T.C.
İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO :2022/336 Esas
KARAR NO:2025/157
DAVA:İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:10/05/2022
KARAR TARİHİ:05/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı firmanın .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... değişik iş sayılı dosyası üzerinden müvekkili aleyhine 2 adet fatura alacağına ilişkin olarak 22/10/2021 tarihli cari hesaba konu haciz talep edilen tarih itibariyle 90.177,90 TL alacaklarının olduğunu iddia ederek ihtiyati haciz talebinde bulunduklarını, ancak müvekkilinin davalı firma ile mutabık oldukları bir borç bulunmadığını, müvekkilinin 14/09/2021 tarihli 84.482,17 TL tutarında fatura dışında 4.850,14 TL tutarındaki bakiye bana aittir şeklinde beyanıyla davalı firma ile mutabık kaldıklarını, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin değişik iş sayılı dosyasında da bu sebepten dolayı davalı tarafın talep etmiş olduğu 90.177,90 TL kısmen kabul edilerek cari hesabın 4.850,14 TL olduğu fazlaya ilişkin talebin reddine karar verildiğini, davalının talep etmiş oldukları ücretin tamamı üzerinden haksız yere ihtiyati hacizden kaynaklı icra takibi başlatıklarını, .... İcra Dairesinin ... eas sayıl ıdosyası üzerinden açılmış olan icra takibinde müvekkilin belirtilen adreste oturmasına rağmen ödeme emrinin iade olduğunu, TK 21/2 maddesine göre tebligat yapılarak muhtara tebliğ edildiğini, müvekkilini oturduğu yerin kapısına haber kağıdı vs. Yapıştırılmadığını, bu yüzden icra takibinin kesinleştiğini, müvekkili hakkında açılan ... 4. İcra Dairesinin 2021/2272 talimat sayılı dosyası üzerinden yapılan haciz nedeniyle haberdar olduklarını, müvekkilinin haciz baskısı altında mesnetsiz ve haksız yere açılan icra dosyasını ödemek zorunda kaldığını belirterek müvekkilinin ödemek zorunda kaldığı toplam 113.153,80 TL ücretin 14/12/2021 ödeme tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte istirdatını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın tacir olmadığını, bu yüzden görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, çıkartılan tebligatlarda yasaya ve usule aykırı herhangi bir durum bulunmadığını, davacı tarafça dosya borcuna süresi içerisinde itiraz edilmediğini, dosya borcunun kredi kartı aracılığıyla hiçbir ihtirazi kayıt ileri sürülmeden kendilerin ödendiğini, davacının müvekkili şirket ile aralarında herhangi bir cari hesap ilişkisinin bulunmadığını beyan etmiş ise de gerekli ticari defterler incelendiğinde ticari ilişkinin ortaya çıkacağını belirterek davada öncelikle görevsizlik kararı verilmesini, mahkememiz aksi kanatte ise davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememiz dosyasının 13/09/2023 tarihli celsesinin 3 numaralı ara kararı uyarınca tanıkları bildirmek üzere taraflara süre verildiği, verilen süre içerisinde davalı vekilinin tanıklarını bildirdiği ve tanıkları gelecek celse dinlemek üzere tebligat çıkarıldığı görülmekle, 24/01/2024 tarihli celsede dinlenilen ...'in beyanında;" Ben davalı şirkette muhasebe sorumlusu olarak çalışmaktayım, 4 yıldır burada çalışıyorum, davalı tarafından davacıya satışı yapılan faturaya konu tüm ürünler davacıya eksiksiz olarak teslim edilmiştir, bunun en büyük kanıtı davacının almış olduğu ürünlere ilişkin 1 ay sonrasında kesmiş olduğu fiyat farkı faturasıdır, davacı taraf huzurdaki davaya konu edilen faturaya ilişkin olarak da fiyat farkı faturası kesmiştir, kendisine mal teslim edilmemiş olsa 1 ay sonrasında neden aldığı mallara ilişkin fiyat farkı faturası kesmiş olsun, tanıklık ücreti talebim yoktur, bizim satmış olduğumuz belli ürünlerin aylık olarak belli yüzdelerde geri dönüşümleri alınmaktadır, bu satım ilişkisine konu olan ürünle ilgili hatırladığım kadarıyla bu oran %12'dir, yani davacı örneğin bu ay 500.000 TL lik mal almış ise bir sonraki ay bu toplamın %12'sini fiyat farkı faturası olarak bize keser ve davacının borcundan bu miktar düşülür, bu uygulama davacının yararına bir uygulamadır, uygulamanın amacı da satışın arttırılmasıdır." dediği görüldü.
Yine aynı celsede dinlenilen tanık ...'in beyanında;" Ben 2019 yılından bu yana davalı şirkette Avrupa Bölgesindeki satış sorumlusu olarak çalışmaktayım, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davalı taraf anlaşmaya konu tüm ürünleri davacıya teslim etmiştir, bunun en büyük kanıtı davacı tarafından davalı şirkete kesilen fiyat farkı faturalarıdır, davalı şirketin uygulaması gereği bazı müşterilere iskontolu satışlar uygulanmaktadır, iskontolu satışlar uygulanırken müşteriye belli bir tutarda ürün satılmakta, sonra bu satış bedeli üzerinden bir iskonto oranı belirlenmekte, satıştan bir sonraki ay da satış yapılan karşı taraf bu oran üzerinden fiyat farkı faturası düzenleyerek davalıya göndermektedir, bu husus davacının ürünleri teslim aldığının açık kanıtıdır, aksi takdirde davacı teslim almadığı bir ürünle alakalı fiyat farkı faturası düzenleyemez, tanıklık ücreti talebim yoktur" dediği görüldü.
Mahkememiz dosyasının 24/01/2024 tarihli celsesinin 3 numaralı ara kararı uyarınca talimat yazılarak bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş olup, 18/03/2024 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle;" Yukarıdaki IV-TESPİT EDİLEN HUSUSLAR bölümünde detaylı şekilde ifade edilen açıklamalar nezdinde davalı ... ... VE PAZ.A.Ş.” nin talep ettiği alacağı arasında 14/09/2021 tarih ve ... nolu kdv dahil 84.481,43.-TL. fatura ile ilgili geçerli / yeterli bilgi ve belgelere rastlanılmadığından ;
Davacı ...” in yasal ve TTK hükümlerine göre onaylı / geçerli Yevmiye Defteri kayıtlarında yapılan tespit neticesinde 12/01/2021 - 18/09/2021 tarihi arası cari hesap hareketleri itibariyle 3.694,78.-TL davalı ... ... VE PAZ.A.Ş.'ye BORÇLU OLDUĞU,
Davacı ... ve davalı ... ... VE PAZ.A.Ş.arasında 22/10/2021 tarihli “5260-Cari Hesap Ekstresi” * ndeki 89.332,31.-TL.BORÇ (Davacı ... Borçlu)bakiyesini davacı ... kabul etmeyerek el yazısı ile 84.482,17.-TL.tutarlı fatura dışında kalan 4.850,14.-TL. BORÇLU OLDUĞUNU BEYAN ETTİĞİ,
Davacı ...'ın dosyada sunulan bilgi ve belgeler neticesinde davalı ... ... VE PAZ.A.Ş.'ye cari hesap ekstresi üzerinde beyan ettiği 4.850,14 TL BORÇLU durumundan DEĞERLENDİRİLMESİ GEREKTİĞİ KANAATİNE VARILMIŞTIR." şeklinde görüş ve kanaatinde bulunulduğu görüldü.
Mahkememiz dosyasının 05/06/2024 tarihli celsesinin 1 numaralı ara kararı uyarınca davalının ticari defterleri üzerinde inceleme yapılarak bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş olup,10/07/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle;" Tüm dava dosyası, iddia, savunma, bilirkişi raporu, davalı ticari defterleri ba-bs formları ile dava dosyasına sunulan tüm deliller üzerinde, yapılan inceleme, denetim, tahlil ve hesaplamalar neticesinde;
.... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyası için, ... 4. İcra Dairesinin 2021/2272 esas sayılı talimat dosyası üzerinden davalı yana haciz tatbik edildiği, davalının haciz tutanağına “ihtirazı kayıtla ödemeyi yapmayı kabul ediyorum” ibaresini yazdırmak suretiyle, 14.12.2021 tarihinde Av. ... hesabına, ...” tan 72.000,00.- TL, yine Av. ... hesabına, ... Bankasından 45.000,00.- TL olmak üzere toplam; 117.000,00.-TL ödeme yaptığı ve icra dosyasının kapatıldığı,
Dava; icra takibi neticesinde davalıya ödenen paranın istirdatı istemine ilişkin olup, uyuşmazlığın; davalı şirket tarafından davacı adına düzenlenen ve davacının kabulünde olmayan, ancak .... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasına icra baskısı altında ödenen, 14.09.2021 tarih 84.482,17.-TL tutarlı faturadan kaynaklandığı,
Bu durumda; davalı şirket tarafından, davacı adına düzenlenen 14.09.2021 tarih 84.482,17.-TL tutarlı faturayı davacıya tebliğ edip, fatura içeriği mal/hizmeti davacıya verdiğini ispatlaması gerektiği, öte yandan davacının bahse konu fatura içeriği mal/hizmeti almadığını, faturanın da kendisine tebliğ edilmediğini ispatlaması gerektiği,
25 Ocak 2021 tarihli ve 31375 sayılı Resmi Gazete'de Form Ba ve Form Bs uygulamasında değişiklik yapan 523 Sıra Nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği gereği, 2021 Yılının Temmuz ayından itibaren mükelleflerin birbirlerine düzenledikleri e- faturaların kullanan yada düzenleyen mükellefler tarafından ba- bs formunda bildirilmediği, e- faturaların; Gelir İdaresi Başkanlığı sistemi üzerinden otomatik olarak Ba-Bs formuna işlendiği, bu nedenle, Ba- Bs formlarından yola çıkarak, tarafların birbirine düzenledikleri e-faturaların teslim ve tebliğ edilmesi ile ilgili karinenin, 2021 Yılının Temmuz ayından itibaren oluşmadığı,
Davalı şirket tarafından davalı adına düzenlenen ve asıl uyuşmazlık konusu olan; 14.09.2021 tarih ... sıra numaralı 84.482,17.-TL bedelli e-arşiv faturasının (Bkz: Ekler) davacı tarafından “... Kuruyemiş ... Kaşesi” ile tasdiklenerek imzalandığı, bu faturanın aynı zamanda sevk irsaliyesi yerine de geçtiği, bu durumun; davacının ilgili fatura ve içeriğini kabul ettiği anlamına geldiği,
Talimat raporunda; davacı yana ait 2021 Yılına ait ticari defterlerin TTK hükümlerine göre delil teşkil ettiği,
Yine Talimat raporunda; davacı yan ticari defterleri ile dava konusu muhasebe hesap ve kayıtlarına göre; ödeme emri tarihinde, davacının davalıya 3.694,78.-TL borcunun olduğu, ancak davacının davalı şirketin cari hesap ekstresinde bulunan 89.332,31.-TL borcu kabul etmeyerek, 4.850,14.-TL borcu olduğunu beyan ettiği, bu nedenle 4.850,14.-TL borcun kabul edilmesi gerektiğinin belirtildiği, davacı yan tarafından kaşe ve imzayla tasdiklenip kabul edilen 14.09.2021 tarih ... sıra numaralı 84.482,17.-TL bedelli e-arşiv faturası ile ilgili, davacının TTK 21/2 hükmü gereği herhangi bir ihtar ve ihbarının dosya delilleri arasında bulunmadığı, kısaca; davacının ilgili faturaya herhangi bir itirazı olmadan ticari defterlerine kaydetmediği, bu nedenle ilgili fatura ile birlikte davacının davalıya borcunun (4.850,14484.482,17). 89.332,31-TL olması gerektiği,
Davalı şirkete ait 2021 Yılı ticari defterlerin HMK 222/2 hükümlerine göre delil teşkil ettiği,
Davalı şirket ticari defterleri ile dava konusu muhasebe hesap ve kayıtlarına göre; ödeme emri tarihinde, davalı şirketin davacıdan, 89.332,31.-TL cari hesap alacağının olduğu,
Tüm bu nedenlerle davacının davasını ispatlayamadığı, sonucuna ulaşılmıştır." şeklinde görüş ve kanaatinde bulunulduğu görüldü.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ GEREKÇE:
Dava icra takibi neticesinde davalıya ödenen paranın istirdatı istemine ilişkin olup uyuşmazlık davalının .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında alacaklı olup olmadığı, ödenen paranın istirdadının gerekip gerekmediği ve mahkememizin görevli olup olmadığına ilişkindir.
Öncelikle görev yönünden yapılan değerlendirmede; mahkememizce vergi dairesi yazılan müzekkeremize verilen 22/11/2022 tarihli müzekkere cevabında davacının bilanço usulüne göre defter tuttuğunun bildirildiği görülmekle ve davalının da tacir ve taraflar arasında ilişkinini de ticari ilişkiye ilişkin olduğu anlaşılmakla mahkememizin görevli olduğu kanaatine varılmış bu nedenle davanın esastan incelenmesine geçilmiştir.
2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun (İİK) 72. Maddesinin;
(7)Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir." şeklindeki düzenlenmiştir.
İstirdat davasında önemle vurgulanması gerekli bir husus daha vardır ki, o da; borç olmayan paranın tamamen ödendiği tarihten itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içinde istirdat davasının açılması gerekir (İİK.m.72/Vll). Dolayısıyla, borçlunun parayı doğrudan alacaklıya veya icra dairesine ödediği veya borçlunun haczedilen mallarının satılıp, bedelin icra dairesine ödendiği tarihte 1 yıllık istirdat davası açma süresi başlar. Paranın icra dairesince alacaklıya ödendiği an, 1 yıllık istirdat davası açma süresinin başlaması bakımından önemli değildir. Borcun ödenmesi takside bağlanmışsa, 1 yıllık dava açma süresi son taksidin ödendiği tarihten itibaren işlemeye başlar.
Kanunda öngörülen süre, hak düşürücü süre olduğundan; taraflarca ileri sürülmese bile mahkemece re'sen gözönüne alınır. Mahkemenin yargılamanın her aşamasında hak düşürücü süreyi kendiliğinden dikkate alması ve İİK'nun m.72/Vll'de öngörülen bir yıllık dava açma süresini geçiren borçlunun açtığı istirdat davasını reddetmesi gerekir (HGK 2007/3-164 E, 2007/204 K, 11.04.2007 gün).” (Yargıtay 3 HD 02/10/2019 tarih 2017/10924 E., 2019/7369 K. sayılı emsal kararı)
Somut olay yönünden yapılan değerlendirmede; davacının iddiasına konu alacağın dava tarafça 14/12/2021 tarihinde ödendiği ve huzurdaki davanın da 10/05/2022 tarihinde açıldığı dikkate alındığında davanın süresinde olduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizce taraf delilleri toplanmış, müzekkere cevapları celbedilmiş , taraflara defter ve belgelerini sunmak için süre ve imkan tanınmış ve bilirkişi raporları aldırılmıştır.
Davacının defterlerinin incelenmesine yönelik talimat mahkemesince aldırılan 18/03/2024 tarihli raporda " Yukarıdaki IV-TESPİT EDİLEN HUSUSLAR bölümünde detaylı şekilde ifade edilen açıklamalar nezdinde davalı ... ... VE PAZ.A.Ş.” nin talep ettiği alacağı arasında 14/09/2021 tarih ve ... nolu kdv dahil 84.481,43.-TL. fatura ile ilgili geçerli / yeterli bilgi ve belgelere rastlanılmadığından ;
Davacı ...” in yasal ve TTK hükümlerine göre onaylı / geçerli Yevmiye Defteri kayıtlarında yapılan tespit neticesinde 12/01/2021 - 18/09/2021 tarihi arası cari hesap hareketleri itibariyle 3.694,78.-TL. davalı ... ... VE PAZ.A.Ş.'ye BORÇLU OLDUĞU,
Davacı ... ve davalı ... ... VE PAZ.A.Ş.arasında 22/10/2021 tarihli “5260-Cari Hesap Ekstresi” * ndeki 89.332,31.-TL.BORÇ (Davacı ... Borçlu) bakiyesini davacı ... kabul etmeyerek el yazısı ile 84.482,17.-TL.tutarlı fatura dışında kalan 4.850,14.-TL. BORÇLU OLDUĞUNU BEYAN ETTİĞİ," şeklinde değerlendirme yapılmıştır.
Tarafların defterleri farklı yargı çevrelerinde olduğundan mahkememizce davacının defterlerinin incelenmesine müteakip, davalının defterlerinin incelenmesi için de dosya bilirkişiye tevdi edilmiş ve bilirkişi tarafından hazırlanan 11/07/2024 tarihli raporda ; " Davalı şirket tarafından davalı adına düzenlenen ve asıl uyuşmazlık konusu olan; 14.09.2021 tarih ... sıra numaralı 84.482,17.-TL bedelli e-arşiv faturasının (Bkz: Ekler) davacı tarafından “... Kuruyemiş ... Kaşesi” ile tasdiklenerek imzalandığı, bu faturanın aynı zamanda sevk irsaliyesi yerine de geçtiği, bu durumun; davacının ilgili fatura ve içeriğini kabul ettiği anlamına geldiği,
Talimat raporunda; davacı yana ait 2021 Yılına ait ticari defterlerin TTK hükümlerine göre delil teşkilettiği,
Yine Talimat raporunda; davacı yan ticari defterleri ile dava konusu muhasebe hesap ve kayıtlarına göre; ödeme emri tarihinde, davacının davalıya 3.694,78.-TL borcunun olduğu, ancak davacının davalı şirketin cari hesap ekstresinde bulunan 89.332,31.-TL borcu kabul etmeyerek, 4.850,14.-TL borcu olduğunu beyan ettiği, bu nedenle 4.850,14.-TL borcun kabul edilmesi gerektiğinin belirtildiği, davacı yan tarafından kaşe ve imzayla tasdiklenip kabul edilen 14.09.2021 tarih ... sıra numaralı 84.482,17.-TL bedelli e-arşiv faturası ile ilgili, davacının TTK 21/2 hükmü gereği herhangi bir ihtar ve ihbarının dosya delilleri arasında bulunmadığı, kısaca; davacının ilgili faturaya herhangi bir itirazı olmadan ticari defterlerine kaydetmediği, bu nedenle ilgili fatura ile birlikte davacının davalıya borcunun (4.850,14+84.482,17). 89.332,31-TL olması gerektiği,
Davalı şirkete ait 2021 Yılı ticari defterlerin HMK 222/2 hükümlerine göre delil teşkil ettiği, Davalı şirket ticari defterleri ile dava konusu muhasebe hesap ve kayıtlarına göre; ödeme emri tarihinde, davalı şirketin davacıdan, 89.332,31.-TL cari hesap alacağının olduğu," şeklinde değerlendirme yapıldığı görülmüştür.
Taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan fatura 14/09/2021 tarihli 84.482,17 -TL tutarlı faturadır. Davacı taraf dava dilekçesinde; taraflar arasında mutabakat bulunduğunu, mutabakata davacı tarafça "14/09/2021 tarihli 84.482,17-TL tutarında fatura dışında 4.850,14-TL tutar bakiye bana aittir" şeklinde yazılıp imzalandığını savunmuş ve buna ilişkin belge suretini dosyaya sunmuştur. Davacı taraf her ne kadar taraflar arasındaki mutabakatta da bu faturanın kabul edilmediğinin şerh düşüldüğü bildirmiş ise de; ilgili mutabakat incelendiği yalnızca davacının imzasının bulunduğu, davalı tarafça ilgili mutabakata davacının bu iddiasını kabul ettiği ya da onayladığına ilişkin bir kayıt düşülmedeği görülmüş bu nedenle bu hususun tek başına taraflar arasındaki alacak borç ilişkisini ortaya koymayacağı kanaatine varılmıştır.
Davaya konu fatura sureti incelendiğinde ise faturanın altında "irsaliye yerine geçer" şeklinde not bulunmakta olup ilgili faturanın davacı tarafça kaşelenip imzalandığı görülmektedir.
İstirdat istemine konu edilen faturanın davalı tarafından düzenlenen e-faturaya dayalı olduğu anlaşılmaktadır. E-fatura, her iki tarafın da elektronik fatura kullanıcısı olduğu durumlarda kullanılan elektronik fatura çeşididir; Gelir İdaresi Başkanlığı'nın sunucuları üzerinden alıcı ve satıcıya iletilir. E- fatura uygulamasında itiraz işlemleri, ticari fatura senaryosunda düzenlenen faturalara, faturanın alıcıya iletildiği tarihten itibaren 8 günlük süre içinde e- fatura sistemi içinden red uygulama yanıtı ile ya da harici yöntemlerle yapılmaktadır. Buna göre taraflar arasındaki akdi ilişki nedeniyle E-Fatura düzenlenmesi, faturanın karşı taraf gönderildiği anlamındadır. Dosya kapsamında yapılan incelemede davaya konu faturanın davalı tarafından davacıya gönderilmesine rağmen davacı tarafça defterlere işlenmediği ancak süresi içinde herhangi bir itirazda da bulunulmadığı görülmüştür. Her ne kadar fatura düzenlenmesi ve faturanın karşı tarafa tebliği malın teslim edildiği anlamına gelmez ise de; somut olayda ilgili fatura içeriğinde "irsaliye yerine geçer" şeklinde not bulunduğu gibi ayrıca bu fatura davacı tarafça kaşelenip imzalanmış ve imzaya yönelik bir inkarda da bulunulmamıştır. Davacının ilgili irsaliye kaydı bulunan ve irsaliye yerine geçtiği kaydı bulunan faturayı kaşeleyip ıslak imzalı olarak imzalamış olduğu hususu dikkate alındığında ve taraflar arasındaki ihtilaf bulunmayan ticari ilişki dönemlerinde de mal teslimlerinde farklı bir usul uygulanmamış olduğu dikkate alındığında , fatura konusu ürünlerin davacıya teslim edilmediği yönündeki davacı iddiasının ispatlanamadığı kanaatine varılmıştır. Davalının yasal ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davalı defter ve belgelerine göre de davalının, davacı tarafça ödemesi yapılan istirdat istemine konu miktar kadar alacaklı olduğu dikkate alındığında ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-) Davanın REDDİNE,
2-) Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 1.316,99 TL'nin talep edilmesi halinde iadesine,
3-) Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
4-) Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-) Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep edilmesi halinde kendilerine iadesine,
6-) Suçüstü Ödeneğinden ödenen 1.560,00TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına.
Dair, davacı vekilinin (e duruşma ile) ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/03/2025
Katip ...
E
Hakim ...
E