T.C.
İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/478 Esas
KARAR NO:2024/4
DAVA:İstirdat (Ticari Satıma Konu Malın İadesi)
DAVA TARİHİ:19/07/2023
KARAR TARİHİ:09/01/2024
Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; 19/07/2023 tarihli davacı vekili tarafından mahkememize sunulan dava dilekçesinde davacı olarak ... Ticaret Ltd Şti. , davalı olarak ise ...'nin gösterildiği, dava konusu olarak "Keşidecisi... San. ve Tic. A.Ş. Lehtarı ... Ticaret Ltd Şti. olan 25.12.2022 keşide tarihli 7.396,96 TL bedelli ... seri numaralı çekin Davalı şirket tarafından kötü niyet ile ele geçirilmiş olması nedeni ile istirdatı, müvekkilin davalıya borçlu olmadığının tespiti ve ödenen bedelin iadesine ilişkindir." şeklinde belirtildiği, davacı vekili tarafından mahkememize ibraz edilen 16/08/2023 tarihli beyan dilekçesinde davacı olarak ...ve Ticaret Ltd Şti.'nin davalı olarak ise yine ...'nin gösterildiği, dava dışı ...tarafından, otelin faaliyeti kapsamında iş yapmış olduğu ...ve Ticaret Ltd Şti. adına düzenleyerek keşide ettiği dava konusu Keşidecisi... San. ve Tic. A.Ş. Lehtarı ...ve Ticaret Ltd Şti. olan 25.12.2022 keşide tarihli 5.321,69 TL bedelli ... seri numaralı çekin, ...ve Ticaret Ltd Şti. yedinde iken zayi olduğunu, lehtar müvekkilinin davacısı olduğu .... 2022/... E sayılı çek iptal davası ikame edildiğini, çek İptal davası kapsamında 02.01.2023 tarihli tensip kararı ile ödeme yasağına hükmedildiğini, çekin davalı yedinde bulunduğu ve ... takas banka ibraz edilerek tahsil edildiği ortaya çıktığını, mahkeme tarafından 05.07.2023 tarihinde görülen celsede ,istirdat davası açmak için süre verildiğini, huzurdaki iş bu davanın ikamesi zaruri olduğunu, müvekkilinin hukuka aykırı suç teşkil eden eylemler ile mağdur edilmesi ve devam eden bir davada verilen kesin süre içerisinde davanın açılması gereği söz konusu olduğu için huzurdaki davanın açıldığı ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; müvekkili firma söz konusu çeki ticari faaliyetleri neticesinde iktisap ettiğini, ticari defter ve kayıtlarını da intikal ettirmiş ve akabinde nakit ihtiyacı sebebi ile iktisap etmiş olduğu söz konusu çeki yasaya ve usule uygun olarak tahsili yoluna gittiğini, bu sebeple iyiniyetli üçüncü kişi olan davalı müvekkili firma dava konusu çekin sıhhatli biçimde birbirini takip eden ciro zinciri içerisinde bulunan yetkili ve meşru hamili olduğundan davanın reddi gerektiğini, söz konusu çekin üzerindeki ciro silsilesi tam ve birbirini düzgünce takip eden cirolardan oluşmakta olup Türk Ticaret Kanunu Madde 790 göz önüne alındığında müvekkilinin çekin meşru hamili olduğunu, davacı tarafça davalı müvekkiline yönelik pek çok asılsız ithamda bulunulmuşsa da davacı tarafın tüm iddiaları haksız ve mesnetsiz olduğunu, müvekkilinin dava konusu çeki üst cirantadan ticari faaliyetleri neticesinde mal ve hizmet satımı sonucu fatura ve tahsilat makbuzu karşılığı iktisap ederek ticari defter ve belgelerine de bu şekilde yansıttığını, müvekkilinin kestiği fatura nedeniyle ortaya çıkan vergisel yükümlülükleri dahi ödediğini, gelinen aşamada sattığı mal ve hizmet karşılığı edindiği çeki tahsil edememiş olup oldukça büyük zarar ettiğini, bu kapsamda müvekkili tarafından bir üst ciranta ve yetkilisi hakkında suç duyurusunda bulunmuş olup ilgili soruşturma İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının ... Soruşturma numaralı dosyası ile devam ettiğini, müvekkilinin çeki iktisap ederken davacı tarafın iddialarını bilebilecek durumda olmadığını ve çekin iktisabı anında tamamen iyiniyetli bir şekilde hareket ettiğini ve davacı taraf karşısında iyiniyetli 3. Kişi sıfatına haiz olduğunu, davacı tarafça haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak ikame edilen işbu davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, çek istirdadı istemine ilişkindir.
Somut olayda mahkememizce yapılan kontrolde işbu davanın 19.07.2023 tarihinde UYAP sisteminden açıldığı, ibraz edilmiş olan dava dilekçesinin içeriğinde davacı olarak ... Ticaret Ltd Şti. , davalı olarak ise ...'nin gösterildiği, dava konusu olarak "Keşidecisi... San. ve Tic. A.Ş. Lehtarı ... Ticaret Ltd Şti. olan 25.12.2022 keşide tarihli 7.396,96 TL bedelli ... seri numaralı çekin Davalı şirket tarafından kötü niyet ile ele geçirilmiş olması nedeni ile istirdatı, müvekkilin davalıya borçlu olmadığının tespiti ve ödenen bedelin iadesine ilişkindir." şeklinde belirtilmesine rağmen davacı vekili tarafından mahkememize ibraz edilen 16.08.2023 tarihli beyan dilekçesinde davacı olarak ...ve Ticaret Ltd Şti.'nin davalı olarak ise yine ...'nin gösterildiği, dava konusu olarak "Keşidecisi... San. ve Tic. A.Ş. Lehtarı ...ve Ticaret Ltd Şti. olan 25.12.2022 keşide tarihli 5.321,69 TL bedelli ... seri numaralı çekin Davalı şirket tarafından kötü niyet ile ele geçirilmiş olması nedeni ile istirdatı, müvekkili davalıya borçlu olmadığının tespiti ve ödenen bedelin iadesine" talebinde bulunulmuş olduğu anlaşılmakla mahkememizin 03/10/2023 tarihli celsesinin 1 nolu "1-Mahkememizce yapılan kontrolde işbu dava dosyasına sunulan dava dilekçesinde davacının ... Ticaret Ltd Şti. Olarak belirtilmiş olmasına rağmen UYAP sistemine ...ve Ticaret Ltd Şti. 'nin davacı olarak girilmiş olduğu ve bu davacı adına vekaletname sunulduğunun görülmesi, davacı tarafından 23.08.2023 tarihinde ibraz edilen dilekçede dava dilekçesinde hata yapıldığının belirtilmiş olması karşısında maddi hatanın kabulü ile davacının ...ve Ticaret Ltd Şti. Olarak kabulü ile davaya devamına, " şeklindeki ara kararı uyarınca davacı bakımından yapılan maddi hatanın kabulüne karar verilerek taraf teşkili düzeltilmek sureti ile yargılamaya devam olunmuştur.
Davacı vekili tarafından dosyaya ibraz edilen dava dilekçesi ve beyan dilekçeleri arasında çelişkiler olması sebebiyle davanın esasına girilerek yargılamaya yapılabilmesi amacıyla 03/10/2023 tarihli celsesinde davacı vekiline "2-Yapılan kontrolde dava dilekçesinde "Keşidecisi... San. ve Tic. A.Ş. Lehtarı ... Ticaret Ltd Şti. olan 25.12.2022 keşide tarihli 7.396,96 TL bedelli ... seri numaralı çekin Davalı şirket tarafından kötü niyet ile ele geçirilmiş olması nedeni ile istirdatı, müvekkilin davalıya borçlu olmadığının tespiti ve ödenen bedelin iadesi" isteminin dava konusu olarak belirtilmiş olmasına rağmen dosyaya sunulan 16.08.2023 tarihli beyan dilekçesinde davanın konusu olarak " Keşidecisi... San. ve Tic. A.Ş. Lehtarı ...ve Ticaret Ltd Şti. olan 25.12.2022 keşide tarihli 5.321,69 TL bedelli ... seri numaralı çekin Davalı şirket tarafından kötü niyet ile ele geçirilmiş olması nedeni ile istirdatı, müvekkili davalıya borçlu olmadığının tespiti ve ödenen bedelin iadesi" isteminin belirtilmiş olması üzerine dava konusu yapılan çeklerin farklı olduğu görülmekle DAVACI VEKİLİNE;
-işbu davaya konu edilen çek bakımından talep sonucunu açıklamak üzere,
-Dava konusunun 25.12.2022 keşide tarihli 5.321,69 TL bedelli ... seri numaralı çek olduğunun belirtilmesi ihtimalinde dava konusunun tamamen değişecek olması sebebiyle hukuki nitelendirme hakime ait olduğunda söz konusu talebin davanın tamamen ıslahı olarak kabul edileceğinden işbu duruşma tarihinden itibaren davasını tamamen ıslah edip etmediğine dair beyanda bulunmak üzere
işbu duruşma tarihinden itibaren HMK m.31 hükmü kapsamında 2 haftalık süre verilmesine,
3-(2) nolu ara karar gereğince beyanda bulunmak süresinin son günü olan 17.10.2023 tarihine kadar beyanda bulunularak davanın tamamının ıslah edildiğinin açıklanması halinde 6100 Sayılı HMK'nın Davanın tamamen ıslahı başlıklı 180. Maddesinin "(1) Davasını tamamen ıslah ettiğini bildiren taraf, bu bildirimden itibaren bir hafta içinde yeni bir dava dilekçesi vermek zorundadır. Aksi hâlde, ıslah hakkı kullanılmış sayılır ve ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edilir.
" şeklindeki düzenlemesi uyarınca yeni bir dava dilekçesinin ibraz etmek üzere bildirim tarihinden itibaren 1 haftalık kesin süre verilmesine, süresi içerisinde yeni bir dava dilekçesinin ibraz edilmemesi halinde dava açılırken ibraz edilmiş olan dava dilekçesi üzerinden davaya devam olunacağının ve ıslah hakkının kullanılmakla tüketilmiş sayılacağının davacı vekiline ihtarına (ihtar edildi)," şeklinde süre verilerek usulüne uygun şekilde ihtar edilmiş olduğu, davacı vekili tarafından sunulan 17.10.2023 tarihli beyan dilekçesinde özetle; "Tarafımızca Sayın Hakimliğiniz nezdinde 19.07.2023 tarihinde ikame edilen dava ikame edilirken taraf sıfatı UYAP sistemine doğru girilmişse de bu dava ile beraber bir seri dava ikame edildiği için dilekçe ek olarak yanlış eklenmiş; taraf ve istirdadı istenen çek bilgileri hatalı olmuştur. İş bu maddi hata tarafımızca neden sonra farkedilip tarafa ilişkin beyanda bulunulmuşsa da çek bilgileri düzeltmesi yapılmamıştır. İş bu gelişmeler üzere 03.10.2023 tarihinde görülen celsede çek bilgilerini düzeltmek için davayı ıslah edip etmeyeceğimize dair beyanda bulunmak üzere süre verilmiştir. İş bu beyan süresi içerisinde davayı tamamen ıslah ettiğimizi bildirir, istirdadı talep edilen çek bilgilerini "Keşidecisi... San. ve Tic. A.Ş. Lehtarı ...ve Ticaret Ltd Şti. olan 25.12.2022 keşide tarihli 5.321,69 TL bedelli ... seri numaralı çek" Şeklinde ıslah ederiz. Islah beyanının akabinde bir hafta içerisinde dava dilekçesinin sunulacağını bildiririz." şeklinde beyanda bulunulmuş ise de süresi içerisinde yeni bir dava dilekçesinin ibraz edilmemiş olduğu görülmüştür.
6100 Sayılı HMK'nın "Davanın tamamen ıslahı" başlığını taşıyan 180. Maddesinin "(1) Davasını tamamen ıslah ettiğini bildiren taraf, bu bildirimden itibaren bir hafta içinde yeni bir dava dilekçesi vermek zorundadır. Aksi hâlde, ıslah hakkı kullanılmış sayılır ve ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edilir." şeklindeki amir hükmü uyarınca somut olaya bakıldığında her ne kadar davacı vekili tarafından davaya konu çeke ilişkin bilgiler bakımından beyanda bulunulmuş ise de HMK m.119 hükmü uyarınca gerekli şartları taşıyan dava dilekçesinin mahkememize ibraz edilmediği, sunulan dilekçe içeriğinde hukuki olaylar, dayanaklar, deliller, açık bir talep sonucu belirtilmediği görülmekle ıslah hakkının kullanılmakla tüketilmiş sayılmasına ve dava açılırken mahkememize ibraz edilmiş olan dava dilekçesi üzerinden, söz konusu dava dilekçesinde belirtilen çek ve hukuki olaylar göz önünde bulundurularak yargılamaya devam olunmasına karar verilmiş olup yapılan kontrolde dava dilekçesinde işbu çek istirdadı- menfi tespit istemli davaya konu edilen "Keşidecisi... San. ve Tic. A.Ş. Lehtarı ... Ticaret Ltd Şti. olan 25.12.2022 keşide tarihli 7.396,96 TL bedelli ... seri numaralı çekin davalı şirket tarafından kötü niyet ile ele geçirilmiş olması nedeni ile istirdatı, davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ve ödenen bedelin iadesi" istemi bakımından yapılan kontrolde davaya konu edilen çekin davacı ...ve Ticaret Ltd Şti. İle herhangi bir bağının bulunmadığı, lehtarının dava dışı 3. Kişi konumunda olan ... Ticaret Ltd Şti. Olduğu, davacı Fıstıkelinin aynı zamanda keşideci de olmadığı görüldü.
Sıfat, dava konusu kılınan sübjektif hakla davanın tarafları arasındaki ilişkiyi ifade eder ve dava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilmiş kişilerin maddi hukuk bakımından gerçekten hak sahibi veya yükümlü konumunda bulunup bulunmadığına ilişkin bir kavramdır (Tanrıver, Süha: Medeni Usul Hukuku, C. I, Ankara 2016, s. 512). Davacı tarafta yer alan taraf için aktif dava sıfatı, davalı tarafta yer alan taraf için pasif taraf sıfatından söz edilebilir. Uygulamada, "sıfat" yerine "husumet" terimi de kullanılmaktadır. Sıfat, dava şartı olmayıp, itirazdır. Çünkü bir kimsenin hak sahibi veya borçlu olup olmadığı davanın esasına girildikten sonra tespit edilebilir. Ancak sıfat bir itiraz olduğundan, hâkim diğer itirazlar gibi taraf sıfatını da dava dosyasından anlayabildiği sürece kendiliğinden nazara alır. Sıfat, davada taraflardan birinin davaya konu subjektif dava hakkının bulunup bulunmadığı ile ilgili bir husustur. Tarafların sıfatının yargılama sonuna kadar devam etmesi zorunludur. Bu husus mahkemece re’sen göz önünde bulundurulmalıdır. Bir davada, taraflardan birinin, davacı ya da davalı sıfatının (aktif ya da pasif husumet ehliyetinin) olmadığı belirlenirse, artık bu davanın esasının çözümüne girilmeden, davanın husumet yokluğundan reddi gerekir. Bir kişinin belli bir davada davacı ya da davalı sıfatını haiz olup olmadığı şeklinde nitelendirilen husumetin ileri sürülme zamanı yasa ile kabul edilen bir ilk itiraz olmadığı gibi, davalı tarafından ileri sürülmesi gerekli bir def’î de değildir. Davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün veya mahkemece vakıf olunduğu takdirde re’sen nazara alınması gerekli hukukî bir durumdur (Kuru, Baki: Medeni Usul Hukuku El Kitabı, C. I, Ankara 2020, s. 331 vd.; Yargıtay HGK, 24/06/2021, E. 2017/1-1270, K. 2021/846 , §§16-17).
Yukarıda yapılan genel açıklama ve tespit uyarınca davacı Fıstıkeli tarafından davaya konu edilen Keşidecisi... San. ve Tic. A.Ş. Lehtarı ... Ticaret Ltd Şti. olan 25.12.2022 keşide tarihli 7.396,96 TL bedelli ... seri numaralı çekin davacı ile hiçbir bağlantısının bulunmaması, davacının dava açmakta husumetinin bulunmadığı kanaatine varılmakla davacının davasının aktif husumet yokluğundan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere;
1- Davacının davasının aktif husumet yokluğundan REDDİNE,
2-Alınması gerekli olan 427,60-TL karar ilam harcından başlangıçta dava açılırken peşin olarak alınan 269,85-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 157,75-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Yargılama giderlerinin davacı üzerine bırakılmasına,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Taraflar tarafından yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, HMK madde 341 hükmü uyarınca KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/01/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır
+