T.C.
İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO :2017/675 Esas
KARAR NO:2025/367
DAVA:Muarazanın Önlenmesi.
DAVA TARİHİ:26/07/2017
KARAR TARİHİ :15/05/2025
DAVA:Davacı vekili tarafından mahkememize ibraz edilen dava dilekçesinde, müvekkilinin ...Ticaret Sicil Memurluğunda ... sicil numarası ile kayıtlı ... nin B Grubu imtiyazlı pay sahibi ve 18/7/2000 tarihinde yapılan genel kurulda seçilen temsil ve ilzama yetkili yönetim kurulu üyesi olduğunu , hiçbir sıfat ve yetkisi bulunmayan ... tarafından ... ... AŞ nin genel kurulunun toplantıya çağırdığını, toplantı tarihinin 31 Temmuz 2017 olarak ilan edildiğini belirterek, davalının yönetim kurulu üyesi olmadığı halde kendisini şirket yönetim kurulu üyesi olarak tanıtıp, genel kurulu bu sıfatla toplantıya çağırarak yarattığı muarazanın men'ine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :Davalı tarafa usulüne uygun şekilde tebligat yapılamamıştır.
DELİLLER VE GEREKÇE :Dava, davalının yönetim kurulu üyesi olmadığı halde, kendisini şirket yönetim kurulu üyesi olarak tanıtarak genel kurulu bu sıfat ile toplantıya çağırdığı iddiası ile açılan muarazanın önlenmesi talebine ilişkindir.
Davalı tarafa çıkartılan yurt dışı tebligatları incelendiğinde ;
Davacı tarafından davalının adresi 26/07/2017 tarihli dava dilekçesinde "..." olarak bildirilmiş olup, davalı tarafa 08/08/2017 tarihli tensiple yurtdışı tebligat yapılmasına karar verilmiş, tebligat 22/11/2017 tarihinde tebliğ yapılamayarak iade edilmiş, iade yazısı tercüme ettirilip incelendiğinde "Talep formunun dördüncü bölümünde davalı için bir kapı numarası bildirmişsiniz ancak tespitimiz sonrası bildirdiğiniz numaranın bir iş yeri adresi olduğunu gördük. Bu talebinizi işleme tabi tutabilmemiz için lüften şurasını daha fazla açıklığa kavuşturun; eğer orası bir iş sahası ise, siz bir iş yeri adresindeki bir kimse için kişisel bir hizmet mi istiyorsunuz" denilerek iade edildiği görülmüştür.
Bunun üzerine 20/09/2018 tarihinde alınan ara kararı ile, yurtdışı tebligat iade gerekçesi dikkate alınarak, belirtilen adresin iş yeri adresi olup , bu iş yerinde çalışan ... isimli kişiye şahsi tebligat yapılması gerektiği şerhi yazılarak tekrar yurt dışı tebligat yapılmasına karar verilmiş ve bu şerh hazırlanan evraklara ilave edilmiş, göndermiş olduğumuz tebligatın 08/01/2019 tarihinde bila tebliğ iade edildiği, iade yazısı tercüme ettirildiğinde bu defa "Hizmet edilecek kişinin eksik ve yetersiz adres ayrıntıları lütfen davalının çalıştığı şirketin adını temin edin ve belgeleri tekrar ibraz edin" denilerek iade edildiği görülmüştür.
Daha sonra davacı vekili 19/02/2019 tarihli dilekçesinde davalının adresi olarak ...İngiltere adresini bildirerek bu adrese tebligat yapılmasını istemiş, usulüne uygun şekilde hazırlanan evrak tebliğ için gönderilmiş, çıkartılan tebligat yapılamayarak 16/07/2019 tarihinde iade edilmiş, iade yazısı tercüme ettirildiğinde "Şirket verilen adreste ticaret yapmaya devam etmediği için, davalıya şirketin adresinde tebliğ etmenin mümkün olmaması sebebiyle" denildiği görülmüştür.
Davacı vekili davalının yeni adresini araştırdıklarını bildirmiş ve 17/01/2020 tarihli dilekçesinde davacı vekili davalının adresi olarak ..., United Kingdom adresine tebligat yapılmasını istemiş ve bu adrese usulüne uygun şekilde tebligat çıkartılmış, 28/09/2020 tarihinde tebligat yapılamayarak iade edildiği, iade yazısı tercüme ettirildiğinde "Davalının Covid-19 nedeniyle evden çalışması nedeniyle" tebligat yapılamadığı bildirilmiştir.
Covid-19 salgını tehlikesinin azalması nedeniyle tekrar aynı adrese tebligat çıkartılmış, hazırlanan tebligat evrakı 30/04/2021 tarihinde gönderilmiş, 26/07/2021 tarihinde tebliğ edilmeden iade edilmiş, bu defa da "İbraz edilecek belgelerin İngilizce tercüme edilmesi gerekmektedir. Belgeler, biri hizmet diğeri iade için olmak üzere iki ayrı takım halinde düzenlenebilir mi, cevabınızla birlikte bu yazının bir suretini zarfa koyun" denilerek iade edildiği oysa tercümelerin İngilizce yapıldığı, iki takım halinde hazırlandığı, mahkememizce yapılan işlemlerin usulüne uygun olmasına rağmen tebligatın iade edildiği görülmüştür.
Daha sonra İngilizceye tercüme ettirilerek iki takım düzenlenerek tekrar davalıya 01/02/2022 tarihinde tebligat yapılması için evraklar gönderilmiş, 23/03/2023 tarihinde tebligat yapılamayarak iade edildiği, iade evrakının tercümesi incelendiğinde "tebliği için yapılan sayısız girişimden sonra davalı ile şahsen görüşülememiştir." denilerek tebligatın yapılamadan iade edildiği, bunun üzerine davacı vekili 15/06/2023 tarihli duruşmada davalının mevcut adreste olduğunu, bu durumun gelen yazılardan da anlaşıldığını, yeniden aynı adrese ihtarlı tebligat yapılmasını istediğini belirtmiştir.
14/09/2023 tarihli duruşmada alınan ara kararı ile, davacı vekilinin talebi doğrultusunda aynı adrese tekrar yurt dışı tebligat yapılmasına karar verilmiş, yine tebligat bila tebliğ iade edilmiş olup, yapılamama gerekçesi ile ilgili evrak tercüme ettirildiğinde, "icra memuru davalı ile şahsen görüşemediklerini belirtmiştir" denilerek tebligatın iade edildiği tespit edilmiştir.
Dava, 25/07/2017 tarihinde açılmış olup, yukarıda da anlatıldığı üzere 2024 yılı sonuna kadar geçen yaklaşık 7 yıllık süre içerisinde 6 kez yurt dışı tebligat yapılmasına yönelik ara karar alınmış, yukarıda özetlenen gerekçeler ile tebligat yapılmayarak evrak iade edilmiş en son çıkartılan 2 yurt dışı tebligatı ile ilgili olarak ise "davalı ile şahsen görüşülememiştir " , " icra memuru davalı ile şahsen görüşememiştir" şeklinde gerekçelerle iade edildiği, davalının söz konusu adreste bulunmadığı yada adresin yanlış olduğu ile ilgili herhangi bir belirtme yapılmadan , davalı ile görüşülemediği belirtilerek evrakın iade edildiği tespit edilmiştir.
Daha sonra, Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğüne mahkememizce yazı yazılarak, yazı da tüm yurt dışı tebligat girişimleri özetlenerek davalı şahsın yabancı olup adresinin İngiltere olduğu bildirilerek , ilanen tebligatın nasıl yapılacağı, nereye yazı yazılacağı, nereye ne kadar masraf yapılması gerektiği hususu sorulmuş, Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü'nün yazı cevapları dosyaya bırakılmıştır.
2017 yılından 2025 yılına kadar 6 kez yurt dışı tebligatı yapılmış olup, çıkartılan tebligatların çeşitli gerekçelerle iade edildiği, en son çıkartılan 2 tebligatın ise şahısla görüşülemediği belirtilerek iade edilmesi üzerine dosyanın geldiği aşama itibari ile davalıya ilanen tebligat yapılmasına karar verilmiş, 24/10/2024 tarihinde duruşmada alınan ara kararı ile ilanen tebligat evrakları mahkememizce hazırlanmış, davacı tarafça gerekli tercümeler yaptırılarak Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak ilanen tebligat yapılması istenilmiş, Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü Londra Başkonsolosluğu ile irtibata geçmiş, Londra Başkonsolosluğu'nun Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğüne gönderdiği yazı cevabı Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü tarafından mahkememize iletilmiş olup, 06/02/2025 tarihli yazı incelendiğinde ;
"İlgi yazılarıyla, ...'a İngiltere'de mukim gazetelerden birinde İngilizce olarak ilanen yapılması talep olunan tebligat işlemine ilişkin olarak, “...” gazetesi ile irtibata geçilerek anılan işlemin KDV dahil 2,918.40 İngiliz Sterlini karşılığında yayınlanabileceği Öğrenilmiştir. Anılan meblağın Başkonsolosluğumuzun .... ... Bankası ... Şubesi nezdindeki aşağıda kayıtlı hesabına transferini müteakip sözkonusu ilan yayınlanmak üzere “...” gazetesine iletilecektir:
T.C. ... Bankası, ... Şubesi
T.C. ... Başkonsolosluğu Otomat Gelirleri ve Tebligat Hesabı
Sort Code: ...
Account No: ...
IBAN No: ..." denildiği görülmüştür.
Davacı vekiline 11/03/2025 tarihli ara kararı ile yukarıda ki yazı ile bildirilen ilanen tebligat giderinin belirlenen bankanın belirlenen hesabına yatırılması hususunda meşruhatlı tebligat çıkartılarak 2 haftalık kesin süre verilmiş, söz konusu tebligat davacı vekiline 17/03/2025 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen ilanen tebligat gideri yatırılmamış, davacı vekili dosyaya dilekçe sunarak müvekkilinin söz konusu bedeli yatıramayacağını belirterek davalının tebligat yapılan adreste çalıştığı ancak tebligatın yurt dışı makamlarınca yapılmaktan kaçınıldığı belirtilerek adres tespiti yapılmasını ve ara kararından rücu edilmesini istemiştir.
Yukarıda da özetlendiği üzere davanın açıldığı tarihten itibaren 8 yıldır davalıya tebligat yapılmaya çalışılmış olup, davalıya çıkartılan yurt dışı tebligatlarının, yurt dışı makamlarınca tebligat yapmaktan kaçınıldığı intibasını uyandıracak gerekçelerle iade edildiği, iade gerekçesi olarak tebligat memurunun şahısla görüşülemediği gibi gerekçelere dahi dayandırıldığı, iade gerekçesi olarak şahsın belirtilen adreste bulunmadığı, söz konusu adreslerin davalının ikametgahı yada çalıştığı adres olmadığına yönelik herhangi bir belirleme olmaksızın "icra memuru şahısla görüşememiştir" gibi tebligat yapmaktan kaçınıldığı intibası uyanılan gerekçelerle iade edilmesi nedeniyle tekrar adres araştırmasına yer olmadığı çünkü adresin yanlış olduğu ile ilgili iade yapılmadığı anlaşılmakla yargılamanın uzamaması da dikkate alınarak davalıya ilanen tebligat yapılmasına karar verilmiş ancak davacı vekili ilanen tebligat giderini yatırmamıştır. İlanen tebligat gideri de yargılama giderlerinden olup, ileri de haksız çıkması halinde davalıdan tahsil edilebilecek giderlerden olduğu dikkate alınarak, davanın açıldığı tarihten itibaren 8 yıllık süre geçtiği , yargılamanın uzamaması , yatırılacak olan ilanen tebligat giderinin ileride davalıdan tahsilinin mümkün olmasına rağmen davacı vekilince ilanen tebligat gideri yatırılmadığından aşağıdaki şekilde davacının davasının taraf teşkili sağlanamaması nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle ;
1-Davacının davasının taraf teşkili sağlanamaması nedeniyle usulden reddine,
2-Yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3-Gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde yazı işleri müdürlüğünce resen davacıya iadesine,
4-Bu dava sebebiyle 615,40TL karar ve ilam harcı alınması gerektiğinden peşin alınan 31,40TL harcın mahsubu ile kalan 584,00TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
Davacının yüzüne karşı davalının yokluğunda kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı.15/05/2025
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır