T.C.
İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2020/82 Esas
KARAR NO: 2024/179
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Komisyonculuk Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 30/01/2020
KARAR TARİHİ: 12/03/2024
Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davalı firmanın yolcuları üzerinden gerek bilet tanzimi gerekse de yolcu taşıma suretiyle acentelik hizmeti verdiğini, bu faaliyet kapsamında da tanzim edilen biletlerin toplam fiyatları üzerinden %15 oranında komisyon bedeli, %5 oranında işçilik bedeli olmak üzere toplam %20 oranında hizmet bedelini davalı taraftan tahsil ettiğini, bahsi geçen hizmet bedeli her ay düzenli olarak davalı firmaya fatura edilmiş olup söz konusu faturalar 2017 yılının Şubat ayından itibaren ödenmemeye başladığını, davalı tarafından müvekkiline ödenmeyen 14 adet fatura bedelinin tahsili için önce ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası ile icra takibi başlatıldığını ancak davalı tarafın yetki itirazı üzerine yetkili ... 21. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyası kapsamında gönderilen ödeme emrine davalı tarafından itiraz edildiğini ve takibin durduğunu beyan ederek; itirazın iptali ile takibin devamına ve davalı aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın müvekkilinin acentesi olduğunu ve müvekkili adına bilet keserek müşterilerden bu paraları tahsil ettiğini, davacı tarafın iddiasının aksine, internet üzerinden satışlar gibi müvekkilinin tahsil ettiği değil, bizzat kendilerince müşteri ile sıcak satış esnasında tahsil edilen paralar mükerrer olarak tahsil edilmek istendiğini, davacı tarafın müvekkilinden önce kesilen biletlerin parasını elinde bulundurmuş olduğundan öncelikle davacının bu bilet bedellerinin komisyon tutarını kesmeden müvekkiline gönderdiğinin veya otobüsçüye verdiğinin iddia edilemeyeceğini, müvekkilinin eline komisyon tutarlarının geçmediğini, bu nedenle komisyon tutarlarının ödenemediğini, müvekkilinin 2018 yılı sonu itibariyle borçlu gösterildiği tutarın 460.324,56TL olduğunu, bu tutarın 278 Bin kadarını talep ettiklerini, bu tutarın tüm satışların %60'ından fazla bir tutar edeceğini, otobüsçülük sektöründe internet satışları hiçbir zaman bu kadar yüksek oranlara gelmediğini, davacının her ne kadar Ba-Bs dökümleri ve müvekkili adına düzenledikleri faturaların müvekkili şirket kayıtlarında olduğunu belirterek borcun sabit olduğunu belirtmişse de Yargıtay tarafından son dönemde verilen hükümlerde, faturanın defterde kayıtlı olması salt olarak borcu ispat eder kabul edilmediğini, ticaretin ve aradaki nakit akışının da açıkça ispat edilmesi zorunlu olduğunu, müvekkilinin burada hem otobüsçüye, hem yolcuya hem de acenteye borçlandığını, acente bu dava ile daha önceden zaten tahsil ettiği tutarları mükerrer olarak tahsil etme gayretine girdiğini, haksız davanın reddini ve %20'den az olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, acentelik ilişkisi kapsamında davacı tarafından davalı aleyhine tahakkuk ettirilmiş olan fatura bedellerinin tahsili istemiyle başlatılmış olan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Somut olayda davacı vekili tarafından mahkememize ibraz edilmiş olan dava dilekçesinde özetle; davacının davalı seyahat firmasının acentesi olduğunu, uzun süre boyunca ... ve diğer rotalarda yolculuk eden davalı firmanın yolcuları üzerinden gerek bilet tanzimi gerekse de yolcu taşıma suretiyle acentelik hizmeti verdiğini, vermiş olduğu hizmetler sebebiyle düzenlemiş olduğu toplam 278.311,94 TL bedelli 14 faturanın tahsili amacıyla davalı aleyhine ... 21.İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyası üzerinden takibe girişmiş olduğunu, davalının itirazı üzerine takibin durması sebebiyle işbu itirazın iptali davasının açılmış olduğu anlaşılmıştır.
İtirazın iptali davalarında alacaklının, İİK m.67 uyarınca borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazının, kendisine tebliği tarihinden itibaren bir sene içerisinde genel mahkemelere yapacağı başvuru üzerine genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat etmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup sürenin başlaması için borçlunun itirazının alacaklıya tebliği zorunludur. İşbu dava dosyasının temelini teşkil eden icra dosyasında yapılan kontrolde borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazın alacaklıya tebliğ edilmediği görülmüştür. Bu nedenle davacının açmış olduğu davasının süresinde olduğu kabul edilmekle yargılama yapılmıştır.
Yargılama esnasında öncelikle talimat mahkemesi aracılığı ile davacının ticari defter ve belgeleri incelenmiş, akabinde davalının defterleri ile birlikte mali müşavir ve karayolu taşımacılığı alanında uzman bilirkişi vasıtası ile inceleme yapılar kök ve ek rapor tanzim edilmiştir. Bu kapsamda mahkememize ibraz edilmiş olan raporlarda özetle;
... 2.Asliye Ticaret Mahkemesine talimat gönderilerek hazırlanmış Bilirkişi raporunda davacının ticari defterlerine göre, 2017 yılı alacağının 356.433,96 TL, 2018 yılı alacağının 103.890,60 TL olmak üzere davacının toplam olarak 460.324,56 TL davalıdan alacaklı olduğu tespit edilmiş olduğu,
Her iki taraf ticari defterleri birlikte değerlendirildiğinde, davacının davalı yana 2017 ve 2018 yılında düzenlediği faturalar toplamının 561.285,48 TL olduğu, davalı tarafından bu faturaların hepsinin ödenmiş olarak kayıtlara alınmış olduğu tespit edilmiş olup, ödemelere ait hiçbir belgenin görülmemiş olduğu, davacı tarafından düzenlenmiş 104.508,67 TL'lik 200 Adet faturanın kendi ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, davacı tarafın davalı yana düzenlediği faturaların toplamının 561.285,48 TL olduğu, ancak işbu davada davacı tarafından 14 Adet fatura karşılığı 278.311,94 TL Komisyon faturasının talep edilmiş olduğu, aradaki fark olan (561.285,48 TL-278.311,94 TL) 282.973,54 TL'nin hangi belge ile ne şekilde tahsil edilmiş olduğuna dair dosyada bir belgeye ve davalı ticari defterlerine göre işbu komisyon faturalarının hepsinin kasaya tahsil olarak kapatılmış olduğu, ödemeye ait bir belgeye de dosya içeriğinde rastlanmamış olduğu,
Davalı ticari defterlerine göre dava konusu ve toplam tutarı 278.311,94 TL olan 14 Adet faturanın da davalı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, işbu komisyon faturalarının hepsinin kasaya tahsil olarak kapatılmış olduğu, ödemeye ait bir belgeye de dosya içeriğinde rastlanmamış olduğu,
Taraflar arasında çok uzun yıllara dayanan ana otobüs firması — acentelik ilişkisinin olduğu,
Kanaatine varıldığı mahkememize bildirilmiştir.
Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir (Bknz. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 2020/297 Esas, 2020/327 Karar Sayılı, 04/06/2020 Tarihli İlamı).
Benzer mahiyette bulunan Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 11/11/2020 tarihli 2019/3926 E. 2020/2954 K. sayılı ilamında; "...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır (Fatura ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir.
... Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. ... bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi halinde alacaklının HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir..." şeklindeki ilamı bir bütün olarak incelendiğinde somut olayda davaya ve icra takibine konu edilmiş olan 14 faturanın davalının defterlerinde kayıtlı olduğu, her ne kadar davalı tarafça ticari defterlerinde söz konusu faturaların kasaya tahsil kaydı düşülerek olarak kapatılmış olduğu / ödenmiş olduğu belirtilmiş ise de ödemeye ait bir belgeye defterlerde rastlanmadığı gibi dosyaya da ibraz edilmemiş olduğu görülmekle işbu davada faturaları usulüne uygun olarak defterine kaydeden davalı bakımından ispat külfetinin yer değiştirdiği, davalının ödemeye ilişkin yazılı deliller ibraz etmesi gerekirken edemediği görülmekle davacının davasının kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Davacının dava dilekçesi ile borçlunun %20'den aşağıda olmamak üzere inkar tazminatı ödemesine hükmedilmesi yönündeki talebi değerlendirildiğinde İİK m. 67 hükmü uyarınca davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun itirazında haksızlığına karar verilmiş olması ve alacağının likit olması gerekmekte, kural olarak davalı borçlunun kötü niyetli olması şartı aranmamaktadır. Somut olayda davacının davasında haklı olduğu, dava konusu asıl alacağın fatura alacağından kaynaklı olması sebebiyle likit olduğu ve davalının haksız olarak takibe itiraz etmiş olduğu anlaşılmakla davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar verilmekle icra dosyasında asıl alacak tutarı olan 278.311,94 TL 'nin %20'si oranında olan 55.662,39 TL'nin icra inkar tazminatı olarak davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere;
1-Davacının DAVASININ KABULÜ ile; davalının ... 21. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takip dosyasına vaki İTİRAZININ İPTALİ ile; takibin kaldığı yerden devamına,
2-Davalının haksız itirazları nedeniyle asıl alacak tutarı olan 278.311,94 TL 'nin %20'si oranında olan 55.662,39 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
3-Alınması gerekli olan 19.011,49-TL karar ilam harcından dava açılırken başlangıçta peşin olarak alınan 3.361,32-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 15.650,17-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından sarf edilen dava açılış gideri: 3.423,52-TL (başvurma, vekalet harcı ve peşin harç) davetiye, posta gideri: 410,60-TL, bilirkişi ücreti: 4.200,00-TL olmak üzere toplam: 8.034,12-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerine bırakılmasına,
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 43.746,79 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 1.320,00-TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
8-Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 12/03/2024
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır
* İş bu karar 5070 Sayılı Kanun hükümlerine göre güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.