T.C.
İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/801 Esas
KARAR NO :2025/375
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:12/12/2023
KARAR TARİHİ:23/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı-borçlu arasında cari hesap ilişkisine dayanan bir ticari ilişki mevcut olduğunu, davalı şirketin işbu ticari ilişkiye konu ürünleri müvekkili şirketten satın aldığını, müvekkili şirketin, söz konusu ürünleri fatura ile birlikte davalıya teslim ettiğini, davalının cari hesap ekstresine bu ürünlerin bedeli olan borç miktarının işlendiğini, davalı-borçlunun, davaya konu ürünleri almış olmasına rağmen, cari hesaptan kaynaklı muaccel borcunu ödemediğini, bunun neticesinde davalı-borçlu aleyhine ... İcra Dairesi, ... sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı-borçlunun; aleyhine başlatılan işbu icra takibine, borca, borç ilişkisine, borç kaynağına, faize ve tüm eklentilerine haksız şekilde 21.07.2022 tarihinde itiraz ettiğini, bu itirazla ilgili 25.07.2022 tarihinde icra müdürlüğünce karar verilip tensip zaptı düzenlendiğini, kararın taraflarına tebliğ edilmediğini, adı geçen icra dosyasında da tebellüğ evrakı bulunmadığını, icra dosyalarında yaptıkları rutin kontroller sırasında, 02.12.2022 tarihinde işbu dosyada da borca itiraz olduğunu fark ettiklerini, bu sebeple tebellüğ tarihinin bu tarih olarak kabulü gerektiğini, bu şartlar altında 1 yıllık hak düşürücü süre geçmediğinden davayı süresi içinde açtıklarının kabulü edilmesi gerektiğini beyanla itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İİK uyarınca 1 yıllık hak düşürücü süre yönünden davanın reddedilmesi gerektiğini, davacı tarafın, eldeki davaya konu icra dosyasına yapılan itirazın 02.12.2022 tarihinde öğrenildiğini ve iş bu öğrenme tarihinin tebellüğ tarihi olarak kabul edilmesi gerektiğini ikrar ettiğini, davacı tarafın bu ikrarı karşısında İtirazın İptali davası için öngörülen 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini ve davacının eldeki davayı hak düşürücü süre geçtikten sonra yani itirazı öğrendiği tarihten 1 yıl 10 günlük süre geçtikten sonra açtığını, müvekkili davalı ile davacı taraf arasında cari hesap ilişkisine dayalı bir ticari ilişkisi olduğunu ancak müvekkili şirketin davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığını, bilakis taraflar arasındaki cari hesaplar kapsamında müvekkili davalının 178.836,55 TL alacağı bulunduğunu beyanla davanın reddini ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Mahkememizin 17/05/2024 tarihli celsesinde dosyanın 1 mali müşavir bilirkişisine tevdine; bilirkişiden takdiri mahkemeye ait olmak üzere tarafların ticari defterleri, BA-BS formları, celp edilmiş olan belgeler ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirilmek suretiyle, davacının ... İcra Dairesinin ... E. Sayılı icra takip dosyasında davalıdan alacaklı olup olmadığı hususlarında rapor tanzim edilmesinin istenilmesine karar verilmiş olup 08/04/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle: "Tüm dava dosyası, iddia, savunma, ihtarname, icra dosyası, taraf ticari defterleri ile dava dosyasına sunulan tüm deliller üzerinde, yapılan inceleme, denetim, tahlil ve hesaplamalar neticesinde;
Uyuşmazlığın; davacının, 2022 yılında davalı şirketten almış olduğu mal/hizmet bedeline karşılık, bu bedelin üzerinde çek verip vermediği, fazladan verildiği iddia edilen çeklerden dolayı davalı şirketten alacaklı olup olmadığı, bu alacağa istinaden başlatılan takipte haklı olup olmadığı hususlarında toplandığı,
Yüce Mahkemeniz tarafından, tarafların bağlı bulunduğu vergi dairelerinden celp edilen ba-bs formlarına göre; davalı şirket tarafından 2022 yılında davacıya 28 belge karşılığı KDV hariç 815.297,50.-TL mal/hizmet faturası düzenlediği (KDV dahil 962.051,05.-TL) bu faturaların davacı ba formunda yer aldığı, özetle taraflara ait Ba-Bs formlarının birbiri ile uyumlu olduğu,
Davacıya ait 2022 yılı ticari defterlerin TTK 64/3 madde hükümlerine uygun bir şekilde e-defter uygulaması ile tutulduğu, envanter defteri onayının zamanında yaptırıldığı, defterlerin TTK 65/2 hükümlerine uygun tutulmadığı, bu nedenle davacıya ait; 2022 Yılı ticari defterlerin HMK 222/2 hükümlerine göre delil teşkil etmediği,
Davacı ticari defterleri ile dava konucu muhasebe hesap ve kayıtlarına göre; davacının 2022 yılında davalı şirketten 962.051,05.-TL mal/hizmet aldığı, 98.264,50.-TL tutardaki mal/hizmet alışını iade ettiği, ayrıca davalı şirkete 818.400,00.-TL çek ödemesi yaptığı bu işlemler neticesinde davacını davalı şirkete 45.386,55.-TL borcunun olduğu, ancak davacı kayıtlarında bulunan 30.06.2022 vadeli ... numaralı 83.450,00.-TL bedelli yine 12.06.2022 vadeli ... numaralı 50.000,00.-TL çekin mükerrer olarak davalıya ödenmiş olarak gösterilmesi sebebiyle bu çeklerin tutarı olan 133.450,00.-TL nin davalıya olan borcuna eklenmesi gerektiği, bu durumda; davacının davalı şirkete ödeme emri tarihinde (45.386,55+133.450,00=) 178.836,55.-TL borcunun olduğu,
Davalı şirket 2022 yılı ticari defterlerin TTK 64/3 madde hükümlerine uygun bir tasdik ettirildiği, defterlerin usulüne uygun tutulduğu ve birbirini doğruladığı, davalı şirkete ait; 2022 Yılı ticari defterlerin HMK 222/2 hükümlerine göre delil teşkil ettiği,
Davalı şirket ticari defterleri ile dava konusu muhasebe hesap ve kayıtlarına göre; davalı şirketin davacıya 2022 yılında 962.051,05.-TL mal/hizmet sattığı, bu mal/hizmetten 98.264,50.-TL malı/hizmeti geri aldığı, davacıdan 684.950,00.-TL çek tahsil ettiği bu işlemlerin sonucunda davacıdan 178.836,55.-TL alacaklı olduğu,
Ödeme emri tarihinde; davacının, davalı şirketten herhangi bir alacağının bulunmadığı gibi davalı şirkete 178.836,55.-TL borçlu olduğu sonucuna, sonucuna ulaşılmıştır." şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ GEREKÇE:
Dava; davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan, ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı dava dilekçesinde; Müvekkili ile davalı-borçlu arasında cari hesap ilişkisine dayanan bir ticari ilişki mevcut olduğunu, davalı şirketin işbu ticari ilişkiye konu ürünleri müvekkili şirketten satın aldığını, müvekkili şirketin, söz konusu ürünleri fatura ile birlikte davalıya teslim ettiğini, davalının cari hesap ekstresine bu ürünlerin bedeli olan borç miktarının işlendiğini, davalı-borçlunun, davaya konu ürünleri almış olmasına rağmen, cari hesaptan kaynaklı muaccel borcunu ödemediğini, bunun neticesinde davalı-borçlu aleyhine ... İcra Dairesi, ... sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı-borçlunun; aleyhine başlatılan işbu icra takibine, borca, borç ilişkisine, borç kaynağına, faize ve tüm eklentilerine haksız şekilde 21.07.2022 tarihinde itiraz ettiğini, bu itirazla ilgili 25.07.2022 tarihinde icra müdürlüğünce karar verilip tensip zaptı düzenlendiğini, kararın taraflarına tebliğ edilmediğini, adı geçen icra dosyasında da tebellüğ evrakı bulunmadığını, icra dosyalarında yaptıkları rutin kontroller sırasında, 02.12.2022 tarihinde işbu dosyada da borca itiraz olduğunu fark ettiklerini, bu sebeple tebellüğ tarihinin bu tarih olarak kabulü gerektiğini, bu şartlar altında 1 yıllık hak düşürücü süre geçmediğinden davayı süresi içinde açtıklarının kabulü edilmesi gerektiğini beyanla itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı tarafından dosyaya sunulan cevap dilekçesinde; İİK uyarınca 1 yıllık hak düşürücü süre yönünden davanın reddedilmesi gerektiğini, davacı tarafın, eldeki davaya konu icra dosyasına yapılan itirazın 02.12.2022 tarihinde öğrenildiğini ve iş bu öğrenme tarihinin tebellüğ tarihi olarak kabul edilmesi gerektiğini ikrar ettiğini, davacı tarafın bu ikrarı karşısında İtirazın İptali davası için öngörülen 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini ve davacının eldeki davayı hak düşürücü süre geçtikten sonra yani itirazı öğrendiği tarihten 1 yıl 10 günlük süre geçtikten sonra açtığını, müvekkili davalı ile davacı taraf arasında cari hesap ilişkisine dayalı bir ticari ilişkisi olduğunu ancak müvekkili şirketin davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığını, bilakis taraflar arasındaki cari hesaplar kapsamında müvekkili davalının 178.836,55 TL alacağı bulunduğunu beyanla davanın reddini ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
İtirazın iptali davalarında alacaklının, İİK m.67 uyarınca borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazının, kendisine tebliği tarihinden itibaren bir sene içerisinde genel mahkemelere yapacağı başvuru üzerine genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat etmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup sürenin başlaması için borçlunun itirazının alacaklıya tebliği zorunludur. Davacı dava dilekçesinde icra dosyasına yapılan itirazın 02/12/2022 tarihinde öğrenildiğini beyan etmiş, dosyaya sunulan 29/01/2024 tarihli beyan dilekçesinde ise dava dilekçesinde tarih yazılırken sehven hata yapıldığını, öğrenme tarihinin 22/12/2022 yazılacakken maddi hata yapılarak 02/12/2022 tarihi olarak yazıldığını ve davanın süresi içinde açıldığını beyan etmiştir. Huzurdaki davanın açılış tarihi 12/12/2023 tarihidir. İlgili icra dosyasının yapılan incelemesinde icra dosyasına sunulan borcu itiraz dilekçesinin davalıya tebliğe çıkarıldığına ilişkin evraka rastlanmamıştır. İtirazın iptali davası için öngörülen 1 yıllık hak düşürücü süre itirazın alacaklıya tebliği ile başlayacağından öte yandan davacı vekili tarafından sunulan beyan dilekçesi ile dava dilekçesindeki öğrenme tarihi yazılırken maddi hata yapıldığı beyan edildiğinden mahkememizce huzurdaki davanın süresi içinde açıldığı değerlendirilmiş ve davanın esastan incelenmesine geçilmiştir.
Mahkememiz kararının verildiği 6 no.lu celsede davacının mazeretsiz olarak duruşmaya katılmadığı ancak davalının davayı takip ettiğini beyan ettiği görülmekle yargılamaya devam olunmuştur.
Dosya kapsamında tarafların göstermiş olduğu deliller toplanmış, taraflara ticari defterlerini sunmak üzere süre verilmiş, BA-BS formları celbedilmiş ve tarafların defterleri üzerinde inceleme yapılması için bilirkişi raporu aldırılmıştır.
Bilirkişi tarafından dosyaya sunulan 09/04/2025 tarihl bilirkişi raporunda " Yüce Mahkemeniz tarafından, tarafların bağlı bulunduğu vergi dairelerinden celp edilen ba-bs formlarına göre; davalı şirket tarafından 2022 yılında davacıya 28 belge karşılığı KDV hariç 815.297,50.-TL mal/hizmet faturası düzenlediği (KDV dahil 962.051,05.-TL) bu faturaların davacı ba formunda yer aldığı, özetle taraflara ait Ba-Bs formlarının birbiri ile uyumlu olduğu,
Davacıya ait 2022 yılı ticari defterlerin TTK 64/3 madde hükümlerine uygun bir şekilde e-defter uygulaması ile tutulduğu, envanter defteri onayının zamanında yaptırıldığı, defterlerin TTK 65/2 hükümlerine uygun tutulmadığı, bu nedenle davacıya ait; 2022 Yılı ticari defterlerin HMK 222/2 hükümlerine göre delil teşkil etmediği,
Davacı ticari defterleri ile dava konucu muhasebe hesap ve kayıtlarına göre; davacının 2022 yılında davalı şirketten 962.051,05.-TL mal/hizmet aldığı, 98.264,50.-TL tutardaki mal/hizmet alışını iade ettiği, ayrıca davalı şirkete 818.400,00.-TL çek ödemesi yaptığı bu işlemler neticesinde davacını davalı şirkete 45.386,55.-TL borcunun olduğu, ancak davacı kayıtlarında bulunan 30.06.2022 vadeli ... numaralı 83.450,00.-TL bedelli yine 12.06.2022 vadeli ... numaralı 50.000,00.-TL çekin mükerrer olarak davalıya ödenmiş olarak gösterilmesi sebebiyle bu çeklerin tutarı olan 133.450,00.-TL nin davalıya olan borcuna eklenmesi gerektiği, bu durumda; davacının davalı şirkete ödeme emri tarihinde (45.386,55+133.450,00=) 178.836,55.-TL borcunun olduğu,
Davalı şirket 2022 yılı ticari defterlerin TTK 64/3 madde hükümlerine uygun bir tasdik ettirildiği, defterlerin usulüne uygun tutulduğu ve birbirini doğruladığı, davalı şirkete ait; 2022 Yılı ticari defterlerin HMK 222/2 hükümlerine göre delil teşkil ettiği,
Davalı şirket ticari defterleri ile dava konusu muhasebe hesap ve kayıtlarına göre; davalı şirketin davacıya 2022 yılında 962.051,05.-TL mal/hizmet sattığı, bu mal/hizmetten 98.264,50.-TL malı/hizmeti geri aldığı, davacıdan 684.950,00.-TL çek tahsil ettiği bu işlemlerin sonucunda davacıdan 178.836,55.-TL alacaklı olduğu,
Ödeme emri tarihinde; davacının, davalı şirketten herhangi bir alacağının bulunmadığı gibi davalı şirkete 178.836,55.-TL borçlu olduğu sonucuna, sonucuna ulaşılmıştır. " şeklinde değerlendirme yapıldığı görülmüştür.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre: mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2).
Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir.
Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Somut olayda davacının kendi defter kayıtlarına göre takip tarihi itibari ile davalıdan alacaklı değil aksine davalıya borçlu olduğu sabittir.
6100 sayılı HMK'nın 222/3. maddesi son cümlesine göre defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamayacağı ve usulüne uygun tutulsun ya da tutulmasın ticari defterlerin içeriği sahibi aleyhine delil sayılacağından (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 2016/1258 E., 2016/3155 K.) davacının kendi defterlerine göre davalıya borçlu olduğu bu kaydın davacı aleyhine delil oluşturacağı, bu hali ile davacının alacak iddiasını ispatlayamadığı anlaşıldığından davacının ispatlanamayan davasının reddine karar verilmiş, her ne kadar davacı takip başlatmakta haklı olduğunu ispatlayamamış ise de davacının açıkça kötüniyetli takip başlattığına ilişkin delil bulunmadığından davalının kötüniyet tazminatı istemi de reddedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının davasının REDDİNE,
2-Davalının davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi talebinin REDDİNE,
3-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL harcın, peşin alınan 2.917,75 TL harçtan mahsubu ile artan 2.302,35 TL harcın davacıya iadesine,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep edilmesi halinde kendilerine iadesine,
6-Suçüstü Ödeneğinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına.
Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı (e duruşma ile), davacı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 23/05/2025
Katip ...
Hakim ...