T.C.
İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2021/493 Esas
KARAR NO:2025/1010
MAHKEMEMİZ DOSYASI İLE BİRLEŞEN .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2021/755 ESAS SAYILI DOSYASI
DAVA:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:10/08/2021
KARAR TARİHİ:31/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... adına .... İcra Müdürlüğünün 2021/... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin bu takipten 09/08/2021 tarihinde Av. ... olarak kendisini tanıtan şahsın...isimli şahsın telefon ile arayıp bilgi vererek öğrendiğini, ...'ün ise ...'a kendi şirket hisselerini devreden kişi olduğunu, haciz baskısı altında borcu ödemeye zorlandığını ve mağdur edildiğini, takibe konu dört senet üzerinde ki yazının ve imzanın müvekkile ait olmadığını, senet üzerindeki ilgili şahıslarla alakalı herhangi bir ticari ilişki olmadığını,... Cumhuriyet Başsavcılığına da şikayette bulunduklarını, teminatsız olarak takibin durdurulması taleplerinin olduğunu, belirterek davanın kabulünü, .... İcra Müdürlüğünün 2021/... esas sayılı dosyasındaki takibin teminatsız olarak durdurulmasını, senetlere müstenit takibin iptalini, davalının kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; süresinde imza itirazında bulunulmadığını, bu yüzden davanın reddinin gerektiğini, icra dosyasının 06.07.2021 tarihinde kesinleştiğini, müvekkilinin dava konusu senetlerin meşru, haklı ve iyi niyetli hamili olduğunu, takibe konu senetlerin asli ve şekli şartlarının tam olduğunu, davaya konu senetlerin ıktısabında müvekkilinin kötüniyetinin veya ağır kusurunun bulunmadığını, tazminat talebinin reddinin gerektiğini belirterek davanın reddini, davacının tazminata hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen dosya davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından müvekkili aleyhine 15.04.2021 tarihinde 30.11.2018 düzenleme tarihli, 15.02.2019 vadeli, 41.300,00 TL bedelli ve 23.600,00 TL bedelli toplamda dört adet olan bonolara dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi başlatıldığını, ancak müvekkilinin takip alacaklısına ve senet üzerindeki cirantalara böyle bir borcunun bulunmadığını, müvekkilinin takibin diğer taraflarını tanımadığını, müvekkilinin kaşesinin 15.02.2019 vadeli 41.300,00 TL bedelli senet üzerine borçlu ...'ın adres bilgisi olarak basılı olduğunu, müvekkilinin bu kaşenin ne şekilde ele geçirildiğini ve kullanıldığını bilmediğini, ilgili icra takibine ilişkin olarak düzenlenen ödeme emrinin müvekkiline TK m.35'e göre tebliğ edildiğini, bu nedenle müvekkili takibe tebliğ tarihinde vakıf olamadığını ve bu sebeple İİK ile öngörülen 5 günlük itiraz süresini geçirmiş olduğundan borca ve imzaya icra mahkemesi nezdinde itiraz edemediğini, takip konusu bononun dayanağı olan herhangi bir borçlandırıcı işlemin müvekkili tarafından yapılmadığını, senet üzerinde müvekkilinin imzası dahi bulunmadığını belirterek, müvekkili aleyhine başlatılmış olan ....İcra Müdürlüğü 2021/... Esas sayılı dosyasından müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile takibin müvekkili yönünden iptaline, takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere takdir edilecek tazminatın alacaklıdan alınarak müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen dosya davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından borçlu ...Ltd. Şti., ..., ... aleyhine dört adet senet alacağına istinaden .... İcra Müdürlüğü' nün 2021/... E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, takibin borçlu ... Ltd. Şti. açısından 13.08.2021 tarihinde kesinleştiğini, borçlu Tatfa Gıda..'nın süresi içerisinde borca ve imzaya itirazda bulunarak İcra Hukuk Mahkemesi'nde dava açmadığını, ....İcra Müdürlüğü'nün 2021/... E. Sayılı dosyasının diğer borçlusu ...'ın takibe konu senetler üzerindeki yazı ve imzanın kendisine ait olmadığından, senetlerden habersiz olduğundan, senetler üzerindeki ilgili şahıslarla herhangi bir ticari ilişkisi ve özel para ilişkisi bulunmadığından bahisle müvekkili aleyhine ....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyası ile menfi tespit davası açtığını, davanın derdest olduğunu, işbu dava dosyası ile görülmekte olan dava arasında sıkı bir bağlantı bulunduğunu, davaların birisinde verilecek kararın diğerini de etkileyeceğini, bu nedenle davaların birleştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememiz dosyasının 12/08/2021 tarihli ara kararı ile davacı vekilinin dava dilekçesinde talep ettiği ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verildiği, davacı vekilinin 12/08/2021 tarihli ara karara karşı istinaf dilekçesi sunduğu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesinin 2021/1449 esas, 2021/1428 karar sayılı ve 18/11/2021 tarihli kararı ile davacı vekili talebinin reddine karar verildiği görüldü.
.... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... karar sayılı, 22/04/2022 tarihli kararı ile dosyalarının mahkememiz dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği görüldü.
Mahkememiz dosyasının 19/02/2025 tarihli celsesinin 3 numaralı ara kararı uyarınca dosyanın bilirkişiye tevdine karar verilmiş olup, 15/11/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle;" Borçlusu ... Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti., kefili ...olan 4 adet senet aslı değerlendirildiğinde;
İnceleme konusu 4 adet senetteki ... Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti. Yetkilisine atfen atılmış imzaların karşılaştırma belgelerindeki ... ve ...'a ait imzalarına ayrı ayrı kıyasla, ... ve ...'ın eli ürünü OLMADIĞI kanaatine varılmıştır." şeklinde görüş ve kanaatinde bulunulduğu görüldü.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ GEREKÇE:
Asıl dava; senetlerdeki imzanın davacıya ait olmadığı iddiasına dayalı menfi tespit istemine, birleşen dava ise; davanın konusu olan dört adet bonoda davacı şirkete atfen atılmış imza bulunup bulunmadığı, bonolarda yer alan ancak kaşe üzerinde bulunmayan imzaların davacı şirket yönünden bağlayıcı sayılıp sayılamayacağı, davacı şirketin bu bonolarda keşideci veya avalist sayılıp sayılamayacağı, kaşenin davacı şirkete ait olup olmadığı, bu tespitlerin sonucuna göre davacının takip dosyasında davalı hamile borçlu olmadığı hususlarına ilişkindir.
Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır.
Menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitidir. Başka bir deyişle hukuki bir yarar bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır. Dayanılan hukuki ilişkinin gerçekten mevcut olmadığı icra takibine maruz kalmadan önce ileri sürülebileceği gibi, icra takibinden sonra da ileri sürülebilir. Menfi tespit davaları bir süreye tabi olmadığı gibi, icra takibine itiraz edilmemesi veya takibin kesinleşmesi de menfi tespit davası açılmasına engel değildir.
6100 sayılı HMK'nın 190.maddesine göre ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Menfi tespit davalarında bu yük lehine hak doğan taraf olan davalı alacaklı olduğunu iddia eden tarafa aittir ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. fakat, davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır: Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki İlişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü, hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (HMK m. 190; MK m.6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru, s:143).
2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun (İİK) 72. Maddesinin;
"(1)Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir.
... (5)Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz.
(6)Borçlu, menfi tesbit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir.
(7)Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir." şeklindeki düzenlemesi mevcuttur.
Mahkememizce asıl dava ve birleşen dava kapsamında davacıların imza incelemesine esas olmak üzere davacının imzasının bulunduğu evrak asılları ilgili kurum ve kuruluşlardan celbedilmiş, davacıların imza örnekleri alınmış, icra dosyası, senet aslı, imza incelemesine esas olmak üzere davacının imzasının bulunduğu evrak asılları ilgili kurum ve kuruluşlardan celbedilmiştir.
Tüm deliller toplandıktan sonra dosyanın; dosyanın grafoloji alanında uzman bilirkişiye tevdi ile; asıl dava ve birleşen davada takibe konu edilen senetler üzerinde (her bir senet yönünden ayrı ayrı inceleme yapılarak) ve davacı ... ile birleşen davacı ... Gıda ismi üzerinde bulunan imzaların davacı ... ve birleşen davacı şirket yetkilisi ...'a ait olup olmadığının tespit edilmesinin istenilmiş ve 17/11/2025 tarihli bilirkişi raporu dosyaya kazandırılmıştır. İlgili raporda " Borçlusu ... Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti., kefili Selçuk Yıldırım olan 4 adet senet aslı değerlendirildiğinde;
İnceleme konusu 4 adet senetteki ... Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti. yetkilisine atfen atılmış imzaların karşılaştırma belgelerindeki ... ve ...’a ait imzalarına ayrı ayrı kıyasla, ... ve ...’ın eli ürünü OLMADIĞI kanaatine varılmıştır. " şeklinde değerlendirme yapıldığı görülmüştür.
Tüm dosya kapsamı ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacı ve birleşen davacı taraflarca , dava ve takip konusu senetler üzerindeki imzaya itiraz edilmesi nedeniyle, davacı ve birleşen davacının senet tanzim tarihindeki yetkilisinin ıslak imza örnekleri, imza örneklerinin bulunduğu bir kısım evrak asılları ile dava konusu senetler üzerinde imzalarının karşılaştırılması suretiyle, senet üzerinde bulunan imzaların davacı ve birleşen davacının eli ürünü olup olmadığı konusunda yapılan imza incelemesi sonucunda düzenlenen hüküm kurmaya yeterli ve denetime elverişli bilirkişi raporu ile dava konusu senetler üzerindeki imzanın davacıların eli ürünü olmadığı tespit edilmiş olduğundan davacıların davaya konu senetlerden ve bu senetlerin dayanak yapıldığı icra takiplerinden kaynaklı olarak sorumluluğunun bulunmadığının anlaşıldığı, 6100 sayılı HMK'nın 190.maddesine göre ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, menfi tespit davalarında bu yük lehine hak doğan taraf olan davalı alacaklı olduğunu iddia eden tarafa ait olduğu, davalının alacak iddiasının dayanağı olan senetlerdeki imzaların davacı ve birleşen davacıya ait olmadığının dosyaya sunulan raporlar ile tespit edildiği bu hali ile mevcut dosya kapsamında davalının alacak iddiasının ispatlanamadığı açıklanan nedenlerle davacıların menfi tespit talebinin kabulüne karar vermek gerektiği anlaşılmış, dava kabul ile sonuçlandığından davalının ve birleşen davalının icra inkar tazminatı talebinin reddi gerekmiş öte yandan davaya konu takiplere konu senetlerde davacılar keşideci, davalı ise ciranta olduğundan ve senetleri doğrudan davacılardan almadığından davalının kötüniyetli olduğuna dair delil de bulunmadığından davacının kötüniyet tazminatı isteminin de reddi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
A-) Asıl dava yönünden;
1-Davanın KABULÜ ile, .... İcra müdürlüğü 2021/... Esas sayılı takip dosyası yönünden davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine,
2- Davacının kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE,
3-Davalının icra inkar tazminatı talebinin REDDİNE,
4- Davacının icra takibinin iptaline yönelik talebinin, bu hususun mahkememizin görev alanında kalmayıp icra hukuk mahkemelerinin görev alanında kalması nedeniyle reddine,
B-) Birleşen dava yönünden;
1-Davanın KABULÜ ile, .... İcra müdürlüğü 2021/... Esas sayılı takip dosyası yönünden davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine,
2- Davacının kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE,
3-Davalının icra inkar tazminatı talebinin REDDİNE,
4- Davacının icra takibinin iptaline yönelik talebinin, bu hususun mahkememizin görev alanında kalmayıp icra hukuk mahkemelerinin görev alanında kalması nedeniyle reddine,
ASIL DAVA YÖNÜNDEN
5-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 12.138,81 TL harçtan peşin alınan 3.034,71 TL harcın mahsubu ile bakiye 9.104,10 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına.
6-Davacı tarafından yatırılan 3.034,71 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
8-Davacı tarafça yapılan 256,45 TL müzekkere ve tebligat gideri, 9.000,00 TL bilirkişi ücreti ile 67,80 TL ilk masraf (59,30 TL başvurma harcı + 8,50 TL vekalet harcı) olmak üzere toplam 9.333,25 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
BİRLEŞEN DOSYA YÖNÜNDEN
9-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 12.138,81 TL harçtan peşin alınan 3.034,71 TL harcın mahsubu ile bakiye 9.104,10 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına.
10-Davacı tarafından yatırılan 3.034,71 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
11-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
12-Davacı tarafça yapılan 37,00 TL müzekkere ve tebligat gideri ile 67,80 TL ilk masraf (59,30 TL başvurma harcı + 8,50 TL vekalet harcı) olmak üzere toplam 104,80 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
13-Davacı tarafça yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep edilmesi halinde kendisine iadesine,
Dair, hazır bulunanların yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 31/12/2025
Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)