T.C.
İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2021/686 Esas
KARAR NO: 2024/520
DAVA: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 01/11/2021
KARAR TARİHİ: 19/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili kurumu tarafından yapılan hizmet alımı ihaleleri kapsamında yukarıda bilgileri bulunan firmalar bünyesinde özel güvenlik görevlisi olarak çalışmakta olan davadışı ... ... yaş dışında emeklilik için diğer şartları tamamladığı için istifa ederek kıdem tazminatını talep ettiği, kurum tarafından ... ...'in Kurum bünyesinde çalıştığı 13 yıl 9 ay 10 günlük süre için kıdem tazminatı olarak yasal kesintiler yapıldıktan sonra toplam 78.603,61 TL ödeme yapıldığını, ... ...'in bünyesinde çalıştığı ve halen müvekkili kurumu ... Müdürlüğünün güvenlik hizmetlerini yürüten davadışı ... Ltd. Şti.'nin ödemesi gereken kıdem tazminatı miktarı olan 33.897,88-TL bu firmadan tahsil edildiğini, buna göre yukarıda ... ...'e ödenen toplam 78.603,61 TL'den ... Ltd. Şti tarafından ödenen 33.897,88-TL mahsup edildikten sonra kalan 44.705,73-TL'nin sorumlulukları oranında yukarıda bilgileri bulunan firmalardan müvekkili kurumuna yatırılması istenmiş ancak firmalar tarafından bu tutarlar müvekkili kuruma ödenemediğini, belirterek Sayın Mahkemenizce re'sen diğer hususlar çerçevesinde, fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalmak üzere; davanın kabulünü, davalı firmalar çalışanı olan ... ...'e ödenmiş olan 44.075,73-TL'nin ödeme tarihi olan 18.09.2020 tarihinden itibaren hesaplanacak avans faiziyle birlikte davalılardan tahsilini, yargılama masrafları ve vekâlet ücretinin davalılara tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... ve Tic. Ltd. Şti vekilinin cevap dilekçesinde özetle; dava dışı işçi ... ... Müvekkil şirket bünyesinde 11.11.2006 - 14.09.2007 tarihleri ile 01.08.2008 - 17.09.2009 tarihleri arasında çalıştığını, iş akdinin istifa sonucu sona erdiğini, istifanın kıdem tazminatının kazanabileceği haklardan olmadığını, hakkı olmayan dava dışı işçiye davacı tarafından yapılan kıdem tazminatı ödemesinden müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkili şirket ile davacı arasında işçilik alacaklarından yarı yarıya sorumluluk ilkesinin geçerli olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğunun yalnızca dava dışı işçinin müvekkil şirkette çalıştığı dönemle sınırlı tutulabileceğini belirterek davanın reddini yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Tic. Ltd. Şti. vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımı süresi geçirildiğini, davalının yetkili mahkemede açılmadığını, davanın Erzincan'da açılmasının gerektiğini, dava şartı olan arabulucuğa başvurulmadan davanın açıldığını, taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesinde kıdem tazminatına ilişkin herhangi bir düzenlemenin yer almadığını, karşılığı olmayan bir ödemeden müvekkili şirketin sorumlu tutulamayacağını, davacı ile davalı arasında imzalanan sözleşmenin 23. Maddesinde yüklenicinin çalıştıracağı personele ilişkin sorumluluklarının ilgili mevzuatın emredici hükümleri ile genel şartnamenin 6. Bölümünde düzenlenmiş olduğu yüklenicinin bunlara aynen uymakla yükümlü olduğu belirtilmiş ise de; genel şartnamenin 6. Bölümünde dava konusu ile ilgili herhangi bir hüküm bulunmadığının anlaşıldığını belirterek davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa hükmedilmesini talep etmiştir.
Mahkememiz dosyasında, Dosyanın işçi alacakları hesabından anlayan hesap uzmanı bir bilirkişiye tevdii ile ön inceleme duruşmasında belirlenen uyuşmazlık noktasında rapor aldırılmasına karar verilmiş olup, 12/05/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle;" Nihai takdir ve değerlendirme Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, davacı tarafından ifa edilen dava dışı ... ...” in işçilik alacakları (kıdem tazminatı) ödemesi rücusuna ilişkin yapılan değerlendirmede;
Yukarıda yapılan değerlendirmede görüleceği üzere davacının ifa ettiği işçilik alacakları (kıdem tazminatı) 4. madde de belirtilen son dönem yerleşik hale gelmiş Yargıtay kararları çerçevesinde sözleşmelerde rücu miktarına ilişkin hüküm olup olmaması durumu esas alınarak rücu oranları belirlenmiş olup, davalı işverenlikler dava dışı işçinin bünyelerinde çalıştığı süre dikkate alınarak oransal sorumlu olup, bu rücu oranlarına karşılık gelen miktarlar;
¸
¸Her bir davalıva rücu edilebilecek toplam kıdem tazminatı miktarı:
¸
" şeklinde görüş ve kanaatinde bulunulmuştur.
Mahkememiz dosyasında, dosyanın tarafların rapora itirazlarının değerlendirilmesi ve raporda hesaplama hatası bulunup bulunmadığının denetlenmesi için ek rapor alınmak üzere bilirkişiye tevdine karar verilmiş olup, 17/11/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle;" Nihai takdir ve değerlendirme Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, kök bilirkişi raporuna yapılan itirazlar değerlendirilmiş, hesaplama denetimi yapılmış ve hata olmadığı tespit edilmiştir.
Bu kapsamda; kök raporda hesaplanan ve her bir davalıya rücu edilebilecek kıdem tazminatı miktar;
¸
" şeklinde görüş ve kanaatinde bulunulmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ GEREKÇE:
Dava, davacı kurumun taraflar arasında düzenlenen hizmet alım sözleşmesi kapsamında davalı şirketler tarafından çalıştırılan dava dışı işçinin işçilik alacaklarına ilişkin ödemek zorunda kaldığı miktarın rücuen tahsili istemine ilişkindir.
Somut olayda davacı ile davalılar arasında ayrı ayrı akdedilmiş olan hizmet alım sözleşmeleri uyarınca davacı kurumda çalıştırılan dava dışı ... ...'e kıdem tazminatı olarak ödenen 44.705,73-TL nin davalılardan iadesi istemi ile huzurdaki davanın açıldığı görülmüştür.
Davalı ... tarafından mahkememizin yetkisine yönelik olarak itiraz edilmiş olması sebebi ile öncelikle yetki hususu değerlendirilmiştir.
6100 Sayılı HMK'nın 6/1. maddesinin "(1) Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir." şeklindeki düzenlemesi uyarınca bu yetki kuralı kesin olmadığından HMK'nın 19. maddesinde belirlenen süre ve yöntemle yetkisizlik itirazında bulunulmaz ise davanın açıldığı mahkeme yetkili hale gelir ve mahkemece kendiliğinden yetkisizlik kararı verilemez. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Yetki itirazının ileri sürülmesi" başlıklı 19/2. maddesi; "Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz" hükmünü içermektedir. Yine, 116/1-a maddesinde Kesin yetki kuralının bulunmadığı hallerde yetki itirazını "ilk itiraz" olarak düzenlemektedir. 117/1. madde ise "İlk itirazların hepsi cevap dilekçesinde ileri sürülmek zorundadır; aksi hâlde dinlenemez." hükmünü içermektedir.
HMK 17.maddesi “Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.” hükmünü haizdir.
Dava dilekçesi ekinde dosyaya ibraz edilmiş olan hizmet sözleşmeleri içeriği incelendiğinde taraflar arasında İstanbul Mahkemelerinin yetkili kılınmış olduğu görülmekle mahkememizin yetkili olduğu kanaatine varılarak yargılamaya devam olunmuştur.
Yargılama sırasında davacı vekilinin talebi ve dosya arasına gönderilen ... nün 19/02/2024 tarihli yazı cevabı dikkate alındığında davalı ... Ltd. Şti.nin, ..... Ltd. Şti. Ne devredildiği görüldüğünden 'Davacının taraf değişikliği talebinin HMK.124/3. Maddesi gereğince kabulü ile, dava dilekçesinde davalı olarak gösterilen ve UYAP’ta kaydı bulunan ... Ltd. Şti.nin davalı kaydının silinerek ... .. Ltd. Şti. Nin davalı olarak UYAP’a kaydedilmesine karar verilmiş ve yargılamaya bu surette devam olunmuştur.
Mahkememiz yargılaması sırasında 2 no.lu celse ara kararımız uyarınca davacı vekiline talep edilen tazminat miktarının her bir davacı yönünden ayrı ayrı belirlemesi için 2 hafta süre verilmesine karar verilmiş, davacı vekili tarafından sunulan 26/09/2022 tarihli beyan dilekçesi ile her bir davalıdan talep edilen tazminat miktarları ayrı ayrı açıklanmıştır.
Tarafların gösterdiği deliller toplanmış, dava dışı işçiye ilişkin SGK evrakları celbedilmiş akabinde dosyanın bilirkişiye tevdine karar verilmiştir.
Bilirkişi tarafından hazırlanan 12/05/2023 tarihli raporda " Yukarıda yapılan değerlendirmede görüleceği üzere davacının ifa ettiği işçilik alacakları (kıdem tazminatı) 4. madde de belirtilen son dönem yerleşik hale gelmiş Yargıtay kararları çerçevesinde sözleşmelerde rücu miktarına ilişkin hüküm olup olmaması durumu esas alınarak rücu oranları belirlenmiş olup, davalı işverenlikler dava dışı işçinin bünyelerinde çalıştığı süre dikkate alınarak oransal sorumlu olup, bu rücu oranlarına karşılık gelen miktarlar tespit edilmiş bu dönemde işçinin davalı ve dava dışı firmalarda çalışması bulunduğu tespit edilmiş, ayrıca raporda yalızca dosyamız davalılarının sorumlu olduğu tutarlar da ayrıca hesaplanmıştır.
4857 Sayılı İş Kanununun 2/6.maddesinde, "Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine dair yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereğiyle teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeriyle ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işverenle birlikte sorumludur." hükmü bulunmaktadır. Dava konusu olayda da davacı ile davalılar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup, davacı asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeriyle ilgili olarak İş Kanunundan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada Kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işverenler, dış ilişki itibariyle (dava dışı işçiye karşı) müseselsilen sorumludurlar. Bu düzenleme, işçi alacağının güvence altına alınması amacıyla yapılmış olup, sadece işçilere karşı bir sorumluluktur. Asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide ise iş hukuku değil, Borçlar kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir.
Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Nitekim 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 167.(Mülga Borçlar Kanunu'nun 146.) maddesinde düzenlenen, "Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır." şeklindeki hükümde de, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği de açıkça belirtilmiştir.
Dava konusu olayda da davacı ile davalılar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup, davacı asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak İş Kanunu'ndan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada Kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işverenler, dış ilişki itibariyle (dava dışı işçiye karşı) müteselsilen sorumludurlar. Aralarındaki sorumluluğun tayininde ise sözleşme hükümleri değerlendirilmesi gerekmekte olduğundan işbu davada hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporu uyarınca davacının dava dışı işçiye ödemiş olduğu miktarı sorumlulukları oranında davalılardan tahsil edebileceği, zamanaşımının sözleşmeden kaynaklı genel zamanaşımına tabi olduğu, davanın açıldığı tarih itibari ile zamanaşımı süresinin dolmamış olduğu kanaatine varılmakla, dosyaya sunulan bilirkişi raporunda belirtilen miktarlar üzerinden ve davacı vekilinin 26/09/2022 tarihli açıklama dilekçesindeki tutarlar da dikkate alınarak davanın kısmen kabul kısmen reddine karar vermek gerekmiş, faiz türü ve faiz başlangıcı hususunda emsal mahiyetteki ... Mahkemesi ... Hukuk Dairesinin 2021/... E., 2024/... K. Sayılı ilamı da dikkate alınarak davacının ödeme tarihinden itibaren avans faizi ile tahsiline karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1 -Davacının davasının KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ ile; dava dışı işçiye ödenen işçilik alacaklarından kaynaklı olarak ;
-11.087,69-TL'nin davalı ... ve Tic. Ltd. Şti.'nden,
- 4.718,17-TL'nin davalı ... San. Ve Tic. Ltd. Şti.'nden,
- 11.323,60-TL'nin davalı ... Limited Şirketinden,
- 11.323,60-TL'nin davalı ... Limited Şirketinden olmak üzere toplam 38.453,06-TL'nin ödeme tarihi olan 18/09/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte adı geçen davalılardan alınarak davacıya VERİLMESİNE, davacının fazlaya dair isteminin REDDİNE,
2 - Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 2.626,73 TL harçtan peşin alınan 763,87 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.862,86 TL harcın davalılardan (568,05-TL sinin davalı ... Ltd. Şti.'nden, 134,51-TL sinin davalı ... Ltd. Şti.'nden, 580,14-TL sinin ... Ltd. Şti.'nden, 580,14-TL sinin ... Ltd. Şti.'nden alınmak üzere) tahsili ile hazineye irat kaydına.
3- Davacı tarafından yatırılan 763,87 TL harcın davalılardan ( 189,35-TL sinin davalı ... Ltd. Şti.'nden, 187,78-TL sinin davalı ... Tic. Ltd. Şti.'nden, 193,37-TL sinin ... Ltd. Şti.'nden, 193,37-TL sinin ... Ltd. Şti.'nden alınmak üzere) tahsili ile davacıya verilmesine,
4- Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca 11.087,69-TL vekalet ücretinin davalı ... ve Tic. Ltd. Şti.'den alınıp davacıya verilmesine,
5- Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca 4.718,17-TL vekalet ücretinin davalı ... San. Ve Tic. Ltd. Şti.'den alınıp davacıya verilmesine,
6- Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca 11.323,60-TL vekalet ücretinin davalı ... Ltd. Şti.'den alınıp davacıya verilmesine,
7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca 11.323,60-TL vekalet ücretinin davalı ... Ltd. Şti.'den alınıp davacıya verilmesine,
8- Davalı ... ve Ticaret Ltd. Şti. kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, bu davalı için açıklanan dava değeri dikkate alınarak, Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca 84,89-TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp bu davalıya verilmesine,
9- Davacı tarafça yapılan 1.290,00 TL müzekkere ve tebligat gideri, 1.500,00 TL bilirkişi ücreti ile 67,80 TL ilk masraf (59,30 TL başvurma harcı + 8,50 TL vekalet harcı) olmak üzere toplam 2.857,80 TL yargılama giderinin davanın kabul red oranına göre hesaplanan 2.458,10 TL'sinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
10- Davacı tarafça yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep edilmesi halinde kendisine iadesine,
11 - Suçüstü Ödeneğinden ödenen 1.360,00TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul red oranına göre hesaplanan 190,21 TL'sinin davacıdan 1.169,79 TL'sinin davalılardan alınarak hazineye irad kaydına.
Dair, hazır bulunanların yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ... Mahkemesi'nde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 19/07/2024
Katip ...
e-imza
Hakim ...
e-imza