T.C.
İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/382 Esas
KARAR NO : 2025/694
DAVA : Ticari Vedia Sözleşmesinden Kaynaklanan
DAVA TARİHİ : 05/06/2023
KARAR TARİHİ : 15/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Vedia Sözleşmesinden Kaynaklanan davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ... ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi ... estetik alanında faaliyet gösteren bir şirket olduğunu, şirket adına tescilli olan... plakalı aracın Davalı ... ... Şirketi tarafından işletilen Etilerdeki ... Restoranta gittiğini, ... restoranın müşterilerine çalışan ... aracılığıyla otopark ve vale hizmeti sunduğunu, aracın restoran valesi olan ...'a teslim edildiğini, ... tarafından 29/07/2022 tarihinde ... kontrolündeki ... plakalıaraca “düz bir şekilde arkadan vurmak” suretiyle trafik kazasına sebep olduğunu, 29/07/2022 tarihli Kaza Tespit Tutanağı tutulduğunu, davalı araç sürücüsü ...’in %100 kusurlu olduğunu, araç için kasko şirketitarafından 174.677,16 TL servis ödemesi yapıldığını, kasko şirketitarafından 174.677,16 TL servis ödemesi yapılmıştır. kasko neticesinde araçta oluşan hasar ödenmiş olmakla birlikte değer kaybı ve boşta geçen süreye ilişkin kazanç kaybı ödenmediğini, davalıların zararı ödemekle yükümlü olduklarını, müvekkili şirketin zarara uğradığını, arabuluculuğa başvurulduğunu fakat anlaşmaya varılamadığını belirterek davanın kabulünü, belirsiz alacak davası olarak 10.000 TL'nin 29/07/2022 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte ve aracın tamir süresi boyunca çalışmaması sebebiyle oluşan şimdilik kısmi alacak davası olarak 10.000 TL kazanç kaybının 02/11/2022 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... ... Şirketi vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davalılar ... müvekkil şirketin çalışanı olmadığını, Müvekkil şirketin yetkisi ve izni dışında gerçekleşen vale hizmeti nedeniyle gerçekleşen kazadan müvekkil şirketin sorumlu tutulamayacağını, davanın kısmi alacak davası olarak açılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, ilgili sigorta şirketine başvuru yapılması gerektiğini, müvekkilinin davacının kazanç ve değer kaybı talebinden sorumlu olmadığını, davacının tamir süresine ilişkin iddiasının afaki olduğunu belirterek davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememiz dosyasının 21/02/2024 tarihli celsesinin 5 numaralı ara kararı uyarınca dosyanın bilirkişiye tevdine karar verilmiş olup, 26/08/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle;" 1) Davalı sürücü ...'in kazanın meydana gelmesinde %100 (yüzde yüz) oranında KUSURLU olduğu,
2) Dava dışı sürücü ...'nin kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığı,
3) Dava konusu... plakalı aracın değer kaybı bedelinin ülkemiz 2. el piyasa şartlarında kaza tarihi itibarıyla 188,784.00 TL (yüz seksen sekiz bin yedi yüz seksen dört TL) civarında olduğu,
4) Araçta dava konusu kaza nedeniyle oluşan hasarların onarılması için 14 (on dört) günlük sürenin yeterli ve gerekli olduğu,
5) Kaza tarihi itibarıyla 14 (on dört) günlük toplam araç mahrumiyeti (kazanç kaybı) bedelinin KDV dahil yaklaşık 19,317.48 TL (on dokuz bin üç yüz on yedi TL kırk sekiz kuruş) olduğu,
6) Davacı tarafın faiz ve diğer taleplerinin Mahkemenin Sayın Hakiminin takdirinde olduğu..." şeklinde görüş ve kanaatinde bulunulduğu görüldü.
Mahkememiz dosyasının 27/11/2024 tarihli celsesinin 2 numaralı ara kararı uyarınca ilgili Emniyet Müdürlüğüne müzekkere yazılarak kazanın meydana geldiği 29/07/2022 tarihinde davalı şirketin bulunduğu adreste diğer davalılar tarafından vale hizmetinin verilip verilmediği hususunda araştırma yapılarak mahkememize bilgi verilmesinin istenildiği, ... İlçe Emniyet Müdürlüğünün 04/03/2025 tarihli cevabi yazısı ile 04/03/2025 tarihinde tutulan araştırma tutanağında davalı şirketin adresine gidilip ... isimli işletmenin mesul müdürü Mustafa Korkmaz ile görüşüldüğünü, ... isimli şahsın işletmenin valesinin sahibi olduğunu, 4-5 senedir burada faaliyet gösterdiğini, ... isimli şahsın ise 29/07/2022 tarihinde burada çalıştığını ancak bir araçla kaza yaptıktan sonra işten çıkarıldığını beyan ettiğine dair tutanağın tutularak gönderildiği görüldü.
Yine mahkememizin 27/11/2024 tarihli celsesinin 1 numaralı ara kararı uyarınca davalı ... ve ...'ın tacir yahut esnaf kaydının bulunup bulunmadığı, var ise faaliyet konusunun ne olduğu ve faaliyet adresinin ne olduğu hususlarında mahkememize bilgi verilmesinin istenildiği, ... Vergi Dairesinin 02/12/2024 tarihli yazı cevabında mükellefin Otopark ve Garaj İşletmeciliği faaliyeti ile mükellefiyet tesis ettiğini, iş yeri adresinin "... Mahallesi, ... Yolu Sokak No:42 .../İstanbul" olduğu işletme hesabına göre defter tuttuğunun bildirildiği görüldü.
Mahkememiz dosyasının 16/07/2025 tarihli celsesinin 1 numaralı ara kararı uyarınca
Davacı vekilinin 26/03/2025 tarihli talep arttırım dilekçesi ile 10.000,00 TL araç değer kaybının 188.784,00 TL'ye arttırdıklarını, 10.000,00 TL araç mahrumiyet bedelinin de 19.317,48 TL'ye arttırdıklarını beyan ettiği görüldü.
Mahkememiz dosyasının 16/07/2025 tarihli celsesinin 1 numaralı ara kararı uyarınca ... Vergi Dairesinin yazı cevabında ...'ın iş yeri adresinin "... Mahallesi, ... Yolu Sokak No:42 .../İstanbul" olduğunun bildirildiği, dosyaya sunulan vergi levhasında ise "... Mahallesi, ... Yolu Sokak No:22 .../İstanbul" şeklinde yazılı olduğu görülmekle ilgili davalının "... Mahallesi, ... Yolu Sokak No:22 .../İstanbul" adresinde faaliyet gösterip göstermediği, göstermiş ise tarihinin bildirilmesi ve SGK yada davalının faaliyet adresinin sorulması için müzekkere yazılmasına karar verilmiş olup, ... Vergi Dairesinin 24/07/2025 tarihli yazı cevabında mükellefin 10/06/2019 tarihinde "... Mahallesi, ... Yolu Sokak No:22 .../İstanbul" adresinde Otopark ve Garaj İşletmeciliği faaliyeti ile mükellefiyet tesis ettiğini, 10/07/2025 tarihinde İş Yeri Adresi Değişikliği bildirimi ile yeni adresinin "... Mahallesi, ... Caddesi, No:24 İç Kapı No:17 .../İstanbul" olduğunun bildirildiği, ... Sosyal Güvenlik Merkezinin 30/07/2025 tarihli yazı cevabında ise ...'a ait iş yeri adresinin "... Mahallesi, ... yolu Sokak No:22 .../İstanbul" olduğunun bildirildiği görüldü.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ GEREKÇE:
Dava ; meydana gelen trafik kazası nedeniyle davacının aracında meydana gelen değer kaybı ile aracın tamir süresince uğranılan kazanç kaybının-ikame araç bedelinin ne kadar olduğu, davalıların meydana gelen zarardan sorumluluğunun bulunup bulunmadığı var ise sorumluluk miktarı hususlarına ilişkindir.
Öncelikle görev yönünden yapılan değerlendirmede; ... Gıda Turizm A.Ş dışındaki dışındaki diğer davalılar yönünden genel mahkemeler görevli ise de; davacı tarafça davalıların müteselsil sorumluluğuna dayanıldığı, 6100 sayılı HMK 57. maddesi gereği davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğu, diğer davalılar yönünden de özel görevli mahkemenin uyuşmazlığa bakmakla görevli olması nedeniyle ve davacı ve davalı ... A.Ş. Nin her ikisinin de tacir olup uyuşmazlık tacirler arasın haksız fiil niteliğinde olduğundan davanın mahkememizde görülmesi gerektiği kanaatine varılmış dosyanın esastan incelenmesine geçilmiştir.
Davacı dava dilekçesinde; davacının kazaya karışan aracı ile; Davalı ... ... Şirketi tarafından işletilmekte olan ...’deki ... restoranına gittiğini, davalı ... Şirketi tarafından işletilmekte olan ... restoran müşterilerine çalışanı ... aracılığıyla otopark ve vale hizmeti sunulduğunu, bu kapsamda davacıya ait... plakalı araç ... T.C kimlik numaralı restoran valesi ...’e teslim edildiğini, restoran valesi ... tarafından 29/07/2022 tarihinde saat 13:08 sularında ... Mahallesi ... Yolu üzerinde ... kontrolündeki ... plakalı BMW marka araca “düz bir şekilde arkadan vurmak” suretiyle trafik kazasına sebep olduğunu beyan etmiş ve meydana gelen zararın davalalırdan müşterek müteselsilen tahsiline karar verilmesi isteminde bulunmuştur.
Davalı şirket davaya cevap dilekçesinde; diğer davalılar ...'in davalı şirketin çalışanı olmadığını beyan etmiş davanın husumetten ve esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkememizce davalıların husumetinin bulunup bulunmadığı yönünden yapılan değerlendirmede; SGK ya müzekkere yazılarak; davalı ...'in kazanın meydana geldiği tarih olan 29/07/2022 tarihinde davalıya ait işyerinde çalışmalarının bulunup bulunmadığının sorulmasına karar verilmiş, vergi dairesine müzekkere yazılarak; davalı ... 'ın ve ... 'ın tacir yahut esnaf kaydının bulunup bulunmadığı, var ise faaliyet konusunun ne olduğu ve faaliyet adresinin ne olduğu hususlarında mahkememize bilgi verilmesi istenmiş, ilgili emniyete müzekkere yazılarak; kazanın meydana geldiği 29/07/2022 tarihinde, davalı şirketin bulunduğu adreste diğer davalılar tarafından vale hizmeti verilip verilmediği hususunda araştırma yapılması istenilmiştir.
SGK tarafından dosyaya verilen 29/02/2024 tarihli cevapta davalı ...'ın sigortalılık kaydına rastlanmadığı bildirilmiş, diğer davalı ...'ın bağkur sigortalısı olduğu ve vergi kaydı bulunduğu bildirilmiştir.
Dosyaya verilen vergi dairesi müzekkere cevaplarında "Kayıtlarımız tetkikinde dairemiz mükellefine 10/06/2019 tarihinde ... Mah. ... Yolu Sk. Kapı No:22 ... adresinde Otopark Ve Garaj İşletmeciliği (Bisiklet Parkları Ve Karavanların Kışın Saklanması Dahil) faaliyeti ile mükellefiyet tesis edildiği tespit edilmiş olup 10/07/2025 tarihinde Müdürlüğümüze ibraz edilen İş Yeri Adres Değişikliği Bildirimi ile yeni adresinin ... Mahallesi, ... Cad. No: 24 İç Kapı No: 17 .../ İstanbul olduğu görülmüştür." şeklinde cevap verildiği görülmüştür.
Yine SGK nun 30/07/2025 tarihli müzekkere cevabı ile davalı ...'ın faaliyet adresi dosyamıza bildirilmiştir.
Dava dilekçesi ekinde sunulan tutanak içerikli belge incelendiğinde; ...'in vale çalışanı olarak bildirilmiş olduğu görülmüş, vale sorumlusu olarak da ... ismi yer almıştır. Davalı ... ve ... davaya cevap vermemiş ancak tutanak içeriğine de herhangi bir itirazda bulunmamıştır. Kaza tespit tutanağı incelendiğinde kazaya karışan kişinin ... olduğu görülmektedir. Dosya arasına gelen davalı ... Sökmen in faaliyet adreslerini bildiri müzekkere cevaplarında ise davalının adresi olarak bildirilen adres ile diğer davalı şirketin adreslerinin birbiri ile uyuştuğu görülmektedir. Davalı şirket her ne kadar husumet itirazında bulunmuş ve diğer davalıların çalışanları olmadığını iddia etmiş ise de; dosya arasına gelen müzekkere cevaplarından davalı ...'ın otopark ve garaj işletmeciliği alanında faaliyet gösterdiği, kaza tarihi itibari ile faaliyet adresinin davalı şirket adresi ile aynı olduğu ve diğer davalı ... 'ın da ... yanında çalıştığı kanaatine varılmıştır.
Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; davalı ... ile davalı şirketin vale hizmeti konusunda birlikte faaliyet gösterdiği, restoranta gelen müşterilere ait araçlara davalı ... tarafından vale hizmeti verildiği, diğer davalı ...'in de kaza günü davalı ...'ın çalışanı sıfatı ile hareket ettiği bu durumda tüm davalıların bu amaçla teslim edilen araçta meydana gelen zarardan sorumlu tutulmaları gerektiği kanaatine varılmıştır. (emsal mahiyette Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2012/10422 E., 2013/9332K. Sayılı kararına konu ilk derece mahkemesi kararında da benzer değerlendirmelere yer verilmiş , kararın temyiz edilmesi üzerine yargıtay ilgili hukuk dairesi tarafından yapılan incelemede; husumet hususu bozma konusu yapılmamış, karar yalnızca icra inkar tazminatı hususunda uygun bulunmamıştır.)
Haksız Fiillerden doğan borç ilişkileri Türk Borçlar Kanununun 49. Ve devamı hükümlerinde düzenlenmiş olup 49. Maddenin "(1)Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
(2)Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür." şeklindeki düzenlemesi ve aynı kanunun Zararın ve kusurun ispatı başlıklı 50. Maddesinin "(1) Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.
(2)Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler." şeklindeki düzenlemesi uyarınca bir haksız fiil sonucunda zarar görenin tazminat isteminde bulunabilmesi için ortada haksız fiilin bulunması, failin kusur olması, talepte bulunan şahısta zararın meydana gelmiş olması ve zarar ile fiil arasında illiyet bağının olması gerekmektedir.
6098 sayılı TBK'nun 66. maddesinde adam çalıştıranın sorumluluğu;" Adam çalıştıran, çalışanın, kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlüdür. Adam çalıştıran, çalışanını seçerken, işiyle ilgili talimat verirken, gözetim ve denetimde bulunurken, zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse, sorumlu olmaz. Bir işletmede adam çalıştıran, işletmenin çalışma düzeninin zararın doğmasını önlemeye elverişli olduğunu ispat etmedikçe, o işletmenin faaliyetleri dolayısıyla sebep olunan zararı gidermekle yükümlüdür. Adam çalıştıran, ödediği tazminat için, zarar veren çalışana, ancak onun bizzat sorumlu olduğu ölçüde rücu hakkına sahiptir." şeklinde düzenlenmiştir.
Adam çalıştıranların sorumluluğu hakkında gerek doktrinde gerek içtihatlardaki (27.03.1957 gün ve 1/3; 22.06.1966 gün ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararları) baskın görüş bunların kusursuz bir sorumluluğa tabi tutulmaları doğrultusundadır. İş gördürenin sorumluluğunun kaynağı, göstermekle yükümlü olduğu özenle iş görme (ihtimam) ödevinin ihlalidir. Sorumluluğun kökü, bizzat sorumlu şahsın ya da şahısların durumundadır. İstihdam eden, müstahdem veya işçilerini seçerken, onları çalıştırırken, başkalarına zarar vermemelerini sağlamakla ve buna dikkat ve özen göstermekle yükümlüdür. Esasen istihdam edenin sorumluluğunun dayanağı, onun müstahdeme nezaret ve özen hususundaki objektif vazifesinin ihlali teşkil eder. Yukarıda belirtilen İçtihadı Birleştirme Kararından da anlaşılacağı gibi adam kullananın sorumlu tutulabilmesi için, kendisinin kusuru şart olmadığı gibi, kullandığı adamın dahi kusuru kanuni şartlardan değildir.
Bu noktada, Borçlar Kanununun 66. maddesinde düzenlenen “adam çalıştıranın sorumluluğu” için, somut olayda “adam çalıştırma ilişkisi” ile “çalıştırılanın hizmetini yerine getirirken hukuka aykırı bir eylemle zarar vermesi” unsurlarının gerçekleşmesi zorunludur.
Adam çalıştırma ilişkisi için çalıştırılanın, çalıştıranın buyruğu altında olması, onun gözetiminde işi yapması ve onun talimatıyla bağlı bulunması gerekir. Bunun yanında meydana gelen zararın müstahdemin istihdam edenin maksatları için bir hizmetin görüldüğü sırada doğmuş olması zorunludur. Başka bir deyişle, müstahdeme gördürülen hizmetle zarar arasında “gaye ve görev bakımından” çok sıkı bir münasebet olmalıdır. Bu bakımdan hizmetin ifası ile zararın ikaı arasındaki zaman ve yer bağlılığı ve zararın istihdam edenin hizmetin görülmesi için verdiği vasıta ile meydana getirilmesi hizmetin icrası esnasında zararın meydana geldiğini bir karine, emare olarak kabul edilebilirse de, daima bu unsurlara isnat etmek doğru sonuç vermez. Bu nedenle, bu dış görünüş unsurlarından ziyade, zarar verici fiilin, istihdam edenin müstahdeme kendi gayesi için tevdi ettiği hizmetlerin ifası alanında işlenmiş olması nazara alınır.
Mahkememizce taraf delilleri toplanmış ilgili müzekkere cevapları celbedilmiş, akabinde dosyanın 1 trafik kazaları alanında uzman makine mühendisi bilirkişisine tevdi ile; bilirkişiden takdiri mahkemeye ait olmak üzere meydana gelen kazada kazaya karışan tarafların kusur oranlarının ne kadar olduğu, kaza neticesinde davacıya ait aracın hasarının boyutu da göz önünde bulundurulduğunda kaç gün içerisinde tamir edildiği, sürenin tespit edilememesi halinde ortalama kaç gün içerisinde tamir edilebileceği, davacının kaç günlük süreçte aracı kullanmaktan mahrum kaldığı, söz konusu tarihler arasında ne kadar kazanç kaybının olacağı, araçta ne kadar değer kaybı oluştuğu, meydana gelen zarardan tarafların sorumluluk tutarının ne kadar olduğu hususlarında rapor tanzim edilmesinin istenilmesine, karar verilmiş ve 03/09/2024 tarihli bilirkişi raporu dosyaya kazandırılmıştır. İlgili raporda " Delillerin takdiri ve kusura dair hukuki değerlendirmeler Mahkemenin Sayın Hakimine ait olmak üzere;
1) Davalı sürücü ...’in kazanın meydana gelmesinde %100 (yüzde yüz) oranında KUSURLU olduğu,
2) Dava dışı sürücü ...’nin kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığı,
3) Dava konusu... plakalı aracın değer kaybı bedelinin ülkemiz 2. el piyasa şartlarında kaza tarihi itibarıyla 188,784.00 TL (yüz seksen sekiz bin yedi yüz seksen dört TL) civarında olduğu,
4) Araçta dava konusu kaza nedeniyle oluşan hasarların onarılması için 14 (on dört) günlük sürenin yeterli ve gerekli olduğu,
5) Kaza tarihi itibarıyla 14 (on dört) günlük toplam araç mahrumiyeti (kazanç kaybı) bedelinin KDV dahil yaklaşık 19,317.48 TL (on dokuz bin üç yüz on yedi TL kırk sekiz kuruş) olduğu, "şeklinde değerlendirme yapılmış, rapor mahkememizce de hüküm kurmaya elverişli bulunmuş ve hükme esas alınmıştır.
Davacı tarafından dosyaya sunulan 26/03/2025 tarihli dilekçe ile talebin artırıldığı bildirilmiş, ilgili dilekçe davalılara tebliğ edilmiştir.
Davalı şirket vekili talep artırım dilekçesine karşı sunmuş olduğu 27/03/2025 tarihli dilekçesi ile zamanaşımı defini ileri sürmüştür.
Davalı şirketin zamanaşımı defi yönünden yapılan değerlendirmede; davalının cevap dilekçesinde zamanaşımı definde bulunmadığı ancak talep artırım-ıslaha beyan dilekçesine karşı zamanaşımı definde bulunduğu görülmüştür.
Dosyamız ile emsal mahiyetteki ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi 2019/1343 E., 2021/280 K. Sayılı kararında " Rizikonun gerçekleştiği tarih itibariyle yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nun 1420. maddesi genel kural olarak sigorta sözleşmelerinden doğan bütün taleplerin alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren 2 yılda zamanaşımına uğrayacağı hükmünü getirmiştir. Aynı Kanunun 1446. maddesinde, sigorta ettirenin, rizikonunun gerçekleştiğini öğrenince durumu gecikmeksizin sigortacıya bildirmesi gerektiği, 1427/2. bendinde, sigorta tazminatı veya bedelinin, rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her halde 1446. maddeye göre yapılacak ihbardan 45 gün sonra muaccel olacağı düzenlenmiştir. Kısmi davada, zamanaşımı yalnızca dava açılan kısım için kesildiğinden ve geriye kalan meblağ için işlemeye devam ettiğinden, ek dava ile talep edilecek (ya da ıslahla artırılacak kısım yönünden) miktar için de zamanaşımı süresinin dolmamış olması gerekir.(Yargıtay 17.HD'sinin 2018/3111-2020/4864 EK sayılı ilamı benzer mahiyettedir.)
Dava dilekçesinde talep edilen miktarlara yönelik zamanaşımı savunmasında bulunulmaması, ıslah dilekçesindeki talepler yönünden zamanaşımı savunmasında bulunulmasına engel oluşturmaz.(9. Hukuk Dairesi'nin 2017/17970 - 2020/15921 EK sayılı ilamı benzer mahiyettedir)
TBK'nun 154/2 maddesi uyarınca davanın açılmasıyla zamanaşımı süresi kesilir, TBK'nun 156/1 maddesi uyarınca zamanaşımının kesilmesi ile yeni bir süre işlemeye başlar.
Somut dosyamızda kaza tarihinin 12.09.2015, dava tarihinin 18.12.2015, ıslah tarihinin ise 08.02.2019 olduğu, ıslah tarihi itibariyle 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, davalı vekili tarafından 10.02.2019 tarihli beyan dilekçesi ile süresi içerisinde ıslah talebine karşı zamanaşımı itirazında bulunulduğu, davalının cevap dilekçesinde zamanaşımı savunmasında bulunmamış olmasının davanın ıslah edilen kısmı bakımından zamanaşımı savunmasında bulunmasına engel teşkil etmediği, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen davanın kısmen reddi kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır." şeklinde değerlendirme yapıldığı görülmüştür.
Somut olay yönünden yapılan değerlendirmede de; davacının dava dilekçesi içeriğinden değer kaybı talebinin belirsiz alacak davası , mahrumiyet bedeli alacağının ise kısmi dava olarak ileri sürüldüğü, her ne kadar bedel artırım dilekçesi olarak dilekçe sunulmuş ise de; bu dilekçenin araç mahrumiyet bedeli yönünden ıslah dilekçesi, değer kaybı bedeli yönünden ise bedel artırım dilekçesi olarak yorumlanması gerekeceği, kazanın 29/07/2022 tarihinde meydana geldiği, dava tarihinin 05/06/2023 olduğu , dava tarihi itibari ile 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı ancak ıslah dilekçesinin 26/03/2025 tarihinde sunulduğu ve ıslah tarihi itibariyle kaza tarihinden itibaren 2 yıllık zamanaşımının geçmiş olduğu , davalı şirketin de süresinde zamanaşımı defini ileri sürdüğü, diğer davalılar tarafından ıslaha karşı beyan dilekçesi sunulmadığı, bu hali ile zamanaşımı definin yalnızca bunu ileri süren davalı şirket yönünden dikkate alınması gerektiği kanaatine varılmış açıklanan nedenlerle; davacının davalı şirkete dava dilekçesinde yönelttiği araç mahrumiyet bedeli alacağının kabulüne ıslah ile artırılan kısmı ise davalı şirket yönünden zamanaşımı nedeniyle reddine karar vermek gerekmiş, değer kaybı bedeline ilişkin alacak ise belirsiz alacak olarak açılmış olup tüm alacak miktarı için dava tarihi itibari ile zamanaşımı kesilmiş olduğundan bu alacak kalemine ilişkin istem kabul edilmiş, haksız fiil tarihi itibari ile temerrüt gerçekleştiğinden hüküm altına alınan alacağa kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmiş ve davanın kısmen kabul kısmen reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1 -Davanın KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ ile;
-188.784,00-TL değer kaybı bedelinin 29/07/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,
-Toplam 19.317,48-TL araç mahrumiyet bedelinin; 10.000-TL sinin tüm davalılardan , bakiye 9.317,48-TL sinin ise yalnızca davalılar ...'den 02/11/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müşterek müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
Davacının davalı ... ... Şirketine yönelik fazlaya dair araç mahrumiyet bedeli isteminin zamanaşımı nedeniyle reddine,
2 - Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 14.215,41 TL harçtan peşin alınan 3.553,86 TL harcın ( 341,55 TL dava açılırken + 3.212,31 TL ıslah harcı olmak üzere ) mahsubu ile bakiye 10.661,55 TL harcın tüm davalılardan (davalı ...A.Ş. Yönünden tahsilde tekerrür olmamak ve 10.025,75-TL ile sınırlı olmak kaydı ile) müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına.
3- Davacı tarafından yatırılan 3.553,86 TL harcın ( 341,55 TL dava açılırken + 3.212,31 TL ıslah harcı olmak üzere ) tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
4- Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca 33.296,23 TL vekalet ücretinin davalılardan müşterek müteselsilen (davalı ... Gıda Turizm A.Ş. 31.805,44 TL ile sınırlı olmak ve tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile) alınıp davacıya verilmesine,
5- Araç mahrumiyet bedeli yönünden reddedilen kısım için davalı ... ... Şirketi kendisini vekili ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca 9.317,48 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine,
6- Davacı tarafça yapılan 1.290,00 TL müzekkere ve tebligat gideri, 3.500,00 TL bilirkişi ücreti ile 205,50 TL ilk masraf (179,90 TL başvurma harcı + 25,60 TL vekalet harcı) olmak üzere toplam 4.995,50 TL yargılama giderinin davalılardan müşterek müteselsilen (davalı ... ... Şirketi yönünden 4.745,72-TL ile sınırlı olmak ve tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile) alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalılardan ... ... Şirketi tarafça yapılan 310,00 TL yargılama giderinin 15,50 TL'sinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin bu davalı üzerinde bırakılmasına,
8- Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep edilmesi halinde kendilerine iadesine,
9 -Suçüstü Ödeneğinden ödenen 3.200,00 TL arabuluculuk ücretinin davalılardan müşterek müteselsilen tahsili ile ( davalı ... ... Şirketi yönünden 3.040,00-TL ile sınırlı olmak ve tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile)
Dair, hazır bulunanların (e duruşma ile) yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 15/10/2025
Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)