T.C.
İSTANBUL
17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
(DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)
ESAS NO: 2023/214 Esas
KARAR NO: 2023/496
DAVA: Tanıma Ve Tenfiz
DAVA TARİHİ: 28/10/2022
KARAR TARİHİ: 06/12/2023
Mahkememizde görülmekte olan Tanıma Ve Tenfiz davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ...şirketinin davalı ...'a taşımacılık hizmeti verdiğini, ancak ... şirketinin 07.07.2021 ila 15.11.2011 tarihleri arasındaki döneme ilişkin 96.742 Euro tutarındaki fatura bedellerini ödemediğini, Paris Ticaret Mahkemesi tarafından 16.11.2011 tarihinde ... aleyhine iflas prosedürü başlatılarak ...'nin tasfiye görevlisi olarak atandığını, müvekkili ...'nin 05.10.2012 tarihinde ... aleyhine ödenmeyen fatura bedellerinin geç ödeme cezalarının ve tüm masraflarının tahsili amacıyla...Ticaret Mahkemesinde bir alacak davası açtığını, Paris Ticaret mahkemesinin 17.06.2014 tarihli kararı ile davalı ...'ın itirazlarını reddederek toplam 103.725,66 Euro değerindeki meblağın müvekkili ...'ya ödenmesine karar verdiğini, Paris Ticaret Mahkemesi kararının 12.11.2014 tarihinde ...'a tebliğ edilmesi üzerine ...'ın 15.04.2015 tarihinde kanun yoluna başvurduğunu bu temyiz başvurusunun...İstinaf Yüksek Mahkemesi tarafından 22.10.2015 tarihinde usulden reddedildiğini, ...'ın başka bir başvuru yapmaması üzerine...Ticaret Mahkemesi tarafından 05.04.2016 tarihli temyiz etmeme belgesi düzenlendiğini zira bundan sonra kanun yoluna başvurulamayacağını, akabinde müvekkili ...'nın 17.06.2014 tarihli kararda yer alan geç ödeme cezalarının ne anlama geldiğinin yorumlanması amacıyla 10.10.2018 tarihinde...Ticaret Mahkemesine başvurduğunu, Paris Ticaret Mahkemesinin 17.10.2019 tarihli kararı ile davalı ... şirketi tarafından 96.742 Euronun davacı tarafa ödenmesine ayrıca 05.10.2012 ila 17.09.2014 tarihleri arasında hesaplanan gecikme cezalarının ödenmesine bu faturaların vade tarihinden itibaren Fransız yasal faiz oranının bir buçuk katı oranında gecikme cezalarına ek olarak her gecikme için %2 oranında arttırılan faizi eklenerek gecikme cezasının ödenmesine mahkum ederek 17.06.2014 tarihli kararını tamamladığını kararın davalı ...'a 27.07.2020 tarihinde tebliğ edildiğini ancak davalının temyiz başvurusu yapmadığını bu sebeple...Ticaret Mahkemesinin 17.06.2014 ve 17.09.2019 tarihli kararların kesinleşmiş ve icra edilebilir durumda olduğunu anılan kararların aslı ve onaylı tercümelerinin dosyaya sunulduğunu, ayrıca Fransız İstinaf Mahkemesinin kesinleşme şerhini havi temyiz etmeme belgesinin de dosyaya sunulduğunu yabancı mahkeme kararlarının tenfizinde Türkiye ile Fransa arasında karşılıklılık bulunduğunu ve müvekkilinin yabancılık teminatından muaf olduğunu belirterek...Ticaret Mahkemesinin 17.06.2014 tarihli ve ... referans numaralı kararı ile 17.09.2019 tarihli ve ... referans numaralı düzeltici kararının tenfizini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; tenfizi talep olunan kararların davacı ... tarafından müvekkil şirkete verildiği ileri sürülen denizyolu taşımacılığı hizmetlerine ilişkin olduğunu, ... kayıtlarına göre ...'nin tamamı Fransız Demiryolları...ye ait olan ve ... Fransa ve Dover İngiltere arasında demiryolu feribot seferleri düzenleyen Fransa merkezli bir feribot şirketi olduğunu, huzurdaki davada görevli mahkeme İstanbul ...Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, tenfiz istemine konu edilen iddialar ve hususlar yaklaşık 12 yıl önce husule geldiğinden ve buna dair mesned edilen kararlar da zamanaşımına uğradığından davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesini,MÖHUK 54. uyarınca kendisine karşı tenfiz istenen kişi o yer kanunlarına göre usulüne uygun olarak çağrılmamış davet edilmediğini, davet edilse bile temsil edilmemiş veyahut o yer kanunlarına aykırı olarak kararın gıyabında veya yokluğunda verilmiş olması hallerinde kararın tenfizi mümkün olmayacağını, savunma hakkı Anayasa'da yer alan temel hak ve özgürlüklerdendir ve kamu düzenine ilişkin olduğunu, bu kapsamda savunma hakkının ihlali şüphesiz türk kamu düzenine aykırılık teşkil ettiğini, MÖHUK 54/C uyarınca "hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması" bir tenfiz şartı olduğundan tenfiz talebinin reddi gerektiğini, savunma hakkı, yargı organları nezdinde kendini savunma avukat yardımından yararlanma, vb hakları ifade ettiğini, somut olayda müvekkil davalı Fransa'da görülmüş olan yargılamalarda kendisini yeterince ve adil olarak temsil ettiremediğini, dava dilekçeleri ve gerekçeli kararlar müvekkil şirkete usulünce tebliğ edilmediğini, müvekkil şirketin savunma hakları kısıtlanmış ve ihlal edildiğini, müvekkil şirketin Ticaret Sicil Müdürlüğünde kayıtlı adresi ...Mah İstoç ...Cad 61,62,63,64 Bağcılar İstanbul olduğu resmi kayıtlarda sabit iken davacı taraf tenfize konu ettiği davalara ilişkin dava dilekçesi ve kararları müvekkil şirketin uzun yıllar önce taşındığı adrese tebliğ ettirmeye çalıştığını, müvekkil şirketin uzun yıllardan beri yer almadığı çok eski adreslerin bu şekilde gösterilerek müvekkili şirketin uyuşmazlığa dahilinin engellenmeye çalışıldığını müvekkil şirketin savunma haklarının ihlal edilerek kısıtlandığı izahtan vares olduğunu, davacı tarafın işbu davaya konu Fransız Ticaret Mahkemesi kararlarının tenfizi için evvelce Türk Mahkemelerine başvurarak aynı kararları tenfize konu etmiş ve Türk Mahkemeleri tarafından bu talepleri red edildiğini, Paris Ticaret Mahkemesi kararları yetersiz,yanlı olarak müflis duruma düşen kendi ülkesinin devlet şirketinin tamamen koruma saikiyle tesis edildiğini, yargılama aşamalarında hakkaniyete uygun olarak deliller hiçbir surette toplanmadığını savunmalara ilişkin objektif ve gerekçeli değerlendirmelerde bulunmadığını tarafların eşitliği ilkesine gölge düşürdüğünü, davacı taraf ... 16 Kasım 2011 tarihinde aniden tasfiyeye sokulduğunu kayıtlara göre 1300 tanesini denizci sıfatını oluşturan 1850 işçisi bir anda işsiz kaldığını, benzer sebeplerle zor durumda kalan ... şirketine tasfiye aşamasında menfaat sağlamak ve bu yönde de kamuoyu oluşturabilmek bakımından adil yargılama ilkeleri göz ardı edilerek ... yönünden verilmeye calışılan mahkeme kararları ile kamuoyu baskısı bertaraf edilmeye calışıldığını,bir anda alınan tasfiye kararı neticesinde mağdur hale düşen müvekkili şirketin daha da mağdur duruma sokulduğunu, müvekkili şirketin uluslararası kara taşımacılığı faaliyetleri dahilinde Fransa'dan İngiltere'ye yahut aksi yönde araçlarının deniz yoluyla geçişini davacı ...'ın feribotları ile yapmakta olduğunu, ... şirketi aniden tasfiyeye girince müvekkil şirketin yolda olan araçları Fransa'dan İngiltere'ye geçemediğini müşterilerine karşı zor durumda kalan müvekkil şirket pahalı biletler alarak navlun sözleşmesi yaparak tünel kullanımı suretiyle ...'ın tasfiyeye girip işi durdurması neticesinde büyük zararlara maruz kaldığını, deniz ticaretinden ve deniz taşımasından kaynaklı olan alacak...Mahkemesince yalın bir fatura alacağına indirgenerek, müvekkil şirket tarafından salt faturalara itiraz edilmediği gerekçesiyle değerlendirme dışı bırakıldığını, aniden tasfiyeye sokulan şirkette faturalara itiraz edilecek muhatap bulunmadığını beyanla, tenfiz davasının reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
06/10/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; dosya münderecatından daha önce aynı konuda açılan bir tenfiz davası tespit edilemediğinden, kesin hüküm teşkil eden bir durumun olmadığı, tenfizi istenen yabancı mahkeme kararının ve kesinleşme belgesi mahiyetindeki belgenin aslına uygunluğu usülen onanmış örneklerinin ve onanmış tercümelerinin dosya münderecatırıda mevcut olduğu, yabancı şirketin tabiiyetinde olduğu Fransa ile Türkiye arasında yabancı mahkeme kararlarının tenfizi konusunda fiili karşılıklılığın bulunduğu, ödenmeyen faturaların vade tarihlerinden itibaren işlemeye başlayacak bir buçuk katı oranında gecikme cezalarına ek olarak her gecikme için yüzde iki artırılan faizin hukuki nitelik bakımından gecikme cezası değil, Türk hukukunda kabul edilen gecikme faizine eş değer olduğu ve faiz oranının tacirler arasında belirlenebilmesinin mümkün olduğu, bu durum Türk kamu düzeninin temel değerlerine tahammül edilemez derecede aykırı bir durum oluşturmadığı, dolayısıyla yabancı mahkeme kararının kamu düzenine açıkça aykırı sayılamayacağı, Fransa'da mukim avukatı aracılığıyla yargılamalara katılan ve mahkeme kararına karşı temyiz yoluna başvuran davalının yargılama sürecinden haberdar olamama durumu söz konusu olmadığı, bu nedenle savunma haklarını kullanma imkanına sahip olduğu, davalıya usulüne uygun tebligat yapıldığından MÖHUK m.54/1-(ç) hükmü kapsamında tenfize engel bir durum bulunmadığı, yabancı mahkeme kararının Türkiye'de icra kabiliyeti kazanması için kararın verildiği ülkede icra edilebiliyor olması ve ilamın zamanaşımına uğramamış olması gerektiği, Fransız usul hukukundaki ilam zamanaşımı süresinin on yıl olduğu, dolayısıyla 2014 ile 2019 tarihli kararların ilam zamanaşımına uğramadığı, bu sebeple anılan kararların zamanaşımı bakımından Türkiye'de tenfizine bir engel halin bulunmadığı, neticeten, mezkür 2014 ve 2019 tarihli Fransız mahkeme kararlarının tenfizi kabil olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Dava; Paris Ticaret Mahkemesinin 17.06 2014 tarihli ve 2013007350 referans numaralı kararı ile 17.09.2019 tarihli ve...referans numaralı kararının Tenfiz'i istemine ilişkindir.
Yabancı mahkeme kararlarının Tenfiz'i, mahiyeti gereği mahkemenin kararını zorunlu kıldığından ve tarafların iradesine bağlı olmadığından arabuluculuk dava şartına tabi değildir.
Tenfiz davalarında mahkemenin görevi, davanın konusuna göre belirlenmektedir. Yargıtay uygulamaları da bu yöndedir. (Bkz. Yargıtay 20.HD'nin 02/10/2017 tarihli, 2017/7998-7167 sayılı kararı ve Yargıtay 11.HD'nin 05/02/2018 tarihli, 2016/12178 E. ve 2018/718 K. sayılı kararı) Uyuşmazlık hangi mahkemede görülmesi gerekiyor ise tenfiz davası bakımından da, o mahkeme görevlidir. Dava, deniz yoluyla taşıma sözleşmesinden kaynaklanan bir alacak davasına ilişkin olarak verilen yabancı mahkeme kararının tenfizi davası olduğundan, Deniz İhtisas Mahkemesi sıfatıyla mahkememiz görevlidir.
Türk hukuk mevzuatında yabancılık sebebine bağlı olarak teminat yatırma yükümlülüğü 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'da düzenlenmiştir.
Yabancılık unsuruna dayalı olarak teminat yatırma zorunluluğunu düzenleyen 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 48. maddesinin 1. fıkrasına göre, “Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır”. Bu madde hükmü ile Türkiye’de dava açan, açılmış davaya müdahale eden, icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzelkişiler için teminat gösterme yükümlülüğü getirilmiştir. Mezkur maddenin teminattan muafiyet halini düzenleyen 2. fıkrasında ise, Mahkemenin dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutacağı bildirilmiştir. Bu maddeye göre, muafiyetin karşılıklılık esası çerçevesinde tanınması mümkündür. Karşılıklılıktan amaç, davacı veya müdahil veya icra takibini yapan yabancının mensup olduğu devlette Türk vatandaşları için de aynı muafiyet işleminin tanınabilmesidir. Diğer taraftan, 5718 sayılı Kanunun 1. maddesi teminattan muafiyeti öngören sözleşmeleri saklı tutmuştur. Bu nedenle davacının mensup olduğu veya ikamet ettiği ülke ile Türkiye arasında teminattan muafiyeti öngören iki taraflı veya çok taraflı bir sözleşme varsa, ilgili yabancı uyruklu veya Türkiye’de ikametgâhı olmayan kişi teminat yatırmayacaktır.
Adalet Bakanlığı Dış ilişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğünün 01.08.2023 tarihli cevabi yazısında anılan hususa ilişkin olarak, Fransa ile Ülkemiz arasında ikili bir adlî yardımlaşma anlaşması bulunmadığı bildirilmiştir.
Bununla birlikte, Fransa Ülkemizin de katılmış olduğu 23.03.1972 tarih ve 14137 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi’ne taraftır. Bu Sözleşme'nin 17'nci maddesinin 1'inci fıkrasında; âkit devlet vatandaşlarının birbirlerinin ülkesinde ikame ettikleri veya müdahil olarak katıldıkları davalarda, bu kişilerin yabancı olmaları veya o ülkelerde ikametgâhı veya meskeni bulunmaması sebebiyle her ne ad altında olursa olsun teminat veya depozit istenemeyeceği öngörülmüş, 2. fıkrasında ise; aynı usulün mahkeme masraflarının karşılanması hususunda da geçerli olduğu düzenlenmiştir. Teminat muafiyetinin yargıya erişim hakkına yönelik bir düzenleme olduğu,bu nedenle teminattan muafiyeti ön gören hukuk kurallarının daha geniş yorumlanmaları gerektiği, 17. maddenin gerek lafzi yorumunun gerekse özüne ve amacına göre yapılacak yorumun tüzel kişileri de kapsadığı değerlendirildiğinden, davacı şirketin Lahey Sözleşmesinin anılan hükümleri gereğince teminattan muaf olduğu kabul edilmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde işbu davaya konu Fransız Ticaret Mahkemesi kararının tenfizi için evvelce Türk Mahkemelerine başvurularak tenfize konu edildiği ve Türk Mahkemeleri tarafından bu taleplerin red edildiğinin karar metninden anlaşıldığını ileri sürerek, kesin hüküm sebebiyle davanın usulden reddedilmesini talep etmiştir. HMK m. 114/1 düzenlemesine göre, aynı davanın daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması dava şartlarındandır. Dosyaya sunulan...Ticaret Mahkemesinin 17.09.2019 tarihli tavzih kararının dördüncü sayfasında yer alan " Türkiye'de icrası için adımlar atan ... kararın Türkiye'de uygulanmasını engelleyecek kadar kararın yorumlanmasında güçlüklerle karşılaştığı çünkü kararda çıkış noktalarının belirtilmediği.." şeklinde ki ifadeden aynı kararın daha önce tenfizine konu edildiği anlamını çıkarmak doğru bir yaklaşım değildir. Kaldı ki bu iddiayı ileri süren davalı yanın iddia ettiği önceki tenfiz davasının da tarafı olması gerekeceğinden, ilgili dosyaya ait bilgileri ve Türk Mahkemesi kararını ibraz etmesi gerekirdi. Ancak dosyaya bu yönde bir delil sunulmamıştır. Bu nedenle davalının kesin hüküm sebebiyle davanın usulden reddedilmesi gerektiği yönündeki iddiası temellendirilmediğinden dikkate alınmamış zira dosya münderecatından aynı tenfiz davasının daha önceden Türkiye'de açılığı tespit edilememiştir.
MÖHUK m.53 uyarınca "yabancı kararın verildiği ülke makamlarınca usulen onanmış aslı veya ilamı veren yargı organı tarafından onanmış örneği ile onanmış tercümesi" ve" kararın kesinleştiğini gösteren" ve verildiği ülke makamlarınca usulen onanmış yazı veya belge ile onanmış tercümesi" dosyaya sunulmalıdır.
Türk hukukuna göre, yabancı devlet makamlarınca hazırlanan resmi belgeler ya HMK m.224/1 e göre belgenin verildiği devletin yetkili makamınca ve ilgili Türk konsolosluğuna onaylatmak suretiyle yada Türkiyenin taraf olduğu 1961 tarihli La Haye Anlaşmaıan göre APostille Şerhi vurdurmak ve bu şerhi taşıyan orijinal belgeleri Türkçeye yeminli tercüman vasıtasıyla tercüme ettirip noterliği onaylatmak yoluyla Türk mahkemelerine sunabilecektir.
Tenfizi istenen mezkur yabancı karar ve kesinleşme belgesi mahiyetindeki belgenin aslına uygunluğu usulen onanmış örnekleri ve onanmış tercümeleri dosya münderecatında mevcuttur.
MÖHUK'nun 50. maddesi uyarınca Türk mahkemesinden tenfizi talep edilen yabancı mahkeme kararları bakımından aranan ön koşullar; yabancı mahkeme tarafından verilmiş bir kararın bulunması, kananın hukuk davalarına ilişkin olması ve verildiği devlet hukuku uyarınca kesinleşmiş bulunmasıdır.
Eldeki dosyada Tenfizi talep edilen...Ticaret Mahkemesinin 17.06.2014 tarihli ve ... referans numaralı kararı ile 17.09.2019 tarihli ve ... referans numaralı düzeltici kararı yabancı mahkeme tarafından verilmiş hukuk davalarına ilişkin olup, 17.09.2019 tarihli tavzih kararı gecikme faizinin miktarı ve hesaplanma dönemini gösterir mahiyettedir.
MÖHUK'da aranan "Kesinleşme Şartı", yabancı mahkeme kararlarının Türk hukukunda tenfiz edilebilmesi için verildiği yer kanunlarına göre aranan bir koşuldur. Buna göre yabancı mahkeme kararının şekli ve maddi anlamda kesinleşip kesinleşmediği kararın verildiği ülke hukukuna göre belirlenecektir. İlamın kesinleşmesi ise temyiz süresinin geçirilmesi ile mümkün olacaktır. Kesinleşmesinin ispat veya teşvik şekli de verildiği ülke hukukuna tabidir.
Dosya münderecatından Fransız Ticaret Mahkemesi kararlarına karşı kanun yollarının kapalı olduğu anlaşılmaktadır. Ancak kesinleşme şerhi gibi bir belge verilmesi pratiği olmadığını iddia eden davacı yanın dosyaya sunduğu...İstinaf Mahkemesinin kesinleşme şerhini havi belgesinden, kararın kanun yolu kapalı olmak üzere kesinleştiği anlaşılmaktadır.17.09.2019 tarihli kararın temyiz edilmediğine ilişkin...Temyiz Mahkemesi mahkeme katipliğinden alınan herhangi bir temyiz bulunmadığını onaylayan yazı, dosyaya sunulan...Ticaret Mahkemesi 1.Daire'nin 17.09.2019 tarihli kararının tercümesinde yer almaktadır. Buna göre 04.11.2020 tarihi itibariyle ilgili davada herhangi bir temyiz bulunmadığı kalem tarafından onaylanarak, sözkonusu onayın 10.11.2020 tarihinde Paris'te verildiği ifade edildiğini...Ticaret Mahkemesinin 17.09.22019 tarihli kararı usulüne uygun şekilde 29.06.2021 tarihli Apostille şerhini taşımaktadır.
Dosyaya sunulan Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü Hukuk Tebligat Bürosu'nun tebliğ evrakından anlaşıldığı üzere, 2019 tarihli mahkeme kararının davalı tarafa 27.07.2020 tarihinde tebliğ edilmiş olup, Fransız Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre tebliğden itibaren hesaplanan temyiz süresi 27.10.2020 tarihinde dolmuş ve karar 28.10.2020 tarihinde usulüne uygun olarak kesinleşmiştir.
Ayrıca mezkur mahkemenin anılan kararlarının kanun yolu kapalı olmak üzere kesinleştiğini teyit eden kararına ilişkin apostil şerhinde de, kararda imzası olan kişi hakim sıfatına haizdir. Bununla birlikte Av. ...'dan alınan 01.08.2023 tarihli hukuki görüşte, Fransız Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmadığı takdirde mahkeme kaleminin temyiz başvurusunda bulunmadığına dair bir belge düzenlenmesi halinde kararın bağlayıcı hale geleceği ifade edilmektedir. Neticeden dava konusu kararların verildiği ülke hukukuna göre kesinleştiği, MÖHUK m.50 hükmünde tenfiz için aranan ön koşullların sağlanmış olduğu tespit edilmiştir.
MÖHUK'nın 53. maddesi uyarınca "yabancı kararın verildiği ülke makamlarınca usulen onanmış aslı veya ilamı veren yargı organı tarafından onanmış örneği ile onanmış tercümesi" ve" kararın kesinleştiğini gösteren" ve verildiği ülke makamlarınca usulen onanmış yazı veya belge ile onanmış tercümesi" dosyaya sunulmalıdır.
Türk hukukuna göre, yabancı devlet makamlarınca hazırlanan resmi belgeler ya HMK m.224/1 e göre belgenin verildiği devletin yetkili makamınca ve ilgili Türk konsolosluğuna onaylatmak suretiyle yada Türkiyenin taraf olduğu 1961 tarihli La Haye Anlaşmaıan göre APostille Şerhi vurdurmak ve bu şerhi taşıyan orijinal belgeleri Türkçeye yeminli tercüman vasıtasıyla tercüme ettirip noterliği onaylatmak yoluyla Türk mahkemelerine sunabilecektir.
Dava dosyasında Tenfizi istenen karar ve kesinleşme belgesi mahiyetindeki belgenin aslına uygunluğu usulen onanmış örnekleri ve onanmış tercümeleri sunulmuş olduğundan, MÖHUK m. 53'de öngörülen koşul yerine getirilmiştir.
MÖHUK'nın 54. Maddesine göre tenfiz için aranacak diğer şartlar ise; Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma yahut o devlette ürk mahkemelerinden verilmiş ilamların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması(1), İlamın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesi şartıyla ilamın dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı halde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olmaması(2), hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması(3) ve O yer kanunları uyarınca kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemece temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişinin yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karşı Türk mahkemesine itiraz etmemiş olması(4)dır.
MÖHUK m. 54/1 öngörülen "mütekabiliyet" ilamın alındığı devlet ile Türkiye arasında ilamların tenfizine dair bir anlaşma yahut o ddevlette Türk mahkeme karalarının tenfizine imkan veren kanun hükmünün bulunması olabileceği gibi fiili uygulama şeklinde sözkonusu olabilecektir.
Somut olay bağlamında sayın mahkemenizin talebi doğrultusunda gönderilmiş bulunan T.C. Adale Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğünün 01.08.2023 tarihli yazsında Türkiye ile Fransa arasında tenfiz bakımından ikili veya çok taraflı bir anlaşma olmadığını ancak takdirin mahkemede olduğu belirtilmiştir. Yargıtay 11.HD'nin 2015/3651 E. Ve 2015/10305 K., 2016/2225 E. Ve 2017/4228 K., 2022/3420 E. Ve 2022/8989 K. Sayılı ilamlarından hareketle Fransa'da verilen mahkeme kararlarının Türkiye'de tenfizi konusunda fiili karşılıklılık bulunduğu değerlendirilmiştir.
MÖHUK m. 54'ün aradığı bir diğer şart, tenfiz edilecek olan yabancı mahkeme hükmünün Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmamasıdır. Türk kamu düzenine aykırılık, tenfizi istenen yabancı mahkeme kararının; Anayasa ile düzenlenen temel hak ve hürriyetlere, milletlerarası hukukta kabul edilen temel ilkelere, adil yargılanma ve savunma hakkına, genel ahlaka, Türk hukuk düzeninin temelini oluşturan ve devletin vazgeçemeyeceği ilkelere aykırılık oluşturması gibi hallerde söz konusu olacaktır. Davalı vekili tarafından, Fransız Ticaret Mahkemesi'nin 17.9.2019 tarihli kararında hükmolunan gecikme cezasının, cezai tazminat veya özel hukuk cezası niteliğinde olduğunu, bu kararın kamu düzenine aykırılıktan tenfiz edilemeyeceğini ileri sürmektedir.
Tenfiz istemine konu mahkeme kararının hüküm fikrasında, gecikmenin genel şartları ve cezalarının taraflarca kabul edildiği, buna göre davalı şirket, ödenmeyen faturaların vade tarihlerinden itibaren işlemeye başlayacağı, Fransız hukukunun yasal faiz oranının bir buçuk katı oranında gecikme cezalarına ek olarak her gecikme için yüzde iki artırılan faizi eklenecek şekilde ödenmesine karar verildiği ve gecikme faizinin uygulanacağı döneminde 5.10.2012-17.9.2014 dönemi olarak hüküm altına alındığı anlaşılmaktadır. Yabancı mahkeme kararlarının tenfizi davasında revizyon yasağı sebebiyle esasa girilemeyeceğinden davalı vekilinin faize ilişkin itirazı yerinde görülmediği gibi, aksi kabul edilse dahi fahiş ve karşı tarafın ticari hayatının tümüyle ortadan kalkmasına veya akamete uğramasına sebebiyet vermeyecek mahiyetteki gecikme cezası ve tazminatların Türk kamu düzenine aykırılık teşkil etmediği, nitekim FSEK veya TTK'nın haksız rekabet hükümlerinde de üç katı kadar tazminat düzenlemelerinin hukukumuzda mevcut olduğu, bu sebeple Türk kamu düzeninin temel değerlerine tahammül edilemez derecede aykırı bir durum olmadığı değerlendirilmiştir.Ayrıca, Yargıtay 11.HD'nin 2020/7985 E. ve 2022/4932 K., 2017/4083 E. ve 2019/1157 K.sayılı kararları ile de, bu yöndeki tenfiz hükümlerini onanmış olduğu görülmektedir.
Yabancı mahkeme kararının tanınması ve tenfiz edilmesi için 54. madde hükmünün son olarak aradığı şart savunma haklarına uyulmuş olmasıdır. Buna göre kendisine karşı tenfiz istenen kişi, mahkemeye o yer kanunlarına göre usulüne uygun olarak çağrılmamış veya uygun çağrı yapılmadığı ya da yapıldığı halde temsil edilmemiş veya o yer kanunlarına aykırı olarak kararın gıyabında veya yokluğunda verilmiş olması hallerinde ilgilinin tenfize karşı Türk mahkemesinde “itiraz etmiş olması şarti” ile yabancı mahkeme kararının tenfizi mümkün olmayacaktır. Madde metninden açıkça anlaşıldığı üzere savunma haklarının ihlal edildiğine ilişkin itirazın, kararı veren yabancı mahkemenin usul kurallarına göre değerlendirilmesi gerekmektedir. Madde sayılan hususların varlığının tenfiz engeli olmasını ancak kendisine karşı tenfiz istenen tarafın itiraz etmiş olması şartına bağlamıştır. Somut olayda davalının usulüne uygun tebligat yapılmamak suretiyle savunma hakkının ihlal edildiği itirazının bahsedildiği üzere tenfiz şartlarından olan MÖHUK m.54/1-(ç) bendi kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Madde metninden açıkça anlaşıldığı üzere savunma haklarının ihlal edildiğine ilişkin itirazın, kararı veren yabancı mahkemenin usul kurallarına göre değerlendirilmesi gerekmektedir.Dosya münderecatından, Paris Ticaret Mahkemesi'nde Ekim 2012 tarihinde dava açılırken, davalının açık adresinin Yenibosna, Bahçelievler/İstanbul olarak gösterildiği, nitekim T.C. Adalet Bakanlığının davacı şirketin resmi ticari adresine, dava dilekçesi ve eklerini tebliğ ettiği, bu adresin ...Mah. ...Sok. No.9 ... Yenibosna, Bahçelievler/İstanbul olduğu, davalı şirketin adres değişikliğini, müvekkili tarafından dava açıldıktan bir yıl sonra yaptığı (7 Ocak 2013 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi ile 15 Kasım 2013 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi), Paris Ticaret Mahkemesi'nin 2014 tarihli kararının T.C. Adalet Bakanlığı tarafından Merkez Mah. ... Sok. No... 34197 Yenibosna, Bahçelievler adresine usulüne uygun bir şekilde yapıldığı, davalı şirketin de kendisini Paris'te mukim, Paris barosuna kayıtlı bir avukat aracılığıyla temsil ettirdiği, yargılama esnasında yeni adresini mahkemeye bildirmediği ve hatta ticaret sicilindeki adres değişikliğinden sonra dahi avukatı tarafından davalı şirketin adresinin değiştirilmediği yine Merkez Mah. ... Sok. No. ... 34197 Yenibosna, Bahçelievler/İstanbul olduğu (Paris Ticaret Mahkemesi 26 Mayıs 2014 tarihli duruşması), 2014 tarihli bu karara karşı...makamları nezdinde davalı tarafından yapılan temyiz başvurusunda da ...Mah. Asena Sok, No. ... 34197 Yenibosna, Bahçelievler adresinin kullanıldığı ( Paris İstinaf Mahkemesi Temyiz Başvurusu, 2. Sayfa, 6 Mayıs 2015) kaldı ki, bu eski adresin aktif ve davalı şirketin bir şubesinin adresi olduğu (EK-7, 12 Aralık 2013 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi ve ... Ticaret Sicil Müdürlüğü Yazısı), 2014 tarihli kararın yorumu için yapılan 2019 tarihli ikinci kararın da yine eski adres Merkez Mah. ... Sok. No. ... 34197 Yenibosna, Bahçelievler'e gönderildiği fakat kararın davalı şirketçe tebliğ alınmaması üzerine Bakanlığın iletişime geçmesiyle, anılan kararın 27.07.2020 tarihinde davalı şirket tarafından tebliğ alındığı (Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü, Hukuk Tebligat Bürosu, 03/09/2020 tarihli yazısı) anlaşılmaktadır. Bu sebeple, tebligatın usulsüz yapılması veya davadan haberdar olamama durumu söz konusu değildir. Davalı yan, Fransa'da mukim avukatı aracılığıyla yargılamaya iştirak etmiş ve savunma haklarını kullanma imkanına sahip olmuştur. Dolayısıyla, bu bent kapsamında da bir tenfiz engeli mevcut değildir.
MÖHUK'un 55. maddesinin 2. fikrasında, kanunun 54. maddesinde öngörülen tenfiz koşulları dışında tenfize engel iki sebep daha öngörülmektedir. Söz konusu hükme göre davalı; ancak bu bölüm hükümlerine göte tenfiz şartlarınin bülünmadığını veya yabancı mahkeme ilâmının kısmen veya tamamen yerine getirilmiş yahut yerine getirilmesine engel bir sebep ortaya çıkmış olduğunu öne sürerek itiraz edebilir. Bununla birlikte alacağın esasına ilişkin zamanaşımı, revizyon yaşağı gereği inçelemeye konu yapılamaz. Zira tenfiz aşamasında, maddi vakıaların, delillerin tekrar değerlendirilmesi söz konusu olmayıp, yukarıda belirtilen sınırlı sayıdaki tenfiz şartına bağlı olarak bir inceleme yapılır. Mahkeme kararının içeriği denetlenmez, yalnızca hüküm fıkrası dikkate alınır. Bu sebeple, tenfiz davalarında borcun zamanaşımına uğradığı itirazları dikkate alınmaz. Ancak...Ticaret Mahkemesince 2014 ve 2019 tarihinde verilen kararların Fransa'da zamanaşımına uğraması ihtimalinde, bu kararlara istinaden Türkiye'de tenfiz davası açmanın mümkün olup olmadığı, tenfiz davası açmak için ayrı bir zamanaşımı süresi bulunup bulunmadığı ayrı bir hukuki meseledir. Yabancı mahkeme kararları, Türkiye'de henüz hukuki bir varlık kazanmadan icra zamanaşımı süresine tabi olmaz. Tenfiz davası açmak için de kanunda bir süre öngörülmemiştir. Ancak, tenfiz davalarının amacı, yabancı mahkeme kararına Türkiye'de de icra kabiliyeti kazandırmak olduğundan, kararın verildiği ülkede icra edilmeyen, ilam zamanaşımına uğrayan bir mahkeme kararı Türkiye'de de etki doğurmayacaktır. Ancak, eldeki dosyada Fransız usul hukukundaki ilam zamanaşımı süresi Türkiye'deki gibi 10 yıldır. Bu nedenle 2014 ile 2019 tarihli kararların ilam zamanaşımına uğraması söz konusu olamayacağından, dava konusu kararların Türkiye'de tenfizine engel bir durum olmadığı değerlendirilmiştir.
Açıklanan tüm bu nedenlerle sonuçta; Paris Ticaret Mahkemesinin 17.06 2014 tarihli ve 2013007350 referans numaralı ve 17.09.2019 tarihli ve 2018056525 referans numaralı kararlarının tenfizi kabil oldukları sonuç ve kanaatine varılmış olduğundan, davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM/Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1-Davanın KABULÜ ile dava konusu yabancı mahkeme kararlarının TENFİZİNE,
2-Karar harcı olan 269,85.-TL den peşin alınan 80,70.-TL nin mahsubu ile bakiye 189,15.-TL nin davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3- Davacı taraf vekil ile temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin olunan 17.900.- TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama gideri olan 172,90.-TL ilk harç, 60,00.- TL posta gideri ile 7.000 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 7.232,90.- TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Taraflarca yatırılan gider avansı bakiyesinin karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.06/12/2023
Başkan Üye Üye Katip
✍e-imzalıdır. ✍e-imzalıdır. ✍e-imzalıdır. ✍e-imzalıdır.