle ilgili olan kişilerin ve bu iskeleye yanaşan ... motoru Kaptanı ... ile güverte görevlisi ...’ın yolcu indirme bindirme esnasında gerekli kolaylığı sağlayacak düzenekler olan seyyar tahta veya demir iskeleleri sürmek suretiyle önlemleri tam olarak almadıklarından kazanın meydana gelmesinde kusurlarının bulunduğu, kaza esnasından sevk ve idaresindeki çocuk arabasını kullanan ...’un ise çocuk arabasındaki oğlu ...’un güvenliği açısından bebek arabasına koyduğunda emniyet kemerinin bağlanmasını ve bağlı olduğunu kontrol etmesinin gerektiği, ayrıca çocuk arabası ile gemiye bindiği esnada arabayı kaldırırken daha dikkatli ve duyarlı bir şekilde hareket etmesi gerekirken bu kurallara riayet etmediği değerlendirildiğinden kazada; ihmalinin ve kusurunun bulunduğundan, ...’un birinci derecede, kusurlu sayıldığı, tekne kaptanı ... ve Güverte görevlisi ...’ın ikinci derecede, kazanın meydana geldiği ... iskelesi sorumlularının da bu kazada üçüncü derecede kusurlu sayıldıkları kanaatine varılmıştır.
.... Asliye Ceza Mahkemesinin ... sayılı dosyasında alınan 23.10.2018 tarihli bilirkişi raporunda; ... Gemisi Kaptanı ...’nın, ... İskelesi Amiri ...’nun, İskele Memuru ...’nun ve ... Gemisi Güverte Görevlisi ...’ın olayda Asli derecede kusurlu oldukları, ... İskelesi Memuru ...’in Tali derecede kusurlu olduğu, ... İskelesi Memuru ...’ın ise kazada kusurunun bulunmadığına dair görüş ve kanaat bilidirilmiştir.
.... Asliye Ceza Mahkemesinin ... E. ... K. sayılı kararında; 23.10.2018 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınarak, kusurun yoğunluğuna göre teştid uygulanmak suretiyle sonuçta; ... Motoru Kaptanı ...’nın 8 ay hapis, Adli Tıp raporuna göre mağdurun iyileşmesi imkansız olduğundan cezanın bir kat arttırılarak 16 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, ... İskele Amiri ...’nun 8 ay hapis, Adli Tıp Kurumu raporuna göre mağdurun iyileşmesi imkansız olduğundan, cezanın bir kat arttırılarak 16 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, ... Motoru Güverte Sorumlusu ...’ın 8 ay hapis, Adli Kıp raporuna göre mağdurun iyileşmesi imkansız olduğundan cezanın bir kat arttırılarak 16 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, ... İskele Görevlisi ...’in 3 ay hapis, Adli Tıp raporuna göre mağdurun iyileşmesi imkansız olduğundan cezanın bir kat arttırılarak 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, ... İskele Memuru ...’nun 3 ay hapis, Adli Tıp raporuna göre mağdurun iyileşmesi imkansız olduğundan cezanın bir kat arttırılarak 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş olup söz konusu karara karşı yapılan istinaf başvurusu BAM 19. Ceza Dairesi tarafından reddedilmekle, hüküm 25.03.2020 tarihinde kesinleşmiştir.
Ulaştırma Bakanlığı Deniz Kazası İnceleme Raporunda; İstanbul şehir içi deniz taşımacılığında kullanılan yolcu motorlarının iniş biniş sistemlerini yeterince emniyetli olmadığı, ...’un İstanbul’da sefer yaptığı iskelelerde bebek arabası ve tekerlekli sandalyelerin gemiye alınması için rampa veya asansör gibi uygun bir sistemin mevcut olmadığı, kaza sonrası alınan güvenlik kamerası kayıtlarına göre, yolcu motorunun halatları, yolcuların gemiye binişleri tamamlanmadan mola edildiği, Emniyetli Yönetim Sistemi "el kitabı" gereği yolcu motoruna binen/inen yolculara, geminin sancak ve iskelesinde tarafında bulunan gemicilerin nezaret edecekleri ifade edilmekte olup, kaza sonrası alınan güvenlik kamerası kayıtlarına göre, kaza anında sadece bir gemicinin yolculara refakat etmekte olduğu, yolcu motorunun iskeleye yanaşmış halde iken gerek yolcu iniş binişleri sırasında gerekse yolcu motoruna binmiş bulunan yolcuların denize düşmesi durumunda yapılacak kurtarma ve müdahale işlemlerine ilişkin bir Emniyetli Yönetim Sistemi içinde bir süreç eksikliğinin mevcut olduğu, öte yandan bebek arabasının gemiye alınması sırasında bebeğin emniyet kemerinin bağlı olmadığı veya bağlı iken açılmış olduğu tespit ve değerlendirmelerinde bulunulduğu görülmüştür.
Davalılardan ... Sigorta A.Ş.’nin talebiyle hazırlanan, İş ve Sosyal Güvenlik Huk. Bil. Uzm. A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanının düzenlediği 29.12.2020 Tarihli Özel bilirkişi raporunda, olayın meydana gelmesinde ... ... ve... Koop) %30 oranında kusurlu olduğu, Deniz taşımasını yapan motor işvereninin (... Yolcu Motoru Kaptanı ...) %60 oranında kusurlu olduğu, kazalı ...’un annesi ...’un %10 oranında kusurlu olduğu, yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir..
İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 29.09.2023 tarih ve 15606 karar sayılı raporunda; 27.03.2013 Fatih doğumlu ...’un 04.04.2014 tarihinde geçirmiş olduğu kaza nedeniyle maluliyette %100 (yüzde yüz) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı ve sürekli bakıma muhtaç durumda olduğu oy birliği ile mütalaa edilmiştir. Raporda ayrıca kazalı ...’un son nörolojik muayenesinde; isteklerini ifade edemediği, 2-3 yıl nöbet, myokloni sürdüğü, şu an nöbetsiz, PED 4 yıl önce kapatılmış, kontrollü besleniyor olduğu, bilinç açık, kooperasyon kısıtlı, oryante olduğu, oturma dengesinin olmadığı konuşamadığı, bulber tutulum mevcut olduğu, tek basamaklı emirleri güçlükle alıyor, anlamlandırma, tekrarlama mevcut olmadığı, yüzeyel duyu muayenesi değerlendirilemediği, sfinkter kusuru bezleniyor olduğu, Yorum ve Öneri olarak da, Ağır mental tutulum, diskinetik serebral palsi, bulber tutulum mevcut, sürekli bakıcı ihtiyacı olduğu, kanaatine ulaşılmıştır.
Dava; davacı ...'un, "..." isimli yolcu gemisine binerken, denize düşerek yaralanması nedeniyle ... için maluliyet tazminatı, tedavi giderleri, ilaç giderleri, yol giderleri, bakıcı-yardımcı giderleri, tedavi ve bakıma yönelik ulaşım giderleri ile kazalının anne, baba ve kardeşleri olan diğer davacıların maruz kaldığı manevi zararların geminin donatanı, işleteni, kaptanı ve sorumluluk sigortacısı olan davalılardan tahsili istemine ilişkindir.
Dava konusu olay 04.04.2014 tarihinde meydana gelmiş olup kaza; küçük ...'un, bebek arabasının içinde annesi ... ve ablası ... eşliğinde 04.04.2014 tarihinde saat 16.30 civarında ...'nden Üsküdara gitmek için ... ... Vapur İskelesinde "..." isimli yolcu motoruna binerken, iskele ile vapur arasındaki boşluktan denize düşmesi şeklinde gerçekleşmiştir. Olayın geçtiği ... ... İskelesi, ... Köprüsünün ... ayağında ve Haliç tarafında bulunmaktadır.
Olay tarihinde, İstanbul’da şehir içi yolcu taşımacılığı ... - ... ... - ..., ... ... gibi firmalara ait yolcu motorları ile yapıldığı, "..." isimli tekneninde bu kapsamda yolcu taşımakta kullanıldığı anlaşılmaktadır.
Dosyaya sunulan 23.12.2015 düzenlenme tarihli ... Gemi Tasdiknamesi’nden, davalı ... ... İnşaat Tic. Ltd. Şti.’nin ...’un 2448 sırasında kayıtlı bulunan ... IMO nolu “...” isimli geminin maliki olduğu anlaşılmaktadr. Gemi Tasdiknamesi’nde “gemi kiracıları” hanesi boş bırakılmıştır.
Dosyada bulunan ... Sicil Kitabı’nda davalı ..., hem gemi maliki hem de "işletmeci" olarak yer aldığı görülmektedir. Diğer davalı ... Sigorta tarafından düzenlenen Denizyolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Sorumluluk Poliçesi’nde sigortalı olarak davalı ... gösterilmiştir. Deniz Araçları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın Tanımlar başlıklı A.2. maddesi uyarınca “sigortalı: İlgili mevzuat uyarınca sigorta yaptırmak zorunda olan işleteni ya da donatanı” ifade eder. Bütün bu bilgi ve belgeler çerçevesinde davalı ...’nun, ... gemisinin hem maliki hem de işleteni olduğu; dolayısıyla donatan sıfatını haiz bulunduğu anlaşılmaktadır.Buna karşılık, dosyaya sunulan “gemi kiralama ve işletme sözleşmesi” başlıklı belgede davalı ... ve... Kooperatifi (kısaca “...”) tarafından ... gemisinin kiralandığı ifade edilmektedir. TTK m. 1119/f.1'e göre, gemi kira sözleşmesi, “kiraya verenin belirli bir süre için geminin kullanılmasını, kira bedeli karşılığında, kiracıya bırakmayı üstlendiği bir sözleşmedir”. Kiracı, geminin kendisine teslimi ile geminin zilyedi hâline geldiğinden TTK m. 1061/2 anlamında işleten olup, bu madde uyarınca üçüncü kişilere karşı donatan sayılır.
Denizyolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Sorumluluk Poliçesi’nde Anılan sözleşmede, “... (...) tarafından kiralanan geminin ... Ana sözleşmesi ve Çalışma Yönetmeliği esaslarında çalıştırılacağı; donatanın kiraya verdiği gemiyi kooperatifin ana sözleşmesine ve çalışma yönetmeliğine uygun olarak ve yeterli personelle donatarak hazır bulunduracağı (m. 3-a); donatanın kiraya verdiği gemisinin gemi personeli giderleri, bakım, onarım, yedek parça, yağlama yağı, tatlı su ve tersane giderlerini karşılayacağı (m. 3-c)” hususları kararlaştırılmıştır. Buna karşılık geminin kullanımının bırakıldığına, malik tarafından kiracıya teslim edileceğine, kira sözleşmesi sonunda kiracı tarafından malike iadeedileceğine vb. dair herhangi bir hüküm sözleşmede yer almamaktadır. Ayrıca yukarıda zikredilen hükümlerden, taraflar arasındaki sözleşmenin TTK m. 1119 ve devamında düzenlenen gemi kira sözleşmesinin özelliklerini taşımadığı; zira sözleşmedeki bu koşullarla, gemi kira sözleşmesine ilişkin 1124/3, 1126 ve 1127 hükümlerinde öngörülen çözümlerin tersinin benimsendiği anlaşılmaktadır.
Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin, kullanılan “kiracı” ve “kiraya veren” terimlerine rağmen, gemi kira sözleşmesi olmadığı, TTK m. 1131 ve devamında düzenlenen zaman çarteri sözleşmesi olduğu kanaatine ulaşılmıştır. Zaman çarteri sözleşmesinde ise tahsis eden gemi maliki geminin zilyedi olduğundan donatan sıfatını haizdir. Bu durum, gerek “donatanın gemi personeli giderleri, bakım, onarım, yedek parça, yağlama yağı, tatlı su” giderlerinden sorumlu olacağına dair sözleşme koşulu ile, gerekse de sunulan diğer belgelerin, özellikle de sigorta poliçesinin içeriği ile uyumludur.
Açıklanan nedenlerle davalı ... ... İnşaat Tic. Ltd. Şti.’nin ... gemisinin donatanı olduğu; dolayısıyla da dava konusu yolcu taşıması bakımından fiili taşıyan sıfatını haiz bulunduğu kanaatine varılmıştır. Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Deniz ve İçsular Düzenleme Genel Müdürlüğü’nün 21.01.2014 tarihinde düzenlediği, 2701-08-01G1 Nolu Kıyı Tesisi Geçici İşletme İzin Belgesi’nden, diğer davalı ...’in, kaza tarihinde ... İskelesi’nin işleticisi olduğu anlaşılmaktadır.
Davalının web sitesinde (bkz. Https:// www. ....com /Home /..., https:// www. ....com/ Hizmetler/ YolcuTasimaciligi), ...’in filosundaki gemilerle deniz yoluyla yolcu taşımacılığı yaptığı açıklamasının yer aldığı tespit edilmiştir. Yukarıda içeriği açıklanan “Gemi Kiralama ve İşletme Sözleşmesi” başlıklı belgeden, davalı ...’in kazanın gerçekleştiği ... gemisini yolcu taşımacılığında kullandığı anlaşılmaktadır. Bu çerçevede davalı ...’in, şehir içinde belirli hatlarda tarifeli seferler düzenlediği; dava konusu yolcu taşıma sözleşmesi bakımından akdi taşıyan sıfatını haiz olduğu kanaatine ulaşılmıştır. Buna karşılık farklı bir tüzel kişiliği haiz olan diğer davalı ... ... San. ve Tic. A.Ş. (kısaca “... A.Ş.), 15.12.2022 tarihli dilekçesinde dava konusu taşıma ile “alakası bulumadığını” savunarak husumet itirazında bulunmuştur. ...’un web sitesinde şu açıklama yer almaktadır: “..., tüzel kişilikteki toplam 118 gerçek ortağın oluşturduğu bir kooperatif ve Anonim şirket ile 72 gemiyle denizde yolcu taşımacılığı ve 12 gemiyle (... AŞ) denizde turizm hizmetleri vermektedir.” ( https:// www. .... Com/ hakkimizda). Bu açıklamadan, deniz turizmi hizmeti verilen 12 geminin ... A.Ş. tarafından işletildiği, diğer 60 geminin ise kooperatif bünyesinde yolcu taşımacılığı yaptığı anlaşılmaktadır. Diğer yandan bu iki tüzel kişilik arasındaki organik bağ ilişkisi de sorumluluğu dorudan etkileyen bir durumdur. Organik bağın varlığının kabulü için aranan ölçütler; adres ortaklığı, faaliyet alanlarının ortaklığı ve unvan benzerliği, şirket ortak ve yetkililerinin aynı veya ilişkili kişilerden oluşması ile temsilci veya vekillerin aynı kişi olması şeklinde sayılabilir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 1.7.2020 tarih ve E. 2019/808, K. 2020/504 sayılı kararı ile Yargıtay’ın çeşitli kararları bu yöndedir)
Dosyaya sunulan 10.7.2000 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde, ...’in ticaret merkezi, “...’dır. 7.5.2013 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde ise, ...’un şirket merkezi, “....” olarak gösterilmiştir. Yönetim kurulu başkanı ...; yönetim kurulu üyeleri, ..., ...’dir. Bu çerçevede her iki tüzel kişilik bakımından adres ortaklığı; faaliyet alanı ortaklığı ve şirket yetkilililerinin aynı veya benzer kişilerden oluşması kriterlerinin sağlandığı görülmektedir. Bu çerçevede her iki tüzel kişilik arasında organik bağ ilişkisinin bulunduğu anlaşıldığından, ... A.Ş.’nin de, TTK m. 1061/2 anlamında işleten sıfatıyla sorumlu olduğu değerlendirilmiştir.
Diğer davalı ...’nın geminin kaptanı olduğu, kaza anında da geminin, ...’nın sevk ve idaresinde bulunduğu tüm dosya içeriğine göre sabittir. TTK m. 1088 uyarınca “Kaptan, bütün işlerinde, özellikle ifası kendisine düşen sözleşmelerin yerine getirilmesinde tedbirli bir kaptan gibi hareket etmek zorundadır.” TTK m. 1089/1’e göre ise “Kaptan, kusuruyla yol açtığı zararlardan, özellikle bu Kısım ile diğer Kısımlarda belirtilen görevlerini yapmamasından doğacak zararlardan dolayı, yolcular da dâhil, gemi ve eşyayla ilgili herkese karşı sorumlu olduğu” kabul edilmiştir. Buna göre diğer davalı ... da, kaptan sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumludur.
Uyuşmazlık konusu olayda deniz yoluyla yolcu taşıma sözleşmesi söz konusudur. Taşıyanın yolcu taşıma sözleşmesinden doğan sorumluluğu TTK’nın 1247 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. TTK m. 1268 hükmü uyarınca, “yolcunun ölümünden, yaralanmasından, bagajının zıyaı veya hasarından dolayı, taşıyana veya fiilî taşıyana karşı, yalnızca bu Bölüm hükümleri uyarınca tazminat davası açılabilir.” TTK m. 1256/7 uyarınca taşıyanın bu maddeye göre sorumluluğu, sadece taşıma sırasında meydana gelen kazaların sebep olduğu zararlara ilişkindir. TTK m. 1258/1(a)’ya göre ise bu bölüm hükümleri anlamında taşıma süresi, yolcu bakımından, yolcunun bir yolcu salonunda, rıhtımda, iskelede veya diğer herhangi bir liman tesisinde bulunduğu süre hariç, yolcunun gemide bulunduğu veya gemiye alındığı veya gemiden çıkartıldığı süreyi kapsar. Dava konusu olayda yolcu gemiye biniş esnasında yaralandığından, kazanın taşıma sırasında meydana geldiği, dolayısıyla taşıyanın sorumluluğu da TTK m. 1256 hükmüne tâbi olacaktır. TTK’da taşıyanın yolcunun ölümünden veya bedensel zarara uğramasından doğan sorumluluğu, zararın bir gemi kazasından kaynaklanıp kaynaklanmamasına göre farklı şekilde düzenlenmiştir. Söz konusu düzenlemelerde “gemi kazası” terimi teknik bir terim olarak kullanılmış olup ayrıca ve açıkça tanımlanmıştır. Dolayısıyla denizde veya gemide gerçekleşen her kaza 6102 s. TTK anlamında “gemi kazası” teşkil etmemektedir.
TTK m. 1256/f.5-(a) uyarınca “gemi kazası”, geminin enkaz hâline gelmesini, alabora olmasını, karaya oturmasını, çatmayı, gemideki infilâkı, yangını ve arızayı ifade etmektedir. Dava konusu olayda bu hallerden herhangi birinin söz konusu olmadığı açıktır. TTK m. 1256/f.5- (c) bendine göre, “Gemideki arıza”, yolcuların gemiyi terkinde, tahliyesinde, gemiye binmeleri ve inmelerinde; geminin yürütülmesinde, dümen tutulmasında, güvenli seyrüseferinde, yanaşmasında, demirlemesinde, rıhtıma ve demirleme yerine varmasında veya buradan ayrılmasında; gemiye su yürümesi hâlinde, zararın kontrolünde; can kurtarma araçlarının suya indirilmesinde kullanılan gemi kısımlarının veya teçhizatının hiç veya gereği gibi çalışmaması ya da denizde güvenlik kurallarına uygun olmaması anlamına gelmektedir. Yolcuların gemiye binmeleri ve inmelerinde kullanılan gemi kısımlarının hiç yahut gereği gibi çalışmaması da somut olayda söz konusu değildir. Bu nedenle zararın sebebinin TTK m. 1256/5 anlamında “gemi kazası” olmadığı sonucuna varılmıştır. Bununla birlikte TTK'da taşıyan, gemi kazasından kaynaklanmayan zararlardan da sorumlu tutulmuştur. TTK m. 1256/f.2 gereğince taşıyan, yolcunun, gemi kazasından kaynaklanmayan ölüm ve yaralanmasının sebep olduğu zarardan, bu zarara yol açan kazanın meydana gelmesinde kusuru varsa sorumlu olur. Kusuru ispat yükü ise davacıya aittir.
TTK m. 1256/5(b) uyarınca “taşıyanın kusuru”, taşıyanın adamlarının görevlerini yerine getirdikleri sırada işledikleri kusuru da kapsar.
TTK m. 1257/1 uyarınca “Taşımanın tamamının veya bir kısmının yapılması, bir fiilî taşıyana bırakılmış olsa bile, taşıyan taşımanın tamamından bu Bölüm hükümlerine göre sorumlu kalmakta devam eder. Fiilî taşıyan da, taşımanın kendisi tarafından yapılan bölümü için, bu Bölüm hükümlerine göre sorumludur.” Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre ise “Taşıyan, taşımanın fiilî taşıyan tarafından yapıldığı hâllerde, fiilî taşıyanın kusurundan ve onun adamlarının görevlerini yerine getirdikleri sırada işledikleri kusurdan sorumludur”.
TTK m. 1262/1 uyarınca “yolcunun ölümü veya yaralanmasından dolayı taşıyanın 1256.madde gereğince sorumluluğu, hiçbir hâlde, her olay için yolcu başına 400.000 Özel Çekme Hakkını geçemez”. TTK m. 1265 uyarınca davalı kaptanın sorumluluğu da bu üst sınıra tâbidir. TTK m. 1264/2’ye göre “sorumluluk sınırlarına, faiz alacakları ve yargılama giderleri dâhil değildir.” TTK m. 1266/2 uyarınca ise “Bir fiilî taşıyan tarafından gerçekleştirilen taşımada, taşıyandan ve fiilî taşıyandan ve bunların görevleri dâhilinde hareket eden adamlarından alınacak tazminatların toplamı, bu Bölüm hükümlerine göre taşıyanın veya fiilî taşıyanın mahkûm edilebileceği en yüksek tutarı aşamaz.” Şu hâlde davalıların tümünden tahsil edilebilecek tazminatın toplamı, faiz alacakları ve yargılama giderleri hariç, 400.000 ÖÇH ile sınırlıdır.
Dosyada alınan bilirkişi raporlarında; iskeleye, motorların baş taraftan yanaşmakta olduğu, iskeleye yanaşan yolcu motorlarının çok farklı baş bodoslama yüksekliğine sahip olmalarından dolayı yolcuların motora iniş ve binişlerinde bir veya iki basamaklı sacdan üretilmiş basamaklar kullanıldığı, motorların baştan yanaşması ve motorlarının baş üstü güvertesinin kavisli bir yapıya sahip olması nedeniyle iskele ile motorun temas yüzeyini sınırladığı, dolayısıyla yolcuların gemiye binmeleri için çok kısıtlı bir alanın olduğu, bu durumun da yolcuların motoruna emniyetli bir şekilde iniş-biniş yapabilmelerini güçleştirmekte olduğu, bunun yanı sıra, Haliç içinde seyir yapan yolcu motorlarının/gemilerin oluşturduğu dalgalar ... iskelesine ulaşabildiği, böylelikle ... iskelesinde yanaşık bulunan motorlarının oluşan bu dalgalardan etkilenmeleri sonucu baş üstü yükseklikleri ani olarak alçalıp yükseldiği, bu durumun yolcuların, yolcu gemilerine emniyetli şekilde inip- binmelerini olumsuz yönde etkilediği, değerlendirilmiştir.
"..." Yolcu motoruna Biniş/İniş ile ilgili Ulaştırma Bakanlığı Kaza Araştırma ve İnceleme Kurulu Raporunda ... Emniyetli Yönetim Sistemi (EYS) incelenmiş; EYS El kitabında Rıhtıma yanaşmalarda ve kalkmalarda yolcunun inmesine ve binmesine yardımcı olunması gerektiği ile; yolcunun da, iskelenin durumuna göre genelde baş taraftan bazen de yan taraftan gemiye girebileceği, yolcu giriş ve çıkışlarında; personel sancak ve iskele tarafında hazır vaziyette bekleyeceği ifadelerinin yer aldığı, EYS el kitabında Yolcu Gemisinin Seyre Kalkışı prosedürü maddeler halinde sıralanmış olduğu, birinci maddede yolcuların gemiye biniş prosedürleri ifade edilirken, 2. maddede halatların mola edileceğinin belirtildiği, bu prosedürden yolcular bindikten sonra halatların mola edilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
Diğer yandan, Ulaştırma Bakanlığı Kaza Araştırma ve İnceleme Kurulu Raporunda ... Emniyetli Yönetim Sisteminin incelendiği; kitapçıkta yer alan prosedüre rağmen kaza anında geminin baş tarafında yalnızca bir gemicinin yolcuların girişlerine refakat ettiğinin tespit edildiği; diğer gemicinin ise motorda görevlendirilmiş makine personeli bulunmadığından, makine dairesinde olduğu ve dolayısıyla da yolcuların iniş biniş operasyonuna refakat edemediğinin anlaşıldığı; ... yolcu motoru kaptanının, yolcuların binişi sırasında, motorun kalkmasına birkaç dakika kala motor makinelerini ileri yolda çalıştırdığı, motorun henüz yolcuların tam olarak gemiye binmesi beklenmeden halatların mola edildiği (alındığı); makine gücü ile konumlarını koruyarak kalkışa kadar yolcu almaya devam ettiği; yolcu alımının tamamlanmasını müteakip rıhtımdan ayrıldığı; EYS el kitabında “Yolcu Gemisi Operasyonlarının ifade edildiği 7 inci bölüm, 7.2.2 alt başlıklı, Yolcu Gemisinin Seyre Kalkışı prosedürünün maddeler halinde sıralanmış olduğu; 1. maddede yolcuların gemiye biniş prosedürleri ifade edilirken, 2. maddede halatların mola edileceğinin belirtildiğini; bu prosedürden, yolcular bindikten sonra halatların mola edileceğinin anlaşıldığı; bu kapsamda ... yolcu motoru kaptanının yolcuların binişini beklemeden halatlarını mola ettiğinin tespit edildiği, bu tespitlerden yola çıkılarak, kazanın, yolcuların iniş ve binişlerinde kullanılan teçhizatın hiç veya gereği gibi çalışmaması ya da denizde güvenlik kurallarına uygun olmamasından değil; yolcuların gemiye binişi sırasında ... Emniyetli Yönetim Sistemi kitapçığında öngörülen prosedüre riayet edilmemesinden kaynaklandığı sonuç olarak; olayın “gemi kazası” olarak nitelendirilemeyeceği, yukarıda yer verilen gerekçe ve nedenlerle kazanın meydana gelmesinde “... ... İnşaat Tic. Ltd. Şti. ile ... yolcu gemisi Kaptanı ...’nın birinci derecede ve %60 oranında kusurlu olduğu, ... ile ... ... San. ve Tic. A.Ş.’nin ikinci derecede %30 oranında müştereken kusurlu olduğu, kazazedenin annesinin “çocuk arabasındaki emniyet kilidinin takılı olduğu, kilidin bebeğin kilosu nedeniyle açılmış olduğu yönünde” beyanları mevcut ise de kilidin takılı olması durumunda bebeğin düşmeyeceği, kilidi kontrol etmediği nedenle üçüncü derece %10 oranında kusurlu olduğu yönünde kanaat bildirilmiştir.
....Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında alınan Bilirkişi raporunda, anne ...’a kusur atfında bulunulmamış olup ... : Ağır ve Asli kusurlu %40, Güverte Üst Görevlisi ...: Asli Kusurlu %20 değerlendirmesiyle ... bakımından toplam %60 oranında kusur oranı belirlenirken; ... İskele Amiri ..., Asli Kusurlu %20, ... İskele Memuru ..., Tali Kusurlu %10, ... İskele Memuru ... : Tali Kusurlu %10 olmak üzere ...'a toplam %40 oranında kusur izafe edilmiştir. Ceza mahkemesi kararında da yüzdelik oranında bir kusur tespitine yer verilmemekle birlikte bilirkişi raporundaki tespitler doğrultusunda hüküm tesis edilmiştir. ... Gemisi kaptanı ...’nın, Güverte Üst Görevlisi ...’ın, ... İskelesi İskele Amiri ...’nun kazanın meydana gelmesinde ağır kusurunun bulunduğu ve Asli derecede kusurlu oldukları, ... İskelesi İskele Memuru ... ve ...’nun Tali derecede kusurlu olduğu kabul edilmiştir.
... dosyamız davalılarından olup ... ... İnşaat Tic. Ltd. Şti.'nin çalışanıdır. ... İskelesi, İskele Amiri ...'da dosyamız davalılarından ...'un çalışanı olduğundan eldeki dosyada alınan bilirkişi raporlarındaki kusur değerlendirmesi ile ceza mahkemesinin hükme esas aldığı bilirkişi raporu arasında esaslı bir fark bulunmadığı değerlendirilmiştir.
Dosya kapsamı ve bilirkişi raporlarındaki yukarıda açıklanan teknik değerlendirmelere göre, kazanın meydana gelmesinde kazalının annesinin %10 oranında kusurlu olduğu sonucuna varılmıştır.Kaza ve dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan TBKnın 61. ve 62. maddelerinde birden çok zarar verenin zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları kabul edilmiştir. TTK m. 1257/f.4'de de; taşıyan ile fiili taşıyanın sorumlulukları, birlikte sorumlu oldukları takdirde ve ölçüde müteselsil olarak kabul edilmiştir. Buna göre, zarar gören tazminatın tamamını, dilediği takdirde zarar verenlerin tamamından talep edebileceği gibi, bir kısmından veya sadece birinden de talep edebilir. (Eren, Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Cilt I, 1998, s.811) Müteselsil sorumlulukta kusur oranları, zarar verenlerin kendi iç ilişkisi bakımından önemli olduğundan, somut olay bakımından zarar gören davacıların açtıkları iş bu davada, her bir davalıya izafe edilen kusur oranı ayrımının hüküm altına alınacak tazminat bakımından bir etkisi bulunmamaktadır. Kazanın meydana gelmesinde kazalı ...'un annesi %10 oranında kusurlu görüldüğünden, davalılar ortaya çıkan zararın %90'nından dolayı davacı yana karşı birlikte ve müteselsilen sorumlu olacaktır.
Aktüerya uzmanı bilirkişi tarafından, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Adli Tıp 2. İhtisas Kurulu'nun 29/09/2023-15606 sayılı raporuyla % 100 (yüzdeyüz) oranında meslekte kazanma gücünden kaybettiği tespit edilen 27/03/2013 doğumlu, ...’un 04/04/2014 tarihinde geçirmiş olduğu dava konusu kazaya bağlı yaralanması nedeniyle Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2020/2598 E. ve 2021/34 K. Sayılı kararı uyarınca TRH 2010 yaşam tablosu esas alınarak belirlenen (71,5) Yıllık bakiye ömür süresine göre %100 oranındaki maluliyetiyle orantılı olarak; Sürekli İş Göremezlik Döneminde Nihai ve Gerçek Maddi Zarar tutarı :
16.640.895,06 TL,
Bakım Gideri Nedeniyle Nihai ve Gerçek Maddi Zarar tutarı :
19.765.212,75 TL,
Tedavi Giderleri Nedeniyle Nihai ve Gerçek Maddi Zarar tutarı :
18.279.357,43 TL, TL
Ulaşım Giderleri Nedeniyle Nihai ve Gerçek Maddi Zarar tutarı :
21.666,78 TL olarak hesaplanmıştır.
Yukarıda açıklandığı üzere davalılar olayda %90 oranında müşterek kusurludur. Bilirkişi raporunda her bir davalı açısından kusur oranı değerlendirmesi yapılmış ise de, dava konusu tazminat talepleri bakımından tek tek kusur oranı ayrımına gidilmesine gerek bulunmamaktadır. Zira sorumluluğun müteselsil olduğu durumlarda kusur oranı davalıların kendi aralarındaki rücu ilişkisinde önemlidir.
04.07.2025 tarihli bilirkişi raporunda davalılara izafe edilen % 90 kusur oranına göre, Güncel Asgari Ücret esas alınarak ve davalı ... sigortanın 07.01.2021 tarihinde davacılara yaptığı 200.000 TL tutarındaki ödemenin tenzil edilmesi suretiyle davacı ...’un Sürekli İş Göremezlik Dönemine ait maddi zarar tutarı:17.438.585,58 TL, Tedavi Giderleri Nedeniyle maddi zarar tutarı: 16.451.421,69TL,
Ulaşım Giderleri Nedeniyle maddi zarar tutarı :189.600,10 TL, Ulaşım Giderleri nedeniyle maddi zarar tutarı: 189.600,10 TL hesaplanarak sonuçta toplam Nihai ve Gerçek maddi zarar tutarı 48.742.478,68 TL olarak tespit edilmiştir.
Davalılardan ... Sigorta A.Ş.'nin poliçede belirlenen sorumluluk limiti 200.000 TL'dir. Davacılara yapılan ödemeyle bu davalının sorumluluğu sona ermiştir. Diğer davalıların sorumluluk üst sınırı yukarıda açılandığı üzere 400.000 ÖÇH olup karar tarihi itibariyle 233.334.400 TL'ye tekabül ettiğinden, davacı ... için hesaplanan 48.742.478,68 TL maddi tazminat bu tutarın içinde kalmaktadır. Başlangıçta HMK m.107 gereğince Belirsiz alacak şeklinde açılan davada davacılar vekili 18.11.2025 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat talebini 48.742.478,68 TL'ye yükselterek harcını yatırmış olduğundan, ... Sigorta dışındaki diğer davalıların 48.742.478,68 TL'den müteselsilen sorumlu oldukları kabul edilmiştir.
Davacı ...’un geçirmiş olduğu kaza nedeniyle %100 oranında malul ve sürekli bakıma muhtaç hale gelmesi, olayın oluş şekli ve sonuçları bakımından anne ve baba ve kardeşlerin yaşadığı ağır acı ve elem göz önüne alındığında manevi tazminat taleplerinin kabulü gerektiği kanaatine varılarak, tüm bu değerlendirmelerin sonucunda; Davalı ... Sigorta A.ş hakkında açılan davanın reddine, diğer Davalılar ..., ... ve Tic. A.Ş, ...Ticaret Limited Şirketleri hakkında açılan maddi tazminat davasının kabulü ile 48.742.478,68 TL'nin olay tarihi olan 04.04.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte bu davalılardan müteselsilen tahsil edilerek davacı çocuk ...'a velayeten davacılar ...'a verilmesine, davacıların manevi tazminat taleplerinin kabulü ile davacı ... için 5.000.000 TL, davacı ... için 1.000.000 TL, davacı anne ... için 1.000.000 TL, davacı ... için 500.000 TL ve davacı ... için 500.000 TL olarak taktir edilen toplam 8.000.000 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 04.04.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ..., ... Şirketi, ...Ticaret Limited Şirketinden müteselsilen tahsil edilerek davacılara ödenmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM/Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1-Davalı ... Sigorta A.Ş. hakkında açılan davanın REDDİNE,
2-Davalılar ..., ... Şirketi, ...Ticaret Limited Şirketleri hakkında açılan maddi tazminat davasının KABULÜ ile 48.742.478,68 TL'nin olay tarihi olan 04.04.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte bu davalılardan müteselsilen tahsil edilerek davacı çocuk ...'a velayeten davacılar ...'a verilmesine,
3-Davacıların manevi tazminat taleplerinin KABULÜ ile davacı ... için 5.000.000 TL, davacı ... için 1.000.000 TL, davacı anne ... için 1.000.000 TL, davacı ... için 500.000 TL ve davacı ... için 500.000 TL olarak taktir edilen toplam 8.000.000 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 04.04.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ..., ... Şirketi, ...Ticaret Limited Şirketinden müteselsilen tahsil edilerek davacılara ÖDENMESİNE, (Davacı çocuk ... için hükmedilen manevi tazminatın çocuğa velayeten davacılar ...'a ödenmesine)
4-Karar harcı olan 3.369.218,51 TL'den peşin alınan 194.419,34 TL'nin mahsubu ile bakiye 3.174.799,17 TL harcın ... Sigorta A.Ş dışındaki davalılardan tahsili ile hazineye irad kaydına,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama gideri olan (194.419.347 TL ilk harç 2.211.25 TL posta ücreti ve 8.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam)204.630,59 TL'nin ... Sigorta A.Ş dışındaki davalılardan alınıp davacıya verilmesine,
6-Davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
7-Davacı vekili için takdir edilen 910.000,00 TL manevi-1.552.524,78 TL maddi vekalet ücretinin ... Sigorta A.Ş dışındaki davalılardan alınıp davacıya verilmesine,
8-Tarafların dava şartı olan Arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, Arabuluculuk son tutanağından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 1.640,00.-TL Arabuluculuk ücretinin ... Sigorta A.Ş dışındaki davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına,
9-Bakiye gider avansının kesinleşmeye müteakip talep halinde taraflara iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.17/12/2025
Başkan ...
✍e-imzalıdır.
Üye ...
✍e-imzalıdır.
Üye ...
✍e-imzalıdır.
Katip ...
✍e-imzalıdır.