T.C.
İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2020/333 Esas
KARAR NO :2025/166
DAVA:Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Menfi Tespit)
DAVA TARİHİ:15/10/2018
KARAR TARİHİ:07/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Menfi Tespit) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı banka ile 07/11/2013 tarihli ...için müteselsil kefil sıfatıyla kefalet sözleşmesi imzalandığını, sözleşme yapılırken kefil olanun azami miktar kısmının boş bırakıldığını ve miktarın belirlenmediğini, imzalandıktan sonra azami miktarın müvekkil dışında başka kişi veya kişilerce 40.000,00 TL olarak doldurulduğunu, taraflar arasında imzalanan kefalet sözleşmesinin kanunun öngördüğü geçerlilik şartlarını taşımadığını ve bu nedenle geçersiz olduğunu, sözleşmeyi ve sözleşmede yazan miktarı kabul etmediklerini, domuş ve doğacak her türlü borç için verilmiş soyut kefaletin geçersiz olduğunu, kefaletin feri niteliğine aykırı olduğunu, sözleşme gereği davacının bankadaki hesaplarına bloke konulduğunu ve işyerine hacze gelmek tehdidiyle davalı bankaya .... İcra Müdürlüğünün ... Esas ve .... İcra Müdürlüğünün ... Esas, ... Esas ile ... Esas sayılı dosyaları için davalı banka ile taahhüt yapmak zorunda kaldığını, fazlaya ilişkin talep ve dava açma hakları saklı kalmak üzere müvekkili ile davalı banka arasında imzalanan sözleşmenin geçersizliğinin tespitini, banka tarafından hukuki dayanaktan yoksun ve haksız şekilde tahsil edilen toplam 43.227,23 TL 'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte müvekkiline ödenmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; genel kredi sözleşmesi kapsamında dava dışı borçluya ticari krediler kullandırıldığını, ancak borçlunun borcunu süresinde ödemediğini, borçlunun ödeme yapmaması üzerine kredi hesabının kat edilerek alacağın tahsili için icra takibi başlattıklarını, davacının sözleşme uyarınca müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla borçlu durumunda olduğunu, mahkemenin görevsiz olduğunu ve Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğunu, davanın görevsizlik nedeniyle usulen reddini, olmadığı taktirde haksız ve mesnetsiz davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
....Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... sayılı ve 12/03/2020 tarihli görevsizlik kararı ile dosya mahkememize tevzi edilmekle ...Esas numarasına kaydedilmiştir.
Mahkememizin 03/11/2021 tarihli celsesinde dosyanın grafoloji alanında uzman bilirkişiye tevdii ile 07/11/2013 tarihli kefalet sözleşmesinde davacı adına yazılmış olan ''40.000-TL/kırkbintürklirası'' ibaresinin davacının eli ürünü olup olmadığı hususunda rapor düzenlenmesinin istenmesine karar verilmiş olup 22/03/2022 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle:" 1- İnceleme konusu 07/11/2013 tarihli KEFALETNAME aslındaki 4. Madde içeriğinde bulunan “40.000 TL/Kırk Bin Türk Lirası” ibaresini otuşturan rakam ve yazıların; mevcut mukayese rakam ve yazılarına kıyasla davacı ...'IN eli ürünü OLMADIĞI sonucuna varılmıştır." şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir.
Mahkememizin 07/09/2022 tarihli celsesinde dosyanın icra kapak hesabından anlayan hesap uzmanı bir bilirkişiye tevdii ile davacı tarafından 07/11/2013 tarihli kefalet sözleşmesine istinaden yapılan ödemelerin miktarı ve taahhütlerinin tespiti noktasında rapor aldırılmasına karar verilmiş olup 02/05/2023 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle:" Sayın Mahkemenin 07.09.2022 tarihli ara kararının 2.bendinde dosyanın icra kapak hesabından anlayan hesap uzmanı bir bilirkişiye tevdii ile davacı tarafından 07.11.2013 tarihli kefalet sözleşmesine istinaden yapılan ödemelerin miktarı ve taahhütlerinin tespiti noktasında rapor tanzimi görevi kapsamında, tüm delillerin takdiri ve hukuki değerlendirmesi sayın mahkemenize ait olmak üzere, dava ve İcra dosyaları içeriği ve sunulan belgeler üzerinde yapılan inceleme ve değerlendirme sonuçları aşağıda arz edilmiştir.
Sayın Mahkemenizce davalı bankaya yazılan 13.01.2023 tarihli müzekkereye ... A.Ş. 15.02.2023 tarih ve ... Referans sayılı yazıları ile cevap vermiş cevabı yazıda söz konusu kişiye ait ... Şubesinde ... ve ... numaralı hesap tespit edildiği belirtilen tarihler arasında her hangi bir ödeme tespit edilemediği bildirilmiştir.
Davacı yan icra dosyalarına mahsuben takip tarihlerinden sonra Davalı Banka vekili Av. ... adına 19.11.2015 tarihinde 10.000,00 TL havale ile ödeme yapmış başkaca ödemeye rastlanılamamıştır.
Taraflar arasında imzalanan taahhütler icra dosyalarına ibra edilmediğinden incelenememiştir.
Dosyaya ibra edilen bir adet 19.11.2015 tarih ve 10.000,00 TL lik ödeme ilk açılan ve numarası küçük dosyalara ödeme tarihine göre hesap ve mahsup edildikten sonra dosyaların haricen tarihleri dikkate alınarak yapılan kapak hesapları sonucu aşağıda tabloda gösterilmiştir.
07.11.2013 tarih ve 25.000,00,TL miktarlı kredinin 09.12.2013-07.11.2016 tarih aralığındaki ödemeleri 25.000,00 ana para +5.168,08, faiz 258,30 BSMV olmak üzere toplam 30.424.38 TL davacının kefaletinin söz konusu olduğu,
Dava dosyasına sunulan birden çok kredi kullanımı söz konusu olup krediler ve alacaklı bankaya yapılan ödemelerin tespiti için dalında uzman bankacı bilirkişi tarafından incelenmesi gerektiği sonuç ve kanaatimi içerin işbu raporumu, tüm delillerin takdiri ve hukuki değerlendirmesi Sayın Mahkemeye ait olmak üzere saygıyla arz ederim." şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ GEREKÇE:
Dava hukuki niteliği itibariyle, genel kredi sözleşmesinden doğan banka alacağının asıl borçlu ve kefilden tahsili amacıyla başlatılmış olan ilamsız icra takiplerine ilişkin olarak davacı tarafından yapılan ödemelerin istirdadına ilişkindir.
Dava ilk olarak İstanbul Tüketici Mahkemesinde açılmış, tüketici mahkemesince görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğu gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiş, dosyanın tevdi edildiği asliye hukuk mahkemesince de görevsizlik kararı verilerek dosya mahkememiz esasına kaydedilmiştir.
Uyuşmazlığa konu sözleşmenin ; davacı kefilin müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığı dava dışı üçüncü ... ile banka arasında yapılan Genel Kredi Sözleşmesi olduğu, bu sözleşmenin de ticari nitelikte bulunduğu, Genel Kredi Sözleşmesi'nin ticari nitelik taşıması dolayısıyla Ticaret Mahkemeleri'nin görevli olduğundan davaya mahkememizce bakılmıştır.
Davacı dava dilekçesinde; davacı banka ile 07/11/2013 tarihli ...için müteselsil kefil sıfatıyla kefalet sözleşmesi imzalandığını, sözleşme yapılırken kefil olanun azami miktar kısmının boş bırakıldığını ve miktarın belirlenmediğini, imzalandıktan sonra azami miktarın müvekkil dışında başka kişi veya kişilerce 40.000,00 TL olarak doldurulduğunu, taraflar arasında imzalanan kefalet sözleşmesinin kanunun öngördüğü geçerlilik şartlarını taşımadığını ve bu nedenle geçersiz olduğunu, sözleşme gereği davacının bankadaki hesaplarına bloke konulduğunu ve işyerine hacze gelmek tehdidiyle davalı bankaya .... İcra Müdürlüğünün ... Esas ve .... İcra Müdürlüğünün ... Esas, ... Esas ile ... Esas sayılı dosyaları için davalı banka ile taahhüt yapmak zorunda kaldığını beyanla müvekkili ile davalı banka arasında imzalanan sözleşmenin geçersizliğinin tespitini, banka tarafından hukuki dayanaktan yoksun ve haksız şekilde tahsil edilen toplam 43.227,23 TL 'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte müvekkiline ödenmesini talep etmiştir.
Davalı davaya cevap dilekçesinde; genel kredi sözleşmesi kapsamında dava dışı borçluya ticari krediler kullandırıldığını, ancak borçlunun borcunu süresinde ödemediğini, borçlunun ödeme yapmaması üzerine kredi hesabının kat edilerek alacağın tahsili için icra takibi başlattıklarını, davacının sözleşme uyarınca müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla borçlu durumunda olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir.
Mahkememizce taraf delilleri toplanmış, davanın kefaletine ilişkin sözleşme asıl ve imza davacının yazı örneklerine ilişkin bilgi belgeler celbedilmiş akabinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Davacı, davalı banka ile 07/11/2013 tarihli ... için müteselsil kefil sıfatıyla kefalet sözleşmesi imzalandığını, sözleşme yapılırken kefil olanun azami miktar kısmının boş bırakıldığını ve miktarın belirlenmediğini, imzalandıktan sonra azami miktarın müvekkil dışında başka kişi veya kişilerce 40.000,00 TL olarak doldurulduğunu, taraflar arasında imzalanan kefalet sözleşmesinin kanunun öngördüğü geçerlilik şartlarını taşımadığını ve bu nedenle geçersiz olduğunu, sözleşmeyi ve sözleşmede yazan miktarı kabul etmediğini beyan etmekte ve kendisi tarafından ödenen banka tarafından tahsil edilen toplam 43.227,23 TL 'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte tarafına ödenmesini talep etmektedir.
Davacının iddialarının incelenmesine esas olmak üzere öncelikle kefaletin geçerliliği üzerinde durmak gerekmiştir.
Taraflar arasında davacı banka ile dava dışı ...-... arasında 07/11/2013 tarihli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davacının bu sözleşmede müteselsil kefil sıfatıyla imzalarının yer aldığı hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık, dava konusu icra takip dosyalarının dayanağı genel kredi sözleşmesinde yer alan kefaletin TBK'nun 583.vd maddelerinde yer alan şekil koşullarına uygun olup olmadığı, davalının ilgili icra takipleri uyarınca davalıya borçlu olup olmadığı borçlu değil ise ödenen bedelin iadesi koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır.
Davacı, dava konusu icra takiplerinin dayanağı genel kredi sözleşmesinde müteselsil kefil sıfatıyla yer almaktadır. Davacının kefalet sözleşmesindeki imzalarına yönelik herhangi bir inkarları bulunmamakta ise de, isim dışında kefalet miktarına ilişkin yazıların kendi eli ürünü olmadığına yönelik inkarı bulunmaktadır.
Kefalet sözleşmesinin şekil koşulları TBK'nun 583. maddesinde hükme bağlanmıştır. Anılan hüküm uyarınca kefilin sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini, müteselsil kefil olması durumunda bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.
Somut olayda yargılama aşamasında alınan grafolog raporu ile " 1- İnceleme konusu 07/11/2013 tarihli KEFALETNAME aslındaki 4. Madde içeriğinde bulunan “40. 000TL/Kırk Bin Türk Lirası” ibaresini otuşturan rakam ve yazıların; mevcut mukayese rakam ve yazılarına kıyasla davacı ...'IN eli ürünü OLMADIĞI sonucuna varılmıştır." şeklinde değerlendirme yapılmış ve kefalet limiti kısmındaki yazıların ise davacının eli ürünü olmadığı tespit edilmiştir. Anılan tespit takip dayanağı genel kredi sözleşmesi aslı, davacının dosya içerisinde yer alan istiktap yazıları karşılaştırılmak suretiyle yapıldığından rapor hüküm kurmaya elverişli bulunmuş ve hükme esas alınmıştır.
Hal böyle olunca kefalet sözleşmesinde yer alan kefalet limiti kısmındaki yazıların davacının eli ürünü olmadığı, kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğu gözetilerek davacının geçersiz kefalet sözleşmesini istinaden başlatılan icra takipleri dolayısı ile yaptığı ödemelerin istirdadını isteyebileceği kanaatine varılmıştır. ( Emsal mahiyette ... Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi 2019/937 E., 2020/1114 K., İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi 2018/1102 E., 2019/683 K.)
Davacının iddiasına konu icra dosyaları incelendiğinde davacı ve dava dışı borçlu ... Adına başlatılan ilamsız takipler olduğu ve ilgili dosyalara alacaklı vekili tarafından dosyaların haricen tahsil edildiğine ilişkin beyan dilekçesi sunulduğu ancak alacağın hangi borçludan tahsil edildiğinin bildirimediği görülmüştür. Davacı tarafından yapılan ödeme miktarının tespiti için mahkememizce davacı vekiline yapılan ödemelere ilişkin dekontları sunması için süre verilmiş, davacı vekili tarafından sunulan 28/10/2022 tarihli beyan dilekçesi ile; davacı tarafından bankamatikten ödeme yapıldığı için dekontlara ulaşılamadığı bu hususta bankaya müzekkere yazılmasını talep ettikleri bildirilmiştir. Davacının ilgili icra dosyalarına ilişkin olarak yaptığı ödemelerin bildirilmesi için bankaya yazılan müzekkerelerimize verilen 26/11/2024 Tarihli cevapta davacı tarafından hangi dosya için hangi tarihte ne miktarda ödeme yapıldığı dosyaya tablo şeklinde bildirilmiş, excel tablosu şeklinde bildirim yapıldığından ve yapılan ödemeler tarihleri ile birlikte gösterildiğinden bu hususta usul ekonomisi gereği yeniden rapor alınmamıştır.
6100 sayılı HMK'nun 33.maddesi uyarınca “Hakim,Türk Hukukunu re'sen uygular”.Aynı kanunun 31.maddesi hükmü gereğince; davanın hukuki niteliğini belirlemek ve davayı aydınlatmak görevi hakime aittir. Buna göre davadaki iddia, davacının talebine münhasır olup, belirtilen madde hükümleri gereğince hukuki nitelendirme hakime aittir. Bu nedenle bir davada hukuki sebebin gösterilmemiş olması ya da hatalı olarak gösterilmiş olmasının usul hükümleri bakımından bir müeyyidesi bulunmamaktadır.
İstirdat davası, İcra ve İflas Kanununda düzenlenmiş olmasına rağmen, uyuşmazlığı maddi hukuk bakımından sona erdirme amacına yönelik bir davadır. İstirdat davası normal bir eda davası olup, bununla icra takibi sırasında sebepsiz olarak ödendiği iddia edilen paranın geri verilmesi istenir. İstirdat davasının biri takip hukukuna, diğeri maddi hukuka ilişkin olmak üzere iki şartı vardır. İlk şart, geri verilmesi istenen paranın icra takibi sırasında ödenmiş olmasıdır. İkinci şart ise, maddi hukuk bakımından aslında borçlu olmadığı bir parayı cebri icra tehditi altında ödemek zorunda kalmış olmasıdır (İİK.m.72/Vll).
İstirdat davasında önemle vurgulanması gerekli bir husus daha vardır ki, o da; borç olmayan paranın tamamen ödendiği tarihten itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içinde istirdat davasının açılması gerekir (İİK.m.72/Vll). Dolayısıyla, borçlunun parayı doğrudan alacaklıya veya icra dairesine ödediği veya borçlunun haczedilen mallarının satılıp, bedelin icra dairesine ödendiği tarihte 1 yıllık istirdat davası açma süresi başlar. Paranın icra dairesince alacaklıya ödendiği an, 1 yıllık istirdat davası açma süresinin başlaması bakımından önemli değildir. Borcun ödenmesi takside bağlanmışsa, 1 yıllık dava açma süresi son taksidin ödendiği tarihten itibaren işlemeye başlar.
Kanunda öngörülen süre, hak düşürücü süre olduğundan; taraflarca ileri sürülmese bile mahkemece re'sen gözönüne alınır. Mahkemenin yargılamanın her aşamasında hak düşürücü süreyi kendiliğinden dikkate alması ve İİK'nun m.72/Vll'de öngörülen bir yıllık dava açma süresini geçiren borçlunun açtığı istirdat davasını reddetmesi gerekir (HGK 2007/3-164 E, 2007/204 K, 11.04.2007 gün).” (Yargıtay 3 HD 02/10/2019 tarih 2017/10924 E., 2019/7369 K. sayılı emsal kararı)
Somut olayda, davacı tarafça dava dilekçesinde ödenen bedellerin sebepsiz zenginleşme kapsamında iadesi talep edilmiş ise de, hukuki nitelendirme hakime ait olmakla davanın İİK 72/7 maddesinde düzenlenen istirdat davası olduğunun kabulü gerekmiştir.
Dosya kapsamından anlaşıldığı üzere, davacı, dava konusu icra takiplerine ilişkin olarak ödemeler yapmış ve davalı vekili tarafından da ilgili icra dosyalarına haricen tahsil bildiriminde bulunulmuştur. İlgili icra dosyalarının hangi tarihte infaz edildiğine ilişkin hususlar icra müdürlüğünden sorulmuş, müzekkere cevapları dosyaya kazandırılmıştır. Davalı tarafından gönderilen kayıtlara göre ise davacının tahsile konu icra dosyalarına ilişkin son ödemesi 27/04/2018 Tarihinde yapıldığı görülmüştür. Her ne kadar bir kısım icra dosyalarına bu tarihten önce tahsil harcı yatırılmış ve haricen tahsil bildiriminde bulunulmuşsa da bizzat davalının dosya arasına gönderdiği kayıtlara göre davacının son ödeme tarihi 27/04/2018dir. Bu süre ve huzurdaki davanın da 15/10/2018 Tarihinde açıldığı dikkate alındığında davacının davasının hak düşürücü süre içinde açıldığı kanaatine varılmış, banka cevabi yazısına göre davacının toplam 41.456,16-TL ödeme yaptığı görülmüş, davacının bu miktarın üzerinde bir ödeme yaptığına ilişkin olarak dosyaya yazılı bir delil sunamadığı da görülmekle davanın bu miktar üzerinden kabulüne karar vermek gerektiği anlaşılmış ve davacı ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile talepte bulunduğundan ve istirdadına karar verilen tutarlara ödeme tarihinden itibaren faiz talebinde bulunabileceğinden mahkememizce davacı tarafça ödenen miktarların her bir ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsili ile davalıdan alınmasına ve davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davacının davasının KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ ile ; davacı ve davalı banka arasında imzalanan kefalet sözleşmesinin geçersizliğinin tespiti ile, sözleşme kapsamında;
A) .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasına ilişkin olarak davacı tarafından davalıya; 19.11.2015 tarihinde 3.000 TL, 29.07.2016 tarihinde 394,98 TL, 24.08.2016 tarihinde 394,98 TL, 26.09.2016 tarihinde 394,98 TL, 26.10.2016 tarihinde 394,98 TL, 25.11.2016 tarihinde 394,98 TL, 22.12.2016 tarihinde 394,98 TL, 23.01.2017 tarihinde 394,98 TL, 23.02.2017 tarihinde 394,98 TL, 22.03.2017 tarihinde 394,98 TL, 25.04.2017 tarihinde 394,98 TL, 23.05.2017 tarihinde 394,98 TL, 22.06.2017 tarihinde 394,98 TL, 25.07.2017 tarihinde 394,98 TL, 23.08.2017 tarihinde 394,98 TL, 21.09.2017 tarihinde 394,98 TL, 24.10.2017 tarihinde 394,98 TL, 22.11.2017 tarihinde 394,98 TL, 22.12.2017 tarihinde 394,98 TL, 23.01.2018 tarihinde 394,98 TL, 21.02.2018 tarihinde 394,98 TL, 20.03.2018 tarihinde 394,98 TL, 18.04.2018 tarihinde 394,98 TL ve 27.04.2018 tarihinde 789,95 TL olmak üzere toplamda yapılan 12.479,51 TL ödemenin,
B).... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasına ilişkin olarak davacı tarafından davalıya; 19.11.2015 tarihinde 3.500 TL, 28.06.2015 tarihinde 5.000 TL, 29.07.2016 tarihinde 224,00 TL, 24.08.2016 tarihinde 224,40 TL, 26.09.2016 tarihinde 224,40 TL, 26.10.2016 tarihinde 224,40 TL, 25.11.2016 tarihinde 224,40 TL, 22.12.2016 tarihinde 224,40 TL, 23.01.2017 tarihinde 224,40 TL, 23.02.2017 tarihinde 224,40 TL, 22.03.2017 tarihinde 224,40 TL, 25.04.2017 tarihinde 224,40 TL, 23.05.2017 tarihinde 224,40 TL, 22.06.2017 tarihinde 224,40 TL, 25.07.2017 tarihinde 224,40 TL, 23.08.2017 tarihinde 224,40 TL, 21.09.2017 tarihinde 224,40 TL, 24.10.2017 tarihinde 224,76 TL, 22.11.2017 tarihinde 224,40 TL, 22.12.2017 tarihinde 224,40 TL, 23.01.2018 tarihinde 224,40 TL, 21.02.2018 tarihinde 224,40 TL, 20.03.2018 tarihinde 224,40 TL, 18.04.2018 tarihinde 224,40 TLve 27.04.2018 tarihinde 448,82 TL olmak üzere toplamda yapılan 13.885,58 TL ödemenin,
C) .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasına ilişkin olarak davacı tarafından davalıya; 19.11.2015 tarihinde 3.500 TL, 29.07.2016 tarihinde 470,22 TL, 24.08.2016 tarihinde 470,22 TL, 26.09.2016 tarihinde 470,22 TL, 26.10.2016 tarihinde 470,22 TL, 25.11.2016 tarihinde 470,22 TL, 22.12.2016 tarihinde 470,22 TL, 23.01.2017 tarihinde 470,22 TL, 23.02.2017 tarihinde 470,22 TL, 22.03.2017 tarihinde 470,22 TL, 25.04.2017 tarihinde 470,22 TL, 23.05.2017 tarihinde 470,22 TL, 22.06.2017 tarihinde 470,22 TL, 25.07.2017 tarihinde 470,22 TL, 23.08.2017 tarihinde 470,22 TL, 21.09.2017 tarihinde 470,22 TL, 24.10.2017 tarihinde 470,22 TL, 22.11.2017 tarihinde 470,22 TL, 22.12.2017 tarihinde 470,22 TL, 23.01.2018 tarihinde 470,22 TL, 21.02.2018 tarihinde 470,22 TL, 20.03.2018 tarihinde 470,22 TL, 18.04.2018 tarihinde 470,22 TL ve 27.04.2018 tarihinde 1.240,55 TL olmak üzere toplamda yapılan 15.085,39 TL ödemenin,
D).... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasına ilişkin olarak davacı tarafından davalıya; 27.04.2018 tarihinde yapılan 5,68 TL ödemenin olmak üzere tüm icra dosyalarına ilişkin olarak toplamda 41.456,16-TL nin yukarıda belirtilen her bir miktar için belirtilen ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya dair talebinin REDDİNE,
2- Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 2.831,87 TL harçtan peşin alınan 740,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.091,87 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına.
3- Davacı tarafından yatırılan 740,00 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4- Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
5- Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca 1.821,07 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
6- Davacı tarafça yapılan 274,45 TL müzekkere ve tebligat gideri, 1.950,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 2.224,45 TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranları üzerinden hesaplanan 2.130,85 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerine bırakılmasına,
7- Davacı tarafça yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep edilmesi halinde kendilerine iadesine,
Dair, davacı vekili (e duruşma ile) ve davalı vekilinin (e duruşma ile) yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 07/03/2025
Katip ...
¸
Hakim ...
¸