T.C.
İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2021/361 Esas
KARAR NO:2025/415
DAVA:İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:07/06/2021
KARAR TARİHİ :18/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı arasında tüm PR çalışmaları ve medya ilişkileri ve marka iletişim danışmanlığı hizmetlerine ilişkin anlaşmaya varıldığını, bu anlaşma çerçevesinde müvekkili şirketin, ... ... için; çeşitli pazarlarda yurt içinde ve yurt dışında iş hedefleri ve pazarlama planları çerçevesinde, hedef kitlelerine yönelik iletişim stratejileri oluşturması, kurumsal kimlik çalışmalarının tamamlanması, pazarlama aktivitelerinin planlaması, yeni projeler üretilmesi, yeni pazarlara açılımın sağlanması, yurt içinde ve yurt dışında paydaş analizi, yurtiçi ve yurtdışı konumlandırma, kurumsal ve paydaş iletişimi, açılışlar, iletişim stratejilerinin oluşturulması, iletişim planlarının hazırlanması ve uygulamaları, lider, konu-gündem takip ve içerik yönetimi, pazarlama iletişimi, ulusal ve uluslararası ödül danışmanlığı, düzenli haftalık değerlendirme toplantıları, basın süreçlerinin yönetilmesi, yönlendirilmesi, kriz yönetimi, etkinlik ve proje yönetimi, periyodik iş ve medya raporlamaları hizmetlerininin gerçekleştireceğini, buna karşılık ... Turizm'in, halkla ilişkiler ve planlama faaliyetleri karşılığında davacıya 01.03.2020- 31.05.2020 tarihleri arasında aylık net TL 50.000.- TL + KDV, 31.05.2020 - 28.02.2021 arasında aylık net 35.000 TL + KDV ödeyeceğini, bu danışmanlık hizmeti karşılığında müvekkili şirket tarafından tüm yükümlülüklerin yerine getirildiğini, anlaşma gereği hizmet bedeli alacağının ilgili ayın başında faturalandırıldığını, bu kapsamda müvekkili şirket lehine alacak doğduğunu, alacağa ilişkin 20.03.2020, 01.04.2020 ve 01.05.2020 tarihli her biri 59.000,00 TL tutarında üç adet fatura kesildiğini, davalı ... Turizm tarafından borcun ifa edilmemesi neticesinde alacağın tahsiline ilişkin Beşiktaş 27. Noterliğinden 10.07.2020 tarihinde 19868 yevmiye numaralı ihtarname çekilerek borcun 3 iş günü içerisinde ödenmesinin ihtar edildiğini, borcun ihtarnamenin tebliğine rağmen ödenmemesi üzerine .... İcra Müdürlüğü nezdinde ... Esas numaralı dosya ile 183.440,83 TL tutarında icra takibi başlatıldığını, ancak borçlu ... Turizm'in, kötü niyetli ve haksız olarak ödeme emrine itiraz ettiğini ve takibin durduğunu beyanla itirazın iptalini ve takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı tarafa usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen dosyaya süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmamıştır.
Mahkememizin 02/11/2022 tarihli celsesinde dosyanın bir mali müşavir bir hakla ilişkiler ve reklamcılık alanında uzman bilirkişiden oluşacak heyete tevdi ile belirlenen uyuşmazlık noktasında rapor düzenlenmesinin istenmesine karar verilmiş olup 23/02/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle: "SONUÇ VE KANAAT: Sayın MAHKEMENİN kararı doğrultusunda, dava dosyasına mübrez deliller üzerinde yapılan ve detayları yukarıda verilen inceleme ve değerlendirme sonucunda, takdiri tamamen Sayın Mahkemeye ait olmak üzere;
1-) Davacı ... A.Ş. tarafından davalı ... A.Ş. adına düzenlenen 20.03.2020, 01.04.2020 ve 01.05.2020 tarihli ve 50.000 TL + 9.000 KDV =59.000,00 TL KDV dahil tutarlı faturalara karşılık yasal süre içerisinde herhangi bir itirazın ve hizmetlerin alınmadığına dair bir yasal ihtarnamenin dava dosyasında var olmadığından düzenlenen faturaların davalı şirketin bilgisi dahilinde düzenlendiğinin anlaşıldığı,
2-) 19.02.2020 tarihli e postada geçen "Prensip olarak sizden gelen en son teklife katılıyoruz." ve "Lütfen imza için evrakları ... ... ile aranızda hazırlayınız.", 20.02.2020 tarihli e postada geçen Doğrudan bay ... ile imza atacaksınız, 22.01.2020 tarihli e postada geçen "Tarafımızdan sözleşme imzalayan kişi yakında belirlenecek. ... veya benim şirketim olabilir, size haber vereceğim." ve "Başlangıç için çok önemli olan paydaş haritalanmasının yanı sıra izleme, reklam ve tanıtımları da dahil ettiğimiz için ilk üç ay 50 bin+KDV, sonrasında ise aylık 35 Bin ödemeyi öneriyoruz." bir irade beyanı olarak değerlendirilmesinin Sayın Mahkemeye ait olduğu,
3-) Taraflar arasında var olan sözleşmenin imzalanmamasının kusuru yada eksikliğinin yukarıdaki e postalara göre davacıya yüklenemeyeceği,
4-) 08 Mayıs 2020 ve 11 Mayıs 2020 tarihli ... Muhasebe ve Finans Sorumlusu arasında geçen e postalarda hizmetin alındığı fakat ücreti konusunda bir ihtilafın var olduğu, fakat ... tarafından 22 Ocak 2020 tarihinde verilen yanıtta " ilk üç ay 50 bin+KDV, sonrasında ise aylık 35 Bin ödemeyi öneriyoruz." yazılı olduğundan ...' nun fatura tutarlarına yaptığı itirazın gerçeği yansıtmadığı,
5-) Dosyaya mübrez deliller, yazışmalar ve diğer evraklar çerçevesinde yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde davacının sözleşme kapsamında kendi üzerine düşen edinimleri ve sorumlulukları yerine getirdiği,
6-)....Noterliği 10.07.2020 tarih ... yevmiye nolu ihtarnamesinin davalı şirkete 13.07.2020 tarihinde tebliğ olduğunun varsayıldığı (tebliğ şerhi olmadığından), ihtarnamede tebliğden itibaren 3 (üç) gün verildiği, dolayısıyla 3 günlük süre sonunun 16.07.2020 olarak hesaplandığı, 17.07.2020 tarihi itibariyle temerrüt koşullarının oluştuğu,
7-) İcra takibinin davalıya tebliğinin 01.09.2020 tarihli olduğu, davalı borçlunun ise 08.09.2020 tarihinde itiraz dilekçesini verdiği, dolayısıyla davalı borçlu 7 günlük yasal sürede itiraz ettiği,
8-) Davacının davalıdan alacağının hesaplanması;
A- Sayın Mahkeme tarafından taraflar arasında var olduğu ihtilafsız olan 22.01.2020, 19.02.2020, 20.02.2020, 08.05.2020, 11.05.2020 tarihli e postaların bir irade beyanı olarak kabul edilmesi halinde takip tarihi 26.08.2020 itibariyle 177.000,00 TL asıl alacak, 1.939,73 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 178.939,73 TL alacak hesaplandığı, Takip Talebinin de 177.000,00 TL asıl alacak, 6.440,83 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 183.440,83 TL olarak talep edildiği, (183.440,83-178.939,73=4.501,10) 4.501,10 TL aradaki farkın işlemiş faizden kaynaklandığı, 4.501,10 TL fazla talebin değerlendirilmesinin Sayın Mahkemeye ait olduğu,
B- Sayın Mahkeme tarafından sözleşmenin imzalanmamış ve karşılıklı mutabakatın olmamasının kabul edilmesi halinde davalının davacıya borcunun olmadığı," şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir.
Mahkememizin 06/09/2023 tarihli celsesinde dosyanın davacının rapora itirazlarının değerlendirilmesi için ek rapor alınmak üzere bilirkişi heyetine tevdine karar verilmiş olup 14/09/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle: "Mahkemenin görevlendirmesi gereğince, davacı tarafın ek rapora yönelik itirazları yukarıda tasnifli ve tafsilatlı olarak cevaplandırılmış olup,
1- Davacının davalıdan alacağının hesaplanması;
A- Sayın Mahkeme tarafından taraflar arasında var olduğu ihtilafsız olan 22.01.2020, 19.02.2020, 20.02.2020, 08.05.2020, 11.05.2020 tarihli e postaların bir irade beyanı olarak kabul edilmesi halinde takip tarihi 26.08.2020 itibariyle 177.000,00 TL asıl alacak, 1.842,74 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 178.842,74 TL alacak hesaplandığı, Takip Talebinin de 177.000,00 TL asıl alacak, 6.440,83 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 183.440,83 TL olarak talep edildiği, (183.440,83-178.842,74=4.598,09) 4.598,09 TL aradaki farkın işlemiş faizden kaynaklandığı, 4.598,09 TL fazla talebin değerlendirilmesinin Sayın Mahkemeye ait olduğu,
B- Sayın Mahkeme tarafından sözleşmenin imzalanmamış ve karşılıklı mutabakatın olmamasının kabul edilmesi halinde davalının davacıya borcunun olmadığı,
2- Kök rapordaki diğer tespit ve değerlendirmelerde bir değişiklik olmadığına," şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir.
Mahkememizin 15/05/2024 tarihli celsesinde dosyanın önceki rapora tanzim eden bilirkişi heyetine tevdi ile; ; bilirkişilerden takdiri mahkemeye ait olmak üzere tarafların ticari defterleri, BA-BS formları, celp edilmiş olan belgeler ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirilmek suretiyle, davacının .... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı icra takip dosyasında davalıdan alacaklı olup olmadığı hususlarında rapor tanzim edilmesinin istenilmesine karar verilmiş olup 12/10/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle: "SONUÇ VE KANAAT
Mahkemenin görevlendirmesi gereğince ve takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere:
1- Davacının davalıdan alacağının hesaplanması;
A- Sayın Mahkeme tarafından taraflar arasında var olduğu ihtilafsız olan 22.01.2020, 19.02.2020, 20.02.2020, 08.05.2020, 11.05.2020 tarihli e postaların bir irade beyanı olarak kabul edilmesi, dava konusu faturaların her iki tarafında yasal defterlerinde kayıtlı olduğunun değerlendirilmesi ve takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere takip tarihi 26.08.2020 itibariyle 177.000,00 TL asıl alacak, 1.842,74 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 178.842,74 TL alacak hesaplandığı, Takip Talebinin de 177.000,00 TL asıl alacak, 6.440,83 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 183.440,83 TL olarak talep edildiği, (183.440,83-178.842,74=4.598,09) 4.598,09 TL aradaki farkın işlemiş faizden kaynaklandığı, davacının davalıdan alacağının 178.842,74 TL olarak kabul edilmesinin gerektiği,
B- Sayın Mahkeme tarafından sözleşmenin imzalanmamış ve karşılıklı mutabakatın olmamasının kabul edilmesi halinde davalının davacıya borcunun olmadığı gibi, 1.655,04 TL alacaklı olduğu,
2- Kök rapor ve ek rapordaki diğer tespit ve değerlendirmelerde bir değişiklik olmadığı," şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir.
Mahkememizin 19/02/2025 tarihli celsesinde dosyanın ek rapora tevdine ilişkin mahkememiz ara kararında BA-BS formlarının da değerlendirilmesinin istenilmesine rağmen ek raporda bu hususta değerlendirme yapılmadığı görülmekle dosyanın aynı heyete ek rapora tevdi ile; tarafların itirazları değerlendirilerek ayrıca BA-BS formları da incelenerek tarafların kayıtlarının uyumlu olup olmadığı hususlarında ek rapor tanzim edilmesinin istenilmesine karar verilmiş olup 20/04/2025 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle: "SONUÇ VE KANAAT
Mahkemenin görevlendirmesi gereğince ve takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere:
1- Davacı şirket dava konusu 2020 yılı BS (Satış) 3 adet fatura karşılığı KDV hariç 150.000 TL ile davalı şirket BA (Alış) 3 adet fatura karşılığı KDV hariç 150.000 TL bildirimlerinin birbirleriyle uyumlu olduğunun görüldüğü, yasal defter kayıtlarının da birbirlerini teyit ettikleri tespit edilmiştir.
2- Davalı tarafın itirazlarının kök ve ek raporda ayrıntılı değerlendirildiğinden tekrardan kaçınıldığı," şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ GEREKÇE:
Dava; davalıya verildiği iddia edilen hizmet nedeniyle kesilen faturalara istinaden başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup uyuşmazlık faturalara konu hizmetin verilip verilmediği dava ve takip tarihi itibariyle davacının takibe konu faturalardan dolayı alacağının bulunup bulunmadığı ve varsa miktarı noktasındadır.
İtirazın iptali davalarında alacaklının, İİK m.67 uyarınca borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazının, kendisine tebliği tarihinden itibaren bir sene içerisinde genel mahkemelere yapacağı başvuru üzerine genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat etmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup sürenin başlaması için borçlunun itirazının alacaklıya tebliği zorunludur. Huzurdaki davanın süresinde açıldığı görülmüştür.
Mahkememizce taraf delilleri toplanmış, ilgili müzekkere cevapları celbedilmiş, bilirkişi raporu aldırılmıştır.
Mahkememiz 15/05/2024 tarihli 8 no.lu celsesinde taraflara defter ve belgelerini sunmak üzere süre ve imkan tanınmış, akabinde dosyanın önceki rapor tanzim eden bilirkişi heyetine tevdi ile; bilirkişilerden takdiri mahkemeye ait olmak üzere tarafların ticari defterleri, BA-BS formları, celp edilmiş olan belgeler ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirilmek suretiyle, davacının .... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı icra takip dosyasında davalıdan alacaklı olup olmadığı hususlarında rapor tanzim edilmesinin istenilmesine karar verilmiş ve 14/10/2024 tarihli ek bilirkişi raporu dosyaya kazandırılmıştır.
Raporda " A- Sayın Mahkeme tarafından taraflar arasında var olduğu ihtilafsız olan 22.01.2020, 19.02.2020, 20.02.2020, 08.05.2020, 11.05.2020 tarihli e postaların bir irade beyanı olarak kabul edilmesi, dava konusu faturaların her iki tarafında yasal defterlerinde kayıtlı olduğunun değerlendirilmesi ve takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere takip tarihi 26.08.2020 itibariyle 177.000,00 TL asıl alacak, 1.842,74 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 178.842,74 TL alacak hesaplandığı, Takip Talebinin de 177.000,00 TL asıl alacak, 6.440,83 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 183.440,83 TL olarak talep edildiği, (183.440,83-178.842,74=4.598,09) 4.598,09 TL aradaki farkın işlemiş faizden kaynaklandığı, davacının davalıdan alacağının 178.842,74 TL olarak kabul edilmesinin gerektiği,
B- Sayın Mahkeme tarafından sözleşmenin imzalanmamış ve karşılıklı mutabakatın olmamasının kabul edilmesi halinde davalının davacıya borcunun olmadığı gibi, 1.655,04 TL alacaklı olduğu,
2- Kök rapor ve ek rapordaki diğer tespit ve değerlendirmelerde bir değişiklik olmadığı," şeklinde değerlendirme yapıldığı görülmüş, akabinde tarafların itirazları değerlendirilerek ayrıca BA-BS formları da incelenerek tarafların kayıtlarının uyumlu olup olmadığı hususlarında ek rapor tanzim edilmesinin istenilmesi için 21/04/2025 tarihli son ek rapor dosyaya kazandırılmıştır.
Raporda " Davacı şirket dava konusu 2020 yılı BS (Satış) 3 adet fatura karşılığı KDV hariç 150.000 TL ile davalı şirket BA (Alış) 3 adet fatura karşılığı KDV hariç 150.000 TL bildirimlerinin birbirleriyle uyumlu olduğunun görüldüğü, yasal defter kayıtlarının da birbirlerini teyit ettikleri tespit edilmiştir. " şeklinde değerlendirme yapıldığı görülmüştür.
Mahkememiz dosyasının 16/10/2024 tarihli celsesinde; tarafların duruşmaya katılmadığı, davalı vekilinin mazeret dilekçesi sunduğunun görüldüğü, mahkememizce davalı vekilinin mazeretinin kabulüne ve her ne kadar davacı taraf mazeretsiz olarak hazır bulunmamış ise de davalı vekilinin mazeret dilekçesi sunduğu, mazeret dilekçesi içeriğinden dosyanın takip edildiğinin anlaşıldığı görülmekle yeni duruşma gün ve saatinin taraflara tebliğine karar verilmiş, sonrasında davalı tarafça sunulan dilekçe ile ara karardan rücu edilmesi talebinde bulunulmuştur. Mahkememiz 01/11/2024 tarihli ara kararı ile davalının talebi değerlendirilmiş, ilgili ara kararda " Dosyamız ile emsal mahiyetteki Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 2017/3618 E., 2017/7415 K. Sayılı ilamında " Öte yandan belirlenen gün ve saatte yetkili mahkeme hakiminin olmadığı, davalı tarafça mazeret dilekçesi verildiği, mazeretin kabulü ile duruşma gününü uyaptan öğreneceğini bildirdiği, bu suretle davayı takip ettiği anlaşıldığından davaya devam edilip yeni duruşma günü verilmesi gerekirken taraflarca takipsiz kalan davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi hatalı olmuştur. " şeklinde değerlendirme yapıldığı görülmüştür.
Yine ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesinin 2023/313 E., 2023/441 K. Sayılı yakın tarihli kararında " HMK’nun 150/1 maddesi uyarınca usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflar, duruşmaya gelmedikleri veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verileceği düzenlenmiş olup, dosyanın işlemden kaldırıldığı 16/11/2021 tarihli celseye davalı vekili Av.... mazeret dilekçesi sunduğuna ve mazeret de mahkemece kabul edildiğine göre davalının mazeret bildirmesi davayı takip iradesi niteliğindedir. " şeklinde değerlendirme yapıldığı görülmüştür.
Mahkememiz dosyasının 16/10/2024 tarihli celsesine davalı tarafça sunulan mazeret dilekçesi incelendiğinde; davalı vekilinin duruşmaya katılamamasını gerektirir mazeretini bildiği ve duruşma gün ve saatinin uyap üzerinden öğrenilmesine karar verilmesini istediği, mazeret içeriğinde davacının duruşmaya katılmaması halinde dosyanın takip edilmeyeceğine dair bir şerh bulunmadığı aksine yukarıda yer verilen emsal içtihattaki ile benzer şekilde yeni duruşma gününü uyaptan öğreneceğini bildirdiği ve davayı takip ettiği anlaşıldığından davalı vekilinin 18/10/2024 tarihli talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " şeklinde değerlendirme yapılarak, ara kararda atıf yapılan mahkeme içtihatları da dikkate alınarak yargılamaya devam olunmuştur.
Tüm dosya kapsamında yapılan değerlendirmede;6102 sayılı TTK'nun 21/2 maddesinde "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmüne yer verilmiştir.
Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 08/02/2016 tarihli 2015/4521 E. 2016/549 K. sayılı ilamı; "...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27/062003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (Faturalar ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.) Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır.... Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. (Geniş bilgi için Bkz: Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Konya; Sh 111 vd.)...Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir.." şeklindedir.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 14/01/2020 tarihli 2019/1984 E. 2020/62 K. sayılı ilamı; ".., Taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmamakla birlikte davalı aşamalardaki beyanları ile akdi ilişkinin varlığını kabul etmiştir. Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (TTK 21/2). Süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleşen faturadaki alacakla ilgili olarak, itiraz süresi geçtikten sonra, faturaların doğrudan iade edilmesi veya iade faturası kesilmesi alacağın varlığını ortadan kaldıran bir sonuç doğurmayacaktır. Faturaya itiraz edilmemesi sözleşme ilişkisini kanıtlamaz ise de, sözleşme ilişkisinin kanıtlanması halinde, bu sözleşme gereğince düzenlenmiş olan ve süresinde itiraz edilmeyen faturadaki miktar kesinleşir. Somut olayda davacı tarafından düzenlenen ve takibe dayanak yapılan faturanın ihtarname ekinde davalıya tebliğ edildiği ancak davalı tarafından faturaya yasal süresinde itiraz edildiğinin kanıtlanamadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda fatura içeriğinin kesinleştiğinden mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesi ve istinaf başvurusunun reddi doğru olmamış davalı yararına bozulması gerekmiştir." şeklindedir.
Vergi Usul Kanunu'nun 229. maddesine göre; fatura emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır. Vergi Usul Kanunu'nun 231/5. maddesine göre; fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami "yedi gün" içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır. 6102 sayılı TTK 21. maddesi uyarınca ise; ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir, bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.
Somut dosyada, davacının dayanak faturası davalı tarafından defterlerine işlenmiştir. Davalı tarafından faturaların tebliğ alınarak defterlerine işlendiği ve süresi içerisinde itiraz edilmediği sabittir. Ancak davalı tarafın, faturalara karşı 8 günlük itiraz süresinden sonra iade faturası tanzim ettiği görülmektedir. Davalı tarafça, davacının düzenlediği faturaya itiraz edilmeyerek defterlerine kaydedilmesine rağmen sonradan iade faturası düzenlemesi emsal ilamlarda belirtildiği gibi alacağın varlığını ortadan kaldıran bir sonuç doğurmayacaktır. Bu hali ile dava konusu faturanın içeriği hizmetin davacı tarafça yerine getirildiği ve borcun davalı tarafça benimsendiğinin kabulü gerekmektedir. Süresinden sonra iade faturası düzenlenmesi sonuca etkili değildir. Bu bağlamda; mahkememizce asıl alacak yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekmiştir. Nitekim dosyamız ile emsal mahiyetteki İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 2020/1583 E., 2022/1747 K. Sayılı kararında; " bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmaması halinde fatura içeriğini kabul etmiş sayılacağı, dava konusu edilen fatura davalının ticari defterlerine kayıt edilmiş olduğundan, fatura kapsamındaki malların teslim alındığının kabulünün gerektiği, faturanın ticari defterlere kaydedilmesinden ve süresinden sonra iade faturası düzenlenmesinin borçtan kurtulmayı sağlayan ve alacağı tartışmalı hale getiren geçerli bir araç olmadığı, bu durumda davalının takibe dayanak faturadan kaynaklanan ve raporda belirlenen alacağın ödendiğini ispat etmesi gerektiği, dosyaya bu yönde bir delil de sunulmadığı, ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde davalı vekilinin istinaf nedenlerinin ayrıntılı olarak karşılandığı, usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " şeklinde değerlendirme yapıldığı görülmüştür.
Kaldı ki vergi dairesi kayıtları ve bilirkişi raporundan; davacı şirket dava konusu 2020 yılı BS (Satış) 3 adet fatura karşılığı KDV hariç 150.000 TL ile davalı şirket BA (Alış) 3 adet fatura karşılığı KDV hariç 150.000 TL bildirimlerinin birbirleriyle uyumlu olduğunun görüldüğü, dosyamız ile emsal mahiyetteki Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2013/17556 E., 2014/14166 K. Sayılı kararında " davacının gerek dava dilekçesinde ve gerekse delil listesinde açıkça “ticari defter ve kayıtlara” dayandığı görülmekle, adı geçen (BA) formunun da “dayanak belge” kapsamında mütalaa edilmesi gerektiği, bu belgenin merciinden getirtilmesinden sonra, ispat yükünün (vergi dairesine sunduğu form ile savunması arasındaki esaslı çelişki yaratan) davalıya geçtiği gözetilmeden.. " şeklindeki emsal ilamı da dikkate alınarak; vergi dairesi formlarında davacının takip konusu yaptığı faturaların davalı tarafça bildirdiğinin görüldüğü, davalının, bu delillerin aksi yönde bir delil de sunmadığı görülmekle davacının davasını ispatladığı kanaatine varılmış, davacı tarafından davalıya gönderilen ihtarnamenin tebliği ile temerrüt oluştuğundan bu tarih ile takip tarihi arasındaki süre için takip öncesi faiz alacağının talep edilebileceği anlaşılmış, bu kapsamda yapılan hesaplama ile de davacının 177.000 TL asıl alacak ve 1.842,74-TL takip öncesi faiz olmak üzere toplam 178.842,74-TL üzerinden takip talebinde belirtilen koşullarda devamına karar vermek gerektiği anlaşılmış, alacak faturaya dayanıp likit ve belirlenebilir olduğundan davacının icra inkar tazminatı isteminin de kabulü gerekmiş, reddedilen kısım yönünden davacının kötüniyetli takip başlattığına ilişkin somut delil bulunmadığından bu istem reddedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile, .... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasına davalının yaptığı itirazın KISMEN İPTALİ ile takibin 177.000,00-TL asıl alacak ve 1.842,74-TL takip öncesi işlemiş faiz alacağı olmak üzere toplam 178.842,74-TL üzerinden takip talebinde belirtilen koşullarla devamına, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
2- Asıl alacak 177.000,00-TL nin %20 sine denk gelen 35.400,00-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3- Davalının kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE,
4-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 12.216,75 TL harçtan peşin alınan 2.215,52 TL harcın mahsubu ile bakiye 10.001,23 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına.
5-Davacı tarafından yatırılan 2.215,52 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca 4.598,09 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
8-Davacı tarafça yapılan 67,80 TL ilk masraf (başvuru + vekalet harcı), 470,50 TL müzekkere ve tebligat gideri, 2.400,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 2.938,30 TL yargılama giderinin, davanın kabul ve red oranı üzerinden hesaplanan 2.864,65 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerine bırakılmasına,
9-Davalı tarafça yapılan 3.000,00 TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranı üzerinden hesaplanan 75,20 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
10-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep edilmesi halinde kendilerine iadesine,
11-Suçüstü Ödeneğinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve red oranı üzerinden hesaplanan 1.286,91 TL'sinin davalıdan, 33.09 TL'sinin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına.
Dair, hazır bulunanların yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/06/2025
Katip ...
Hakim ...