T.C.
İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/593 Esas
KARAR NO: 2024/51
DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan Semenin Tenzili)
DAVA TARİHİ: 13/12/2022
KARAR TARİHİ: 24/01/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan Semenin Tenzili) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... ile davalı yan arasında, kayıtsız şartsız borç ikrarını içeren, 04.12.2010 tarihli bir sözleşme imzalandığını, sözleşmenin alacaklısının müvekkili ..., borçlusunun ise davalı yan olduğunu, davalının, sözleşmede kararlaştırılan borcunu ödememesi üzerine, müvekkili ...'ın ödenmeyen 1.828.750,00-TL’sı alacağını tahsil etmek amacıyla, 12.03.2014 tarihinde .... İcra Müdürlüğü’nün 2014/... E sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlattığını, davalının icra takibine süresi içerisinde haksız ve kötüniyetli bir şekilde itiraz ederek takibi durdurduğunu, müvekkili tarafından, davalı yanın haksız ve kötüniyetli itirazının iptali için .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/... E sayısına kayıtlı olarak dava açılmış, dava lehe bitmiş ancak istinaf mahkemesinin kararı görevden bozması üzerine, dosyanın .... Asliye Ticaret Mahkemesine gönderildiğini, 14.10.2021 tarih ve 2019/... E, 2021/... K sayılı ilamı ile de davalı yanın itirazı iptal edildiğini, davalının .... İcra Müdürlüğü'nün 2014/... E sayısına konu dosya borcunu temerrüte düştükten tam 8 yıl sonra, 01.03.2022 tarihinde, icra dosyasına ödediğini, davalı yanın haksız ve kötüniyetli itirazı sonucunda, müvekkilinin alacağını 8 yıl sonra tahsil edebildiğini, müvekkili ...'ın alacağı enflasyon, döviz, altın v.b. karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğradığını ve oluşan zararının temerrüt faizi ile karşılanması kesinlikle mümkün olmadığını, davalı borcunu temerrüde düşmeden ödemiş olsaydı, müvekkilin mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan durum arasında ciddi bir fark olduğunu, davalı yanın geç ödemesi sebebiyle oluşan zararın, temerrüt faiziyle karşılanmasının kesinlikle mümkün olmadığını, müvekkilinin temerrüt faizini aşan zararının munzam zararını oluşturduğunu, munzam zararının ne kadar olduğu; müvekkilin alacağına geç kavuşması sebebiyle, temerrüt faizini aşan zararının, her yıl gerçekleşen enflasyon oranı, mevduat ve devlet tahvillerine uygulanan faiz oranları, döviz kurları ve diğer yatırım araçları ile ilgili belgeler resmi kurumlardan getirtilerek, uzman bilirkişiden rapor alınmak suretiyle ortaya çıkacağını, fazlaya ilişkin her türlü hak ve talepleri saklı kalmak kaydıyla; Davamızın kabulüne, müvekkili ...'ın, munzam zararının bilirkişi marifetiyle tespit edilmesine, zararın tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere, şimdilik 10.000,00-TL’sı zararın, işleyecek faizi ile birlikte, (TBK'nun 122. maddesi uyarınca) davalıdan tahsiline ve müvekkili ...'a ödenmesine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin karşı tarafa yüklenilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın belirsiz alacak davası olmadığını, harcın eksik yatırıldığını, dilekçe ekinde sundukları mutalaadan da anlaşılacağı üzere davacının munzam zararına yönelik davalı müvekkilinin zarar vermesinin somut olarak ispatlanamadığı, davacının alacağını geç tahsil etmesinde davalı tarafa sorumluluk yüklenemeyeceği tespitleri yapılarak davalı müvekkilinin zarar verici eyleminin kendinden kaynaklandığı iddialarının dayanaksız olduğunun belirlendiğini, davacı tarafın alacağını karşılayacak miktarda taşınmazlar üzerinde ki hacizler, daha sonra alacaklı tarafından icrai satış yoluyla işleme konularak davacıya ihale edildiğini, devamında tapu tescillerinin davacı ... adına yapıldığını, davalı müvekkilinin munzam zarar davasına konu işlemlerde kusuru olmadığını, davacıyı zarara uğratmadığını hatta munzam zarar davası açan davacıya ihalesi yapılan taşınmazlarda davacının intifa hakkı bulunduğundan tapu tescili anına kadar tüm kira gelirlerinin de davacı tarafından tahsil edildiğini, dilekçesinde açıkladığı tüm nedenlerle davanın reddine, eksik harcın tamamlatılmasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/... esas 2023/... Karar sayılı ve 06/06/2023 tarihli görevsizlik kararı ile mahkememize tevzi edilmekle yukarıdaki esasa kaydı yapılarak yargılamaya devam olundu.
Dava, munzam zarar iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ GEREKÇE:
TTK'nın 5/A maddesinin ilk fıkrası; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." hükmünü, 6325 Sayılı Arabuluculuk Yasası'nın 18/A maddesinin 2. Fıkrası ise; "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir" hükmünü düzenlemektedir.
Somut davada taraflar tacir olup, zorunlu arabuluculuğa tabi davada; dava ilk olarak 13/12/2022 tarihinde asliye hukuk mahkemesinde açılmış, bu mahkemece 06/06/2023 tarihli karar ile davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddine, görevli mahkemenin İstanbul Ticaret Mahkemesi olduğuna karar verilmiş, ilgili ilam 11/09/2023 tarihinde kesinleşmiş ve dosya 12/09/2023 tarihinde mahkememiz esasına kaydedilmiştir. Davacı vekili tarafından dosyaya sunulan arabulucuk evrakları incelendiğinde ise davacının 19/12/2023 tarihinde arabulucuğa başvurduğu, anlaşamama tutanağının ise 30/12/2023 tarihinde düzenlendiği görülmüştür.
Mahkememiz dosyanın görevsiz mahkemede karara çıktığı ve kesinleştiği tarih, mahkememiz esasına kayıt tarihi ve davacı tarafça arabuluculuk başvuru tarihi birlikte değerlendirildiğinde huzurdaki davada arabuluculuk yoluna başvurulmadan dava açıldığının anlaşıldığı, anılan eksikliğin görevsiz mahkemece görevsizlik kararı verildikten sonra dosyanın henüz mahkememize gelmemiş olduğu aşamada da giderilmediği, bu durumda 6325 Sayılı Yasanın 18/A.2 fıkrasının son cümlesi uyarınca davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerektiği, anılan düzenleme emredici nitelikte olup, arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğinden, sonradan arabuluculuğa başvurulmuş olmasının da bu eksikliği gidermeyeceği anlaşıldığından davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (Benzer mahiyette İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi 2022/2051 E., 2022/1549 K., ... Mahkemesi ... Hukuk Dairesi 2023/... E.2023/... K., ... Mahkemesi ... Hukuk Dairesi 2022/... E., 2022/... K.)
Ayrıca dava açıldığı tarihten sonrasında mahkememizce davacı tarafa arabulucuya başvurulması için bir süre verilmeksizin arabuluculuğa başvurulduğu ve Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeme yapıldığı anlaşıldığından, ödenen arabuluculuk ücretinin yargılama giderinden sayılacağı ve davacının aynı taleple davalıya yeni bir dava açıp açmayacağının belli olmaması karşısında, söz konusu arabuluculuk ücretinin eldeki davada hüküm altına alınması gerektiği kanaatine varılmış bu nedenle aşağıdaki şekilde değerlendirme yapılmıştır. (Aynı mahiyette ... Mahkemesi ... Hukuk Dairesi 2023/... Esas 2023/... K. Sayılı kararı)
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmadığı anlaşıldığından davanın arabulucuk dava şartı yokluğu nedeniyle 6100 s. HMK'nın 115. Maddesi gereği USULDEN REDDİNE,
2 - Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 170,78 TL harcın mahsubu ile bakiye 256,82 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına.
3- Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4- Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 7/2.maddesi uyarınca 1.600,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
5- Davalı tarafça yapılan 250,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6- Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep edilmesi halinde kendilerine iadesine,
7- Suçüstü ödeneğinden ödenen 3.120,00 -TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
Dair, hazır bulunan tarafların yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ... Mahkemesi'nde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/01/2024
Katip ...
(e-imza)
Hakim ...
(e-imza)