T.C.
İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2020/71 Esas
KARAR NO :2025/710
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:27/01/2020
KARAR TARİHİ:21/10/2025
Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Müvekkili sigorta şirketi ile davalı ... Otomotiv İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. arasında akdedilen 21.11.2016/2017 vadeli, ... poliçe numaralı KZMMS sigorta poliçesi ile ... plakalı aracın teminat altına alındığını, 18.10.2017 tarihinde dava dışı sürücü ...’ın sevk ve idaresindeki... plakalı motosiklet ile ... Caddesinden ... istikametine seyir halindeyken, ... sokak kesimine geldiği esnada, No: 97 nolu bina garajından çıkan sigortalı ... plakalı araca çarpmamak için, fren yapması sonrasında motosikletin hakimiyetini kaybetmesi neticesinde maddi hasarlı ve yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini, kaza sonrasında elde edilen belgeler, görgü tanıkları ve kamera görüntüleri tetkik edildiğinde sigortalı ... plakalı aracın sürücünün olay yerinden ayrıldığının tespit edildiğini, başvuru sonrasında ...'ın 18.10.2017 tarihli trafik kazasına bağlı olarak %7 oranında sürekti sakatlığının, 6(altı) ay geçici iş göremezlik süresinin olduğunun belirlendiğini, yapılan tazminat hesabına göre de dava dışı 3. şahsın zararının 52.031,13 TL olarak tespit edildiğini, dava dışı ...’ın vekili Av. ...'a 14.03.2019 tarihinde 52.031,13 TL ödeme yapıldığını, sigortalı araç sürücüsünün kaza sonrasında olay yerini terk ettiği ve bu durumda sigorta şirketine tek başına, yasal düzenlemeler gereği sigortalıya rücu etme hakkı tanıdığını, sürücünün olay yerinden ayrılmasının, alkollü ve ehliyetsiz olma olasılığını da güçlendirdiğini, olayın oluşumu dikkate alındığında, sigortalı araç sürücüsünün dikkatsizliği ve trafik kurallarına aykırı davranması nedeniyle söz konusu trafik kazasının meydana gelmesinde tam ve asli kusurlu olduğunu, dava dışı ...'a ödenen bedelin, davalı sigortalıdan tazmini için .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmış ise de, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, bu nedenle de Mahkemeye başvurma gereği hasıl olduğunu, fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak ve ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20 icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile ücreti vekâletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesi” arz ve talep edilmiştir.
Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Davalı firmanın, kazaya karışan ... plakalı aracın işleteni olmadığı, kazaya karışan aracın işleteni aracı davalı firmadan uzun süreli (3 yıl) kira sözleşmesi ile kiralamış olan ...' olduğunu, bu halde, işleten sıfatına sahip olmayan müvekkili firmanın, sigorta tazminatından sorumlu tutulamayacağını, pasif husumet yokluğu nedeni ile reddi gerektiğini, müvekkili firmanın, araç alım satımı, bireysel araç kiralaması ve kurumsal firmalara filo araç kiralaması yapan bir şirket olduğunu, ... plakalı aracın, araç kiralama sözleşmesi ile 15.01.2019 tarihine kadar ....'ye kiralanıp teslim edildiğini, bu halde, işbu davanın ....'ye ihbarını talep ettiklerini, 2918 sayılı KTK'nun 3.maddesindeki tanıma göre: “İşleten, araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişi olduğunu, ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği veya araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır.” Şeklinde hüküm bulunduğu, 3.şahsa ödenen tazminat miktarının hesaplanmasının hatalı olduğunu, davacı sigorta şirketi, tek taraflı bir işlem ile 3. şahsa fahiş bir tazminat ödediğini, ayrıca 3. şahsın kazadaki kusur oranının, tazminat miktarının hesabında dikkate alınmadığını, bu hususlara itiraz ettikleri, bu hususların yargılamayı gerektirir hususlar olduğunu, yargılama sonucu tespit edilecek olan müddeabih likit bir alacak olmadığı için de, icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini, açıklanan nedenlerle davanın reddini ve yargılama harç ve masrafları ile vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesi” arz ve talep etmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, davacı sigortacı tarafından dava dışı 3. Kişiye ödenen sürekli ve geçici iş göremezlik bedelinin davalı kendi sigortalısından tahsili amacıyla davalı aleyhine başlatılmış olan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Somut olayda; davalıya ait olan, kaza tarihinde dava dışı ...'in sevk ve idaresinde ve ZMMS kapsamında davacı şirket tarafından sigortalanmış olan ... plakalı araç ile dava dışı ...'ın sevk ve idaresindeki... plakalı araç arasında 18/10/2017 tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesinde ...'ın yaralanması sebebiyle davacı sigorta şirketi tarafından sürücü ...'a sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı için toplam 52.031,13 TL ödemenin yapılmış olması sebebiyle 52.031,13 TL asıl alacak, 3.891,64 TL takip öncesi işlemiş faiz olmak üzere toplam 55.922,77 TL üzerinden davalı aleyhine .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından başlatılmış olan takibe davalının yapmış olduğu itirazın iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi istemiyle işbu davanın açılmış olduğu görülmüştür.
İtirazın iptali davalarında alacaklının, İİK m.67 uyarınca borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazının, kendisine tebliği tarihinden itibaren bir sene içerisinde genel mahkemelere yapacağı başvuru üzerine genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat etmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup sürenin başlaması için borçlunun itirazının alacaklıya tebliği zorunludur. İşbu dava dosyasının temelini teşkil eden icra dosyasında yapılan kontrolde borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazın alacaklıya tebliğ edilmediği görülmüştür. Bu nedenle davacının açmış olduğu davasının süresinde olduğu kabul edilmekle yargılama yapılmıştır.
Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesi ile birlikte davaya konu aracın uzun süreli kiralamaya konu edilmiş olması sebebiyle husumet yöneltilemeyeceği iddia edilmiş olması sebebiyle bu iddia bakımından yapılan incelemede; Kiralayan konumundaki davalı ... Otomotiv İnş. San. ve Tic, Ltd. Şti. ile kiracı konumundaki ihbar olunan .... arasında 15.01.2016 tarihihinde 36 ay süre ile “Araç Kiralama Sözleşmesi” imzalandığı, davacı ... Sigorta A.Ş.'ne trafik poliçesi ile sigortalı ... plakalı otomobilin kiralanan taşıtlar arasında bulunduğu, müzekkereye cevaben .... Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan 14.07.2020 tarihli yazıda da; ... plakalı aracın 15.01.2016 tarihinde ... Otomotiv İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nden 36 ay süre ile kiralandığı belirtilmiştir. Her ne kadar davaya konu aracın uzun süreli kiralamaya konu edildiği belirlenmiş ise de davacı ile davalı arasındaki akdi ilişkinin sona ermediği, davalı tarafça aracın kiralamaya konu edildiğinin davacıya bildirilmemiş olduğu; eldeki tazminat talebinin taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinden kaynaklanmakta olması sebebiyle davalının husumet iddiasının reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Haksız Fiillerden doğan borç ilişkileri Türk Borçlar Kanununun 49. Ve devamı hükümlerinde düzenlenmiş olup 49. Maddenin "(1)Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
(2)Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür." şeklindeki düzenlemesi ve aynı kanunun Zararın ve kusurun ispatı başlıklı 50. Maddesinin "(1) Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.
(2)Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler." şeklindeki düzenlemesi uyarınca bir haksız fiil sonucunda zarar görenin tazminat isteminde bulunabilmesi için ortada haksız fiilin bulunması, failin kusur olması, talepte bulunan şahısta zararın meydana gelmiş olması ve zarar ile fiil arasında illiyet bağının olması gerekmektedir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1. maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasanın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir. Bu kapsamda sigorta poliçesi ile işletenin poliçe limiti dahilinde tazminat sorumluluğunu yüklenen sigorta şirketi gerçek zarardan, işletenin ve eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru oranında sorumlu tutulabilecektir.
Rücuen tazminat davaları; gerçek zararın giderilmesi amacına yöneliktir. Zarar sorumlusundan halefiyet ilkelerine dayalı olarak talepte bulunan davacı, ödediği meblağın tamamını değil ancak zarar görenin uğradığı gerçek zararı, zarar sorumlusundan isteyebilir. Bu nedenle, zarar görene yapılması gereken gerçek ödeme miktarı tespit edilerek davacı tarafça yapılan ödeme miktarı daha fazla olsa da davalının gerçek zarar miktarıyla sorumluluğuna karar verilmesi gerekir (Yargıtay 17 HD, 2020/2303 E-2021/3171 K sayılı ilam). Başka bir ifade ile rücuen tazminat davaları, ödenmesi gerekenin tespiti amacı güder.
Yargılama esnasında celp edilmiş olan tüm deliller bir bütün olarak değerlendirilmek sureti ile kazaya karışan tarafların kusur oranlarının tespiti bakımından önce tek bir bilirkişiden rapor alınmış ise de tarafların rapora karşı sunmuş olduğu beyan ve itirazların değerlendirilmesi için İTÜ'de görevli 3 kişilik bilirkişi heyetinden rapor alınmış olup hazırlanan raporda özetle;
OLAY : 18.10.2017-Çarşamba günü saat 16:10 sıralarında ihbar olunan sürücü ... (...) sevk ve idaresindeki, davalı ... Otomotiv İnşaat San. ve Tic, Ltd. Şti. adına tescilli, 15.01.2016 tarihinde akdedilen “Araç Kiralama Sözleşmesi” ile 36 ay süreliğine ihbar olunan .... tarafıdan kiralanmış, davacı ... Sigorta A.Ş. tarafından 21.11.2016-21.11.2017 tarihleri arasında geçerli olmak üzere ... numaralı ZMS (Trafik) sigorta poliçesi ile ölüm ve sakatlık hallerinde kişi başına azami 310.000,00 TL iken 01.01.2017 tarihinden itibaren 330.000,00 TL'ye yükseltilmiş poliçe limiti ile teminat altına alınmış, ... plaka numaralı, ... marka, ... tipinde, 2015 model, beyaz renkli hususi otomobil ile İstanbul ili, ... ilçesi, ... mahallesinde bölünmemiş, tek yönlü, iki şeritli ... Bey caddesi yolunun ... istikametine sol tarafında bulunan 97 nolu taşınmazın-... yanındaki kapalı garajdan cadde yoluna çıktığı esnada sağ tarafından yaklaşan, cadde yolunu takiben Karaköy istikametinden ... istikametine düz seyir halinde olan dava dışı sürücü ... (1992)'ın sevk ve idaresindeki, ... adına tescilli, ... plaka numaralı, ... marka, ... tipinde, 2015 model, gri renkli Motosiklet ile çarpmamak için etkili fren tedbiri uyguladıktan sonra dengesini ve hakimiyetini kaybedip devrilerek sürüklenmesi sonucu trafik kazası meydana gelmiş, olay motosiklet sürücü ...'ın sağ diz bölgesinden kırık şeklinde yaralanması ve motosiklette maddi hasar ile sonuçlanmıştır.
... plaka numaralı otomobilin sürücüsü ...'in %100 (yüzde yüz) oranında asli kusurlu olduğu,
... plaka numaralı motosikletin sürücüsü ...'ın olayın meydana gelmesinde, yaralanması ile sonuçlanmasında, zararın doğmasında veya artmasında kusursuz olduğu,
Kanaatine varıldığı mahkememize bildirilmiştir.
Dava dışı gerçek kişiye davacı tarafından ödenmiş olan bedel bakımından rücu şartlarının oluşu oluşmadığı, gerçek zararın tespitinin gerekmiş olması sebebiyle celp edilen tedavi evrakları akabinde alınan maluliyet raporunda özetle; Kişinin tüm vücut engellilik oranının %0 (YÜZDESIFIR) olduğu, İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 6 (ALTI) aya kadar uzayabileceği, başka birisinin sürekli veya geçici bakımına muhtaç durumda olmadığı mahkememize bildirilmiştir.
Yargılama esnasında alınmış olan kusur ve maluliyet raporu akabinde hesap yapılabilmesi amacıyla dosya aktüerya uzmanı bilirkişiye tevdi edilmiş olup bilirkişi tarafından hazırlanılarak mahkememize ibraz edilmiş olan raporda özetle;
18.10.2017 tarihinde meydana gelen trafik kazasında; %100 kusur oranı, %0 maluliyet oranı ile 6 aylık geçici iş göremezlik süresi dikkate alınarak, geçici iş göremezlik dönemi için yapılan hesaplama sonucu kazada yaralanan ve davacı tarafından ödeme yapılan ...'ın geçici iş göremezlik dönemindeki maddi zararının 9.140,97 TL olduğu, davacı tarafından ödenen 52.031,13 TL'nin bunun üzerinde olması nedeniyle davacının rücuan talebi mümkün alacağının 9.140,97 TL ile sınırlı olacağı buna göre de; Sayın Mahkemece olay yerini terke dayalı olarak davacının rücu hakkının bulunduğunun kabulü halinde Davacının kazada yaralan ...'a yaptığı ödemeler nedeniyle;
....İcra Dairesinin ... Sayılı dosyası ile yapılan icra takibi nedeniyle davacının takip tarihi itibariyle; Asıl alacak 9.140,97 TL +İşlemiş faiz 776,48 TL (20.08.2019 takip tarihine kadar) olmak üzere; “TOPLAM 9.917,45 TL talep edilebilir alacağının belirlendiği,
Kanaatine varıldığı mahkememize bildirilmiştir.
Sigortacının rücu hakkı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 95/2 maddesinde düzenlenmiş olup, anılan maddede; "Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabilir." düzenlemesine yer verilmiştir.
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın " B.4. Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması Ve Sigortanın Sigortalıya Rücu Hakkı" başlıklı maddesinde sigorta şirketinin sigortalısına karşı rücuen tahsilat istemi il başvurabileceği haller düzenlenmiş olup bu maddeye göre; "(2) Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasınısağlayabileceği oranda kazaya sebebiyet veren sigortalıya rücu edebilir.
Sigortalıya başlıca şu nedenlerle rücu edilir:
a) Tazminatı gerektiren olay, sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru sonucunda meydana gelmiş ise,
b) Tazminatı gerektiren olay, aracın ilgili mevzuat hükümlerine göre gereken ehliyetnameye sahip olmayan veya geçerliliğini yitirmiş sürücü sertifikasına sahip ya da ehliyetine geçici/sürekliel konulmuş kimseler tarafından sevk edilmesi veya trafik kurallarının ağır kusur ile ihlali sonucunda meydana gelmiş ise,
c) Aracın, uyuşturucu madde veya ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelen zararlar,
ç) Tazminatı gerektiren olay, yolcu taşımaya ruhsatlı olmayan araçlarda yolcu taşınması veya yetkili makamlarca tespit edilmiş olan istiap haddinden fazla yolcu veya yük taşınması veya patlayıcı, parlayıcı ve tehlikeli maddeleri taşıma ruhsatı bulunmayan araçlarda, bu maddelerin parlama, tutuşma ve infilakı yüzünden meydana gelmiş ise,
d) Sigortalının rizikonun gerçekleşmesi halinde bu genel şartların B.1. maddesinde belirtilen yükümlülükleri yerine getirmemesinden dolayı zarar ve ziyan miktarında bir artış olursa,
e) Tazminatı gerektiren olayın aracın çalınması veya gasp edilmesi sonucunda olması halinde, çalınma veya gasp edilme olayında sigortalının kendisinin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusurlu olduğu tespit edilirse,
f) Bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması halinde," denilerek, sigortacının sigortalıya rücu edebileceği durumlar belirlenmiştir. İlgili maddede sayılan rücu sebepleri birbirinden bağımsız sebepler olup, rücu sebeplerinden birinin bulunması halinde sigorta şirketi yapılan hasar ödemesinin rücuen tazminini sigortalısından talep edebilir.
Anılan madde hükmü uyarınca bedeni hasara neden olan bir trafik kazası sonucu sigortalı araç sürücüsü olay yerini terk etmişse olay yerini terk sebebinin tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu bir hal sebebine dayanması gerektiği aşikardır.
Mahkememizin işbu dosyası ile benzer mahiyette olan ... Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesinin 2023/268 Esas, 2024/858 Karar Sayılı, 03/07/2024 Tarihli "... Kaza tarihi itibari ile 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren ZMSS Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının somut olayda uygulanması gerekmektedir. Söz konusu genel şartların Sigortacının Sigortalıya Rücu Hakkı başlıklı B.4 maddesi (f) bendi gereğince tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere sürücünün olay yerini terk etmesi tek başına teminat dışı durum ve rücu sebebi olarak kabul edildiği gibi, maddenin devamında kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranılması hali de teminat dışı olup, bu sebepler sigortalıya başlıca rücu nedenleri arasında sayılmış, üstelik olay yerini terkin maddede bahsedilen zorunlu hal nedeniyle olduğunu somut şekilde ispat yükü sigorta şirketine değil, sigortalıya (sigorta ettirene) aittir. Yeni Genel Şartlarla bu hususta ispat yükü sigortalıya geçmiştir.
Bu durumda mahkemece, öncelikle davalı araç sürücüsünün haklı gerekçe ile olay yerinden ayrıldığının somut delillerle ispatı gerekmekte olup, can güvenliği tehdidi, saldırı varsa karakola müracaat edip etmediği hususuna açıklık getirilmesi, olay yerinden ayrılma için aranan zorunlu/haklı haller olarak ifade edilen ''tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme'' veya ''can güvenliği nedeniyle uzaklaşma'' gibi ''zorunlu haller'' in olayda varlığının ve ayrıca aynı hükümde bahsedildiği üzere sürücünün kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranıp davranmadığı hususlarının ispat yükünün davalıda olduğunun kabulü ile araç sürücüsünün kazadan sonraki davranışları nedeniyle davacı sigorta şirketinin kazaya ilişkin delilleri toplamasının engellenip engellenmediğini değerlendirme ve hukuki nitelendirmenin mahkemece yapılması, rücu şartlarının bulunduğu kanaatine varılması durumunda, gerçek zarar belirlenmelidir." şeklindeki ilamı, da göz önünde bulundurulduğunda olay yerini terk etmenin zorunlu hal nedeniyle olduğunu somut şekilde ispat külfeti, sigorta şirketine değil, 4721 sayılı MK 6 ve 6100 sayılı HMK 190 maddeleri kapsamında sigortalıya aittir. Zira Taraflar arasında güven ve iyiniyet esasına dayanan sigorta sözleşmelerinde, gerek sigortalının gerekse sigortacının haklarını kullanırken ve yükümlülüklerini yerine getirirken iyiniyetle hareket etmesi; rizikonun gerçekleşmesinden sonra doğru ihbar yükümlülüğü altında bulunan sigortalının, bu yükümlülüğüne uyup uymadığının saptanmasında da bu ilkenin göz önünde tutulması gerekir. Bu sebeple eldeki davada davalı sigortalı tarafından trafik kaza tespit tutanağı düzenlenmeksizin olay yerinden ayrılındığı, alkol testinin yapılamadığı, ertesi gün karakola gidip ifadenin verilmiş olduğu, bu hali ile davacının davalıya rücu şartlarının oluştuğu kanaatine varılmış olup alınan bilirkişi raporu kapsamında davacının dava dışı 3. Kişiye ödemiş olduğu 9.140,97 TL'yi davalıdan rücu edebileceği, tarafların tacir olmaları sebebiyle ödeme tarihi ile takip tarihi arasında ticari faiz istenebileceği, bu hali ile davalının icra dosyasına yapmış olduğu itirazın 9.140,97 TL asıl alacak, takip öncesi işlemiş 776,48 TL faiz olmak üzere toplam 9.917,45 TL üzerinden iptaline karar vermek gerekmiştir.
Davacının dava dilekçesi ile borçlunun %20'den aşağıda olmamak üzere inkar tazminatı ödemesine hükmedilmesi yönündeki talebi değerlendirildiğinde İİK m. 67 hükmü uyarınca davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun itirazında haksızlığına karar verilmiş olması ve alacağının likit olması gerekmekte, kural olarak davalı borçlunun kötü niyetli olması şartı aranmamaktadır. Somut olayda davacı tarafın, davalıdan rücuen tazminat talep ettiği, davacının rücu şartlarının bulunup bulunmadığı ve kapsamı ile zararın miktarının belirlenmesi, yargılama kapsamında bilirkişi incelemesiyle mümkün olduğundan, talep edilen tazminat miktarının likit (muayyen, belirli) olmadığı ve icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceği anlaşılmakla davacının icra inkar tazminatına hükmedilmesi talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere;
1-Davacının davasının KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ ile; davalının .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 9.140,97 TL asıl alacak, takip öncesi işlemiş 776,48 TL faiz olmak üzere toplam 9.917,45TL üzerinden kaldığı yerden devamına,
-Davacının fazlaya dair isteminin reddine,
2-Davacının davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi talebinin reddine,
3-Alınması gerekli olan 677,46-TL karar ilam harcından dava açılırken başlangıçta peşin olarak alınan 675,42-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 2,04-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 675,42-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından sarf edilen dava açılış gideri: 62,20-TL (başvurma, vekalet harcı) davetiye, posta gideri: 1.969,45-TL, bilirkişi ücreti 7.000,00-TL, ATK fatura ücreti 5.850,00-TL olmak üzere toplam: 16.851,10-TL yargılama giderinin %17,7 kabul - ret oranı üzerinden hesaplanan 2.982,64TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanının davacı üzerinde bırakılmasına
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 9.917,45-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacının reddedilen talepleri bakımından davalı yargılama esnasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden AAÜT m.13/3 hükmü uyarınca hesap ve takdir olunan 9.917,45-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 1.320,00-TL'nin %17,7 kabul - ret oranı üzerinden hesaplanan 233,64-TL'sinin davalıdan, kalan 1.086,36-TL'sinin ise davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
9-Davalı tarafından sarf edilen toplam 100,00-TL yargılama giderinin %17,7 kabul - ret oranı üzerinden hesaplanan 82,30TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalanının davalı üzerinde bırakılmasına
10-Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
Dair, davacı vekili, davalı vekili ve ihbar olunan vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 21/10/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır