T.C.
İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2022/71 Esas
KARAR NO:2025/1017
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:30/01/2022
KARAR TARİHİ:31/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin araç tamircisi olduğunu, davalının arıza yapan ... ve ... plakalı iki aracın muayene ve tamir işleri yapıldığını, araçlara yedek parçalar takıldığını, verilen hizmete ve takılan yedek parçalara istinaden 06.07.2021 tarihli 12.554,50 TL'lik ve 259,60 TL'lik iki adet fatura kesildiğini, davalının kesilen faturaları reddettiğini, müvekkilinin anlaşma zemini yaratmak maksadıyla 12.554,50 TL'lik faturadan iskonto yaptığını ve 03.08.2021 tarihinde 11.299,04 TL'lik ve 259,60 TL'lik iki fatura daha kestiğini, davalının bu iki faturayı tebliğ aldığını ancak fatura bedellerini ödemekten kaçındığını, sebebinin araçların tamir olmadığını iddia etmesi olduğunu, müvekkilinin araçların tekrar getirilerek tamir olmadığı iddia edilen yerlerin tekrar bakılmasını talep ettiğini ancak davalının araçları getirmediğini, takılan yedek parçaların da davalı tarafından iade edilmediğini, fatura bedellerinin ödenmemesi üzerine .... İcra Müdürlüğü’nün 2021/... esas sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, davalının icra takibine itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, arabuluculuğa başvurulduğunu fakat anlaşmaya varılamadığını belirterek davanın kabulünü, icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamını, davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin kesilen faturaların hangi sebeple ve hangi gerekçe ile kesildiğini anlayamadığını, müvekkilinin davalı kurumda hiçbir işlem yaptırmadığından dolayı faturaları kabul etmediğini, davalının haksız kazanç elde etmeye çalıştığını, müvekkilinin böyle bir borcu olmadığını o yüzden icra takibine itiraz ettiğini, müvekkilinin böyle bir hizmet almadığını, servis iş emri kabul formunda yer alan ... adlı kişinin müvekkili kurum temsilcisi ya da çalışanı olmadığını belirterek davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememiz dosyasının 19/12/2022 tarihli celsesinin 3 numaralı ara kararı uyarınca dosyanın bilirkişiye tevdine karar verilmiş olup, 22.03.2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle;" Ayrıntıları yukarıda verilen incelemelerden, nihai karar ve takdir Sayın Mahkemenize ait olmak üzere aşağıdaki sonuçlara varılmıştır:
1.6102 sayılı TTK 64. Md ve 213 sayılı VUK 182. Maddeleri gereğince mecburi olan ve yukarıda tabloda belirtilen 2021 yılı ticari defterlerinin tutulduğu, işbu defterlerden 2021 yılı Yevmiye ve Defter-i Kebir defterlerinin zamanında yapıldığı, defterlerinin birbirini teyit eder şekilde tutulduğu, Takdiri sayın mahkemeye ait olmak üzere ticari defterler ve kayıtların davacı ve davalı şirket lehine delil niteliğine haiz olduğu kanaatine varıldığı, (HMK 222.md TTK 64. Md mülga TTK 85. Md.)
2.Davacı tarafın düzenlediği ihtilaf konusu faturaların yasal defterlerine kayıt edildiği,
3.Davacı tarafa ait ve dosyada ibrazı yapılan servis formlarına göre bu hizmetin yapıldığı, araçların giriş tarih ve saatlerinin bu formlarda yer aldığı, bu formalarında araçlara nasıl bir işlem yapıldığına ilişkin olarak tespitlerin yer aldığı ve araçları teslim eden kişinin davalı tarafın çalışanı olması ve 2021 yılı boyunca çalışan olarak kaldığının tespit edildiği,
4.Davalı firma nezdinde tutulmuş olan cari hesaba göre, davacı firmaya herhangi bir borç tespit edilmediği, ancak 2. iade faturaları düzenlenirken 8 günlük itiraz/iade süresinin aştığının tespit edildiği, takdir hakkının sayın mahkemede olduğu,
5.Yukarıda yer alan tüm bu tespitlerin değerlendirilmesi neticesinde takip tarihi itibariyle davacı tarafın davalı taraftan 11.558,64 TL alacağının olduğu, tespit edilmiş olup,..." şeklinde görüş ve kanaatinde bulunulduğu görüldü.
Mahkememiz dosyasının 19/07/2023 tarihli celsesinin 1 numaralı ara kararı uyarınca ek rapor alınmak üzere dosyanın bilirkişiye tevdine karar verilmiş olup, 19/09/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle;" Ayrıntıları yukarıda verilen incelemelerden, nihai karar ve takdir Sayın Mahkemenize ait olmak üzere aşağıdaki sonuçlara varılmıştır:
1- Davalı çalışanı olarak yer alan kişinin belirtilen tarihlerde SGK hizmet listesinde yer aldığı, o tarihlerde çalışan olarak görüldüğü, imzasının kendisine ait olup olmadığı iddiasının ise yukarıda da söylendiği üzere tarafımızın uzmanlık alanına girmediğinden, bu konu hakkında takdir ve inceleme ve değerlendirme hakkının sayın mahkemede olduğu,
2- Hizmetin verildiği tarih ile fatura düzenlendiği tarih arasında süre anlamında sorun olduğu, faturaların geç düzenlenmesinin usule yönelik ceza müeyyidelerini doğurabileceği, ancak kanun lafzında ise hiç düzenlenmemiş sayılacağı hükmü karşısında değerlendirmenin sayın Mahkemenin takdirinde olduğu, buna karşın kanaatimizin ise faturanın geç düzenlenmesinin onu hükümsüz veya hiç düzenlenmemiş sayılmaması gerektiği yönünde olduğu,
3- Davacı taraf süresinde itirazları yaptığı ve tekrar ilgili faturayı gerekli iskontoları da yaparak muhatabına gönderdiği, karşı tarafın da itiraz süresini kaçırdığı açık bir şekilde ortaya konulduğu, defter ve belge üzerinde yapılan tespitlerde davalı tarafın itiraz ederek gönderdiği(itiraz süresi geçirilerek gönderdiği) durum tespit edilmiş bu sebeple cari hesap, defter kayıtlarına göre borç ve alacak gözükmemekte, alacak durumu ise itiraz süresinin kaçırılması nedeniyle takdir hakkının da sayın Mahkemeye bırakıldığı,
4- Yine davalı itiraz dilekçesinde belirtilen itira süresinin dolmadığına yöenlelik olarak ibraz edilen ekran görüntüsünün GİB(Gelir İdaresi Başkanlığı) tarafından mükelleflere göndermiş olduğu ve 5. Günün sonunda tebliğ başlangıcı olduğunu gösteren bir görüntü olup, meslek mensuplarına ve vergi mükelleflerine gönderilen tüm tebligatlar bu şekilde yapılmakta olup, vergisel ödevleri ile vergi ve cezaların tebliğ usulü bu şekilde yapıldığı, dolayısıyla E fatura işlemlerinde karşı tarafa ulaştığı anda tebliğ edilmiş sayıldığı ve sürenin başladığı,..." şeklinde görüş ve kanaatinde bulunulduğu görüldü.
Mahkememiz dosyasının 20/12/2023 tarihli celsesinin 2 numaralı ara kararı uyarınca ek rapor alınmak üzere dosyanın bilirkişiye tevdine karar verilmiş olup, 06/06/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle;" Ayrıntıları yukarıda verilen incelemelerden, nihai karar ve takdir Sayın Mahkemenize ait olmak üzere aşağıdaki sonuçlara varılmıştır:
1- E-arşiv faturalar, E fatura gibi muhatabının sitemine derhal düşmediği, ya bir E-mail, kargo yoluyla veya watsap üzerinden ilgilisine ulaştırılabildiği, genellikle uygulama bu şekilde güncelde devam etmekte olduğu, olayda tarafımızca faturanın düzenlendiği tarihten 8 gün içinde ödenmesi veya itiraz gelmesi gerektiği şeklinde kanaat getirildiği, davalı tarafça iddia edildiği gibi 5 gün üstüne ilave 8 gün gibi 13 günlük süre fatura tebliğinde bulunmadığını, davalı taraf, ilgili faturadan haberdar oluş tarihinin fatura tarihi baz alınarak itiraz süresinin geçtiği yönde kanaat tarafımızda oluştuğu, yapılan itirazda da faturanın 13 günlük sürede tebliğ edileceği düşüncesiyle itiraz edildiği ancak 8 günlük süreyle bağlı oldukları açık olduğu, tarafımızda KÖK ve ek raporda kanaat bu şekilde oluştuğu,
2- Bu faturaların dosyada ilgilisine ne zaman tebliğ edildiği noktasında bir evrak veya kanaat getirici bir vesika bulunmadığı, bir başka anlatımla, ilgili faturadan haberdar oluş tarihine ait karşı tarafça e-mail veya watsap görüntüsü veya bir yazışma ile ispat edilebiliyorsa o halde faturanın tebliğ edildiği veya bilgisi olduğu tarih olarak o tarih kabul edilebileceği,
Ayrıca, davalı taraf itirazları ve savunmalarını yaparken önceki düzenlenen faturalara zamanında yani fatura düzenlendiği tarihten itibaren 8 gün içinde yaparken, ihtilaf konusu faturada ise +5 gün ve 8 günlük süre dahil 13 günlük süreyi hesap ederek itirazlarını gerçekleştirdiği, bu sebeple faturadan düzenlendiği günde haberdar olduğu kanaati de tarafımızda oluştuğunu bu sebeple KÖK ve Ek raporda kabulü bu şekilde yapıldığı,
Bununla birlikte fatura, Gelir İdaresi Başkanlığı sistemi üzerinden iletilmiş ise de müzekkere yazılarak faturanın ilgilisine ulaştığı tarihinin öğrenilmesi ve 8 günlük sürenin aşılıp aşılmadığının tespit edilmesi de bir başka yöntem olduğu,
3- Taraflar arasında gerçekleşen ticari ilişkiye emare olabilecek olan Ba ve Bs formlarının tetkiki neticesinde;
Taraflar arasında faturanın karşılıklı olarak düzenlendiği, yani ... oto tarafından 2 fatura düzenlendiği, karşı tarafça bu faturalar kabul edilerek tekrar aynı tutarda karşı tarafa iade edildiği görülmektedir.(İhtilaf konusu olan 11.558,63 TL tutarlı KDV dahil faturalar) Dolayısıyla davalı tarafın defter kayıtlarında bu sebeple bir borç gözükmemekte olup,..." şeklinde görüş ve kanaatinde bulunulduğu görüldü.
Mahkememiz dosyasının 17/09/2025 tarihli celsesinin 1 numaralı ara kararı uyarınca iş emri formlarında imzası bulunan ...'ın imzanın aidiyeti hususunda beyanlarını almak üzere gelecek celse hazır edilmesine karar verildiği, 19/11/2025 tarihli celsede dinlenilen ...'ın beyanında;" Bana gösterdiğiniz iş emri kabul formlarında ismim altında bulunan imzalar bana aittir. Ancak bu imzalar aracı teslim aldığıma ilişkindir. Benim bildiğim kadarıyla serviste araçlara bizim belirttiğimiz problemler dışında işlem yapılmıştır. Belirttiğimiz problem çözülmemiş olduğundan biz bu araçları başka bir servise götürmek zorunda kaldık. Ben yalnızca araçları teslim aldım. Ne işlem yapıldığını bilmiyorum, tanıklık ücreti talebim bulunmamaktadır." dediği görüldü.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ GEREKÇE:
Dava; faturaya dayalı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup uyuşmazlık faturaya konu hizmetin verilmiş olup olmadığı takip tarihi itibariyle davacının alacağının bulunup bulunmadığı ve varsa miktarı noktasındadır.
İtirazın iptali davalarında alacaklının, İİK m.67 uyarınca borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazının, kendisine tebliği tarihinden itibaren bir sene içerisinde genel mahkemelere yapacağı başvuru üzerine genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat etmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup sürenin başlaması için borçlunun itirazının alacaklıya tebliği zorunludur. Huzurdaki davanın süresinde açıldığı görülmüştür.
Mahkememizce taraf delilleri toplanmış, ilgili müzekkere cevapları celbedilmiş, davalı vekiline dava dilekçesi ekinde sunulan servis iş emri kabul formunda bulunan ... imzasının davalı çalışanı veya kendisine ait olup olmadığı hususunda beyanda bulunması için süre verilmiş, SGK ya müzekkere yazılarak davalı şirketin 2021 yılı çalışanlarına ait isim listesinin gönderilmesinin istenmiş, taraflara defter ve belgelerini sunmak üzere süre ve imkan tanınmış ve bilirkişi raporları aldırılmıştır.
Bilirkişi tarafından hazırlanan 24/03/2023 tarihli raporda " Ayrıntıları yukarıda verilen incelemelerden, nihai karar ve takdir Sayın Mahkemenize ait olmak üzere aşağıdaki sonuçlara varılmıştır: 1.6102 sayılı TTK 64. Md ve 213 sayılı VUK 182. Maddeleri gereğince mecburi olan ve yukarıda tabloda belirtilen 2021 yılı ticari defterlerinin tutulduğu, işbu defterlerden 2021 yılı Yevmiye ve Defter-i Kebir defterlerinin zamanında yapıldığı, defterlerinin birbirini teyit eder şekilde tutulduğu, Takdiri sayın mahkemeye ait olmak üzere ticari defterler ve kayıtların davacı ve davalı şirket lehine delil niteliğine haiz olduğu kanaatine varıldığı, (HMK 222.md TTK 64. Md mülga TTK 85. Md.)
2.Davacı tarafın düzenlediği ihtilaf konusu faturaların yasal defterlerine kayıt edildiği,
3.Davacı tarafa ait ve dosyada ibrazı yapılan servis formlarına göre bu hizmetin yapıldığı, araçların giriş tarih ve saatlerinin bu formlarda yer aldığı, bu formalarında araçlara nasıl bir işlem yapıldığına ilişkin olarak tespitlerin yer aldığı ve araçları teslim eden kişinin davalı tarafın çalışanı olması ve 2021 yılı boyunca çalışan olarak kaldığının tespit edildiği,
4.Davalı firma nezdinde tutulmuş olan cari hesaba göre, davacı firmaya herhangi bir borç tespit edilmediği, ancak 2. iade faturaları düzenlenirken 8 günlük itiraz/iade süresinin aştığının tespit edildiği, takdir hakkının sayın mahkemede olduğu,
5.Yukarıda yer alan tüm bu tespitlerin değerlendirilmesi neticesinde takip tarihi itibariyle davacı tarafın davalı taraftan 11.558,64 TL alacağının olduğu, tespit edilmiş olup " şeklinde değerlendirme yapıldığı görülmüştür.
Mahkememizce ilgili vergi dairesine müzekkere yazılarak taraflar arasındaki 2021 yılındaki ticari ilişkiyi gösterir BA-BS formlarının dosyamız arasına gönderilmesinin istenilmesine, akabinde dosyanın ek rapora tevdi ile; dosya arasına celbedilen BA-BS formları incelenerek ve taraf itirazları değerlendirilerek davacının alacak istemi hususunda ek rapor düzenlenmesinin ve ilgili formların yorumlanmasının istenilmesine karar verilmiş ve 07/06/2024 tarihli rapor dosyaya kazandırılmıştır. İlgili raporda " 1- E-arşiv faturalar, E fatura gibi muhatabının sitemine derhal düşmediği, ya bir E-mail, kargo yoluyla veya watsap üzerinden ilgilisine ulaştırılabildiği, genellikle uygulama bu şekilde güncelde devam etmekte olduğu, olayda tarafımızca faturanın düzenlendiği tarihten 8 gün içinde ödenmesi veya itiraz gelmesi gerektiği şeklinde kanaat getirildiği, davalı tarafça iddia edildiği gibi 5 gün üstüne ilave 8 gün gibi 13 günlük süre fatura tebliğinde bulunmadığını, davalı taraf, ilgili faturadan haberdar oluş tarihinin fatura tarihi baz alınarak itiraz süresinin geçtiği yönde kanaat tarafımızda oluştuğu, yapılan itirazda da faturanın 13 günlük sürede tebliğ edileceği düşüncesiyle itiraz edildiği ancak 8 günlük süreyle bağlı oldukları açık olduğu, tarafımızda KÖK ve ek raporda kanaat bu şekilde oluştuğu,
2- Bu faturaların dosyada ilgilisine ne zaman tebliğ edildiği noktasında bir evrak veya kanaat getirici bir vesika bulunmadığı, bir başka anlatımla, ilgili faturadan haberdar oluş tarihine ait karşı tarafça e-mail veya watsap görüntüsü veya bir yazışma ile ispat edilebiliyorsa o halde faturanın tebliğ edildiği veya bilgisi olduğu tarih olarak o tarih kabul edilebileceği,
Ayrıca, davalı taraf itirazları ve savunmalarını yaparken önceki düzenlenen faturalara zamanında yani fatura düzenlendiği tarihten itibaren 8 gün içinde yaparken, ihtilaf konusu faturada ise +5 gün ve 8 günlük süre dahil 13 günlük süreyi hesap ederek itirazlarını gerçekleştirdiği, bu sebeple faturadan düzenlendiği günde haberdar olduğu kanaati de tarafımızda oluştuğunu bu sebeple KÖK ve Ek raporda kabulü bu şekilde yapıldığı,
Bununla birlikte fatura, Gelir İdaresi Başkanlığı sistemi üzerinden iletilmiş ise de müzekkere yazılarak faturanın ilgilisine ulaştığı tarihinin öğrenilmesi ve 8 günlük sürenin aşılıp aşılmadığının tespit edilmesi de bir başka yöntem olduğu,
3- Taraflar arasında gerçekleşen ticari ilişkiye emare olabilecek olan Ba ve Bs formlarının tetkiki neticesinde; Taraflar arasında faturanın karşılıklı olarak düzenlendiği, yani ... oto tarafından 2 fatura düzenlendiği, karşı tarafça bu faturalar kabul edilerek tekrar aynı tutarda karşı tarafa iade edildiği görülmektedir.(İhtilaf konusu olan 11.558,63 TL tutarlı KDV dahil faturalar) Dolayısıyla davalı tarafın defter kayıtlarında bu sebeple bir borç gözükmemekte olup" şeklinde değerlendirme yapıldığı görülmüştür.
Davalı tarafça dosyaya sunulan cevap dilekçesinde iş emri formunda imzası bulunan kişinin davalı çalışanı olmadığını beyan ettiği görüldüğünden mahkememizce davalı vekiline, davacı tarafça dosyaya sunulan iş emri kabul formlarında imzası bulunan ...'ı imzanın aidiyeti hususunda beyanının alınması için mahkememizde hazır etmek yahut tebliğe elverişli adres bilgilerini bildirmek üzere süre verilmiş, mahkememiz 11 nolu celsesinden ilgili kişinin tanık olarak hazır edildiği görülmekle imzanın aidiyeti hususunda mahkememizce beyanı alınmıştır. İlgili ... beyanında " Bana gösterdiğiniz iş emri kabul formlarında ismim altında bulunan imzalar bana aittir. Ancak bu imzalar aracı teslim aldığıma ilişkindir. Benim bildiğim kadarıyla serviste araçlara bizim belirttiğimiz problemler dışında işlem yapılmıştır. Belirttiğimiz problem çözülmemiş olduğundan biz bu araçları başka bir servise götürmek zorunda kaldık. Ben yalnızca araçları teslim aldım. Ne işlem yapıldığını bilmiyorum, tanıklık ücreti talebim bulunmamaktadır " şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür.
Tüm dosya kapsamında yapılan değerlendirmede; Tüm dosya kapsamında yapılan değerlendirmede;6102 sayılı TTK'nun 21/2 maddesinde "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmüne yer verilmiştir.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 14/01/2020 tarihli 2019/1984 E. 2020/62 K. sayılı ilamı; ".., Taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmamakla birlikte davalı aşamalardaki beyanları ile akdi ilişkinin varlığını kabul etmiştir. Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (TTK 21/2). Süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleşen faturadaki alacakla ilgili olarak, itiraz süresi geçtikten sonra, faturaların doğrudan iade edilmesi veya iade faturası kesilmesi alacağın varlığını ortadan kaldıran bir sonuç doğurmayacaktır. Faturaya itiraz edilmemesi sözleşme ilişkisini kanıtlamaz ise de, sözleşme ilişkisinin kanıtlanması halinde, bu sözleşme gereğince düzenlenmiş olan ve süresinde itiraz edilmeyen faturadaki miktar kesinleşir. Somut olayda davacı tarafından düzenlenen ve takibe dayanak yapılan faturanın ihtarname ekinde davalıya tebliğ edildiği ancak davalı tarafından faturaya yasal süresinde itiraz edildiğinin kanıtlanamadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda fatura içeriğinin kesinleştiğinden mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesi ve istinaf başvurusunun reddi doğru olmamış davalı yararına bozulması gerekmiştir." şeklindedir.
Vergi Usul Kanunu'nun 229. maddesine göre; fatura emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır. Vergi Usul Kanunu'nun 231/5. maddesine göre; fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami "yedi gün" içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır. 6102 sayılı TTK 21. maddesi uyarınca ise; ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir, bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.
Somut dosyada, davacının takibe dayanak yaptığı faturanın sekiz günlük süreden sonra iade edildiği gerek dosya kapsamında alının bilirkişi raporu gerekse müzekkere cevapları ile sabit olduğu, itiraz süresi geçtikten sonra, faturaların doğrudan iade edilmesi veya iade faturası kesilmesi alacağın varlığını ortadan kaldıran bir sonuç doğurmayacağı, aksinin bu durumda davalı tarafça ispat edilmesi gerekeceği, öte yandan fatura düzenlenmesine esas teşkil eden iş emri formlarını imzasını bulunan ...'ın davalı çalışanı olduğu ve imzanın da davalı çalışanına ait olduğunun bizzat davalı tanığı tarafından beyan edildiği, bu hali ile tüm dosya kapsamındaki delillerden davacının alacak iddiasının ispatlandığı ve davalının da aksini ispatlayamadığı kanaatine varılmakla davacının davasının kabulüne karar vermek gerektiği kanaatine varılmış alacak faturaya dayanıp likit ve belirlenebilir olduğundan davacının icra inkar tazminatı isteminin de kabulü gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-) Davanın KABULÜ ile; .... İcra Müdürlüğü'nün 2021/... E. sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takip takip talebinde belirtilen koşullarda kaldığı yerden devamına,
2-) Asıl alacak miktarı olan 11.558,64 TL nin %20'si oranında icra inkar tazminat bedeli olan 2.311,72-TL nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
3-) Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 789,57 TL harçtan peşin alınan 139,61 TL harcın mahsubu ile bakiye 649,96 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına.
4-) Davacı tarafından yatırılan 139,61 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-) Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca 11.558,64 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
6-) Davacı tarafça yapılan 309,50 TL müzekkere ve tebligat gideri, 1.700,00 TL bilirkişi ücreti ile 92,20 TL ilk masraf (80,70 TL başvurma harcı + 11,50 TL vekalet harcı) olmak üzere toplam 2.101,70 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-) Davacı tarafça yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep edilmesi halinde kendilerine iadesine,
8-) Suçüstü Ödeneğinden ödenen 1.320,00TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına.
Dair, hazır bulunanların yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 31/12/2025
Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)