T.C.
İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/298 Esas
KARAR NO:2025/191
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:03/05/2023
KARAR TARİHİ:18/03/2025
Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ortağı olan ..., şirkete ait tüm araçları müvekkili şirketin diğer ortağı olan ... ...'dan habersiz şekilde ve kanuna aykırı olarak sattığını, davaya konu ... ... 2016 MODEL araç satışından davalı ... adına düzenlenen faturaya konu borcun 320.000,00 TL olduğu ve 06.09.2022 tarihinde müvekkili şirkete ödenmesi gerekirken bugüne kadar herhangi bir ödeme yapılmadığını, araç satışına ilişkin olarak davalılar aralarında anlaşarak şirketi zarara uğratma kastıyla hareket ettiklerini, davalıların şirkete ait araç üzerinden usulsüz şekilde yapılan işlemler neticesinde menfaat elde ederek şirketi zarara uğratması nedeniyle davalılar hakkında ... İcra Dairesi .../... E. Sayılı icra dosyasında takip başlatıldığını ancak davalı ...'in takibe haksız ve hukuka aykırı olarak itiraz edildiğini, haksız itirazın iptalini, takibin devamını ve davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalılara usulüne uygun olarak dava dilekçesi tebliğ edilerek taraf teşkili sağlanmış olup davalılar tarafından süresi içerisinde dosyaya herhangi bir cevap dilekçesi verilmediği anlaşılmakla HMK M.128 hükmü uyarınca davalıların dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaları inkar etmiş sayılmasına karar verilerek yargılama yapılmıştır.
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, davacıya ait aracın satımından kaynaklı bedelin davacıya ödenmediği iddiasıyla davalılar aleyhine başlatılmış olan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Somut olayda; davacı şirketin mevcut durumda 2 ortağının bulunduğu, bunların ... ve ... (...) olduğu, Salem'in 18.02.2021 tarihinden itibaren davacı şirketi münferiden temsile yetkili olduğu, şirkete dava dışı ...'in 29.07.2021 - 01.08.2023 Tarihli Genel Kurul Kararları arasında müdür olarak seçildiği ve bu kararların ticaret sicil gazetesinde ilan edildiği, bu süre aralığına denk gelecek şekilde 06.09.2022 Tarihinde .... Noterliğinin ... Yevmiye numaralı araç satış sözleşmesi ile birlikte davacı şirkete ait ... Plakalı aracın davacı şirketi temsilen ... tarafından davalı ...'e 320.000,00 TL bedel ile satışının yapılmış olduğu, davacı tarafça bu satış sebebiyle faturanın tahakkuk ettirildiği ve satım bedelinin davacı şirkete ödenmediği iddiasıyla ... (...) ve ... aleyhine .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasından 320.000,00 TL asıl alacak istemiyle takip başlatmış olduğu, davalı ...' ... itirazı üzerine takibin durması sebebiyle işbu itirazın iptali davasının açılmış olduğu görülmüştür.
Davacının Davalı ... (...)'ye Yöneltmiş Olduğu Talepleri Bakımından;
6100 Sayılı HMK'nın "Dava şartlarının incelenmesi" başlığını taşıyan 115. Maddesinin 1. Fıkrası "(1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler." uyarınca yargılamanın her aşamasında dava şartlarının bulunup bulunmadığının re'sen incelenmesi gerektiğinden aynı kanunun "Dava şartları" başlığını taşıyan 114. Maddesi uyarınca " (1) Dava şartları şunlardır:
a) Türk mahkemelerinin yargı hakkının bulunması.
b) Yargı yolunun caiz olması.
c) Mahkemenin görevli olması.
ç) Yetkinin kesin olduğu hâllerde, mahkemenin yetkili bulunması.
d) Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması.
e) Dava takip yetkisine sahip olunması.
f) Vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekâlet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesinin bulunması.
g) Davacının yatırması gereken gider avansının yatırılmış olması.
ğ) Teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi.
h) Davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması.
ı) Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması.
i) Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması.
(2) Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır." Şeklindeki düzenlemesi uyarınca işbu maddedeki sıra ile dava şartlarının mevcut olup olmadığı mahkememizce incelenecek olup ayrıca itirazın iptali davalarının İİK'da düzenlenmiş olması sebebiyle anılan kanun maddeleri kapsamında somut olayda dava şartlarının olup olmadığı hususunun incelenmesi gerekmektedir.
İİK'nın 67. maddesinde itirazın iptali davaları düzenlenmiş olup bu kapsamda itirazın iptali davasının açılabilmesi için geçerli bir ilamsız icra takibi yapılmış olması ve ödeme emrine süresi içinde yapılmış geçerli bir itirazın bulunması gerekir (Yargıtay 19. HD'nin 13.10.2014 tarih ve 2014/9766 E. - 2014/14994 K.). İtirazın iptali davasının şartlarından biri ilamsız icra takibine yönelik geçerli bir itirazın mevcut olmasıdır. Geçerli bir itirazın bulunması itirazın iptali davasında dava şartıdır. Bir başka ifade ile itirazın iptali davası açılabilmesi için davacı tarafından yapılmış usulüne uygun bir takip, ödeme emrinin davalı borçluya tebliği, davalı tarafından süresinde yapılmış bir itiraz ve hak düşürücü süre içerisinde açılmış davanın bulunması dava şarttır. Bu sebeple somut olayda davalı ... (...) bakımından icra dosyasına sunulan bir borca itiraz dilekçesi bulunmadığı, bu borçlu bakımından alacaklı vekilinin icra takibinin kesinleştirmesi talebi ile 20/02/2023 tarihinde icra müdürlüğünden talepte bulunmuş olduğu, icra müdürlüğünün 24/02/2023 tarihli kararı ile takibin kesinleştirilmesi talebinin kabulüne karar verilmiş olduğu, bu davanın ise 03.05.2023 tarihinde açılmış olduğu, böylelikle davalı ... bakımından itirazın iptali davasının açılmasını gerektirir ortada bir itirazın bulunmadığı görülmekle dava şartlarının mevcut olmadığı anlaşılmış ve davacının işbu davalıya yönelik talepleri bakımından davasının dava şartı yokluğundan usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacının Davalı ...'e Yöneltmiş Olduğu Talepleri Bakımından;
İtirazın iptali davalarında alacaklının, İİK m.67 uyarınca borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazının, kendisine tebliği tarihinden itibaren bir sene içerisinde genel mahkemelere yapacağı başvuru üzerine genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat etmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup sürenin başlaması için borçlunun itirazının alacaklıya tebliği zorunludur. İşbu dava dosyasının temelini teşkil eden icra dosyasında yapılan kontrolde borçlunun süresi içerisinde icra dosyalarına yapmış olduğu itirazın alacaklıya tebliğ edilmediği görülmüştür. Bu nedenle davacının açmış olduğu davasının süresinde olduğu kabul edilmekle yargılama yapılmıştır.
Mahkememizce icra dosyası celp edilip incelendiğinde davalı borçlu ...'in borca itiraz ile birlikte icra dairesinin yetkisine de itiraz etmiş olduğu görülmekle esas girilmeden önce icra dairesinin yetkisine yönelik yapılmış olan itiraz öncelikli olarak değerlendirilmiş olup bu doğrultuda yerleşik içtihatlar uyarınca itirazın iptâli davasının görülebilmesi, geçerli bir icra takibinin varlığına bağlıdır. Ortada geçerli takip yoksa itirazın iptâli davasının görülebilmesine usulen olanak yoktur. İcra dairesinin yetkisine itiraz halinde bu itiraz usulünce incelenip sonuçlandırılmadığı sürece geçerli bir takibin varlığından söz edilemez. O halde mahkemece, icra dairesinin yetkisine itiraz edildiği gözetilerek eldeki dava da öncelikle bu itiraz incelenerek doğru bir şekilde karar verilmelidir. Hukuk Genel Kurulunun 06/04/2004 tarih, 2004/19-410 esas, 2004/471 karar sayılı ilamı da bu yöndedir.
İcra takiplerinde yetki hususu, 2004 sayılı İİK’nın 50. maddesi yollaması ile usul Kanunu hükümlerine göre yapılmaktadır.
İİK’nın 50. maddesi; "(Değişik: 3/7/1940-3890/1 md.) Para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. Şu kadar ki, takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe yetkilidir.
Yetki itirazı esas hakkındaki itirazla birlikte yapılır. İcra mahkemesi tarafından önce yetki meselesi tetkik ve kati surette karara raptolunur.
İki icra mahkemesi arasında yetki noktasından ihtilaf çıkarsa Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 25 inci maddesi hükmü tatbik olunur." düzenlemesini içermektedir.
HMK 17.maddesi “Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.” hükmünü haizdir.
HMK'nın 6. maddesine göre genel yetkili icra dairesi, davalı gerçek veya tüzel kişinin takibin yapıldığı tarihteki yerleşim yeri icra dairesidir. Aynı Kanunun 10.maddesine göre ise sözleşmeden doğan takiplerde, sözleşmenin ifa edileceği yer icra dairesi de yetkilidir. Bu da özel yetkiye ilişkin bir düzenlemedir. Takip davacının seçimine göre, hem genel ve hem de özel yetkili mahkemede açılabilir. 6100 sayılı HMK'nın 17. maddesinde tacirler ve kamu tüzel kişilerinin aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşme ile yetkili kılabilecekleri, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça davanın sadece sözleşme ile belirlenen bu mahkemelerde görülebileceği şeklinde düzenleme yapılmıştır. Yetki sözleşmesi de ancak kesin yetki bulunmayan hallerde ve tarafların tacir veya kamu tüzel kişisi olmaları halinde geçerli olarak yapılabilir.
6098 sayılı TBK'nın 89. maddesine göre, borcun ifa yeri konusunda aksine bir anlaşma yoksa, para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde; parça borçları, sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde; bunların dışındaki bütün borçlar, doğumları sırasında borçlunun yerleşim yerinde ifa edilir.
Somut olay bakımından tarafların aralarında araç satış sözleşmesi haricinde yazılı bir sözleşmenin bulunmadığı, bu sebeple HMK m.17 hükmünün uygulanma ihtimalinin bulunmadığı anlaşılmış olup davacının işbu icra takibini TBK m.89 hükmü uyarınca ya kendi yerleşim yerindeki icra dairesinde ya da davalılardan birinin yerleşim yerindeki icra dairesinde başlatması gerekmektedir. Bu kapsamda davacı şirketin merkez adresinin Beyoğlu / İstanbul olması sebebiyle İstanbul İcra Dairesinin yetkili olduğu görülmekle davalı borçlu ...'in icra dairesinin yetkisine yönelik itirazının reddine karar verilmekle yargılamaya devam olunmuştur.
Yargılama esnasında davacının ticari defter ve belgeleri üzerinde 1 mali müşavir ve 1 ticaret hukuku alanında nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişisi vasıtası ile yapılan inceleme akabinde hazırlanan raporda özetle;
Davacı 2022 ve 2023 yılları Ticari defterlerinin, 6102 sayılı TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu,
Davacı yanın incelenen ticari defterlerinde, icra takip tarihi olan 06/01/2023 tarihi itibariyle, davacı şirketin davalı ...'na 154.827,64 TL Borçlu olduğu,
Dava konusu ... Plakalı ... Marka Araç satışının Bakırköy ...Noterliği ve...yevmiye numaralı davacı şirket adına ... tarafından 06.09.2022 tarihinde davalı ...'e 320.000,-TL bedel ile satışının yapılıp bedelinin alındığının açıklanmış olduğu,
Dosyaya sunulu elle yazılmış ... Plakalı Araç Satış Sözleşmesi'nin tercümesine göre, ... plakalı araç satış bedeli olarak 320.000,-TL'nin, davalı ... ... tarafından ...'den alınmış olduğu olarak tercüme edilmiş olduğu,
Davacı şirket ticari defterlerinde araç satışına ilişkin 06.09.2022 tarihli ... Numaralı 320.000,-TL tutarlı Fatura bedelinin davalı ... cari hesabına borç kaydedilmiş olduğu ve aynı yevmiye kaydında “... ... ... 2016 MODEL” açıklaması ile hesaba 200.000,-TL Alacak verilmiş olduğu tespit edilmiş olup hangi belgeye dayanarak ... lehine alacak kaydedilmiş olduğu görülmemiş olduğu,
Davacı yanın incelenen ticari defterlerinde, icra takip tarihi olan 06/01/2023 tarihi itibariyle şirketin davalı ...'na 154.827,64 TL Borçlu olduğu,
... Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından Sayın Mahkeme'ye 26.10.2023 tarihinde gönderilen cevap yazısına göre, davacı şirket ortaklarının ... ve davalı ... ... olduğu ve sermaye paylarının 500.000,-TL'şer olmak üzere eşit olduğu, ... in 29/07/2021 tarihinden 01/08/2023 tarihine kadar Münferiden yetkili olduğu,
Davalı alıcının ödeme iddiasının ispata muhtaç olduğu, dava konusu bedelden davalıların TTK. m. 7 hükmü uyarınca müteselsilen sorumlu olmaları gerektiği, bu bakımdan icra takibine karşı yapılan itirazın yerinde olmadığı,
Davacı yan lehine karar alınması durumunda, Davacı yan, icra takip tarihi olan 06.01.2023 tarihinden itibaren asıl alacağına işleyecek yıllık %9 ve değişen oranlarda Yasal Faizi talep edebileceği,
Kanaatine varıldığı mahkememize bildirilmiştir.
6100 Sayılı HMK'nın "Senetle ispat zorunluluğu" başlığını taşıyan 200. Maddesinin "(1) Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz.
(2) Bu madde uyarınca senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati hâlinde tanık dinlenebilir.
" şeklindeki düzenlemesi,
Aynı kanunun "Delil başlangıcı" başlığını taşıyan 202. Maddesinin "(1) Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir.
(2) Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir." şeklindeki düzenlemesi ve
Aynı kanunun "Sonradan delil gösterilmesi" başlığını taşıyan 145. Maddesinin "(1) Taraflar, Kanunda belirtilen süreden sonra delil gösteremezler. Ancak bir delilin sonradan ileri sürülmesi yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa veya süresinde ileri sürülememesi ilgili tarafın kusurundan kaynaklanmıyorsa, mahkeme o delilin sonradan gösterilmesine izin verebilir." şeklindeki düzenlemesi bir bütün olarak incelendiğinde; davalı ... tarafından her ne kadar davaya süresi içerisinde cevap verilmemiş ise de süresinden sonra sunmuş olduğu beyan dilekçesinde satım bedelinin elden diğer davalı ... (...)'ye verildiği beyan edilerek bu kapsamda adi yazılı belge sunulmuştur. Söz konusu belgedeki bir kısım yazıların Arapça olması sebebiyle tercüman bilirkişisi vasıtası ile yapılan çeviride ... ... imzası ile birlikte "... plakalı 2016 ... ..., araç satış bedeli 320 bin TL ...’den teslim aldım. Araç bedelini teslim aldığım tarih: 06.09.2022" yazılı olduğu görülmüş, söz konusu belgenin ibrazı mahkememizce HMK m.145 hükmü uyarınca kabul edilerek davalının borcu ödediğine yönelik beyanı kapsamında adi yazılı delil / delil başlangıcı olarak kabul edilmiş ve duruşma salonunda hazır edilen (satış sözleşmesi tarihindeki davacı şirketin müdürü - sözleşmede yetkili olarak görünen kişi) ...'in tanık sıfatı ile beyanı alındığında satım bedelinin davalı ... tarafından diğer davalı ...'e ödenmesi ve bu hususun davacı şirket yetkilisi Salem tarafından da bilinip kabul edilmesi üzerine kendisinin noterde satış işlemini gerçekleştirdiğini beyan etmesi, davacı şirketin usulüne uygun tutulmuş olan ticari defterlerinde davalı ...'e ilişkin herhangi bir alacak kaydının olmaması, aracın satışına ilişkin kayıtların diğer davalı ...'e yönelik olarak tutulmuş olması ve ...den gelen satım bedelinin 200.000,00 TL'sinin diğer davalı şirket ortağına olan borçlarından mahsup edilmiş olması karşısında davacının davalı ...'e yönelik olarak satış bedelinin ödenmediği iddiasında bulunamayacağı, zira bu bedelin diğer davalı tarafından alındığının kendi şirket kayıtlarında kabul edilmiş olduğu kanaatine varılmakla bu davalı bakımından davasının reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere;
1-Davacının davalı ... (...)'ye yöneltmiş olduğu davasının DAVA ŞARTI YOKLUĞUNDAN USULDEN REDDİNE,
2-Davacının davalı ...'e yöneltmiş olduğu davasının ESASTAN REDDİNE,
3-Alınması gerekli olan 615,40-TL karar ilam harcından başlangıçta dava açılırken peşin olarak alınan 179,90-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 435,50-TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4-Yargılama giderlerinin davacı üzerine bırakılmasına,
5-Davalı ... tarafından sarf edilen toplam 246,75-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ...'e verilmesine,
6-Davalı ... yargılama esnasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 51.200,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'e verilmesine,
7-Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 3.200,00-TL'nin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına.
8-Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/03/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır