T.C.
İSTANBUL
17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
(DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)
ESAS NO:2024/191 Esas
KARAR NO :2025/380
DAVA:İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:27/10/2023
KARAR TARİHİ:15/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... adresinde kendine ait tırlar ile şehirler arası nakliye işi ile iştigal eden özel kişi tacir olduğunu, davalının ise feribotlar aracılığıyla tır taşıma, nakliye işi yapan tüzel kişi tacir olduğunu, taraflar arasında müvekkili tarafından peşin ödemesi yapılan delil bölümünde dökümü olan davalıya ait feribotlar ile müvekkiline ait fırların taşınması amaçlı yapılan taşıma işi karşılığında ücret ödenmesi şeklinde deniz taşıma anlaşması mevcut olduğunu, müvekkilinin delil listesinde belitilen ve dilekçe ekinde sunduğu listede belirtilen tırlarını gösterilen tarihlerde davalının feribotu ile taşıma işi edimi öncesinde davalının yapılacak nakliye işine karşılık davacının peşin ödemesine indirimli tarife ile iskontolu taşıma yapma anlaşması doğrultusunda davalı şirkete ... Bankası ... Şubesi ... İban numaralı hesaptan 28/02/2023 tarihinde İzmir'de keşide edilen 200.000,00 TL bedelli, ... Bankası ... Şubesi ... İban numaralı hesaptan 31/03/2023 tarihinde İzmir keşide yerli 200.000,00 TL bedelli toplamda iki adet çek 400.000,00 TL değerinde çek keşide ederek verdiğini, davalı şirketin üstlendiği nakliye işi için müvekkilinin peşin ödeme olarak keşide ettiği çek bedellerinin tamamını herhangi bir temerrüt olmadan gününde tahsil etmesine rağmen, dava dilekçesi ekinde sunulan taşıma işlerinin bir kısmını yaptığı ancak ödenen ücrete göre bir kısım taşıma işlerini yapmadığını, müvekkili tarafından defalarca taşıma işinin yapılması ya da peşin ödenen ücretten gerçekleşen taşıma işinin düşülmesinden sonra kalan kısmın iade edilmesini talep edilmesine rağmen, davalının hem taşıma edimini yerine getirmediğini hem de peşin ödeme ve taşıma işinin yapılmamasına göre oluşan fazla ödemeyi iade etmediğini, müvekkili tarafından defalarca talep edilmesine rağmen ödenmeyen davalının gerçekleştirmediği taşıma işi sebebiyle oluşan farkın iade edilmesine ilişkin .... İcra ... Esas sayılı dosyası ilamsız icra takibi başlatıldığını, ancak davalı şirketin borca itiraz etmiş olması sebebiyle takibin durduğunu, durdurulan takip sonrasında 05.09.2023 tarihinde zorunlu arabuluculuğa başvurulduğunu, gerçekleştirilen müzakereler sonucunda arabuluculuk sürecinde istenilen hususlarda anlaşmaya varılamadığını, tüm bu sebeplerle; .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takibe borçlunun itirazının iptaline, takibin devamına, kötü niyetle belirli alacağı ödemeyen davalı borçlunun %20'den aşağı olmamak kaydıyla kötü niyet icra inkar tazminatı ödemesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin itirazın iptali talebinin somut bir dayanağı bulunmadığını, müvekkili şirketin davacı yana muaccel, likit, talep edilebilir herhangi bir borcu bulunmadığını, davacı tarafından icra takibinin İstanbul Anadolu İcra Daireleri nezdinde başlatılmasına rağmen davanın ilk olarak .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nde ikame edildiğini, verilen görevsizlik kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Mahkememizin nezdinde de görev itirazında bulunduklarını, Mahkememizce görevsizlik kararı verilmesini ve dosyanın bu kere yasa yolu açık olmak üzere görevli Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesini talep ettiklerini, davacının davasını .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası tahtında ve ... ve Tic. A.Ş. aleyhine ikame ettiğini, daha sonra davasını müvekkili ... Nakliyat ve Ticaret A.Ş.'ye yönelttiğini beyanla taraf değişikliği talebinde bulunduğunu, HMK. madde 124 gereği taraflarınca bu yönde bir değişikliğe rıza verilmediğinden taraf değiştirilmesinin mümkün olmayacağını, bu anlamda hatalı taraf aleyhine dava ikame edildiği açık olduğundan davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacının taraflar arasında deniz taşıma sözleşmesi bulunduğunu ileri sürdüğünü fakat bu yönde bir sözleşmeye delil olarak dayanmadığını, dosyaya bu yönde ibraz edilen bir sözleşme de bulunmadığını, dava dilekçesinde bir kısım çeklerden bahsedildiğini ancak çeklerin sebepten mücerret olması ilkesi kapsamında dava dilekçesinde yer verilen iddiaların kabulünün mümkün olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydı ile her halükarda davacının ileri sürdüğü alacak bakımından zamanaşımı definde bulunduklarını, zaman aşımına uğrayan tüm alacakların reddine karar verilmesini talep ettiklerini, somut olayda icra inkar tazminatının yasal koşulları oluşmadığından ileri sürülen alacağın likit ve belirlenebilir olmadığından icra inkar tazminatı talebinin her halükarda reddine karar verilmesini talep ettiklerini belirterek görev itirazlarının kabulü ile Mahkememizce görevsizlik kararı verilmesine ve dosyanın bu kere yasa yolu açık olmak üzere görevli Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, taraf değişikliği yapılmasına taraflarınca muvafakat edilmediğinden ve davanın ... ve Tic. A.Ş. aleyhine ikame edildiğinden davanın pasif husumet yokluğundan reddine, haksız, hukuki dayanaktan yoksun ve ispatlanamayan davanın ve icra inkar tazminatı talebinin reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce resen seçilen bilirkişi Serbest Mali Müşavir Hasan Bozkurt tarafından tanzim edilen 18/02/2025 havale tarihli raporda özetle; tüm dosya kapsamı ve davalı ... ve Ticaret A.Ş.’nin sunmuş olduğu yasal ticari defterler, defter kayıtları ve dayanağı belge ve bilgiler üzerinde yapılan incelemede; dava konusu çeklerin, davacı tarafından davalı şirkete 2022 yılında verildiği, davalı tarafından alınan bu çeklerin davacı ...’ın hesabına alacak kaydedilerek alınan teminat çekleri hesabında takip edildiği, davalı ... tarafından davacıya verilen hizmetler için tanzim edilen faturaların davacı hesabına borç kaydedildiği, ilgili hesabın 27.08.2023 tarihinde 169.217,01 TL alacak bakiyesi verdiği, davalı ...’nın kendi yasal ticari defter kayıtlarına davacı ...’a bu tutar borçlu gözüktüğü, davacı tarafından bu tutarın icra takibine ve yapılan itiraz sonrası da işbu davaya konu edildiği sonuç ve kanaatlerine varılmıştır.
Mahkememizce talimat yolu ile resen seçilen bilirkişi Serbest Mali Müşavir ... tarafından tanzim edilen 03/03/2025 havale tarihli raporda özetle; 6100 sayılı H.M.K 222. maddesi göre delil vasfına sahip olma değerlendirme takdiri Mahkemeye ait olmak üzere; davacıya ait ticari defter ve belgelerin usulüne uygun şekilde tutulduğu, davacıya ait ticari defter ve belgelerin açılış ve kapanış onayları yönünden yapılan incelemede; 6102 sayılı TTK'nun 64/3. maddesi ve VUK. 221. ve 222. maddeleri uyarınca noter açılış onayının yasal süresinde yaptırıldığı, 2023 yılına ait yevmiye defterinin 6102 sayılı T.T.K 64/3. maddesi uyarınca yapılması gereken noter kapanış tasdikinin yasal süresi içinde yaptırıldığının tespit edildiği, dava konusu çekler ve yapılan ödemelerin davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu görüldüğü, yapılan incelemede çeklerin verildiği tarihte Davacı ...’ın Davalı ... Nakliyat ve Tic. A.Ş.'ye borcu olmadığı görülmekle birlikte çeklerin hangi hukuki ilişki yönünden verildiği konusunda takdirin Mahkemede olduğu, davacının yasal defter kayıtları incelendiğinde davalı ... Nakliyat ve Ticaret A.Ş’den .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasında tahsilini talep ettiği miktar olan 169.217,10 TL tutarında alacağı olduğu sonuç ve kanaatlerine varılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; taşıma ilişkisi nedeniyle peşin ödeme olarak verilen çek bedelinin tahsil edilmesine rağmen bir kısım taşımanın yapılmadığı iddiası ile ödenen bedelin iadesi isteğiyle başlatılan icra takibine itirazın iptali davası olup, uyuşmazlığın; davalının zaman aşımı defini yerinde olup olmadığı, çek bedelinin tahsil edilip edilmediği, çekin taşıma sözleşmesi nedeniyle verilip verilmediği, davaya konu taşımaların yapılıp yapılmadığı, davacıya iadesi gereken bir bedelin bulunup bulunmadığı ve varsa miktarının tespiti noktasında toplandığı görülmüştür.
Davacının iddiası davalıya ait gemilerle kendisine ait tırların taşınmasına ilişkin anlaşma yapıldğı bedelin peşin olarak ödendiği, bir süre hizmetin sunulduğu fakat sonrasında davalı tarafça hizmetin sunulmadığı gibi bakiye kalan peşin ödemenin iadesinin yapılmadığı iddiasıyla ödenen avans bakiyesinin iadesi istemine ilişkindir.
Davalı taraf aradaki hizmet sözleşmesini inkar etmiş davacıya borçlu olmadığını savunmuştur.
Ticarî defterlerin ibrazı ve delil niteliği, HMK’nın 222. maddesinde düzenlenmiş olup maddenin 1. fıkrasında mahkemenin, ticarî davalarda tarafların ticarî defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebileceği ve aynı maddenin 2. fıkrasında ise ticarî defterlerin, ticarî davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması gerektiği düzenlenmiştir. Ticarî defter kayıtları ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan tarafın, ticarî defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticarî defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticarî defterlerini ibraz etmemesi (28.07.2020 tarih ve 31199 S.R.G. de yayımlanan ve aynı tarihte yürürlüğe giren 22.07.2020 tarih ve 7251 sayılı Kanunun 23. maddesi ile üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiştir.) yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir (HMK m. 222/3). Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticarî defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olurlar. (HMK m. 222/4). Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir.
Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (TTK 21/2). Süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleşen faturadaki alacakla ilgili olarak, süre geçtikten sonra iade edilmesi veya ticari defterlere kaydedildikten sonra iade faturası düzenlenmesi, borçtan kurtulmayı sağlayan ve alacağı tartışmalı hale getiren geçerli bir araç değildir.
Davacı tacirin ticari defterleri üzerinde yapılan lehine delil olma vasfına sahip ticari defterlerine göre; Davacı ... ...... şb. ... İBAN numaralı hesaptan 28.02.2023 tarihli 200.000 TL ve 31.03.2023 tarihli 200.000 TL çek düzenlendiği, çek ödemelerinin davacı tarafından yapıldığı, taraflar arasındaki düzenlenen faturaların ödenen bedelden düşülmesi durumunda davalı ... Nakliyat Ve Ticaret A.Ş'den .... İcra Müdürli ün ... E. Sayılı icra dosyasında tahsilini talep ettiği miktar olan 169.217,10 TL tutarında alacağı bulunduğu rapor edilmiştir.
Davalı tacirin ticari defterleri üzerinde yapılan lehine delil olma vasfına sahip ticari defterlerine göre; Davacı ...'a 169.217,01 TL tutarında borçlu bulunduğu rapor edilmiştir.
Bu durumda somut uyuşmazlıkta usulüne uygun tutulan davacı ticari defterlerindeki kayıtların HMK 222 de düzenlenen diğer şartlarla birlikte değerlendirildiğinde kesin delil niteliğinde olduğu, taraf ticari defterlerinin bir birini doğruladığı ve davacının iddiasını ispatlar nitelikte olduğu anlaşılmaktadır.
Bilindiği gibi sözleşme ilişkisi, sözleşmenin esaslı unsurları üzerinde tarafların karşılıklı ve birbirine uygun iradelerinin birleşmesi ile kurulur (TBK m.1/I ve 2/I). Bunun için de sözleşmenin taraflarından birinin teklifinin (icabının, önerisinin) diğeri tarafından kabul edilmesi yeterlidir. Sözleşmenin esaslı olmayan unsurlarının (ikincil hususların) bu aşamada kararlaştırılması şart değildir, bir diğer deyişle bunların kararlaştırılmamış olması hâlinde dahi sözleşme kurulmuş sayılır. Ticari teamülde de sözleşmeler tarafların çeşitli kanalları kullanarak icap ve kabul iradelerini birbirine iletmeleri ile kurulmaktadır. Bu minvalde davalı taraf davacı ile her ne kadar hizmet sözleşmesi konusunda anlaşma bulunmadığını iddia etmişse de davalının fatura ve ödemeleri ticari defterlerine kayıt altına aldığı, basiretli bir tacir olan davalının bu aşamada sözleşme bulunmadığının savunmasının dinlenemeyeceği anlaşılmış davacının davalıdan 169.127,00 TL alacaklı olduğuna kanaatine varılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir.
Eldeki davada, davacının avans olarak ödediği bedelin hizmetin sunulmaması nedeniyle iadesine ilişkin alacak talebi likit (belirlenebilir) olup, hüküm altına alınan miktar üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartları oluşmuştur.
HÜKÜM:
1-Davanın KABULÜ ile .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takip dosyasına yönelik itirazın iptali ile takibin takip talebindeki hal ve şartlar ile devamına,
2-Alacağın %20 oranı üzerinden hesap edilen 33.843,42 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
3-Karar harcı olan 11.559,21 TL'den peşin alınan 2.043,72 TL'nin mahsubu ile bakiye 9.515,49 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama gideri olan (3.471,97 TL ilk harç, 793,00 TL posta ücreti ve 12.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam) 16.264,97 TL'nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
5-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
6-Davacı vekili için takdir edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
7-Tarafların dava şartı olan Arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, Arabuluculuk son tutanağından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 3.120,00.-TL Arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
8-Bakiye gider avansının kesinleşmeye müteakip talep halinde taraflara iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.15/05/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır