T.C.
İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/677 Esas
KARAR NO : 2025/609
DAVA : İtirazın İptali (Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 24/12/2018
KARAR TARİHİ : 24/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalılardan ... Tur. İnş. ... San. Tic. İthalat İhracat Ltd. Şti. Arasında yapılan 01/08/2011 tarihli protokol yapıldığını, protokolden anlaşılacağı üzere müvekkilinin davalılardan ... Tur. İnş. ... San. Tic. İthalat İhracat Ltd. Şti. yerine ... Ortaklığı adına düzenlenmiş 32.500,00 TL'lik teminat mektubu için ... şubesine ödeme yaptığını, bu borcun yanı sıra 10.000,00 TL tutarında büro demirbaş ve elektronik ofis malzemesi sağlamak suretiyle yine ödeme yaptığını, protokol gereği davalının 32.500,00 TL'lik kısmını 05/11/2011 tarihinde, kalan 10.000,00 TL'sini ise 10/01/2012 tarihinde müvekkiline geri ödeyeceğini, bu borca diğer davalıların da kefil olduğunu, ancak davalı şirketin bugüne kadar borcunu ödemediğini, bu nedenle borçlu şirket ile diğer davalılar aleyhine icra takibi başlatıldığını, ancak üç davalının da borca ve imzaya itiraz ettiğini tüm bu nedenlerden dolayı davalıların itirazlarının iptalini, davalılardan %20 icra inkar tazminatı alınmasını, takibin devamını, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... Cevap Dilekçesinde Özetle; davacının başlatmış olduğu ilamsız takibi kabul etmediğini, protokolde kefil olarak görünse de bahsi geçen imzanın kendisine ait olmadığını, davalı şirket ile uzaktan yakından hiçbir ilgisinin olmadığını, bu nedenle itirazın iptali davasının reddini, yargılama ve avukatlık ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
Davalı ... Vekili Cevap Dilekçesinde Özetle; söz konusu borç ile ilgili icra takibi ve takibin iptali için açılan davaların zamanaşımına uğradığını, davanın zamanaşımı ve hak düşürücü süre bakımından reddinin gerektiğini, müvekkilinin borca kefilliğinin geçersiz olduğunu, davacının davasını ispat etmek zorunda olduğunu, bu nedenlerle davacı aleyhine %20 den aşağı olmamak üzere hükmedilecek tazminatın davacıdan tahsilini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.
Mahkememiz dosyasının .... Asliye Hukuk Mahkemesinin 14/10/2020 tarih ... görevsizlik kararı ile mahkememize tevzi edilerek yukarıdaki esasa kaydedildiği görüldü.
Mahkememiz dosyasının önceli celselerinde davalı şirket yetkilisi ...'ın imza örneklerinin alınması için mahkememize gelmesi hususunda tebligatın çıkarıldığı, buna rağmen ...'ın mahkememize gelmediği görüldü.
Mahkememiz dosyasının 18/06/2025 tarihli celsesinin 2 numaralı ara kararı uyarınca dosyanın bilirkişiye verilmesine karar verilmiş olup, 17/07/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle;" “...” başlıklı “Protokol” başlıklı belge asılları değerlendirildiğinde;
1. İnceleme konusu belgelerde ...'a atfen atılmış imzaların ...'a ait mevcut karşılaştırma belgelerindeki imzalarına kıyasla aralarında tespit dilen uygunluk ve benzerliklere nazaran; ...”ın eli ürünü OLDUĞU,
2. İnceleme konusu belgelerde ...'a atfen atılmış imzaların ...'a ait mevcut karşılaştırma belgelerindeki imzalarına kıyasla aralarında tespit edilen uygunluk ve benzerliklere nazaran; ...'ın eli ürünü OLDUĞU,
3. İnceleme konusu belgelerde ...'ye atfen atılmış imzaların ...'ye ait mevcut karşılaştırma belgelerindeki imzalarına kıyasla aralarında tespit edilen uygunluk ve benzerliklere nazaran; ...'nin eli OLDUĞU kanaatine varılmıştır." şeklinde görüş ve kanaatinde bulunulduğu görüldü.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ GEREKÇE:
Dava; taraflar arasında tanzim edilmiş protokolden kaynaklı olarak davacı tarafından davalılar aleyhine başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemi noktasında toplandığı anlaşılmıştır.
İtirazın iptali davalarında alacaklının, İİK m.67 uyarınca borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazının, kendisine tebliği tarihinden itibaren bir sene içerisinde genel mahkemelere yapacağı başvuru üzerine genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat etmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup sürenin başlaması için borçlunun itirazının alacaklıya tebliği zorunludur. Huzurdaki davanın süresinde açıldığı görülmüştür.
Mahkememizce taraf delilleri toplanmış, ilgili müzekkere cevapları celbedilmiş, davalılara ihtaratlı tebligat çıkarılmış, davalıların takibe itirazlarında takibin dayanağı belgedeki imzanın kendilerine ait olmadığını beyan ettikleri görüldüğünden imza incelemesi yapılmıştır.
Dosya kapsamında alınan 17/07/2025 tarihli bilirkişi raporu ile; "SONUÇ: “...” başlıklı “Protokol” başlıklı belge asılları değerlendirildiğinde;
1. İnceleme konusu belgelerde ...’a atfen atılmış imzaların ...’a ait mevcut karşılaştırma belgelerindeki imzalarına kıyasla aralarında tespit edilen uygunluk ve benzerliklere nazaran; ...’ın eli ürünü OLDUĞU,
2. İnceleme konusu belgelerde ...’a atfen atılmış imzaların ...’a ait mevcut karşılaştırma belgelerindeki imzalarına kıyasla aralarında tespit edilen uygunluk ve benzerliklere nazaran; ...’ın eli ürünü OLDUĞU,
3. İnceleme konusu belgelerde ...’ye atfen atılmış imzaların ...’ye ait mevcut karşılaştırma belgelerindeki imzalarına kıyasla aralarında tespit edilen uygunluk ve benzerliklere nazaran; ...’nin eli ürünü OLDUĞU kanaatine varılmıştır. " şeklinde değerlendirme yapıldığı görülmüştür.
Alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu ayrıca davalıların ihtaratlı tebligata rağmen duruşmaya da katılmadığı hususları dikkate alındığında davalıların borcu itirazlarında bildirdiği imzaya itirazın yerinde olmadığı, davacının alacağının yazılı belge ile ispatlandığı kanaatine varılmış, davacı alacağını yazılı delil ile ispatladığından davalı şirket yönünden davanın kabulü gerektiği kanaatine varılmıştır.
Davalı kefiller yönünden yapılan değerlendirmede; 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 484. maddesinde kefaletin sıhhati, tahriri şekle riayet etmeğe ve kefilin mes'ul olacağı muayyen bir miktar iradesine mütevakkıftır.
6098 Sayılı TBK'nın "şekil" başlığını taşıyan 583. maddesinin 1. fıkrasıyla, kefalet sözleşmesinin, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmayacağı, kefilin, sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini, müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini, kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesinin şart olduğu hususları hüküm altına alınmıştır.
Davaya konu icra takibine esas teşkil eden protokol l ve yazılı belge içeriği incelendiğinde protokolün 01/08/2011 , ... tur başlıklı belgenin ise 26/07/2011 tarihli olduğu görülmüş, bu hali ile davalıların kefaleti bulunan davaya konu her iki belgenin de 818 sayılı Borçlar Kanunu zamanında düzenlendiği anlaşılmıştır. 818 sayılı Borçlar Kanunun'un 484. maddesi gereğince sözleşmede kefaletin geçerli olması için, yazılı olması, sözleşme içeriğinden kefil olunan miktarın belirlenebilir olması yeterli olup, bu sözleşmelerde eş rızası aranmadığı gibi kefilin kefalet tarihini, kefalet miktarını ve kefalet türünü kendi el yazısıyla yazması koşulu aranmadığından davalıların kefaleti geçerli olduğu kanaatine varılmıştır. Nitekim emsal mahiyetteki Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2018/1228 E., 2019/3312 K. Sayılı ilamında " Dava, kredi kartı sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece kredi kartı sözleşmesinde kefilin kefalet limitinin gösterilmemesi nedeni ile 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 484. maddesi uyarınca kefilin borçtan sorumlu tutulamayacağı belirtilmiş ise de kredi kartı sözleşmesi incelendiğinde asıl borçlu ...’ün kredi limitinin 100.000 TL olarak belirlendiği, bu durumda sözleşme içeriğinden kefilin sorumlu tutulacağı azami miktarın anlaşılabileceği görülmüştür. Mahkemece açıklanan nedenler ve dosya içeriğine uygun düşmeyen Yargıtay kararları emsal gösterilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir." şeklinde, ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi 2021/3124 Esas 2025/245 Karar sayılı ilamında "Davalı vekili tarafından 21.02.2008 ve 11.07.2008 tarihli genel kredi sözleşmelerinde kefalet tarihi ve miktarının müvekkilinin el yazısıyla yazılı olmadığı ve eş onayının alınmadığından bahisle kefaletin geçerli olmadığı iddia edilmiştir. Davalının kefaleti bulunan davaya konu her iki genel kredi sözleşmesi de 818 sayılı Borçlar Kanunu zamanında düzenlenmiştir. 818 sayılı Borçlar Kanunun'un 484. maddesi gereğince sözleşmede kefaletin geçerli olması için, yazılı olması, sözleşme içeriğinden kefil olunan miktarın belirlenebilir olması yeterli olup, bu sözleşmelerde eş rızası aranmadığı gibi kefilin kefalet tarihini, kefalet miktarını ve kefalet türünü kendi el yazısıyla yazması koşulu aranmadığından davalının her iki sözleşmedeki müteselsil kefaleti geçerli olup davalı yanın kefaletinin geçerli olmadığına ilişkin istinaf itirazları bu nedenle yerinde değildir." şeklinde ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi 2024/222 E., 2025/258 K. Sayılı ilamında " Eldeki olayda da davacı kefilin kefil olduğu miktarın, sözleşmenin 6.000,00 TL için imzalanmış olması nedeniyle belirlenebilir olduğu anlaşılarak bu sözleşme yönünden kefalet şartlarının oluştuğu görülmüştür. Bu nedenlerle mahkemece olay tarihinde yürürlükte olmayan 6098 sayılı yasanın 584.maddesi gereği eş muvafakati olmadığından bahisle kefaletin geçersiz olduğu yönündeki kabulü anılan yasal düzenlemelere aykırıdır." şeklindeki emsal ilamları dikkate alınarak kefillerin kefaletinin geçerli olduğu ve imzaya itirazlarının da yerinde olmadığı anlaşıldığından davalı kefiller yönünden de davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. Takip yazılı belgeye dayandığından ve borçluların borçlu oldukları tutarı bildikleri, alacağın likit ve belirlenebilir olduğu anlaşıldığından davacının icra inkar tazminatı isteminin de kabulüne karar vermek gerekmiş, koşulları oluşmadığından davalıların kötüniyet tazminatı istemi reddedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının KISMİ İTİRAZIN İPTALİ davasının KABULÜ ile; davalıların .... İcra Müdürlüğünün ... Esas (yeni esas no: 2024/...) Sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 42.500,00-TL asıl alacak üzerinden davalılar yönünden devamına,
2-Davalıların haksız itirazları nedeniyle mahkememizce kabulüne karar verilen asıl alacak tutarı olan 42.500,00-TL'nin %20'si oranında olan 8.500,00-TL icra inkar tazminatının davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,
3- Davalıların kötüniyet tazminatı talebinin reddine,
4 - Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 2.903,18 TL harçtan peşin alınan 388,62 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.514,56 TL harcın davalılardan tahsili ile hazineye irat kaydına.
5- Davacı tarafından yatırılan 388,62 TL harcın davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,
6- Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınıp davacıya verilmesine,
7- Davacı tarafça yapılan 2.412,85 müzekkere ve tebligat gideri, 4.500,00 TL bilirkişi ücreti ile 41,10 TL ilk masraf (35,90 TL başvurma harcı + 5,20 TL vekalet harcı) olmak üzere toplam 6.953,95 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
8- Davalı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
9- Davacı tarafça yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep edilmesi halinde kendilerine iadesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin (e duruşma ile) yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/09/2025
Katip ...
¸
Hakim ...
¸