T.C.
İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2022/209 Esas
KARAR NO :2025/627
DAVA:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:23/03/2022
KARAR TARİHİ:30/09/2025
Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; 04.11.2021 tarihinde sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracı ile seyir halindeyken davacı müvekkili ...'ın maliki olduğu sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araca çarpması neticesinde trafik kazası meydana geldiğini; dava konusu trafik kazası nedeniyle davacı müvekkili ...'ın maliki olduğu ... plaka sayılı araçta hasar meydana geldiğini; yargılama konusu trafik kazasının meydana gelmesinde davacı müvekkilinin hiçbir kusuru bulunmadığını; dava konusu trafik kazasına karışan ... plaka sayılı aracın kaza tarihi itibariyle ... nolu Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi uyarınca davalı ... şirketinin teminatı kapsamında olduğunu; davacı müvekkili ...'ın maliki olduğu ... plaka sayılı araçta oluşan hasar nedeniyle müvekkilinin uğramış olduğu maddi zararların tazmini için gerekli bilgi ve belgeler ile birlikte davalı ...Ş.’ye başvuruda bulunulduğunu; başvuru dilekçesi ve eklerinin 22.12.2021 tarihinde davalıya tebliğ edildiğini; davalı nezdinde ... nolu hasar dosyasının oluşturulduğunu; 04.11.2021 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucunda müvekkili ...'ın maliki olduğu ... plaka sayılı araçta oluşan hasar nedeniyle maddi zararın tazmini amacıyla HMK madde 109/1 uyarınca başlangıçta belirttikleri taleplerinin arttırım hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,-TL araç hasarına ilişkin maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkili davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ilgili maddeleri ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi gereğince müvekkili şirketin sorumluluğunun belirlenecek olan gerçek zarardan sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranınca ve poliçe kapsamında teminat limitleriyle sınırlı olduğunu; işbu davaya konu hasar nedeniyle dava dışı ... Sigorta A.Ş.’ye 18.072,75 TL araç hasarının müvekkili şirketçe ödendiğini; davacının hasar tazminatına ilişkin herhangi bir hak ve alacağının kalmadığını; kusur ve işbu dava konusu trafik kazası neticesinde meydana gelen hasarın bilirkişilerce değerlendirildikten sonra müvekkili şirket tarafından mezkur ödemelerin ödeme tarihinde davacı yanın zararını karşılayıp karşılamadığının tespit edilmesi gerektiğini; araçta meydana geldiği iddia olunan hasarların kazanın oluş şekli ile uyumlu olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğini; davanın reddini talep etmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, trafik kazasından kaynaklı hasar bedelinin ZMMS kapsamında davalı ... şirketinden tahsili istemine ilişkindir.
Somut olayda; davacı ...'ın maliki olduğu, olay tarihi olan 04.11.2021 tarihinde sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç ile dava dışı ... sevk ve idaresindeki, davalı şirket nezdinde ZMMS kapsamında sigortalanmış olan ... plaka sayılı araç arasında meydana gelen trafik kazası neticesinde davacının aracının hasara uğraması sebebiyle hasar bedelinin davalı ... şirketinden tahsili amacıyla HMK m.109 hükmü uyarınca işbu davanın açılmış olduğu görülmüştür.
Davalı vekili tarafından cevap dilekçesi ile birlikte mahkememizin görevine ve yetkisine itiraz edilerek görevli mahkemenin İstanbul Anadolu Tüketici Mahkemeleri olduğu beyan edilmekle görev kamu düzeninden ve dava şartlarından olması sebebiyle öncelikle bu husus irdelenmiş olup bu kapsamda davalının ZMMS poliçesi incelendiğinde sigortalanan aracın ... plaka sayılı araç olduğu görülmekle kural olarak dosyanın tarafları arasındaki ilişkinin akde dayanması, davalının sorumluluğunun kaynağı davacıyla yaptığı trafik sigorta sözleşmesine aykırılık olması halinde 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 3, 73/1 ve 83/2 maddeleri uyarınca sigorta sözleşmelerinden kaynaklanan davalara bakma görevi Tüketici Mahkemelerine aittir. Ancak işbu davada davacı ile davalı arasında sözleşmesel bir ilişki bulunmadığından, talebin TTK'nın sigorta hukukuna ilişkin hükümleri kapsamında incelenmesi gerektiğinden mahkememizin görevli olduğu kanaatine varılmakla dosyanın esasına girilmiştir.
Davalının mahkememizin yetkisine yönelik itirazı dosyada kesin yetkinin bulunmaması sebebiyle bir dava şartı olmayıp ilk itiraz olduğundan bu kapsamda yapılan incelemede; 6100 Sayılı HMK'nın 6/1. maddesinin "(1) Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir." şeklindeki düzenlemesi uyarınca bu yetki kuralı kesin olmadığından HMK'nın 19. maddesinde belirlenen süre ve yöntemle yetkisizlik itirazında bulunulmaz ise davanın açıldığı mahkeme yetkili hale gelir ve mahkemece kendiliğinden yetkisizlik kararı verilemez.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Yetki itirazının ileri sürülmesi" başlıklı 19/2. maddesi; "Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz" hükmünü içermektedir. Yine, 116/1-a maddesinde Kesin yetki kuralının bulunmadığı hallerde yetki itirazını "ilk itiraz" olarak düzenlemektedir. 117/1. madde ise "İlk itirazların hepsi cevap dilekçesinde ileri sürülmek zorundadır; aksi hâlde dinlenemez." hükmünü içermektedir.
6100 Sayılı HMK'nın Haksız fiilden doğan davalarda yetkiyi düzenleyen 16. Maddesinin "(1) Haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir." şeklindeki düzenlemesi ve sigorta sözleşmelerinden doğan davalarda yetkiyi düzenleyen 15. maddesinin "(1) Zarar sigortalarından doğan davalar, sigorta, bir taşınmaza veya niteliği gereği bir yerde sabit bulunması gereken yahut şart kılınan taşınıra ilişkinse, malın bulunduğu yerde; bir yerde sabit bulunması gerekmeyen veya şart kılınmayan bir taşınıra ilişkinse, rizikonun gerçekleştiği yerde de açılabilir." şeklindeki düzenlemesi ve 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunun 110. Maddesinin "Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentanın bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir." şeklindeki düzenlemelerinde trafik kazasından kaynaklı haksız fil mahiyetindeki sigortaya yöneltilmiş olan tazminat davalarında birden fazla yetkili mahkeme seçimlik olarak düzenlenmiş olup söz konusu düzenleme kamu düzenine ilişkin olmayıp, kesin yetki kuralı niteliğinde değildir. Bu sebeple kanunda yetkinin kamu düzenine ilişkin olmadığı ve birden fazla yetkili mahkemenin kabul edilmiş olması halinde, yetkili mahkemenin belirlenmesinde seçim hakkı davacıya ait olup, davacı kanunda öngörülen yetkili mahkemelerin birisinde davasını açabilir.
Somut olay bakımından seçimlik hak sahibi olan davacının İstanbul Ticaret Mahkemesinde dava açma seçeneğini kullanmış olması sebebiyle mahkememizce yetki itirazı üzerine yapılan kontrolde davacının yerleşim yeri adresinin Sarıyer / İstanbul olması sebebiyle mahkememizin yetkili olduğu görülmekle yargılamaya devam olunmuştur.
Haksız Fiillerden doğan borç ilişkileri Türk Borçlar Kanununun 49. Ve devamı hükümlerinde düzenlenmiş olup 49. Maddenin "(1)Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
(2)Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür." şeklindeki düzenlemesi ve aynı kanunun Zararın ve kusurun ispatı başlıklı 50. Maddesinin "(1) Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.
(2)Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler." şeklindeki düzenlemesi uyarınca bir haksız fiil sonucunda zarar görenin tazminat isteminde bulunabilmesi için ortada haksız fiilin bulunması, failin kusur olması, talepte bulunan şahısta zararın meydana gelmiş olması ve zarar ile fiil arasında illiyet bağının olması gerekmektedir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1. maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasanın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir.
Bir zarar sigortası türü olan zorunlu mali sorumluluk sigortasında sigortacı işletenin sorumluluğunu yine ancak sorumlu olduğu çerçevede karşılamakla yükümlüdür. Bu bakımdan zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile işletenin poliçe limiti dahilinde tazminat sorumluluğunu yüklenen sigorta şirketi gerçek zarardan, işletenin ve eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru oranında sorumlu tutulabilecektir.
Davalı vekilinin cevap dilekçesi ekinde ibraz etmiş olduğu ödeme dekontu incelendiğinde ... Sigorta Şirketine 29.03.2022 tarihinde 18.072,75 TL ödeme yapıldığı anlaşılmış olup buna yönelik olarak davacının sunmuş olduğu beyan dilekçesinde söz konusu ödeme yapılan şirketin davacının ZMMS ya da İMMS kapsamında sigortacısı olmadığının beyan edilmiş olduğu, yargılamanın ilerleyen aşamalarında davacının cismani zararı sebebiyle davalı tarafından davacıya 06.03.2022 tarihinde 180.000,00 TL ödeme yapıldığının beyan edilmiş olduğu görülmüştür.
Yargılama esnasında kazaya karışan tarafların kusur oranlarının tespiti bakımından birden fazla rapor alınması gerekmiş olup bu hususa yönelik olarak sıralı şekilde açıklama yapılması gerektiğinde;
Öncelikle mahkememizin işbu dosyasından 01.08.2022 tarihinde bilirkişi ...'den alınan raporda kazaya karışan tarafların %50- %50 kusurlarının olduğunun belirtilerek hasar tazminatı talebi bakımından eksik evraklar bulunduğundan bahisle hesap yapılamadığı mahkememize bildirilmiştir.
Celp edilmiş olan ... Ceza Mahkemesinin ... Esas Sayılı dosyasında alınan kusur raporunda davalının sigortaladığı aracın sürücüsü ...'in asli kusurlu olduğu, davacının kusurunun olmadığının tespit edilmiş olduğu görülmüştür.
Mahkememizin bu dosyasından alınan kusur raporu ile ... Ceza Mahkemesinin ... Esas Sayılı dosyasında alınan kusur raporu arasında çelişkinin bulunması, tarafların rapora karşı itiraz ederek ATK'dan rapor alınması isteminde bulunmuş olmaları sebebiyle işbu kez ... Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan raporda kazaya karışan tarafların %50- %50 kusurlarının olduğunun belirtilmiş olduğu görülmüştür.
ATK raporuna karşı sunulan itiraz dilekçesinde daha önce dosyaya ibraz edilmeyen ve ilk kez itiraz dilekçesi ile birlikte bahsedilen .... ATM'nin ... Esas sayılı dosyasından alınan kusur raporu ile alınan rapor arasında çelişki olduğunun beyan edilmiş olması üzerine mahkememizce ilgili dosya celp edilip incelendiğinde; davacı ... tarafından meydana gelen işbu kazadan kaynaklı olarak ... plakalı aracın kasko sigortacısı olan ... Sigorta şirketi aleyhine manevi tazminat istemi ile davanın açılmış olduğu, bu dosya kapsamında alınan kusur raporunda ...'in %100 oranında kusurlu olduğu, davacının ise kusursuz olduğunun bildirilmiş olduğu görülmüştür.
Alınan tüm bu raporlar, taraflarca dava ve cevap dilekçesinde belirtilemeksizin bilirkişi raporlarına karşı sunulan itiraz dilekçesinde belirtilen kusur raporları arasında çelişkilerin olması ve dosya kapsamında davacının hasar tazminatı talebi bakımından hesaplama yapılmamış olması nedeniyle nihai olarak hem kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi hem de hesap yapılması amacıyla ...'de görevli 3 kişilik bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır.
...'de görevli 3 kişilik bilirkişi heyetinden alınan kök ve ek raporda özetle;
Dava konusu olaya ilişkin olarak düzenlenen Yaralanmalı ve Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağına göre 04.11.2021 günü saat 06:50 sıralarında ... caddesi üzeri ... Müzesi önünde, yerleşim yeri içinde, 2 şeritli çift yönlü cadde vasfındaki yolda, hava açık, vakit gündüz, yol asfalt kaplama ve kuru iken, sürücü ... yönetimindeki ... plakalı aracıyla seyri sırasında ... Müzesi önüne geldiğinde U dönüşü yapmak istediği sırada yine aynı yönde seyreden sürücü ... yönetimindeki ... plakalı motosikletinin ön kısımlarıyla otomobilin sol yan kısımlarına çarpmış ve çarpma sonucu ... alanında park halindeki ... plakalı araca çarpması sonucu kaza meydana gelmiştir.
Dava konusu olayda davalı şirkete sigortalı araç sürücüsü ...'in % 100 (Yüzdeyüz) oranında tamamen kusurlu olduğu,
Davacıya ait ... plakalı ... marka ... tipi 2016 model motosikletteki hasara ilişkin olarak dosyaya sunulan ve ... MOTOSİKLET başlıklı ve 03.12.2022 tarihli TEKLİF FORMU'nun incelenmesinden, motosikletteki hasarın parça ve işçilikler toplamı olarak KDV dahil 55.919,84 TL olduğu görülmüştür.
Dava konusu aracın kaza tarihi itibariyle kasko sigorta değeri 53.211 TL olup 2. El rayiç satış değeri 55.000,00 TL'dir. Araçtaki hasar miktarı aracın değerine ulaştığından, aracın tamirinin ekonomik olmadığı ve pert total sayılması gerektiği tespit edilmiştir.
Davacı vekili tarafından dosyaya delil olarak sunulan Araç Satış Sözleşmesi dikkate alındığında, dava konusu motosikletin kaza tarihindeki satış değerinin, T.C. Merkez Bankası Enflasyon Hesaplayıcısı programına göre 127.000,00 TL olduğu belirlenmiştir.
Kök raporda belirtildiği üzere araçtaki hasar miktarı aracın değerini aştığından aracın pert total sayılması gerekir.
Aracın hasarlı haliyle sovtaj değeri, benzer seviyede hasarlı araçların sovtaj değeri dikkate alındığında 50.000,00 TL'dir. Dolayısıyla araçtaki gerçek hasar miktarı: 127.000,00 - 50.000,00 = 77.000,00 TL'dir.
Davalı şirketçe temin edilen sigorta poliçesinin araç başına maddi teminat limiti 43.000,00 TL'dir.
Şeklinde hazırlanan rapor mahkememize ibraz edilmiştir.
Yargılama esnasında henüz davacının aracındaki hasar bedeline ilişkin eksikliklerin tamamlanmaması sebebiyle rapor alınamadığı bir zamanda 02.11.2023 tarihinde ibraz edilen ıslah dilekçesi ile birlikte davadaki taleplerinin 43.000,00 TL olarak ıslah edildiğinin mahkememize bildirilmiş olduğu ve bu kapsamda harcın yatırılmış olduğu, alınan son heyet raporu akabinde davacı vekili tarafından sunulan beyan dilekçesinde ıslah talepleri doğrultusunda karar verilmesi isteminde bulunmuş olduğu, aracın sovtajı bakımından taleplerinin iletilmediği görülmüştür.
Yargıtay tarafından kabul edilen hesaplama yöntemine göre; onarım masrafları, sigortalı taşıtın rizikonun gerçekleştiği tarihteki değerini aşar ya da taşıt onarım kabul etmez ise tam hasara (pert) uğramış sayılır. 18/07/1997 tarihli Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 39.maddesine göre hurda araç; ekonomik ömrünü doldurma, eskime, yıpranma, kaza, yanma, tahrip edilme vb. nedenlerle kullanılamaz hale gelen araçlar şeklinde tanımlanmıştır.
Alınan hüküm kurmaya ve denetime elverişli son rapor kapsamında davacıya ait aracın onarımının ekonomik olmadığı, pert olarak kabul edilmesi gerektiği kanaatine varılmakla gerçek hasar miktarının /pert bedelinin 127.000,00 TL olduğu, bu bedelden sovtaj bedeli olan 50.000,00 TL düşüldüğünde 77.000,00 talep edilebileceği, nitekim davacının da davalının sorumluluk miktarı olan 43.000,00 TL üzerinden hüküm kurulmasını istediği, davalının poliçe limitinin aracın sovtaj dahil tüm pert bedelini karşılamaya yetmediği de göz önünde bulundurularak sovtajın davacıda kalacak şekilde davalının sorumluluk miktarının tamamı üzerinden davasının kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Mahkememizin işbu dosyası ile benzer mahiyette olan Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2019/4875 Esas, 2020/720 Karar Sayılı, 04/02/2020 Tarihli "... 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 99/1 maddesi ile Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortasının Genel Şartlarının B-2 maddelerinde sigortacının zarar giderim yükümlülüğü, zararın ihbarı ve gerekli belgelerin sigortacıya bildirildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortasının poliçe limiti dahilinde tazminatı ödemekle yükümlü olup, bu sürenin sonunda ödeme yapılmadığı takdirde temerrüt gerçekleşeceği öngörülmüştür. Sigortacının kısmi ödeme yapması halinde ise, söz konusu ödeme tarihi temerrüt tarihi olarak esas alınacaktır." şeklindeki gerekçeli ilamı da göz önünde bulundurulduğunda davacı tarafından davalıya 22/12/2021 tarihinde başvuru yapılmış olduğu, 8 iş günü sonrasının 03/01/2022 tarihine tekabül ettiği 9. Gün olan 04/01/2022 tarihinde davalının temerrüde düşmüş olduğu kabul edilerek bu tarihten itibaren kazaya karışan davacıya ait aracın hususi araç olması sebebiyle de yasal faizi işletilmesine karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere;
1-Davacının davasının KABULÜ ile; 04/11/2021 tarihinde meydana gelen trafik kazasından kaynaklı 43.000,00 TL pert bedelinin temerrüt tarihi olan 04/01/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
2-Alınması gerekli olan 2.937,33-TL karar ilam harcından dava açılırken başlangıçta peşin olarak alınan 170,78-TL ile ıslah harcı olarak alınan 564,00-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 2.202,55-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından sarf edilen dava açılış gideri: 693,30-TL (başvurma, vekalet harçları, peşin harç ve ıslah harcı) davetiye, posta gideri: 525,50-TL, bilirkişi ücreti: 14.300,00-TL olmak üzere toplam: 15.518,80-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 1.560,00-TL'nin davalıdan alınara hazineye gelir kaydına,
6-Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 30/09/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır